ÖZ
@özgse

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Kız Kardeşim İçin
10/1022.09.2015

Baskı: Kız Kardeşim İçin

Bu kadına bayılıyorum. Bir gün bir kitap yazabileceğimi bilsem kesinlikle böyle kitaplar olmalarını isterdim. Kitabın sonunda gerçekten şaşırdım ama düşününce başka nasıl olabilirdi ki diyorum. Kitapta birçok ahlaki konu tartışılmış olsa da mahkemenin sonucunun ne olması gerektiği hakkındaki fikrim başından beri sabitti. Belki bu yüzden Sara'ya hiç anlayış gösteremedim hatta sevemedim. Yine de kitabın sonunu düşününce ona acımamak elde değil. Okuduğum mükemmele en yakın romanlardan.

İyi Psikolog
8/1020.09.2015

Baskı: İyi Psikolog

Bu tarz psikologlar yada psikiyatrlar tarafından yazılmış kitaplar okudum. Ve genelde bu terapistlerin fazlaca psikoanalitik yaklaşıma kaymaları beni rahatsız eder. İlk kez bir bilişsel davranışcı terapistin yazdığı bir roman okudum ve kesinlikle çok sevdim. Bunun sebebi muhtemelen benim de bu yöntemle çalışmak istemem ama olsun. Seansları çok kısa buldum. Gerçi adam ders kitabı yazmıyor kısa tutması normal ama yine de bana her şey üç dakikada bitiyor gibi geldi. Bu da pek hoş değildi. Yine de dediğim gibi kitabı sevdim çok iyi yada mükemmel olmasa da. Ayrıca kitabın basımını, yazı boyutunu falan da çok beğendim. Kitap gerçekten kolay okunuyor.

Baskı: Olur Böyle B*ktan Şeyler

Pek iyi bir kitap olduğu söylenemez. Mutlaka okunmalı da diyemem. Ama kitabın verdiği mesajı sevdim. Hepimizin bildiği bir şey olsa da çoğu zaman gözümüzü kapadığımız bir şeyi yazmış yazar. Yaratıcı olduğu da söylenebilir.

Kış Bahçesi
8/1005.09.2015

Baskı: Kış Bahçesi

Basit bir dille yazılmış bir kitap. Nedense buna rağmen yada bu sebeple duyguyu bir şekilde aktarmayı başarıyor. Ancak şu masal olayını biraz zorlama buldum. Hikaye masal formatından çıkınca kitap çok daha iyi oldu bence. Sonunu da pek gerçekçi bulamadım. Ancak insan Kış Bahçesi gibi bir kitabı üstün bir edebiyat eseri okumak için yada gerçekçilik için okumaz diye düşünüyorum. Bunlar olmasa da bir çok insanın aradığını bulacağı bir roman.

Baskı: Bir Psikiyatristin Gizli Defteri (En Sıradışı Vakalar)

Öncelikle kitaba karşı tarafsız olmadığım kesin. psikoanalitik yaklaşım ve benzerleri bende biraz önyargı oluşturuyor. Yine de kitabı pek beğenmememin başka sebepleri de var. Basit yazılmış, tedavi süreçleri de basite indirgenmiş. Psikoloji ve psikiyatri hakkında fazla bilgisi olmayanlar için yazılmış olduğundan olabilir. Üstelik sıradışı vakalar denilse de bana pek de öyle gelmedi. Kitapta sevdiğim şeyler de yok değildi tabi. Yazarın yaptığı işteki hataları sıkça belirtmesini sevdim. Oldukça akıcı yazılmıştı. Konuya ilgisi olan insanlar için ilginç bilgiler sağlayacağı da kesin.

Baskı: Veronika Ölmek İstiyor (Yedinci Gün #2)

Yazarı, kitaplarını çok seven bir insan olarak bu kitaba ısınamadım. Belki edebi bir kusuru yok ama beni yine de rahatsız etti. Belki de bir psikolog adayı olduğum ve kişisel olarak aldığım için. Doktoru özellikle sevmedim. Yaptığı şeyin kabul edilebilir hiç bir yani yoktu kesinlikle. Ve bunu bir tedavi yöntemi olarak görmesi beni sinir etti açıkçası. Hastalıklar yaklaşık olarak doğru tanımlanmıştı ama biraz basite kaçıyordu. Yazarın dili de diğer romanlarına göre basit geldi nedense. Tüm bunları söylesem de haksızlık etmek istemem. Okunması gereken ortalamanin üstünde bir roman.

