
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Gurur ve Önyargı
Klasiklerden okuduğum ilk kitap. Başlarda çok sıkıcı geldi, yazım dili ve Mr.-Mrs'lere alışmak hafiften zorladı ama sonradan su gibi aktı :) Kesinlikle okumalısınız. Hatta bunun bir mini dizisi filan varmış şimdi onu seyredeceğim. :) Son olarak; Kitabın adı bence cuk oturmuş. "Gurur ve Önyargı"
Baskı: Senden Sonra Ben (Senden Önce Ben, #2)
Neyse ki hikayenin bu kısmı boğazımızda bir yumru bırakmadan bitti.. :)
Baskı: Kadife Çiçekleri Düşerken
Büyük bir trajedinin etkisinden kurtulamayan Clara, Ellis adasındaki hastanede hem sevdiği işi hemşirelik yapmakta hemde bir nebze olsun hayatın rutiniyle sıkıntılarını gözardı ederek yaşamına devam etmektedir. Adaya gelen yolculardan karısını yeni kaybetmiş bir hastanın üzüntüsüyle kendi üzüntüsü arasında bağ kurar ve bu yabancının hayatına istemeden müdahil olur. Aşka olan inancını yeniden kazanmak için içten içe çabalamaktadır. Diğer yandan 11 Eylül saldırılarında eşini kaybeden Taryn saldırıların olduğu sabah eşine minik mucizelerinin müjdesini vermek için giderken geç kalır ve kulelerden birinde çalışan eşine baba olacağının haberini veremeden ölmesinin üzüntüsünü yaşamaktadır. Ta ki yıllar sonra o gün saldırı esnasında kendini korumak için kullandığı şaldan haber alana kadar.. Hikaye ve anlatımı akıcı ve güzel. Arkadya Yayınlarının sevdiğim kitapları arasında yerini aldı.. Not: Keşke kapağında, o güzelim şalın bir betimlemesi olsaydı..
Baskı: Alev (Dani O'Malley, #2)(Ateş, #7)
Hani bir zamanlar yazarımız Karen bize minik bir süpriz yaparak Barrons'un Mac'i ilk geldiği zamanlar oteldeki odasında ziyaret edişini (!) sonrada hafızasının o kısmını blok edişini yazmıştı yatırladınız mı? Heh işte Alev'de tam da o noktadan başlıyor :))) Kitap çok yeni olduğu için detay verip mızıkçılık yapmak istemiyorum, zira ben böyle merak ettiğim kitaplarda arka kapağı bile okumuyorum :) Tek söyleyebileceğim; Olaylarrr.. Olaylarrrr.... Olaylarrrrr :) Beklediğimize değmiş bir kitap vermiş bize yazar. Nasıl bir yazma kabiliyeti var helal olsun Tebrikler. Buz'da Dani ile Ryodan'ı sevememiştim çünkü Dani çok küçük ve bu durum rahatsız ediciydi. Lakin şimdi "Jada" çıktı ortaya o da kim mi? okuyun okuyunn :))) Daha çok Barrons ve Mac görmek dileğiyle :))) Hiiihhh unutmadan; Mac'in bir ara görünmez olup da Ryodan'ın kulübünde gördüklerimizde yetti sağolsun :))) "Alevine aşık bir güveye benziyordum ve kanatlarımı bile bile onun alevinde yakacak olmam beni çok ürkütüyordu. Onun için dünyayı bile yok ederdim. Cehenneme bile giderdim." (Mac) *** "Sözlükte zorba kelimesinin yanında Barrons'un resmi olmalıydı"
Baskı: Saka Kuşu
"Romanın kahramanı Theo, 13 yaşında zeki bir çocuk. Annesiyle birlikte gayet efendi, tatlı bir hayat sürmekte. Anne oğluna, oğul da annesine âşık; pisliğin teki olan baba ise çoktan çekip gitmiş hayatlarından. Yağmurlu bir New York sabahı, anne oğul Metropolitan Müzesi'nde bir resim sergisini dolaşırlarken başlarına korkunç bir hadise geliyor ve Theo kendisini müthiş bir maceranın içinde buluyor." 