
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Yükselen Güneş
Bir polisiye/cinayet romanından çok nefret romanı. Yazarın Japonya ve Japonlara karşı sayfalarca bitmeyen nefretini hissedebiliyorsunuz.
Baskı: Beşinci Dağ
Paulo Coelho'nun neden Latin Amerika'nın Marquez'den sonra en çok okunan ikinci yazarı olmasının ve bir çok Latin Amerika ülkesinin hristiyanlığa olan derin inancının kanıtı bu kitap. Bir bakıma Sinan Yağmur'ları diyebiliriz. Lakin Cohelho'yu sevenler ve okuyup geçenler olarak iki grup vardır.Ben ikincisindenim.Simyacıyı 2 kez okumama rağmen bende bir izi kalmamıştır bu kitapta aynı şekilde. Marquez'in ardından 2. gelmesi yukarda belirttiğim gibi dinsel bir bağ ve bana kalırsa hikaye anlatımı öyle şahım değil ama yinede okursunuz.
Baskı: Hayvanlardan Tanrılara - Sapiens İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi
Bugüne kadar yazılmış tarih öncesi tezlerin kısa derleme ve yorumlarından, tarih sonrası doğal olarak daha somut bilgiler ve yorumlardan oluşuyor. Kitap pazarlama taktiği açısından başarılı.Örneğin kitap Türkiye'de çıkıyorsa, içersinde geçen isimler Türkçe, yerler Türkiye'den o ülkeye ait tarihsel bağıntılar kullanılıyor. Yunanistan'da çıkıyorsa o ülkeye ait bağıntılar.Bu kitabın size daha samimi görünmesini sağlıyor(!) Yazar bütün dini referanslarda Yahudiliği hiç bir şekilde cümle içersinde kullanmıyor. Hristiyanlık, İslam ve Budizm sık sık dile gelirken,Hz. İsa,Hz. Muhammed ve Buda gibi tarihi dinsel kişilikleri söylemlerine dahil ederken ne Hz. Musa ne Hz.Davud ne de Yahudilik dillenmiyor. Diğer yandan yazar size tartışılmaz bir Evrimci profili çiziyor.Garip değil mi? Irak ve Suriye'nin İngiltere ve Fransa tarafından Mezapotamya'ya yerleştirildiği ve katı bir ulusalcılık oluşturulduğunu söylerken, Ortadoğu'nun en katı ulusalcısı İsrail'i ağzına almıyor. Diğer bir nokta.Einstein'ın Amerika dünya polisi rolünü üstlenmeli sözü ve atom bombası çalışmalarına katılmasına destek amacı taşıyan cümleler kullanması.Pentagon'un Abd başkanına Japonya'ya asker çıkarırsak bir milyon askerimiz ölebilir demesine üzerine başkanın atom bombası onaylamasını yazar hafifletici sebep tarzında bir mazerete gidiyor. Bir milyon asker ölmeyebilirdi de?Ama yazar subliminal çalışmayı seviyor.Bir kaç yüzbin sivil savaşı bitirmiştir. Öte yandan atom bombasının icadının artık büyük savaşları bitirdiğini devletlerin birbirine saldırmaktan korktuğunu ifade ederek erken(?) bir öngörüde bulunuyor. Bizi ilgilendiren son değerlendirmesi ise. Ermenilerin yüzyılın ilk soykırımına maruz kaldığını batan bir imporatorluğun son çırpınışlarının hedefi olduğunu söylüyor. Lakin bir milyon üzerinde Cezayir'linin ölümüne sebep olan Fransa ve Cezayir soykırımını görmezden geliyor.
Baskı: Gidiyorum Bu
Şiirde bir David Lynch denemesi? Kitabı çok sevenlerin "bir kez okursan bir şey anlamaman normal" sözüne karşılık 2. kez okunur ve havada aslılı kalmış çağrışımlar ve aforizmalar dışında elde şiir namına bir şey bırakamayan kitap. "belki şair olurum senide aldırırım yanıma" "içde çay koyuyum" birazda anne vurgusu etkilemesini de ekleyeyim. Bunun dışında Onur Ünlü biraz kırık bi adamdır.Dahi midir? Sanmıyorum dahi görenler olabilir. Bir tv söyleşisinde "ben bir filmi Allah görmek istediği için çekerim diyebilmiştir" mesela. Sonra gidip senaryosunu yazıp yönettiği İtirazım Var filminde Camiide imama küfür repliği hemde sağlam bir küfür repliği yazabilmiş bir adamdır. Allah'a bu kadar yakın olmaya çalışan bir adamın yapması normal şeylerden değil. Velhasıl kitapta size dokunacak bir iki cümle bulursunuz.Sonuçta aforizmalar çağında yaşıyoruz ama kalanı ceviz kırmak için zıplamaya çalışan albino bir kaplumbağa.
Baskı: Kalbin Sırları -İlham Veren Yazılar-
Yazarın gerçekte böyle bir kitabı sanırım yok. Cibran'ın Türkiye'de çok fazla yayıncısı var ve bir tane ortaya karışık yapmışlar. İçinde daha önceki kitaplarında yer alan bir kaç öykü ve aforizmalar var.
