
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Aşkın Müziği (Stage Dive #1)
Aşkın Müziği - Kylie Scott Kitabı ilk gördüğümde Günahkarlar Turnede serisi aklıma geldi ne yalan söyleyeyim :) Ama daha ilk 10 sayfadan sonra yine önyargılı davrandığımı farkettim :) Bu seri Günahkarlara göre daha usturuplu kesinlikle :)))). Evelyn 21.doğum günü partisini Vegas'ta kutlamaya karar verir ve kutlar da, ancak sabah uyandığında evlilik yüzüğü parmağında karat karat parlayan bir pırlanta ile uyanır :) Evelyn, uyandığında neler olduğunu (kendisi ile evlendiğini) hatılamadığını anlayınca deliye dönen ultra yakışıklı dövmeli genci gözü bir yerden ısırıyor ama tam çıkaramıyor . Muhtşem.. 21.yaş gününde Vegas'ta tüm vücudu dövmeli bir serseriyle evlenmişti.. .! Genel olarak güven duygusu üzerine yazılmış bir kitap. Zevkle okunulabilir :) "Ellerini cebine sokmuş kaldırımda duruyordu. Onu görmek, uçurum kenarında durmak gibiydi. İçimden bir ses, "Sonunu boşver, belki de uçabilirsin", diyordu. "Uçamazsan da düşüşün heyecanını yaşarsın". Mantıklı yanımsa, "Bu bir cinayet!" diye bağırıyordu. İnsan delirdiğini hangi noktada anlar? *** “Mal!” “Ne var?” “Aşağıdaki kapıyı kapat ve kilitle,” diye sesleniyor David. “Sakın ne olursa olsun yukarıya gelmeye kalkma. Ben sana gelebilirsin diyene kadar. Anlaşıldı mı?” Bir an sessizlik oldu ve sonra Mal geri seslendi. “Ya bir yangın çıkarsa ne olacak?” “Yan.”
Baskı: Harika Yabancı (The Beautiful Bastard, #2)
Harika Piç'e oranla daha eğlenceliydi bence. Sara'nın Max'e önyargılı davranmasına kızamadım, yıllarca kim aldatılsa bence aynı tepkiyi verirdi. Bir günde okunabilecek ara kitap kategorisine girebilir. :)
Baskı: Harika Piç (The Beautiful Bastard, #1)
Hemen olaya dalmışlar yani höhhh dedim. Onun haricinde Chole'nin iç sesleri ve Bennet'in pislik tavırlarını okumak eğlenceliydi :)
Baskı: Çırılçıplak (Blackstone, #1)
Kapaktaki resme gel resmeeee :) Brynne okul masraflarını karşılamak için fotoğrafçı arkadaşlarından birine kapaktaki pozu verir.. Resmin sergilendiği sergide Ethan ile karşılaşmasının ardından onun çekimine karşıkoyamaz. Ethan'ın ısrarcı ve sahiplenici tavırları ile Brynne kendini Ethan'a kaptırmış bulur. Geçmişinden gelen karanlık sırlar yüzünden Ethan ile ilişkiye başlamaya hazır değildir. Ethan'ın çabaları ile gerçekbir ilişkiye adım atarlar ve sırlar açığa çıkmaya başlar.. Kısacık bir hikaye, seriymiş ve devamını okumak isterim. Açık seçik sahneleri biraz fazla. Özellikle bu kadar kısa bir kitaba göre. *** Sanırım beni incitebileceği her şey için Ethan'ı affedebilirdim. Ve bu benim en büyük hatamdı. *** "... Seni işe bırakmak ve çıkış vakti geldiğinde işten almak istiyorum. Seninle alışverişe gitmek ve akşam yemeği pişirmek için malzeme satın almak istiyorum. Birlikte televizyon izlemek ve senin kanepeden yanımda uykuya dalmanı istiyorum, böylece seni izleyebilir ve nefesini dinleyebilirim."
