cengizpekgoz
@cengizpekgoz

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: 1984

Okuduğum bir kitabın gerçekle bu kadar örtüştüğüne şahit olmamıştım daha önce... ##SPOİLER (=? İÇERİK)## #çiftdüşün bir olgunun gerçek olmadığını bilen az sayıdaki insandan biri olup onun gerçek olduğunu bilmek ( biliyormuş gibi yapmak değil, tam anlamıyla ''gerçek'' olduğunu bilmek ) , yani aynı zamanda bir şeyin hem aslına hem zıddına inanmak #sevgibakanlığı işkence üreten bakanlık #gerçekbakanlığı yalan üreten bakanlık #varlıkbakanlığı yoklukları konu alan bakanlık #barışbakanlığı savaş üreten bakanlık #savaşbarıştır #özgürlükköleliktir #cahillikgüçtür #kurtuluş hiçbir şeyden haberi olmayan, ne söylense yutan proleterlerde #içparti çiftdüşünde ustalaşmış, ülkenin kaymağını yiyen parti üyeleri, en iyi konuma sadece onlar gelebilir, lüksü onlar yaşayabilir, devletin bütün imkanları onlar için kullanılır #dışparti içparti üyeleri kadar ayrıcalıklı olmasalar da devlette memur olup iyi bir hayat sürebilirler #BüyükBirader o her zaman sizi gözetler, ne yaptığınızı bilir, ülke onun vücudunda hayat bulmuştur, söylediği doğrudur, yolu yoldur #içparti ve #dışparti üyelerinin #BüyükBirader e bağlılığı esastır, kesinlikle karşı gelemezler zaten #çiftdüşün tekniği ile karşı gelmeyi de düşünmezler. #BüyükBirader bir savaş kararı alsa savaşın hem kendilerine kötülük getireceğini, kararın yanlış olduğunu hem de bunun kesinlikle böyle olması gerektiğini aynı anda bilirler, buna koşulsuz inanırlar #şimdiyi kontrol altında tutan geçmişi de kontrol altında tutar. geçmiş sürekli bugüne göre yeniden yazılır. #BüyükBirader 2 yıl önce söylediği bir şeyin bugün tam tersini söylüyorsa, geçmişteki bütün kayıtlar bugünkine uygun olarak değiştirilir. #muhalifler buharlaştırılır, hiç olmamışlardır, geçmişten ve gelecekten silinirler ve son söz sadece #BüyükBirader böyle istediği ve ülke bu gerçeklik üzerine inşa edildiği için #ikikereikibeşeder George Orwell, Amasya'nın orta yerine heykeli dikilecek adamsın... 1949 yılında 2018 yılının Türkiye'sini yazmışsın!! Alkış! Alkış! Alkış!

Vurun Kahpeye
8/1027.10.2017

Baskı: Vurun Kahpeye

Ülkemizde Hacı Fettah Efendi'lerin hiç azalmadığı, hatta her geçen gün sayılarının daha fazla arttığını gözlemlemek ne üzücü. Ve artık Aliye öğretmenler, çocuk Durmuş'lar yok!

Aylak Adam
8/1022.10.2017

Baskı: Aylak Adam

Kara Kitap
8/1012.10.2017

Baskı: Kara Kitap

Baskı: Eğlencesini Yitiren Ülke

Cüneyt Özdemir'in Radikal gazetesinde yazdığı köşe yazılarından oluşan bir kitap... Kitap köşe yazılarından oluştuğu için günceli değil günümüzden 5 6 yıl öncesini okuyorsunuz. Ancak o dönem ülke gündemini uzaktan yakından takip ettiyseniz yazılar da yabancı gelmiyor. Cüneyt Özdemir yaklaşık 4 yılı içine alan Radikal'deki köşe yazılarında ülkenin sığ gündeminden sanata, teknolojiden bilime, toplumsal hayattan kişisel konulara kadar birçok konuda yazılar kaleme alan bir gazeteci. O yüzden yazıları okuru sıkmıyor. Cüneyt Özdemir'in gazeteci kimliğinin ise bu yazılarından hareketle gerçekçi değil romantik olduğunu söyleyebiliriz. Şöyle ki bazı yazılarının altına ''Kitabın basıldığı tarihte bu yazdıklarım tamamen tersi şeklinde gerçekleşti'' diye kendisi notlar düşmüş. Bu notların olmadığı yazılarının da tersine sonuçlandığını okur bugün okurken fark ediyor. Yani öngörüsü zayıf ya da öyle olacağını tahmin etmiş bile olsa romantik bir gazeteciyi okuyorsunuz kitapta. Örneğin Çözüm Sürecinin daha başladığı günlerde yanlış gittiği, her iki kesimin de zarar gördüğü, sadece siyasi çıkar için siyasi adımların atıldığı, bir nevi ölü doğmuş bir süreç olduğu toplumun büyük kesiminin malumu iken yazarımız yazılarında kendini Harikalar Diyarında hissediyor, silahlar sustu, güvercinler göklerde havasında; ama bir bakıyorsunuz sonrasında silahlar önceki dönemden daha sert daha çok ateşlenmeye başlıyor. Bu durumu bir gazetecinin görmemesi, görememesi ya da görmezden gelmesi de düşündürücü. İyi okumalar.

