ebrusner
@ebrusner

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Kalpten Kalbe (Heart Trilogy #1)

Viking savaşçısı Leif yaşadığı adanın dışında ki dünyayı görmek istediği için yola çıkmıştır. Fakat küçük gemisi kaza geçirmiş ve yanında ki dokuz arkadaşı ölmüştür.Kendisini ise bir çoban bulup bakmış ve tacirlere satmıştır.Dillerini bilmediği tamamen yabancı olduğu topraklarda uzun boylu,kaslı,sarışın bir dev olarak dövülüp,kırbaçlandığı kafese tıkılmıştır. Krista Hart'ın kont olan büyükbabası erkek bir varisleri olmadığı için evlenip soylarını devam ettirecek bir torun vermesini ister. Diğer kadınlardan farklı olarak uzun boylu,balık etli,özgür ruhlu olan Krista'nın tek ilgilendiği ise toplum kurallarına karşı gelen annesinin kurduğu ve annesi ölünce yönetimi ele aldığı gazetedir.Bir bilim adamı olan babası ise en büyük destekçisidir. Krista yakın arkadaşı ile gittiği bir sirkte kitlendiği kafeste tek arkadaşı olan maymuna eski Norveççe konuşarak vücudunu öven Leif'i görür. Yaşadıklarını anlatan ve yardımını isteyen Leif'i babası ile kurtarır ve evlerine alırlar. Babası İngilizceyi ve kültürlerini öğretecek karşılığında da yok olduğu düşünülen bir kültürü araştırma fırsatı bulacaktır. Leif ikel yaşamından sonra orada yaşaması için gereken her şeyi öğrenmeye başlar. Böylece ikili bir arada yaşamaya başlar. Leif kendini geliştirmiş biri olarak,memleketine gidebilmek için bir gemi almasını sağlayacak parayı kazanmaya kararlıdır. Üstelik babasına verdiği sözü tutmak, onun yerini almak için de gitmek zorundadır. Bunun için çalışmaya ve kumardan para kazanmaya başlar.İlk gördüğü anda etkilendiği Krista için olan ilgisini hiç saklamaz,kıskanır,her fırsatta öpüp hoşlandığını söyler.Nişanlısı ile düello bile yapar. Hata tanrıların onu oraya gelini için gönderdiğine inanır ve onsuz oradan ayrılmamaya kararlıdır. Bu yüzden evine dönmek için yola çıktığında onunla evlenmeme konusunda ısrarcı olan ve kendisine ait olduğunu söylediği Krista'ı kaçırır. Krista ne kadar sevse de ailesine karşı sorumlulukları olduğu için evlenmeyi kabul etmez Leif için de aynı durum geçerlidir ve ikili bu durum ile savaşmak zorundadır. Kitabı çok sevdim. İkiliye de hikayelerine de bayıldım. Leif okuduğum kitaplar arasında en ilginç ve ilgisini göstermekten çekinmeyen tek erkek karakter. İlk andan itibaren ne istediyse söyledi ve bu durum çok güzeldi.Uyum aşamasında ki hallerini okumak da çok keyifliydi.Tek beğenmediğim durum ise kadın karakterin öyle davranmasa da çok fazla istemem, hayır olmaz, evlenemeyiz diye diretip durmasıydı.

Kara Melek
10/1012.10.2020

Baskı: Kara Melek

Ivesham'lı Caryn ve kardeşi Gweneth Sakson'dur. Onları umursamayan amcalarından başka kimseleri yoktur. Güzel kardeşi attan düştükten sonra konuşamaz ve başka bir dünyada yaşar gibi narin bir hale gelmiştir. Savaş bittikten sonra kardeşini orada olan Kara Şövalye olarak bilinen acımasız Raolfe de Gere'e çiçek verirken görür. Normandiyalı şövalye kral William'ın emri ile ihanet eden Saksonların yaptığı isyanı bastırmaya gelmiştir. Hemen kardeşini korumaya gelen Caryn'i oraların güvenli olmadığına,dikkatli olmaları gerektiğine dair uyarır. Caryn de onu eve gittiklerine dair kandırır. Manastıra dönmeden önce de biraz daha eğlenmek ister. Fakat oralar düşündüğü gibi güvenli değildir ve Ral'in rekabet halinde ki düşmanı Stephen'ın adamları onları yakalayıp hırpalar, kardeşine tecavüz ederler. Ral yetişip Caryn'i kurtarır ve adamları ile onları manastıra gönderir. Üç yıl manastırda kalırlar. Caryn orada hiç kurallara uymaz orası ona göre değildir ve özgür olma hayali vardır. Bu şekilde yaşamaya devam ederken manastıra Stephen gelir ve onun gibi yemin etmemiş kızları adamları için alır. Konaklamak için de bir zamanlar Caryn'ın olan ve Ral'in yeniden yaptığı kaleye giderler. Orada eski çalışanları,süt annesi ne kadar Caryn'e yardım etse de Stephen onu bulur ve el koymuşken Ral nişanlı olduklarını söyleyerek Caryn'ı kurtarır. Caryn bir Normanla evlenmek istemez ama Stephen'den de başka türlü kurtulamayacağından evliliği kabul eder. Ral'e karşı gelir,kaçar sonunda da evliliklerini tamamlamayacakları Ral'ın sevgilisi ile olmaya devam edeceği bir evlilik üzerine anlaşıp evlenirler. Önce birbirlerine karşı mesafelidirler ama zamanla Caryn Ral'ın sevgilisi ile olmasını kıskanmaya başlar. Normanlara olan düşmanlığı,Ral'ın de kardeşine tecavüz edenler arasında olduğunu düşünmesi uzak durmasına neden olur. Ral ise sevgilisi ile olsa bile tek düşündüğü,istediği karısıdır. Bir süre bu durum devam eder ama sonunda evlilikleri gerçek bir evlilik olur. Caryn kocasını memnun edebilmek için çalışmaya,sevmemesine rağmen ev işlerini yapmaya başlar. İlişkileri yolunda iken Caryn'e olan duyguları Ral'i korkutmaya başlar. Stephen'ın kardeşi ile nişanlıyken onların ilişkisini öğrenmiş ve yaşadıklarından sonra bir adamın bir kadını sevdiğinde başına neler geleceğini çok iyi öğrendiğinden karısını kafasından atmak için sevgilisine döner. Buda işe yaramaz ve tek düşünebildiği karısıdır.Üstelik bu durum karısını yaralar ve aralarının bozulmasına da sebep olur ama Caryn sonunda kocasını yola getirir. Kazanan tabi ki aşk olur. Bir yandan aşkları bir yandan da düşmanları ile olan mücadelelerini okumak güzeldi. İkilinin aşkı çok güzeldi. Yavaş yavaş oluşan ama derin olan aşk hikayelerini okumak keyifliydi. Uzun zamandır okuduğum en iyi kitaptı.

Baskı: Şeytanın Kolyesi (Kolye Üçlemesi, #2)

Karakterleri ilk kitaptan tanıyoruz. Grace Chastain Tory'nin arkadaşı. Arkadaşına bulduğu mutluluğu onunda bulması için, sahibinin saf ve temiz kalbi varsa ona büyük bir mutluluk getirecek böyle bir kalbi yoksa da kötü olayların peşini bırakmayacağı efsanesine sahip olan gelinin kolyesini verir. Grace bir de önce ki kitapta gerçek babasının Vikont Harmon Jeffries olduğunu öğrenmiştir. Babası her yıl bir mektup yazmış,beraber olabilmeyi istemiş,eğitimi için para göndermiştir. Fakat babası vatana ihanetten hapishaneye atılmış ve idam edilecektir. Grace yeni öğrendiği babasını ölüme terk edemez ve idamdan kurtulmasını sağlar. Babasının teyzesinden babasını özgürlüğe kavuşturacak parayı almak için de gemi yolculuğuna başlar. Kaptan Ethan Sharpe deniz kuvvetleri görevini bırakıp hükümetin izniyle korsanlık yapmaya başlamıştır. Bir ihanet yüzünden adamları esir düşmüş,öldürülmüş oda on bir aylık esaretten kuzeni sayesinde aksayan bir ayak ve yara izleri ile kurtulmuştur. Yeni kazandığı Belford Markisi unvanının sorumluluklarını üstlenmeden önce yapacağı son bir görevi kalmıştır.Onu Fransızlara karşı ele veren Harmon Jeffries'ı yakalamak. Vikontu ele geçirinceye kadar yaptıklarını ödeyecek kişiyi metresi olduğunu düşündüğü ve onun kaçmasına yardım eden Grace'i çıktığı gemi yolculuğundan kaçırır. Böylece ikili arasında ki mücadele başlar. Grace babası olduğu gerçeğini saklar, kaçmaya çalışır fakat vakit geçirdikçe Ethan'a aşık olur. Ethan ise hiçbir kadını Grace'i istediği kadar istememiştir. Birlikte olduktan sonra gerçekleri öğrenince Grace'nin yüzüne her baktığında ölen adamları düşüneceğinden onu teyzesine bırakır. Üç ay sonra da yeniden bir araya gelmek zorunda kalırlar. Ethan Grace'nin bir vatan haini ile olan kan bağından nefret eder ölen adamlarına ihanet etmek istemez,suçlu hisseder. Bu yüzden sürekli uzak durmaya çalışır ama duygularına ne kadar engel olabilir ki? İlk kitabın ikilisi Cord ve Tory'de var hatta oğulları olur. İkiliyi çok sevdim aralarında ki aşk,verilen savaş,mücadeleleri çok güzeldi.Kitap başından sonuna kadar hareketli bol olaylı bir kitap.Temposu hiç düşmüyor ve nereden nereye geliyor ikili. Bu süreci okumak ise çok keyifli. Sonra ki kitap ise arkadaşları Rafael'in. Sevgisiz yaptığı nişan Grace'i mutlu etmez ve buldukları mutluluğu arkadaşlarının da bulmasını istediğinden kolyenin sırada ki sahibi o olur. Merakla bekliyorum hikayesini.

