Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Mektubumu Aldın mı? (Bachelor Chronicles, #3)
Felicity Langley maddi açıdan zor dönemler geçirse de bir dük ile evlenmek en büyük hayalidir. Bu yüzden Hollindrake Dük'üne mektup yazmaya başlar.Mektuplara cevap alınca şaşırsa da çok sevinir. Uzun bir süre dük ile yazışınca nişanlandıkları gözüyle bakar. .Ama bir sıkıntı vardır yazıştığı kişi dük değildir. Dükün büyükbabası böyle bir oyuna girişmiştir. Gerçekleri öğrenen Thatcherin olaya bir son vermek için Felicty'e gider ama beklemediği bir durum ile karşılaşır. Felicty onu yeni uşakları sanar. Thatcher gerçekleri saklayıp oyunu sürdürür. Vakit geçirdikçe Felicity'e aşık olunca onun da dük olduğu için değil gerçekten istediği,sevdiği için kendisi ile evlenmesini ister. Felicity bir dük isterken bir uşağa aşık olur uğruna tüm hayallerinden vazgeçer. Ama bilmediği bir şey vardır hayalleri gerçek olmuştur. Gerçeklerin ortaya çıkması çok uzayıp sıkılmama neden olsa da akıcı bir kitaptı.
Baskı: Kara Melek
Drea karanlık işler ile uğraşan Rafael Salinası'n metresidir. Çok akıllı biri olsada kendisini süslü, salak, alışverişten başka bir şey umursamayan biri gibi göstermiştir. Bir birikim yapana kadar Rafael’in yanında böyle kalmaya kararlıdır. Rafael, kiralık bir katil olan Simon ile görüşme yaparken katil işin karşılığı olarak Drea ile birlikte olmak ister ve Drea bir anda kendisini katille başbaşa kalmış bulur. Drea önce koksada, hatta balkondan atlamayı bile düşünse de Simon ona nazik davranınca Drea kendisini bırakır. Hiç kimsenin hissettirmediklerini hissettiren bu adama kendisini de götürmesini söyler ama Simon bir kere yetti neden götüreyim deyince kendisini kötü hisseder. Üstelik bunlara sebep olan Rafael'e çok kızgındır ve bunu ödetmeye kararlıdır.Bu yüzden Rafael'in hesabındaki tüm parayı kendi hesabına aktarıp kaçar. Olanları öğrenip deliye dönen Rafael Simon'u Drea'ı bulup öldürmesi için gönderir. Simon biraz zorlansa da sonunda Drea'ı bulur onu takip ederken arabası uçuruma yuvarlanır. Simon bu duruma pişman olup üzülsede artık yapacak bir şey yoktur. Drea ölmüştür tabi herkes öyle sanır. Simon Drea'nın ölmediğini öğrenince onun iyi olup olmadığı ile ilgilenmiştir ama Drea yeniden kendisini öldürmeye geldiğini düşünmesin diye görünmemeye çalışmıştır. Drea Simon'u görür ve onu istemediğini söyleyen,öldürmeye kalkan adama karşı koyamaz. Bir anda kavuşup mutlu olamayacaklardır. Çünkü bir Rafael problemi vardır. Drea kendisi halletmek istese de Simon mutlulukları için, sevdiği kadın için yapması gerekeni yapar. Kitabı çok sevdim. Macera,aşk dolu bir kitaptı. Akıcı sıkmayan bir kitap beğenerek okudum.
Baskı: Aşk Tuzağı
Jaclyn Wilde'nin annesi ile ortak olduğu organizasyon şirketi vardır. Aşırı hız cezası ödemek için gittiği belediye binasından çıkarken dedektif Eric Wilder ile çarpışır. İkisi de birbirinden etkilenir ve Eric sürekli gittiği polis barında Jaclyn ile yeniden karşılaşır. Eric otuz beş yaşında bir boşanma yaşamıştır. Bu yüzden yeniden evlenmek için acele etmemek istese de dürtülerine engel olamaz ve klas ve pahalı karmaşa diye adlandırdığı Jaclyn'nin yanına gider. İyi vakit geçirirler bir hafta sonra buluşmak için anlaşsalar da Eric dayanamayıp o gece arar ve geceyi birlikte geçirirler. Jaclyn'de bir boşanma geçirdiğinden ilişkilerinde daha temkinlidir. Jaclyn'nin beş günde altı düğün gibi bir yoğunluğu vardır. Onu en çok yoran bir ay sonra eyalet senatörünün oğlu ile düğünü olacak Carrie Edwards'dır. Carrie sürekli fikir değiştirir,nedimesi ile kavga eder,yapılan işlerden memnun olmaz. En son Jaclyn'e tokat atıp düğününü mahvetmek için elinden geleni yaptığını,kuyusunu kazdığını söyleyerek kovar. Jaclyn zorda olsa sakinliğini koruyup bir daha olursa savunmaya geçeceğini tutuklatacağını söyler ve gider. Carrie ise şişlenmiş bir halde ölü bulunur. Cinayeti araştıran Eric olur ve Carrie'nin en son Jaclyn ile kavga ettiği ortaya çıkınca şüpheliler listesinin başına Jaclyn eklenir. Bir de çıkarken katili gördüğünden görgü tanığı da olur. Bunlar yetmezmiş gibi bir de katil peşine düşer Eric ile yaşadıkları duygularda işin içine girince kitap akıp gidiyor. Kitap genel olarak güzeldi. Yazarın erkeklerin polis grubundan mesleklerde olduğu katilin kadın karakterin peşinde olduğu klasik kitaplarından. Gizli ilişkiyi öğrendikten sonra katili tabi ki anlıyorsunuz ama bu etkisinde azaltma yapmıyor. Düğün detayları çok fazlaydı bu sıkıcı oldu. Jaclyn'nin bayan denmesinden nefret etmesi Eric'in inadına inadına söylemeleri, Eric'in kahve için her durduğu yerde soygun olması, Jacly'nin arabaları ayırt edememesi Eric'in onu galeriye götürme isteği o diyaloglar çok eğlenceliydi. Sonu ise harikaydı kesinlikle gülümseme ile kapatıyorsun kitabı.