Otomatik Portakal
8/1031.08.2015

Baskı: Otomatik Portakal

Kitabın dilini sevmedim bir türlü. Argo olduğundan değil aynı kelimelerin sürekli tekrarından. Kardeşlerim kelimesi artık sinirlerimi bozmaya başlamıştı. Bunun dışında içeriği beğenmemek pek mümkün değil bana göre. Alex sevilecek biri olmadığı gibi nefret edilecek biri de değildi ama kitabın sonunda yaşadığı değişim ve bu değişimin büyümeye bağlanması bana mantıklı gelmedi. Bunlarla beraber okumaya değer olduğunu düşünüyorum.

Rüzgar Gibi Geçti
10/1030.08.2015

Baskı: Rüzgar Gibi Geçti

Kitabın tuğla gibi olduğu bir gerçek. Ancak içinde tek bir gereksiz paragraf olduğunu düşünmedim okurken. Akıcı ve okuması zevk veren bir roman. Romanın kendisinde bir kusur bulabilineceğini pek sanmam. Yine sinir bozucu bir kaç ayrıntı yok değildi. Mesela kitap güneylilerin tarafını anlatsa da insan ister istemez keşke burunları biraz sürtülse diye içinden geçiriyor. İkincisi ise Scarlett'in akıl almaz bencilliği herhalde. Yalnızca bencillik o kadar sevimsiz bir özellik gibi gelmez bana. Çoğu zaman gerekli gördüğüm bir özellik de olabilir. Ancak Scarlett de olduğu gibi cahillikle birleşince insana sevimsiz geliyor. Tabi gücüne saygı duymamak da mümkün değil. Kısacası roman tam olması gerektiği gibi yazılmış, ne eksiği var ne fazlası.

Eroinle Dans
7/1026.08.2015

Baskı: Eroinle Dans

Eroin hakkında yazılmış bir kitaptan beklediğim gibi değildi sanırım. Bir çok yazarla aynı hataya düşmüş yazar. Çok gerçek bir yarayı, göz önünde olsa da bir o kadar göz yumulan bir olayı masal gibi anlatmış. Karakterlerdeki tutarsızlık bir yana insana hiç bir şey gerçek gelmiyor. Bu konuda okuduğum diğer kitaplaEroin hakkında yazılmış bir kitaptan beklediğim gibi değildi sanırım. Bir çok yazarla aynı hataya düşmüş yazar. Çok gerçek bir yarayı, göz önünde olsa da bir o kadar göz yumulan bir olayı masal gibi anlatmış. Karakterlerdeki tutarsızlık bir yana insana hiç bir şey gerçek gelmiyor. Bu konuda okuduğum diğer kitaplardan ve araştırmalarımdan yola çıkarak eroinle dans denen oyunun çokça yumuşatıldığını düşünüyorum. Bunlara rağmen emek verilmiş ve değinilmesi gereken bir konuya değinmiş. Belki ergenlik dönemindeki gençler için faydalı olabilir. Ancak özendirici olabilecek yönleri de yok değil. rdan ve araştırmalarımdan yola çıkarak eroinle dans denen oyunun çokça yumuşatıldığını düşünüyorum. Bunlara rağmen emek verilmiş ve değinilmesi gereken bir konuya değinmiş. Belki ergenlik dönemindeki gençler için faydalı olabilir. Ancak özendirici olabilecek yönleri de yok değil.

Daha
10/1025.08.2015

Baskı: Daha

Hakan Günday kitaplarına ayrı bir sevgim vardır. Her kitabı insana her şeyin gerçek olduğunu hissettirir, insana masal gibi gelmez. Bu roman için de bu özellik geçerli olduğundan kitabı çok beğendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Yalnız Gaza karakterini diğer karakterlerinden daha farklı daha günahkar buldum. Bana sevimsiz geldi. Yazar sadece bir karakter ve hikaye anlatmamış bu romanda. Aynı zamanda bir çok konuda derin sohbetlere de girmiş ve bu her ne kadar ayrı bir tat olsa da bazen insanı hikâyeden uzaklaştırmış. Belki de bana öyle geldi. Sonuç olarak yazarın okurlarını hayal kırıklığına uğratmadığı da bir gerçek.