Şibumi
7/1020.09.2017

Baskı: Şibumi

''Süper kahraman'' kavramına ısınamamış biriyim. Arka kapak yazısından bu kitapta bir süper kahraman olduğunu anlamama rağmen yine de okudum. Kitap belki çok lezzetli bir yemek ama benim damak tadıma uymadı. Kendimden ve içinde yaşadığımız toplumdan uzak hikayelere de ısınamıyorum. Yani şöyle ki, hayatımda ne Nicholai Hel gibi bir karakteri tanıdım ne de bundan sonra tanıyabileceğimi sanmıyorum. Son olarak; hani kadının medyada hep cinsel bir obje olarak konumlandırılmasından ya da ötekileştirilmesinden dert yanıyoruz ve 'Kadının adı yok!' diyoruz ya, bence bu bir çok toplumda böyle. Bu kitapta yazarın zihnine artık ne kaçtıysa, kadın karakterlerin tamamı, bu önemli: tamamı, ana karakterlerden evdeki hizmetçiye kadar hepsi ya her an kendini erkeklere sunmaya hazır ya da erkek karakterler ismi cismi fark etmeksizin tüm kadınları istediği an elde etme hakkına sahip bir yaklaşım sergiliyor. Çok yorum okudum kitapla ilgili, bu duruma dikkat çekildiğine pek de rastlamadım. Dedik ya: Kadının adı yok!

İnce Memed 2
10/1021.08.2017

Baskı: İnce Memed 2

Bir kitabın en büyük başarısı anlattıklarının okura tam anlamıyla geçmesidir herhalde. İnce Memed serisinin de en büyük özelliği kitabın okura geçmesi, okurun kitabın içinde adı anılmayan bir karakter halini almasındadır bence. Bu kitabı okurken akan suyun, uçan kuşun sesini duyabiliyor esen ''garbi'' yelini teninizde hissedebiliyorsunuz. Çelik bir pırıltı İnce Memed'in gözlerine gelip oturduğunda sizin de gözlerinizden ateş saçılıyor etrafa. O an yaşadığınız herhangi bir olaya İnce Memed tepkisi verebiliyorsunuz. İyi okumalar.

Dava
8/1010.08.2017

Baskı: Dava

İki büyük dünya savaşını kapsayan korku ve dehşet çağında yaşamış bir yazar Kafka, her ne kadar II. Dünya Savaşını görememiş olsa da. Doğal olarak roman karakterleri de aynı korku ve dehşet ortamında yaşamış, o ortama hapsolmuş, karabasanla karşılaşmış gibi başına ne kadar kötü olay gelirse gelsin sesini duyuramamış kimseye. Otoritenin gücü altında ezilmişliği, suçsuzken suçlu konumuna düşürülmeyi ve toplumun buna en ufak bir itiraz belirtisi göstermeyişini kelime kelime işlemiş kitaplarına Kafka. Bir önceki değerlendirmede dile getirdiğim Albert Camus'un Mösyö Meursault'u ile Kafka'nın Josef K.'sı arasında benzerlikler bulabilirsiniz. İnsan Dava'yı okurken yaşadığımız yüzyılın Kafka'nın yaşadığı dönemden daha dehşet verici ve korkutucu olduğunu da düşünmeden edemiyor. İyi okumalar!

Yabancı
8/1007.08.2017

Baskı: Yabancı

Toplumdan farklı düşündüğü için, yığınların düşünmeden, sorgulamadan evet dediklerine hayır dediği için, onlar gibi olmadığı, olamadığı için günden güne herkesten ve her şeyden uzaklaşan bir ''hiç kimsenin'' hikayesi. Şimdi 'bu' şekilde ölmekle yirmi yıl sonra 'herhangi bir' şekilde ölmek arasında hiçbir fark görmeyen, bunalan, sıkılan, kendi 'saçma' felsefesi içinde var olan bireyin kelimelere dökülmüş, o kelimelerin de özel bir projektörle tüm canlılığı ile sahneye yansıtılmış hali Yabancı. Orhan Pamuk ve Gabriel Garcia Marquez için de aynı ifadeyi kullanmıştım: Bazı yazarlar NOBEL ödülünün önüne gelene dağıtılan bir ödül olmadığını tek başlarına kanıtlamaya yetecek eserler verebiliyor. Yabancı o eserlerden, Albert Camus da o yazarlardan bir tanesi. İyi okumalar.

