
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Agapi Ölümsüz Aşk
Sarah'ın okumadığım kitabı kalmadı. Ne alışkın olduğum anlatım tarzı var bu kitabında, ne de akıcılığı. Sanırım bu kitap biraz aceleye gelmiş :) agapi, bizımla deyılsın. :)
Baskı: Lanetli (A Wicked Saga, #1)
İvy öz anne-babasını, ardından üvey anne-babasını ve sevgilisini kaybeder. Tek başına yaşamaya ve hayatını sürdürmeye devam eder. Her akşam nöbetleşe sokaklardaki Fae'leri temizleyen Düzen'in bir parçasıdır. Bir gün kolaylıkla icabına baktığı Fae'lerden birisinin diğerleri gibi olmadığını farkeder, sokaklarda kolayca hallettiği Fae'lerden artık daha tehlikeli bir tür dolaşmaktadır; Kadimler! Jenny yine güzel bir fantastik dünya sunmuş bize. Kurgusu güzel, anlatımı sıkmadan bir çırpıda bitiveriyor. Keşke serinin tüm kitapları aynı anda çıksa da bizde böyle merakta kalmasak :) Her zaman bitmemiş serilere başlamayacağım diyorum ama yine de seri okurken buluyorum kendimi :) Pişman mıyım? Ren'le tanıştıktan sonra hayır tabi ki :D Tink en sevdiğim kahraman olma yolunda ilerliyor :) Tink, Ivy'nin "evcil hayvanı" :D Neden tırnak içerisine aldığımı okuyunca anlayacaksınız :P Güzel bir seri olacağı kesin ama yine de yazarın en sevdiğim serisi halen Melez Sözleşmeleri <3
Baskı: Bir Başka Mavi
Harika, tek kelimeyle muhteşem bir kitap. Kesinlikle "Bir Başka Kitap". Dün akşam elime aldığım gibi bitirdim. Yazarın kalemine, çevirmenin güzel çevirisine, akıcılığına, hem güldürüp hem hüzünlendirmesine ba-yıl-dım Tebrikler. Gerçek "Kitap"larda kendinizden bir şeyler bulursunuz, hayatınızı ve geleceğinizi, kararlarınızı gözden geçirmenizi sağlarlar ya, bu kitap tam da onlardan birisi işte. Hatta bence o listenin en başlarında yer alacak kadar güzel. Blue'nun Jimmy'nin dönmesini beklerken yaşadıkları, boyu ulaşamadığı için yastığını kapıp araba koltuğunda üzerine oturarak kamyonetle Jimmy'i aramaya çıkması, polislerin onu durdurduğunda ki tavrı çok duyguluydu. Willson ile geçen tarih dersleri ve Amerikan İngilizcesi ile İngiliz İngilizcesi arasında ki farkları anlattığı o ders inanılmaz komikti. :) Konusu ne mi? Bu alıntı umarım az-çok anlatabilir konuyu.. "“Bir varmış bir yokmuş. Yuvasından atılmış, istenmeyen küçük bir karatavuk varmış. Terk edilmiş. Sonra bir şahin onu bulmuş ve onu kapıp uzaklara taşımış. Onu yuvasına almış; uçmayı öğretmiş. Ama bir gün şahin eve gelmemiş ve küçük kuş tekrar yalnız kalmış, tekrar istenmeyen olmuş. Uzaklara uçmak istemiş.” Denk gelirseniz okuyun diye söylemek istemiyorum, Bu Kitabı Mutlaka Okuyun diyorum :) Alçak bir sesle, "Yaşlı adam ne dedi?" diye sordum. "Merak etmememi söyledi. 'Kadınlar ağlarlar. Eğer senin yüzünden ağlıyorsa seni hâlâ seviyor demektir dedi." Wilson, yaşlı adamın titrek sesini taklit etmeye çalışmıştı. Bana baktı ve muzip bir ifadeyle gülümsedi. "Ağlamayı bıraktığın zaman endişelenmem gerektiğini söyledi."