Baskı: Ahmak Wilson'ın Trajedisi
Başlarda içine çekmeyi başaramıyor ama birazcık sabırla gayet güzel bir öyküye dalıyorsunuz. Trajediden ziyade gayet espritüel bir kitap.
Baskı: Tanrı'nın Formülü
Yazarın okuduğum ikinci kitabı. İlki Süleyman'ın Anahtarı idi ve ondan daha iyi bir kitap diyebilirim.Özellikle 2. kitabındaki cinayetin sebebi çok tutarlı değildi.İlk kitabında fizikten bi haber olan ana karakterin bir kaç ders sonrası 2. kitapta fizik deneyi yapabilecek kıvama gelmeside yazarın eksikliklerinden.Bir diğer eksikliği diyaloglarda dinleyici tarafının konuşmayı desteklemedeki boşluğu her iki kitapta da mevcut.Hmm anlıyorum vay canına gibi karşı cevapların sıklığı can sıkıcı. Yinede ilk kitap 2. kitaptan daha bilinmedik fizik bilimine dair bilgiler ve teoriler sunuyor. 8.
Baskı: Viva La Muerte! (Or'da Kimse Var mı? #1)
İnsanı tokatlayan bir kitap. Üstelik bi yanağınıza tokat yediğinizde diğer yanağınızı çevirtmeyi başarıyor.
Baskı: İçeriden Ölmek
Kısaca çöp.. Yüzde sekseni sekse odaklanmış araya ödevler için bakın biliyorum abisi tarzı biraz fizik biraz mitojoloji biraz edebiyat tarihinden susamlar serpilmiş, gülünç bir varoluşsal acıyla kalbe dokunmaya çalışılmış yahudi pazarlama uzmanlığınca sunulmuş.
Baskı: Gılgamış Destanı
En açıklayıcı Gılgamış çevirisi.Daha önce okumaya çalıştığım versiyonları pek çekici gelmemişti açıkcası.
Baskı: Uzun Vadi
Akılda kalıcı çok fazla öykü barındırmasada kalemindeki samimiyeti hissettiriyor.
Baskı: Merhamet
kitap sağlam bi psikolojik değerlendirme şaheseri. lakin bizim önsöz yazan abi ablalar kim olursa olsun kitabın orta ve sonundan günümüz deyimiyle bitirici spoilerlar vermeseler olmayacak sanki.Tamam sen okudun ama bırak biz keşfedelim.
Baskı: Sakkara'nın Kumları
mısır'ın mistik tarihi ve sokakları, 2. dünya savaşının atmosferi aşk, dostluk ve görev bilinci arasında seçim yapma arasında kalan karakterlerle güzel bi macera sunuyor.
Baskı: Bir Acı Hikaye
Varlıklı, eğitimli ve tanınmış bir ailenin oğlu olarak istikbal hedeflerini yüksek tutan bir oğul.Onun bu istikbaline erişmesi için maddi manevi herşeyini veren bir baba.Savaş dönemleri, peşi bırakmayan bir kara talihin kırılganlaştırdığı Vedat'ın hüzünlü hikayesini kollarından koparılıp alınan babasının kaleminden okuyoruz.Kitabın özeti bu şekilde.Fakat babasının yaşadığı acıyı özetlemek zor. Atatürk dönemi olmasına rağmen insan kayırmaların ve ayak kaydırmaların önlenememesi hikayenin kendinisi kadar acı.
Baskı: Gece Yolu
Pazar günü öğleye doğru yayımlanan ortalama bir yabancı film kıvamında.Ötesi fazla.
Baskı: Köpeğim Charley ile Amerika Yollarında
Steinbeck aslında bi çok kimsenin yapmak istediği fakat maddi nedenlerden dolayı yapamadığı bir şeyi yapıyor ve bi karavan yolculuğuna çıkıyor yanında köpeği ve her türlü ihtiyacını karşılayacağı bi karavan ile. Amerikanın o geniş yüzölçümüne rağmen kitap çok kısa kalıyor biraz daha devam etsin istiyorsunuz Steinbeck'in o dostane anlatımı yüzünden ama bitiyor.
Baskı: Bağdat`ın Sirenleri
Ne kadar tanıdık bi dil daha ilk kitabını okumama rağmen bizim coğrafyamıza yakın savaşları iç çatışmaları, çaresizlik, umut ve patlamaya hazır insanların dramını yaralayıcı bir biçimde anlatıyor yazar.
Baskı: Ruhumu Öpmeyi Unuttun
lale ve alın yazısı dışındaki öyküler güzele yakındı.
Baskı: Posta Güvercini
Kerime Nadir kitaplarını arka arkaya okuduğunuzda bütün kitaplarında benzer küçük nüansların olduğunu hissedersiniz ama hiç bi zaman bu çok fazla göze batmaz.Kerime Nadir'in ruha dokunuşları o kadar incedir ki ama bu sahneye benzer bi sahne hatırlıyorum diğer kitabından demeniz yazarın işin kolayına kaçtığını düşünmenize yol açmaz. Benim için Kerime Nadir hakkında en çok merak ettiğim detay ise kendinden yaşça büyüklere aşık olan karakterlerinin fazlalılığı acaba Kerime Nadir'de o "küçük şapşallar"dan biri miydi?