Baskı: Gelinin Kolyesi (Kolye Üçlemesi #1)

On dokuz yaşında ki Victoria Temple Whiting, babasından sonra baron unvanına sahip olan üvey babasının, kendisinden iki yaş küçük ve çok güzel olan kardeşi Claire'nin odasına girdiğini duyunca yardımına koşar.Baronu yaralar ve yanlarına bir efsanesi olan mutluluk ya da trajedi taşıdığına inanılan gelinin kolyesini alarak kaçarlar.Kolyeyi değerinin çok altında bir fiyata satıp geçinmeye çalışırlar. Paraları biter ve bir türlü iş bulamazlar.Gittikleri son ev olan Kont Cordell Easton'ın evinde de iş bulamayan kızlar kendilerini tutamayıp ağlarken yardımlarına kont yetişir. Cord tüm erkekler gibi Claire'i çok beğenir ve kızı elde edeceği hayali ile kızları işe alır. Victoria kahya kardeşi ise hizmetçi olarak işe başlar. Cord babasının ölümü ile çok sarsılmıştır ve mirası olan unvan altında ezilir bir haldedir. Tonlarca işinin yanında bir de son bir senedir kayıp olan kuzeni Ethan'ı aramaktadır. Babasının zor günlerinde yanında olmadığı için ona karşı borçlu hisseder ve bunu borçlarını ödeyip ailesine hiç olmadığı kadar büyük bir yücelik kazandırarak ödemek ister. Planlarının başında da büyük bir mirasa sahip bir kadınla evlenmek vardır. Tory işleri,saklanma ile uğraşırken bir yandan da kardeşini konttan uzak tutmaya çalışır. Cord'un hayatı ise kızlar evine geldiğinden beri sıkıcı olmaktan çıkar. Bir süre sonra da kardeşe duyduğu ilgi azalır ve ablasına ilgisi artar. Tory'e ulaşmak için de onun kardeşine olan koruyuculuğunu kullanmaya başlar. Kızların yaptıkları ortaya çıkar ama Tory baronun üvey kızları oldukları gerçeği ortaya çıkınca gitmek zorunda kalacaklarından korktuğu için gerçeği söylemez. Cord'un kuzenini kurtarmak için Fransa'ya giden gemisine saklanıp kaçma planları bile yapar.Fakat yakınlaşmaları da gerçeklerin ortaya çıkması da çok uzun sürmez. Kardeş Claire ile bir markinin oğlu Percival'ın hikayesi de vardı. Tory açıkçası biraz fazla saçmaladı. Cord evlenmek istiyor o kardeşinin odasına gönderip yakalatıp evlendirmeye çalışıyor, bu kez Cord oyun oynuyor.Yalanlar,kaçma,kovalama,sırlar,kıskançlık,aşk ne ararsan var yani. Tory'nin anne ve babasının ölümü ile ilgili gerçekleri araştırma mücadelesi ve bunun başına getirdiği belalar derken kitap bitiyor.Hızlı bir giriş yapıldı. Daha sonra yavaşlasa da sonrasın da olaylar yine akmaya başladı.Genel olarak güzeldi.

Baskı: Cazibenin Efendisi (Brotherhood of the Sword/MacAllister #2)

Günah kadar yakışıklı, şeytandan daha tehlikeli olan Braden MacAllister'ın tek derdi kadınlara bayılmasıdır. Kadınlar kendisinden çok etkilenir. O da sayılamayacak kadar çok kalp kırmıştır.Üvey abisi Sin küçükken annesi onunla aynı evde olmak istemediği için babası da istememiş ve kralın adamlarına verilerek İngiltere'ye gönderilmiştir. Braden bu yüzden nefretle dolu bir daha İskoçya'ya dönmemeye yeminli olan Sin ile eve döner. Lider olan abileri Lochlan zor durumdadır. Robby MacDouglas ile kavgasına son verinceye kadar Kilgarigon'da ki hiçbir kadın görevlerini yerine getirmeyecektir. MacRae kızı Isobail'i zorla MacDouglas ile evlendirmek istemiştir. Braden'in abisi Kieran onu babasının gazabından kurtarmak için getirmiştir. Fakat kız diğer kardeş Ewan'ın daha iyi bir koruyucu olacağına karar verince ikili kaçmıştır. Kieran kendisini öldürmüş altı ay sonra Isobail zengin bir adam için kendisini terk edince Ewan'da dönmüştür. Isobail'i kendisinden aldığı için MacDouglas Ewan'ı öldürmek ister bu yüzden aralarında bir kan davası başlamıştır. Maggie Blar bu kan davasından abisini kaybettiğinden ve artık ölüm olmaması için MacDouglas kadınları dahil tüm kadınları toplayarak bir çözüm bulmuştur. Vazgeçmesi için Maggie'i ikna edememişlerdir. Kabilede ki tüm erkekler onu gırtlaklamaya hazırdır. Braden kadıların kendisine karşı koyamaması yeteneğini kullanmaya karar verir. Maggie'nin eline düşmesi çeyrek saatten az sürer düşüncesi ile kiliseye gider. Fakat işler düşündüğü kadar kolay olmaz. Maggie küçüklüğünden beri Braden'e hayrandır. Her gördüğünde soluğu hızlanmış,ilgisini çekmek için uğraşıp durmuştur. Kendi varlığından habersiz bir adama kalbini vermiştir ama onun hayatta ilgisini çekmeyen tek kadının kendisi olduğunu, aşkının da karşılıksız olduğunu anlamıştır. Braden'in bir an bile olsa fark edeceği bir kadın olmak için her şeyi vermeye hazırdır ama karşısına çıkınca savunmasını aşmasına izin vermez. Kendisinden uzak tutmaya kararlıdır. Braden de vazgeçmemeye kararlıdır. Önce kadınları vazgeçirmek için işe koyulur ama adamlar çapkının kadınları ile kilise de kalmasına tepki gösterir. Abisini Maggie'nin abileri ile bağlayarak kadınları ikna etmesi için dört gün süre verirler. Maggie de kavgayı bitirmek için MacDouglas ile konuşmaya karar verir. Braden tabi ki tek gitmesine izin vermez ve ikili yanlarında Sin ile yolculuğa başlar. Yolculukta yakınlaşmaları kaçınılmaz olur. Braden abisinin yaşadıklarından dolayı hiçbir kadının kendi hayatına ve başka bir erkeğin canını almaya değmeyeceğini düşünür. Maggie ise Braden için tek olmak, hiçbir kadının ulaşamadığı yere dokunmak ister. Sonunda bunu başarır. Maggie fazlasıyla açık sözlü. Hakaretleri,yapmam dediğini anında yapar olması,yıllarca süren aşkı,yaratıcı hakaretleri güzeldi. Sin'in yolculukta ikiliyi ayırmaktan sıkılması,söylenmeleri yolculuk kısımları çok keyifliydi. Sin'i merak ediyorum tabi diğer kardeşleri de. Sıkmayan hemen ilerleyen bir kitap. Keyif alarak okuduğum eğlenceli bir kitap oldu.

Baskı: Bir Öpücükle Başladı Her Şey

Yüzbaşı Sullivan İtalya'da Fransızlarla savaşmıştır. Omzundan yaralandıktan sonra dönmüştür ve sonraki bir yılda hayatında çok şey değişmiştir. Aslında bir Dunston Markisinin gayrimeşru oğludur.Gayrimeşru olmak başka bir şey babası tarafından öyle muamele görmek başka bir şeydir. Bu yüzden zor zamanlar geçirmiştir.Yaşadıklarından sonra intikam dışında annesinin mirasını da ister. Annesinin ölümü haftalar geçtikten sonra öğrenebilmiştir. Ressam olan annesi Francesca w. Perris öldükten sonrada babası resimlerini dağıtmıştır. Bu yüzden Sullivan hırsızlık yaparak resimleri geri almaya karar verir. Bu sayede geceleri hırsız gündüzleri at yetiştiricisi olarak hayatını geçirir.Gece ziyaretinin en iyi kısmı ise başka hiç kimse neler olup bittiğini bilmezken, Dunston Markisi’nin yani babasının bilmesiydi. Annesinin orijinal tablosu Londra'nın dışındaki küçük bir evde onu büyütürken arkasındaydı.Babası yasal olarak onu asla kabul etmeyeceği sözünü verirken yine arkasındaydı. Tablo annesi ile hiç karşılaşmamış insanların evindeydi. Onların tabloları nasıl ele geçirdiklerini umursamaz. Tek umursadığı tabloların onun olacağıydı. Onun mal varlığı, onun mirasıydı.Yine bu yüzden bir gece girdiği Lord Darshear’ın evinde evin sahibi Isabel'e yakalanınca onu öper. Isabel abisi ile at almaya gidince karşısında yakışıklı hırsızını bulur. Hırsızı saygın bir at yetiştiricisidir. Neden hırsızlık yaptığını merak eder. Hırsızlık yapmasını engellemek,sırlarını öğrenebilmek için onu kendisine ata binmeyi öğretsin diye tutar.Böylece her adımını izleyebilecektir. Bu olaylar yakınlaşmalarına neden olur. Sullivan kendisini kabul etmeyen soylu babasından intikam alma kararından da vazgeçmemiştir. Aralarında olan engeller, sıkıntılar işleri karıştırsa da neyse ki sonu mutlu son. Kitap güzeldi. İkiliyi sevdim. Isabel'in vazgeçmeyişi çok güzeldi.