Baskı: Bay Mükemmel
Jaine Bright otuz yaşında ve bilgisayar teknolojisi satan uydu şirketlerden birinde çalışmaktadır. Üç kez nişanlanmıştır ama nikah memurunun karşısına çıkmayı başaramamıştır. Yeni bir ev almıştır ve belli belirsiz saatlerde,fazla sesli arabası ile gürültülü bir şekilde eve gelen komşusu ile başı beladadır. Kızarık gözleri,tıraşsız yüzü ve yaptığı tadilat nedeni ile kirli ve kırışık elbiseleri yüzünden önce onun işsiz,kaba ayyaşın teki olduğunu düşünür. Aynı şekilde dedektif olan komşusu Sam Donovan da onun tanıdığı en gürültücü insan olduğunu düşünür. Sam eşinden ayrılmış anaannesi ve dedesinin evinde oturmaya başlamıştır. Jaine sürekli atıştığı komşusu dışında her cuma işten sonra aynı iş yerinde çalıştığı üç arkadaşı ile barda buluşur. Marci muhasebe bölümündedir. Kırk bir yaşında, üç kez evlenip ayrılmıştır. Şuan sevgilisi olsa da ciddi bir ilişki değildir. En gençleri yirmi üç yaşında ki Luna satış bölümündedir. Sevdiği ama sürekli başka kadınlar ile görüşen bir sevgilisi vardır. Otuz yaşında ki T.J ise insan kaynakları bölümünde ve dokuz yıldır evlidir. Fakat şu sıralar evliliği yolunda değildir. Yine bir buluşmaların da Luna'nın sürekli kendisini aldatan erkek arkadaşını konuşurlarken bir erkekte bay mükemmelde olması gereken özellikleri sıralarlar. Kendi aralarında öylesine yaptıkları bu liste şirket gazetesine çıkar. İsimleri A,B,C,D olarak verilir. Haberlere, internete her yere yayılır. Kimlikleri de ortaya çıkınca muhabirler peşlerine düşer. Bir süre sonra da kızlar bununla eğlenmeye karar verip programlara dergilere çıkar. Fakat her şey iyi gitmez çevreden gelen tepkiler dışında ilişkileri değişmeye,sürekli sen hangisisin denilen telefonlar almaya başlarlar. Bir de Corin var ki o hep problemli bir çocuk olmuş, okullardan atılmış,psikolojik yardım alması söylenmiş fakat annesi mükemmel olmasını istediği için mükemmel erkek olarak yetiştirmiştir. Bir kusur işlese cezalandırılmıştır. Corin ise bazen cezalandırılmak için kabahat işler. Bu liste ortaya çıktıktan sonra dört kadının kendisi ile alay ettiğini düşünür. Onun mükemmel olmadığını düşünüyorlardır ama onu annesi yetiştirmiştir ve bu mümkün değildir. Tabi ona göre. Özellikle C'nin söylediklerinden nefret eder ve onu bulup öldürmeye kararlıdır. Muhteşem komşular aralarında ki çekimden dolayı yakınlaşsalar da işlenen ilk cinayetlerden sonra iyice yakınlaşırlar. Bir yandan katili aramaya çalışırken bir yandan da ilişkilerini yürütmeye çabalarlar. Jaine bela okumasına yardımcı olsun diye küfür ettikçe arkadaşlarına para öder. Küfürlerinden dolayı sık sık Sam'e de öder. Onun bu ödemeleri Sam'ın arkadan sessiz gelip Jaine'i korkutması,atışmaları, hemen aşık olup teklifin gelmesi güzeldi. Kitapta katilin hayatı da anlatılıyor hatta onunla başlıyor ama bir cinsiyet ikilemi var. Kimliği bilinse de bu heyecanı azaltmıyor. Yazarın önce katillin hayatından kesitler vermesi güzel oluyor aslında. Verilen kayıplar üzse de çok keyif aldım okurken sevdim.
Baskı: Av Mevsimi
Daisy Minor kasabanın kütüphanecisidir. Otuz dördüncü yaş günün de acı gerçeklerle yüzleşir. Hiç evlenmemiş,nişanlanmamış,büyük bir aşk yaşamamıştır. Kıyafetleri,saçı gösterişsiz tüm hayatı sıkıcıdır. Kız kardeşi evlenip bir aile kurmuştur ama o annesi ve teyzesi ile yaşayan bir kız kurusudur. Artık kendisine ait bir ev,eş ve çocuklar istediğine karar verir. İlk iş olarak kendisine bir ev tutar. Ailesinin isteği ile kasaba da antika ve dekorasyon mağazası olan eşcinsel Todd Lawrence'den yardım alır. Makyaj,saç,giyim değişiminden sonra arayışa gece kulübünden başlar. İlk gidişinde ise barda bir karmaşaya kavgaya sebep olur. Onu oradan çıkaran ise Jack Russo olur. Jack eski Sawat elemanı otuz altı yaşında bir polis şefidir. Eşinden ve tehlikeli işinden ayrılıp sakin bir hayat yaşamaya karar vermiştir. Bu yüzden çocukken yanına geldiği teyzesinden kalan kasaba evine yerleşir. Polis şefliği görevine başlar. Sanal kütüphaneden yararlanmak için Daisy'den yardım almaya kütüphaneye gelir. Sorun olunca da yeniden kütüphaneye gelir ve bir erkeğin eşcinsel olup olmadığını öğrenmek için sorulan lila ve yavruağzı renklerini bilip bilmediği testine tutulur. Ve ikilinin yolu sürekli barda kesişir. Jack uyuşturucu GHB ile kızları uyutup bilinçleri yerinde değilken onlara tecavüz eden bu yüzden kızların ölümüne sebep olanların peşindedir. Kulüplere gidip gözlem yapmaya ve her yerde Daisy'nin karşına çıkmaya başlar onu beladan uzak tutma derdindedir. Ama bu o kadar kolay olmaz Daisy bir cinayete bilmeden tanık olur ve artık adamlar peşindedir. Daisy'nin aradığı bir erkek olduğundan çok uzaklara bakmasına gerek yoktur çünkü buna talip bir Jack var. Onun başka bir erkekle görüşmesine engel olmaya kısmetini kapatmaya başlar. Davranışları da herkesin görüştüklerini düşünmesine neden olur. İkili birbirinden etkilenir fakat Daisy evlenecek bir adam arar. Jack ise onu gerçek bir ilişki yaşayacak birini bulana kadar kendisi ile takılmaya ikna eder. Hamile kalırsa da onunla evlenecektir. Daisy'nin hayatının tehlikeye girmesi ile Jack onu iyice yakın planda tutmaya başlar.Bir yandan yeni başlayan ilişkileri bir yandan da suçluları bulma işi ile uğraşırlar kitap akar gider. İkili arasında çok eğlenceli konuşmalar var bayıldım. Fazla polisiye gerilim olayları yok bu yüzden sıkmıyor. Aşk ile polisiye dengesi çok iyiydi. Yazarın genel olarak tüm kitaplarını seviyorum ama Ölümcül Hata ve O Gecenin Ardından kitaplarını ayrı bir severim. Bu kitap onlar kadar güzel değil evet ama kötü hiç değil. Severek okudum.
