Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Yalnız Benim Ol
Phaedra Northampton birini arar. Antika dükkanında iken bir adamı bıçaklanıp öldürülmüş bulurlar. Bu olaya tanıklığı ise olayların başlangıcı olur. Tristan Talbot Avoncliffe Vikontudur. Hasta Hauxton Kontu babası onu çağırır ve bir ölümle ilgili bilgilendirir. Babası Dışişleri Bakanlığında ve kralın danışma meclisidir. İç İşleri Bakanlığı bir bıçaklama olayını araştırır. Ölen adam bir Rus ve görünürde bir genelev adına ticari temsilcidir. Öldüğünde iki bayan tanık olmuştur. Babası da Tristan'dan bu kızlarla görüşüp ne gördüklerini ne duyduklarını öğrenmesini ister. Babası cinayetin nedenini ve kimin emriyle işlendiğini bilmek ister ve Tristan'ı ikna etmeyi başarır. Tristan görevine başlayacağı sırada gördüğü bir kavgayı ayırmaya çalışırken yaralanan kendisi olur ve ona yardım eden de Phaedra olur. Aradığı kadın ayağına gelmiş olur. Phaedra'nın ise başka bir amacı vardır böylece ikilinin yolu cinayetle kesişmiş olur. Bu araştırma işi ikiliyi birbirine yakınlaştırır. Kitap güzeldi bir yandan aşk, bir yandan cinayet ve aralarında gelişenleri okumak güzeldi.
Baskı: Beni Bırakma
Gamze Çetin ünlü bir mankendir.Dünyanın en güzel on kadını arasındadır. On beş yaşında evden kaçarak mankenliğe başlamış ailesi ise onu affetmemiştir. Sevgilisi Kaan üzerinde uyuşturucu bulundurduğu için tutuklanmıştır. Elazığ’da ceza evinde kalmaktadır. Gamze de ondan hamile olduğunu düşünmektedir. Kaan’ı ziyarete gider ama o bebeği istemez. Üzülerek ceza evinden çıktıktan sonra Akın ile çarpışır. Akın ise töre nedeniyle öldürülen bir kızın abisini öldürdüğü için cinayetten dolayı kaldığı cezaevinden yeni çıkmış eski bir askerdir. Tamer, Doğan ve Tahir'in grubundandır. Devlet adına çalışan gizli ajanlardandır. Hava kötü olduğundan Gamze İstanbul'a yalnız dönmek istemez. Akın'ı yolculuk için ikna eder. Hava şartları nedeniyle sık sık durmak zorunda kalırlar hatta mahsur kalırlar. Yolculuk süresince Akın'ın arkadaşları ile de tanışır Gamze. Akın ise Gamze'nin sevgilisine kurtaracağına dair söz verir. İkili bu yolculukta iyice yakınlaşır. Yolculuk bitince de duyguları iyice derinleşmiştir. Ama Akın Gamze'nin nişanlısını çıkarıp onunla evlenmesi için ikna eder çünkü Gamze onu seviyor ve hamiledir. Gamze ise Kaan'a karşı duygularından artık o kadar emin değildir. Üstelik hamilelik olayı düşündüğü gibi değildir ve Akın'ın kendisiyle evlenmesi için sevgilisini zorladığını da öğrenir. Akın'ın kendisini istemediğini düşünür ondan ve sevgilisinden de ayrılır. Ailesi ile de arasını düzeltir. Ayrılık ikili için zor geçer Kaan'ın çıkardığı sıkıntılar, Akın'ın geçmişinde ki kişilerin çıkardığı sıkıntılardan sonra nihayet atlatıp mutlu sona ulaşırlar. Final tabi ki evli mutlu çocukludur. Akın yazarın erkek karakterlerinden farklı olarak güler yüzlü ve bu çok güzeldi. Ayrıca muhteşem arkadaşlar Tamer, Tahir, Doğan grubunu da görebiliyoruz. Onlara bayılıyorum. Yine güzel bir kitap.
Baskı: Şahane Gelin
Osman şirket sahibi zengin bir adamdır. İş için gittiği şehirde alkollüyken ve kötü hava şartlarından dolayı arabasıyla bir kıza çarpar. Kız hastaneye kaldırılır ve kötü yaralıdır. Kızın babası ise kızını beşik kertmesi durumundan kurtarmak için Osman'ı tehdit eder. Ya kızı ile evlenecek ya da tanıdığı savcı, önemli adamlar sayesinde hapse girmesini sağlayacaktır. Osman mecburen kabul eder evlenir fakat karısından da ailesinden de nefret eder. Karısı Gülay ile yola çıkar ama onun yüzüne bir kez bile bakmaz.Karısının köylü çirkin bir kız olduğundan emindir. O böyle düşünür ama çevresindekiler öyle düşünmez. Karısı oldukça dikkat çekicidir. Yemek için durduklarında ilk kez karısına bakar ve şok olur karşısın da çok güzel kızıl bir kadın vardır. Etkilenir ama belli etmez ve her fırsatta sinirini ondan çıkarmaya başlar. Gülay ise zorla evlendirildiği için Osman'ın yaptıklarına söylediklerine karşı tepkisiz kalır sesini çıkarmaz. On sekiz yaşındadır ve tıp kazanıp dondurmak zorunda kalmıştır. Okuluna dönmeye karar verir. Kocası ile aralarında ki çekime rağmen ayrı yaşarlar ayrıca ayrılma fikri de vardır. Fakat işler düşündükleri gibi olmaz ikili büyük bir aşkın içinde bulur kendilerini. Okuduğum ilk FMArsal kitabı ondan mıdır bilmem yeri bende ayrı. Gülay ne güzel bir karakterdi her şeye katlanması o masum halleri çok güzeldi. Osman'ın o kıskanç halleri başlarda yaptıkları gözüme çok itici geldi. Haklı olsa da durumu çok abarttı. Bu kadar kabalığa gerek var mıydı. Gülay'ın ise bu kadar sessiz kalması iyi değildi. Buna rağmen sevdim, alıştım sanırım kitabı sevdiren de bu durumlardı. Adamın neden yaptığı belli. Güzel bir ikili olmuşlardı sevdim.
Baskı: Tatlı Tuzak
Elisha'nın ressam olan babası yıllar önce ölmüştür. Annesi ve erkek kardeşi ile kalmışlardır. Küçük bir kasabada yaşarlar ve maddi durumları iyi değildir. Annesi yoksullukta iki çocuğuna bakmaya çalışırken asabi,mutsuz bir kadın olmuştur. Elisha kasabanın çocuklarına okuma yazma öğretirken bitlenir. Annesi saçlarını keser ve kızının bu haliyle koca bulma şansının kalmadığından emindir. Elisha'da saçlarının duruma üzüldüğünden soluğu yakın arkadaşı Claire'nin yanında alır. Arkadaşının ailesinin işlettiği hana gidince Grandoor Dükü Connor Tracey’nin geldiğini öğrenir. Dükü görür görmez de aşık olur. Claire, nişanlı olmasına rağmen düke kur yapmaya çalışmıştır. Dükte gece sarhoş bir halde Claire'nin odasına gitmek isterken gittiği oda Elisha'nın odası çıkınca işler değişir. Connor Elisha ile birlikte olduklarını düşününce, Elisha'da gerçekleri söylemeyince ikili kendilerini evli bulur. Connor geçmişte sevdiği kadını üvey annesi nasıl biri olduğunu anlayıp gönderince tabi bu olayın gerçek yüzünü Connor bilmeyince üvey annesinden nefret etmeye başlamıştır. Birazda üvey annesini sinir etmek için bu evliliği kabul eder. İkili evlenmeleri arkasında ki gerçekleri öğrenince araya mesafe girse de uzak kalmaları çok sürmez. Aralarında büyük bir çekim vardır. Elisha tabi ki hep öyle kalmaz güzelleşir tabi bunda Connor'un üvey annesinin büyük desteği var. İkilinin bir iyi bir kötü giden evlilikleri araya giren eski sevgili, yanlış anlamalar, sevdiğini kabul etmeme olayları ile büyük üzüntüler yaşasa da nihayet mutlu son olur. Connor Elisha'ya çok çektirse de Elisha sevmekten hiç vazgeçmedi ve sonunda Connor'da aşık bir adam haline geldi. Farklı romanlar ile aralarında birçok benzerlik olsa da ben kitabı sevdim. Güzel akıcı bir kitaptı hemen biten kitaplardan.
