Serginho
@Serginho

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Aslında Herkes Haklı

Tarzi degisik ve hos. Ogretmen olduğunu ogrendim. Dile oldukca hakim ve alisilagelmisin disinda cümleleri kullanmis siirlerinde. Bu senenin 90.kitabini okumus oldum.

Baskı: Bereketli Topraklar Üzerinde

Orhan Kemal tipki Yasar Kemal gibi eserlerinde Çukurova 'yi , Çukurova insanini merkeze alan büyük bir yazar. Bu kitabı da Iç Anadolu 'dan Çukurova'ya Adana 'ya gelen 3 köylünün Çukurova 'da çeşitli işlerde yaşadıkları sıkıntıları, iş yaşamlarını anlatiyor. Kitap irgatlarin muthis zorlu iş kosullarini, gecim sıkıntısını, isveren işçi iliskisini , yasama dair dramatik unsurlari icinde barındırıyor. Okurken ben de o isciler gibi Cukurova insani olarak gunesin kizginligini basimda hissettim , yoklugu görmüş biri olarak iscilerin dertlerine ortak oldum. Kitaptaki diyaloglar cok hos , zaten yoresel agizla konusuyor karakterler. Bu da eseri daha samimi ve etkileyici kılıyor. Dili son derece yalin ve akici. Kitap belli ki konu olarak iscilerin yaşamı uzerine mukemmel bir arastirmanin sonucu olarak kaleme alinmis. Genel itibariyle kitabi çok beğendim.

Baskı: Notre Dame'ın Kamburu

Kitabin başları acikcasi hatta yarisina kadar nerdeyse ciddi şekilde sıktı hatta bırakayim mi diye düşünmedim degil. Ama kitabin yarisindan sonra mukemmel sekilde gelisen olaylar , heyecan beni kitaba bagladi. Aşk, 3 erkek ve 1 kadin.. 3 degisik karakter , 3 ayri dunya.. Bir cingene kizinin yureklerine dokunduğu 3 farkli kisilik.Donemin Fransasi, kralligiyla , kilisesi ile , sosyal unsurlari ile de yansitilmis. Yazar yine betiemeleriyle Paris in cadde cadde , sokak sokak portesini cizmis . Okuyucuya sadece gozunde canlandirmak kalmis geriye. Dediğim gibi baslarda bu yönünün bir hayli fazla olmasi insani biraz kitabın heyecanina kapilmaktan alikoymus. Neticede belirli bir olaya dayanınca hele ki aşkla harmanlaninca kitap baska bir hüviyete bürünmüş. Ben kamburun , canavar görünümüne ragmen aski ugruna gösterdiği cabayi takdirle ve huzunle okudum. Yine dini , inanci bir kenara birakip aski ugruna canavarlasan piskopusu hayretle okudum. Ve sevilen yuzbasinun gösterdiği umursamazliga sinir oldum. Velhasim kelam , 3 ayri karakterde her turlu duyguyu tattim. Okuyunca zaten net sekilde fotografi göreceksiniz.. Sonu harika bitti. Bu son icin , hele ki kitabin yarısından sonraki seyri icin dahi klasik olmasi kacinilmaz bu kitabi okumakta mutlak surette fayda var.

Baskı: Uçurtmayı Vurmasınlar

12 Eylül dönemi mahkumlarinin hapisanede yaşadıklarının minik Barış 'in mektuplarinda gözler önüne serildiği roman.. Neticede küçük bir çocuk ve dolayisiyla bastan sona masumiyet dolu bir kitap. Huzunlendim. Minik yürek nasil da bakmis öyle dort yani duvarlarla çevrili bu hayata. Esaret , dolu dolu esaret. Insani huzne bogan, sinirlendiren esaret. Ulkemiz hapisanelerinin o donemdeki durumunu mukemmel sekilde gözler önüne sermiş. Düşünceye pranga vurulmus vesselam. Dusunenler demir parmaklar ardina hapsolmus. Fikir suclulari...Ne kadar aci bir kavram. Insanlarin sirf dusuncelerinden ötürü özgürlüklerine kast etmek.. Maalesef bu ulke boyle donemlerden geçti. Barış 'in Inci'ye hitaben yazdığı bu mektuplar dönemin Turkiyesini, hapisanelerini, insanlarin ne tur bir yasam sürdüklerini ne de guzel anlatmis. Kisa ama yoğun bir kitap. Hüzün kokan bir eser. Çok begendim. Filmi de cok guzel.