Baskı: Direniş (Lux, #5)
Bir serinin daha sonuna geldik.. Sevdiğim seriler biterken genelde üzülürüm ama nedense bu seride üzülemedim. Son kitap Köken'den sonra aradan baya zaman geçtiği için midir nedir bilmiyorum. Çok ergenvari bir seri gibi geldi. Aslında dünyanın sonu gelmişken ıvır zıvır bir sürü yetişkin olayları olmasına rağmen dünyayı çocuklar/ergenler kurtarıyormuş gibi hissettim. Ne yalan söyleyeyim bazı sayfaları atlamak bile geldi içimden. Jennifer'ın sanırım sevdiğim tek serisi Melez Sözleşmeleri. Kitabın içeriği hakkında yorum yapmayacağım malum kitap çok yeni. Okumayanlar çoğunlukta.. Kısaca bahsedecek olursak, Köken kitabı Luxen'lerin inmesi ile Los Angeles şehrinde kıyametin kopmasıyla bitmişti. Luxenlerin bir özelliği var imiş, geldikleri andan itibaren kraliçe arının etrafına toplanır gibi birbirlerini buluyor ve bütün oluşturuyorlarmış. Deamon, Dawson, Dee 3 kardeşte Beth, Katy'yi arkalarında bırakıp, dünyayı işgal etmek üzere olan Luxenlerin safına geçerler ve çok geçmeden işin aslı çözülmeye başlar... Olaylar devam eder gider.. Ve seri biter.. Hoşçakal Deamonn :-x
Baskı: Yolcu (Yabancı, #3)
1000 sayfa kitap mı olur yahu :)) Claire ve Jamie yine olaylar olaylar olaylar... :) Seriye devam..
Baskı: Kehribardaki Yusufçuk (Yabancı, #2)
Kitabın ilk yüz sayfasında Claire'yi yanında kızı Brianna ile okuduğumda yüreğim ağzıma geldi. Nerde Jamie diye sızlandığım sırada Gamze'den hemen tüyoları aldım, rahatladım okumaya devam ettim :P Kitabın başlarında Claire olayların başladığı yere kızıyla birlikte gelmiştir ve kızına gerçek babasının Frank değil Jamie olduğunu itiraf etmiştir. Brianna babasının Frank olduğu konusunda ısrar ediyor ve dolayısıyla annesine kızgın.. İlerleyen bölümlerde Claire'in neden dönmek zorunda kaldığı yeralıyor, Jamie ile ayrılmaları bölümünde çok üzüldüm. Zavallı Jamie, ne çektin be.. ! :) Bir an önce seriyi tamamlayıp dizisini takip etmek istiyorum o yüzden şimdi 800 küsür sayfanın özetini uzunn uzun yazamayacağım. Kısaca okumayanlara tavsiye ediyor ve sıradaki kitap Yolcu'ya başlıyorum. 1000 sayfaya başlıyorum :)) *** "Claire'in aziz eşi," diye okumaya devam etti. "Evet, onu tanıyorum," dedi yumuşak bir sesle, Roger onu zor duyuyordu. "Ben Calire. O da benim eşim." Sonra dönüp kızının yüzüne baktı. Bembeyaz olmuştu ve adeta şoka girmişti. "Ve senin de baban," dedi. *** "Seni düşündüğüm zaman ilk aklıma gelen kelime 'zarif' değil." Kolunu belime doladı, diğer elide ipek kalplı kolumun üstündeydi. Sıcacıktı. "Ama seninle ruhumla konuşuyor gibi konuşuyorum" dedi ve yüzümü kendisine doğru çevirdi. Uzandı ve yüzümü elleri arasına aldı. Parmakları şakaklarımı hafifçe kavrıyordu. "Ve Sessenach," diye fısıldadı, "senin yüzün benim kalbim". *** Örtüyü tahta küvetin içine koymak için arkamı döndüm ve hiç düşünmeden başka bir şey daha söyledim. "Bacaklarımı da aldırdım". Hemen ona baktım. "Bacakların kokmuyordu" dedi. Döndüm ve eteğimi dizlerimin yukarısına kadar çektim. "Ama çok daha güzel görünüyorlar" dedim. "Güzel ve yumuşak, kıllı maymun Harry gibi değil". Kendi kıllı bacaklarına baktı. "Ben kıllı maymun muyum?" "Sen değil ben!" sinirlenmeye başlamıştım. "Benim bacaklarım seninkilerden daha kıllı!". "Tabi ki öyle olacak sen erkeksin!" *** "Dougal haklı, bu tek şansımız!" Çaresiz bir şekilde bana baktı, yüzünde acı ve korku vardı. "Ne de olsa ben bir ingilizim." dedim. Hüzünlü bir gülümsemeyle yüzüme dokundu. "Öyle mo duinne. Ama sen benim İngilizimsin" dedi.
