Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Ölüler Ölüsü (Sookie Stackhouse, #5)
Serinin ilk dört kitabına göre vasattı. Çok fazla olay yok, bir geçiş kitabı sanırım. Ayrıca daha kitabın başında katilin kim olduğunu doğru tahmin etmem de beni hayal kırıklığına uğrattı. Yine de serinin ilk dört kitabını okuduğum için 'Chalaine Harris'den ümidimi kesmiş değilim. Diğer kitaplarının daha iyi olacağını umuyorum.
Baskı: İlk Öpücüğün Büyüsü (Marriage to a Billionaire, #1)
Aranan Aşk Bulundu'dan sonra yazarın bu romanına da aynı şeyleri söyleyebilirim aslında. Yine bir kaç saatte okunabilecek, insanı güldüren bir roman. Ancak erkek karakter diğer kitabındaki erkek karaktere haddinden fazla benziyordu. Açıkçası yazarın bir kitabını daha okumaya korkuyorum. Ayrıca dilinin biraz daha düzenlenmeye ihtiyacı var. Tüm bunlara rağmen keyfiniz yok ancak bir kaç saat boş vaktiniz olduğunda sizi mutlu edebilecek, güldürebilecek bir roman.
Baskı: Aranan Aşk Bulundu (Searching For #1)
Öncelikle konu güzel, insana bir solukta okutturuyor. Rahatlıkla okunan ve keyif veren bir roman. Ancak yazarın dilinin bir kat daha cilalanması gerektiğini düşünüyorum. Daha fazla duygusal derinlik ve daha az ayrılıp barışma kullanarak çok daha iyi kitaplar yazabilir yazar.
Baskı: Zamanın Hükmü
150 sayfada onlarca yılı anlatabilmek yeteneğin kanıtı değilse başka nedir bilmiyorum. Yazar bir ailenin üç kuşağının değişimlerini ülkenin tarihsel gelişimi içinde anlatmış. O kadar rahat, ayrıntıya girmeyen, yalın cümleler kullanmasına rağmen kitaba asla basit diyemem. Tabi dönemin Mısır'ı hakkında daha çok bilgim olsaydı bazı yerlerde zorlanmazdım. Yazarın bahsettiği bazı gruplar ve olaylar hakkında insan daha çok bilgi sahibi olmak istiyor.
Baskı: Bilmemek
Şaşırtıcı bir sonu olan kitaplardandı. Yazarın kendine has tarzı insanın kitaptan ayrı bir edebi haz almasını sağlıyor. Ancak birinci kişi ağzından yazılsa daha az karışık ve daha sürükleyici olacağını düşünüyorum. Tabi birinci kişi ağzından yazılmadığı için çok daha fazla şey öğrendim.
Baskı: Not Defterimden
Kısa blog yazılarından oluşmuş bir kitap. Yine de kimi yerlerde beni zorladı. Tabi bu kitabı daha çok sevmemin bir sebebi. Yazarın iğneleyici dili her zamanki gibi mükemmeldi. Keşke bahsettiği insanlar hakkında daha fazla şey öğrenebilseydik.
Baskı: Kocan Kadar Konuş 2 - Diriliş
Bir kaç saatte okunup biten okurken de yüzünüzü kocaman bir gülümsemeyle saran bir kitap. Arada sırada da kahkahalarınıza engel olamadığınız. Basit ve eğlenceli. İlk kitabın daha iyi olduğunu düşünmekle beraber bu yazar devamını yazarsa okutturur diye düşünüyorum. Kitabın en sevdiğim yönlerinden biri farklı yazar ve şairlerden alıntılar yapması, yeri gelip bilimsel gerçeklerden bahsederken yeri gelince bir anda mitolojiye dalabilmesi.
Baskı: Toprak Ana
Savaşı anlatan çok yazar geldi geçti ama hiç biri olması gerektiği gibi yazamamıştı belki. Aytmatov tam olarak bunu yapmış. Üç oğlunu, kocasını, gelinini kaybeden, acılı ve bir o kadar da sağlam bir anne nasıl anlatılmalıysa o şekilde yazmış. Uzun zamandır en çok duygulandığım eserdi. Tavsiye ederim.
Baskı: Bir İdam Mahkumunun Son Günü
Kitabın ön sözü beni biraz zorlamakla birlikte çok akıcı, çok içtendi. Kitap boyunca adamın suçunu merak etmekten kendimi alamadım. Kahramanın sefil olduğu konusunda Victor Hugo çok haklıymış.
Baskı: Faust
Kolay okunan ve insanı şöyle bir silkeleyen bir kitap. Sadece insanın şeytanla mücadelesini anlatmakla kalmamış, günümüze uyarlanabilecek bir şekilde neredeyse her kesimden insanı eleştirmiş. Kadınlarla ilgili yorumları bazı yerlerde biraz rahatsız ediciydi. Yine de insanı düşündüren bir kitap okumak güzel.