Gözlerinin Esareti
8/1012.10.2020

Baskı: Gözlerinin Esareti

Ünlü karanlık şövalyenin gerçek adı Rafael olsa da El Faris Karyan Jamir olarak anılır. Kasabasına saldırılıp ailesi öldürülmüştür.Bu olay onu gaddar,acımasız bir adama dönüştürür. Herkesin adını duyunca bile korkuyla ürperdiği,kaçmak için ölümü bile göze aldığı,iblis diye anılan karanlık lordu savaş alanında ki çadırında öldürmeye çalışırlar. Buna cesaret eden ise sıra dışı güzellikte ki Keira Destina'dır. Keira'nın annesi Aragon prensesidir ve düşman oldukları Kastilya Krallığının gayrimeşru prensine aşık olur. Bu duyulunca ortalık karışır ve hamile annesi sıradan bir köylüye baron unvanı verilerek evlendirilir.Zaten meşru olarak kabul edilmeyen prenste zehirlenerek öldürülür. Annesi doğumundan sonra bir daha çocuk sahibi olamayınca kocası onu boşayıp yeniden evlenmiş yeni karısından da bir kızı olmuştur. Keira'ı babası, üvey annesi ve kardeşi hep hor görmüş,hep babasına görünmemeye çalışmış,sevgisiz bir ortamda sevgiye aç olarak büyümüştür. Annesi ölünce de bu durum iyice katlanılmaz olmuştur. Sadece seyisleri onunla ilgilenir. İki yıldır da ona babasından korunmasına yarayacak savaş ve savunma dersleri verir. Yine bir gün çalışırlarken babasına yakalanırlar. Kılıç kullanmada ki becerisini fark eden babası El Kayran'ı öldürme görevini verir. Kiera ise karşılığında babasından birazcık sevgi ve saygı görmek ister. Bu yüzden kabul eder. Fakat Kiera'nın umduğu gibi olmaz ve hemen yakalanır. Kayran ile hep mücadele etse de direnmesi adamı daha çok etkiler ve onu bırakmamaya karar verir. Kiera ise Kayran'ın kollarında istekli olduğu bir hayata katlanamaz. Hiç giymediği kadar güzel elbiseler giyip esir olduğu halde hizmetçileri olsa da aşağılanmaya dayanamaz. Kayran'ın emirlerini hep sorgular,kafa tutar bu yüzden kırbaçlansa da sonunda yardımına gelen seyisi sayesinde kaçmayı başarır. Fakat Kayran peşini bırakmaz. Birde Kiera'nın babası kralın isteği ile barış için bir anlaşma teklif eder. Kayran'a kızını ve bir kaleyi vereceklerdir. Baronun Kiera ile bir ilgisi olduğunu bildiğinden Kayran baronun peşine düşer saraya davet eder ve bu sayede yeniden Kiera'ı bulur. Kendisine ait olduğunu söyleyip vermek istemese de gerçek kimliği ortaya çıkar. Kiera gerçek kimliğini öğrenir,dövülür,yaralanır,kaçar sonunda aşık olur ama sivri dilini,inatçılığını hiç bırakmaz. Rafael'in ise ömrü Kiera'nın peşinde koşmakla geçer,onun için savaş başlatır,yakın arkadaşı kralına bile karşı gelir. Hep böyle iyi değil yapmaması gereken zalimlikler yapsa da sonu mutlu son. Kiera'nın inadı bir süre sonra baydı kırbaç bile yedi inadından.Zamanında babasına da biraz gösterseydi ya bu inadını,sivri dilini.Krala bile hakaret ediyor abartı boyutuna geçti. Bu yüzden sevemedim onu. İkinci bir aşk daha vardı Rafael'in yakın arkadaşı kral Rodolfo'nun aşkı.Genelde ikinci karakterlerin aşkı yüzeysel iken burada bol bol okuyoruz. Kesinlikle bu kadar uzun tutulmasına gerek yoktu çünkü iki hikayenin karakterleri de dış görünüşleri dışında neredeyse aynı. Gereksiz yere sayfa sayısını arttırmış, uzatıp sıkmasına neden olmuş.

Baskı: Yan Benimle (Highlander #3)

Lachlan MacDonald'ı ikinci kitaptan tanıyoruz. Angus'un onu bulup sürgünden getiren Kinloch şatosunun ordu komutanı,savaş lordu kuzenidir. Kadın avcısı olarak da nam salmıştır. Angus'un onu görevlendirmesi ile çıktığı yolculukta mola verdiği yerde bir kadınla samanlığa gider. Tek hatırladığı budur. Uyandığın da eski çağlara ait bir lahitte mezarda bağlanmış bir haldedir. Angus'un sürgünde iken bir yıldan fazla bir süre sevgilisi olan falcı Raonaid yanına gelir. Angus onu şatodan kovmuştur.Karısı dışında oda kovması için Angus'u yüreklendirdiği ve sürgünde ki Angus'u yanından uzaklaştırdığı için Lachlan'ı pişman edeceğine yemin etmiştir. Bu yüzden bir kova kemiği üzerine boşaltıp,saçından biraz keser,yanağın da açtığı kesikten de kan damlası alır ve lanetleme büyüsü yapar. Lachlan'ın on yıl önce karısı doğum yaparken ölmüştür bunu hatırlatır. O günden itibaren birlikte olacağı tüm kadınlar hamile kalacak ve doğumda acı içinde öleceklerdir. Catherıne Montgomery bir İskoç kontunun kızıdır. Beş yıl önce kaybolmuştur. İtalya'da bir ahırda bulunmuş ve uzun zamandır kayıp olan Drumloch'un varisi olduğu anlaşılmıştır. Yirmi beş yaşına girince büyük bir mirası olacaktır. Ama o hafızasını kaybetmiştir ve hiçbir şey hatırlamaz. Bir gün bir adam karşısına çıkar ve onu lanetleyen kadın olduğunu laneti kaldırmasını söyler hatta yalvarır. Lachlan üç yıl boyunca lanet yüzünden hiçbir kadınla birlikte olmamış ve Raonaid'i aramıştır. Tam bulup karşına çıktığında o inkar edip Catherine olduğunu söyler. Kendisinden kaçar. Kuzeni araya girip Lachlan'ı yaralar,tutuklatır ama o yaralı halde kurtulup tekrar Raonaid dediği kadının karşısına çıkar. Catherine hatırlamak kim olduğunu öğrenmek ister. Angus'u görünce kim olduğunu hatırlayıp laneti kaldırabileceğini düşünür. Bu yüzden ikili yolculuğa başlar. Lachlan nefret ettiği kadını ister,ondan ayrılamaz hale gelir aynı şekilde Catherine de. Yolda iyice yakınlaşırlar ama ortada bir lanet, kayıp bir hafıza vardır. Yolculuk biter ama yeni bir yolculuk daha başlar. İkili amacına ulaşabilecek mi? Catherine mi Raonaid mi? Her şeye rağmen mutlu olabilecekler mi? derken kitap hemen bitiyor. Kitaba başlar başlamaz çok hoşuma gitti. Konu ilgimi çekti hemen bağladı ama sonra Raonaid ortaya çıkınca ve Angus ile eski ilişkisi hoşuma gitmedi. Yok bu böyle olmaz derken akla tek bir olasılık geliyor ve o da oluyor iyi ki oluyor. Bir süre acaba o mu? değil mi? kim? diye meraklandırıyor ve hemen bitiveriyor. İkiliyi sevdim. Lachlan'ın duygusallığına bayıldım. İkinci kitabı beğenmiştim ama ondan çok daha iyiydi. İkilinin yedi Angus ve Gwendolen ikilisinin yoldaki ile yedi çocuğunun olduğu Duncan'ın dük olduğu final ise harikaydı.