Baskı: Gölge Kadın
Kitap dört yıl önce Birleşik devletler başkanı Thorndike ve eşinin kampanya çalışmaları sonrası kaldıkları otelde yaşananlar ile başlar.Gizli servisin sağladığı güvenli konumda olmalarına rağmen gece eşi başkanı vurur. Başkanın eşinin özel koruması Laurel vurulup ölür başka bir ajan yaralanır.Gizli servis elemanı ajan Tyrone ise başkanın eşini öldürür. Olay ulusal açıdan kabullenilemeyecek kadar büyük bir darbedir. Başkanın eşi kocasını kardeşi ile ilişkisi olduğunu öğrendiği için öldürmüştür. Dört yıl önce Laurel'in anlattığı bu olaydan sonra Lizette Henry bir sabah uyanır ve hazırlanmak için baktığı aynada gördüğü kadını tanıyamaz. Bu o değildir. Geçmiş hayatını hatırlarken beş yıl öncesini,üç yıldır çalıştığı işe başlamasını,evine taşınmasını hatırlayamadığını fark eder. O iki yıl içinde ne olduysa hiçbirini hatırlamaz. Ayrıca izlendiğinden,telefonlarının dinlendiğinden,yüzüne estetik yapıldığından emindir. Asıl soru bunun nasıl olduğu ve nasıl öğreneceğidir. Bunlar yetmezmiş gibi hafızası geri gelmeye başladığı için peşinde onu öldürmek isteyen birileri vardır. Xavier gizli operasyon çalışanıdır. Aslında başkanın eşini öldüren Tyrone'dir. Üç yıldır birkaç kişi ile birlikte Lizette'i denek C'i izler. Geçmişte ilişkileri vardır ve Lizzy'i korumaya kararlıdır. Bu yüzden kaçan Lizzy'nin peşine düşer. Yeniden kavuşan ikili geçmişi de ortaya çıkarır. Vatan haini bir başkanın peşinde olan ikili yaşananlar ile ülke çapında bir olayla karşı karşıya kalınca bambaşka beklenmedik bir yola girmişlerdir. Yazarın çok çok farklı bir kitabı. Konusu çok farklı. Sonu asla beklenmeyen,merak içinde bırakan harika bir kitap. Sonu olayların kapatılışı daha farklı olabilirdi ama buna rağmen iyiydi.
Baskı: Ölümcül Hata (Blair Mallory #1)
Blair Mallory bir amigo kızdır. Üniversiteye amigo kızlara ayrılan burstan yararlanarak gitmiştir. Mezun olur olmazda Jason Carson ile evlenmiştir. Jason kedini politika kariyerine adamıştır. Blair onu on yedi yaşında ki kız kardeşi Jennifer'ı öperken yakalayınca dört yıllık evliliğini bitirmiştir. Elinde ki resimden dolayı Jason istediği her şeyi vermeye razı olmuştur. Bununla kalmaz bunu kardeşinin yanına bırakmayıp kardeşini annesine söylemiştir. Onu kan bağından dolayı affetmiştir fakat kocasını asla affetmez. Ondan aldığı para ile de spor salonu açmıştır. Spor salonuna kaydolan Nicole Goodwin Blair'i taklit eder. Saç rengi,modeli,losyonu,kıyafetleri,arabası dahil her şeyini taklit eder ama Blair'den nefret eder. Salonda ki diğer kadınları da rahatsız edip aşağılar. Üyeler şikayet edince de fırsatını bulan Blair üyeliğini bitirir. Nicole olay çıkarsa da ayrılmak zorunda kalır. Blair salonu kitlerken Nicole'i yanında bir adam ile onu beklerken görür. Silah sesinden sonra kendisini öldürmek için geldiklerini düşünür fakat ateş edilen kendisi değil Nicole'dir. Soruşturmaya ise teğmen Jefferson Wyatt Bloodsworth gelir. Wyatt ile iki sene önce üç kez çıkmışlardır. Son buluşmadan sonra Wyatt gitmiş bir daha aramamıştır. İki yıl geçmesine rağmen sesini duyunca Blair'in kalp atışları hızlanır fakat önce onu tanımama oyununu oynar. Tabi ki Wyatt buna inanmaz. Wyatt profesyonel futbol oynamış üç yıl da evli kalmıştır. Futbolu bıraktığı gün karısı boşanmak istemiştir. İki sene önce korkup Blair'i aramamıştır. Cinayet haberini alınca onun unuttuğunu sandığı Blair olmadığını öğrenince rahatlar. Cinayet araştırılmaya başlanır. Önce hedefin cinayet tanığı olan Blair olduğu düşünülür. Blair'i öldürmeye çalışırlar ve yaralanır. Wyat'ın koruyuculuğu devreye girer onun evinde kalır ve tüm bu işler ikiliyi iyice yakınlaştırır. Wyatt nişanlı olduklarını yayar. Hatta Blair'i annesine torunlarının annesine iyi bak diye bırakır. Blair yeniden canının yanmasını,kalbinin kırılmasını istemez bu yüzden güven problemi olsa da Wyatt onun güvenini yeniden kazanmaya kararlıdır. Artık pişmandır ve o korkan halinden eser yok. İkili bir yandan ilişkisini yaşarken bir yandan da katili araştırmaya devam ederler. Tam katil yakalandı diye düşündüklerinde yeni bir kaza ile karşılaşırlar ve olayların çözülmesi kolay olmaz. Wyatt bayıldım ona Nicole öldükten sonra Blair'in ölmediğini anlayınca, elinden kaçırmamaya karar verip ilk iş yüzük almış. Blair başına ne iş açarsa açsın buna değeceğini anlar. Onu korumak için gökyüzünü yeryüzüne taşıyabilir,onun yakıp yıktığı ormanları söndürmek için koşuşturmaya razı. Blair'e eğlenceli hallerine,listelerine bayıldım. Kitap o eğlenceli anlatımı ile daha ilk sayfadan bağladı beni. Ciddi bir mesele var ortada bir cinayet var, suçlu aranıyor fakat eğlenmemek mümkün değil. Cinayet arkada figür gibi kalıyor. Bunun sebebi tabi ki önemsiz veya üzerin de durulmaması değil kitap boyunca var, araştırılıyor ama ikili o kadar keyifli ki arka planda kalıyor. Aşk, aksiyon,eğlence dolu bir kitap.Katilin ortaya çıkısı ve sonrası ise bambaşka bir olay. Bayıldım kitaba da ikiliye de.
