AN
@Antivenom

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Bonk
8/1020.11.2014

Baskı: Bonk

Çok cesur ve detaycı ( gereğinden fazla bilgi ileten türden ) bir çalışma. Mizahi uslubü ve akıcı yazımı önemli artıları.

Baskı: 5 Milyar Yıllık Yalnızlık - Yıldızlar Arasında Yaşam Arayışı

Astrofizik, astrobiyoloji, jeoloji, meteoroloji ve optik alanlarında faaliyet gösteren uzay araştırmalarının günümüzdeki mızrakbaşlarına adanmış bir kitap. bu konularla ilgilenen herkese hitap edecek akıcı bir güncel tarih. makaleden ziyade röportaj içerdiği için bilim meraklılarını itme riski var.

Anathem
7/1010.11.2014

Baskı: Anathem

Çok başarılı içgörü ve kuram yorumlamalarını içinde barındıran bir spekülatif kurgu. Bilim kurgu öğeleri içermesine rağmen tam bir bilim kurgu kitabı sayılmamalı, felsefi yönleri çok daha fazla ağır basıyor. Çok yavaş bir temposu olmasına karşın tüm felsefi kuram ve görüşleri bünyesinde toplayıp yorumlamayı başarması takdiri hakediyor ancak arka planı olmayan okuyucularını kendinden son derece hızlı soğutacaktır. kurgu içindeki belli tutarsızlıklar kitabın büyüklüğü göz önünde tutulup hoş görülebilir.

Çılgın Dahiler
8/1011.10.2014

Baskı: Çılgın Dahiler

Egzantriklikleri, akıl hastalıkları ve hayatlarıyla tüm garip dahileri podyuma alan yazar, yüceltilen kimi yerde izole edilip tanrılaştırılan bu insanların ne kadar kırılgan ne kadar ölümlü ve insan olduğunu çok güzel anlatmış.

Baskı: Çayın Kültür Tarihi

kitap; konformizmi, vahşi kapitalizmi ve snob kültürünü yücelten, sohbet edeceğim derken anlatacağı konuları feci sulandıran ( kelime oyunu planlı değildir ), gereksiz ziraat ve gıda mühendisliği bilgileri ile şişen çay içmeyi böylesine seven okurların hevesine ve çayına sirke katıyor.

Baskı: Vakıf ve Dünya (Vakıf #5)

Gelecek için Gaia’yı seçen Trevize, süper bir kovanzihnin harcanabilir bir parçası olması düşüncesini kaldıramamaktadır. Dünya ve kayıtlarına dair sırların yaptığı seçimi daha mantıklı kılacak bir bilgiye erişmesini sağlayacağına inanan Trevize, yanında Bliss ve Janov’la birlikte 20 bin yıldır yeri bilinmeyen bir folklor olgusunu aramak için yola çıkarlar... Gelecek nesillerin elinden özgür iradeyi aldığı için suçluluk duyan Trevize aynı zamanda konformizm eleştirilerini de kovan zihin üzerinden yürütülmesine aracı oluyor, doğaya karşı medeniyet, bireye karşı toplum tartışmaları da Bliss ve çeşitli karakterlerle yaptığı iletişimlerde açığa çıkıyor. Bliss üzerinden insanlık sorgusuna giren yazar, Gaia’nın trevize’yi gerçeğe ulaşmak için bir araç olarak kullanmasında nesne-özne nin karıştırılmasını tersten işlemiş. Gizli Orwell alıntısı yapan metin, akademik dogmatizmi eleştirmiş. Trevize son derece kendine haklı bir karakter olarak portre edilirken doğaya karşı medeniyet tartışmasında taraflar tersine çevrilmiş: Gaia doğal çeşitliliği yok etmiş ve uniformlaştırmış bir doğal güç olarak kurgulanmış. Comporellon geç Viktoryen imaları olan baskıcı bir gezegen olarak kurgulanırken Bakan Lizalor üzerinden statü eleştirisi yapılmış ve bireycilik vurgusu giyim kuşama yansımalarıyla ima edilmiş. Kurgusunda ( okurları bilirler ) pek fazla erotik öğe barındırmayan Asimov bu kez sıklıkla kullanmış, tarzına ters düştüğü için iğreti duran öğe kültür şoku motifini de destekliyor. Geleceği olmayan toplumların geçmişe döndüğünü vurgulayan metin, “Baley dünyası” terimini kullanarak Robot serisine atıfta bulunuyor. Uzayda nirengi noktaları almanın önemi yolculukla ilgili bölümlerde sıklıkla vurgulanan bir konu olarak okurun karşısına çıkacaktır. Seldon planı üzerinden batıl inanç ve din eleştirisi yürüten yazar, Plan ve Heisenberg’in Belirsizlik ilkesi arasındaki benzerliğin altını da çizmiş. Kişisel silahlanma karşıtı ve pasifist görüşler Bliss’in ( dolayısıyla Gaia’nın ) ağzından aktarılırken Solaria, bireyciliğin ve dizgini kopmuş bencilliğin doruk noktası olarak işlenmiş. Genetik mühendislik ile hermafrodite dönüşen Solaria insanı en ufak insanı temasta ari bir toplumun geleceğini güzel portre ediyor. Robotların her işi yürütmesinin insanları hedonizme ve şımarıklığa ittiği argümanını savunan metin, insan kavramlarını insanların uygulaması gerektiğini de tartışmış. Robotların polisliğine terk edilen bir dünyada hiç merhamet yok. “Dünyadışı Uygarlıklar” kitabında olduğu gibi Trevize’nin uğradığı her gezegende yaşamın ortaya çıkması ve devamlılığı üzerine yapılan tartışmalar aynı zamanda uzaya açılacak kadar gelişmiş medeniyetlerin koşullarının irdelenmesini de içeriyor. Metinin ortasından sonuna kadar Trevize’nin Fallom’a duyduğu rahatsızlık insanmerkezci görüşün net bir aktarımını içermekte. İnsan merkezci görüş sıklıkla eleştirilse de metinde birey ve varoluş onanıyor. Diğer zeki türlere karşı tek savunmanın tüm evrene yayılmış bir Gaia olacağı argümanı, dışarıda başka zeki türler olabileceği, hatta uzun zamandır aramızda yaşıyor olabilecekleri şüphelerine ev sahipliği yapıyor. Robot serisinin kahramanları metin içinde atıflarla onurlandırılıyor ve şoke edici bir kurgu oyunun da tam ortasında bulunuyor. Diğer Vakıf romanlarından daha az sürükleyici olmamakla birlikte aynı tadı uyandırmakta eksik kalsa da başarılı bir eser.