Baskı: Beni Ödülle Cezalandırma

Kesinlikle çok iyi bir araştırmanın meyvesi bir kitap. Dr Özgür Bolat kitabını geniş çaplı bir araştırma sonucu ortaya koymuş. Kitapta bahsi gecen deneyler harika ve yol gösterici nitelikte. Bir kere tüm kitap baştan başa bize sonrasındaki hayatimiz icin rehber olacak nitelikte. Ödül kavramini nasil yanlis anladığımız, ne kadar yanlis uyguladigimiz konusunda ciddi manada beni ikna eden bir kital oldu. Sadece eğitimde degil ailede, is hayatinda , toplumsal yasamda dahi kullanilan ödülün ne kadar yanlis bir uygulama oldugunu ortaya koymuş yazar. Bir öğretmen olarak ilk etapta anladigim çocuğun dış kontrolle sekillendirilmemesi , icsel motivasyonla hareket etmesi gerektigi oldu. Ogrencilere ödülle, aferinle bir seyleri empoze etmenin ne kadar yanlis oldugunu onlarin ozgur davranmalari gerektigini , herhangi bir baskinin , etkinin sonucunda davranislarina sekil vermelerinin onların zararina oldugunu cok net sekilde anladim. Sinifin , okulun cocuklarin sikilarak , eziyet cekerek vakit gecirdikleri alanlar degil mutlulukla geldikleri , eglenerek vakit gecirdikleri birer ortam haline getirmemiz gerektigini yine net sekilde anladim. Buna benzer bircok dersi cikardigim kitabi ozellikle tum meslektaslarima tavsiye ediyorum.

Baskı: Bir Delinin Hatıra Defteri - Palto - Burun

Gogol'un fantastik öğeler barındıran üç kisa öyküsünden oluşuyor kitap. Eserde dönemin Rusya'sı toplumsal acidan gözler önüne seriliyor. Yer yer yazar okuyucuyla konuşuyor öykülerinde. Özellikle burun hikayesi ilginç bir hikaye olmuş. Konusu ve işlenişi bakimindan. Bir Delinin Hatıra Defteri de tıpkı adindan da anlaşılabileceği gibi sıkıntılı, hasta desek de olur sanirim , bir bireyin anilarindan oluşuyor. Beni en cok hüzne boğan ve kesinlikle digerlerine nazaran trajik unsurları içinde cok fazla barındıran Palto öyküsü oldu. Bu eserde özellikle dönemin yaşantısı cok güzel anlatılmış. Kahramanin çaresizliğini en derin şekilde hissettirmiş yazar okuyucuya. Üç öykü de dil olarak oldukça sade ve akıcı. Dediğim gibi kurgusal açıdan fantastik öğeler barındırıyorlar. Palto öyküsü sanirim her zaman icin zihnimde yer edinecektir.

Baskı: Sınır Boyundaki Çiftlik

Sınır boyundaki bir çiftliğin sahibinin kızı olan Nona ile bu bölgede teğmen olarak görev yapan Galcev'in aşkının gelgitlerle dolu aşkının merkeze alındığı, ağa-köylü toprak çatışmasını konu edinen bir roman. Yordan Yovkov Türkler ile içli dışlı olması itibariyle eserinde Türkçe isim , kelimelere sıkça yer vermiş. Eserin dili son derece sade ve akıcı. Okusaniz da olur okumasaniz da diyebileceğim türde bir eser.