Baskı: O Gecenin Ardından
Faith Devlin meşhur Devlin ailesinin bir üyesidir. Babası bir alkolik, iki abisi hırsızdır. Annesi güzelliği ile erkekleri büyüler ve sürekli bir sevgilisi vardır. Ablası ise annesinin yolunda ilerler. Küçük erkek kardeşi ise Down sendromludur. Kardeşinin bakımı ve evin tüm işi ile ilgilenme görevi ondadır. Annesinin kasabanın en zengini olan Guy Rouillard ile ilişkisi olduğu için onların evinde kira vermeden yaşarlar. Kendisi de Guy'un oğlu Gray'a aşıktır. Dokundu diye tişörtünü saklayacak kadar. Ailesine süprüntü Devlin ailesi denilir. Faith'i de hor görülür, hırsız olduğunu düşünürler. Ailesi gibi değildir fakat soyadının arkasındakini görmezler. Annesinin kızıl saçlarını, yeşil gözlerini, güzelliğini aldığından onun gibi davranacağını düşünürler. Fakat o bir gün kurtulmaya kararlıdır. Hayatı böyle geçerken annesi bir gece eve gelmez ve ertesi gün Gray anneleri ile babasının kaçtığını söyleyip onları evlerinden kovar. Kız kardeşi Monica'da intihara kalkışınca gece polisle gelip onları yataklarından sürükleyip evinden atar. Faith ise utanç ve çaresizlik içinde eşyalarını toplarken Gray'de dahil on dört yaşındaki hali ile bütün erkekleri etkiler. Ailesini mahveden kadının kızının hissettirdikleri yüzünden onu kovarken süprüntü der. Faith ise böyle kovulduğu kasabaya on iki yıl sonra geri döner. O gecenin ardından hayatı tamamen değişmiştir. Kalan ailesi ile yolları ayrılmış, küçük kardeşi ölmüştür. Hem çalışmış hem okumuş üniversitenin son yılında aşık olup evlenmiştir. Kocası ise ölmüş yine yalnız kalmıştır. Turizm şirketinde bir süre çalıştıktan sonra şirket onun olmuştur ve işlerini iyice büyütmüştür. Annesini bulmuş onun Guy ile kaçmadığını annesinin evinde olduğunu öğrenmiştir. On dört yaşında sokağa atılmıştır. Yaşadığı bu acıya neyin sebep olduğunu bilmek ister. Bu yüzden Guy'a ne olduğunu öğrenmeye kararlıdır. Ayrıca kendisini küçümseyen kasabaya ve Gray'a kendini kanıtlayacak yuvasına da dönmüş olacaktır. Gray Rouillard babası onları bıraktığında yirmi iki yaşındaydı. Babasının gönderdiği vekaletten sonra işleri yönetmek kendisine kalmıştır. Annesi o günden sonra evden dışarı çıkmamıştır. Annesi ve kardeşi ile ilgilenmek kendisine kalmıştır. Tam her şey düzelmeye başlamış iken Faith ortaya çıkar. Annesi ile kardeşinin onu görüp üzülmesini istemez. Ondan gitmesini ister fakat o orada ev alıp yerleşir. Kötü ve kırıcı konuşur, hayatını zorlaştırmaya başlar. Faith markette alışveriş yapamaz, benzin alamaz hale gelir orada da istenmez. Gray Faith'i görür görmez yine etkilenir. Fakat o ailesini mahveden kadının kızıdır. Ailesini de üzmeye dayanamaz. Faith'i oradan gönderip birlikte olabilmelerinin yolunu arar fakat bir süre sonra çekime karşı koyamaz hala gelir. Faith ise yıllarca Gray'i sevmiştir onun kendisi hakkında düşündüklerinden dolayı uzak durmak istese de uzak kalamaz. Guy'a ne olduğunu öğrenmek için tuttuğu dedektif ortadan kaybolur. Kendisi de çevrede Guy ve diğer ilişkileri ile ilgili sorular sorup araştırmaya başlar. Bu olaylardan sonra da tehdit notları almaya başlar. Bu karmaşada Gray ile ilişkisi başlar ve bildiklerini anlatır fakat başlarına gelenlerden sonra gerçekler ortaya çıkmaya başlar. Yıllar sonra o gecenin ardında ki gerçek ortaya çıkar. Katile şaşırmadım fakat Guy'un aslında karısını onun için bırakacağı sevdiği kadının Faith'in annesi olmaması, Monica ve babasının annesine aşık arkadaşı arasında olanlar şaşırttı doğrusu. Severek okudum. Faith'in yaşadıklarından sonra o duruşu, mücadelesi ikili arasında ki aşk yaşadıkları okunmaya değer. Bayıldım.