Baskı: Yabancı (Yabancı, #1)
Kitabı anlatmaya kalkışmayacağım zira kitap 800 küsür sayfa.. Kısaca anlatacak olursam baş karakterimiz Claire doğaüstü bir taş anıt topluluğunun yanında zamanda 200 yıl geriye gitmiştir. Önce yaşadığı panik, olayları kavrayabilmesi baya zamanını alıyor. Medeniyetin içinden barbarların ve vahşi hayatın içerisine düşmüştür. Hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Her ne kadar Collum'un klanı kendisine sahip çıksa da kimse tam anlamıyla Claire'ye güvenmemektedir. İngiliz olması, nereden geldiğinin bilinmemesi ve hanımefendi tavırları ile oldukça dikkat çekmekte ve tehdit oluşturmaktadır. Jamie bu mücadelesinde en büyük yardımcısıdır ancak Jamie'ninde uğraştığı büyük problemler vardır, kendi adını bile kullanamamaktadır. Peşindeki ingilizler başına büyük bir ödül koymuş durumdadır. Karşılıklı çıkar ilişkisi içinde Jamie ile Claire'in evlenmesi uygun görülür... Böyle yüzeysel anlattığıma bakmayın, kitabın bunlar en baş kısımları. Asıl olaylar evlenmelerinden sonra baş göstermektedir. Kitap boyunca bir sürü biyolojik ve tarihi bilgi edindim. :) Jamie'ye gerçekte nereden geldiğini anlattığı zaman, Jamie'nin Claire'i evine ve kocasına dönmesi için yeniden anıt taşların yanına götürüp bıraktığı sahne en etkilendiğim sahnelerden birisi. Jamie'ninki büyük bir fedakarlık.. Birbirleri için büyük mücadele verdiler, ikinciye başlamak için sabırsızlanıyorum. Anlatılması gereken çok olay var ama ben anlatamayacağım. Sadece güzel bir seriye başladığımı biliyorum. Okumadıysanız tavsiye ederim. ---- "Onun omzuna gömüldüm, başım düşmüştü zaten. Ona son bir kez sormayı başardım. "Bana gerçekten inanıyor musun Jamie?" Derin bir nefes alıp pişmanlık dolu bir yüzle bana baktı. "Evet sana inanıyorum Saksonyalı. Ama cadı olsaydın herşey daha kolay olacaktı. "
Baskı: Duygu (Bir Türk Masalı, #1)
3 devenin yüzündeki tebessüm, kalplerindeki sevginin kaynağı Duygu.. İstanbul'un belalı camianın gözü kara adamı Sado (Sedat) ve iki sağ kolu, kanı canı Bekir ve Ali. Her birinin geçmişinde yatan ortak nokta öksüzlük. Duygu'nun babası Savcıdır ve tam bir görev adamı olarak tehditlere boyun eğmeden işini yaptığı için bir kaç adamın damarına bastığından Duygu henüz 17-18 yaşlarında iken kaçırılır ve iki ay boyunca acımasızca işkencelere maruz kalır. Sedat, Ali ve Bekir onu kurtardıklarında ölmek üzeredir ve Sedat'ın sevgisi ve şefkatiyle hayat bulur. Babasının ölümü ve annesinin babasının hasretine dayanamayıp intihar edişinin ardından ardına bile bakmadan 3 devesiyle yaşamaya başlar. Yıllar geçtikçe Bekir ve Alim diye seslendiği Ali hayatının merkezi, ailesi herşeyi haline gelmiştir ama Sedat'a olan sevgisi daha başka boyutlara ulaşmıştır. Sedat'ın yıllarca kendini sevdiğini anlaması baya bir zamanını aldı Duygu'nun, nihayet kendi sevgisinin ona minnet ve kurtarıcı olmasından öte birşey olduğunu "Bekir candı, Ali kandı, Sedat aşktı" diyerek anlamasının ardından kavuşur bizim iki delimiz.. Sanmayın ki bu iki deli kavuşunca olaylar duruldu.. Nerde.. Asıl kıyamet ondan sonra kopuyor.. Ama ne yalan söyleyeyim kıskandım Duygu'yu. Vay be Sedat sen neymişsin, kız resmen mutluluktan eriyip rögar kapaklarından akacaktı ;D Geçen tüm olaylar için bişeyler yazasım var ama uzatmak istemiyorum yorumumu. Kitapta