Ölümcül Yumurtalar
8/1002.09.2018

Baskı: Ölümcül Yumurtalar

Mihail Bulgakov'un yine rejime yönelik ince göndermelerinin olduğu eseri. Salt bir bilim-kurgu romani olarak okumak kitabi siradanlastirabilir. Bu kitap sadece organizmanin yapisini degistiren ışınları keşfeden bir Profesörün bulduğu bu ışınların bir yanlışlık sonucu devasa sürüngenler meydana getirmesiyle şehrin karışmasına, ölümlere sebep olmasina yol açmasını konu edinen bir kitap degildir. Ben her zaman için okuduğum kitapla ilgili arastirma yapar , kaçırdığım noktalar konusunda aydinlanmak isterim. Kitapta profesör malzemelerini ABD, Fransa gibu ülkelerden tedarik etmektedir bu yine Sovyet Rejimine yeterlilikleri noktasinda bir mesaj iletiyor. Ayrica romanin baskahramani Prosefor Periskov da kurduğu labaratuar ile , yaptiklari ile mesaj veriyor. Zaten dönemin Rusyasi, Moskovasi sosyal ve askeri acidan da yansitilmis.Bulgakov siradan bir yazar olmadığı için siradan bir eser okuyormuş hissine kapilmamakta fayda var. Neticede Sovyet rejimi tarafindan kitaplari yasaklanan, rejim tarafindan müthiş baski goren bir karakterden bahsediyoruz. Yaratilan dev yaratiklar ile ne mesaj verilmeye çalışılmış, bu dev yaratiklar Sovyet rejimini mi temsil ediyor düşünmüyor degilim. Neticede onlar da rejim gibi dağılıyor en nihayetinde. Sovyet rejimine, öncesine , Lenin - Stalin'in kimliklerine hakim olmak bu kitaplari cok daha anlamli kilacaktir. Bu noktada benim de kendimi geliştirmem gerekiyor.

İnci
10/1001.09.2018

Baskı: İnci

Hayatini bulduğu inci ile değiştireceğini düşünen Kino'nun hazin öyküsü.. Insani heyecan duygusundan bir dakika bile ayirmayan , Huzunlendiren bir kitap. John Steinbeck'in bütün kitaplarinda neden eserlerinin klasik olduğunu cok net görebiliyoruz. Betimlemeler harika, adeta yaziyla resmini çiziyor çevrenin, dili akici , sade. Ceviri olarak zaten Sel yayıncılık bu işi iyi yapiyor. Çok hos bir kitap, her kitaplikta bulunmasi lazim..

Önemsiz Bir Kadın
7/1001.09.2018

Baskı: Önemsiz Bir Kadın

Yorumum:Kitap , kadin erkek iliskilerini ele almis. Kadin ve erkek dünya görüşleri uzerinde diyaloglar uzerine kurulmus. Ingiliz sosyetesinin kendi icinde yaptigi sohbetlerden olusmakta. Tiyatro türünde yazildigini ifade etmiştim. Diyaloglar benim hoşuma gitti.. Özellikle aşağıda not aldığım sözler etkileyici. Yillar önce sevdiği adam tarafindan evlenmek vaadiyle kandirilip demem dogru olur sanirim , bir cocuk sahibi de olduktan sonra terk edilen bir kadinin gizinin ortaya cikmasini konu ediniyor kitap. Bu gizin ortaya çıkmasına Lord Illingworth'un ogluyla temasa geçmesi neden oluyor. Sonu sanki daha etkileyici bitirilebilirdi. Genel olarak akici bir kitap. Dedigim gibi konu vasat ama kitaptaki diyaloglar , kadin erkek temelli konusmalar vurucu nitelikte. Hİçbir sey umudun ulaşamayacağı kadar uzak olmamali.Hayatin kendisi zaten bir umut. #Yirmi sene süren bir aşk kadını harabeye çevirir, ama yirmi sene süren evlilik onu bir kamu binasina benzetir. #Gerçek yaşını söyleyen bir kadina asla guvenmemek lazim. Bunu birine soyleyen kadin herkese her seyi söyleyebilir. #Ruh yaşlı doğar ama giderek gençleşir. Bu hayatin komedisidir. Beden ise genç doğar ama giderek yaşlanır. Bu hayatin trajedisidir. #Erkekler yorgun düştükleri için evlenirler,kadinlarsa merak ettikleri için. Ikisi de hayalkırıklığına uğrar.

