Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: barış bıçakçı
Bir şey sunulmuştu bana, bir hediye, bir meyve. Ama ben o meyveden tadamadım, gök erik gibi kaldı avcumda dünya. Şimdi ben uykusuzum, yalınayağım, kendimle meşgulüm. Kapımın önünde boş peynir tenekeleri, yağmur suyu biriktiriyorum. Kendi kendime, sanatçı tecrübe edinemeyen insandır, diyorum, bu dünyada hiçbir tecrübesi olmayan insandır ama şimdi sen karala bunun üstünü, yırt sen bunu, olmadı çünk…

Yazar: barış bıçakçı
Asıl öykü ile ilgilenmeyen bir anlatıcı ve yetişkinliğe varmayan bir çocukluğun öyküleri... Aynı soyadının önünde toplanmış beş kişinin belirip kaybolan dünyası... Bu dünyada hiçbir şey göründüğü hatta yaşandığı gibi değil, her şey hatırlandığı gibi! Daha önce İletişim'den Herkes Herkesle Dostmuş Gibi (2000) ve Veciz Sözler (2002) adlı yapıtları yayımlanan Barış Bıçakçı, bu kitabında ço…

Yazar: barış bıçakçı
Bu berbat şehirde görüp görebileceğiniz en güzel şeyin terk edilmiş bir fabrikanın kara yıkıntısı olması saçma ya da gülünç mü? Değil! İnsana özgü bir yavaşlığı, sakarlığı hatırlatan tek şey bu yıkıntı çünkü. Şehirde otomobiller, yollar ve binalar, sonunda bütün sıcaklıkların evrenin ölgün sıcaklığıyla aynı olacağı bir geleceğe doğru son hızla gidiyor, uzanıyor, yükseliyor. Ama aralarında banka m…

Yazar: barış bıçakçı
Sıkı bir dostluk... Aslında hikâye onların hikâyesi, Ender'in ve Çetin'in... Günün birinde hayatlarına bir genç kız girer. Şimdi düşünme, hatırlama ve kendini didikleme zamanıdır. “Nihal’e başından beri olduğumuzdan farklı göründük. Böyle gerekmişti. Koruyucu, kollayıcı, soğukkanlı, ne yapması gerektiğini bilen, Nihal düzgün yürüsün, üniversiteyi uzatmadan bitirsin, yaşadığı felaketten…

Yazar: barış bıçakçı
“Cemil’in bütün gün evde ruhsal söküklerle uğraştığını da biliyordu Nazlı. Ev, iplik parçalarıyla, kırpıklarla dolu oluyordu, iki ucu bir araya getirilememiş hatıralarla ve partal fikirlerle. Yaşamak bu küçük evde de eksik kalıyordu; elli dört metrekare içinde Cemil’in yetişemediği, tamamlayamadığı şeyler vardı. Sessizlikler vardı. Hissettiği şeyi tam o anda kimseye söyleyememiş Cemil’in kuytuya…

Yazar: richard brautigan
Amerikan Edebiyatının, beat ve hippi kuşağının en önemli eserlerinden biri. En nadidesi. Yayımlandığı yıldan beri ilk 40'dan asla düşmedi. Bir opus magnum kısacası! Kulübenin biraz yukarısında, kapısı ardına kadar açık bir baraka vardı. Barakanın içi bir insan yüzü gibi meydandaydı ve sanki: Beni inşa eden kişi buraya 9745 defa sıçtı. O, şimdi ölü ve bir başkasının bana dokunmasını istemiyo…

Yazar: joe meno
Bu şarkı da bana; bir keresinde Gretchenle tepesinde sürücü adayı yazan bir aracı, tamgaz takip etmenin eğlenceli olduğunu söylediği ana eşlik ediyor. Gretchen, zavallı çocuğun kuyruğuna takılmış, zigzaglar çiziyor, her ışıkta klaksona basıp onu rahatsız ediyordu, ta ki... Gretchen, geri geri gitmeye çalışırken park etmiş bir başka araca geçirdi ve aracın farlarını tamir ettirmek için iki yüz pap…

Yazar: marcel ayme
Marcel Aymé çoğu yapıtında olduğu gibi İğreti Suratta da fantastik ile gerçekliğin birbirine eklemlendiği, tuhaf insanların aslında çoğu kez kendileri de tuhaflıklar yapan normal insanlarla yan yana yaşadıkları bir dünya çiziyor. Romanda, görünürde iyi bir işi, huzurlu bir aile yaşantısı olan kentli Bay Cérusiernin yüzünü kaybetme hikâyesi anlatılıyor. Eskisinden çok daha yakışıklı olan bir adamı…