Baskı: Yeminimi Bozana Kadar (Highlander #2)

Angus MacDonald'ı önce ki kitaptan tanıyoruz. Korkunç, acımasız,yenilmez bir savaşçıdır. Kardeşinin ölümünün intikamını almak için arkadaşı Duncan ile giriştiği mücadele vardı. Duncan'ın karısı Amelia'dan nefret eder bu yüzden Duncan İskoç Kasaplığını bırakmaya Amelia ile evlenmeye karar verince onu İngilizlere ihbar ederek bir ihanete girişmiştir. Bu olaydan dolayı babasının ilk kitapta neler yaptığını görememiştik ama babası onun gibi bir oğlu olmadığını söyleyerek onu sürgüne yollamıştır. MacDonald liderinin reddedilmiş oğludur. İki yıl sürgünde kalmıştır. Babası ölmüştür ve bunu ancak onu bulmaya gelen kuzeni sayesinde birkaç ay önce öğrenebilmiştir. O sürgünde iken onların olan Kincloch Şatosunu kral MacEwen'lere vermiştir. Angus ise bir ordu toplayarak hakkı olanı onlardan çalınanı almak için şatoya gelir. Gwendolen MacEwen'ın babası ölmüştür. Kardeşi Murdoch seyahatten dönmediği için başlarında liderleri yoktur. Bu durumda iken Aslan Angus'un başında olduğu MacDonald'lar şatolarına saldırır. Gwendolen de savaşmaya çalışır ama onu büyüleyen Angus şatoyu ele geçirir. Şatonun gerçek efendisinin oğlu olduğu için doğuştan kendisine geçtiği gerekçesiyle kendisini oranın lordu lideri ilan eder. Gwendolen ise asıl liderin kendisi olduğunu söyleyip kabul etmez ama Angus'un başka bir planı vardır. Gwendolen ile evlenecektir ve böylece iki topluluğun birleşmesini sağlayacaktır. İleri de oğulları da şatonun lideri olacaktır. Gwendolen tabi ki bunu hemen kabul etmez Angus ile annesi ve adamlarının iyiliği için pazarlık eder ve karşılığın da evlenmeyi kabul eder. Gwendolen önce kurtulma girişimin de bulunur ama sonra bağlılığını sunar ve evlenirler. Birden o istemeyen korkan kız gider ve kocasından ayrılamayan,evliliklerinin sevgi içeren bir evlilik olacağına inanan, kocasının mutluluğu için çabalayan bir kadın haline gelir. Angus ise bir kalbim yok, aşk erkekleri zayıf düşürür derken yumuşar, karısını incitemez onu kaybetme korkusu ile yaşar hale gelir Tabi ki dış faktörler de işin içine girer. Bir kahin kadın Angus'un aklına karısının ihanet edeceği fikirlerini koyar. Gwendolen'in abisi,annesi de karışıklıklara sebep olur. İhanet,şüphe,savaş ve aşk derken kitap hemen bitiyor. Gwendolen'in savaş konusunda hiç yeteneği yokken savaşa hazır oluşu cesareti,sevdiği adama olan sadakati,sevgisi güzeldi.Zorla evlendiriliyorum kaçmak zorundayım diye diretmemesi güzeldi ama birden bu kadar istekli hale gelmesi de beklenmedik oldu. Angus'un başlarda ki o kaba konuşmaları sinir bozucuydu neyse ki sonra düzeliyor. İkili harikaydı. İlk kitabın çifti de vardı. Duncan hapisten kaçalı iki yıl olmuş bir oğulları olmuş ve ikincisi de yoldadır. Bu süreçte Angus ondan hiç haber alamamıştır. Pişmanlığı çok fazla olduğundan ve karısı ile tanıştıktan sonra arkadaşının hissettiklerini daha iyi anladığından bir barışma da gerçekleşir. Bir de Angus'un kuzeni var savaş lordu Lachman, Gwendolen'in çapkın annesi ona baya hayran zaten hayran olunacak bir karakter. Akıcı, sıkmayan, güzel bir kitap beğendim.

Baskı: Evlilik Sözleşmesi (Marriage, #3)

Anne Burnett ona bakan teyzesi ve amcası sayesinde iki balo dönemi geçirmiştir.Fakat o servetsiz ve gösterişsiz olduğundan birde kendisi ile ilgili kötü bir yazı yazıldığından evlilik teklifi alamamıştır.O sevdiği,olduğu gibi sevildiği bir evlilik yapmak isterken tek bulabildiği Lord Tiebauld ile evliliktir.Ondan kurtulmak için sabırsızlanan,giydiğini,yediğini ona çok gören akrabaları lordun ablasının sunduğu teklifin gözden düşmüş bir yetimin elde edebileceğinin en iyisi olduğunu düşünür ve onunla pazarlık yaparlar. Lordun ablası kardeşine bir eşin iyi geleceğini düşünür,üstelik bir varise de ihtiyacı vardır.Uygun adayları tükenmiş,çaresiz durumdadır aynı şekilde çaresiz olan Anne'i ikna etmeye çalışır.Ölmek üzeredir ve Anne evlenip bir varis verince servetini ona bırakacaktır. Anne'de böylece özgür olabilecektir.Bu yüzden Anne kabul eder ve evlilik sözleşmesini imzalar. Tiebauld Kontu Aidan Black'ın büyük büyük babası iskoç isyanının arkasında ki askeri zekanın o olduğu söylentisi ile ihanet suçundan idam edilmiştir. Aile ise gözden düşmüştür. Kont isminin bile her genç kadını ürperttiği İskoçya'nın delisi olarak bilinir. Önce ki kitapta ki kızlar ondan korkup evlenmemek için başkasının kollarına koşuyordu. Aidan ise düşünüldüğü gibi değildir. Sosyeteye uyum sağlayamadığı,yalnızlığı sevdiği için İskoçya'ya gitmiştir. Hayatı akışında giderken arkadaşları ile yüzünü maviye boyayıp kelt savaşçısı gibi giyinip avlandıkları bir gün kaza geçirmiş ve yaban kedisi ile karşı karşıya kalmış bir kadının hayatını kurtarır.Böylece ablasının vekil aracılığı ile evlendirdiği karısı ile tanışmış olur. Anne evliliğin şartlarını kabul etse de Aidan aşkın olmadığı,hazır hissetmediği bir evliliği istemez. Anne'i hemen göndermeyi düşünürken Anne evliliği tamamlayıp,yürümesini ister. Aidan ise karısını istese de karşı koyar. Anne geri dönemem,geri döneceğim hiçbir şey yok deyip ağlayınca onu göndermeye yüreği el vermez.Onu ayrılmaya zorlayacak şeyler yapmaya karar verip ona zorlu işler yaptırır. Fakat karısı hepsinin üstesinden gelir üstelik çok sevilir.Kendini zorla hayatına dahil eden karısı gitmek istediğinde ise gitmesini istemez.Onu ikna etmek ise bu kez ona kalır. Birde İngilizleri İskoçya'dan temelli atmak isteyen bir grup bu savaşa Aidan'ıda katmak ister.Tarafını seçmesini isterler. Hain olduğuna inan bir binbaşıda peşine düşer. Bir yandan bu karmaşa bir yandan aşkları derken kitap bitiveriyor. Seride en ilgimi çekmeyen Anne iken en beğendiğim onun hikayesi oldu. İkili de hikayeleri de çok iyiydi. Finalde arkadaşların buluşması da güzeldi.

Baskı: Skandal Evlilik (Marriage, #2)

Huxhold Vikontu Devon Marshal'ı ailesi ölünce büyükbabası yetiştirmiştir. Kendi halinde genelde etkinliklere katılmayan biridir.Yine hemen ayrılmayı düşündüğü halasının davetinde Leah Carrolton'u görür ve ona vurulur.Dans etmeyi sevmediği halde onunla dans eder.Onun düşman sayıldığı, ailesinin ölümüne sebep olan adamın kızı olduğunu öğrenince hemen ayrılırlar fakat bu onu unutmasına engel olmaz.Aklından çıkaramadığı Leah'ın peşine düşer.Onunla yakınlaşmak için maskeli balo bile düzenler. Bir süre sonrada gizli buluşmalara başlarlar. Leah içinde durum farklı değildir. Ailesi sosyetenin kötü bir üyesidir hatta sosyeteden sayılmazlar. Ailesinin tek isteği kızlarının kötü şöhretlerini kurtarıp,borçlarını ödeyecekleri bir evlilik yapmasıdır. Ailesine vefasızlık ettiğini,birlikte olamayacaklarını bilse de Devon'dan uzak duramaz. Devon kendisini sevdiğini söyleyip,evlenmesi hatta kendisi ile kaçması için yalvarsa da kabul edemez. Devon kendisine meydan okuyan abisi ile düello yapmaya mecbur kalıp onu elinden sakatlayınca da abisine olanlardan kendisini suçlar ve nefret ettiğini söylediği Devon ile yeni bir başlangıç yapamaz. O günden sonra sertleşir,bencilleşir Devon'u unutmaya çalışır.Ailesi istemediği biri ile evlenmesi için zorlayınca evlenememek ve birinin kendisini sevmesini istediği için çapkın sevgilisi ile birlikte olur. Fakat umduğu gibi olmaz hamile kalır ve ve başka ilişkileri de olan sevgilisi öfkeli bir koca tarafından öldürülür. Annesi de evlenebilmesi için bebekten kurtulmasını söyleyince Londra'dan kaçar. Devon ise düellodan sonra Londra'yı terk etmiştir.Bir yıl sonra ölüm döşeğinde ki büyükbabasını görmek için dönmek zorunda kalır.Fakat yolda atının nalı düşünce yardım için yakında ki kulübeye gider ve orada domuzlara bakan kadını görünce neye uğradığını şaşırır.Karşısında bir zamanlar sevdiği,hep düşündüğü kadın vardır üstelik dokuz aylık hamiledir. Leah'da onu görünce çok şaşırır ve kaçarken düşüp doğumun başlamasına sebep olur. Onu o halde bırakamayan Devon zorlu doğumuna yardım eder ve sonrasında oğlu için onunla evlenmek ister. Böylece ikili farklı bir amaç için olsa da kavuşmuş olur. Leah ilk kitapta sevgilisi ile gizli görüşmeler ayarlayıp seviyorum,seviyorum diye havalarda uçuyordu seviyormuş gibi yapmış meğerse.İlk kitapta Devon'dan hiçbir şekilde bahsedilmedi Leah hiç aşk acısı çeker gibi de değildi gayet koca avına çıkmış mutlu biriydi.Sanırım yazar önce başka bir hikaye yazacaktı sonra vazgeçti.Daha önce ilişkileri olan çiftlerin esas kahraman ile tanışınca önceki ilişkilerinin çok kötü olduğu,hiç mutlu olmadığı olayına dayanamıyorum. İki ilişkide mutlu etmiş olamaz mı? Finalde ise bir mucize bekliyordum şaşırtmadı. Bunun dışında farklı,güzel bir kitaptı.