en nefret ettiğim sahne Alim'in Aslı'ya vurduğu sahne, en beğendiğim sahne ise yaz yaz bitmez qulkjsd 662 sayfayı 24 saatte çok keyifle okutan bir kitap.. Benim ennn sevdiğim Türk yazarları kategorisinde [color=red]1.sırayı[/color] yerini almış bulunmakta. Romantizm, Heyecan, Macera, Kıskançlığın Dibi, Aşkın Tavan yaptığı bu kitabı okumadan geçmeyin kitap canavarları :) Tabiki son olarak: Zevkler ve Renkler diyorum ;) "Sedat, 'Artık in istersen' dediğinde, 'Rahatım ben' dedim huysuzca. Güldüğüne yemin edebilirim, çünkü Alim gülmüyor, böğürüyordu. 'Abi gelmişken dilini kestirsek ya!' Çok rahat ederiz' dediğinde Sedat, 'İyi fikir' diye onayladı. Sinirle ona bakıyordum ama inatla kucağında kaldım. Üç takım elbiseliyle gezmek her zaman havalıydı. Sedat'ın kucağında minicik kalıyordum. Karşıdan gelen bir kaç güzel kız bizimkileri süzdüğünde 'Bakalım çocuk hanginizden?' diye bağırınca bizimkiler şok olmuş bir halde bana bakıyorlardı. Bekir aptala bağlamıştı. Alim, 'duygu yemin olsun dilini harbiden kestiririm ha!' dedi. Sedat'sa kulağıma eğilip 'Benden' deyince mal gibi ona bakakaldım. " "İkiyle dördün farkını ayıramazken, aşkı minnetle karıştırmam sanırım normaldi." "Ben Alim'le dertlerimi paylaştım. Bekir'le kelimelerimi! Sen benim ruhumun yarısıydın, hala öylesin. kokunda huzuru buldum. Uykularım seninle pembeydi. Ben seninle hayata tutundum koca kafalı!"
Baskı: Gizemli Adam (Dream Man #1)
Barda tanıştığınız bir adamher gece evinize sessizce girip yanınıza geliyor ve sizde bu durumdan gayet memnun birşekilde 1,5 yıl sürdürüyorsunuz. Ne adını biliyorsunuz ne de hakkında başka bir bilgi.. Gece karanlığında ne kadar görebilirseniz o kadar görüyorsunuz. Birgün, tam bir başbelası olan kızkardeşinin yüzünden çetelerin FBI'ın komandoların olduğu bir belanın içinde bulur kendini.. Evine bir gece yarısı hırsız gibi giren birisi yüzünden evin heryerinde polis kaynarken kapıda onu görür:Yüce GA (Gizemli Adam). ;D Sevgili Yüce GA'mız ve Gwen'in hikayesi çok ama çokkk zevkli ben çokkk beğendim. Hawk'ın (yani GA) Gwen'in tüm hayatını değiştirişi, birbirlerine olan tutkuları okunmaya değer. Kitap ultrasüper yakışıklı erkek kaynıyor ona göre :) Öğrendiğim kadarıyla kitap bir seriymiş. Seride geçen karakterlerin her birinin hayatını ayrı bir kitapta yer vermişler. Benim bir sonraki kitapta okumak istediğim karakter KAOS çetesinin başı Tack'ti. O kadar sevdimki onu, Hawk ile yarışabilir düzeyde.. Çok fazla yazıp yanlıkla spoiler vermek istemiyorum. Size sadece Okuyun diyorum :)
Baskı: Uzun Yağmurlardan Sonra (The Sullivans, #1)
Bitmedi kitap.. Sıkıntıdan patladım. 10 günde okudum yahu... Hani yollardaydım tatildi filan derken birazda ben abartmış olabilirim ama yok yani güzel olsaydı en fazlaaa 3 gün... Güven problemi yaşayan esas kızımızı 5 günde evliliğe ikna eden bi adam var.. yerseniz.. ;D Ben yemedim. ;D yok öyle bi dünya ;D
Baskı: Travma Sonrası Aşk Çarpması