860 sayfa olan kitabın konusunu size uzun uzun yazıp okurları sıkmayayım diye yorum sitelerinden birinden aldığım yukarıdaki paragrafı sizlerle paylaşıyorum. :) Baştan söyleyeyim, dram diye gözünüz korkmasın zira dramın dozunu iyi ayarlamış yazarımız. Kalemi ve anlatımı da oldukça başarılı. Yer yer atlamak istediğim yerler oldu, çok fazla detay verip sıktığı oldu ama 6 günde bitirmeyi başardım. Bir iki dünde elime hiç alamadığımı var sayarsak bu kalın kitabımız ve benim okuma potansiyelim için makul bir süre diyebilirim. :) Okumayı çok istediğim bir kitabı daha geride bırakmanın verdiği huzur var içimde lakin çok da beklentilerimi karşıladığını söyleyemem. Çok rahat 500 sayfada bitirebilirdi bence yazar. Theo'cum başına gelen tüm olumsuzluklara rağmen bence hayat karşısında oldukça başarılı bir tavır sergiledi. Pippa'yla daha farklı bir son beklemiştim ama napalım kısmet.. :)
Baskı: Eflatun Kurdele
Eşinden boşanan Adrienne, hayatına yeni bir başlangıç yapmak için eski bir Vintage tarzı ev satın alır ve yaşadığı şehri değiştirir. Geçmişinden kurtulup sakin bir hayat sürmeyi planlarken yeni evinin çatı katında eflatun kurdeleye sarılı mektupları okumasıyla hayatına yeni bir heyecan gelir ve Adrienne'nin macerası asıl şimdi başlar.. Bulduğu mektupları okudukça yazan kişiye olan merakı artar ve küçük kasabayı biraz araştırdığında mektupların sahibinin hayatta olduğunu anlamasıyla William'ın kapısında bulur kendini. Tabi kapıyı torunu Will açınca hiçte planladığı gibi bir ziyaret olmadığını anlayacaktır :) Merakına ve iç güdülerine yenik düşerek bir çok şeye müdahil olan Adrienne'mizin kalbi bir kez daha sınavdan geçerken gerçek aşkı hissettirecek sıcacık bir hikaye. Ben sevdim :)) "Zamanında olan şeyler, şu anda bizi olduğumuz kişi yapar. İyileri de kötüleri de.." *** "Geçmiş acılarla dolu olsa da hatırlamakta sorun yoktur. Böyle iyileşir insan.." *** "Kapanmaya hazır olmayan bir yarayı kapatmak, tüm bedeni zehirler sadece. Yaralar zamanla iyileşmelidir. Onlar nefes almalıdır."
Baskı: Şahmeran (Yabancı, #1)
Güzel, eğlenceli ve merak uyandırıcı bir kitap. Yazarın ellerine sağlık. Okudukça biraz tahmin edileblir olsa da sevdim. Umarım ikinci kitap en kısa zamanda çıkar :)
Baskı: Yağmurla Gelen Mutluluk
Lilly on-oniki yaşlarında kendisinden bir kaç ay küçük Colton'a bakıcılık yapmaya başlar ve bazı talihsiz olaylar sonunda Colton'ın annesi tarafından bakıcılık görevinden alınır. Yıllar geçse de içinde ki tarifsiz boşluğu bir türlü dolduramaz, ta ki bir gün Colton'a yeniden rastlayıncaya kadar. Colton'ın "özel" bir çocuk olduğunu hep hissetmiş olsa da onun gerçekten "özel" biri olduğunu anlamasıyla ve kendisini ona tamamen kaptırmasıyla hayatındaki boşlukların hepsi dolacak ve her anında Colton olmaya başlayacaktır. Colton'ın olaylara bakış açısı, özellikle "diş fırçası" takıntısı her şey çok güzel anlatılmış. Spoiler vermeden çok yazamadığımdan kısa kesiyorum :) Kısa güzel ve duygusal kitap okumak isteyenler, bu kitap tam sizlik :) Lilly ve Colton'ın bu tatlı hikayesi içinizi ısıtacak. Elinize aldığınız gibi bitireceksiniz. Bazı yerlerde gülümseyecek, bazı yerlerde içiniz acıyacak ama bitirdiğinizde iyi ki okumuşum diyeceksiniz. :) “Sen benim güzel Lilly’msin. Dünyamdaki her şeyi doğru yapan sensin.”