Baskı: 4N1K
Yazarımız çok komik, eğlenceli, akıcı bir kitap yazmış. Dostluğun, arkadaşlığın ve aşkın hayatımızdaki yerini önemini aktarmış. Çok fazla edebi bir yönü yok, açıkçası bildiğiniz ergen kitabı ;D ama içlerinde okuduğum en güzeli :D Yazarın yaşı küçük olmasına rağmen bazı yetişkin yazarcıklardan daha güzel yazmış. Umarım devamını getirir kitabın. Şahsen Yaprak, Ali, Sinan, Gökhan ve Oğuz'un üniversitede ki hallerini okumayı isterim. Özellikle Tuna'yı kim adam edecek çok merak ediyorum ;D Esprilere gülmekten gözümden yaşlar geldi. Keşke biraz daha kısa tutsaymış kitabı. Onun haricinde gayet güzel ve akıcı. :) Fırsatını bulursanız okumanızı tavsiye ederim.
Baskı: Bekir (Bir Türk Masalı, #3)
Bir Türk Masalı serisinin 3.kitabı da zevkle okundu ve bitti. Açıkçası Alim'i çok beğenmemiştim, Bekir'den yana da çekincelerim vardı ama yazar Duygu'da ki performansına dönüş yapmış ve harika bir kitap çıkarmış. Tebrikler. Selma'nın aşırıya kaçan tiripleri beni deli etti, bazı yerlerde kahkahamı tutamadım , sonunda ise harika bir keyif bıraktı bende :) Akıcı ve rahat okunuyor, uzun süredir bu kadar hızlı okuduğum bir kitap olmamıştı. Kalemine sağlık Işılca
Baskı: Aşkın Ritmi (Stage Dive #2)
Aşkın Ritmi - Kylie Scott Çok güzel bir romantik komedi, okurken hiç sıkılmadım. Bazı sahneleri biraz uzatıp abartsalar da Rock Yıldızlarının olduğu bir kitapta normal sanırım diyerek eleştirmekten vazgeçiyorum. Sonuçta "Günahkarlar Turnede" serisi ile kıyaslayacak olursak bu seri pembe dizi kalır :) Malcolm'un bir bir süredir alışılmadık şekilde sessiz ve ani sinir atakları geçirmesi, durup dururken sessizleşmesi grup üyelerini tedirgin etmeye başlar. Partiye davetsiz katılan Anne Rollins, Malcolm'un radarına takıldığı an hayatının seyiri değişmeye başlar. Malcolm inanılmaz komik, eğlenceli ve çok tatlı. Olur olmadık esprileri ve umursamaz kişiliğinin altındaki pamuk şekeri kalbiyle çok eğlenceli bir karakter. Malcolm'cuğumun tek kötü yönü aşırı egosu :)). okudukça anlayacaksınız. Hatta alıntılara bir cümleyi ekleyeyim daha güzel ifade etmiş olurum :) Anne ise hayata biraz erken atılmak zorunda kalmış ve anne-babasının yapması gereken görevleri yerine getirmesi, kardeşi Lizzy'e sahip çıkması ile güçlü bir karakter. Denk gelirseniz okumanızı tavsiye ederim. Serinin devamını Yabancı Yayınları umarım çıkarır. Lizzy ve Ben yada Jimmy ve Lena bu ikililerden birisi lütfeen :)) Kitapta Malcolm uzun sarı saçları ile tasvir edilmiş ama kapaktaki eleman bildiğin asker traşını anımsatıyor. Serinin birinci kitabı Aşkın Müziği'nde de durum böyleydi. Umarım buna biraz daha dikkat ederler. :) “Biliyorum, biliyorum. Benim ihtişamıma kıyasla o hiçbir şey.” Parmakları parmaklarımı okşadı ve bakışları yumuşadı. “Ama sadece meraktan soruyorum, alnına ismimin dövmesini yaptırmak konusunda ne düşünürsün?” :))))) ---***--- "Mal'le buradaki yaşantım bir lunapark treni gibiydi. Korkutucuydu, heyecan vericiydi. Koşullar ne olursa olsun, bu zamanın tadını çıkaracaktım."