Baskı: Filin Yolculuğu
Daha önce hiç jose saramago kitabı okumamıştım. tek kelimeyle şaşırtıcıydı. noktalama işaretleri kullanılmaması ve yazım kurallarına uyulmamasına alışmam zor oldu. okuyacak olanlar buna hazırlıklı olmalı. ayrıca yazar benim genelde amatörce bulduğum ve sevmediğim şekilde sürekli hikayeye girip düşüncelerini paylaşmış. bunun bir hikayeye bu kadar yakıştığına bu kadar doğal durduğuna ilk kez şahit oldum. kesinlikle ön yargılı olmamak lazım. son olarak yazarın tarzına da bilgisine de hayran olmamak elde değil. kitabı okuyanlar çok şey kazanırlar diye düşünüyorum.
Baskı: Kamyon
sabahattin ali'nin öykülerinin gerçekçi ve tarafsız olduğu söylenir. gerçekçi olduğuna katılsam da yazarın öykülerine ve romanlarına düşüncelerini bu kadar katmasını doğru bulmuyorum. kurguyu bozuyor bence. bu kitaba gelecek olursak kitabı beğenmekle birlikte bana biraz eksik gibi geldi. yazarın hakkını yemek istemem böyle hissetmemin sebebi muhtemelen yüzlerce sayfalık romanlar okumaya alışmış olmam olabilir. hatta artık on on iki kitaplık seriler bile yetmiyor bize bazen. dolayısıyla beş on sayfalık öyküler yazar ne kadar yetenekli olursa olsun biraz eksik ve yüzeysel hissettiriyor.
Baskı: Ebedi Koca
açıkçası kitabı sevdim. yazarın yargılayıcı üslubuna ve kitaptaki tutarsızlıklara rağmen sevdim. dostoyevski'nin zayıf ruhlara olan takıntısını kabullendim sanırım. bu insanlar bizi kızdırsalar da 'yok artık' dedirtseler de dünyamızın bir parçası olmaya devam ediyorlar. o yüzden belki bu kitapları okusak ve sempati besleyemesek de biraz anlamaya çalışsak iyi olur diye düşünüyorum. kitabın dili hakkında diyecek pek bir şey yok. yazarın diğer kitaplarından çok da farklı bulmadım. keşke kurgu daha tutarlı olsaymış.
Baskı: İnsancıklar
dostoyevski 24 yaşında bu romanı yazarken günün birinde bu kadar kıymetli olabileceğini tahmin etmiş midir acaba? ilk roman da olsa yazarın ustalığını gerçekten yansıtıyor kitap. Ama nedense dostoyevski'nin karakterleri beni hep kızdırıyor bir yandan da. hep zayıf, hep bencil. gerçek dünyada yaşayan gerçek insanlar da böyle olduğu için belki.
Baskı: Kafkas Tutsağı
bir Tolstoy klasiği olsa gerek 'kafkas tutsağı'. dili,betimlemeleri mükemmel. yalnız söylemek gerekir ki üst üste dört savaş hikayesi okumak insanı biraz sıkabiliyor. ve tabi eğer rus karakterlere alışık değilseniz hikayelerdeki kişileri birbirine karıştırabilirsiniz.
Baskı: Neredesin Bernadette?
okuduğum e posta ve diğer kaynaklardan oluşan ilk kitap değil. bu türü sevmekle birlikte akıcılığı da biraz azalttığını düşünüyorum. sanırım önce alışmak gerekiyor. kitap insanı aile olmakla ilgili düşündürüyor. tabi bu güzel bir şey ancak aynı zamanda karakterlere kızmamak da kendi adıma pek mümkün olmadı. her şeye rağmen farklı hayatları ve farklı insanları anlamak isteyen biri için mükemmel diye düşünüyorum.
Baskı: Çifte Vuruş (Sinners on Tour #5)
serinin en sevdiğim kitabıydı herhalde. alışılagelmiş ilişkilerden sonra değişikliğin hoş olduğunu düşünüyorum. ancak bu içeriğinin kimseyi rahatsız etmeyeceği anlamına gelmez. rahatsız olacaklarını düşünenlerin okumaması daha iyi olur sanırım.