Baskı: Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen

Tarihimizde , siyaset mecrasinda yer edinmiş önemli kisiliklerden biri. Ortadogu ve Arap dunyasinda en cok bilinen Türklerden biri. Ideolojik anlamda kendisini muhafazakar hattta bir kaç tik ilerisini de söylemem mümkün,şeriatçı olarak niteleyebileceğimiz, diğer taraftan bakinca da ekonomik anlamda sosyalist bakış açısına sahip bir kimlik Erbakan. Tam bir Amerikan ve emperyalizm karşıtı. Muhafazakâr kesmin sevip saydığı, görüşlerine deger verdiği bir karakter olmasının yanısıra Laikçi kesimin de sanırım ayni oranda sevmediği bir liderdi de diyebilirim. Bunlarin disinda 1974 yılında soguk savas doneminde , ozellikle ABD'yi de karsimiza alarak gerçekleştirdiğimiz , zamanin politik ve sosyal durumu göz önüne alındığında oldukça cesur bir hamle olan Bülent Ecevit önderliginde kendisinin de desteği ile vuku bulmuş Kibris Baris Harekâtının gerceklestirilmesi noktasinda etkin bir simadir. Bu kitabinda ozellikle ekonomik anlamda tasarladığı ideal bir dünya düzeninden bahsetmis. Ekonomik anlamda mevcut durumu , dünya genelindeki guc odaklarini baz olarak ortaya koymuş,bunlara adil düzen tanimlamasi adi altinda cozumlemeler getirmiş. Özellikle dunya piyasalarina yön veren yahudilerin hatta siyonistlerin hegemonyasi altından kurtulmanin elzem oldugunu , faizin ortadan kaldirilmasi gerektiğini, paranin kavramsal olarak sadece uretim karsiti olmasi gerektigini ifade etmistir. Emperyalizm karsiti tutumunu son sayfaya kadar gostermistir . Kitap bir iktisat bilimleri kitabi tadinda olup , Erbakan'in konferans konusmasidir. Bircok not aldim ama buraya yetmez. Özellikle siyonizme hizmet ettigimizi , bagimlli oldugumuzu , dunya piyasasinin belirli gizli guclerin tekelinde oldugunu, aldigimiz ekmekte dahi bu guclere para girdisi sagladigimizi ifade ediyor. Kapitalizm ve komunizm etkisinde olan duzenin yikilip adil duzenin tahsis edilmesinin muhakkak oldugunu ofade ediyor. Kurtulusun bu noktada milli gorus ilkesini şiyar edinmis saadet partisinde olduğunu diger partilerin dolayli , dolaysiz , bilerek yahut bilmeyerek bu kapitalist sisteme hizmet ettiğini savunuyor. Tek dogru partinin kendi partisi olduğunu savunuyor. Siyasi soylemleri benim alanimin disinda kalmakla beraber temel olarak saptamalarinin hepsi bence dogru. Cozum önerileri de gercekten oldukca makul. Okuyunca goreceksiniz. Ama dünyanın geldigi noktada bu cok fazla utopik olmamis mi diye de sormadim degil. Bence fazlasiyla utopik bekentiler icerisinde hoca. Boyle bir duzen keske tahsis edilebilse.. Ozde hepimiz birer piyonuz. Sahsim adina bunun farkindayim. Kendi gecimimi saglamak adina , argo tabirle ensesi kalinlara kolelik yaptigimin farkindayim. Bazen ben de duzeni inanilmaz sekilde sorguluyorum. Dövüş kulubu aklima gelmedi degil sisteme mukemmel elestiri getiren kitapti. Yine bu kitabi okuyunca bu kitap ekonomik anlamda ama thomas moore un utopyasi aklima geldi cok daha genis bir sekilde ideal devlet düzenini temel alan bir kitaptı.