Baskı: Merkezden Gelen İstilacılar (Asgard Üçlemesi #2)

Asgard’ın alt katmanlarına inen yeni bir yol bulan Mike zengin olmuştur. Köklerine dönmek isteyen Rousseau, Asgard’a gelirken kullandığı gemiyi tamir ettirip Dünya’ya doğru yola çıkar. Uranüs açıklarında Yıldız Gücü tarafından tutuklanan Rousseau, firarla suçlanmaktadır. Katılmadığı , milyonlarca km uzağında olduğu bir savaşın firarisi olarak tutuklanan Rousseau aslında Yıldız Gücü değil Tetronlar tarafından aranmaktadır. Asgard’ın merkezinden gelen bir işgal gücü yüzeyi ele geçirmiş Tetronları kaçmak zorunda bırakmıştır. Susanna Lear tarafından yüzbaşı rütbesi verilen Rousseau, kendi özel timine eğitim vermekle ve işgal gücüyle temas kurmakla sorumludur. Firari olarak alıkonulduğu kuruma yüzbaşı giren Rousseau eve, Asgard’a geri dönmektedir... Tetron yasalarının Dünya’da geçerli olmaması, kültürel perspektifin vurgulanması gibi detaylar kurguyu zenginleştirirken mota mot çeviriler okurun gözünü yorabiliyor. “Panspermia” kuramına Uranüs’ün halkalarında bulunan organik moleküller üzerinden atıfta bulunan yazar, insan merkezci bakışı eleştiren bir evrim teorisi kurgulamış. Tetronlar’ın onlara yardıma gelmiş Yıldız gücünü istilacılarla bir tutup burun bükmeleri, kendi savaşlarını taşere etmekteki başarıları çok ciddi politik uyarı ve yergileri içinde barındırmakta. Tüm askeri diyaloglarda açık bir Dunning-Kruger sendromu göndermesi yapılan meti, termodinamiğin 3. Yasasını da alıntılamış. İstilacılar tarafından tekrar tutuklanan Rousseau’nun yolculuğu açık bir yer altına yolculuk motifi olarak okurun karşısına çıkarken metin merak öğesini hakkını vererek kullanıyor. Kuramlardan biri Asgard’ın insansılar için bir gen havuzu / lab / habitat olduğu üzerinde şekillenirken burada bulunan ırklardan birinin neden Asgard’a hakim olamadığı şüphesi havada bırakılıyor. Tetronların mirasçısı olmadıkları bir dünyayı yönettiği göz önünde tutularak işgalci olarak betimlenen Neo Neanderthal ırk insansılaştırılmış. Malthus atfı ve nüfus problemi üzerine argümanlar yürüten metin şaşırtıcı kurgu oyunlarıyla göz dolduruyor. Rousseau biyolojik savaş için habersiz kullanılan bir vektör yerine konduğunda Tetronlar su çiçekli battaniyeler dağıtan bir ırk olarak daha net şekil alıyor okurun gözünde. Yıldız Gücü, hiçbir ilgisi olmayan bir savaşta 3. Taraf olmaya zorlanırken ilk kitaptan tanıdık karakterlerde kurguya dahil ediliyor. Sherlock Holmes ve Prometheus atfı yapan yazar, metnin sonlarında gerçeklik sorgusuna da girmiş. Tünel faresi Rousseau’nun Asgard’ın “tanrılarıyla” tanışması daha fazla soruyu ortaya çıkarırken kurgu sürükleyiciliği ve temposuyla okuru tatmin ediyor.