Baskı: Yüreğime Aşk Düştü (Desperate Duchesses # 1)
Roberta St. Gilles'in hiç talibi yoktur. Yıllar geçtikçe birini bulamamış babası ve sevgilisi de işleri zorlaştırmıştır. Roberta'da bir koca bulmaya karar verir. Gözüne kestirdiği kişi ise İngiltere'nin en iyi satranç oyuncusu Villiers Dükü'dür. Roberta hiç tanımadığı kuzeni Beamont Düşesi Jemma'ya gider ve Villiers Dükü ile evlenebilmesi için yardımını ister. Jemma ise kabuul eder aynı zamanda arkadaşı düşes Harriet'inde bir isteği vardır. Harriet'in kocası epey para koyduğu bir satranç oyununu kaybettikten sonra kendisini öldürmüştür. En son oynadığı kişi de Villiers'dir. Harriet arkadaşı Jemma'dan nefret ettiği dük ile santranç oynamasını, onu kendisine aşık edip dalga geçmesini, utandırmasını ister. Harriet Villiers ile yakınlaşmış ama sonra adamı tokatlayınca kötü sözler duymuş ve arabadan atılmıştır. Kocası ile oynadıkları oyunun da kendisi yüzünden olduğuna inanmıştır bu yüzden dükün de küçük düşmesini ister. Jemma da bunu arkadaşı için kabul eder. Roberta'ya da dük ile evlenmesi için yardım edeceğine dair söz verdiğinden iki amacına ulaşmak için işe başlar. Villiers için en büyük cezanın evlenmesi olacağını düşünür ve onu davet eder. Villiers ile satranç oynayacaktır iki oyunda beraberlik olursa üçüncü oyun gözü kapalı ve yatakta yapılacaktır. Jemma bir de kendisini aldattıktan sonra uzun süredir ayrı yaşadığı ve uzun süredir satranç oynamayan kocası ile de bir oyun oynayacaktır. Böylece oyunlar başlar Jemma bu süreçte dükü reddeder. Dük ise hiçbir kadının güzelliği ve satranç becerisiyle kendisini ağına düşürmesine izin vermeyecektir. Bunu Jemma'ya göstermek ister hem evlenmesi de gerekiyor bu yüzden Roberta ile nişanlanır. Roberta'ya kendi çocuğu olduktan sonra istediğini yapabileceğini, istediği kişi ile de olabileceğini, umursamadığını söyler. Jemma'nın kardeşi kont Damon ise Raberta'nın peşindedir. Gizli yakınlaşmalara rağmen Roberta dükle evlenmekte ısrar etse nişanlansa da vazgeçmez. Onu ikna etmeye kararlıdır. Kitap beni yordu herkesin bir amacı var aşk üçgenleriyle doluydu. Karışık ilişkiler farklı görüşler satranç oyunları ile dolu bir kitap. Sevemedim karakterleri de sevemedim. Bir den fazla kahramanın olduğu bir kitap gibiydi. Sadece yoğunlaşılan biri yok herkes, her şey var yordu.
Baskı: Umutsuz Aşkın Gözyaşları
Costance sürgüne gönderilen amcasını son defa görmek ister. Amcası krala bağlılığını göstermediği için cezası ölümden Amerika'ya sürgün olarak değiştirilmiştir. Ona bir amcadan çok baba olmuştur. Vedalaşmadan gitmenize izin veremeyeceğinden olduğu gemiye gider.Gemi ona göre değildir. Kaptan acımasız alçak adamın biridir.Bu yüzden amcası hemen gitmesini ister ama o gidemez. Gemi hareket etmeden inmek isterken alınır ve tütün gelini olarak tütün karşılığında iğrendiği bir adama satılır. Onu alan adam kumarda kaybedince de Drew O'Conner tarafından alınır. Drew evi ve kardeşi ile ilgilenecek birini aradığından bir kadın almak istemiştir. Ama Constance'i kazandıktan sonra yanında iki kadın olunca itiraz edilir. Bu yüzden biri ile evlenmesi gerekir. Böylece Drew Constance ile evlenmek zorunda kalır. Evlilikleri gerçek bir evlilik olmayacaktır. Üstelik Constance bir leydi olduğundan babası gelene kadar orada yaşayacaktır. Böyle evliliğe başlayan ikili Constance koloni yaşamına ayak uydurmaya çalışırken aşık olur. Constance sevdiği adam ile kalabilmek ister Drew ise onu göndermek ister. Drew'in sevdiği kadının iyiliği için onu göndermek istemesi tüm olumsuzluklara rağmen ikilinin mücadelesi,aşkı çok güzeldi. Constance matematikte çok iyi. Bu yüzden kitapta sıkça matematik problemleri,bulmacalar var. Yazarın okuduğum ilk kitabı akıcı bir kitap. Cinsellik olmadan, çapkın bir erkek olmadan güzel olabilen nadir kitaplardan.
Baskı: Karşı Konulmaz Aşk
Eliza Farrell insanların geleceklerini görebilen bir astrologtur. Bu işten para kazanır. Babası borç yüzünden hapistedir ve onu çıkarabilmesi için para kazanmalıdır. Bir aktristin yıldız falını çıkarır. Kadın lordu ile evlenecek miyim diye sorunca bunu görmez ilişkilerinin bittiğini görür. Lordunun da sevgiye ihtiyacı olan, birine kendini delice adaya bilecek bir adam olduğunu söyler. Kimse Edward Neville'nin Şimşeklerin Efendisinin sevgi dolu bir adam olduğuna inanmaz çünkü tüm dünya onun kalpsiz olduğunu bilir. Bu yüzden Eliza dolandırıcı olarak görülür. Edward'da sevgilisinin kötü yorumlarını duyar ve ondan sıkıldığını söyleyerek ayrılır. Edward'ın abisinin vasiyetinde ki şartları yerine getirebilmesi için annesinin yanına giderken metresinin yanında gelmesi gerekir. Bu yüzden onun yerine geçecek birini bulmalıdır. Planlarının bozulmasına neden olan Eliza'ı görünce bir kadına ihtiyacı olduğundan metresi olarak onu götürmeye karar verir. Eliza'da babasının borçlarının ödenmesi, kitaplarının güvende olması, köpeğini besleyecek birinin bulunması, ve bir miktar para karşılığında bunu kabul eder. Edward ile annesinin arası iyi değildir. Annesi Edward'ı suçlamakta Edward ise ondan hiç sevgi görmediğinden onu kızdırma peşindedir. Hatta bunun için uğraşır. Eliza ise bu olayların arasında kalır. İkili arasında bir çekim oluşunca da işler karışır. Farklı bir konusu var özellikle astroloji kısımları. Bunları sık sık görüyoruz kitapta. Sıkılmadan okunan güzel bir kitap.