Baskı: Türk Ordusunun PKK Operasyonları

15 ağustos 1984 te eruhta ve semdinlide gerceklestirdigi saldirilarla faaliyetlerine baslayan pkk teror örgütünün yapilanmasini , stratejilerini , yontemlerini , ekonomik kaynaklarini , lojistik desteklerini ele almis kitap.yine bu orgute karsi tsk nin , turkiye nin tutundugu tavir , operasyonlar genis bir sekilde aktarilmistir. Yeni bir devlet kurma yolunda faaliyeletlerine baslayan örgütün nasil bir pokitika izlediğini, saflarina nasil adam kattigini, alana nasil yayildigini , sistematik sekilde nasil orgutlendigini aktarmis bize yazar. Ordumuzun zaman zaman yaptigi hatalari, orgur karsisinda pasif kaldigi donemleri , saha kalkis donemlerini yine kronolojik olarak iyi bir incelemenin , arastirmanin neticesinde kaynaklarla berabet biz okuyuculara sunmustur. Kurulduğu gunden bu yana yer yer cok etkin, yer yer pasif sekilde de olsa faaliyetlerini surduren pkk nin ulke ekonomiaine ,kültürel yapiya nasil zarar verdiğini aciklamis. Ozellikle destekcileri iran , irak ve ozellikle suriye ile ülkemizin 1980 lerden itibaren nasil calkantili bur siyasi surec yasadigini, restlesmelerin , operasyonlarin yurutuldugunu bizlere aktarmis. Terorun her turlusu bir ulke icin yikim demektir. Geriye donus demektir. Kaos demektir. Aci, gozyasi , kan , huzursuzluk demektir. Bu noktada bu ugurda yitirilen binlerce can , dis guclerin ekmegine yag surmekle beraber , yine bu dis guclerij sagladigi finansal , askeri desteklerle varliginu surduren orgut toplumsal birliktelige darbe indirmekte , ulkemizde cok buyuk populasyina Sahip iki etnik unsur olan kürt ve türk halklarinin ortak paydada buluşmasına mani olmaktadir. Ben her zaman icin silahlarin yerine dusuncelerin savaşmasını istiyorum.

Baskı: Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği

Kadin erkek iliskilerinin sorgulandığı, aşkı, ihaneti , hüznü her seyi icinde barindiran , felsefik yönü bulunan kisaca her telden calan bir kitap. Komünizm rejimi ciddi sekilde elestirilmis , komünistlere ciddi sekilde eleştiri getirilmis kitapta. Tomas ve Tereza eksenin genisleyip buyuyen etkisi sayfalar ilerledikçe hissedilen harika bir eser. Bence ikinci kez farkli bir zamanda okumak cok daha buyuk bir etki yaratacaktir okuyanda. Milan Kundera kesinlikle üslubu, tarzi ile farkli bir yazar. Yavaşlık kitabindan sonra bunu da okuyunca farkina vardim. Kitapla ilgili belki sikinti yaratacak durum cinsel unsurların bolca ön plana cikarilmasi ve Tomas'in tek eşle yetinmemesi durumu olabilir. Tereza'yi cok sevmesine ragmen baska kadınlardan da vazgecememektedir. Yine Franz ve Sabina'nin irdelendigi bolumler , komünizm rejimi , Sovyet isgali , felsefik aciklamalar iceren bölümler kitaba ayri pencereler açmış okuyucuyu farkli noktalara doğru yonlendirmistir. Bu kadar farkli unsuru ortak bir paydada buluşturmak da ayri bir maharet. Buna ragmen kendini okutmak , okurken anlamlar cikarttirmak buyuk yazarlik ornegi. Kitabin son kismi dahi kopek uzerine odaklanmis olup beni inanilmaz bir huzne surukledi. Duygulandirdi. Einmal ist keinmal.. Kitapta sikca dile getirilen "bir kere olan hic olmamistir" sozu de zihnimden hic cikmayacak eminim.