Jess lise birinci sınıfta hemen büyüme ve son sınıf erkeklerinin ilgisini çekmek için son sınıfların partisine katılması ile büyük bit travma yaşar. Neredeyse tecavüze uğrayacaktı.. Neredeyse.. Gray, Jess'in içinde bulunduğu durumu gayet iyi bilmektedir çünkü olayın birinci tanıklarından birisidir.. Yaşadığı korkunç olayı travmanın etkisiyle hatırlamayan Jess'e hiç bir doktor hiç bir terapist iyi gelmemektedir. Jess'e çok çok üzüldüm. İçinizi karartacak sürekli bunalım havasında bir kitap düşünmeyin. Yazar Jess'in "Normalmiş Gibi" olması çabalarını o kadar güzel anlatmış ki hem gülp hem üzülüyorsunuz. Jess'in çok tatlı bir kız kardeşi var, adı Kika. Kika, ablasına "Nasıl normal olunur" listesi yapmıştır. Bu listenin başında İş, sosyal hayat ve sevgili bulunmaktadır. Eğer bu listeyi uygulayamazsa annesi ve babası Jess'in üniversiteye gitmesine izin vermeyeceklerdir. Çünki Jess her gece çığlıklarla uyanmakta, uyumamak için direnmekte, gündüzleri arabasında uyumaya çalışarak geçirmektedir. Jess'in kendini insanlara nasıl görünmek isterse öyle göstermesi çabalarını taktir ettim. Şu aralar en çok ihtiyacım olan yetenek. Kardeşi Kika'nın listesindekileri hayata geçirmek için iş başvurusunda bulunur ve gittiği başvuruda son 2 kişi kalmıştır: Jess ve Gray. Birlikte çalışmaya başlarlar, Gray'in paraya ihtiyacı vardır ve Jess'in de bir işe ve erkek arkadaşa.. Bir anlaşma yaparlar ve olaylar başlar.. Gray'in Jess'e her bakışında kahrolması ve içinde bulunduğu durumda payının olduğunu bilmesi Gray'i mahvetmektedir.. Kaçınılmaz olarak birbirlerinden etkilenen çiftimizin hikayesi okunmaya değer.. Duygusal bir çöküntü, karamsarlık, bunalım hisleri ile yazılması gereken büyük bir travmayı yazarımız romantik bir hikayeye nasıl çevirmiş, okuyun görün derim Göz Kırp. "Yan gözlere bana baktı ama rahatlamış görünüyordu. -Bu sözleri ikinci safhaya geçmek için püf noktaları.com'dan mı aldın? Lütfen. Güldüm. -Güzel çakma kız arkadaşlarıyla konuşmaya çalışan şapşallar.com'a ne dersin?"
Baskı: Melekler Zamanı
Yoruma nereden başlayacağımı bilemiyorum şuan. Çocukken babası tarafından bir tarikat lafının tek sözüyle eğitime gönderilen Yusuf, ailesine ve ablası Yesra'ya olan sevgisini de yüreğinde götürür. Ablasına yazdığı mektupların bile sevgi sözcükleri içerdiği için iletilmediği, hiç kimseyle görüştürülmediği, günlerce aç/susuz/soğukta bırakılarak nefis terbiyesinin öğretildiği tarikatta gerçek sevgiyi, yaradanı anlamaya ve ailesinin neden onu görmeye gelmediğinin sebebini anlamaya çalışır. Kitaptaki gibi anlatılan tarikatlara mahkum edilen çocuklara duyduğum üzüntüyü hiç bir aş/romantik komedi/fantastik hatta GREY bile yaşatamadı o hissi. Belkide gerçekten böyle tarikatların var olduğuna inandığımdan.. Yusuf kendisini oraya mahkum eden tarikatın, ablası Yesra'yı da gelin olarak kurban ettiğini duyduğu an kaçmayı kafasına koymuştur ve bir gece planını yapar.. Yıllar geçer ve Yusuf, Barlas'a dönüşür. Barlas işlettiği otele iş başvurusu için gelip, orda tatil yapan Nesil ile kötü bir tesadüf ile tanışır ve aklından çıkaramadığı kızı, hayatından çıkartmak için oldukça soğuk davranır. Nesil en sonunda Barlas'ın kendisini sevemeyeceğini anlar ve evine döner. Hikayemiz baya uzun ve ben spoiler vermek istemiyorum. Yazarın anlatış tarzını seviyorum. Çok nadir yazarlar okuyucuya kitaptaki hisleri anlatabilir. Bana hüznü, aşkı, pişmanlığı, sevgiyi, hasreti, özlemi ve mutluluğu çok güzel anlattı. Keşke bu kadar uzun olmasaymış diyorum sadece. Sürekli aynı tarz kitapların dışında bir kitap okudum ve okudum içinde mutluyum... 10/8.. "En aydınlık sabah, en karanlık geceden doğandır.."