Baskı: Gözyaşlarımı Sildiğim Gün
Milla'nın sosyal bilimler diplomasını aldıktan sonra üniversite hocası olma hayalleri varken asistanı olduğu tarih profesörünün oğlu David ile tanışır ve aşık olur. David IQ'su bir dehanın bile üstünde yirmi beş yaşında bir doktortur. Milla yirmi bir yaşında iken evlenirler. David'in bir yıllık ücretsiz hizmet görevi için Meksika'ya giderler ve Milla orada oğlu Justin'i doğurur. Her şey yolunda iken Milla oğlu ile pazara gittiğinde iki adam gelip onu yaralar ve oğlunu kaçırır. On yıl geçer. Milla klinikte bir böbreğini kaybetmiş bir şekilde uyandığı günden beri oğlunu bulma amacı ile yaşamıştır. Kaybolmuş,çalınmış çocukları,insanları bulmayı kendine iş edinmiş ve Kayıp Aranıyor derneğini kurmuştur. Gözü David'i görmez olunca evlilikleri bitmiş David ise yeniden evlenmiştir. David ona bir ev ve Milla'nın kabul ettiği kadar nafaka ödemiştir. Aralarında ki aşk oğulları ile birlikte yok olsa da Milla onu sevmiş ve hala sevdiğinden kendisi ve oğlu olmadan yeni bir hayat kurması canını acıtmıştır. David'in önce bir kızı sonra da oğlu olmuştur. Bu haber ise onu daha çok üzmüştür. Oğlunu bulmak için çıktığı yolda kardeşleri bile vazgeçmesini hayatına kaldığı yerden devam etmesini söylese de o vazgeçmemiştir. Kendisi mutlu sona ulaşamasa da başkalarının ulaşmasını sağlamıştır. Oğlunu kaçıran ve tek gözünden olmasını sağladığı adamın izini bulur ve tam karşısına çıkacakken bir adam onu bayıltır. Aslında hayatını kurtarır. O adam ise bu konuda bir bilgisinin olabileceği söylenen ve peşinde olduğu Diaz'dır. Diaz bir tetikçidir. Ne kadar kaçarlarsa kaçsınlar peşinde olduğunu bulur iyi bir gözlemci ve iz sürücüdür. Özel şahıslar,şirketler,hükümetler için bile çalışmıştır. Çok fazla ilişkisi olmasa da uzun zamandır ilgisini çeken bir kadın olmamıştır. Tabi Milla'a kadar. Onu ister ve Milla onundur. Diaz büyük suçlar işleyip ceza almayanları öldürür.Şimdi ise organ kaçakçılarının peşindedir. Milla ise onu oğlunu kaçıran tek gözlü adam Pavon'u bulmak için ikna eder. İkili birlikte araştırmaya girişir bu maceraya duygularda eklenince kitap hemen biter. Kitap çok duygusal başladı. Bir annenin çocuğuna kavuşmak için çektikleri,yaptıkları,yapabilecekleri o kadar iyi yansıtılmıştı ki o anneye hayran olmamak elde değil. Milla'nın oğlunu bulma hayalini,umudunu hiç kaybetmemesi,on yıl boyunca oğlunun seveceğini düşündüğü oyuncakları alması,onun bir şeylere başladığını hayal etmesi çok duygulandırdı. Aşkları biraz geç başladı. Diaz ise sert,soğuk bir tip gibi anlatılsa da bunu hissedemedim.Ama Milla'a olan desteği çok iyiydi. David ile Milla'nın ise gerçeklerin ortaya çıktıktan sonra ki o ilk halleri çok etkileyiciydi. Milla'nın verdiği o zor karar ise hayran bıraktı. Son ise dokuz yıllık evli iki kız ve bir erkek çocuk sahibi ikili ve umduğum gibi bir son ile bitti. Aşk,macera,polisiye var ve bir de buna ihanet, duygusallık eklenince beğenmemek elde değil.
Baskı: Yanlış Zaman Doğru İnsan
Grace St. John sekiz yıllık eşi Ford ve erkek kardeşi ile yaşar ayrıca aynı arkeoloji kuruluşu için çalışıp eski dillerde uzman çevirmenlik yapmaktadırlar. Bir vakıf için çeviri yaptığı eski belgeler onu çok etkiler. Bu araştırma Tapınak Şövalyeleri ve özellikle Niall adında bir savaşçıya aittir. Tapınak Şövalyeleri orta çağın en zengin kurumudur. Bu savaşçı keşişler en iyi savaşçılardan oluşur ve onlardan ölesiye korkulur. Şövalyelere borcu olan Fransa kralı IV. Philip borcu ödemek için papa V. Clement ile birlik olup şövalyelere komplo kurar ve onları sapkınlıktan tutuklar. Şövalyelere düzenlenen harekatla binlercesi tutuklanır,kaçamayanlar korkunç ölümlere mahkum olur bu gün kara gün olarak anılır fakat onlar hazineyi bulamazlar. Tarikat lideri de İskoç hazinesinin güvenliği için bir gardiyan seçer. Kraliyet kanından gelen gayrimeşru acımasız savaşçı Niall'ı seçer. Niall İskoç kralı Robert Buruce'nin kardeşidir. Catriona Douglas'ın oğludur ama kadın hala evli olduğundan bu gerçek saklanmıştır. Yenilmeyen,hastalanmayan,yaşlanmayan evlilik ve çocuk istemeyen bir savaşçıdır. Grace araştırmalarına başlamıştır tüm işler yolunda iken bir gece belgelerin peşinde olan patronu Parrish'ı evinde kocası ve kardeşini öldürürken görür. Patronu belgelerin yani artık Grace'nin peşindedir. Bir de ailesinin öldürülme suçu üzerine kalınca onların ölümüne neden olan belgelerde ki bilgiyi bulmak,intikamını almak için kaçmaya başlar. Evsiz,parasız halde önce sokaklarda yaşamaya,benzinliklerde hatta tanımadığı insanların evinde yıkanmaya başlar. Küçük işlerde çalışır,sahte kimliklerle yaşar ama şövalyelerin hazinesinin nerede olduğunu söyleyen bu belgeleri araştırmaya devam eder. Bu araştırmalarla birlikte sürekli Niall'ı düşünmeye,rüyalarında görmeye,onunla birlikte olmaya başlar. Bunda yalnız değildir 675 sene geride yaşayan Niall'da onu rüyalarında görmeye artık onu yanında istemeye başlar. Grace araştırdıkça hazineyi bulmak için işletilen bir vakfın olduğunu hatta bu Şeytan Vakfın içinde zamanında Napolyon,Stalin,Hitler'in bile olduğunu öğrenince hazineyi bulup patronunu ve vakfı durdurmak için gerekeni yapmaya karar verir. Gardiyanların yapabildiği zaman yolculuğu tarifine uyar bir sene hayatta kaldıktan sonra zamanda yolculuk yapar ve kendisini bir savaşın ortasında bulur. Niall ile tutsak edildikten sonra onu kurtarır ama o kendisini almadan kaçar tabi bunlar Grace'i yıldırmaz ve Niall'ı bulmayı başarır. Bir amacı vardır ama Niall ile birbirlerine karşı koymaları da mümkün değildir. Kitap sıkıcı başladı hem de çok sıkıcı. Zaman zaman çok uzamadı mı bu araştırma işi diye düşündürdü. Ama Grace'nin yaşam mücadelesi verirken bir yandan da araştırmasından vazgeçmemesi azmi hayran bıraktı. Niall ise bir göründü bir kayboldu çok sık göremedik. Yoğunluk fazlasıyla Grace de sayfalarca onu ve araştırmalarını arada Niall'i görerek okuyoruz. Son yüz elli sayfada işler hızlanmaya başlıyor ki bence o kadar uğraştıkları olayı bu kadar çabuk çözmeleri olmadı. Güzel bir konu var var ama bunu sonuca ulaştırmak o kadar iyi olmuyor. Tarih,polisiye,fantastik her şey var kitapta tabi aşkta var ama ben hissedemedim bu aşkı. Ne ara aşık oldular o duygusal çekimi hissedemedim. Onların ki başka bir çekimdi. Bir de şu kocası ölen kadınların başkasına çekim duyunca kocasını aldatıyormuş hislerini dile getirip getirip adamlardan da vazgeçmemeleri o kadar saçma bir klişe ki burada da olması yine bir eksi yöndü. Yazar genellikle polis ve bu grupta ki meslekleri olan erkekleri ya da katilleri yazıyor. Burada kahraman savaşçı olsa da farklılık var ayrıca bir zaman yolculuğu da var. Yazarın diğerlerinden farklı bir kitabı.