Baskı: Lola ve Komşu Çocuk (Anna and the French Kiss, #2)
Bir iki haftadır elimde olan kitabı bitiremedim ve her yerde karşıma çıkan Lola ile tanışayım dedim. Güzel akıcı bir kitap. Okurken kesinlikle sıkmıyor sizi. Hoş bir kitap okuyayım diyorsanız Lola ve Komşu Çocuğu'nu tavsiye ederim. Cricket'e bayıldım, Max'den yana şüphelerim vardı tavırlarıyla düşüncelerimi doğrulamış oldu. Cricket'in ikizi Calliope sinirlerimi hoplatıyordu sonunda onunda yola gelmesine sevindim. Cricket çok sevimli ya :) Bunların yanı sıra, kitabın bize vermek istediği mesaja dikkat çekmek istiyorum; insanlara kendimizi daha normal-sevimli-sosyal vs. göstereceğiz diye benliğimizden vazgeçmemek gerektiğini, KENDİMİZ OLMAYI öğütlüyor.. Şeklimi Koyarım. " Bazen hata bir olay değil, bir kişidir "
Baskı: Nehrin karşı Kıyısı
100 sayfa filan anca okuyabildim. Sorun benden kaynaklanmış olabilir belki de bilemiyorum ama bir hafta elimde süründükten sonra bırakmaya karar verdim. Okuyun yada okumayın diyemiyorum. Karar sizin :)
Baskı: Siyah Buz
Yazarın Fısıltı serisi benim favori fantastik serilerim arasında olsa da maalesef Siyah Buz güncel favorilerim arasına giremedi. Çok harika beğendim diyemem ama okundu geçti gitti işte. Biraz ergen işi (üzgünüm gençler). Kurgu güzel ama bilindik. Çok yazılacak bir şey yok kitap hakkında. İki günde bitirdim bitti. Şimdi yeni kitap seçme vakti :)
Baskı: Yeşil Deniz Kabuğu
İşte özlediğim Sarah Jio kalemi. Bravo Yine elinize aldığınız gibi bitireceğiniz bir kitap yazmış ve sağolsun sevgi için çıtayı yine göklere çıkardı. :) Kitabı çok beğendim, anlatımı, konusu o kadar güzel ki kitabın nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. Agapi hüsranından sonra okumak için baya bir zaman elim gitmemişti bu kitaba ama şuan beklettiğim için kızıyorum kendime. Ruh ikizini bulduğun bir anda kaybetsen ve yıllar sonra evliliğine sayılı günler kala hayatının aşkına bir restoran çıkışı denk gelsen.. Kaldırımda saçı sakalı bir birine karışmış, elindeki yiyeceğe iştahla bakan bir evsize dönüşmüş halde.. Kailey yıllar sonra rastladığı hayatının aşkı Cade için elinden geleni yapsa da Ryan'a içim acıdı. Senin gibi karakterler zaten sadece romanlarda olur be Ryan diyorum bende :) Sarah Jio hep yazsın ben hep okurum. "İnsan hala gerçek olmasını istediği bir rüyaya nasıl veda edebilirdi ki."
Baskı: Veda Vakti Gelmeden
Susan Spencer - Wendel ALS hastalığına yakalandıktan sonra hayatına nasıl yön verdiğini, büyük bir yıkım yaşamaktansa geri kalan hayatını nasıl daha güzel geçirebileceğine karar vermesini anlatıyor bize. Yazarımız kendi hayat hikayesini paylaşmış bize ve gerçekten güzel öğütler veriyor. ALS teşhisi konulduktan sonra reddetme ve kabulleniş dönemlerinde yaşadıklarını aktarıyor. Susan'ın eşi John'a bittim. Sen nasıl vefakar bir adamsın güzel insan. Kitaptaki karakterlerin dünyanın bir başka yerinde yaşadıklarını bilmek çok güzel, özelikle de Susan'a harika yaklaşımlarını okuduktan sonra. Kitabı UKitap'ta yılbaşı hediyeleşme çekilişi sonunda bana hediye eden Doruk'a buradan da teşekkürlerimi iletiyorum. Kitabı gerçekten çok sevdim. Anlatımı güzel lakin, zaman sıralamasında biraz kafa karışıklığı olabiliyor. Ve söylemeden geçemeyeceğim; Kıbrıs'a yaptığı seyahatler sırasında Yunanlıları çok güzel anlatıp Türk kısmını daha hoş olmayan şekilde tasvir etmesi hoşuma gitmedi. Denk gelirseniz okumanızı öneririm ;)
Baskı: Ejderin Aşkı (Ejderha Serisi 1)
Yüzümde kocaman bir sırıtışla okudum kitabı. Bir fantastik kitap bu kadar mı eğlenceli olur diye sormadan önce bir ejderha bu kadar tatlı olabilir mi diye sorsam daha yerinde olur :)) Çok sevdim, iyi ki tavsiyeleri dinleyip başlamışım. Bir günde bitiverdi :) Hikayeyi anlatmama gerek yok, zaten çoğu benden önce okumuş, sadece çok beğendiğimi söylemek istedim :) Ejderhanın kafasına kitap fırlatmak mı :))))). Hadi canım!