Olanaksızın Fiziği
9/1004.10.2014

Baskı: Olanaksızın Fiziği

Yazar metnini açarken, bilim ilerledikçe, bilgi seviyesi arttıkça “olanaksızın” terim olarak doğasının sorgulanması gerektiğini belirtip kitabını üzerine kurduğu Olanaksızları 3’e ayırmış: 1. Sınıf olanaksızlıklar, günümüzde mevcut olmayan ve fizik yasalarına aykırı olmaya teknolojiler ( ışınlanma, antimadde motorları, psikokinezi, görünmezlik, telepati ), 2. Sınıf olanaksızlıklar geçekleşmeleri için binlerce veya milyonlarca yıla ihtiyaç duyan teknolojiler (hiper uzayda yolculuk, zaman makineleri ), 3. Sınıf olanaksızlıklar ise fizik yasalarına net olarak aykırı olan teknolojiler... İlginç ve akıcı bir önsöz ile metnine başlayan yazar, “Uzay Yolu” alıntısı ve atfı yaptıktan sonra, Kuvvet alanı teriminin Michael Fraday’ın çalışmalarından ortaya çıktığını, Faraday’ın alan kurmanın dilinin çağdaş fiziğin tamamını oluşturduğu belirtmiş. Evrene hükmeden 4 ana kuvveti kısaca açıkladıktan ( kütleçekimi, elektromagnetizma, zayıf ve güçlü nükleer kuvvetler ) sonra gazların yüksek sıcaklıklara kadar ısıtılıp faz değiştirerek oluşan plazmanın manyetik alanlar aracılığıyla şekillendirilebileceğini, mekik pistlerini dış uzayın vakumundan ayırmak için “plazma penceresi” nin yapılmasının mümkün olduğunu ancak bilim kurguda sıkça geçen kuvvet alanları için birden fazla teknolojinin katman halinde kullanılması gerektiğini ifade etmiş. Manyetik ladırmanın bugünün teknolojisiyle mümkün olmadığını belirten yazar, “Geleceğe Dönüş” ( kendisi de hardcore fanıdır ayrıca ) atfı yapmış. Mark Twain, Wells, Tolkien atıflarında bulunana yazar, Maxwell’in ışığın gizemini çözdüğünü belirtmiş. Flash Gordon, Platon atıfları yapan yazar, görünmezlik için üç boyutta ışığı bükebilecek, pek çok frekansı büken metamalzemeler yaratılması gerekeceğini vurgulamış. Moore yasasına atıfta bulunan yazar, nanoteknoloji konusunda anahtar konulardan birinin bu konuda milyonlarca yıl önce uzmanlaşmış olan doğanın taklit edilmesi gerektiğini belirtmiş. Hologramların doğasını açıklayan yazar, Feynmann atfında bulunup, Wells’in “Görünmez Adam” ındaki gibi diğer boyutlar vasıtasıyla görünmezliğin şu anki teknolojimizin çok ötesinde olduğunun altını çizmiş. “Işın Tabancaları” nın bilimkurgu edebiyatına Wells’in “ Dünyalar Savaşı” romanıyla girdiğini söyleyen yazar, bir zamanlar lazer ışınlarında olduğu gibi eşevreli odaklanmış ve tekdüze ışın demetlerinin yaratmanın imkansız olduğuna inanıldığını ancak kuantum devrimi ile bu durumun dğiştiğini vurgulamış. Planck, Einstein, Bohr, Heisenberg, Schrödinger ve Newton atfı yapan yazar, sade ve etkili örneklemelerle açıklama yapmış. Taşınabilir bir enerji ünitesi ve kararlı bir lazer malzemesi yaratmada karşılaşılan sorunlar yüzünde günümüz teknolojisi “ışın tabancaları”nı yaratmaya uygun değildir. Henüz.. Ancak “Plazma Üfleci” adı verilen teknikle “ışın kılıçları yapılabileceğini de eklemiş yazar. Oppenheimer ve Teller atfı yapan yazar, ölmekte olan bir yıldızın hayal edilebilecek an güçlü ışın tabancasına dönüştürülebileceğini belirtmiş. “Işınlama” nın bilimkurgu edebiyatında ilk kez 1877 yılında ortaya çıktığını belirten yazar, Sir Arthur Conan Doyle atfında bulunmuş. Birini ışınlamak için, canlı bir vücuttaki tüm atomların yerinin kesin olarak bilinmesi gerektiğini belirten yazar bunun “Heisenberg’in Belirsizlik İlkesini” ihlal edeceği yönündeki ilk itirazlara karşın, kuantum kuramı ile mümkün olduğunu belirtmiş. Kuantum kuramı olmaksızın atom ve moleküllerimizin anında dağılacağını söyleyen yazar, sinemanın ışınlanmayı 1958 yapımı “Fly” ( sinek ) ile keşfettiğini ama popülerliğini Uzay Yoluna borçlu olduğunu vurgulamış. Douglas Adams atfı yapan yazar, “kuantum dolanıklığını” ve “EPR Deneyini” açıklamış. “Bose-Einstein yoğuşuğu” yöntemi atomların dolanıklaştırılmasının gerekmediği için büyük umut vaad ettiğini söyleyen yazar, ilkesel olarak bakıldığında ışınlamanın önünde engel olmadığını ancak yüzyıllar sonra gerçekleştirilebileceğini belirtmiş. A.E. Vogt ve Asimov atfı yapan yazar, 130 yıllık dönem boyunca parapsikolojik olaylara dair yapılan araştırmaların sonuç vermediğini belirtmiş. İlk insan makine arayüzünü anlatan ve Donoghue atfı yapan yazar, bilgisayarı kişinin zihniyle kontrol etme sorununun artık olanaksız olmaktan çıktığını vurgulamış. Da Vinci, Capek, Turing, Clarke atfı yapan, yazar, bilimkurguda geçen robotları üretmenin zorluklarını açıklamış. Biyoloji ve fiziğin zor yoldan deneme ve yanılma yöntemiyle dünya ile etkileşerek öğrennildiğini ancak robotların bu deneyimi yaşamadığını belirten Kaku, makinelerin bilinç sahibi olup olamayacağı konusunda görüş birliği olmadığını, hatta “bilinç” konusunda dahi henüz görüş birliği olmadığını söylemiş. Bu yüzyılın sonuna doğru gerçekleşmesini uygun görmüş. Antonio Damasio, Dostoyevski atfı yapıp bir bilgisayarın 4 yaşındaki bir çocuk düzeyinde aklıselim sahibi olması için milyonlarca satırlık kod gerekeceğini de vurgulamış. Orson Welles atfı yapan yazar, Kardashev ölçeğini açıklamış. Uzaylıların biyolojik gereksinimlerine dair spekülasyon yapan Kaku, Drake denklemine göre galaksimizde 100 ila 100000 gezegende zeki yaşam bulunduğunu belirtmiş. Pencereleri ve iniş takımları görülen çok bilinen bir Ufo fotoğrafına atıfta bulunan yazar, aslında bu uçan dairenin üzerinde değişiklik yapılmış bir “piliç besleme makinesi” olduğunu okuruyla paylaşmış.Evrenin bir ucundan diğerine araçlar gönderebilen bir uygarlığın kesinlikle Von Neumann robotları kullanacağını ve nanoteknolojide gelişmiş olacağını ifade eden yazar, Yıldız gemileri yapmak için (filmlerde romanlarda anlatıldığı gibi ), iyon,plazma motorları, güneş yelkenleri, Ramjet füzyon motoru, nükleer elektrik roketi, nükleer darbeli roketler gibi teknolojileri araştıran ve okuruyla paylaşan yazar, Heinlein ve Clarke atfı yapıp “Uzay asansörü” nden bahsediyor. Kriyojeni nin gelişmesi için onlarca yıla ihtiyacı olduğunu aktaran yazar, Sakharov ve Dirac atfı yapıyor ve geleceğe doğru zaman yolculuğunun mümkün olduğunu deneysel olarak da kanıtlandığını belirtiyor. Zaman yolculuğunu için TOE’nin ( herşeyin teorisi ) nin anlaşılması gerektiğini belirten yazar, membran kuramını irdeleyip antimaddenin Feynmann’ın açıklamasına göre zamanda geriye sıradan madde olduğunu söylüyor. Geçmişin olanaksızlıklarını büyük bir çoğunluğunun bugünün gerçekliği içinde olduğunu örneklerle vurgulayan yazar, evrenin sonuna dair kuramları tartışıp T.S. Elliot’u alıntılıyor. Sicim kuramına getirilen eleştirileri inceleyen yazar en ciddi eleştirinin sınanamaz olması olduğunu belirtiyor. Kardashev ölçeğinde 4. Veya 5. Seviye bir uygarlığın yavru evrenler ( evet evren ) yaratabileceğini de anlatan yazar soruyor: “ ya böyle bir uygarlığın yarattığı bir evrensek?” Büyük patlama öncesi araştırmalarına ve kütleçekim dalgası araştırmaların değinen Kaku umutlu ve açıkgörüşlü bir şekilde metnini kapatırken yeni bir fiziğin ve evren görüşünün başında olduğumuzun da altını çiziyor. 28 sayfa boyunca kaynakça ve ileri okuma veren yazar, detaycı ve akıcı metnini doyurucu bir biçimde kapatırken çoğu popüler bilim yazarının düştüğü kibirliliğe kapılmadığı için ayrıca takdiri hak ediyor