Baskı: Kor Adası
Kimberley Freeman'ın okuduğum ikinci romanı. Akıcı anlatım ve kurgusu ile kısa sürede kendine bağlıyor. Başlarda Tilly'nin saflığı biraz sinirimi bozu, Jasper'a uyuz oldum. Tilly'nin üstüne kilitlediği kapının kilitli olmadığına inandırdığı gibi kendisinin onu sevdiğine kolayca inandırabildi Jasper. Tilly gerçekleri görmeye başladığında kaçış planı için ustaca hazırlandı ve o kadarda saf olmadığını gösterdi :) Kaçışının ardından kendini Kor Adası'nda bulması ve Nell'e (Elenor) mürebbiyelik yapmaya başlamasıyla hayatı daha düzene girdi ancak içindeki vicdan azabından bir türlü kurtulamadı. Mantıklı düşünene kadar.. Nell'in olaylara bakış açısı büyümüşte küçülmüş dedirtiyor, onu anlatan kısımları okumayı özellikle çok beğendim. Sonlara doğru adrenalin tavan yaptı ve açıkçası Hattie (132 sayılı mahkum) beni hiç şaşırtmadı. Bu da nerden çıktı derseniz, kitabı okuyun anlarsınız :). Genel anlamda beğendim, sonu biraz aceleye gelmiş gibi hemen olaylar sonuca bağlandı. Gelişmeler biraz daha kısa tutulup, son için biraz daha sayfa ayrılabilirdi.. Tilly'nin de Nina'nın da sonlara doğru işleri yoluna koyduğunu görmek mutlu etti. "Beklentiler mutluluğun düşmanıdır."Syf:148
Baskı: Grey
Nasıl yorum yapsam bilemedim. İyi diyemiyorum kitaba; Çeviriyi beğenmedim. Kötü diyemiyorum; Grey varken nasıl kötü derim. . Sadece seriyi sevenler beğenmişlerdir benim gibi. Nihayetinde içinde Christian'ımız var. Umarım Pegasus olaya el atar da serinin diğer kitaplarını kurtarabiliriz.. Neden 10 puan verdim peki? cevap; Grey <3
Baskı: Yolum Aşka Düştü (Sancaktarlar Serisi #3)
Sancaktarlar Serisi'nin 3.kitabı Ahmet Sancaktar ile Sena'yı anlatıyor. Bu seriyi seviyorum ama kitabı bitirmem biraz zaman aldı. Normalde bir kitabı bitirmem bu kadar uzun sürmez. Üçüncü kişi tarafından anlatılan kitaplar beni hikayeye çekmekten çok itiyor. Sanırım bundan sonra alacağım kitaplarda artık buna dikkat edeceğim. Meral Kır'ın eline sağlık. Yine güzel bir hikaye hazırlamış bize. Olaylar hiç durulmadı, aksiyon ilk sayfadan son sayfaya kadar devam etti. :) Serinin 4.kitabı hakkında bir bilgim yok ama eğer yazmayı düşünüyorsa yazarımız, Mehmet'in hikayesini yazsın lütfen. Serra'yı sona bıraksak ta olur :) Belki benim gibi düşünenler vardır; Üçüncü kişi tarafından değil de birinci kişi tarafından yazsa kitabını daha çok severiz.
Baskı: Sen Gittiğinde (If I Stay, #2)
Birinci kitap Eğer Yaşarsam'ı okumadım, filmini seyrettim ve çok beğenmiştim. Mia gittikten sonra Adam'ın küllerinden yeniden doğmaya çalışmasını yazmış yazarımız. Biraz karamsar bir kitap, bazı yerlerde gerçekten ruhum daraldı. Ama sonuç olarak mutlu sonla bittiği için mutluyum :)
Baskı: Kaderin Rengi
Bir önceki kitap Cennetin Rengi'ne bayılmıştım, bu kitabı da çok sevdim. Elime aldığım gibi bitti. Anlatımı harika, kurgusu merak uyandırıcı ve sizi hiç sıkmadan kendine bağlıyor. Güzel kitaplar kendini nasıl da belli ediyor.. Hemen elinize aldığınız gibi bitiriyorsunuz. Yazarın duyguları yansıtması, beni güldürmesi, hüzünlendirmesi harikaydı. Eğer denk gelirseniz mutlaka okumanızı tavsiye ederim. :) Her kitapta insan birazcık kendini arar, yaşadıklarıyla bağlantılandırmaya çalışır ya içten içe, bu kitap bana kendini çok yakın hissettirdi, daha ilk paragrafa kendime hitap edildiğini düşündüğüm satırlarla başladım..
Baskı: Evine Hoş Geldin (Eternity Springs #1)
Beni sarmadı. Kapağını beğenerek alıp, hikayesiyle hayal kırıklığına uğratan kitaplarım arasında..