Baskı: Yıldırım Nikâhı (Marriage, #1)

Tess Hamlin anne ve babasını küçük yaşta kaybetmiş ona abisi bakmıştır.Erkeklerin ona emsalsiz dediği balo dönemleri geçirmiş,evlilik teklifleri almıştır ama kabul etmemiştir. Evlenirse özgürlüğünün gideceğinden,sıkılacağından korkar. Hayatta daha fazlasının olduğunu düşünür ve bunu öğrenene kadarda evlenmemeye kararlıdır. Bu yüzden tüm teklifleri reddedince adı buzdan bakireye çıkmıştır. Rakibi olarak anılan ve yakın arkadaşı Anne'nin sevdiği adamla ilgilenen Leah kendisine meydan okuyunca o gece kimin önce bir evlilik teklifi alacağına dair iddiaya girerler. Hatta bahse tüm kızları da katarlar. Fakat Tess bahisten hemen sonra onu büyüleyen bir yabancı ile karşılaşır. Yeni ve fakir Merton Kontu Brenn Owen eski asker ve topal ayaklı bir savaş kahramanıdır. Şehre zengin bir eş aramaya gelmiştir. Eline bakan insanlar vardır ve başka şansı yoktur.Şuan yaşanmayacak halde olan hayallerinde ki evini yeniden inşa edebilmek için paraya ihtiyacı vardır. Bu yüzden tek şansı zengin bir gelindir. Dikkatini çeken Tess'den gözlerini ayıramaz onun zengin olduğunu öğrenince de harekete geçer. Tess ile vakit geçirirken bahis duyulur. Tess'in abisi skandaldan sonra onu evlendirmenin imkanı olmadığını düşünür bir de Tess'in yönettiği mirasını harcamıştır.Kardeşini kıskanan karısı da bir an önce evlenmesini istediğinden tutuşmuş halde iken imdadına Brenn yetişir. Tess ile evlenip Galler'e götürmek ister böylece herkes skandalı da unutacaktır. Tess evliliği önce istemese de abisi mirasının artık olmadığı duyulursa biteceğinden korktuğu ve onunda biriyle evlenme şansı kalmayacağı için kabul eder. Brenn duyduğu ve gördüklerini yanlış yorumlayınca Tess'in hamile olduğunu kendisini kullandıklarını düşünür. Buna rağmen her şeyi kabul eder Tess onundur. Böylece ikilinin birbirlerinden sır sakladığı evlilikleri gerçekleşir. Tess hemen aşık olsa da saklanan gerçekler ortaya çıkar.İkilinin önünde artık bambaşka bir hayat vardır. Kitap nerede başlayıp nerede bitti tam bir nereden nereye kitabı. Tess'i önce sevemesem de hiç bilmediği bir yerde alışmadığı şartlarda yaşamak için verdiği mücadele,hemen uyum sağlaması,mücadeleci kişiliği sayesinde sevmemek mümkün değil.Abisi ile bir yüzleşme olmaması,yaptığını ödememesi dışında iyiydi. Sonuda güzeldi.Genel olarak güzeldi.

Baskı: Tutku Çemberi (The Risande Family #1)

Leydi Bryyna Dumont evine dönmek için yoldayken devrilmiş bir ağaç yüzünden durmak zorunda kalırlar.Beklerken dolaşmaya çıkar ve nefes kesici bulduğu bir adamı gölde çıplak halde yüzerken görür. Daha sonra sevdiğini söylediği sevgilisi ile de görür ve bu olay onu çok etkiler. Aradan bir yıl geçmesine rağmen geceler boyu adamın hayalini kurup,tekrar görmek ister. Bu halde iken komplo kurulan babası savaştan yenik döner ve bu hayatlarını tamamen değiştirir. Normandiyalı Lord Brand Risande'e kadar kimse babasını yenememiş ve bu yetmezmiş gibi savaşın galibi olarak kalelerini almaya gelecektir. Konsey ise topraklarını bir Normandiyalıya vermek istemez. Sakson bir eş kısmende olsa toprakların Sakson yönetiminde kalmasının tek yoludur.Bu yüzden Brynna'nın lord ile evlenmesini isterler. Bryynna topraklarının yok olmasını ve evinden ayrılmayı istemediğinden kabul eder. Nişanlısını görünce ise şok olur çünkü sürekli hayalini kurduğu adam karşısındadır. Brand zafer kazanmaya olan açlığı yüzünden tutkulu Brand adını alan,hiçbir savaşı kaybetmemiş,cesur,yakışıklı bir savaşçıdır. Sevdiği nişanlısını adamlarından biri ile yakalamış ve bu ihanet kalbini taşa dönüştürüp,güven ve sadakat duygularını kaybetmesine neden olmuştur. Brynna'ı güzel bulsa da onunla evlenmek ikisinin hayatını cehenneme çevireceğinden,tekrar canının yanmasından korktuğundan evlenmeyi önce kabul etmez ve onu yeni evinden göndermek ister. Fakat kral Edward ve kuzeni aynı zamanda Brand'ın yakın arkadaşı Normandiya Dükü William Brand'ın Saksonları kendisine düşman etmesini istemediğinden evlenmesini isterler. Oda Brynna'ı tanıdıkça etkilenir ve evlenmeyi kabul eder. Brynna'nın kahkahalarını unutamadığı adamın yanında olan adam ile uzaktan yakından alakası yoktur. Bir yılda nasıl bu kadar soğuk ve duygusuz olabilir diye şaşırır. Onun kalbini yeniden ısıtmak,kalbini kazanıp hayata döndürmek,ona kendini sevmeyi öğretmek ister. Tam ilerlediğini düşünürken de aldatan nişanlı yeniden ortaya çıkar ve savaş yeniden başlar. Akıcı bir kitaptı. İkilinin atışmaları dük William'ın olduğu bölümler eğlenceliydi. Brand için sert deniliyor ama Brynna'nın yanında sürekli kahkaha atıyor. Kalbi nasıl taşlaşmıştı öyle daha ilk andan itibaren iltifat üstüne iltifat,çok çabukta aşık oldu zaten. Sürekli gördüğü eski sevgilisini sayıkladığı rüyalar tam unutamayan kadın triplerindeydi. Güzel bir kitaptı.

Baskı: Sınır Tanımayan Aşk

Daniel Fletcher ikinci oğulken babası ve abisi ölünce Colebrooke kontluğu ona kalmıştır. Böylelikle umursamaz sefa günleri de geride kalmıştır. Londra'ya gelince de hemen eş bulmak için döndüğü dedikoduları dolanmaya başlamıştır. Oda bir varis için evlenmek zorunda olduğunu bildiğinden eş arayışlarına başlamaya karar verir. Isabella Winslowe'nin on iki yaşındayken annesi ölmüştür. Babası iki yıl yasını tuttuktan sonra kızından beş yaş büyük genç ve güzel bir kadınla evlenmiştir. Isabella on sekiz yaşına geldiğinde de kendisini hiç sevmeyen üvey annesi ile babası seyahate çıkmıştır. Isabella'da Londra'da yaşayan hiç evlenmemiş halasının yanına gönderilmiştir. Sezona katılmış fakat çok utangaç olduğundan tam bir hüsran olmuştur. Bir sonra ki sezon utangaçlığından kurtulmak için çok çabalamış ve öz güvenli,alımlı,erkeklerin beğendiği biri haline gelmiştir. Kendisi gibi utangaç kızları fark edince onlara yardım etmek, öz güven kazanmalarını sağlamak için kitap okudukları bir öğleden sonra grubu kurmuştur. Onlar kendilerine okuma topluluğu derler fakat grupta ki kızların eş bulma ihtimali az olduğundan gruba ilgi çekmeyenler topluluğu denilir. Isabella bir toplanmadan sonra grupta olan Gretchen'ı bahçesinde ayaklarının dibinde heykelle vurduğu ayyaş,kumarbaz olarak anılan Boswell Throckmorten ile bulur. Adamın öldüğünü düşünürler ve yardım için abisi Daniel'e giderler. İkili birbirinden etkilenir ama hemen atışmaya başlar. Isabella onun nezaketsiz,kibirli,kendini beğenmiş olduğunu düşünür. Danie'de onun bir oyun oynadığını düşünür. Isabella ile evine gittiklerinde de adamı bahçede bulamazlar. Birbirinden hoşlanmayan ama gözlerini birbirinden ayıramayan ikili adamın ölmediğini partiye geldiğini görür.Tam rahatlamışken adamı bahçede yeniden kardeşinin ayaklarının dibinde bulurlar. Kardeşinin bulduğu adam bu kez gerçekten ölmüştür. İkili böylece cinayeti araştırma işine girişir tabi birbirlerinden de uzak kalamazlar. Aşkın gelmesi de çok uzun sürmez. İkiliyi sevdim atışmaları çok güzeldi çok keyif aldım o bölümlerden. Birlikte cinayet gizeminin çözüldüğü aşk hikayelerini severim ama burada cinayet gizemi çok sönük kaldı. Olay çözülene kadar gayet iyiydi ama olaysız olan cinayet çözümü, suçluların bulunması tamamen oldu bitti durumundaydı. Isabella'nın babasının gelememesi durumu,Daniel'ın önce Isabella ile evlenmek istemeyişinde ki saçma neden,o çok kısa son dışında gayet iyi akıcı bir kitaptı.