Robinson Crusoe
10/1023.08.2018

Baskı: Robinson Crusoe

Robinson Crusoe’’un inanılmaz yasam mücadelesi , tek başına mahsur kaldığı adayı yaşayabileceği bir alan haline getirmesi , yıllarını bu adada her alanda verdiği çabayla mükemmel bir sistem üzerine idame ettirmesi. Bastan başa klasik.. Harika bir kitap. Tek solukta okunacak , dili müthiş akıcı , olay örgüsü harika , insanı içine çeken bir kitap. Heyecan , hüzün , yalnızlık, mücadele , azim her ne varsa içinde barındırıyor kitap. Filmini, kısaltılmış olarak kitabını okumuştum ama iş bankasının bu çevirisi ile ne kadar büyük bir hata yaptığımı anladim bugüne kadar okumamakla. Bugüne kadar okuduğum en iyi kitaplardan biri. Içimizde Robinsonlar olsa keşke her zorluğa göğüs gerebilecek bir iç ses , her türlü mücadeleye girişebilecek bir yürek , hayatı komplike yaşayabilecek bir sistemi kurabilecek müthiş bir rehber...

Kum ve Köpük
8/1021.08.2018

Baskı: Kum ve Köpük

Halil Cibran'dan aforizmalar. Çok daha fazla not aldim. Buraya sadece bunları yazma gereği duydum. #Hatirlama , bir buluşma biçimidir. Kimse gecenin yolunu yürümeden şafağa ulaşamaz. # Kuştüyü yatakalarda uyuyanların düşleri ,toprağın üzerinde uyuyanların düşlerinden hiç de daha güzel olmadığına göre, yaşamın adaletine olan inancımı nasıl yitirebilirim ? # Gevezeleri sadece dilsizler anlar. # Elde etmek mi istiyorsun , ısrar etmemelisin. # Sırtını güneşe cevirirsen , gölgeni görebilirsin ancak. # Bir insanı ancak onun hakkında bildiklerinle yargılayabilirsin. Ama onun hakkında neyi ,ne kadar bilebilirsin ki ?

Meczup
6/1020.08.2018

Baskı: Meczup

Kısa hikayelerden oluşan kitap. Halil Cibran 'in bu eserini iki üç hikâyesi dışında pek beğenmedim.

Gezgin
7/1018.08.2018

Baskı: Gezgin

Halil Cibran 'in çeşitli çok kısa öykülerden oluşan kısa kitabı. Yine bu kısa öykülerde, çeşitli konuları ele almış , ince mesajlar vermiş. Heykel , Zaad Tarlası, Fare ile Kedi hikayelerini özellikle beğendim.

Baskı: Bir İdam Mahkumunun Son Günü

Odama mahkum edilen bir mahkumun hazin sonu...Hayat değerlidir , her anıyla. Bunu belirli bir zaman sonra oleceginizi bilince daha iyi anlar insan şüphesiz. Kürek mahkumu olmak yerine , her gün işkence gibi geçmesi geçen günlerdense ölmenin kendisi için daha iyi olacağını düşünen mahkumun ölüm günü yaklaştıkça hayata tutunmak için çırpınışları yürek burkuyor. Kısa bir kitap ama insanı vuruyor. Huzunlendiriyor. Hayatin değerini , kıymetini bilmemizi bize öğütlüyor adeta. Mahkumun gözünden yapılan gözlemler , psikolojik tahliller harika. Akıcı bir kitap. Herkes mutlaka okumalı diye düşünüyorum.