Baskı: Dikkat! Aşk Çıkabilir
İlkim asosyal, zeki, gözde öğrenci, gözlüklü, diğer kızların ilgilendikleri ile ilgilenmeyen, bilim peşinde koşan biridir. Bir gün zorla dışarıya çıkarılır ve o gece hayatını değiştirecek kendisinin zıttı bir adamla tanışır. Martin Turner öfkeli,tehlikeli,kaba ve Amerikanın en ünlü iş adamlarından biridir. Mecburi durumdan dolayı zaman geçirmek için gittiği yerde İlkim ile tanışır ve hayatı değişir. Birbirlerinden nefret eden ikili evlenirler. İkisinin de amaçları vardır ama işler umdukları gibi olmaz ve zorda olsa bir aşk doğar. İkinci bir aşk daha var Martin'in ablası Mary ve Seth. Eski evli çift ayrılmıştır ama sevgileri bitmemiştir. Onların ilişkilerinin gelişimini de okuyoruz. Kitabı sevemedim çok uzatılmıştı. Okurken o kadar sıkıldım ki kaç kez bıraktım hatırlamıyorum. Karakterleri hiç sevmedim çok zorlama. İlkim'in annesinin kızına söyledikleri tek ilgimi çeken oldu.
Baskı: Yağmur Sonrası
Yazarla yeni tanışmama rağmen tüm kitapları bitti sayılır ve sevdiğim yazarlar arasına çoktan girdi. Yine bu kitaba da bayıldım Anne hemşireliği yeni bitiren nişanlı biridir. Düğün arifesindedir. Çok yakışıklı bir nişanlısı vardır ama ilişkisinden emin değildir. Yakın arkadaşı orduya hemşire olarak yazılınca arkadaşını yalnız bırakmayıp orduya katılır. Hikaye böyle başlar. Arkadaşı için bu kadar fedakarlık yaptıktan sonra karşılığı üzdü tabi ki ama bunu tahmin etmek zor olmuyordu kitapta. Westry onu sevemesem de aşkı beni etkiledi. Özellikle kitap sonunda okuduğum bölümler çok güzeldi. Yazarın hep bir şekilde geçmiş ile günümüzde ki kişiler arasında bir bağlantı kurması ve kızların eşlerine veya nişanlılarına zaten aşık olmamaları artık sıradan bir hal almış olsa da sonunun etkilediği bir gerçek. Yazarı seviyorum.
Baskı: Mart Menekşeleri
Emily Wilson bir yazardır. Kocası başka bir kadın için kendisini terk edince boşanırlar. Yengesi kendisini adaya davet edince de adaya gider. Kaldığı odada bir günlük bulur. Bir yandan günlüğü okuyup gizemi çözmeye çalışırken bir yandan da orada tanıştığı Jack ile yakınlaşmaya başlar. Günlük Esther adında bir kadına aittir. Esther Elliot'a aşıktır ve nişanlanmışlardır. Ama Esther, Elliot’u başka bir kadınla görünce ne olduğunu öğrenmeden onu terk eder. Bir daha konuşmaz üstelik evlenir. Elliot'da askere gider. Esther Elliot’u hiç unutamasa da evliliğine devam eder bir kızı vardır. . Elliot gelince Esther’e haber gönderir gece gelmezse tüm ümidini kesecektir. Esther'de dayanamayıp gider ve birlikte olurlar. Kocasına bir türlü bunu söyleyemez üstelik hamiledir. Kocası öğrenince de kendisini evden kovar. Elliot'un yanına giden Esther onu arkadaşı ile görünce birlikte olduklarına karar verir. Esther'in peşinden gittiklerin de gördükleri tek şey Esther'in arabası ile uçurumdan düştüğü olur. Emily'nin araştırmaları onun ailesi ile ilgili bilmediklerini öğrenmesini sağlar. Esther’in kocası Boby’nin büyükbabası olduğunu öğrenir. Esther de Emily’nin gerçek büyükannesidir. Emily bu olaylardan sonra yeniden yazmaya başlar. Üstelik Esther hakkında bazı gerçekler daha ortaya çıkar. Ayrıca yeni bir aşka da yelken açar. Güzel bir kitaptı evet ama birini severken bir başkasıyla evlenme, sonra sevdiğin adamı unutamama olayından sıkıldım ben artık. Bunun dışında akıcı bir kitaptı.
Baskı: Gündüzsefası
Bu yazarı seviyorum çoğu kitabını okudum bu kitabında da yine bir geçmiş bir gelecek şeklinde devam ediyordu. Ada acıları olan bir kadındır. Bunu atlatmak için yaşadığı yeri bırakır ve yüzen bir ev kiralar. Bu evin daha önceki sahibi olan Penny'nin kaybolduğunu öğrenir ve bu gizemi çözmeye çalışır. Hikaye böyle devam ediyor. Ben nedense yazarın kitaplarında hep geçmişteki hikayeyi merak ediyorum ve önce onu okumak istiyorum. Belki Penny'nin yaptıkları doğru değil ama yazar aşkını,duygularını öyle güzel anlatıyor ki sevmemek mümkün olmuyor. Ayrıca geçmiş ve gelecekte ki karakterlerin bir şekilde bir bağının ortaya çıkması da güzel bu detayları seviyorum. Kitabın sonunda ki sürpriz güzeldi ama kısa kesilmişti. Orada bazı detaylar olsa daha güzel olurdu bana az geldi. Buna rağmen kitap güzeldi beni etkiledi.