Siberya
4/1003.10.2014

Baskı: Siberya

Baskı: Vakıf'ın Sınırı (Vakıf #4)

Vakıf’ın kuruluşundan 500 yıl sonra 1. Vakıf’ın önde gelendlerinden Golan Trevize, konseydeki çatlak ses, Seldon planı’nın artık işlemediğini açıkladığı için Belediye Başkanı “Tunç” Branno tarafından sürülür. Esas plan tehlikeli bir politik rakibi paratoner gibi kullanarak 2. Vakıf’ın ortaya çıkmasını sağlamaktır. Aynı zamanda 2. Vakıf’ta da genç bir politik rakip , Gendibal, Seldon Planı kusursuz olduğu için daha gizemli bir grubun her iki Vakıf’ı da denetlediğini iddia etmektedir. Arz’ı aramakla görevli olan ( görünürde ) Trevize ve yol arkadaşı daha büyük bir arayışın içine çekileceklerinden habersiz Trantor’a doğru yola çıkarlar... Golan Yenilikçiliği temsil ederken vakıf Gelenekçiliği, Planın da dinleşmiş kaderciliğini ardına alarak korumakta ve statükonun tezahürü. Baskı oluştumak için politik figürlerin seldon planını bir din gibi dayatıp kullanması, inisiyatif kullanımını ve risk almayı Vakıf toplumunda ortadan kaldırmış. Kendini sürekli güncelleyen ve kriz anlarında peygamberinin imajını çağlar ötesinden bile çağıran bir kutsal kitap gibi görülebilir Seldon Planı. Asimov, siyasal ve güvenlik otoritelerini sorgulayıp bireyin önemini açıktan Bayta Darrell’in katır’ı durdumasına atıf yaparak bireyciliği yüceltiyor. Vakıf artık bir Federasyona dönüşmüş ve ekonomik, siyasal, teknoloji ve nüfuz açısından çok gelişmiş durumda. Statüko temsili 1. Ve 2. Vakıf arasından serbest hareket eden bir motif. Makyavellist argümanların çoğunu bünyesinde toplayan Branno, kör iktidarı, “iktidar için iktidar” motifini temsil etmekte. 2. Vakıf İmparatorluk kurulunca yöneticilerini çıkaracak bir kurum olarak 1. Vakıf’ın açıkça rakibi, iç grup –dış grup çatışması bu tema üzerinden işlenmiş. 2. Vakıf’ta tıpkı ilki gibi kendi kibrine yenik düşerek Seldon Planı’nı uzatmış ve İmparatorluk’un kurulmasından sonrası da dahil olmak üzere ( Hiper Plan ) hesaplanmış. 2. Vakıf’ın evren ve 1. Vakıf üzerindeki denetleyici kimliği ve gendibal tarafından ortaya atılan onların denetlendiği endişesi gizli Platon atfı olarak okurun karşısına çıkıyor. ( “Gözetmenleri kim gözetleyecek” / Devlet ) gendibal’a kurulan sıradışı tuzak paranoyasının doğru olabileceği şeklinde bir his yaratamada kullanılmış hoş bir kurgu oyunu. Bireyciliği yücelttiği belli olan yazar metinin de bireyleri ön plana çıkarmış: Trevize ve Gendibal arasında ayrımlanan kurgu içinde gizlenmiş Charles darwin / Türlerin kökeni ve Einstein atfı bulunuyor. Karel capek’in “ robot” tanımına atıfta bulunan yazar, çifte ajanlar, akıl oyunları, hassas politik manevraları ve bilginin sorgulanmasını içeren sürükleyici bir arayış öyküsü kaleme almış. Yazar, kendi eserlerinden “ Sonsuzluğun Sonu”, “Robot serisi” ne atıfta bulunurken uzay yolculuğu ve araçların ergonomisi, koku sorunu gibi konularda son derece ilginç çıkarımlarda bulunmuş. Gaia’yı çevreleyen gizem, efsaneler ve batıl inançlarla güçlendirilmiş, insanlardan daha gelişmiş bir gücün Şaysel sektörünü koruduğu düşüncesi kardashev ölçeğine göre 3. Seviyede bir uygarlıktan daha gelişmiş ne olabilir sorusunu gündeme getiriyor. Çoklu evren kuramını kullanan metin, dom adlı karakter üzerinden “ aşkıncılık” akımına ait argümanlar yürütmüş. Tüm serilerin kesiştiği romanda Trevize’nin Gaia için önemi üzerinden varoluşçu argümanlar yürüten yazar, Katır’ın da Gaia’dan geldiğini okuruyla paylaşarak gizemi derinleştiriyor. Mantık düelloları ile keskinleşen eser, insanlardan ayırt edilemeyecek kadar gelişmiş robotların “ Sonsuzlara” dönüştüğünü ifade ederek bu motif üzerinden insanlık sorgusuna gireceğinin sinyalini veriyor. Toplu bir zihin olarak kurgulanmış Gaia , kelime anlamıyla “ yaşayan” bir gezegen. 1. Vakıf, 2. Vakıf ve Gaia arasında uzayda gerçekleşen düello tüm grupların geleceklerini açığa çıkarıyor. Tüm bu grupların kaderini elinde tutan ise Golan trevize. Üç Robot Yasasına atıfta bulunan yazar, determinizm ve özgür irade tartışmasını son bölüme saklamış. İnsanlık sorgusunu son bölümde ele alan yazar 2 şüpheyi havada bırakarak metnini doyurucu bir şekilde kapatmış: 1- Robotlar insanlığı denetlemek ve korumak için geride kalmış ve saklanmış olabilirler mi? 2- arz hakkındaki kayıtların silinmesinin sorumlusu kim?

Korsan Ütopyaları
7/1018.09.2014

Baskı: Korsan Ütopyaları

Çarpıcı görüşler ve ilginç teorilerle dolu olmasına karşın, sadece Akdeniz'de yağma yapan korsanları anlatmış olması tamamlanmamış olduğu hissi uyandırıyor, gene de sütü çok sağılmış bir temayla ilgili olarak Türkçeleştirilmiş ender kitaplardan biri.

Baskı: Amerika - "Ölüm Merhamet Bilmez"

