Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: İmkansızın Şarkısı
Sıradan insanların sıradışı hayatları... Murakami, yine kendine has üslubuyla ölüm-intihar-aşk üçgeninde geçen olayları anlatmış. Romanda, gerilim-macera-olay öğeleri fazla değil; yani hareketli ve sürükleyici bir roman sayılmaz. Ama karakterlerin yaşadıkları, düşündükleri, duyguları, umutları ve umutsuzlukları derin ve etkileyici bir şekilde işlenmiş. Şu ana kadar okuduğum en iyi Murakami romanı.
Baskı: Kopyalanmış Adam
Bana inanılmaz bir okuma deneyimi yaşattı bu roman. Şöyle anlatıyım: İlk iki yüz sayfa yavaş ve durgun; üstelik bu durgunluğa Saramago'nun kendine özgü yazım stili ve müdahaleleri de eklenince, roman işkenceye dönüşüyor. Öyle ki, bir Saramago hayranı olmama rağmen, kitabı ikiyüzlü sayfalarda bırakmayı düşündüm. Rahmetli Saramago hatrına kitabı bitirmeye karar verdim; iyi ki öyle yapmışım; zira son elli sayfada olaylar öyle hızlanıyor ki, önceki ikiyüz elli sayfanın kasıtlı bir şekilde yavaş ve durgun olduğunu anlıyorsun, bir nevi fırtına öncesi sessizlik gibi. Son elli sayfayı okurken, kitabın hem bitmesini hem de bitmemesini istiyorsun ve son sayfada tokadı yiyorsun. Bu roman, vaad ettiklerini hemen vermeyen, okurun sabrını deneyen ve sabırlı olanlara mükafatını fazlasıyla veren muhteşem bir kitap. Son olarak, bu romandan mükemmel bir film olur. Filmi çekilmemişse, büyük kayıp.
Baskı: Tanrı'nın Yalnız Kırları
Öykülerde Serkan Türk'ün şair yönü gayet iyi hissediliyor. Tabii, bu durum öykülere renk katıyor ve öyküleri daha etkileyici hale getiriyor. Bu arada, kitabın kapağı şu ana kadar gördüğüm en iyi kitap kapaklarından biri. Kitabı ellerinin arasında tutmak bile güzel.
Baskı: Çıt Yok
Sürükleyici bir kitap, özellikle romanın dili ilgimi çekti: Ne macera öğeleri barındırmasına rağmen basit-sıradan, ne de felsefi-toplumsal öğeler barındırmasına rağmen ağdalı-karmaşık bir dili var. Romanın bölüm başlıkları şahane, şu ana kadar romanlarda gördüğüm en iyi başlıklardan. Romanın Eyüp Vampiri, Pire gemi kazası, dövüş horozları, arı-adam gibi kısımları gayet etkileyici. Bir daha dövüş horozu kelimesini duyduğumda, mutlaka aklıma bu kitap ve kitapta geçen Kürt aşiretinin muhteşem dövüş horozları gelecek.
Baskı: Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra
İlginç bir kitap, ilk okuyuşumda ellinci sayfaya kadar okuduğumdan bir şey anlamadım, her şey karman çorman, olaylar alakasız gibi geldi; ama sonra her şey yerli yerine oturmaya başlayınca, okuduğumdan keyif almaya başladım, hatta kitap bitmesin istedim. Kitabı bitirdikten sonra, ilk elli sayfayı tekrar okudum. Bu sefer karışıklık gelmedi doğal olarak, her parça yerine oturdu.
Baskı: Gökdelen
Kitapta ilk dikkatimi çeken şey kitaptaki olayların 2070'ler Türkiye'sinde geçiyor olmasına rağmen, teknolojik bakımdan olması muhtemel yeniliklerin romanda gözükmemesi. Romanda küçük uçaklara benzeyen mekikler, şehri kaplayan gökdelenler, doğaya dönen yılkı insanları gibi bilimkurgu öğeleri var; ancak sınırlı, kapsamlı değil. Bunun bir sebebi, Gökdelen romanının bilimkurgu değil eleştiri ağırlıklı olması olabilir. Romanda ülke yönetimi, yargı, özelleştirme gibi konularda sıkı eleştiriler var. Bu eleştiriler kitabın çoğunluğunu kaplıyor ve romana didaktik bir hava katıyor. Özellikle başbakan Mevlüt Doğan'ı okurken günümüzden çok iyi tanıdığınız birini anımsayabilirsiniz.