Baskı: Leo
Yazarın çıkan ilk kitabı Başka Dilde Aşk'ı okumadım ama çıktığından beri okuma listemde. Yorumlarını takip ettiğim bir sürü kitap canavarı arkadaşım da çok beğendiği için ikinci kitabı Leo'yu okuma fırsatını bulunca hiç kaçırmadım. Zaten kısacık bir roman. 288 sayfa gibi bir şey. Elinize aldığınız gibi bitirebileceğiniz türden. Kitabın ilk 50-60 sayfasında kitap okumayı sevenler kendilerini görebilirler. Evie'miz de bir kitap canavarı çünkü :) Evie ve Leo koruyucu aileleri vasıtalarıyla tanışırlar. Leo 16 yaşına geldiğinde evlatlık olarak bir aileye verilmesiyle Evie, minik dünyasında ona değer veren ve seven tek insanı kaybeder. Leo hergün haberleşeceklerini, 18'ine girdiği an yanına geleceğini söyler ama gittiği günden itibaren ondan haber alamaz. Tam sekiz yıl sonra, kendi küçük dünyasını kurmuş, çalışan ve süper arkadaşları olan Evie bir gün onu yakışıklı bir adonisin takip ettiğini fark eder. Bir hafta bu acemi takipçisini izleyerek geçirse de artık bu duruma el atmaya karar verir ve Leo'nun eski arkadaşı Jack ile tanışır. Olayları tahmin etmek çok zor olmadı, nedense bazı yerlerde aklım hep yine Christian'a (Grey) kaydı. Kitabın alakası yok öyle söyleyeyim. Sadece Jake'in Evie'yi sahiplenmesi, koruması, kıskanması öyle tatlıydı ki bana Christian'ı hatırlattı. Okuyun, seveceksiniz.. Jake'in kalbimi kazandığı ilk nokta; Evie'nin apartman dış kapı kilidinin bozuk olduğunu görünce verdiği tepki ve olaya müdahale edişi.. Kalbim rögar kapaklarından akmaya başlamıştı :))) *** “Geçmişe bakmak acı verebilir, fakat ya ondan kaçarsın, hissizleşirsin ya da ondan öğrenebilirsin.” *** “O, bana uyanık olmayı sevdiren çocuktu, çünkü nihayet gerçekler rüyalarımdan daha güzeldi.”
Baskı: Kağıttan Kalpler
Arkadya Yayınları'nın ilk defa bir kitabını beğenemedim. Roman gibi değilde kısa bir hikaye olsaymış belki sevebilirdim ama çok da derin olmayan bir konudan 400küsür gibi kalın bir kitap çıkarmaya çok zorlamış yazar. 200 sayfada halledilebilecek bir kitap. Mutlaka okumalısınız diyebileceğim bir kitap değil, boş vaktiniz varsa, sizi çok fazla düşündürmeden okunacak bir kitap arıyorsanız tercih edebilirsiniz. Üzgünüm 3/5 puanım. Hatta 3 bile fazla gelebilir.
Baskı: Konuş Benimle
Kapağını görüp almaya karar verdiğim kitaplardan :) Tabi bunda Go Kitap'ın İnstagramda kitap için yaptığı tanıtımlar da etkili olmuş olabilir :) İçerik bakımından tecavüze uğramış bir kızın kimseye derdini anlatamaması ve içten içe ölmesini konu alıyor. Hiç bir şeye ağzını açmayıp hayır diyememesinin kendi ruhuna yaptığı eziyet dayanılmaz olmaya başlasa da ağzını açıp tek kelime edemiyor Melinda. Size konunun tecavüz olduğun söyleyerek spoiler filan vermiş olmuyorum. Çünkü kitabı açtığınızda karşınıza çıkan ilk şey bu. Yani kitap ilerledikçe "bu kız neden böyle" diye düşünmenize kafa yormak zorunda bırakmamış yazar. Keşke bıraksaymış.. Olayları sonradan çözseydik. Bir kaç saatte bitirilebilecek kitaplardan. Kalabalıklar içinde yalnız hissedenler, kimseyle ağzını açıp tek kelime etmek istemeyenler, tecavüze yada kimseye anlatamayacağı bir olay başından geçmiş olanların içindekileri dışarı anlatmalarıyla iç huzura ve çözüme kavuşabileceklerini ifade etmiş. Konu güzel, çevremizde başından bu tarz olaylar geçmiş insanları ve bunu kimseye anlatamayanların sayısını dikkate alırsak okunması gereken bir kitap. Birden bire sessizleşen konuşmayan içine kapanan insanları dışlamak yerine onlara yalnız olmadıklarını hissettirebilmenin önemli olduğunu ortaya koymuş yazar. Birileri tarafından tecavüze yada ruhen-madden saldırıya uğramış insanların kendilerine bu felaketleri yaşatanlara "stockholm sendromu" adı altında aşık olmaları gibi bana göre saçma konulardansa, insanlara bununla nasıl başa çıkabileceklerini ve çevresindeki insanların onlara nasıl yaklaşması gerektiğini gösteren kitaplar okumayı tercih ve tavsiye ederim. Sonunun biraz daha uzun olmasın beklerdim. Melinda'nın iç karartıcı bu bunalımlı hallerinden sonra rahata kavuştuğunu da okumak isterdim. Not: Kitapla ilgili kim ne yorum yapmış diye bloggerlarımızın sayfalarına bir göz attım, kitabın Kristen Stewart'ın baş rolde oynadığı filmi çekilmiş. Akşam seyretmeyi planlıyorum.