Yazar: doris lessing
Genç bir yazar olan Anna Wulf, kocasından ayrılmış, küçük çocuğuyla birlikte yaşamaktadır. Bir süredir hiçbir şey üretemeyen Anna, kendisini tatmin etmeyen ilişkilerin yarattığı hayal kırıklıklarıyla yaşamının çökmekte olduğu duygusuna kapılır. Delireceğini düşünür ve yaşadıklarını ayrı renkte dört defterde toplar: Siyah defter, bir yazar olarak sorunlarını dile getirir; kırmızı defter siyasal ya…

Yazar: nezihe meriç
Gülün İçinde Bülbül Sesi Var, 1950 kuşağının öykücüleri arasında kendine belli bir çizgi oluşturan Nezihe Meriçin Çisentiden (2005) sonra yazdığı öykülerini bir araya getiriyor. Nezihe Meriç yıllar içinde öykücülüğünde dönem dönem kadın erkek ilişkileri ağırlıklı, siyasal ağırlıklı ya da yazma sıkıntılarına eğilen öyküler yazsa da hepsinde ortak olan kadın bakış açısıdır.

Yazar: nezihe meriç
Nezihe Meriçin öykülerinin birinci cildinde, yazarın 60lı yıllardaki ilk öykülerinden Bozbulanık, Menekşeli Bilinç ve Topal Koşma yer alıyor. TADIMLIKMakinenin kolu döndükçe, Nermin Hanımın kafası büsbütün karışıyordu. ... Günde elli tane dikilse, ayda... ama yüzkırk lira yettiğine göre... Öyleyse yüzkırkı doğrultmak için kaç tane?.. Ya da yirmibiri hesaplamalı. Firûzan Bey, bu aydan başlayar…

Yazar: nezihe meriç
İlk kez 1953te yayımlanan Bozbulanık, Nezihe Meriçin ilk öykü kitabı. O yıllarda büyük ilgiyle karşılanan bu öykülerin canlılık ve tazeliklerini hala yitirmemiş olmalarının nedeni, belki de her şeyden önce Nezihe Meriçin anlatım tekniğinde gizli. Meriç, doğrudan doğruya öyküleme yerine duygu ve düşünce selinin sözcüklere akmasını kolaylaştıran bir teknik kullanıyor: Olgu ve eylemler, aralarında b…

Yazar: nezihe meriç
Cumhuriyetin ilk yıllarında doğan Nezihe Meriç, çocukluğunu, karayolları mühendisi olan babasının ardında takılarak, değişik doğa parçalarında, çeşitli kent ve kasabalarda geçirdi. Üniversiteye geldiğinde oldukça zengin bir yaşam birikimi vardı. İlk öyküler kitabı Bozbulanık 1953 yılında yayımlandığında büyük bir ilgiyle karşılandı. Cumhuriyet kuşağının ilk kadın yazarı olarak nitelendi. Bozbulan…

Yazar: nezihe meriç
Nezihe Meriçin son kitabı Çisenti yazarın öykücülüğünde bir gelişim çağının habercisi.Birbirinden farklı ama birbiriyle bir derece ilgili on dokuz öyküden oluşan Çisenti dizisi gerek öykü kahramanları gerekse anlatımı ile okuyucuya çok farklı bir öykü şöleni sunuyor. TADIMLIKTatil yörelerinde, insanı neredeyse canından bezdiren, o yoğun yaz sıcağının ardından gelen, sonbaharın habercisi günler…

Yazar: nezihe meriç
Beyaz kağıda, önce, yandırma yazıyorum. Egeli bahçıvanlardan bir deyim bu. Çapalanacak yerleri bir güzel çapalar, dört beş gün bırakırsın güneşe, yansın toprak. Sonra suyu bir boca eder, bir göllendirirsin. Uuf! Gör nasıl fışkırır haftaya varmadan yaprak çiçek. Nezihe Meriç, dokuz yıl aradan sonra, yeni çiçek açmış öyküleriyle Türkçenin tadını yeniden duyuruyor. Bakmayı, görmeyi, sezmeyi ve sezdi…