Baskı: Baştan Çıkartan Aşk

Mirabella sosyeteye takdim edildiğinden beri cemiyet içinde merak konusu olmuştur. Her sezon partilere ve balolara katılsa da bir eş bulmak için uygun durumda değildir. Çünkü hiç tanımadığı bir adamla altı yıldır nişanlıdır. Nişanlısı evlenmek için kılını bile kımıldatmamıştır. Oda artık kaderini kabullenmiş haldedir. Bir amacı vardır. Arkadaşı Sarah'ı kandırıp hamile bırakıp ölmesine sebep olan adamı bulacaktır. Geçen sezon Sarah'ın birden fazla dans ettiği bekarlardan günlüğünde okuduğu tarife uyanların listesini yapmıştır. Onların kendisini bahçeye çıkarmasına izin verir. Kendisini öperlerken oda boyunlarında kabarık bir iz var mı diye bakar. Bulabildiği en kusursuz yol budur. Tek istediği hasta babasının duymamasıdır. Gerisi umurunda değildir. Bir gece yine partiden sıkılınca bahçeye çıkar ve yabancı bir adamla karşılaşır. Evden fazla uzaklaştığından yabancı dönmesi için yardım eder. İlk defa bir erkekten bu kadar etkilenir. Fakat küçük bir öpücükten sonra ayrılmak zorunda kalırlar. Vikont Camden Brackley'in kont olan babası annesine mektup yazdırıp ailesine karşı sorumluluklarını unuttuğu için acilen eve gelmesini istemiştir. Ayrıca gelinine sahip çıkmasını da istemişlerdir. Yıllar önce aileleri istediği için nişanlanmışlardır. Daha yatırımlarını sağlamlaştırmadığı için Amerika'dan dönmek istemez ama mecbur olduğundan geri döner. İlk gittiğinde eğer uzun kalırsa nişanlısının beklemekten yorulup babasını nişanı bozmak için ikna edip yeni bir eş seçeceğini düşünmüştür. Böyle olmayınca nişanı bozmak ister. Ailesinin paraya ihtiyacı olduğu için kesinlikle istemez. Daha önce sevdiği kadın kendisine ihanet etmiştir. Aşık olup yine aynı duruma düşmek istemez. Bir sürü kadınla birlikte olmuştur ama geçen akşam karşılaştığı yabancı kadın ile olan öpücüğü unutamaz. Adını bile bilmediği yabancı onu çok etkiler. Kardeşinin kendisi ile baloya katılıp nişanlısının karşısına çıkma önerisini yabancısı ile karşılaşma hayali ile kabul eder. Fakat ummadığı bir şey olur nişanlısı skandala karışmıştır. Neredeyse her erkeğe öpücük vermiştir. Şehirde ki adamların tamamının dans edip,bahçeye sıvışmak istediği kadın nişanlısıdır. Herkesin dilindedir ve yine böyle bir durumda bulur onu. Üstelik aradığı yabancısı da nişanlısıdır. Mirebella'nın amacına ulaşması umduğu gibi kolay olmaz üstelik nişanlısı da dönmüştür. Artık uğraşması gereken başka bir konu daha vardır. Kitap düşündüğümden çok daha güzeldi. Farklıydı okurken keyif aldım. Mirabella'nın kuzeninin ölmesine sebep olan adamı bulmak için bir çok erkeği öpmesi Camden' in gelince karşılaştığı manzara ve sonrasında olanlar çok eğlenceliydi. İkiliyi sevdim güzeldi.

Baskı: Gizemli Gelin (McBride Family #3)

McDonough klanında kelt rahipler tarafından sihirle ortaya çıkarılmış ışık çemberi vardır. Bu çember hayatın sonsuz döngüsünün sembolüdür. Taş bir sunağın üzerinde havada durup dönerek çevresine sıcaklık ve renk yaymış,topraklarına şans ve bolluk getirmiştir. Işığı ise hiç söndürülememiştir. Korsan Kara İskoç'un ışık çemberine sahip olmak için geldiği geceye kadar. Çemberi kiliseden çalmış böylece klanın toprakları kurumuş acı ve kötü şans peşlerini bırakmamış lanet senelerce devam etmiştir. Maura O'Donnell McDonough kontunun kızıdır. Annesi o altı yaşındayken ölmüştür. Maddi durumları iyi değildir bu yüzden evin çalışanları her yıl azalmış değerli eşyaları elden çıkarmışlardır. Babası ise ölüm döşeğindedir. O ve klan iki yüz yıl önce çalınan çemberi bir türlü bulamamıştır. Maura'dan da çemberi bulup onları kurtarmasını ister. Çemberi çalan korsanın soyundan olan Kara İskoç Gleneden Dükü Alec McBride İrlanda'dadır. Maura'da babasına çemberi bulup getirip laneti ortadan kaldıracağına dair söz verir. Maura babası öldükten on beş gün sonra Alec için düzenlenen maskeli baloya gitmenin yolunu bulur. İki korsan karşı karşıya gelir ve ikisi de birbirinden etkilenir. Maura'nın teşvikiyle yalnız kalmak için odaya çekilirler. Gece iyi giderken Maura Alec'i ilaçla uyutur ve Alec sabah yanında birlikte olduklarını düşündüğü Maura ile uyanır. Maura'nın dayısı ile ev sahibi baron ise onları yatakta bulunca evlenirler. Fakat bu para ile tutulmuş bir papaz tarafından kıyılan sahte bir evliliktir. Alec Maura'nın zengin biriyle evlenmek istediği için kendisini kandırdığını düşünür ama düşesini. leydisini,karısını yanında ister. Maura ise Alec'den kaçar. Amacı çemberi bulmaktır ve aramalara girişir. Ne kadar kaçsa da ikili birbirinden uzak duramaz. Bir yandan yalan bir yandan yeni doğan aşk gizemli çember de işin içine girince hemen bitiyor kitap. Kitaba başlar başlamaz beğendim. İkiliyi çok sevdim. Yerini doğru tahmin ettiğim çember olayı ve aşk hikayesini sevdim. Kesinlikle serinin en iyi kitabı.

Baskı: Akşam Yıldızı (McBride Family #1)

Simon Blackwell karısı ve çocuklarını kaybedince bu olaydan kendisini sorumlu tutmuştur. Toplumdan uzak kalmış tüm kapılarını kapatmış münzevi bir hayat yaşamıştır. Teyzesi yetmişinci doğum günü partisinde bulunmasını istemiştir. Annesinin ailesinden sadece ikisi kaldıklarından Londra'dan nefret etmesine rağmen mecburen gider ve ummadığı karşılaşmayı yaşar. Annabel McBride bir dükün kız kardeşidir.Bir gün kuzeni ve onun iki çocuğu ile parkta gezinti yapıp,çocukları oynatırken çocuklardan biri uzaklaşır. Üzerine bir at ve sürücüsü hızla yaklaşırken onu ezilmekten Simon kurtarır. Annabel teşekkür etmeye dahi fırsat bulamadan onu çocuğun annesi sanıp hemen azarlar. Onu önce annesi sanıp anneliğe uygun görmeyen,sonrada bakıcısı sanıp hemen kovulması gerektiğini söyleyen zalim,kaba,zorba adamın hiddetinden dolayı ağzı açık kalır,şok olur. Kendisini çok şaşırtan adamı şiddetle dövmek istese de bir leydiye yakışmayacağından yapamaz. Bu kaba adam Anne'nin hoşuna gitmese de etkilenmeden yapamaz. Simon'un rica üzerine gittiği kutlamada ikili yeniden karşılaşır.Yakınlaşan ikili Anne'nin abisinin dahil olması ile bir anda kendilerini evli bulur. Simon bu evliliğin gerçek olmayacağını, geçmişte başına gelenlerden sonra yine birini sevemeyeceğine dair kararlıdır. Bir kaybı daha kaldıramayacaktır. Bu yüzden Anne'den kaçmaya çalışır ama etkilenmeden de yapamaz. Anne sevmeden yaptığı üstelik istenmediği bu evlilikte pes etmemeye kararlıdır. Bu yüzden Simon ne kadar kaçarsa kaçsın vazgeçmemesi ve Simon'un yeniden kalbini açması çok güzeldi. Simon'a üzülmemek, kadın karakterin azmine hayran olmamak elde değil. Güzel duygu yüklü bir kitaptı.