Baskı: Dünya Vatandaşı
Bu seçkideki her öykü ortalamanın üstünde, keyifle okuyacağınız öyküler. Ben özellikle "Kader Yolları" öyküsüne hayran kaldım, kurgusuyla seçkideki diğer öykülerden ayrılıyor. Her öykünün sonu, bitişi sizi şaşırtabilir, güldürebilir, gülümsetebilir. Zaten O.Henry'nin öykülerindeki şaşırtıcı sonlar yazarın alamet-i farikası. Ancak O.Henry'nin on-on beş öyküsünü art arda okuduktan sonra, öykülerin benzer tarzda sonlanışından sıkılabilirsiniz.
Baskı: Mutfak Çıkmazı
Anladığım kadarıyla yayımlanan ilk romanı, okuduğum diğer romanlarına göre zayıf bir kurgusu var.
Baskı: Bütün Kozmokomik Öyküler
Kitabın ilk kısmındaki Ay ile ilgili öyküler tek kelimeyle mükemmel. İkinci kısım olan Sıfır Zaman öyküleri o öykülerin yanında çok sıradan kalıyor. Üçüncü bölümdeki yeni kozmokomik öyküler ise ilk kısımdaki öyküler kadar etkileyici değil. Kitap sadece ilk kısımdaki öykülerden oluşsaydı, bence dört dörtlük bir kitap olurdu.
Baskı: Hamlet
İçinde hazineler barındıran bir eser. Kelime oyunları, göndermeler, kurgu, diyaloglar takdire şayan. Bir defa okumakla olmayacak kitaplardan.
Baskı: Bıyık Söylencesi
Romanın ilk yarısı okura eğlenceli bir okuma serüveni sunarken, ikinci yarısı daha karamsar, trajik bir okuma sunuyor.
Baskı: Lütfen Sessiz Olur Musun, Lütfen?
Raymond Carver'ın bu kitabını çok yüksek beklentilerle alıp okudum; ama kısa öykü seven biri olarak, ne yazık ki bu kitabı beğenmedim. Öykülerde ne bir macera var ne de etkileyici dil oyunları. Genellikle hayatın bir anını ele alıyor ve onu olduğu gibi anlatıyor. Çehov, Gogol gibi yazarların etkileyici, vurucu öykülerine alıştıktan sonra, Carver'ın kirli gerçekçi öykülerini bir türlü beğenemedim.
Baskı: Filin Yolculuğu
Jose Saramago, bu kitapta Avrupa'da geçmiş tarihi bir olayı kendine has üslubuyla anlatıyor. Olay kısaca şöyle: Hindistan'dan Portekiz kralına getirilmiş Süleyman adında bir fil, hediye olarak Avusturyalı bir arşidüke hediye ediliyor. Kitap, fil Süleyman'ın Portekiz'den Viyana'ya kadar süren yolculuğunu kapsıyor. Saramago yine eleştirel dilini kullanarak; kiliseye, dine, krallığa iğnelemeler yapıyor. Tabii, yine Saramago'nun kendine has dilbilgisi ve anlatım özellikleri bu kitapta da mevcut: Diyalogların tırnak içine alınmaması, bu dedi şu dedi tarzının kullanılmaması gibi. Saramago sevenler için bu kitap bence sadece atıştırmalık olabilir. Diğer kitaplarına göre daha sade ve daha kısa. Yine de okumaya değer.
