Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: milan kundera
Ne yapacağını bilemeden bir avlunun karşı tarafındaki duvara dalıp gitmek; bir aşk anında karnındaki inatçı gurultuya kulak vermek; ihanet etmek; ihanetin göz kamaştırıcı yolunu terk ederek gücü kendinde bulamamak; Büyük Yürüyüş´te kalabalıklarla birlikte yumruğunu havaya kaldırmak; gizlenmiş mikrofonlar önünde espri gösterisi yapmak- bu durumların hepsini tanıdım, hepsini yaşadım... Romanlarımda…

Yazar: milan kundera
Yavaşlıkın kıssasından çıkan hisse şu: Yavaşlığın düzeyi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın düzeyi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır. Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Bir şey anımsamak isteyen kimse yürüyüşünü yavaşlatır. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır. Kundera, ger…

Yazar: emil michel cioran
Nerede tükettin ömrünü? Bir hareketin hatırası, bir tutkunun işareti, bir maceranın parıltısı, güzel ve firari bir cinnet geçmişinde bunların hiçbiri yok; hiçbir sayıklama senin ismini taşımıyor, seni hiçbir zaaf onurlandırmıyor. İz bırakmadan kayıp gittin; senin rüyan neydi peki?Kökeninde aldatıcı ve yıkıma mahkûm olmayan hiçbir yeni hayat görmedim şimdiye kadar. Her insanın zaman içinde ilerl…

Yazar: ıvan aleksandroviç gonçarov, ivan gonçarov
... Oblomovların hiçbiri kendilerine telkin edilen yaşam ilkelerini özümseyememişlerdir, bunları pratik sonuçlarını alacak kadar uygulayamamışlar; sözün eyleme dönüşmesi, ilkenin ruhun iç gereksinimleriyle kaynaşarak bu gereksinimlerin içinde eriyip yok olması ve böylece insanı harekete geçiren biricik güce dönüşmesi çizgisine ulaşamamışlardır... Onlar için düşlerin gerçeklerden, genel ilkelerin…

Yazar: altay öktem
SukuşuKaranlık ayetleriDevletBeni yanlış öptüler aslındaTenimden akan denizKırmızı tüyün düşüşüÇamur şiirSessiz rhapsodyYalnızlık cinayettirHer şey: oda kırbaç ayna

Yazar: altay öktem
Belki de zaman doğrusal ilerlemiyor, bir ileri bir geri sıçrıyor. Belki namludan çıkan kurşun bizi öldürmüyor, yani kalan ömrümüzün tamamını değil, bir kısmını yok ediyor. Namlunun ucu daha soğumadan yirmi yıl yaşlanıveriyoruz. Belki iskenderiyeli Falcının söylediği gibi her ilişki tek geceliktir, diğerleri onun devamıdır. Kimbilir!..Altay Öktemin kaleminden ve oradan oraya sıçrayıp duran kasvetl…

Yazar: hasan ali toptaş
Kaldı ki, kendi kendime bir açıklama yapsam bile, hangi kendime yapacaktım? Masanın birinde genç, birindeyse yaşlı ve yorgundum. Ben bana, ben bana bakıyordum. Daha sonra, bu bakışım sırasında, ayrı zamanların çakışmasından apayrı bir zaman mı doğdu pek bilemiyorum ama, birdenbire kendimle göz göze geldim. Yüzyılın son çeyreğindeki Türk edebiyatının birkaç kilometre taşından biri Hasan Ali Topt…

Yazar: hasan ali toptaş
Hikâyenin bütünlüğü daha fazla çözülmesin diye, bu bölümde de boş bırakılmış birkaç sayfa tadı bulunsun istiyorum çünkü ve böylece hikâye, bir süre de olsa benliğimin sınırlı bakışından kurtulup rahat bir soluk alabilsin, kendisi kalabilsin, ya da anlatmakla ben onu bir yandan yaşatıp bir yandan öldürüyorsam bu güzel günahın birazı da sizin olabilsin istiyorum.Bin Hüzünlü Haz olağanüstü bir metin…

Yazar: hasan ali toptaş
Metinlerini varoluş ve yokoluş üzerine kurarak varoluşçuluğu taşraya taşımasıyla özgünlük kazanan, tıpkı Kafka gibi sade dilinden yükselen müzikle giderek hayatı yazıya, yazıyı ise büyülü bir hayata benzeten bir yazar... Yazma serüvenini hayatı kelime kelime genişletmek olarak adlandıran Hasan Ali Toptaş, metinlerini birer senfoniye de dönüştüre...

Yazar: james baldwin
Leo Proudhammer, beyaz Amerikada zenci, biseksüel ve sanatçı olmanın zorluklarıyla mücadele ederek kendi kimliğini kazanmaya çalışan hassas bir adamdır. Yanlış zamanda yanlış yerde yaşamanın zorluğuna karakterin başkalarına olanaksız görünen umutları tiyatro oyuncusu olmak da eklenince, Leo Proudhammerın hayatının niçin bir mücadele yumağı haline geldiğini anlamak fazla zor değildir. Sonunda di…
Yazar: şule gürbüz
Yağmurun Gölgesi Yağmurun gölgesi izleniyor karanlıkta değiştiriyor kendini olmayacak bir şey unutturup aslını zor olan istiyor yaşamayı değil yaşamı duyurup da. Bir göz açıp kapama süresince o fener gibi yanıp sönen kendini hiç böyle görmemiş alçalıp yükselen doğuşu gecelerin acıyı sonbahar kenarına itmiş.