Baskı: Şimdi Benimsin
Fırat aşiret ağasının oğludur. Sözlüdür ama sözlüsü başka bir adama aşıktır. Aşık olduğu adamla kaçınca aşiretin söz sahipleri ve ailesi Fırat'a bir emir verir. Ya sözlüsünün sevdiği adamın kız kardeşi ile birlikte olacak ya da sözlüsü ve sevdiği adamı öldürecektir. Töre bunu gerektirir. Fırat'ın başka şansı yoktur yere eğilen başını kaldırmak zorundadır. Fırat yapmak zorunda olduğundan Elif'i kaçırır ve tecavüz eder. Elif hamile kalınca da ailesi ona sırt çevirir. Ailesi destek olmayınca Fırat Elif'i bırakmaz ve evlenir. Elif'in ailesi sırt çevirince başka çaresi olmadığından evliliği kabul eder. İkili Diyarbakır'a gider. Fırat bunun olacağını düşünmese de Elif'e aşık olur. Her gün biraz daha büyür sevgisi. Hiç bir suçu yokken yaşadıklarından dolayı ailesinin sırt çevirdiği Elif'e Fırat'ın ailesi destek olur onu sevgiye boğar, okuturlar. Elif'de bu sevgiye karşılık verir. Aynı şekilde kendisini çok seven Fırat'ın sevgisine karşılık vermez affedemez bir türlü. Fırat sevmekten vazgeçmez ama herkesi affeden Elif'in Fırat'ı affetmesi ise öyle kolay olmaz. Ancak on yıl sonra olur. Kitabın bilindik,bitmeyen bir töre konusu var. Kitapta hem üzüldüm hem sinirlendim hem sabırsızlandım. Birçok duyguyu yaşattı kitap. İki zıt karakter ve mücadelesi vardı. Elif ne kadar sessiz,sakin,naif ise Fırat o kadar esip gürleyen,kıskanç biriydi. Fırat'ın büyük aşkı, Elif'in affedememesi yaşadıkları, üstesinden geldikleri bunları okumak güzeldi. Bu yıllar sonra olayını sevemedim ama, fazla geldi. Keşke daha sonra yaşadıkları azda olsa anlatılsaydı.
Baskı: Hayalimdeki Aşk
Danni, evlattıktır ve geçmişini hatırlamaz. Mistik güçleri vardır. Bir gün mutfağında bir adam belirir. Beklemediği bir anda hayatına giren Sean Danni'i İrlanda'da ki bir kasabaya gitmeye ikna etmeye çalışır. Bu yabancı adamın etkisine giren Danni bir anda kendisini sıra dışı olayların içinde bulur. Korkunç anları görür ve Sean ertesi gün gelip geçmişinden bir takım olaylar anlatır. İrlanda'ya gitmeleri gerekiyordur. Geçmişte ki bir olayı düzeltmek için gideceklerdir. Böylece Fennore adasına giderler. Danni bir anda gizemli olayların için de kalır. Başka bir vizyon eşliğinde, kendilerini yirmi yıl öncesinde, felaketin tam ortasında bulurlar. Sean bulunduğu zamanda ölüdür. Gizemli olayların içindelerdir. Olayları çözemezlerse Sean'ın ölümünü tekrar görecektir. Bu olayları çözebilecek tek kişide kendisidir. Sean bir yetişkin olmadan öldüğü için hayalettir. Geçmişi değiştirmek, ölümlere, yaşanacak felaketlere engel olmak sandıkları kadar kolay olmaz. Üstelik yapacakları her hareket geleceği değiştirebilecektir. Bir de Fennore kitabı var ve kitap Danni'i ister. Danni farklıdır ve kitap bunu bilir. Kitaba güç katacaktır. İşi zor ailesinin,kendisinin ve sevdiği adamın hayatı buna bağlıdır. Danni bunu çözmek zorundadır. Başarısızlık gibi bir şansı yoktur. Farklı bir kitaptı. Merak ederek büyük bir keyifle okudum. Akıcı güzel bir kitap.
Baskı: Aldatma
Kitap bir kadının öldürülmesiyle başlar. Daha sonra Peter Simon'ın yolculuğu ile devam eder. Arkadaşı ile yelken yapmaya gitmiştir. Her zaman mola verdikleri yerde durup karısı Laura'ı aramış her zaman yemek yedikleri Henri ve Nadine'nin yerine gidip akşam arayacağına dair de söz vermiştir. Laura kocası aramayınca merak edip arar fakat ulaşamaz. Laura Peter'in ikinci eşidir ve iki yaşında bir kızları var. Kocasına hala ulaşamayınca arkadaşı Christopher'ı arar. Peter ile buluşup tekneyle çıkacaklardır fakat Peter gelmemiş oda Laura arayana kadar önemsememiştir. Ondan da bilgi alamayınca Henri'nin yerini arar. Kocası akşam oraya yemeğe gitmiştir sonra da ayrılmıştır. Kocasının iş yerini araştırdığında iflas ettiğini öğrenir. Provencea'a kocasını aramaya gider. Kocasının evlerine hiç gitmediğini anlar ve araştırmasına devam eder. Bir de Catherine Michaud var. On üç yaşından beri çektiği bir hastalığı vardır. Yüzünde büyük sivilceler çıkar ve izler,lekeler,kızarıklıklar bırakır.Bu yüzden yüzüne bakmak onun için işkencedir. Kuzeni Henri'e aşıktır. Henri'nin restoranı Peter ile Laura'nın sürekli gittiği mekandır. Eşi Nadine ile de araları iyi değildir. Nadine'nin ailesi yoksulluk içindedir. Babası sürekli başka kadınlar ile birlikte olduğundan evden kurtulmak için tek çaresi Henri olmuştur. Bu yüzden Henry ile evlenmiştir. Önce evliliği iyiyken daha sonra kötü gitmiştir. Laura kocasını ararken öldürüldüğünü öğrenir. Kocasının dört yıldır Nadine ile bir ilişkisinin olduğunu da öğrenir. Üstelik birlikte gideceklerdir. Kocasının ölüm şekli ile benzer ölümler olduğundan orada kalması gerekir. Şüpheliler çoğalır ama Laura hiç ummadığı bir gerçekle karşılaşır. Başlarda ağır ilerlese de sonradan toparlayan bir kitaptı. Nadine'den nefret etttim. Laura'nın yaşadığı hayal kırıklığı diğer karakterlerin de hayatlarında olanlar ruh halleri güzel yansıtılmıştı. Sıkılmadan okudum güzel bir kitap.