Baskı: Son Kamelya
Sarah yine döktürmüş. Alışkın olduğumuz şekilde; farklı zamanlar, farklı kişiler, aynı mekanlar ve birbirine değen hayatlar. Ne zaman Sarah Jio kitabı okusam gerçek bir roman okumuş gibi hissediyorum. Bu kitabı da harikaydı. Addison'ın yani Amanda'nın Miles'a sahip çıkması çok dokunaklıydı. En çok Miles'a ve Anna'ya üzüldüm sanırım. Çok akıcı bir anlatımı var ve her sayfa sizi biraz daha meraklandırıyor. Az çok tahmin etmiştim sonunu ama yinede okutuyor kendini :) Tavsiye ederim. *** "Önce küçük bir tohum düşer kalbin ortasına, sonra aşkla yeşerir. Kulak verin, umudun sesini duyabiliyor musunuz?"
Baskı: The 100 - 21. Gün (The Hundred #2)
Aynı gün içerisinde ikinci kitabımı bitirdim. Seriyi çok beğendim. Bir yerlerde ilk defa bir dizinin kitaptan daha güzel olduğunu okumuştum bu seri için yazmışlardı. Eğer kitabını bu kadar beğendiysem dizisine bayılırım sanırım :) Akıcı, merak uyandırıcı, her dakika bir adrenalin var sayfalarında. Karakterler ilk başlarda tam oturmamıştı kafamda ama sonrasında kimin kim olduğu ilerleyen sayfalarda daha netleşti :) Sanırım kitapta bir tek şuana kadar Clarcke'tan hoşlanmadım. Tamam iyi kız, hoş kız, yardımsever filan ama ne o öyle bi Bellamy'e bi Wells'e yakınlaşmalar filan.. Glass şuana kadar favori ismim. Ne çektin be Glass diyesim geldi :) Ne zaman bir filimde yada kitapta "Artık ne olursa olsun ayrılmayacağız, söyleyeceğiniz hiç bir şey bizi ayırmayacak vs." gibi beylik repliklere denk gelsem beş dakika sonra ayrılıyorlar :) Neyseki Lucke yeniden Glass'ın elini tutmasını bildi.. Serinin devamını merakla bekliyorum. Bir günde ikisini de okudum. Ahh bu seri kitaplar.. ://
Baskı: The 100 (The Hundred #1)
Anlatım tarzı olarak üçüncü kişi anlatımlarını sevmem ama kitap o kadar heyecanlandırdı ki beni anlatım şekline hiç takılmadım. Bir günde elime aldığım gibi bitti :)
Baskı: Hiçliğin Kıyısında (The Edge of Never #1)
Akıcı ve sizi içine çeken bir kitap. Sonlarına doğru ödümü patlattığı doğrudur ama kısa süreli bir endişenin ardından rahatlattı yazar :) Andrew'i tarif etmeye kalksam sanırım çelikten bir kalp yapar içini de pamuklarla doldururdum :) Çok tatlıydı.. Okumadıysanız tavsiye ederim.. "Birinin sorunu digerininkinden daha az sarsici olmasi, o kisinin daha az aci cekmesini gerektirmez"
Baskı: Yıldızlar Sönünceye Dek
"Öldüğümüzde, gökyüzündeki yıldızlardan biri oluruz ve ölmeden gerçek aşkı bulmuşsak eğer, o aşk için tekrar yeryüzüne ineriz; aşkımız sonsuza dek sürsün diye..." Kitabımız bu cümlenin etrafında döndü dolaştı durdu :) Kurgu olarak çok fazla aman aman harika bir şey diyemem ama okuyacak değişik bir kitap arıyorsanız tavsiye ederim. " Seda bunu dedi, Melda bunu yedi, Ceyda koştu" gibi 3. kişi tarafından anlatımı olan kitaplardan. Ben bu anlatım tarzını sevmediğim için kitap 3-4 gün süründü elimde ama sonunda bir günde bitirdim.