Baskı: Anlaşma
anlaşma sürükleyici, bir solukta okunan, eğlenceli ve insanı yormayan bir kitap. rahatlamak, güzel vakit geçirmek için birebir. Ancak tabi mükemmel de değil. özellikle anlaşma yazarın okuduğum 8. kitabı olduğu için ilk kitaplarına göre çok daha rahatsız edici bulduğum kısımlar vardı. İlk olarak kitaptaki cinsiyetçilik beni çok boğdu. 'ısmarlama bebek' de aynı şekildeydi ancak bu kitaptaki özellikle 'kadınsı' sıfatı beni çok rahatsız etti. Yazarın kadınlarla ne derdi var bilmesem de her sayfada en az bir kaç kez 'kadınsı tavır, kadınsı vücut, kadınsı koku' tarzı ifadeler çok saçma geldi. ayrıca erkek karakterin kadına tecavüz etmeyi sorun olarak görmüyorken onun sarhoş halinden yararlanmayı ahlaki bulmaması ayrıca şaşırtıcıydı. böyle çarpık bir ahlak anlayışının olması gereken gibi gösterilmesi de dehşete düşülmeyecek gibi değil. Kadın karakter de her ne hikmetse sürekli 'bir şeylere engel olamayan, bir şeylere ses çıkaramayan, itiraz edemeyen, istemem yan cebime koy diyen' bir modda. yazarı da kitaplarını da severim açıkçası ancak okuduğum bu son iki kitabından sonra gerçekten böyle bir zihniyete sahipse ve bu zihniyeti doğal, iyi olarak göstermeye çalışıyorsa kendisine duyduğum tüm saygıyı kaybetmiş olacağım.
Baskı: Ahlaksız Ritim (Sinners on Tour #4)
serinin tüm kitaplarını okumuş biri olarak kitaplardaki ortak özellikler daha çok dikkatimi çekiyor. kitapların kusurları çok olsa da insanın hoşuna giden bir yanı mutlaka oluyor. bazı insanlar için rahatsız edici bir içeriği olabilir ancak ben kitaptaki karakterlerin yaşam tarzlarına göre yargılama yapmaya çalıştığım için beni rahatsız etmedi. kendi adıma bu çifti sevdim.
Baskı: Amok Koşucusu
yazarın ilk okuduğum kitabı 'satranç' tı. çok iyi bir kitap olduğu kesin ancak 'amok koşucusu' nu çok daha etkileyici buldum. 'intihar' gibi ilgin bir konu etkileyici bir dil yeteneğiyle birleşince harika bir kitap çıkmış ortaya. Ancak yine de kitaptaki bazı hikayeler diğerleriyle karşılaştırıldığında insanı biraz hayal kırıklığına uğratabiliyor.
Baskı: İncir Kuşları
incir kuşları gerçekten etkileyici bir roman. ama ben dilerdim ki bu etkileyicilikte yazarın payı biraz daha fazla olsun. yazar gerçek bir hayat hikayesini çokça emek vererek ve çokça araştırarak yazmış hakkını yemeyelim. ancak özellikle kitabın ilk yarısında diyaloglar fazla yapay fazla şiirsel. kahraman ne kadar sanatçı olsa da insan kendini gerçek bir insanın hayatını okuyor gibi hissedemiyor hiç.Tabi romanın ilk yarısı geçtikten sonra yarısı geçtikten sonra olaylar insanı o kadar etkiliyor ki böyle şeyleri pek takmaz oluyorsunuz. Sinan Akyüz'ün 'aşk meclisi' kitabında da dili aynı şekilde rahatsız etmişti beni ancak yine aynı şekilde konusu bir solukta okutmuştu kitabı. diğer kitaplarını daha çok sevmekle birlikte bu kitabı da rahatça tavsiye edebilirim.
Baskı: Issız Erkekler Korosu
Kitap canan tan standartlarına göre gerçekten kötü olsa da okunabilir ve sürükleyici. Ama beni asıl şaşırtan şey kitabın arkasında da bahsedilen erkeklerin de acı çektiği, bunun pek dile getirilmediği ve bu kitapta bu ezilmiş acılı yaralı erkeklerin anlatıldığı temasıydı. erkeklerde acı çeker bu tabi ki doğaldır, hiç bir zaman erkeklerin tamamının canavar olduğunu düşünmedim ama kitaptaki karakterlerin çoğu ne kadar acı çekseler de kendi bencillikleri daha ön plandaydı herhalde. Adı 'bencil erkekler korosu' olsa daha yerinde olurmuş. hemen hemen hiç birine en ufak bir sempati besleyemedim. asıl üzücü olansa bu gibi karakterlerin gerçek hayatta da milyonlarca bulunuyor olması.
Baskı: Siyah Buz
açıkçası kitap çok tahmin edilebilir ve biraz da basit. ama aynı zamanda da klasik bir becca fitzpatrick kitabı olduğu da gerçek. benim en sevdiğim kısmı kitapta işlenen her zaman bir erkek tarafından kurtarılmayı bekleyen her zaman bir erkeğe bağımlı olmakta bir sakınca görmeyen tüm kadınların eninde sonunda başının çaresine bakmayı öğrenmesi gerektiği fikriydi. diğer kitaplarında olduğu gibi 17-18 yaşlarında karakterler yaratan yazar o yaşlarda yaptığımız hatalardan ve bunların sebeplerinden de örnekler koymuş. okuyanın pişman olacağını sanmam.