Baskı: Böğürtlen Kışı
Bin dokuz yüz otuz üç yılında yaşanan Böğürtlen Kışı denilen büyük fırtına seksen yıl sonra yine mayıs ayında tekrar ortaya çıkar. Gazeteci Cloire, bu olayı araştırıp makale yazacaktır. Araştırmalar onun Vera ve oğlu Daniel'ın yaşadıklarını öğrenmesine neden olur. Üç yaşındaki Daniel seksen yıl önce tam da aynı gün kaybolmuştur. Bebeğini kaybeden Cloire'nin bu olay daha çok ilgisini çekmeye başlar. Vera Ray arkadaşı ile aynı evde yaşayan yoksul bir kızdır. Bir gün bir otelde ki davete katılırlar. Orada Vera otel sahibinin oğlu Charles ile tanışır. Uzak durmaya çalışsa da Charles peşine düşer. Aşık olan ikili görüşmeye devam eder. İlişkileri yolunda iken Vera hamile kalır. Bu sırada ona evlenme teklif eden Charles Vera’yı ailesiyle tanıştırmaya götürür. Ama ailesi sınıf farkından dolayı Vera'ı istemez.Vera'ya Charles ile evlenirse Charles’ın mirastan mahrum edileceğini söylerler. Vera'da Charles’in iyiliği için ayrılır. Charles'den habersiz oğlunu doğurup sıkıntılarla büyütmeye çalışır. Geceleri çalıştığı için oğlunu evde tek başına bırakıyordur ve bir gece geldiğinde oğlunu evde bulamaz. Bulduğu tek şey oğlunun sevdiği oyuncağı olur. Cloire seksen sene önce kaybolan Daniel'e ne olduğunu bulduğun da gerçekler eşini ve ailesinin de ilgilendirir. Kitap bir geçmiş bir gelecek şeklinde gidiyor. Okurken elimden bırakamadım acaba ne oldu ne oldu derken kitap nasıl bitti anlamadım. Vera neler yaşadı öyle çektiği acılara o kadar üzüldüm ki ağlamamak mümkün değil.
Baskı: Mucizeler Dükkanına Dönüş (Blossom Street Serisi 4)
Kitabın baş kahramanları yine kadın karakterler. Lydia, Alix ve yeni tanıştığımız Coletta asıl karakterlerdir. Onların etrafında geçiyor kitap. Lydia artık evli ve mutlu bir kadındır. Dükkanı, ailesi ve kursları ile hayatı devam etmektedir. Dükkanının üst katındaki evin de artık yaşamadığı için evini Colette'e kiraya verir. Alix artık tamamen değişmiştir ve papaz sevgilisi ile düğün hazırlıklarına başlamıştır. Ama içinde olduğu karışık durumdan dolayı yeniden kursa başlar. Colette, kocasını kaybetmiştir. Kocası ölmeden önce kavga etmişlerdir. Bir türlü bebek sahibi olamamışlardır bu durumda Colette için büyük bir sorundur. Coletta Christian Dempsey’in yanında asistan olarak çalışır. Ancak bir gece birlikte olurlar ve Coletta hamile kalır. Eski patronundan gizlenmeye çalışıp yeni bir hayata başlar. Yine hayatları kesişen kadınların hikayesini okumak güzeldi. Huzurlu akıcı bir kitaptı. Yazarı seviyorum.
Baskı: Bir Yumak Mutluluk (Blossom Street Serisi 2)
Lydia kanser tedavisi gördüğü sırada örgü örmeyi öğrenmiştir. İyileştikten sonra sevdiği işi yapıp bir yumak mutluluk adını verdiği bir örgü dükkanı açmıştır. Burada arasını düzelttiği ablası Margaret ile birlikte çalışır. Bir oğlu olan Brad ile de güzel bir ilişkisi vardır. Kursunun yeni üç öğrencisi vardır. Courtney Pulanski on yedi yaşında annesi ölünce ve babası çalışmaya gidince anneannesiyle yaşamaya başlamıştır. Kiloları ile sorunları olan biridir. Beathanne iki çocuğu olan ve kocası tarafından aldatılan kocasının sevgilisi ile evlenmesi için boşanan öz güveni eksik bir kadındır. Elis altmış beş yaşında kocasına hala aşık, emekli ve emeklilik parasını sahtekara kaptıran bir kadındır. Bu üç kadının hayatı böyle kesişir. Önce kursta sıkıntılar yaşasalar da daha sonra birbirlerine bağlanıp hayatlarını yoluna koymanın bir yolunu bulurlar. Yine güzel bir hikayeydi. Yazarın dört kadının yolunu kesiştirdiği bu kitaplarını sevdim.
Baskı: Zor Kadın
Ecrin babasından kalan kreşi ayakta tutmaya kararlıdır. Fakat çok borç vardır bu yüzden kreşi satmak zorundadır. Ama alan kişinin orayı devam ettirmesini ister. Kreşin çevresinde ki evler satın alınmıştır ve kreşini de satın almak isteyen Ateş karşısına çıkar. Ateş istediği şeyden ödün vermeyen, acımasız, sert, kuralcı, kötü bir çocukluk geçiren, evlenmek istemeyen yalnız bir adamdır. Ecrin'i görünce ondan etkilenir ve kendisi ile birlikte olursa borçlarını ödeyeceğini söyler. Bu teklifi Ecrin kabul etmez o zor kadındır ve tek şartı evlenmektir. Ateş önce Ecrin'i ikna edip kreşi almanın bir yolunu ararken kendisini bir anda nikah masasında bulur. İşler yolunda gitmeye başlarken Ateş bir kaza geçirip hafızasını kaybettikten sonra karısını hatırlamaz. Olaylar iyice karışır. Ateş ise bir kadına iki kez aşık olur. O adamı aşka aileye inanmayan adamı Ecrin aşk için savaşan, seven iyi bir koca ve baba yapar. Ne yaparsa yapsın ondan vazgeçmez. Ecrin'i sabrından dolayı kutlarım. Ecrin'e ve en çok da Ateş'e bazı yerlerde kızdım ama ikiliyi okumak güzeldi. Diğer karakterleri görmekte güzeldi.