Okulsuz Toplum
9/1015.08.2018

Baskı: Okulsuz Toplum

Ivan Illich eserinde yaşadığı dönemdeki eğitim sistemini ve de dolayısı ile okulları ciddi şekilde eleştirmiştir. Okulların tamamen konu odaklı öğretmeye sahip olduklarını öğrenenlerin özgürlüklerini kisitladiklarini , özgür düşünce ortamının oluşmasına mani olduklarını , düşünmeyen , sorgulamayan , araştırmayan bir toplum meydana getirdiğini, toplum içerisinde kendisine tanımlanan görevi üstlenmek üzere insanlar yetistirdiklerini savunuyor. Bu acıdan bakılınca devlet nezdinde okulların sadece tek tip insan yetiştirme, kendilerine biat edecek bir toplum meydana getirme amacında olduğunu savunuyor. Okulların tamamen ekonomik anlamda birer kurum olduğunu ifade ediyor. Iyi insan , dürüst insan , bilime ilime önem veren , yeni bir şeyler ortaya koyan, sürekli arayış içerisinde insanlar yetiştirmekten ziyade sistemin esiri olmuş , her acıdan kısıtlanmış bireyler yetiştirdiğini söylüyor. Bu duruma kendince çözüm önerilerinde bulunuyor. Eğitimin okul duvarlarının arasına sıkıştırılması anlayışını reddediyor. Disardaki ogrenmelerin okul içindeki öğrenmelerden son derece daha yararlı olduğunu savunuyor. Örneğin öğrencilerin okuldaki labaratuarları kullanma noktasında, okuldaki sportif faaliyetleri yürütme noktasında , materyal kullanımı noktasında tamamen okul müfredatına bağlı bırakıldıklarını bu yüzden de kesinlikle özgür hareket edemediklerini ifade ediyor. Özgür olmayan bireyin yararlı bir birey olmayacağını söylüyor. Okulun yeni dünyanın dini aynı zamanda da bir iş sektörü olduğunu belirtiyor. Okuldaki öğrenciler sitematik olarak öğretilmeye bağımlı bireyler haline getiriliyor. Bu bağımlılığı elde eden öğrenen ise bağımsızlara noktasında gelişme imkanını kaybediyor. Zaten en başta da ifade ettiğim gibi tek tip , sorgulamayan bireyler , devlete bağlı, daha doğrusu devletin şekillendirdiği bireyle yetiştirilmek isteniyor.

Pinokyo
9/1011.08.2018

Baskı: Pinokyo

Söz dinlemeyen , afacan Pinokyo'nun maceralarının anlatıldığı roman.. Çocuklar için mükemmel mesajlar içeriyor. Özellikle yalan söyleyince burnunun uzaması meselesi çocuklar için ne güzel bir gösterge. Pinokyo her çocuğun mutlaka okuması gereken bir roman. Büyüklerinin sözünü dinlemenin , çalışmanın çabalamanin, sorumluluk sahibi olmanın önemini gösteriyor yine çocuklara kitap.

Baskı: Alice Harikalar Diyarında

Alice'in rüyasını anlattığı fantastik türde yazılmış , daha çok çocuklara hitap edebilecek kitap..

Gölgesizler
10/1005.08.2018

Baskı: Gölgesizler

Filme de uyarlanmış Hasan Ali Toptaş kitabı. Hasan Ali Toptaş deyince akla dili kullanma becerisi , yalın dili geliyor. Bu kadar sakin bir dille bu denli insanı gizem denizi içinde yuzduren, ürperten bir yazar daha olabilir mi ki ? Hasan Ali Toptaş 'in bu eseriyle bile edebiyat tarihimize adını altın harflerle yazdırdığı şüphe götürmez bir gerçek. Böyle bir zat nasıl olur da daha fazla ön plana çıkmaz, anlaşılır değil. Eserine gelecek olursak, varın yokun sorgulandığı, kayboluslarin ardına düşen bir olay örgüsü, esrarengiz bir cinayet , bir doğum vakasi.. Ne ararsan var kitapta. Taşra insanının nabzını tutmuş, eserinde köy kent arası olaylar silsilesini bizlere aktarmış. Değişik karakterlerin ağzından konuşmuş yazar eserinde. Bu şekilde değişik teknikler kullanması bile ustalığa işaret. Kitabın dili o kadar yalin ki tek solukta okunacak nitelikte ama bu kadar yalin dille bizi bu denli heyecana sürüklemesi , ürpertmesi beni çok etkiledi. Gizem beni içine çekti. Acaba sorusu bir an için aklımdan düşmedi. Gerçekten her yönü ile elit bir kitap.