Baskı: Kiralık Sevgili (For Hire, #2)

Sarabeth Lucking'a evlilik dışı hamile kalan annesi üç yıl sonra yeni sevgilisi için onu terk edip gidince ona hep bir yükmüş gibi davranan büyükbabası ve annesi bakmıştır. Sarabeth otel varisi olsa da psikologluk yapar. Önce ki kitaptan onu zaten tanıyoruz. Çiftlere yönelik şifa evi tatil köyünde çalışıyordu. İş teklifini ilk aldığında çok sevinmiş hiçbir şeyi onaylamayan büyükbabası bile işten etkilenmiştir. Fakat tatil köyü göründüğü gibi bir yer değildir. Zengin müşterilerin eşlerini aldatmasını sağlayıp,görüntülerle para almak için şantaj yapılan tuzak bir mekandır. İlk kitabın kahramanları Lindy ve Owen bu sahtekarlığı ortaya çıkarınca Sarabeth bir süre kendisini suçlar fakat daha sonra daha ciddi durumlar ortaya çıkar. Dolandırıcı olan patronu ve bu olaya karışanlar son haftalarda ölü bulunur. Tatil köyünde tanışıp arkadaş olduğu Lindy dolandırıcılıkla bir ilgisi olmasa da evinde kalmasını istemez ve onu koruması için kocasının arkadaşı Gavin'i gönderir. Gavin hem orduda hemde özel sektörde güvenlik işinde çalışmış uzman bir İskoç. İlk kitaba telefon görüşmeleri ile katkı sağlamıştı.Arkadaşı Owen'a bir iyilik borcu olduğu için Sarabeth'in evine gidip onu koruma için ikna etmeye çalışır. Sarabeth önce kabul etmez fakat arabası patlayınca başka şansı kalmaz ve neler döndüğünü anlayana kadar bir süre gizlenmesi gerekir. Böylece Gavin ile yolculuğa çıkar ve onun kale gibi korunaklı,başkasının girmesinin imkansız olduğu evine gider.Sürekli yakın olan ikilinin birbirinden etkilenmesi fazla sürmez.Bir yanda aşk bir yanda saklanmalı polisiye durumları derken kitap hemen bitiveriyor. Kitabı sevdim. İlk kitaptan daha iyiydi.İkili çok eğlenceliydi. Büyükbaba ve anneden nefret ettim ne biçim insanlar kitap bitti ama onlar akıllanmadı.Kiralık sevgililik bir durum olmasa da keyifli,hemen okunan bir kitaptı.

Baskı: Sürpriz Balayı ( Dare Me #1)

Lacey Garrity ailesinin hukuk firmasında pazarlama müdürüdür. Şehrin en nüfuslu iki hukuk bürosunu tek bir büyük aile şirketi olarak birleştirecek bir düğünü olur. Fakat düğün günü kocasını depoda en eski arkadaşlarından olan nedimesi ile yakalar. Baş nedimesi ve en yakın arkadaşı Cat'ın ilkokuldan beri aşık olduğu ünlü boksör abisi Galen Thomas, onu sevgilisi hakkında uyarmıştır fakat o dinlememiş ve bir kabusun içine düşmüştür. Galen yine de o günün hayatının en şanslı günü olduğunu söyler ve o zor anından onu kurtaran Galen olur. Galen geçmişte tam Lacey'e karşı hisleri değişmişken Lacey kocasını bulur ve Galen de böylece aklını ondan uzaklaştırır. Yardımını isteyen Lacey'i göl evlerine götürür. Orada sarhoş olup biraz takıldıktan sonra balayı için ayarladıkları Porto Riko'ya gitmeye çok hevesli olan Lacey'e oyun oynarken kocası olmadan balayına gitmesi için meydan okur ve ona eşlik edeceği sözünü de verir. Böylece ikili kendilerini balayı odasında çift olarak bulur. Önceden birbirlerine karşı hisleri olan ikilinin duygularının tekrar yüzeye çıkması tabi ki fazla sürmez.Aşırı kontrolcü Lacey, Galen sayesinde sonunda kendi hayatının kontrolünü elini geçirip,kendisini mutlu eden şeyleri yapan,sınırları zorlayan biri haline gelir. Kitabı ve ikiliyi sevdim. Tatilleri de aşk itirafları da çok keyifliydi. Yazarın en sevdiğim kitabı oldu.

Baskı: Sonunda Ben De Sevdim (Last Man Standing, #4)

Evliliğe karşı dört arkadaşın altı ay önce girdiği, son bekar kalacak erkeğin kazanacağı iddianın sonunda galip elinde dört şilin ve bir şişe kaliteli konyak olan Norcroft Kontu Oliver Leighton olur. Oliver tüm arkadaşları gibi evlenmek ister fakat aşık olarak. Kulüpten çıkarken pelerinin yüzünü kapattığı dilenci olduğunu düşündüğü kadına kazandığı paraları şans getirmesi dileği ile verir. Dumleavy Kontesinin torunu Kathleen MacDavid büyükannesinin şans getirmesi için giymesinde ısrar ettiği, nesilleri boyunca toruna geçmiş pelerin ile aradığı adam tarafından dilenci sanılmıştır. Kocası dokuz sene önce ölmüştür ve İskoçya'dan gelmiştir. Birbirine düşman İngiliz ve İskoç iki aile arasında akıtılan kan evlilikle durdurulabilecektir. Fakat evlilik gerçekleşmemiştir. Ailesini bu vahşete kurban veren yaşlı kadın da iki aileyi lanetlemiştir. Beş yüz sene sonra iki tarafta evlilikle birleşmediği taktirde iki tarafı da korkunç bir son beklemektedir. Kathleen ve ailesi hayatlarında ki kötü olayları, çocukların olmamasını, ölümleri lanete bağlar. Bu laneti ortadan kaldırmak, soyun devamını sağlamak için Oliver ile evlenmeye kararlıdır. Norcroft malikanesin de olan Oliver'in yanına gitmek için teyzesi ile tren yolculuğuna çıkar. Teyzesinin yaptığı büyü barındıran küçük müdahale hafızasını kaybedip Oliver'ın evin de kalmasına neden olur. İkili birbirini tanıyıp yakınlaşmaya bazı gerçekler ise ortaya çıkmaya başlar. Kitap güzel başladı. Yazar tüm seri boyunca güzel, farklı konular yaratmayı başarmış fakat gelişmesi aynı şekilde olmamış. Bu yüzden kitaplar orta bir seviyede fakat akıcı, yormayan hemen biten kitaplar. Seride arkadaşların diğerlerinin kitabında olmaması başta ve sonda çok kısa görünmeleri dikkat çekiciydi.Görmek isterdim. Bu kitapta neden yoklar diyordum ki hepsi çocuklarını evlendirdikleri uzun yıllar sonra her şeyin başladığı yerde meşhur konyağı içerek veda ederler. Bunu sevdim güzeldi.

Baskı: Kaderimde Sen Varsın (Last Man Standing, #2)

Evlilikten nefret eden dört arkadaş bir iddiaya girer.Evlenmemeyi başaran son bekar para ödülü dışında bir şişe konyak ve en önemlisi özgürlüğü kazanacaktır. Biri evlenmiştir ve sıra evlenmemeye kararlı Nigel Cavendish'de. Felicity Melville beşinci sezonundadır. İlk sezonunda bir arada olduğu tüm kızlar evli ve çocukludur. Onun ise ilgisini çeken tek bir erkek bile olmamıştır. Son çare olarak incelediği yıldızlardan dilek diler. Hayatının her gününü maceraya çevirecek bir erkek ister. O sırada komşularının evinden önce bir silah sesi gelir sonra da pencereden atlayan bir adam görür. Adam duvardan bahçelerine atlar kısa bir sohbetten sonra da yatak odasına tırmanır. Tek ayakkabısını kaybetse de en sonunda gitmenin bir yolunu bulur. Bu sohbetten sonra Felicity yıldızı dileğine hemen cevap verdiği için mutludur. Bulduğu adamın biraz düzeltilmeye ihtiyacı vardır ve onunla evlenmeye kararlıdır. Nigel uslanmaz bir çapkındır. Vikont babası artık işlerin idaresini alması ve evlenmesi gerektiğini söyler.Şimdiye kadar babasının beklentilerini karşılayamayacağından ailesini sefalete sürüklemekten korktuğu için görevlerinden kaçmıştır. Bir gün evlenmek zorunda olduğunu biliyor ama henüz buna hazır değildir. Bir çapkınlık sonucu öfkeli kocadan kaçarken tanıştığı Felicity ilgisini çeker ama uzak durmaya kararlıdır. Felicity Nigel'in kaderi olduğundan emin ve bu yüzden onu evlenmeye ikna etmeye kararlıdır. Kendi isteği ile evlenmeyi kabul etsin ister. Nigel onu ne kadar istese de evliliği istemez. Nigel bahiste kaybettiği resmi almak için Felicity'nin odasına girer. Verdiği veda öpücüğü Felicity'nin elinde ki silahın düşüp ateşlenmesine tüm bu ses yetmezmiş gibi Nigel'in balkondan düşmesine neden olunca, Felicity'nin kont babası olaya dahil olur ve ikili kendini evli bulur. Nigel hissettikleri kendisini korkutmaya başlayınca önce eski alışkanlıklarını bırakmak istemez. Fakat zamanla kadere karşı koymamayı öğrenir. Felicity'e ve istediği adamı elde etmek için giriştiği mücadeleye hayran oldum. İlk kitaptan çok daha iyiydi. İlk kitabın ikilisi kitapta yoktu. Diğer arkadaşlarda ilk ve son bölümde vardı sadece. Onları daha sık görmek isterdim. Kitabın sonu da çok hoştu. Sıkmadan ilerleyen, yormayan, keyifli bir hikayeydi.