Baskı: Duvarların Dili Olsa (Cocktail #1)
Caroline yeni taşındığı dairesinin keyfini çıkarmış huzurlu ve mutlu bir şekilde uyumuştur, ancak duvarın diğer tarafından gelen seslerle uyanmıştır. Her gece devam eden seslere artık tahammül edemez ve çapkın komşusu duvardelenin kapısına dayanır. Olaylar başlar ve 400 küsür sayfa nasıl okundu bilmiyorum. Ben çok çok beğendim. Kapağına aldanıp sürekli mercimek fırında gibi düşünmeyin, çok güzel romantik bir komedi kitabı. Bu kitaptan sonra ciddi ciddi Clive gibibir kedi mi alsam diye düşündüm :D Kitabın son satırlarını Clive'ın ağzından dinlemek çok komikti, özellikle gidip gelmeyeni ne kadar çok özlediğini ( Miss Pisi ) güzel anlatmış ;D Simon'un ev yapımı olan keklere ekmeklere olan zaafı çok tatlıydı :D
Baskı: Ahlaksız Ritim (Sinners on Tour #4)
Bu adamlar benim favorimmmm <3 <3 <3 Eric'in salak esprileri çok tatlıydı, Trey'i daha fazla merak etmeye başladım. Küçük Brian doğunca neler olacak acaba :)) Reb'in Eric'e ihanet edip bu çocuğu ortada bırakacak diye çok korktum ama Maşallah Reb, Eric'e unutamayacağı bir doğum günü yaşattı :D :D :D Trey'in kitabını merakla bekliyorum.. Günahkarlar Tam Gaz Turneye Devammm... :P
Baskı: Aşkın Peşinde (Lone Stars Sisters #4)
Serinin dördüncü ve son kitabını da bitirmiş bulunuyorum. Kız kardeşlerin en yakın arkadaşı Dana ile Titan kızlarının üvey abisi Garth'ın hikayesi oldukça güzeldi. Romantik komedi tarzında güzel ve eğlenceli bir seri. Okumayanlara tavsiye ederim.. Şerif yardımcısı Dana, arkadaşlarına zarar vermeye çalışan Garth'ı takip etmeye başlar. İşin ilgininci bunu açıkça yapması biraz tuhaf geldi bana. Garth hiç rahatsız olmuyor aksine ona yardımcı oluyor :) İki sorunlu tip oldukları için birbirlerine bu kadar kolay kapıldılar sanırım. Izzy'nin inadı ve diğer Titan kızlarının da desteğiyle Garth aileye katılmaktan başka şansı olmadığını anlar ve garip bir şekilde onları ailesi olarak görmenin hoşuna gittiğini farkeder. Her an Garth'ın bi aptallık yapıp intikam hırsına yeniden yenileceğini düşündüm ama şükür öyle bişey olmadı. Dana ve Garth için güzel bir son oldu. Kathy'e yıllar önce destek vermediği için (kötü baba) Jed Titan'ın pişman olduğunu görmek güzel.
Baskı: Hüznün Gölgesinde Aşk (Lone Star Sisters #3)
Titan Kızları'nın 3. kitabı keyifle bitti. 3 kız kardeşin hikayesi içinde en keyiflisi ve bence anlamlısı bu kitaptı. İzzy petrol kuyusunda gerçekleşen bir patlamadan dolayı görme yetisinin %70'ini kaybetmiş durumda ve delidolu kız iken şimdi odaya kapanmış durumdadır. Olaydan bir ay sonra ablalarının girişimleriyle özel bir rehabilitasyon çiftliği olan Nick gelir İzzy'i omzuna atar ve çiftliğine götürür. Olaylar böyle başlıyor.. İzzy'nin mücadelesi ve Nick'in onun için çabalaması gerçekçiydi. Nick'i görmeden sevmesi İzzy'nin başına gelebilecek en güzel şey bence. Yoksa değerini anlamayabilirdi, malum kızımız biraz hızlı yaşamayı seven tiplerden.. Kötü baba Jed Titan yine iş başında ve kendiyle ilgili ciddi sorunları var. Nasıl bir psikopat halen çözebilmiş değilim. Herşeyi yaparak Titan'ları mahvetmeye çalışan Garth'ın petrol kuyusunu patlatan kişi olmadığını öğrenmek son kitabı okumak için daha heyecan yapmama sebep oldu. Titan kızlarının yakın arkadaşı Dana'nın hikayesi var sırada.. Son kitabıda okuyup güzel bir seriyi tamamlamış olacağım.. "'-Seni seviyorum.' '- Bunu söyleyip duruyorsun ama birbirlerini seven insanlar öpüşmez mi? Ya da gelecek için plan yapmaz mı? Lafla peynir gemisi yürümez. Sana söylemeliyim ki bu çok sıkıcı." ------- "Izzy bekledi. -Hepsi bu mu? 'Sana söylemiştim' veya 'Bunu haftalar önce yapmalıydın' filan demeyecek misin? -Hayır. -İyileşme sürecinde burada kalabilir miyim? Nick onu öptü. Dudakları ılık ve baştan çıkarıcıydı. -Gitmeye kalkarsan, seni geri getiririm. -Söz mü? -Söz."