Baskı: Elveda Haziran
Kitabı elime almamla bitirmem bir günümü bile almadı. Saatler içerisinde bitirilen, kitap okumuş gibi değil de sanki mini bir dizi seyretmişsiniz gibi hissettiren, her br duyguyu en küçük objeyi bile size kolaylıkla aktarıp aynı duyguları size yaşatan ve tüm o detayları sanki siz görüyormuşsunuz tadını veren HARİKA bir roman .. Annesinin sorumsuzluğuna karşın kardeşine mükemmel bir abla olmaya çalışan June'un çocukluk anıları beni çokk etkiledi. Sarah Jio'nun kalemine bayılıyorum.. Her yazarın harcı değildir bir okuyucuyu bu kadar etkileyebilmek, okuyucuya ters köşe yapayım derken saçmalamadan ortaya harika bir kurgu çıkarabilmek.. Konusunu detaylı anlatmaya gerek duymuyorum. Yorumlarımızın asıl amacının da hikayeyi bir kez daha özet geçmek yerine yazarın ve hikayesinin üzerimizde bıraktığı izi, tadı anlatmayı daha çok seviyorum sanırım. Tek söyleyebileceğim; Denk gelirseniz mutlaka okuyun.. Not; Kitabı okumaya sabah saatlerinde başladım ve akşam üzerine doğu bitirmiştim, iş yerinden eve gelene kadar Gavin'in June için hazırladığı o muhteşem makarnalar beni öyle etkiledi ki, eve geldiğimde yaptığım ilk iş makarna yapmaktı :) Özellikle ennn sevdiğim makarna olan Tortellini'yi okurken kitabı resmen yaşıyormuş gibi oldum.. Bize harika kitaplar okuttuğun için Teşekkürler Sarah Jio.. Ve harikasınız Arkadya Yayınları Tebrikler. --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- "Hepimize tek bir hayat verildi. Bizim görevimiz onu faydalı, güzel ve doyurucu kılmak. Istırap çekeceğimiz, nefret edeceğimiz şeyleri yapmanın bir anlamı yok. Sonunda bize, tahammülümüz için ödül filan verilmeyecek. Geride sadece harcanmış bir hayat kalacak." *** "Hassas ve savunmasız olmak, zorlu bir geçmişle yüzleşmek, yeniden başlamayı ve yeniden sevmeyi denemek cesaret isteyen bir işti.." *** "Ağustos'un ortasında buzdolabımızın bozulduğu günü hatırlıyor musun? Annem yoktu, telefon rehberini çıkarıp bir tamirci çağırmıştın. Bizden tamir ücretini almamıştı. O zaman kaç yaşındaydın? On mu? 'Dokuz' dedim, tamirciye kumbaramdaki bozukluklarla ödeme yapmaya çalıştığımı hatırlayarak.." *** "Gavin alnıma bir öpücük kondurarak kapıya yöneldi. 'Hemen gelirim Tortellini yapacağım.' 'Tortellini neye iyi geliyor?' 'Endişelere! dedi Gavin. " Kaynak: http://www.webcanavari.net/kitaplar-hakkinda-bilgi-ve-ozetler/kitap-yorumlari-buraya-t242797.5790.html#ixzz3hSrX2PDR www.webcanavari.net - www.rapcanavari.net - www.kadincaforum.net
Baskı: Sonsuza Kadar (Eversea #2)
Serinin birinci kitabı Aşka Var Mısın hikayenin can alıcı noktasında bittiği için ikinci kitaba hemen başladım. İlk kitaba göre daha hareketli ve duygusaldı. Aşka Var Mısın kitabının tanıtımında bahsedilen "çekingen, kendine güveni olmayan Kerry Ann"i serinin ikinci kitabında daha fazla görüyoruz. Sürekli hollywood yıldızı sevgilisine layık bir kız olup olmadığının iç çekişmesini yaşıyor. Sonuç olarak yine çıtır-çerezlik bir kitap. Ama keşke bu kadar uzun tutulmasaymış. "Onun bu hali beni sinirlendirmedi, aksine eğlenceli bile bulduğumu söyleyebilirdim. "Gerçekten bir yaşıma daha girdim. Gören de Christian Grey geldi sanacak," diye homurdandı Bayan VVeaton. Jazz az kalsın şampanyasını kadehin içine tükürüyordu. Ben de kıkırdadım. "Ne yani, benim gibi yaşlı bir kadın müstehcen kitaplar okuyamaz mı?" "Hiç de değil, tabii ki okuyabilir," dedim ciddiyetle." *** "Jack dudaklarını kulağıma daha da yaklaştırınca, nabız atışlarım başka bir seviyeye ulaştı. Sesli bir şekilde yutkundu. "Daha önce sana hiç söylemediğim bir şeyle başlayalım. Ben, Jack Eversea, ben... sana... âşığım, Keri Ann Butler." Donup kaldım, nefesim normal işlev göstermek bıraktı. Hayır. Bunu yapıyor olamazdı, beni aşkı her derde deva sanacak kadar genç ve aptal sanıyor olamazdı."