Yağmurla Gelen
6/1012.10.2020

Baskı: Yağmurla Gelen

Desire Brooke günümüzde yaşayan biridir. Yağmur yağmasını ister,kanalizasyon kokusu alınca da geçmişte yaşamak ister. Dileğinin imkansız olduğunu bilir. Bilmediği bunun gerçekleşeceğidir. Arkadaşı ile hırsızlık yapar. En son girdikleri evde az kalsın yaşlı bir adamın ölümüne sebep olacaktı.Bu yüzden bir daha hırsızlık yapmak istemez. Fakat arkadaşı son bir soygun için kendisini zorlar. İhtiyaçları da olduğundan kabul eder. Çalacakları şey parlak kırmızı bir taştır. Taşın içinde sanki bir alev vardır. Panik olan arkadaşı taşı çaldıktan sonra Desire'den evinde saklamasını ister. Fakat hırsızlığı yapmalarını isteyen adamlar gelip,arkadaşını öldürür.Korkan Desire ise kendisini yıllar önce ki Londra'da bulur. Sadece yağmur yağsın istemiştir. Yağmayacaksa yağdığı zamanlara gitmek istemiştir. İki yüz sene öncesine bile olabilirdi. Belki kendisine bir dük bulur ve sıkıntılarından kurtulurdu. Dalga geçerken söylediği sözler gerçek olur ve yağmurun yağdığı,gittiği geçmiş zamanda ki yerde onu Holydare Dükü Colin bulur. Colin annesini hiç tanımamıştır. Hırsları ve zayıf ahlaki değerleri ile kendisine ve kocasına dünyayı zindan etmek için uğraşmıştır. En sonunda da aşığı tarafından öldürülmüştür. Colin sert,kibirli biridir. Acı çekmezdi,gülmezdi,mutlu olmazdı. Sadece nefes alırdı. Bulduğu Desire'nin hali onu çok şaşırtır. Ne kıyafetleri o döneme uygundur, ne hareketleri. Bu durum önce onların alışmasını zorlaştırsa da daha sonra kabullenirler. Desire başına gelen bu olaya şaşırsa da önce geleceğe dönmenin yollarını arar. Hayatına yeni girenlere alışınca, Colin'e karşı duygular hissetmeye başlayınca orada kalması bir anlam kazanır. Her şey yoluna girince ikili sorunlarını aşmaya başlayınca Desire'nin geri dönmenin yolunu bulması da kaçınılmaz olur. Onu kolay kolay bırakacak bir aşık karşısında olmadığından bambaşka bir hal alır hikaye. Konusu güzeldi . Güzel de başladı ama bir süre sonra sıkıcı olmaya başladı. Bazı yerler gereksiz yere uzatılmıştı.

Siyah Kadife
10/1011.10.2020

Baskı: Siyah Kadife

Kitap Emily'nin düğün gecesi ile başlar. Kendisinden yirmi yaş büyük Vikont William ile evlenmiştir. Yeni hayatının başlayacağı odaya giderken koridorda gizemli bir adam görür ve etkilenir. Kocası evliliklerini tamamlayamaz ve daha ilk geceden ondan dayak yer. Ailesine dönmek ister fakat ailesi onun evliliğini bir kurtuluş olarak gördüğü için kabul etmez. Zaten babasının da kocasından bir farkı yoktur sürekli ondan da dayak yemiş hep ezilen taraf olmuştur. Kocasının bir daha odasına gelmemesi karşılığında verdiği kanı yatağa döker bu sayede ondan az da olsa kurtulur.Ondan nefret eder, onu istemez sürekli dayak yer, evde tutsak gibidir. Evliliği tam bir felakettir. O gizemli adam ile karşılaşmaya devam eder. Onu kocasından dayak yemekten, boğulmaktan, battığı çamurdan kurtarır. Her karşılaşma da biraz daha etkilenir. Kocası ise aralarında bir şey olduğu düşüncesindedir. Hatta bunu kanıtlamak için onları bir araya getirmeye bile çalışır. Bu gizemli adam Marcus Harrington kocasının yeğenidir. Birlikte iş yaptıkları içinde sık sık dayısının evine gider. Dayısının yeni karısı ise onu etkilemeye başlar. Onu kıskanır, arzular uzak duramaz hale gelir. Bu sırada ise William bir sabah ölü bulunur. Emily'nin hayatı yeniden değişmeye başlar. Ailesi yeni vikont ile evlenmesini ister böylece hayatlarını garantileyeceklerdir. Başka çaresi kalmadığından Emily yirmi bir yaşına geldiğinde alacağı mirası beklemek için kaçıp arkadaşının yanına gider. Arkadaşının öğretmen olduğu okulda öğretmen olarak çalışmaya başlar. Fakat okulun bağışçılarından biri Marcus'dur. Onun topraklarına gitmiştir. Marcus ise Emily'i aratır ve o kendi ayakları ile yanına gelmiştir. Emily'nin karşısına çıkar ve yakınlaştıkları sırada Emily'nin babasına ve yeni vikonta yakalanırlar. Vikont evlilikten vazgeçince babası kızını düşürdüğü durumdan dolayı Marcus'dan kızı ile evlenmesini ister. Marcus önce kabul etmese de daha sonra kız kardeşi zor duruma düşmesin diye kabul eder ve evlenirler. Evliliklerine alışma süreci, duyguları, Marcus'un aile geçmişi, Emily'nin hayatını tehdit eden tehlike derken kitap bitti. İlk bölümleri okurken sabırsızlandım neler olacak diye meraklandım. Marcus'un duygularını, düşüncelerini uzun süre bilemiyoruz. Hatta kim olduğu ne yaptığını bilmiyoruz. Sadece arada göründü. Tamamen ortaya çıktığında ise kontrolü eline alıp hiç gitmedi. Bol bol eğlenceli diyalogların olduğu bir kitap değil daha duygu yüklü. Kadının o dönemde ne kadar değersiz olduğunu bir kez daha gördüm. Ayrıca kitap iki bölüm gibiydi Emily'nin ilk evliliği ve ikincisi. Beğenerek okudum.

Baskı: Kalbin Ateşi (Ateş Serisi-3)

Davina Murray zeki,dediğim dedik,katı,tuttuğunu koparan,küfürbaz ve çok güzel bir İskoç kızdır. Anne ve babası yangında ölmüş kardeşinden başka kimsesi yoktur. Ona bakmış ve tüm hayatı kardeşi ve yetiştirdiği koyunlar olmuştur. Kardeşi Alina terk edilmiş ve onun nişanlanmak üzere olduğu haberini alınca da bebeğini düşürmenin bir yolunu bulmuştur. Günler süren suskunluğundan sonrada manastıra gitmeye karar vermiştir. Davina'da Thomas Ramsey yüzünden kardeşinin başına gelenlerin hesabını sormak, intikam almak için Londra'ya gitmeye karar verir. Thomas'ı kendisine aşık edip terk edecek ve perişan halde bırakacaktır. Planını uygulamak için bir akrabasının yanına gider ve Thomas ile tanışır. Onu kendine hayran bırakır. Ama bir engel ile karşılaşır Thomas'ın kuzeni Abbey Kontu Stephan Ramsey. Stephan kuzenini evlendirmeye kararlıdır. Yaşadığı aşk acısından sonra bir daha aynı duruma düşmesini istemez. Bu yüzden kuzenini rahat bırakması için onun başını döndüren kadının karşısına çıkar. İkili görür görmez birbirinden etkilenir ama Stephan onun bir şeyler sakladığını anlar. Fakat çekime karşı koyamaz ve onunla birlikte olmak ister. Kuzeni ile Davina'ı birlikte düşünmeye, ona dokunmasına katlanamaz hale gelir. Bir süre kaçma kovalama olayı yaşanır. Davina intikam derdine düşer fakat bilmediği gerçekleri öğrenir. Aslında kardeşi Thomas'ı aldatmıştır. Öğrendiklerinden sonra kardeşi ile yüzleşmek ister bir de Stephan'dan ve duygularından kaçmak ister. Gerçek kimliği ortaya çıkar. Kardeşi de manastırda intihara kalkışınca yeniden evine döner. Zor zamanlar yaşarlar. Kardeşi iyileşmeye çalışırken dedikoduların ve erkeklerin hedefi olurlar. Stephan ise bu süreçte onları izlemesi için birini tutar. Ve Davina'nın yeniden Londra'ya gelmesini sağlar. Kaçma, kabul etmeme olaylarından sonra Stephan'ın evinde ki davette yeniden bir araya gelen ikili bu kez daveti birlikte geçirir. Stephan onu babasının sevgilileri için hazırlattığı daireye yerleştirir. Davina ilişkilerinin gizli kalmasını istese de bu oda durumu ve araya girenler sayesinde haber yayılır. Herkes gerçek kimliğini öğrenir ve Stephan'ın nişanlanmak üzere olduğu söylentilerini de duyunca Davina ilişkilerini bitirip evine döner. Kısa bir ayrılıktan sonra Stephan'da nihayet duygularından emin olur ve mutlu son gelir. İntikam ile başlayan olay aşka dönüşür. Bu süreci okumak çok keyifliydi. İkiliyi sevdim. Alina'ı bir türlü sevemedim. Serinin diğer çiftleri de bol bol yer aldı. Erkekleri bir arada okumaya ayrı, kadınları bir arada okumaya ayrı, hepsini bir arada okumaya ise ayrı bayıldım. Kitap sonunda Sophie ve Brendan çifti ikizlerinden sonra bir bebek bekliyor. Adrian ve Isabel çiftinin kızlarından sonra bir kızları daha oluyor ve kitap sonunda bir oğulları olduğunu da öğreniyoruz. Thomas ve Alina farklı kişiler ile evleniyorlar ve çocukları var. Çiftimizin ise üç yaşında bir oğulları var. Yani kitap sonunda bol bol evli mutlu çocuklu bölümleri okuyoruz. Harika bir sondu okurken çok keyif aldım.

ÖncekiSayfa 23 / 32Sonraki