Salgın’dan sonra içinde sadece 3 kişi kalmış küçük bir kasabada rutine bağlanmış bir yaşam sosyopat Cade’yi boğmaktadır. Aşığının insülin ihtiyacını karşılamak için San Fransisco’ya gitme kararı alan Cade, yamyamlarla , püriten fanatik ve kıyamet sonrası hippileriyle dolu ölümcül bir şehirle yüzleşmek zorunda kalacaktır... Şiddet dolu bir geçmişi olan Cade, kendi bedeni ateşli silahlardan çok güvenen basit aletleri tercih eden izole ve sessiz bir karakter. Cade’nin bilinçaltı analizleri taze ve ilginç görüşler sunuyor. Shakespeare atfı yapan yazar, başarılı tasvirlerle aktarmış San Fransisco’yu. Hiçbir koşulda çocukların ve kadınların canını almayan Cade’in ilk karşılaştığı grup, liberal ve özgürlük yanlılarına kendi haçlı seferini başlatmış olan gözü dönmüş bir papaz ve yanlıları oluyor. Çarmıh motifini ritüel ve kurguda sıklıkla kullanan yazar, Cade’in sınanmasına Viking adetlerine ve Odin’in yggdragsill’e asılmasına gönderme yapıyor. Sosyal evrimde gerilenme kıyametle beraber gelmiş ve kaynakların azalmasıyla yamyamlık geri dönmüş. Ünlü bir yatırım uzmanı olan Strong’un zamanla yamyam dönüşmesi, tebaası sefalet ve pislik içinde yaşarken prensler gibi giyinip gezmesi çarpıcı bir tezat olarak okurun karşısına çıkıyor. Tüm bankacıların yamyam olması gibi motifler çok da gizli olmayan materyalizm ve neoliberalizm eleştirilerinin tezahürü olarak okurun karşısına çıkıyor. Dunning Kruger sendromu göndermesini Cade’in geçmişi üzerinden yapan yazar Makyavellizm eleştirisini metindeki tüm liderler üzerinden götürmüş. Militarizm eleştirisi için Cade’in komutanı Yüzbaşı Dollings üzerinden götüren Ewing, kara mizah ve ironilerle yüklü metninde okurunu gülümsetmeyi başarıyor. Scoby Doo atfı yapan yazar, hippi karakterleri çizgi filmdeki karakterlerin dış görünüş ve karakteristiklerini yansıtacak şekilde işlemiş. Dr. Clearly’nin topluluğu gerçeklikten kaçmak için spor,seks,tiyatro ve saykodelik ilaçları kullanıyor. Beyaz hapın libidoyu, siyahın ise thanatosu temsil ediyor. Freudyen önermeleri gereğinden fazla kullanan metinde papaz anal sadistik, yamyam lideri oral fiksasyonu olan, Dr. Clearly ise hebefreni özellikleri sergileyen tiplemeler olarak kurgulanmış. Safkan bir psikopat olan Cade, “ catharsis” için hap aldığında ortaya çıkan sonuç, bir kan deryası oluyor. İç grup – dış grup çatışmaları metinde ciddi yer kaplasa da zayıf işlenmiş. Çiçek çocukların San Fransisco’daki yıkımın neredeyse tamamından sorumlu olması abartılı ve tutarsız bir tezat. Clearly ve Charles manson benzetmesi yerinde kullanılsa da her gece tekrarlanan sadomazoşist ritüel, Manson’un “modus operandi” ( çalışma tarzı) siyle herhangi bir yakınlık taşımıyor. Fuel-Air karakteri, Cade’in sağduyusu, vicdanı ve hayatta kalma içgüdüsünün bir tezahürü olarak kurgulanmış olmakla beraber fazla inandırıcılık taşımıyor. Metindeki ciddi tutarsızlıklar, tatmin edici olmayan son; ortalamanın altında bir deneyim sunmakla beraber kıyamet sonrası romanlardan hoşlananlar tercih edebilir.