Bozkırkurdu
8/1001.08.2018

Baskı: Bozkırkurdu

Sonlarına doğru karmaşası, gizemi artan bir kitap. Hermann Hesse kesinlikle kendini hemen ele veren bir yazar değil. Bir daha okumakta fayda var. Okuduktan sonra muhtemelen içinizde bir bozkırkurdu arayacaksınız. Bölünmüş bir kişiliğe sahip bir adamın ( Harry ) hayatı sorgulaması, hayattan zevk almaması , ölümü istemesi sonrasında karşısına çıkan Hermine adlı kızın rehberliğinde kendini bulma çabası.. Yer yer durağan , bu durağan halleri ile insanı sıkan ve yine genel itibariyle de akıcı bir kitap. Ama kesinlikle salt okunmak için okunmamali. Zaten okurken ya da okuduktan sonra hayatı ve kendinizi sorgulayacaksınız. Çünkü hepimiz sadece bir değiliz , içimizde farklı kişilikler , Farklı türde karakterler barindiriyoruz. Hayata akılcı bakan yönümüz olduğu gibi, salt duygusal bakan yönlerimiz de var. Ve hep bu farklılıkların mucadelesi yaşanıyor içimizde hayata karşı...

Köpek Kalbi
10/1026.07.2018

Baskı: Köpek Kalbi

: Mihail Bulgakov yine tüm kitaplarında olduğu gibi politik göndermelerle dolu bir eser ortaya koymuş , yine kara mizah türünde enfes bir ürün ortaya koymuş. Bulgakov kitabı olunca Sovyet rejimini eleştiren mutlaka bir şeyler bulursunuz. Zira daha önce de ifade ettigin Sovyet rejimi karşıtı olduğu için , rejimi övmedigi için eserleri basılmamış , çıkarılmamış bir yazardır. Bu eseri de yazıldıktan çok sonra basılmıştır. Zira bolşevik devriminden inceli ve sonraki Rus insanını mükemmel bir kurgu ile tasvir etmiş. Yaralı olan , son derece kötü durumda olan bir köpeğin bir profesör tarafından himaye edilip bakılıp sonrasında rahatsızlığı olan bir adamın hipofiz ve erbezlerinin köpeğe ameliyat sonrası nakledilmesi ile yeni bir tür ortaya koymasını konu ediniyor kitap. Bu ameliyat ile amaç insan türünün iyileşmesini , ileriye gitmesini amaclarken doktor başarısız oluyor bambaşka bir tur ortaya çıkıyor. Köpek insana benziyor , kötü konuşmaya başlıyor insan türünün özelliklerini gösteriyor ama içindeki köpek dürtüsü onu bırakmıyor. Rejim öncesi, rejim sonrası Rus insanını, devrimi bu denli bir kurgu ile aktarmış Bulgakov .. Harika iş çıkarmış. Bu yüzden sanırım seviyorum.. Köpeğin konuşmaları oldukça keyifli, kurgu harika , gondermeler mükemmel. Ve oldukça kolay okunan bir kitap. Manzaranın öteki yüzü daha önemli bu kitapta. Bilimkurgu türünde yazılıp mükemmel politik göndermeler , eleştirel unsurlar kitabı daha da cezbedilir kılmış. Böyle bir adamın siyasetin gölgesi altında , baskıcı rejimin gölgesi altında bu şekilde düşüncenin en mükemmel şekilde işlenmiş olarak eserlerini kaleme alması takdire şayan.

ÖncekiSayfa 7 / 17Sonraki