Baskı: Bettie Page Sunar: Kütüphaneci
Regina Finc, New York’a geleli bir ay olmasına rağmen şehrin telaşına hala alışamamıştır. Drexel Üniversitesi Kütüphane ve Enformasyon Bilimleri Bölümünden bir ay önce mezun olmuştur. Şimdi ise ülkenin en muhteşem kütüphanesin de New York Halk Kütüphanesinde çalışmaya başlar.Dünyada New York Halk Kütüphanesinden daha mükemmel bir yer hayal edemez. Küçüklüğünden beri sık sık gittiği baba-kız ritüelidir. Daha altı yaşındayken babası onu her cumartesi öğleden sonra halk kütüphanesine götürmeye başladığında tüm benliğiyle bir kütüphaneye ait olduğunu hissetmiştir. Asla bir öğretmen, bir veteriner ya da balerin olmayı istememiştir. Tek istediği kütüphaneciliktir. Etrafının kitap kokusuyla çevrili olmasını ister. Sıralarca düzenli raftan, kitap listelerinden sorumlu olmak, insanlara yeni bir roman keşfetmeleri konusunda yardım etmek ya da araştırmalarında işlerine yarayacak bir kitap önermek hep hayali olmuştur. Buna daha küçükken karar vermiş ve idealinden asla vazgeçmemiştir.Arşivleme ve muhafaza uzmanı olmasına rağmen Teslimat Masası’nda çalışmaya başlar. Bir yerden başlaması gerekiyordur hem önemli olan orada olması kütüphaneci olmasıdır. Rüya işindeki ilk gününde kapağı açık süt termosunu devirir. İçindeki süt oturduğu basamaklardan akar ve kapağı aşağı yuvarlanır. Kapağı kendisini etkileyen bir adam yakalar.Bu onu ilk görüşü olmaz. Kütüphane de sadece izinle girilen 402 numaralı Barnes Koleksiyonunun olduğu bir oda vardır. Regina merak eder ve odaya bakar. Orada bir kadınla birlikte olan ünlü fotoğrafçı Sebastian Barnes vardır. Regina'nın annesi birileriyle çıkmasına çok karşı olduğundan Regina her gün bir sürü dolap çevirmektense kendini erkeksiz bir yaşama mahkum etmeyi daha kolay bulmuştur. Görüştüğü birkaç kişi de tam bir hayalkırıklığı çıkmıştır. Annesi ile onca tartışmasına ve söylediği yalanlara değecek tipler değillerdir. Bu yüzden hayatı yalnız geçerken Sebastian ile tanışınca hayatı tamamen değişir. Sebastian onu bilmediği bir hayatın içine çeker Regina'da onu. Ne kadarda okumasam da olurmuş bir kitap. Resmen diğer kitapların hepsinden biraz toplanmış, çok çok benziyor. Pek özgün bir şey göremedim. Regina hiç sevemedim onu Sebastian ne söylerse hemen kabul ediyor iyi ki masumdu. Bu kadar kısa bir kitap benim gözüme hiç bitmeyecekmiş gibi göründü bu nadiren olur ve bu kitap bunu başardı.
Baskı: Boleyn Kızı
İngiltere kralı Henry Tudor Kraliçe Katherine ile evlidir. Kraliçe birçok kez düşük yapmış erkek bir varis verememiştir. Sadece bir prenses vermiştir. Mary Boleyn küçük yaşta ailesi tarafından evlendirilmiş ve saraya gönderilmiştir. Henry Tudor'un ilgisini çekince ailesi kocasından uzaklaştırır ve kralın yeni sevgilisi olur. Bu aşktan bir kızı ve oğlu olur. Bir süre sonra ortaya çıkan Mary'nin ablası Anne Boleyn çapkın kralın aklını başından almayı başarır. Anne Henry'i önce kardeşinin elinden sonra da kraliçeden alır. Katolik inancında o zamanlarda boşanma olmadığı için Henry kraliçeyi boşayamaz. Bu yüzden de Anne Boleyn ile evlenebilmek için bütün İngiltere'nin dinini değiştirir protestan olur. Anglikan kilisesini kurar ve dini kurumlarda otorite sahibi papayı saf dışı ederek kilisenin başına kendisini koyar. Anne ise kraliçe olmayı yaptıklarından sonra başarır. Ama her şey umduğu gitmez tüm entrikalarına rağmen abisi ile sonları idam olur. Mary yeni bir hayata başlar. Henry ise aynı şekilde durulmadan yoluna devam eder. Kitap, Mary’nin ağzından saray hayatını, İngiltere’nin durumunu, Boleyn ailesini ve Kral Henry’yi akıcı ve sade bir dille anlatıyor. 8. Henry meraklısı olduğumdan kitabı hemen bitirdim güzeldi. O dönem,yaşananlar, saray entrikaları hepsi güzel anlatılmıştı. Bir kralın ne kadar zalim olabileceği,iktidar hırsının iki kardeşin hayatını nasıl etkilediği okunmaya değer. Mary Boleyn'i çok sevmiştim. Henry ile aşkları ne güzeldi. Nereden çıktın sen Anne. Ama Anne'nin kararlılığı,hırsı yaptıkları etkileyiciydi. Henry'de ki açgözlülük kimsede yok.
Baskı: Mahkum Prenses
Aragonlu Katherine, İspanya Prensesi ve aynı zamanda Galler Prensesidir. Ailesi krallar ve savaşçılarla doludur. İngiltere Kraliçesi olmak üzere büyütülmüştür. Üç yaşında iken İngiltere Kralı yedinci Henry'nin varisi olan Arthur ile nişanlanmıştır. Annesi Aragonlu Katherine, savaş meydanında savaşan bir kraliçedir. Kızını da İngiltere Kraliçesi olarak görmek ister. Böylece İspanya ve İngiltere de barış içinde yaşayacaktır. Sonunda Katherine İngiltere’ye gider. Orası umduğu gibi değildir ama Katherine buna dayanır. Zamanla Tudor hükümdarlığına alışır. Arthur’un babası Kral Henry ondan etkilenir ama Katherine Arthur ile evlenir. İkili güzel ve kısa bir aşk yaşar. Arthur ölür ve Katherine'eden birlikte olmadıklarını söylemesini ister. Katherine evliliğin geçerli olmadığını söyleyerek Henry ile evlenecek ve İngiltere Kraliçesi olacaktır. Ne olursa olsun kraliçe tacını giymelidir. Kral Henry önce Katherine'i kendisine istese de o kabul etmez çünkü çocuklarının krallıkta şansı olamayacaktır. Katherine sabreder sonunda sekizinci Henry ile evlenir ve onu ilk olduğuna inandırır. Arthur'a verdiği sözleri tutar fakat onu bekleyen başka dertler vardır. Bu seride her kitap her karakter şaşırtıyor. O entrikalar verilen savaşlar, mücadeleler okunmaya değer. İlk bu kitap ile seriye başlamak daha doğru olur. Katherine'nin büyük bir yalan söyleyerek İngiltere Kraliçesi olmak uğruna verdiği mücadeleler,yaşadığı zorluklar, o sabrı kesinlikle okunmaya değer. Çok uzun yıllar yaşadığı tüm kötü olaylara, acılara rağmen her şeye herkese katlanıp Kraliçe unvanına sahip olan Katherine sonunda Arthur’a verdiği sözü yerine getirmesi zaferi etkileyiciydi. Sonunu bilmek ise üzüyor.