İnce Memed 1
10/1004.08.2017

Baskı: İnce Memed 1

Çukurova'nın, aslında tüm Anadolu'nun, ağalarına, ağaların kullarına isyan eden, tüm zalimlere ve zulümlere baş kaldıran, geleceğe umut olan, eşkıya olup silahını zalimden başkasına doğrultmayan İnce Memed! İnce Memed'i ete kemiğe bürüyen Torosların yazarı Yaşar Kemal. Edebiyatta ''nazımı nesre yaklaştıran'' sanatçılarımız var ya, işte Yaşar Kemal bunun tam tersi. Romanı şiirsel bir dille yazmış, destan gibi adeta. Okurken biraz dikkat kesilirseniz düzyazının içindeki kafiyeleri yakalıyorsunuz. Henüz İnce Memed ve Yaşar Kemal ile tanışmamış olanların okuma listelerindeki sıralamayı değiştirmelerinde fayda var. İyi okumalar.

Baskı: Havva'nın Üç Kızı

Öncelikle kitap Havva'nın Üç Kızı değil iki kızı olmalıymış aslında. Çünkü okuduğunuzda üçüncü kızın sadece adı var. Ölü karakter. Bir iki özelliği verilmiş, bir çok yerde olay içerisinde yer almıyor. Kitap yanlış yerde bitiyor gibi resmen. Ya da bitmemiş gibi. Kurgusu sıkıntılı. Bazı yazarların zaman zaman sadece popüler kültür ve işin ticari boyutu gereği yazdıklarını düşünüyorum. Yani Havva'nın Üç Kızını yaz, yayınevi ve dağıtımın gücüyle iyi bir reklam, kısa sürede iyi bir satış rakamı... Derken kitap elinize geçsin. Kitaba zaman ayırın, emek harcayın. Sonuç: Neredeyse hiç. Elbette ki ya kelime dağarcığımıza bir katkı sunar ya aklımıza bir iki fikir tohumu düşürür ama yine de beklentimin çok altında benim için. Okuduğunuzda değerlendirmemin en azından bir kısmına hak verirsiniz diye düşünüyorum. İyi okumalar.

Gılgamış Destanı
7/1027.07.2017

Baskı: Gılgamış Destanı

Destan... Düşünün ki okuduğunuz metnin her bir dizesi bundan 4000 yıl önce insanlar arasında dilden dile aktarıla aktarıla oluşmaya başlamış. 3500 yıl önce metin bir bütün haline getirilmiş ve tam 3000 yıl önce yetkin bir ozan tarafından son hali verilmiş. Ne büyüleyici. Herhangi bir yazar yazı masasına oturup yazmamış bu dizeleri. Anadolu ve Mezopotamya uygarlıklarının ortak bir ürünü olarak ortaya çıkmış. Çivi yazısı ile yazılan tabletler kazı çalışmalarında ortaya çıkarılamasaydı bu mükemmel eser yıllarca dilden dile aktarılmış ama sonunda unutulmuş olacaktı belki de. Yazıyı insanlığa armağan eden Sümerlerden yine insanlığa mükemmel bir hediye: Gılgamış!

Kafamda Bir Tuhaflık
10/1020.07.2017

Baskı: Kafamda Bir Tuhaflık

Belki daha önce hikayenin farklı karakterlerin ağzından anlatıldığı bir roman okumamışsınızdır. Ne güzel bir hava. Bir Samiha bir Vediha'nın dilinde Mevlut'un hikayesi. Her sayfada, her bölümde Orhan Pamuk'un bambaşka dil inceliklerine şahit olurken kitabın son cümlesinde içinizin cızzz etmesi hem yazarın başarısı hem kitabın size geçmiş olması herhalde. Orhan Pamuk iyi ki var, iyi ki kitaplar var.

Baskı: Yüzyıllık Yalnızlık

Sürekli aynı hikayeyi okuyor gibi bir duyguya kapıldığınız anda kendinizi bambaşka bir hikayenin içinde buluyorsunuz. Özellikle aile romanlarında aynen Orhan Pamuk romanlarında olduğu gibi kitabın en başına soy ağacı koyulması çok güzel bir uygulama. Bu kitapta da en başa soy ağacı yerleştirilmiş. Kaç kere geri dönüp kim kimin neyiydi diye baktım, ben bile hatırlamıyorum. Macondo'daki insanların özgürlüğünü okudukça, kendinizi içine hapsolduğumuz dairelere, sokaklara, şehirlere lanet okurken bulabiliyorsunuz. Bazı yazarlar NOBEL ödülünün önüne gelene dağıtılan bir ödül olmadığını tek başlarına kanıtlamaya yetecek eserler verebiliyor. Yüzyıllık Yalnızlık o eserlerden, Gabriel Garcia Marquez de o yazarlardan bir tanesi. İyi okumalar.

Tutsak Güneş
3/1025.06.2017

Baskı: Tutsak Güneş

Kitap ülkenin geleceğine dair 'Ya herhalde gerçekten böyle olacağız' diye düşündüren bir hayalle ilk başlarda hoşunuza gidiyor ama sonrasında kurgusu bile hatalı neredeyse. Diğerleri Ayşe Kulin'se bu ne bilemedim?!.

ÖncekiSayfa 2 / 2Sonraki