Baskı: Günahın Üç Rengi - Madalyonun Öteki Yüzü

Kitapta dört ayrı vaka anlatılıyor aslında. Hepsi de okuduğum için memnun olduğum gerçek hikayeler. Ama nedense yazar sadece hastanın hayatını ve aslında sorununu derdini anlattığı kısıma çokça yer verirken çözüm kısmını kısa kesmis. Oysa ki aylar süren seanslarda Terapisti en çok zorlayan hastanin dünyasını sarsan bu kısımdır. Sorun ve sebep ortaya çıktıktan sonra gerisi çözülecek gibi kısa bir şekilde geçilmiş. Salih'in hikayesinde ise yazarın bu kadar şaşırmış olması ve bu kadar bilgiye ihtiyaç duymasını garipsedim biraz da. Çok tecrübeli bir Terapist sonuçta. Bunlara rağmen benim için asıl hazine Hayat'ın hikayesiydi. Bana çok şey öğrettiğini düşünüyorum.

Baskı: Ve Dağlar Yankılandı

Yazar çokça ünlü olunca kitabı okumadan ezberlemis gibi oluyor insan. Gerçi bu benim yazarın okuduğum ilk kitabı. Okumaya bu kitapla başladığım için de memnunum, önyargılı olmak istemem. Öncelikle farklı insanların hayatlarını anlatarak tek bir öykü ortaya koymasını gerçekten beğendim. İkinci olarak ise fazla reklamdan olsa gerek duygusal, belki insanın gözlerini dolduracak bir hikaye beklerken insanların zayıf ve güçlü yanlarını vurgulayan son derece gerçekçi yazılmış bir romanla karşılaştım. Bundan da çok memnun kaldım. Bazı karakterler beni sinir etmedi değil ama zaten gerçek hayattaki insanlar da öyle. Kitaba belki kimse kusursuz diyemez ama kesinlikle okunmaya değer denilebilir diye düşünüyorum.

Baskı: Ateşböceği Yolu (Ateşböceği Yolu, #1)

diyalogları yapmacıklastirmadan dramatik olmadan yada romanı süslemeye çalışmadan basit şekilde duygusal olabilmis az sayıda roman okudum şimdiye kadar. Ateşböceği Yolu da bunların arasında oldukça iyilerden. Bütün bir hayatın on yılların geçişini izliyorsunuz kitapta. Ve bunu yaparken size herseyin gerçek olduğunu hissediyor insan. Gerçi Sean karakteri neden bu kadar silik kalmış onu anlayamadım. Kitabın ana fikrine uymadığı için sanırım ama baş karakterin erkek kardeşi de varlığını hissettirse neler olurdu merak ettim. Sonuçta vaktime dediğine eminim.

Keşke Gerçek Olsa
8/1009.08.2015

Baskı: Keşke Gerçek Olsa

Güzel bir hikaye olduğunu söylemeden başlamak istemem. Komadaki insanlarla ilgili gizem yıllar boyu daha bizi uğraştıracak gibi görünürken böyle konularda ilginç teorilere dayanan kitapları seviyorum. İnandırıcılığı tartışılır olsa da. Arthur'u Lauren' den daha ilginç bulduğumu söylemem gerek. Lauren için biraz sıkıcı da denebilir. Aralarındaki ilişki de fazla dramatik anlatıldığı için çok samimi gelmedi bana. Ancak Arthur'a ve ortağına, aralarındaki ilişkiye bayıldım. Yazar dili iyi kullanıyor belli ki. Basit ama bu tür kitaplarda böyle olmalı zaten diye düşünüyorum. Rahatsız edici olan şey bazı yerlerdeki duygusal, dramatik anlatımın diyalogları yapaylaştırması bana göre. Tabi bir çoklarına çekici gelebilecek bir özellik de olabilir.