Baskı: Bakirenin Aşığı
Taht sırası İngilterenin yeni kraliçesi Protestan Elizabeth'de. Elizabeth önce ki kitaptan bildiğimiz Robert Dudley'e aşıktır. Fakat Robert evlidir. Karısı Amy kocasına aşık, kocası tarafından sevilmeyen,hep kocasının yolunu bekleyen,kocası dahil herkes tarafından kullanılan bir kadındır. Her şeye rağmen kocasından vazgeçmez,umudunu kesmez, ayrılmamaya kararlıdır. Robert ise evliliğinden vazgeçmiştir. Gözü kraliçededir. Karısı ile birliktedir fakat ondan boşanıp İngiltere Kralı olmak ister. Elizabet'in Robert ile fırtınalı bir aşkı vardır ama siyasi ilişkileri geliştirmek için iyi bir evlilik yapması istenir. Herkesin farklı bir amacı var. Karışıklık söz konusu bir de ülke kötü durumdadır. İngiliz parası değerini yitirmiş haldedir ve bir savaş var. William Cecil ile Elizabeth Robert'in kral olma şansı kalmaması için Amy'i öldürüp Robert'in üstüne kalmasını sağlama derdindelerdir. Planlar entrikalar yapılır ve sonunda Robert Elizabeth'e çok benzeyen ondan daha güzel ve genç olan kuzeni ile evlenir. Son mektubunu ise Elizabeth'e yazıp aşk itirafı yapar. Elizabeth ise baş ucunda bu mektup ile hayata gözlerini yumar. Bir yanda aşk bir yan da taht, entrika, yalan, olaylar eksik olmuyor. Elizabeth tam anasının kızı ağızları açık bırakıyor. O sarayda ne entrikalar,ne olaylar olduğunu bir kez daha fark ettim. Yaşananlar gerçekten şaşırtıyor. Robert Dudley'i hiç sevmediğimi de belirtmeliyim. Elizabeth en akıllıca olanı yaptı.
Baskı: Kraliçenin Soytarısı
Hannah Yahudidir. Annesi engizisyon tarafından yakılmış, babası ile kaçmak zorunda kalmışlardır. İngiltere’ye gelip yakalanmamak için kendilerini Protestan olarak göstermişlerdir. Dükkanlarına gelen Robert Dudley ile John Dee 'nin yanında bir melek gördüğünü söyleyince saraya soytarı olarak alınır. Soytarı olmak istemediğinden ve kahin olduğundan bir yandan da casusluk yapması istenir. Henry'nin üçüncü evliliğinden olan oğlu Kral Edward ölünce Henry'nin ilk evliliğinden kızı Prenses Mary kraliçe olur. Soytarısı ise Hannah. Mary'nin annesi Argonlu Katherine bir katolikti. O dönemler de İngiltere'de kataliktir. Katolik kilisesin de boşanma olmadığından Henry boşanıp Anne Boleyn ile evlenebilmek için Protestanlığa geçer. Mary ise hala annesi gibi Kataliktir. İngiltere'yi katalik kilisesinin hakimiyetine almak ister.Katolikliğe göre boşanma olmadığından yasal olarak kralın tek meşru kızıdır.Kralın Anne Boleyn'den olan kızı Elizabeth ise Protestandır. İngiltere bir Katolik bir Protestan hükümdarlar arasında karmaşık bir dönemdedir. Mary İspanyol kralına aşıktır ve onunla evlilik yapar. Tek istediği çocuktur ama bir türlü olmaz. Halk onu yasal varis olarak görürken evliliğine karşı çıkılmıştır. Mary yavaş yavaş Kanlı Mary'e dönüşür. Kendisi için bir tehdit olan Elizabeth'i öldürmez. Kardeşlerinin durumu anlatılırken bir yandan da Hannah'ın yaşadıkları var. Hannah Lord Robert’a aşık ama karşılık bulamaz. Nişanlısı ile evlenir ve ailesi ile sorunlar yaşar. Onun başka kadından olan çocuğuna bakar. Mary'nin durumu çok iyi yansıtılmıştı.Halkın sevdiği,seven,sevilen Mary'nin kanlı Mary'e dönüşmesi güzel yansıtılmıştı.Herkesi öldürürken sevmediği,kendisine ihanet eden,babasının kızı olmayabileceğinden şüphelenilen Elizabeth'i öldürmemesi. Belki de her şeyin çözümü olacaktı. İlk kitap daha iyiydi, bu kitap daha ağır ilerliyor. Başlar sıkıyor ama o dönemi, o dönemin olaylarını, yaşananları okumak güzeldi.
Baskı: Senden Önce Senden Sonra (Scoundrels, #3)
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Sebastian Ballister bir markidir. Babasının ilk karısı ve çocukları öldükten sonra annesi ile evlenmiştir.Duaları kabul olmuş bir varisi olmuştur. Kendisini tanrı yerine şeytanın duyduğunu düşünmüştür. Çünkü oğlu çok çirkindir. Doğum lekesi olmazsa kendisine ait oladuğunu inkar edecektir. Fiziksel anlamda beğenilmeyen bir çocuk olunca babasından sevgi görmemiştir. Sürekli azarlanıp,dayak yemiştir. Annesinin ruh hali iyi olursa kendisine iyi davranmıştır. Babası ise hiç konuşmamış,ilgilenmemiştir. Kendisinde ne gibi bir terslik olduğunu bunu nasıl düzeltebileceğini annesine bile soramamıştır. Sekiz yaşındayken annesi sevgilisiyle kaçınca tamamen sevgisiz kalmıştır. Babası da hemen onu okula göndermiştir.Okulda,evde,toplum da sevilmeyip her fırsatta bu yüzüne vurulup dışlanmıştır. Sebastian'da katı, umursamaz,tehlikeli biri haline gelmiştir.Annesi öldükten sonra güçlenmiş,para kazanıp babasının parasına ihtiyaç duymadan ona karşı gelmiştir. Kimse onunla anılmak, birlikte olmak istemezken ortaya çıkan Jessica Trent tüm hayatını değiştirir. Jessica ne istediğini bilen, zeki,güzel,yaşı büyük olmasına rağmen evlenmemiş hayatının aşkını bekleyen biridir. Çok fazla evlilik teklifi alır. Teklifleri kabul etmeyip evde kalmış kabul edilse de tekliflerin ardı arkası kesilmez. Hazineleri bulup,onları ortaya çıkarmak gibi bir yeteneği vardır. Bu sayede kendisini geçindirir. Nihayet mallarını koyabileceği bir yer kiralayacak parayı biriktirmiştir. Kardeşini içine girdiği pislikten çıkarır çıkarmaz buna başlayacaktır. Kardeşi sürekli Sebastian ile gezip, içki,kumar ile servetlerini tüketince buna sebep olan Sebastian'ın karşısına çıkar. İkilinin hayatı tamamen değişmiş olur. Jessica Sebastian'ı kimsenin bulmadığı kadar etkileyici bulur. Bu yüzden ondan uzak kalamaz. Sebastian şimdiye kadar hiç beğenilip sevilmediği için ne kadar kaçmaya,inanmamaya, uzak kalmaya çalışsa da başaramaz. Hiç sevgi görmeyen sevmekten korkan, sevileceğine ihtimal vermeyen adam sonunda sevilir ve çok sever. Jessica'ya hayran olmamak elde değil sabırla verdiği mücadele çok güzeldi. Yazar anlatmak istediğini,vermek istediği mesajı o kadar güzel vermiş ki ikilinin yaşadıklarını,gösterdikleri gelişmeyi okuyunca anlıyorsun.