Almuric
4/1016.09.2014

Baskı: Almuric

Ralph 124C 41+
7/1016.09.2014

Baskı: Ralph 124C 41+

2660 yılında, hava durumun dahi kontrol edilebildiği bir gelecekte telefon hatlarının karışması sonucu Alice 212B 423’le tanışan dahi bilim adamı Ralph 124c41+, kadına aşık olur. Teşekkür etmek için şehre gelen Alice’i gezdirirken okurları da 2660 yılında bir gezintiye çıkaran Hugo Gernsback, modern bilim kurgunun temel eserlerinden biri olan metinde çağının çok ötesindeki görüşlerle gelecek çağlar içinde onu okuyacak herkes için sürükleyici bir yolculuk sunuyor. 1911 yılında yayınlanan eser, hala “eter kuramını “ kullanıyor. Eserde çok ilginç tesadüfler mevcut; örnek vermek gerekirse daha “ New York Times” basılmaya başlamadan gazetenin adından bahsetmesi gibi. Yazar, bilimsel arayışın kişi üzerindeki yabancılaştırıcı etkisini Ralph üzerinden sorgularken yükselmekte olan bilimsel merak ve buluşlar çağının da esintilerini içinde barındırıyor. Bu motif dahilerin , bilim adamlarının kendilerine değil “topluma ait oldukları” ifadesiyle de vurgulanıyor. Uçakların ve iletişim teknolojisindeki ilerlemeleri öngören yazar, Odysseia atfında bulunmuş. Düşünceyazar, pul büyüklüğünde elektrolitten gazeteler, videofonlar gibi ilginç icatlarla dolu Marslılarla temasın sağlandığı gelecekte yazar, nükleer enerjiden bahsetmeye çok yaklaşmış. Maglevleri öngören yazar, “yaşayan ölü köpek deneyi” ile kiryojeyini de metninde kullanmış. Fosil yakıtlara bağımlılığın ortadan kalkacağını savunan yazar, doğalgaz, güneş enerjisi gibi sürüdürülebilir kaynakların kullanılacağını 1900’lerin başında ifade etmiş! Moleküler gastronomiyi öngören yazar, “ bilim restoranları”nda sıvı yiyecekler tüketilmesi gibi motiflerle bilim kurguya çok sayıda katkıyı bünyesinde barındıran eser, ışıklandırılmış spor tesisleri ile geceleri de spor yapılacağını öngörmüş. Yazarın kurguladığı teletiyatro günümüzün Tv’sine şaşırtıcı derecede benzemekte. “Doğal olarak” Amerika’nın önderlik ettiği dünyada insanlar 120 ila 140 yıl yaşıyorlar; hastalıkların hepsini önlemek için kullanılan radyasyon tekniği tüm hastalıkların kökünü kazımış. Nüfus 15 milyarın üzerinde. Isı izolasyonlu süper seralarda gıda yetiştiriliyor ve ısıtmak için jeotermal enerji kullanılıyor. Damla sulama ve aerosol sistemlerini öngören yazar, sentetik gıdaların ana gıda türünü olacağını ifade etmiş. Nakdin ortadan kalktığı, tüm banka ve tahvillerin devlet kontrolünde olduğu gelecekte x- ray’in farklı kullanım alanlarını açıklayan yazar, uzay araçlarının koşulları ve dış uzayda ilgili öngörülerin doğruluğu konusunda şaşırtıyor. Nasa’nın kuyruklu yıldız savunmasını 70 yıl önce kuramsallaştıran yazar, “Güzel ve Çirkin” atfında bulunmuş. Çok da tatmin edici olmayan bir aşk dörtgeninde ilerleyen kurgu Marslı Llysarah, Fernand gibi rakiplerin Alice’i kaçırmasıyla hız kazansa da okuru içine çekmeyi başaramıyor. Ralph, çok sayıda bilim dalında uzmanlaşmış bir süper dahi olarak tutarlılık sergileyemezken ( metalürji, astronomi, fizikçi, kimyager, biyolog, malzeme bilgini ve daha niceleri.. ) metnin sonlarında doğaya tahakküm arzusunun verdiği endişeyi hayatta kalanın suçluluğu ile harmanlanıyor. Metnin sonunda doğa üzerine zafer kazanan bilim çağın bilime karşı olan tutkusu ve kibrini son derece güzel yansıtmış. Ralph’i geleceği anlatan bir megafondan daha fazlası olarak kullanamasa da yazar okurunun ağzını açık bırakacak derece başarılı tespit ve öngörüleriyle neden temel eserlerden biri olduğu anlaşılan son derece güçlü bir metin kaleme almış bulunmakta.