Melekler Zamanı
8/1014.07.2015

Baskı: Melekler Zamanı

Konuyu ve karakterleri sevdim. Her ne kadar arada Nesil'i çok şımarık bulsam da. Bir de yazarın neden hep garip isimler kullandığını pek anlamadım tabi. Kitapta rahatsız edici bulduğum şey yazarın bazen fazla süslü bir üslupla yazması oldu. açıkçası süslü cümleler bana hiç bir zaman samimi gelmemiştir. Sadece basit cümlelerle yazılmış basit gerçekler beni daha çok duygulandırırken başka türlüsü yapay geliyor. İster istemek yazarın kitabı süslemek için uğraştığını düşünüyorum. Tabi haksızlık ediyor olma ihtimalim yüksek. Büyük ihtimalle yazarın tarzı bu. Diyaloglar arası uzun, duygusal, süslü paragraflar beni biraz sıktı ve sabırsızlandırdı. Kitap 400 sayfa olarak da yazılabilirmiş diye düşündüm. Tüm bunlarla kitaba haksızlık etmiş olmak da istemem. Kitabın türünün diğer örneklerine göre gerçekten iyi olduğunu düşünüyorum.

Elveda Haziran
9/1012.07.2015

Baskı: Elveda Haziran

Sarah Jio kitaplarının ayrı bir tat verdiği kesin. Öyle çok heyecanla okuduğum kitaplardan olamaz hiç bir zaman ama çok daha kıymetli bir şeyi başarırlar. Düşünürüm ne zaman bir Sarah Jio kitabı okusam. Kendi hakkımda, hayatım hakkında ve ilişkilerim hakkında. İnsana arada sırada dönüp kıymetli olan şeyleri hatırlatabilecek, yeni başlangıçlar için güç verecek yazarların olması güzel. Gerçi Elveda Haziran'da bahsi geçen çocuğu hemen tahmin etmiş olmam biraz hayal kırıklığına uğrattı. Yine de sonunda güzel sürprizler buldum. Bu hoş, duygusal, düşündürücü romanı hemen hemen herkese tavsiye edebilirim.

Sen
8/1004.07.2015

Baskı: Sen

En sevdiğim, hayranlık duyduğum kadın karakterlerden birini okumuş oldum. Sırf kitabı komik yapmak için kadın karakteri aptallaştırmadan çok espirili, eğlenceli ve aynı zamanda da duygusal bir roman yazmış yazar. herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

Baskı: Annemin Gelini Olur Musun?

Kitabı yazan kişinin 16 yaşında olduğunu düşünerek biraz anlayışlı olmak gerektiğini düşünüyorum. Sonuçta o yaşta biri 640 sayfa roman yazmış ama keşke bekleseymiş. Gidecek daha çok yolu varken değil kendini biraz daha geliştirdikten sonra daha başka romanlar yazsaymış. Kitap eğlenceli, bunu inkar edemem. Gerçekçilikten uzak ama tabi on altı yaşında birinin dünyasında mantıklı olabilir. O zaman karakterler neden 25 ve 21 yaşında ki. Madem ergenlik çağında gibi davranacaklar o zaman yazar 15-16 yaşındakilerin olduğu bir hikaye yazmamış anlamadım. 25 yaşında adamın ne işe gittiği var 21 yaşında kızın ne okula gittiği. Olaylar saçma sebeplere bağlanmış. Bir de 640 sayfadan sonra devamı olduğunu hiç bir şeyin çözülmediğini fark ettiğimde hayal kırıklığı yaşadım. 640 sayfa zaten yeterince fazlaydı.

Baskı: Londra Caddesi (On Dublin Street, #2)

Yazarın okuduğum ikinci kitabı ve ben kendisini sevdiğime karar verdim. Piyasada çok miktarda bulunan klasik aşk romanları yazsa da asla sığ kalmıyor. Her zaman derinliği veriyor bir şekilde. Tabi diğer kitaplarını okumadım ama bu yazarın ismini gördüğümde kitabı hiç düşünmeden alacağımı biliyorum. Yine 'Dublin Caddesi'ni daha fazla sevdiğimi söylemeliyim. Jo en sevdiğim kadın karakterlerden birisi. Güçlü kadınlara her zaman bayılmışımdır. Ancak kitapta ne olduğunu tam çıkaramadığım bir eksiklik vardı. Belki de tesadüflerin normalden daha fazla olması beni rahatsız etti. Her neyse. Kitabı sevdim ve bir çok okurun da benimle aynı fikirde olabileceğini düşünüyorum.