Yazar: nezihe meriç
Uzak bir Doğu ilinde kar kapıyı alır.Sobada ekemekler kızarır.Mütevazı odaları demli çay kokusu doldurur.Mahir amca Beethoveni anlatır.Dışarda büyük bir savaşın kan kokusu ve korkusu vardır. TADIMLIKOtobüs biraz daha gecikirse, ben bir yerlere oturmalıyım. Dikilmekten topuklarım ağrıdı. Tam kırk beş dakikadır, binlerce anayolun ortasında otobüs bekliyorum. İstanbul yıkılıyor. Bu yıkılış ilk g…

Yazar: tomris uyar
Gündelik hayatın gerçeklerinde yaşayan ve gerçeği değiştirecek düşler kuran insanların öyküleri...Edebiyatımızın usta kalemi Tomris Uyar; Yaz Düşleri Düş Kışları ile okuyucalarını gerçek ile düş arasındaki görünmez köprüden geçiriyor. TADIMLIKKonuk, mutfak masasının başında oturuyordu; sırtı öyküye dönüktü. Omuzlarına geniş bir kol halinde dökülen parlak saçları dışında, gençliğini eleveren hiçb…

Yazar: tomris uyar
Masallar donmuş, geçmişte kalmış kalıplar mıdır, yoksa insanoğlunun temel kaygılarını mı dile getirirler? Tomris Uyar, Gece Gezen Kızlarda eski masalların kahramanlarını, günümüz bireyleri olarak, kan, buğu ve kürk tutan ormanlarından çıkarıp kentlere buyur ediyor. Mutluluk arama serüveninin, mutluluğu bulmaktan çok daha önemli olduğunun altını çiziyor. Bir anlamda, özgürlüğe kavuşma savaşının bi…

Yazar: tomris uyar
İpek ve Bakır, bugünün usta öyküsücünü muştulayan bir ilk kitap. Tomris Uyarın 1965-70 yılları arasında yazdığı on yedi öyküden oluşan bu ilk kitabında daha sonraki yazarlık yıllarında işlemekten vazgeçemeyeceği izleklerin ipuçları yatıyor. Yıllar sonra, bu öyküleri okurken, kendi kendine, sürekli alabora olarak kötü şaşırtmacalar veren bir dil ortamında, bir kültürsüzlük kargaşasında yaşayacağın…
Yazar: tomris uyar
Günlerin Tortusu, terörün evlerimizin içine sızdığı yıllardan bugünlere, kültürümüzün çiğköfte ile arabeskte düğümlendiği günlere biriken tortuyu kapsıyor.

Yazar: tomris uyar
Gündökümlerinde Tomris Uyar, her zaman öykü malzemesi oluşturmayan, ama kendisinin, gerek bu toplumun bir bireyi, gerek bir yazar olarak, okurla paylaşmadan edemeyeceği güncel deneyimleri yazıya döküyor. Tomris Uyara göre güncenin önemi, yazarın iç dünyasına ışık tutarak öteki ürünlerini bütünlemesi, onu okura daha yakın kılmasıdır.

Yazar: tomris uyar
İlk kez 1973 yılında yayımlanan Diz Boyu Papatyalar edebiyatımızın kalıcı yapıtları arasında sayılabilir. Tomris Uyarın yalın ve süssüz anlatım biçiminin kendini hissettirdiği bu etkileyici kitapta; hangi sınıftan gelirlerse gelsinler yaşadıkları baskılara boyun eğmeyen bireylerle onların uyumlu sınıfdaşlıklarının kişilik ve değer çatışmalarını bulabilirsiniz. TADIMLIKHakların En GüzeliHüseyi…

Yazar: tomris uyar
Tomris Uyarın kaleminden birbirinden farklı sekiz öykü. İç içe geçmiş yaşamlarda sekizinci günahın sırrı çözülüyor.Yazar bilinmeyen sekizinci günaha, bilinen yedi günahın izinden ulaşmaya çalışıyor.Biraz sonra, gün bütün fazlalıklarından arınıp çağdaş tirşe rengini bulduğunda sen girdin içeri. Geniş zamanda. Bir gün boyunca usulca hazırlanan, ânı kollanan, gelip çatması beklenen yine de beklenen…

Yazar: tomris uyar
Yaza Yolculukta öğretilen basmakalıp değer yargılarının yeniden gözden geçirilmesi, kişinin kendine ve yaşadığı yere dönüş yolculukları yaz mevsiminin aracılığıyla anlatılıyor. 1987 Sait Faik Öykü Ödülünü kazanan kitap, yazarın iç yolculuğunun, iç hesaplaşmalarının en güzel örneklerinden biri olma özelliğini de taşıyor. TADIMLIK1. Tanımadığı bu yeni bedeni elledi. Parmaklarını meme uçlarında, k…