Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Can
Roman, etkileyici bir şekilde başlıyor; ancak sona doğru yavaşlıyor ve sıradanlaşıyor. Son 15-20 sayfa ise başlangıçta beklenen bir son değil, okuyucuyu tatmin etmiyor.
Baskı: Nuh'suz Tufan
Yazar, tüm kutsal kitaplarda ve mitolojilerde bahsi geçen Tufan hikayesinin etkileyici ve farklı bir çeşidini sunuyor okurlara. Sade, okuru yormayan bir dille roman boyunca Nuh'u, Abraham'ı ve Gılgamış'ı takip ediyoruz. Üç karakterin beklenmeyen bir şekilde bir araya gelişine tanık oluyoruz. Özellikle Kuran, İncil ve Tevrat'dan, ayrıca Gılgamış Destanından yapılan alıntılardan oluşan bölümler, metinlerarasılık bakımından kitaba güç katıyor. Kitabın felsefi-kültürel yönü ile öne çıkıyor.
Baskı: Kendini Kanatan
Güze adanmış bir kitap. Bir kez okumak yetmeyebilir. Hele güz, sizi bekliyorsa...
Baskı: İmkansızın Şarkısı
Sıradan insanların sıradışı hayatları... Murakami, yine kendine has üslubuyla ölüm-intihar-aşk üçgeninde geçen olayları anlatmış. Romanda, gerilim-macera-olay öğeleri fazla değil; yani hareketli ve sürükleyici bir roman sayılmaz. Ama karakterlerin yaşadıkları, düşündükleri, duyguları, umutları ve umutsuzlukları derin ve etkileyici bir şekilde işlenmiş. Şu ana kadar okuduğum en iyi Murakami romanı.
Baskı: Kopyalanmış Adam
Bana inanılmaz bir okuma deneyimi yaşattı bu roman. Şöyle anlatıyım: İlk iki yüz sayfa yavaş ve durgun; üstelik bu durgunluğa Saramago'nun kendine özgü yazım stili ve müdahaleleri de eklenince, roman işkenceye dönüşüyor. Öyle ki, bir Saramago hayranı olmama rağmen, kitabı ikiyüzlü sayfalarda bırakmayı düşündüm. Rahmetli Saramago hatrına kitabı bitirmeye karar verdim; iyi ki öyle yapmışım; zira son elli sayfada olaylar öyle hızlanıyor ki, önceki ikiyüz elli sayfanın kasıtlı bir şekilde yavaş ve durgun olduğunu anlıyorsun, bir nevi fırtına öncesi sessizlik gibi. Son elli sayfayı okurken, kitabın hem bitmesini hem de bitmemesini istiyorsun ve son sayfada tokadı yiyorsun. Bu roman, vaad ettiklerini hemen vermeyen, okurun sabrını deneyen ve sabırlı olanlara mükafatını fazlasıyla veren muhteşem bir kitap. Son olarak, bu romandan mükemmel bir film olur. Filmi çekilmemişse, büyük kayıp.
Baskı: Tanrı'nın Yalnız Kırları
Öykülerde Serkan Türk'ün şair yönü gayet iyi hissediliyor. Tabii, bu durum öykülere renk katıyor ve öyküleri daha etkileyici hale getiriyor. Bu arada, kitabın kapağı şu ana kadar gördüğüm en iyi kitap kapaklarından biri. Kitabı ellerinin arasında tutmak bile güzel.
Baskı: Çıt Yok
Sürükleyici bir kitap, özellikle romanın dili ilgimi çekti: Ne macera öğeleri barındırmasına rağmen basit-sıradan, ne de felsefi-toplumsal öğeler barındırmasına rağmen ağdalı-karmaşık bir dili var. Romanın bölüm başlıkları şahane, şu ana kadar romanlarda gördüğüm en iyi başlıklardan. Romanın Eyüp Vampiri, Pire gemi kazası, dövüş horozları, arı-adam gibi kısımları gayet etkileyici. Bir daha dövüş horozu kelimesini duyduğumda, mutlaka aklıma bu kitap ve kitapta geçen Kürt aşiretinin muhteşem dövüş horozları gelecek.
Baskı: Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra
İlginç bir kitap, ilk okuyuşumda ellinci sayfaya kadar okuduğumdan bir şey anlamadım, her şey karman çorman, olaylar alakasız gibi geldi; ama sonra her şey yerli yerine oturmaya başlayınca, okuduğumdan keyif almaya başladım, hatta kitap bitmesin istedim. Kitabı bitirdikten sonra, ilk elli sayfayı tekrar okudum. Bu sefer karışıklık gelmedi doğal olarak, her parça yerine oturdu.
Baskı: Gökdelen
Kitapta ilk dikkatimi çeken şey kitaptaki olayların 2070'ler Türkiye'sinde geçiyor olmasına rağmen, teknolojik bakımdan olması muhtemel yeniliklerin romanda gözükmemesi. Romanda küçük uçaklara benzeyen mekikler, şehri kaplayan gökdelenler, doğaya dönen yılkı insanları gibi bilimkurgu öğeleri var; ancak sınırlı, kapsamlı değil. Bunun bir sebebi, Gökdelen romanının bilimkurgu değil eleştiri ağırlıklı olması olabilir. Romanda ülke yönetimi, yargı, özelleştirme gibi konularda sıkı eleştiriler var. Bu eleştiriler kitabın çoğunluğunu kaplıyor ve romana didaktik bir hava katıyor. Özellikle başbakan Mevlüt Doğan'ı okurken günümüzden çok iyi tanıdığınız birini anımsayabilirsiniz.
Baskı: Dünya Vatandaşı
Bu seçkideki her öykü ortalamanın üstünde, keyifle okuyacağınız öyküler. Ben özellikle "Kader Yolları" öyküsüne hayran kaldım, kurgusuyla seçkideki diğer öykülerden ayrılıyor. Her öykünün sonu, bitişi sizi şaşırtabilir, güldürebilir, gülümsetebilir. Zaten O.Henry'nin öykülerindeki şaşırtıcı sonlar yazarın alamet-i farikası. Ancak O.Henry'nin on-on beş öyküsünü art arda okuduktan sonra, öykülerin benzer tarzda sonlanışından sıkılabilirsiniz.
Baskı: Mutfak Çıkmazı
Anladığım kadarıyla yayımlanan ilk romanı, okuduğum diğer romanlarına göre zayıf bir kurgusu var.
Baskı: Bütün Kozmokomik Öyküler
Kitabın ilk kısmındaki Ay ile ilgili öyküler tek kelimeyle mükemmel. İkinci kısım olan Sıfır Zaman öyküleri o öykülerin yanında çok sıradan kalıyor. Üçüncü bölümdeki yeni kozmokomik öyküler ise ilk kısımdaki öyküler kadar etkileyici değil. Kitap sadece ilk kısımdaki öykülerden oluşsaydı, bence dört dörtlük bir kitap olurdu.