Baskı: Buz (Dani O'Malley, #1)(Ateş, #6)
Bu kitabı okumak için Fever serisinden olduğunu bilmek yeterli :) Seri bende nasıl bir iz bıraktıysa Barrons geçen her şeyi okutuyor :) Ateş serisi 5.kitap Gölge Ateşi ile kalmıştık en son, Dublin yerle bir olmuş, bir çok boyut iç içe geçmiş vaziyette ama en önemlisi Barrons ve Mac artık birlikteyken bırakmıştık. Şimdi ise dünya Sinsar Dubh'tan geriye kalanlarla hayatta kalmaya çalışmakta ve her yerde değişik yaratıklar kaynamaktadır. Herşey yolundaymış gibi hayatın devam ettiği tek yer Ryodan'ın yeri Chaster's barı. Merakla başlayıp merakla bitirdim ve elime aldığım gibi kendini okuttu. Anlatımı ve çevirisi güzel. Benim gibi Barrons ve Mac'i görmek isteyenler fazla umutlanmasın derim, çünkü hiç yok denecek kadar az geçiyor isimleri kitapta. Keşke yazarımız Dani'nin yaşını biraz büyütüp öyle başlasaydı kitaba. Ryodan ile Dani arasında başlayan elektrik tehlikeli bir hal almadan kitap bitti. Ryodan'ın esprilerini okumak çok keyifliydi :D Serinin devamını merakla bekliyoruz.
Baskı: Devrimin Kızı (The Book of Ivy #2)
Devrimin Kızı - Amy Engel Serinin ilk kitabı Kurucunun Kızı, Ivy'nin çitin ardına gönderilmesiyle sona ermişti. Ivy'nin çitin ardında geçirdiği zor günlerden sonra Calep ve Ash ile karşılaşmasıyla olaylar Ivy için daha az endişelenmeye başladık. Calep ile Ash Ivy'i kaldıkları kampa diğer insanların yanına götürdüler ve Ivy babasının soyundan gelme özelliği ile rahat bir nefes aldı, Bishop ile evlenmeyi kabul etmediği için çitin ardına atıldığını söyler ve için için Bishop'la evlendiğini öğrenebileceklerinden korkarak kamptaki günlerini yaşar. Ta ki, Calep kampa yaklaşmaya çalışan genç bir erkeği eşşek sudan gelene kadar dövülmüş halde kampa getirene kadar.. :) Güzel ve bir çırpıda okunabilecek kitaplardan/serilerden. Tavsiye ederim :) ""Yanaklarımdan yaşlar akıyor, tuzları dudaklarımı yakıyordu. Gözyaşlarıma teslim olup kendime, kaybettiğim her şey için ve olacaklara karşı duyduğum korku yüzünden ağlama izni verdim. Eskiden olduğum kızın, asla olmak istemediğim eşin, olmayı reddettiğim katilin ve öyleymiş numarası yaptığım hainin yasını tuttum. Artık bunlardan hiçbiri değildim. Başımı kaldırıp gözlerimi sildim. Kız çocuğu. Eş. Katil. Hain. Hepsi benim eski versiyonlarımdı. Artık hayatta kalan biri olacaktım. Derin bir nefes aldım ve çiti bıraktım." *** "Birçok insan bu kadar şanslı mıydı? Onları gerçekten anlayan birini bulacak kadar? Onları sürekli daha çok kendileri gibi birine dönüştürmeye çalışmak yerine, dünyaya bakışlarının ve yaklaşımlarının bütün garip ve yabancı yollanın kabul edecek birini bulacak kadar? Diğer birçok kişi beni başka tür bir kıza dönüştürmeye çalışmışken, Ivy olmama izin vermek, Bishop'ın bana verebileceği en değerli hediyeydi."