Baskı: Sarı Yazma
Sarı Yazma, otobiyografik bir roman olma özelliğinden ötürü hem Rıfat Ilgaz'ın kişisel yaşam öyküsünü hem de Rıfat Ilgaz'ın gözünden Türkiye tarihini anlatıyor. Rıfat Ilgaz, Osmanlı'nın son günlerini, Kurtuluş Savaşı'nı, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk günlerini, Tek Parti dönemini, Demokrat Parti dönemini bu romanıyla anlatıyor. Onun eleştirel, toplumcu bakışıyla o günleri görmek gayet yararlı ve öğretici. Ama romanı okurken bir yandan da ciğeriniz sızlıyor: Hababam Sınıfı'nın ve onlarca eserin yazarı, şair, aydın ve öğretmen Rıfat Ilgaz, gençliğini hapishanelerden hastanelere gidip gelerek harcıyor. Tek suçu halkını, sınıfını düşünmesi ve boyun eğmemesi.
Baskı: Bir Acıya Kiracı
Mutlaka okunması, hatta defalarca okunması gereken bir kitap ve şair.
Baskı: 100 Soruda Türkiye Komünist Partisi
Türkiye Komünist Partisi'nin sosyalist devrimci ideolojisini anlamak ve bu ideoloji üzerinden günümüzdeki olaylara ve sorunlara bakışını, bu sorunlara karşı sunduğu çözümleri anlamak için okunması gereken bir kitap. Genelde komünizm, özelde TKP hakkında herkesin aklına gelebilecek basit ama önemli sorulara açık ve net cevaplar veriliyor. Bazı sorular şöyle: *TKP din düşmanı mı? *Sosyalist bir düzende herkese iş güvencesi nasıl sağlanacak? *Sosyalizm ölmedi mi? *Komünist ismi insanları ürkütmüyor mu? Bunun gibi yüz soru aracılığıyla bence TKP ve komünistlerin siyasi bakışı hakkında az çok bilgi edinebilir.
Baskı: Yatak Odasında Felsefe
18 yaşından küçükler katiyen okumamalı. Büyükler ise okumadan önce bir daha düşünmeli. :)
Baskı: Veba
Veba, 20. yüzyıl roman sanatının zirvelerinden biri. Albert Camus'nün "absürt felsefesi"ni öğrenmenin en iyi yolu bu kitabı okumak. Camus'nün felsefesini idrak etmek ve etkileyici dilini görmek için mutlaka okunması gereken bir roman.
Baskı: Kucaklaşmanın Kitabı
Darbe ve diktatörlük dönemlerinde geçen hikayeler bize, toplumumuza fazlasıyla tanıdık. Kimi öyküler, anekdotlar unutulmayacak kadar çarpıcı, etkileyici. Kitaptaki çizimler de yazara aitmiş. Çizimleri de gayet iyi, kitaba farklı bir renk, hava katmış.
Baskı: Benim de Söyleyeceklerim Var!
Umut Sarıkaya karikatürlerini beğenenler mutlaka bu kitaptaki öyküleri de okumalılar.
Baskı: Ana
Rus halkının ve bir Ana'nın hayatının ve hayata bakış açısının devrimci bir şekilde değişimi ve gelişimini konu alan bir kitap.
Baskı: Komünist Manifesto
Her devrimcinin, komünistin başucu kitabı. Güncelliğini koruyan, bu köhne düzenin işleyişini gözler önüne seren ve kurtuluşa doğru yol gösteren bir şaheser.
Baskı: Rüya Günlüğü
Hepimizin ara ara aklından geçen bir soruyu "Ya benim hayatım da başkasının gördüğü bir rüyaysa" konu alan bir oturuşta bitirmelik sürükleyici bir roman. Özellikle sonlara doğru gerilim etkisi tavan yapıyor. Bu konularda "rüya" hassas olanlar bence okumadan önce bir kez daha düşünmeliler.
Baskı: Uyandırılmış Toprak
Devrimin sadece siyasi iktidarı ele geçirmekle bitmediğini, asıl mücadelenin devrimden sonra başladığını anlatan; asıl zor olanın "yeni insanı" ve yeni toplumu yaratmak olduğunu gösteren mükemmel bir roman. Genç SSCB'yi ve bu ülkeyi ayağa kaldıran Kolektivizasyon sürecini her yönüyle bir daha unutmamacasına anlamak için bu Sovyet romanı mutlaka okunmalı.