Baskı: Aşkın İki Yüzü (Lone Star Sisters #2)
Yıllar önce babasının baskısıyla sevdiği adam Mitch'ten ayrılarak başka biriyle evlenen Skye genç yaşta dul kalmıştır. Mitch, Skye onu terk ettiğinde Amerikan askeri ordusu SEAL'e katılmış ve patlamada tek bacağını kaybetmiştir. Mitch'in döndüğünü öğrenen Skye yeniden birleşmeyi iştemektedir ancak Mitch Skye'ı affetmeye istekli değildir.. Kızları baskı altında tutmaya çalışan kötü baba Jed Titan Skye'ı yine Mitch'ten ayırma girişimlerine devam etmekte ve en hassas noktalarından vurmaya devam etmektedir. 3.kız kardeş Izzy'e üzüldüm. Sırada onun hikayesi var ve ben okumak için sabırsızlanıyorum.. Kitapta en çok sevdiğim karakter Skye'ın kızı Erin oldu. Bıcır bıcır.. Jed'in gayrimeşru oğlu ve kızların üvey abileri Garth'ın sonunu çok merak ediyorum. Adam baya sağlam zarar veriyor.. Bu seriyi sevdim. 2. kitap bitti, sırada 3 var..
Baskı: Dikkat! Aşk Çıkabilir
Allahım bitmek bilmedi kitap... Asude'nin daha önce Papucumun Ajanı'nı okumuştum ve inanılmaz beğenmiştim. Şimdi ise bu kitabını merakla beklerken tam bir hüsranla karşılaştım. Kızın inanılmaz EZİK olması kabus gibiydi. Sayfalar bitmek bilmedi. Martin ise bence dengesizin önde gideni. Bu kitapta sevdiğim tek şey "MarySeth ve Janet" oldu..
Baskı: Mutlu Ölüm (Eve Dallas, #4)
Eve ve Roarke nihayet evlendiler ve artık balayındalar. Balayının bitimine saatler kala Roarke'un gezegeninde bir intihar olayı yaşanır ve Eve tabiki müdahil olur olaylara.. Genç bir mühendis kendisini çırıl çıplak asarken nasıl gülümser? Farklı bölgelerde yaşanan ve hiç bir gerekçesi olmadığına inanılan bu intiharların ardındaki sır nedir? Yazarın kurgusuna bayıldım. Kesinlikle ileri teknolojide yaşanılası durumlar bence. Roarke'un kendini Jess'in yaptıklarından dolayı pişman hissetmesi sahnesinde kesinlikle aynı nefreti bende tattım. Eve o kadar aç ve uykusuz nasıl kalabiliyor merak etmekteyim :) Serinin 4. kitabını yine zevkle okudum. Her zaman benim devam ettirip ve içim rahat bitirebileceğim bir seri. Tavsiye ederim.
Baskı: Aşk Bir Masalmış
3 gündür yoğunluktan okuyamadığım kitabımı nihayet bitirdim. Romantik komedi tarzında bir kitap. Darby zamanında ilişkilerinden hep ağzı yanmış bir kızımız olduğundan yoğurdu üfleyerek bile yemeyip, yoğurdu tümden hayatından çıkarmış birisi. Günün birinde çok sevdiği restoranstta yemek yerken tesadüf ederi Jake ile tanışır. Jake'de Darby'de birbirlerinden erkilenmişlerdir ancak Darby'nin ilişkilere karşı olumsuz tavrı yüzünden birbirlerine yaklaşamıyorlar. Jake'in Darby'i ikna etmekten vazgeçmemesi büyük azim bence. Şahsen o kadar dayanabileceklerini sanmıyorum erkeklerin. Hoş, güzel bir romantik komediydi. Darby'nin sürekli ilişkilere olumsuz bakış açısı ve aşka inanmaması belli bir sayfadan sonra sıkmaya başladı, o noktada kitabın gereksiz yere uzun tutulduğunu düşünüyorum. Sonuç: Okunulur.. 10/8 ----------------------------------------------------------------- "Bir keresinde kadınların erkekleri değiştirebileceklerini umarak evlendiklerini, erkeklerinse kadınların asla değişmemelerini umduklarını okumuştum." ------------------------------------------------------------------ "Raftan bir kitap alıp yerine geri koydum. "-Etkileyici bir şey. Ne kadar korkunç olursa o kadar iyi." diye cevap verdim." "Jake parmak eklemlerini koluma değdirerek elini aşağı doğru indirdi. Teninin benimkine değdiği her noktaya kan hücum ediyordu." "-Beni arayıp gelmemi istemen için ne kadar korkman gerekiyor"diye sordu."