Baskı: Aşka Var Mısın ? (Eversea #1)
Hafta sonu yada kısa tatillerde yanınıza alıp götürebileceğiniz, elinize aldığınız anda bitirebileceğiniz bir kitap Aşka Var Mısın.. Keri Ann anne-babasını trafik kazasında kaybetmiş ve abisi ile hayatta kalmış genç kızımız, yaşadığı küçük kasabada bir kafede çalışmaktadır. Kafeye geç saatlerden birinde gelen kaba müşterisi hayatından uzun bir süre çıkmayacağa benzemektedir.. Keri Ann'imiz karşısında tüm kızların hayran olduğu Jack Eversea'yı gördüğünde eriyip rögar kapaklarından akmaya başlamıştır bile. Jack çekiciliğinin ve Keri Ann'in üzerindeki etkisinin farkındadır ancak Keri Ann kendine güveni olmayan bir kızımız olduğu için Jack'e yaklaşması biraz zaman alacaktır. Genel anlamda okuduğumuz çoğu kitaba benzeyen bir hikayesi var, kurgusu aman aman denecek kadar harika değil. İlk satırlarımda belirttiğim gibi hafta sonu yada kısa tatillerde okunacak kitaplar türünden. Sevdim mi? Evet :) Bu arada unutmadan ekleyeyim. Kitabı okumaya karar verdiyseniz mutlaka ikinci kitabı da yanınıza alın :)İBenden söylemesi.. Kitapta deniz kaplumbağalarının yıllar sonra kabuklarından ilk çıktıkları yere döndüklerini belirtmiş yazar. Tesadüfen fark ettim ki; bölüm aralarında ki konu başlarında yer alan küçük deniz kaplumbağası figürü her bölüm başında farklı noktada duruyor ve dönüp dolaşıp aynı yere, başladığı yere geliyor . "Gerçek şuydu ki tanıdığım hiçbir erkek ,kitaplardan okuyup hayalini kurduğum aşkla örtüşmüyor "
Baskı: Göremediğimiz Tüm Işıklar
Büyük umutlarla başlamıştım, kurgusu son zamanlarda okuduklarımdan farklı olduğu için baya etkilenmiştim ama okumaktan sıkıldım. Ya asıl olayların başlayacağı zaman yarıda bıraktım bilmiyorum ama beni sarmadı..
Baskı: Aşkın İkinci Yarısı (Bell Harbor, #1)
Sadie eşi tarafından defalarca aldatılmış iki çocuklu bir annedir. Önceleri hep kuşkuyla yaklaştığı kocasını bir gün kendisini aldatırken yakalayınca terkeder. Teyzesinin yanına küçük bir kasabaya yaz tatilini geçirmek için kısa süreli taşınır. Çatlak teyzesi ve bir birinden eğlenceli iki kuzeni ile tatil geçirmeyi planlarken her sabah sahilde gördüğü "Koşan Adam" bu tatilin en güzel sürprizi olur. :)) Anlatımı çok eğlenceli, akıcı ve okurken çok güldüğüm yerleri oldu. Kitabın biraz fazla uzatılmasının haricinde bi eksik yönünü görmüyorum. Fırsatını bulursanız okumanızı tavsiye ederim :)
Baskı: Aşkı Seçtim (Sancaktarlar Serisi #2)
Sancaktar kızlarının ikincisi Asya ve Doruk'un hikayesini sevdim. Güzel bir anlatımla polisiye, aşk, romantik komedi hepsi harmanlanarak sunulmuş bir kitap. Birinci kitabın sonunda Doruk'un Sabrina'yla çıkıp gelmesinin ardından bu kitabın sonun da da yine Meral Ablamız bize bir süpriz yapıp 3.kitaba hemen başlatma istediği uyandırdı. Yer yer biraz fazla uzatılmış olsa da genel anlamda sevdiğim bir seri. Devamını merakla bekliyorum.. Kitabın sevmediğim tek yanı "Asya bununla ne yapacağını bilmiyordu, Doruk şöyle düşünmekteydi" tarzındaki anlatımı. Ya Asya'nın yada Doruk'un anlatımıyla yazılsaydı daha güzel olurdu. 3.kişilerden değilde bizzat ana karakterlerin anlatımını yaptığı kitaplar bana daha "Kitap okuyormuşum" gibi hissettiriyor.
Baskı: Mart Menekşeleri
Pek çok kişi okumuştur kitabı o yüzden çok detaylı yazmayacağım. Okuduğum tüm Sarah Jio kitaplarını sevdiğim gibi bu kitabına da bayıldım. Okumayanlara tavsiye ederim. Emily gibi güçlü kadınlara bayılıyorum.