Baskı: Bir Yaz Gülüşü (Sedikhan, #6)
Zilah genç ve güzel bir kadındır. Yıllar önce başına talihsiz bir olay gelmiş kaçırılıp tecavüz edilmiş uyuşturucu verilmiştir. Bu olay onun her sorunu kendi başına halletmeye çalışmasına neden olmuştur.Zayıflıktan hoşlanmaz. Annesi Sedikha'nın yerlisidir bu yüzden yarı sedikhanındır. Önemli biri olan David Bradford ile alakasından dolayı iktidardakilerle yakından bağlantılıdır. Bu yüzden terörist grubu gruplarından hapishanede olan iki kişiyi salmaları için Zilah'ı rehine olarak kaçırır. Sedikhan'a giden uçağını kaçırıp çöle indirirler.Yardım almadan kurtulabileceğini düşünür. Ama onu kurtarmaya kararlı Daniel vardır. Daniel Sedikhan'ın güvenlik örgütünde çalışır. En kapsamlı silah deposunda olanlardan daha etkili silah yapabilen,güçlü bir öldürme yeteneği olan biridir.Emekli olmasına rağmen özel bir görev gelir. Ondan Zilah'ı getirmesini isterler. Bunu öyle bir şekilde yapacaktır ki onu takip edeceklerdir. Bunu biri yapabilecekse o kişi kesinlikle Daniel'dir. Zilah'dan kimseden etkilenmediği kadar etkilenmemiştir. Onun fotoğrafında ki gülüşünü bir yaz gülüşüne benzetir. Fotoğrafı gördükten sonra kendisini onunda diğer kadınlar gibi olduğuna ikna etmeye çalışmıştır.Fakat Zilah'ı görür görmez kendisine ait olacağını bilir. Mağara adamı gibi tepki verir ama engel olamaz. Zilah onundur. Kurtarılma sırasın da Zilah'da Danieli çekici bulur güvende hisseder. İkili bir mağara da yakınlaşır. Zilah'ı akrep sokar ve Daniel'in arkadaşının evinde iyileşmesini beklerler. Aralarında ki çekim artar ve aşık olurlar. Güzel hemen biten akıcı bir kitap. Severek okudum.
Baskı: Işıldayan (Marcelli #1)
Serinin ilk kitabı büyük kardeş Katie'nin. Marcelli ailesi birbirine bağlı,neşeli, samimi bir İtalyan ailedir. Katie dört kız kardeşten büyük olanı Frencesca ve Brenna ikiz, Mia'da küçük kardeştir. Katie Marcelli bir parti organizatörüdür.Kendi işinin başında saygın bir hayatı vardır.Şirketini bir basamak ileri götürmek ister ve bunu yeni işi ile yapacaktır. Avukat Zack Stryker hukuk şirketleri için her yıl yapılan çeşitli yerel aile hayır kurumlarına aktarılacak bağışa ev sahipliği yapacaktır. Bu iş için Katie'i tutarlar. Katie daha önce partiler düzenlemiştir ama hiç bu kadar büyüğünü yapmamıştır. Seçkin bir davettir ve bu büyük işi en güzel şekilde yapabilmek için heyecanlanır. Bu iş ismini duyurabilmesi için büyük bir fırsattır. Ama işin iç yüzü düşündüğü gibi değildir. Zack Los Angeles'de en büyük aile hukuk firmasının üç ana ortağından biridir. Zorlu,gözü kara ve lanet bir ara bulucu olarak ünlenmiştir. Sadece mahkeme salonlarında kazanmaz haftada en az iki kadının kalbini kırdığına dair dedikodular vardır. Hayatta ve işte istediklerini elde etmeye alışmıştır. Düzünelerce kadın kendilerini ayaklarına atmaya hazırdır. Genç yaşta evlenip mutsuz bir evlilik geçirmiştir. Oğlunun kendisi gibi genç yaşta evlenmesini istemez. Buna engel olabilmek için yanında birinin desteğine ihtiyaç duyar ve o kişi de Katie'dir. Oğlu Katie'nin kız kardeşi Mia ile evlenmek ister. Zack oğlunun evlenmesine ne kadar karşı çıksa istemese Katie'nin ailesi o kadar sevinip onaylar bu evliliği. Aile çöpçatanlığa meraklı olduğundan herkesin evlenmesini ister. Zack nişanlıları ayırmak için Katie'nin yanında olmasını isterken ondan etkilenmeden yapamaz. İkili arasında büyük bir çekim olunca da karşı koymak ne kadar mümkün olabilir ki? Aile harikaydı sevmemek elde değil. Eğlenceli bir kitap. Diğer kardeşleri merak ediyorum.
Baskı: Zor Kadın (Marcelli #2)
İkinci kitap Marcelli kızlarından Francesca'nın hikayesi. Francesca Marcelli İrlandalı İtalyan gelenekçi bir aileden gelir. On sekiz yaşında evlenmiştir fakat eşi birkaç yıl önce ölmüştür. Sosyal psikoloji yüksek lisans öğrencisidir.İnsanların farklı koşullar altında nasıl davranışlar gösterdiklerini inceler. Çalışmasının içeriği ise insanların sosyal konumlarının,görüşlerinin veya cinsiyetlerinin davranışlarına olan etkisidir. İnsanların büyük çoğunluğu çekici birine çekici olmayan birinden daha çok yardım eder. Dış görünüşün davranışlar üzerinde ki etkisi ile ilgili düzünelerce araştırma vardır. Oda tezi için araştırma yapar. Bazen tekerlekli sandalyeyle dışarı çıkar bazen dövmeler ve siyah deri kıyafetlerle. Bu kez ise hamile bir kadın kılığına girer.Teslim etmesi gereken bir sürü ağır kutu vardır. Doğrudan yardım isteyemez.Yardımın önerilmesi gerekir. İncelemesine başladığı şirkette kimin hamile bir kadına yardım edip,ilgileneceğine bakar.Çok geçmeden yardımına Sam gelir. Sam uluslararası güvenlik işi ile uğraşır.Dünya çapında müşterileri vardır.Kişisel,tam zamanlı ya da sürekli olarak koruma temin ederler. Danışmanlık hizmetleri de vardır. Ayrıca diğer insanların korumalarını da eğitirler. Aile şirketini büyükbabası kurmuştur. Babası o küçükken ölmüş annesi ise birkaç sene önce ölmüştür.Başından da bir evlilik geçmiştir. Francesca ile aralarında bir etkileşim olur.Gerçek kimliğini öğrenince de yemeğe davet eder. Frencesca eşi öldükten sonra bir ilişkiye başlayamamıştır. Bu yüzden çekinceleri vardır. Sam ise boşanma ile sonuçlanan bir evlilikten sonra tekrar evlenmemeye kararlıdır. Bu yüzden ikili duyguların olmadığı, evlilik ile sonuçlanmayacak bir ilişkiye başlar. Sam'in hayatına yıllar sonra giren kızı da ortaya çıkınca olaylar karışır. Neyse ki her şeyin üstesinden gelinir ve aşk galip çıkar. Bu aileyi seviyorum. Yine eğlenceli bir kitaptı. Sıkmadan hemen biten bir kitap.