Baskı: Aylardan Aşk (Sancaktarlar Serisi #1)
Son dönemde Türk yazarlarını daha çok okumaya başladıysam benim için bu çok güzel bir şey. Artık Aiden, Christian, Cash vs. gibi erkek isimlerinin yanında Yağız, Doğan, Güven'i de okumak ve bizde de böyle erkeklerin olabileceğini bilmek sevindiriyor beni :) Trafik kazası sonrası ölmek üzere olan Tanem şans eseri Yağız'ın çalıştığı hastaneye getirilir. Herkes umudu kesmişken ailesinin izni olursa Yağız Tanem'i hayata döndürebileceğini söylemektedir. 2 yıldır sürekli uyutularak tedavisi sürdürülen Tanem'in artık uyandırılma vakti gelmiştir. Yağız'ın bir doktor olarak nasıl mücadele verdiği, kendi içinde yaşadığı pişmanlıklar yüzünden daha çok Tanem'i hayata döndürme çabaları güzel bir kurguyla anlatılmış. Karakterlerin duyguları güzel ifade edilmiş. Tanem'in uyanmasına yakın yaşanan olaylar ile Yağız kendini bir maceranın içinde ortasında bulur. Herkes şüpheli, herkes tehlikelidir Tanem için.. Tanem'e hissettirmeden olayları çözmeye çalışan Yağız asıl tehlikenin nereden geleceğini tahmin edememiştir.. Kitapta en duygusal bulduğum yer; kendi iç hesaplaşmasını yaşayan Yağız, kazada kaybettiği ailesinin evine gittiğinde kız kardeşinin odasını incelerken, hergün yemek yediği masaya dokunurken ki hissettiklerini okuduğum yerlerdir.. Hem aşk, hem macerayı güzel ve akıcı bir kalemle sunmuş yazar. Tek sorun bence, 500 küsürlük kitabın çokta uzatılmasına gerek yokmuş. Biraz daha kısa tutulabilirdi.. 10/8 diyorum.
Baskı: Kötü Çocuklar #2 -Tutkudan Sırlara
Kötü çocuklar tüm hızıyla devam ediyor.. Spoiler vermek istemiyorum ama ÇocukLAR dememin nedeni ni okuyunca anlarsınız. Buna nasıl yorum yapabileceğimi bilemiyorum. Ne yazsam kabus olur okumayanlara :)) Olivia ile Cash'in aşkları tam gaz devam ediyor bunu bilin :D Marissa 365 derece dönüşte.. Gerisin okumanız lazım.. İnşallah 3.kitabın çıkması çok sürmez.. Yazarın süper bi kalemi var. Hem duyguları çokk çokk iyi ifade edebiliyor hemde kurgusuna bayıldım cidden.. Bu kitabı hafife almışım..
Baskı: Bana Bir Aşk Borçlusun (Lone Star Sisters #1)
Güç ve kontrol saplantılı baba Jed.. 3 kızını mirası için bir yarışa sokar. Kendini ispatlayan mirası alacaktır.. Lexi babasının iş yerinden ayrılır ve kendine bir spa merkezi açar. İşlerini geliştirmek için borç alır. Borcun sahibi gizemli yatırımcı borcu aniden geri ister. Lexi ödeyemeyecek durumdadır ve o an karşısına 10 yıl önce birlikte olduğu ve hala çekimine kapıldığı Cruz çıkar. Cruz'un ise tek isteği soylu ailelerin arasına karışabilmektir. Çalışmış ve büyük bir şirket kurmuştur kendine ancak bu soyluların arasına karışabilmesi için yeterli değildir. Lexi'ye 2 Milyon dolar karşılığında nişanlanmayı ve bu nişanlılık döneminde kendisini özendiği o soyluların arasına katmasını teklif eder. Lexi'miz de tabiki kabul eder. 6 ay sonra ikisi de arkasına bakmadan gidecekti. Bağlılık yok, sevgi yok.. Ama kader işte.... Methini duyduğum bir seri, bende başlayayım dedim. Yazar hoş romantik bir kitap yazmış. Okunulabilir. 10/7