Yazar: şule gürbüz
"Benden, bana kayıtsız kalınması ile benden nefret edilmesi arasında bir seçim yapmam istense, tereddütsüz, nefreti seçerim, kayıtsız kalınacak bir yanım yoktur. Ve ben söylemek isterim ki, her şey ve herkese kayıtsızım. Değilmişim gibi davrandığım durumlar, yaşıyormuşum gibi yapma zorunluluğumdandır. Bana sorulsa bir gün "Kamburunun düzelmesini mi istersin, yoksa tüm insanların kambur…

Yazar: şule gürbüz
“Hayatı anlayamamak kadınları anlayamadığını söyleyen adamın sözü kadar perişan bir ifade gelir bana. Be nabekâr, kadını anlayıp da ne yapacaksın, yapacağın değişecek mi? Peki hayatı ne yapacaktım? Onu anlayayım diye psikanaliz mi öğrenecektim, Jung’ları, Laing’leri okuyup şizofreni yolculuklarına mı çıkacaktım, şeyhleri ayrı, doktorları ayrı mı etekleyecektim, kendimle ilgili hem de bu dünyama a…

Yazar: şule gürbüz
"Beklemek, bir şeyin yoluna ve haline girmesini beklemek, beklerken olacak olanın olması için gereken her türlü başka hale geçişlere, kalışlara tahammül etmek ne zor şeydi. Başı da, ortayı da, sonu da bilip beklemek ne tahammülü güç şeydi. Tanrı'nın da yaptığı bu muydu? Baş, orta, son belli, helak kaçınılmaz, ancak önemli olan o zamanı geçirmek, o zamandan geçmek. Ve geldiğinde gelmemiş…

Yazar: bruno schulz
Yazdıkları modern dünyanın habercisi olarak nitelenen, öyküleri (yeniden) keşfedildiği altmışlı yıllarda sansasyon yaratan -Kafkanın unutulmuş rakibi- Bruno Schulzun bütün öyküleri ilk kez Türkçede. Tarçın Dükkanları - Bütün Öyküleri, Polonyanın en önemli yazarlarından biri olan Bruno Schulzun Tarçın Dükkanları, Kum Saati Burcundaki Sanatoryum adlı öykü kitaplarındaki öyküleriyle, bağımsız olarak…

Yazar: yusuf atılgan
Yusuf Atılgan (1921-1989), roman ve öykülerinde unutulmaz karakterler ve edebi bir tarz yarattı. Türk romancılığında modern anlatımın en iyi örneklerini verdi. Hayata hep karşı kıyıdan baktı. Yapıtlarında psikolojik yabancılaşma ve yalnızlık temalarını ustalıkla işledi. Fanatik bir okur kitlesi oluşturdu. Tamamlayamadığı son romanı Canistan ise ilk kez okuruyla buluşuyor. Yusuf Atılgan şimdi tüm…

Yazar: yusuf atılgan
"Ne ölü, ne sağ" bir yaşamın kahramanı Zebercet. Gözünü ilk açtığı ve yaşadığı Anayurt Oteli'yle aynı kaderi paylaşıyor: Birbirine benzeyen geçici ilişkilerle geçen günler, yalnız ve tek başına sürüklenen bir hayat. Gecikmeli Ankara treniyle gelen -adını bile bilmediğimiz- kadın, otelde bir gece kalır ve Zebercet'in de, Anayurt Oteli'nin de sessiz akıp giden günlerinin i…

Yazar: yusuf atılgan
Her şeye “karşı” duran, “karşı” çıkan, “karşı” olan bir adam... Aylak Adam... Bir adı bile yok. “C.” diyor Yusuf Atılgan kısaca. İnsan her şeye bunca “karşı”yken kendine de “karşı” olmadan nasıl sürdürülebiler bir “karşı” yaşamı? C., sıradanlığa, tekdüzeliğe, alışılmışın kolaycılığına hiç mi hiç katlanamıyor. Hem farklıyı, hem doğru olanı arıyor. Çabasının boşuna olduğunun da farkında üstel…

Yazar: ah muhsin ünlü
Ah Muhsin Ünlü, Modern Türk Şiirinin keçiyollarında, uçurumlarında, zirvelerinde hünerli bir samuray, muzip bir derviş, fiyakalı bir çita gibi dolaşıyor. Bu müstesna, janjanlı, kıyak şiirlerin yeni basımını övünçle, kıvançla, sevinçle sunuyoruz!

Yazar: aslı tohumcu
Sonu yalanci bir cennete, cinnete ve siklikla cinayete varan hezeyan metinleri...Yazar, kanli bir yazinin kenarindan, uçurumun ferahligina bakiyor. Asli Tohumcu, 1972 dogumlu ve çeviri yapiyor. Yeni Yazi dizisi, edebiyata yeni bir bakis açisi getiriyor. Bunu yaparken de türler arasi geçisleri özendirerek kaliplarin disina çikmaya çalisan deneyimli/deneyimsiz yazarlarin yapitlarina yer veriyor.…

Yazar: aslı tohumcu
8 Mart Dünya Kadınlar Gününe Armağan. Kendi çağının tiryakisi olan yazar daha ötesini, yani geleceği, bugünün içinde saklı geleceği rahatlıkla kurgulayabilir, der Canetti. Kendi çağının tiryakisi olmak, kişinin, başkalarının, çağdaşlarının deneyimlerini içselleştirmeye çalışması mıdır? Ya da benliğinin sınırlarını başkalarını da tümüyle kapsayabilecek biçimde genişletebilmesi mi? İnsan, gerçekten…