Baskı: Melekler Zamanı
Yusuf ve Yesra iki kardeştir. Babası Yusuf'u dokuz yaşındayken tarikata gönderir. Yusuf yaşadığı yalnızlıktan, özlemden sonra kaçıp ablasına gelir ama sonuç alamaz. Yaşadıklarından sonra yavaş yavaş Barlas'a dönüşür. Acılarını,geçmişini içine gömmüş, ölümü her an bekler bir an önce gelmesini ister halde yalnız yaşayan biri olur. Sevgisiz, inançsız, yalnız, içinde hala çocukluğunun acısını yaşadığı bir hayatı vardır. İşte bu zamanda hayatına giren kadın hayatını tamamen değiştirir. Barlas, otel işletir. Nesil ise otele iş başvurusu yapmak için gider. Nesil neşe,sevinç,mutluluk dolu,hayatı yaşamayı seven,sevgi dolu biridir. Otele giderken yolda Barlas ile karşılaşır. Hemen aşık olur ve Barlas ne söylerse söylesin vazgeçmez. Üstelik bir de çocukları olur. Bu yazarın okuduğum ikinci kitabı iki kitaba da bayıldım. Nasıl güzel bir kitaptı bu böyle. Öyle güzel öyle etkileyici bir kitaptı ki sanırım uzun süre etkisinde kalırım. Kitabı elimden bırakamadım nasıl bitti anlamadım. O ne güzel bir hikayeydi ve ne güzel bir anlatımdı. Yazarın anlatımı,dili çok akıcı. Karakterler yaratmada çok çok iyi. Okurken çok üzüldüm ama çokta mutlu oldum. Kitap o kadar duygusal ki bazen çok ağır geliyor. Başka birçok karakter daha var. Vural kaptan,Yesra,Esengül,Nevris Hanım,Lal hepsinin ayrı bir hikayesi var. O kardeş özlemi, sevmeyi bilemeyen adamın eşsiz sevgisi okunmaya değer. Mutlaka okunmalı.
Baskı: Kara Kış Beyaz Düş
Zeynep'in babası, o küçükken ölmüştür. Annesi de yeniden evlenmiştir. Yeni kocasına da aşıktır. Üvey babası Selim'in Zeynep ile de arası iyidir ama Zeynep büyüdükçe işler değişmeye başlar. Annesi hastalanıp yataklara düşer, Selim'in ise duyguları ortaya çıkmaya başlar. Zeynep'e karşı saplantılı karşılıksız bir aşkı vardır. Zeynep ise annesini üzmemek üvey babasından korunmak için mücadele eder kaçar. Yolu söz hakkının dahi olmadığı, kaderleri aynı olan köylü kızı Akgül ile kesişir. Zeynep ona da sahip çıkıp geçmişi ile mücadele ederken karşısına Binbaşı Güven çıkar. Aralarında ki aşk ve verdikleri mücadele okunmaya değer. Yazarın okuduğum ilk kitabı ve çok beğendim. Nasıl güzel bir kitaptı öyle bayıldım bu hikayeye. Okurken çok üzüldüm okuyup da içi sızlamayan biri yoktur herhalde. Hem üzüldüm hem sinirlendim aynı zamanda onlar mutlu olunca mutlu oldum. Keşke daha uzun olsaydı da biraz daha mutlu olduklarını okuyabilseydik. O kadar hüzünden sonra mutlu olduklarını okumak iyi geliyor. Zeynep'in güçlü duruşu kendi ve başkalarının hayatları için çabalaması harikaydı. Çok güçlü bir karakter. Yıllarca susmak zorunda kalışı,susmasının her şeyi daha kötü yapması ama her şeye rağmen ayakta durmaya çalışması çok güzeldi. Zeynep'in annesi ise sinir bozucuydu. Yazara bayıldım. Mutlaka okunmalı.
Baskı: Hırsız ve Güzel (Victorian Rebels #1)
Dougan Mackenzie'nin annesi Mackenzie toprak sahibinin evinde çalışan bir odacı kızdır. Dougan da toprak sahibinin bir sürü gayrimeşru çocuğundan biridir. Dört yıl annesi ile yaşamış annesi başka bir aşığının elinde can verince de yetimhanede yaşamaya başlamıştır. Orada ona iblis adını takan rahibeden sürekli dayak yemiştir.On bir yaşındayken de çok aç olduğu için mutfaktan ekmek çalınca rahibe kayış ile avucuna derisini yırtacak kadar çok vurmuştur. Elleri kanayıp ağlarken yanına sekiz yaşında ki Farah Leigh Townsend gelir.Farah'ın babası Kırım Savaşında yüzbaşı aynı zamanda da Northwalk Düküdür. Arkadaşını ziyarete gittiği askeri hastahanede kolera kapmış ve taşıdığı virüs büyük kızını,karısını ve kendisini öldürmüştür. Babasının çalışanı da onu yetimhaneye getirmiştir. Dougan başından gönderse de Farah eteğiyle gözyaşlarını siler,malzemeler getirip elleri ile ilgilenir. Hayatı boyunca kendisine canını acıtmak maksadı taşımadan dokunan ilk insana peri adını koyar ve artık bir arkadaşı vardır. Farah bir daha onu aç bırakmayacağına söz verdiği için yemeklerinden kalanı getirir,okumayı öğretir,sevmeyi öğretir,ailesi yerine geçer. Birlikte iki mutlu yıl geçirirler.Dougan Farah'ın babasının yanında çalışan Warrington ile evleneceğini öğrendiğinde perisi kendisine ait olduğu için kiliseye gidip evlenirler. Papaz Farah'ı sıkıştırıp öpmeye çalışınca kaçmaya karar verirler, yakalanınca da Dougan papazı bıçaklayıp öldürür. Aradan on yedi yıl geçer. Dougan tutuklandıktan sonra Farah'da yetimhaneden kaçmıştır. Dougan'ın gönderildiği yere yerleşip çalışmıştır. Dougan'a onu hiçbir zaman aç bırakmayacağına dair verdiği sözü tutup yedi yıl boyunca her akşam hapishaneye gidip peynir ekmek bırakmış,mektuplar yazmıştır. On yıl önce de Dougan'ın hastalanıp öldüğünü öğrenmiştir. Oda kimliğini gizleyip dul Farah Mackenzie olarak katiplik yapmaya başlamıştır. Bir gün şeytan denilen en meşhur suç dehası,yeraltı dünyasını kontrolü altına alıp her yere sızan,özellikle çocuklarla ilgili derneklere bağışlar yapan,çok zengin olan Dorian Blackwell Ben More'un Blackheart'ı yakalanır ve sorgusuna Farah'da girer. Dougan ile aynı hapishane de olduğunu söyleyen Dorian böylece yıllardır aradığı Farah'ın yerini öğrenir ve hayatına girer. Farah'ı kaçırır Dougan'a güvende olduğundan emin olacağına dair yemin etmiştir. Ondanda intikamlarını almalarına yardım etmesini ister. Ayrıca Farah babasının düklüğünün tek varisidir ve kaçtığı nişanlısı Farah olduğunu söyleyen biri ile de evlenmiştir. Nişanlısı da Farah'ın peşine düşüp onu öldürmek istediğinden Dorian ona servetini geri vermesi için evleneceklerini söyler. Sadece göstermelik bir evlilik dese de Farah bir aile istediğinden ondan bir çocuk ister. Farah'ın gerçek kimliğine kavuşması, Dougan Dorian gizemi,ikilinin arasında yaşananlar derken kitap hemen bitiyor. Kitap ikilinin çocukluk halleri ile başladı ve tamamen çekti beni bayıldım o hallerine. Sonrası için çok meraklandım ne oldu,ne hale geldiler öğrenmek için hızla okudum. Farah'ın aç bırakmayacağı sözünü tutup yedi yıl her aksam peynir ekmek götürmesi,yanından ayırmayacağına söz verdiği kumaşı hep kalbinin üstünde taşıması çok güzeldi. Dorian'ın hapishanede yaşadıkları,yemeklerin Farah'dan geldiğini hiç öğrenmemesi, mektupları almaması,tutuklandıktan sonra Farah'a ne olduğunu bilmemesinin yaşattıkları,arkadaşlarına hep perisini anlatması,kabusları,Farah'ın elini bile tutamaması,temastan kaçması, zarar veririm korkusu çok üzücüydü. Kötü geçmişlerine,zor hayatlarına rağmen ikili muhteşemdi,bayılarak okudum. Sonu ve eski mahkumlarda çok iyiydi.