Baskı: Toplumsal Düzenin İnşası Polis Erkinin Eleştirel Teorisi

Geç 15. Yüzyıldan beri Avrupa’daki politik söyleminin, ağırlıklı olarak polis kavramı etrafında şekillenmiş olduğunu belirterek metni açan yazar; feodalizmin çöküşünden sonra, politik ve hukuki dayatmaların merkezileşmiş ( ve askerleştirilmiş ) bir odağa kayarak oturduğunu, daha önce kilisenin karar verme yetkisi olan birçok konunun şehirlerin gelişmesiyle beraber kent otoritelerinin yetkisine girmeye başladığını vurguluyor. Politik düzenin sağlanması için yeni araçlara gereksinim ortaya çıktığı zaman, zümre temelli düzenin çöküşü “polis” kavramını oluşturduğunu, lordlarından bağımsızlaşan “efendisiz” bireyleri kontrol altında tutmak için polise gereksinim duyulduğunu söyleyen yazar, polisin mandasının idari, ahlaki, hukuki ve sosyal tüm etkileşimlere müdahele edecek kadar toplumsal hayat nüfuz ettiğinin altını çiziyor. 17. yüzyılda ticaret, eğlence gibi alanlarda da polis gözetiminin altına girmeye başlaması ve eğlencelerin kısıtlanması, yasaklanmasının sıklaşması, toplum üzerinde artan polis kontrolünün işareti olduğunu ifade eden yazar, sansür ve politik görüşlerin takibini de üzerine alan polisin varlık nedeninin hiçbir zaman suçun önlenmesi olmadığını belirtiyor. Doğası itibariyle polisin kanunun uygulanmasının değil yönetmenin bir biçimi olduğunu, döneme ait düşünce yapısının toplumsal düzenin doğal ve ilahi olarak takdir edilmiş daha büyük bir düzenin parçası olarak görüldüğü için polis gibi yönetim unsurlarının 17. Yüzyılda düzen fikrinin dönüşüme uğramasıyla ilahi olmaktan çıkan düzen insani olarak algılanmaya başlayınca daha etkin biçimde toplumsal hayata girdiğini söyleyen metin toplumsal düzenin yaratılabileceği, inşa edilebileceği görüşünden destek almakta. Yazar, düzenin temeli olan refah halinin denetiminin altında yoksulun mevkiine ve bu yeni sınıf tarafından ortaya çıkabilecek özel mülkiyetin yapılarına yöneltilen tehdide ilişki kaygının yattığını, iş gücünün şekillendirilmesi güvenlik ve denetim açısından giderek daha önemli hale gelmesiyle de meşrutiyet kazanarak ; zenginliğin üretilmesinin bir yerde zabt edilmesinin yoksulluk sınıfının zabt edilmesi anlamına geldiği ve polis idaresinin esas nedeni olduğunu açıklıyor. Polis düzenlemeleri çoğunlukla, oluşturulacak ve muhafaza edilecek olan düzenin hiyerarşik bir doğada olduğu algısının dayandığını ancak 18. Yüzyıl liberalizminin bireysel aktörü vurguladıkça mal sahipliği ve egemenlik arasındaki bağları daha da kopardığını da ekleyen metin,feodalizm çökünce ortaya çıkan “efendisiz” insanın “sermayeye” yeni efendisine terk edildiğini belirtiyor. Uygulamada yükselen liberalizmin görmezden geldiği noktanın daha önceden polis tarafından uygulanan hakimiyet ve disiplinin giderek sermayenin özelliği haline geldiği ve sermaye tarafından uygulanmaya başlandığını; bunun temelinin ise burjuva toplumuna ait olan bağımsız ve salt kendi çıkarı peşinde koşarak mülkiyet edinme özgürlüğünün ideolojik garantisinden aldığının altını çizen yazar, işçi sınıfının ağır ağır politik bünyeye dahil edilmesiyle güvenlik sorunu bir sınıf meselesi haline getirildiğini ifade ediyor. 17 yüzyılın başında çıkan “ yeni yoksulluk yasası” nın gerçekten düşkün olanlar hariç devlet yardımını herkese yasaklayarak toplumun dönüştürüldüğünü, tüm çalışan sınıfın ücretli işçi haline getirildiğini tarihsel kanıtlarla destekleyen metin, ayni ödemelerin ( tekstil işçinin kumaş, medencinin kömür olarak ücret alması gibi üretim girdilerinin ücret olarak verilmesi ) hiçbir yasal dayanak olmadan kesilmesi ve yasalaştırılmasının ardında sermaye dayatmasını ve polis idaresinin olduğunun bu şekilde modern düzenin inşa edildiğini de okuruyla paylaşıyor. Nakdi ücretin pekiştirilmesi ve emeğin metalaştırılmasının özel mülkiyete dayalı toplumsal düzenin inşasını kolaylaştırdığını belirten yazar, Calquhoun ve Hegel alıntıları yapıyor. Yazar, polise bahşedilen sokak gücü, devletin sınıf şekillendirilmesine ve aynı zamanda sınıf tahakkümüne olan katkısının ifadesi olduğunu, modern anlamda polisin bir sınır bekçisi olduğunu idaresini ise vatandaşları ve sınıflar arasındaki sınırları denetleyerek bazılarının “vatandaş” kategorisinden alınıp “ suçlu” kategorisine alarak ve daha az haklar tanıyarak yapıldığını vurguluyor. Yoksulların dilencilerin en kötü özellikleriyle yüklenmesinin sürekli dilenci, işçi sınıfının ise suçluların en kötü özellikleriyle yüklenerek daima potansiyel suçlu kategorisine alınarak, polis mandasının korkuyla güçlendirildiğini belirten metin, suç üzerine yapılan tartışmaların üstü örtülmüş sınıf tartışmaları olduğunu, egemen sınıfın aktörleri olan şirketlerin düzenleme ve yönetmeliklerle uygulamalarının “ suç” olmaktan çıkarılması yoluyla hakim sınıfın kendini suçlanmaktan öteye taşıdığını belirtiyor. Yazar, 19. yüzyıldan önce kovuşturucu gövde olmayan polisin, tutuklama ve sorgulama yetkisi olmadığını ancak başarılı bir mahkumiyete dair artan ilgiyle bu yetkileri üzerine çektiğini, parlamento polisin uygulamalarını yasal hale getiren yasalar çıkararak, “ yasal reform “ adı altında tüm kanunsuz uygulamaları zamanla meşru kıldığını ifade ediyor. “ Adalet” ve “polis” kavramlarının birbirlerine fazlasıyla yaklaşarak adaletin varlığı için polisin gerekli olduğu varsayılmasının ön kabul haline geldiği süreçte, devletin şiddet üzerindeki tekelinin polis tarafından miras alındığını belirten Neocleous, sınıflı bir toplumda bu polis şiddetinin burjuva sınıfı adına sağladığından başka anlama gelemeyeceğini ekliyor. Polis ve devleti Foucaultçu analize uygun olarak birbirinden ayırarak incelemenin sağlıklı sonuç vermeyeceğini tüm metni boyunca savunan yazar, Marksist analizlerin jargonunu sıklıkla vurguluyor. Neoliberal dünyada karşılığı bulunmayan küflü ifadeler okuru metinden soğutma riski taşısa da tarafsız ve detaylı yapılan politik analizler ilgiyi canlı tutacaktır.

Mockingbird
4/1013.09.2014

Baskı: Mockingbird

çok başarılı çıkarım ve eleştirilere ev sahipliği yapsa da tutarsız karakterleri ve eksik kalan motifleri gereğinden fazla abartılmış bir eser hissi uyandırıyor. Fahrenheit 451'in devamı yakıştırmasını ne yazık ki hak etmiyor.

Değişkenler
4/1013.09.2014

Baskı: Değişkenler

çok zayıf bir kurgusu var, karakterler kağıttan, beklentilerin çok altında kalıyor.

Geleceğin Fiziği
8/1003.09.2014

Baskı: Geleceğin Fiziği

Gerard't Hooft'un kitabından açıkça daha başarılı.

2890 Yılında
5/1002.09.2014

Baskı: 2890 Yılında

Zamanının çok ötesinde görüşler var, son derece ufuk açıcı, ancak çağın yanlış görüşlerine gömülmüş çıkarımlar da mevcut.

ÖncekiSayfa 3 / 27Sonraki