Aşka Rehin
6/1024.06.2015

Baskı: Aşka Rehin

Serinin ikinci kitabı da mantık hataları, kurgu hatalarıyla doluydu ve gerçeklikten uzaktı. En çok dikkat çekeni en sonda Betül'ün beş dakikada yaptığı doğumdu herhalde. Yağmur da dört yaşında bir çocuk gibi değildi. Yine de kendime artık yazarın başka kitabını okumam desem de üçüncü kitabı merak etmekten kendimi alamadım. Hikayenin insanı içine çektiği de bir gerçek. Umarım yazar gelecek kitaplarında kendini geliştirir.

Rehine
7/1023.06.2015

Baskı: Rehine

Beş altı yıl önce okumuş olsam çok beğenebileceğim bir kitaptı aslında. Çok romantik, çok genç kız işi. Ancak şimdi diyaloglar fazla edebi fazla gerçeklik dışı geliyor. Gerçek hayatta kimse kimseyle böyle konuşmuyor tabi. Yetişkin insanların ailesiyle anneciğim, babacığım, sizi seviyorum falan diye konuştuklarını ben hiç görmedim. Kurgudaki mantıksızlıklar da cabası. Sanki Esma gibi bir kız sırf abisi istedi diye hemen başkasıyla nişanlanırdı. genel olarak ayrılmaları da evlenmeleri de mantıksızdı. Son olarak bir psikolog adayı olarak son kısımdaki psikolog da tavsiyeleri de teşhisi de çok saçmaydı. Yine de kitap bir 7 puanı hakediyor. 496 sayfa kitabı iki günde okutmak kolay değildir. Böyle dişli kadın karakterler yaratmak da kolay değildir.

Baskı: Öp Beni Öldüresiye (On Bir Paranormal Aşk Hikayesi)

Kitap on bir paranormal hikaye içeriyor. İyi yazalar tarafından yazılmış hikayeler. Ancak benim etkileyici bulduğum tek hikaye 'Koruyucu Cin' isimli olanıydı. Okurken daha uzun olmasını bitmemesini diledim. Geri kalanların ortalama olduğunu düşünüyorum.

Baskı: Benim İçin Öl (Revenants, #1)

Fantastik roman yazarları artık farklı konular bulmaya çalışıyorlar. Klasik vampir, kurt adam, melek olayları artık eskisi kadar popüler değil. Yazar da kendine güzel bir konu seçmiş ancak iş yazmaya geldiğinde çok amatörce yazmış. Kitap bir kez daha cilalanması gereken kitaplardandı bence, eksikleri çoktu. Tabi bunlara rağmen sadece meraktan bile olsa bir kaç saatte okunuyor.

Baskı: Küçük Bir Hayal Kur (Chicago Stars, #4)

Bu yazara gerçekten bayılıyorum. En iyi kitaplarından biriydi. Genelde yazdığı kahkahalara boğan kitaplarından değildi 'küçük bir hayal kur'. Duygusaldı, etkileyiciydi. Sona doğru biraz basite kaçmış yerler yoktu diyemem ancak kitabın bir kusuru olduğunu düşünmek içimden gelmiyor. Rachel hayranlık duyduğum kadın karakterlerin başında geliyor artık. nasıl duymayabilirim? Gerçek hayatta o içinde boğulduğu çaresizliğe rağmen bu kadar güçlü, bu kadar hazır cevap, bu kadar ezilmez ve fedakar bir kadını nerede görebilirim ki? Sonuçta bu romanı ve yazarın diğer tüm romanlarını bu tür kitaplar okumayı seven herkese gönül rahatlığı ile tavsiye ederim.

ÖncekiSayfa 2 / 3Sonraki