Baskı: Aşk Cephesi
Victor Bramwell İngiliz ordusunda yarbaydır. Sekiz ay önce sağ dizinden yaralanmış ve bu durum hayatını darmadağın etmiştir. İyileşme döneminden sonra kumandanlığını geri almaya giderken Spindle Koyu'nda koyunlar yanında bulunan kuzeni ve arkadaşı ile yollarını kapatır. Kuzeni koyunları korkutup kaçırtmak için barutlarla bir patlama ayarlar ve bu durum Bram'ın patlamayı duyup gelen Susanna ile tanışmasına sebep olur. Susanna Finch yaşadıklarından sonra Spindle Koyu'nda sağlıksız,skandala karışmış,evliliğe inancını yitirmiş,utangaç,sorunlu genç kızların vasileri tarafından getirildiği bir yer kurmuştur. Deniz havasının hastalıkları tedavi edeceğine inanmışlardır. Susanna onların sadece kendileri olabilecekleri bir yere ihtiyaçları olduğunu bildiği için bu yeri kurmuştur. Her şey yolunda iken gelen Bram ve yanındakiler tüm hayatlarını değiştirir. Görür görmez kendisi öpen Bram'ı önce savaşta kafayı yemiş zavallı erkeklerden biri sanır fakat sonra onun babasının yanına geldiğini öğrenir. Susanna'nın mucit olan babası aynı zamanda kraliyet danışmanıdır. Kral naibine tavsiye verdiğinden Bram birliğini geri almasını sağlaması için yardım ister. Fakat sakatlığının hala düzelmediği düşünüldüğü için Rycliff Kontluğu verilir. Unvan dışında bir de kalesi olacaktır karşılığında da milis kuvveti kurma görevini üstlenecektir. Yirmi dört kişilik bir birliği eğitmesi istenilir bunu yaparsa çok daha fazlasını elde edebilecektir.Mecburen görevi kabul eden Bram büyük bir sorun ile karşılaşır neredeyse hiç erkeğin olmadığı kız kurusu koyundadır. Ne yapmak isterse istesin hep karşısına bir kadın çıkar. Bir de kadınların lideri Susanna'ı ne zaman görse saçtıkları kıvılcım vardır. Birbirlerini düşünmeden işlerine odaklanamazlar. Durum böyle iken yakınlaşmaları fazla uzun sürmez. Baya renkli,eğlenceli,farklı bir kasaba var tabi insanları da öyle.Dönemin aksine kadınlar daha özgür ve istediklerini yapabiliyor bu durum güzeldi.Serinin sonra ki kitaplarının karakterlerine de değiniliyor. Sıkmayan,aksiyonsuz bir aşk hikayesi.
Baskı: Sakın Bitti Deme
Önce ki kitapta Kurt lakaplı kaptan Jake Maxwell ikiliye yardım etmiş ve ikili onun Ivor'un nişanlı kuzeni Alyson'dan hoşlandığnı düşünmüştü. Ayrıca kralın kardeşi Albany Dükü İskoçya tahtının varisi Davy Stewart'ı tutuklamıştı. Bu kitabın başında da Davy ölür ve Albany Dükü tahtın ikinci sırada ki varisi olur. Herkes Davy'nin ölümünden dolayı onu suçlasa da umursamaz amacı yeniden valilik görevini almaktır. Kral da büyük oğlu ölünce sekiz yaşında ki diğer oğlunun hayatından endişe eder ve onu Fransa'ya göndermeye karar verir. Onu gemiye bindirme işini de Ivor ve Fin gibi St. Andrews'da ders almış olan Jake üstlenir. On dokuz yaşında ki Leydi Alyson MacGillivray iki aylık kocası Niall ile gemi yolculuğuna çıkar. Kocası İskoçya'nın en güçlü,zengin kontlarından birinin yanında çalışır ve onun bir işi için Fransa'ya gidecektir. Gemi yolculuğu aylarca süreceğinden karısını da yanına alır. Alyson kocasını çocukluğundan beri tanısa da evlendikten sonra neredeyse hiç görmemiştir ve birbirlerini daha iyi tanımalarını istediğinden büyük bir umutla yolculuğa başlar ama yine aynısı olur kocasını neredeyse hiç görmez. Üstelik gemiye İskoç tahtının varisi yanında bir çocuk ile biner fakat çok geçmeden korsanlar gemiye saldırır ve prensi kaçırırlar. Gemi batmak üzereyken onları takip eden Jake Alyson'u ve yanında ki Willi'i kurtarır. İkili daha önce bir kez karşılaşmıştır ve Jake Alyson'u unutamamıştır. Böylece ikili yeniden bir araya gelir ve yolculuğa başlar. Alyson büyük ihtimal ölen kocası için endişelenir fakat onu hiç özlemez daha çok kendi geleceği için endişelenir.Ailesinin yanından kaçtığı yaşama yine dönmekten korkar. Bir de Alyson'un kuvvetli altıncı hisleri var. Davy'nin ölmeden önce zindanda ki sefil halini,abilerinin ölümünü görmüştür. Olayları olurken görür yoldayken de yine böyle görüler görür hatta kocasının öldüğünü de görür. Yolda tanıştığı bir kızın anlattıklarından sonra evliliklerinin normal bir evlilik gibi olmadığını,kocası ile hiç birlikte olmadığını fark eder. Yolculuk ikiliyi iyice yakınlaştırır ve St. Andrew' gittiklerinde kardinal Alyson'un Jake ile yalnız yaptığı yolculuğun dedikodulara sebep olacağını söyleyerek evlenmelerini ister. Bir de önceki evliliğinin tamamlanmadığını öğrendiklerin de Alyson'a rahat bir şekilde evliliğini fesh edebilme fırsatı çıkar. Alyson önce bunun yanlış olduğunu düşünse de Jake kocasının onun tehlikede olduğunu bile bile kendisini bırakıp gittiğini söyleyince ikna olur. Orada olan papanın temsilcisi sayesinde evliliği iptal olur ve hemen yeniden evlenir. Prensin İngilizlere yakalanmasına yardım eden Albany, ona da yardım edenler,eski koca,Alyson'un kaçırılması,kurtarma,sevgi sözleri derken kitap bitiyor. Yine tarihin o entrikalı taht mücadelelerini okuyoruz. Araya tarihi karakterlerin de katıldığı kitaplara bayılırım. Kitap güzeldi ama Alyson'u sevemedim daha çok kocasını sevmeyen yeni kocası ile ilkinde asla hissetmediği duyguları hisseden kadınları sevemiyorum burada da aynısı oldu. Diğer iki kitabın kahramanları da olaylara dahil oluyor. Cat ve Fin ikilisinin iki, Ivor ve Marsi'nin yolda bir çocuğu var. Güzel macera dolu bir hikaye. Prensten ise hala ses yok.