Baskı: Yemin
Tuğçe evin asi,güzel, yemininden dönmeyen kızıdır. Babası korumacı olduğundan her yere koruması ile gider. Yeni koruması ise Karahan'dır. Karahan Afrika’da geçmişinde yaşadığı olaylardan dolayı sert, gülmeyen ama çok yakışıklı biridir. Tuğçe'nin bir arkadaşı korumalığını yapan Karahan'ın yakışıklılığını keşfedip bunu söyler. Bu zamana kadar Tuğçe bunu fark etmemiş onun kaba, umursamaz olduğunu düşünmüştür. Artık farklı gözle bakmaya başlar. Zaman geçirdikçe de daha çok etkilenir aynı şekil de Kara'da. Birlikte olduktan sonra Tuğçe evleneceklerini düşünür fakat Kara'nın böyle bir niyeti yoktur. Artık Kara yalvarsa da Tuğçe onunla evlenmeyecektir. Yemini vardır. Bir de Kara'nın geçmişi ortaya çıkar.Osman ve ailesi devreye girer duygusal sahnelerden sonra. İkili arasında da duygusal sahneler artar Kara sonunda aşk adamı olur. Yemini bozmak için uğraşır üstelik artık gülen bir adamdır da. Kara klasik FMArsal erkeği sevgisini söyleyemeyen sonun da deli gibi aşık olan. ikilinin diyalogları atışmaları güzeldi. Hem güldüren hem hüzünlendiren bir kitap oldu. İkiliyi Osman ve Gülay çifti kadar sevemedim. Biraz fazla inatlaştılar.
Baskı: Yalnız Gözlerin İçin
Tahir devlet için çalışan gizli bir askerdir. Arkadaşları gibi oda zengindir ama bu işi devlet için yaparlar. Arkadaşları ile teröristlerin saklandığı bir eve baskın yaparlar. Çatışmada masum olduğunu bilmediği genci vurur ve genç patlamada yaralı olduğu için çıkamaz. Tahir yardım etmeye çalışsa da ev patlatılınca genç ölür kendisi de yaralanır. Ölümüne üzüldüğünden kardeşini bulur amacı yardım etmektir. Kıza burs sağlar ve onunla ilgili her şeyden haberdar olur. Güney kardeşinin ölümünden sonra hastane de Tahir'i görür ve künyesini alarak ondan intikam almaya yemin eder. Okulunu bitirdikten sonra Tahir'in avukatı sayesinde Tahir'in yanına iş görüşmesine gider. Tahir'in gerçek kimliğini bilmez ama Tahir onu tanır. Tahir önce işe almak istemese de Güney özel yardımcısı olur. Onun tüm işlerini yapan bir yardımcı olur. Zaman geçirdikçe de aralarında ki çekim artar birlikte olurlar. Güney Tahir'in gerçek kimliğini öğrenince duygularına rağmen intikam isteği devreye girer. Yaşanan üzücü olaylardan sonra bu kez Tahir kendisini sevmediği için Güney'den uzak durmaya çalışır. Neyse ki Güney sonunda onu sevdiğine ikna eder ve çocukları ile mutlu son olur. Doğan'ın ve Tamer ikilisini de görmek güzeldi. Kitabı sevdim. İkiliyi zaten merak ediyordum ve güzel bir hikayeyle merakımı giderdim. Yazarın tarzı aynı ama benzerlik olduğunu, tekrarın fazla olduğunu düşünüp kitaptan soğumama asla neden olmuyor. Güzeldi.
Baskı: İki Renk Aşk
Aysun,babasının çalışanlarından Gürkan'a aşıktır. Babası şirketinde yeni bir ortak arayışına girmiştir ve bulduğu ortakta Gürkan'ın amcası Vural'dır. Vural tüm ailenin sevgisini kazanır ama Aysun ondan hoşlanmaz. Vural gri saçlı, baston kullanan, vücudunda da yanık izleri olan biridir. Aysun'a göre o yaşlıdır. Aysun onu itici bulurken bir yandan da çekim olur. Aysun zaten söylenmemiş de olsa Gürkan ile ilişkisinin başlayacağına inanmaktadır. O böyle düşünürken ablası Ayça ve Gürkan iş ortamından sonra yakınlaşmıştır ve evlenmeye karar vermişlerdir. Bu durum Aysun'u üzse de ablası için sessiz kalır. Gürkan Aysun'a yeniden yaklaşınca da Aysun Vural ile birlikte olduğunu ve evleneceklerini söyler. Böylece çifte düğün yapılır ve ikili evlenir. Vural zaten aşıktır ama Aysun'un aşık olması, bazı durumları kabullenmesi o kadar kolay olmaz. Vural'ın her istediğinin olmasını sevdim. Aysun sevemedim onu. Vural'a karşı başta ki tutumları, düşünceleri sonradan değişse de ilk hallerinden dolayı sevemedim bir türlü. Yazarın diğer karakterlerinden farklı bir erkek karakter ama hepsi harika.
Baskı: Nefretten Sonra
Tamer Doğan ile Yunanistan'a eski dostu Aleksis'in yanına gider. Adam ona borçludur ve işlediği birçok suçtan dolayı polisler yoldadır. Tamer önceden gelip haber vermek istemiştir. Kendisine yaptıklarına rağmen ona bir şans verir. İki seçeneği vardır ya hapse girecek ya da kendisini öldürecektir. Ama kendisine silah çekince Tamer'de savunmaya geçip silah çeker ve adamın on beş yaşında ki kızı Natalia gelip Tamer'e saldırır. Aleksis ise kızını Tamer'e bırakır ve kızına onunla gitmesini ama güvenmemesini intikamını da almasını söyler. Bu olaydan sonra Natalia Tamer ile Türkiye'ye gider. Ama büyük bir nefretle gider. Tek amacı Tamer'den intikam almaktır. Onu kendisine aşık ederek intikamını alacaktır. Tamer ise Natalia için her şeyi yapar yanında olur. Zamanla onun nefretinin geçtiğini düşünür ve yakınlaşmak için kendisine izin verir. Natalia'da duyguları değişse de ilişkileri başlasa da intikamından vazgeçmez. On sekizinci yaş gününde Tamer'den gelen aşk itirafına intikam için bunları yaptığını,sevmediğini, Yunanistan'a döneceğini söyleyerek karşılık verir. Yunanistan'a döner ama oda Tamer gibi acı çekmektedir. Üstelik dönerken yalnızda değildir. Çektikleri bu acıdan sonra ikilinin yeniden kavuşması ise hemen olmaz araya yıl girer. Neyse ki tüm olanlara rağmen mutlu son. Yazarın güzel bir kitabı daha. Bu dostlara ve hikayelerine bayılıyorum. Kitapları tek başına erkekler götürüyor diyebilirim.
Baskı: Ismarlama Bebek
Turgut Ataman Çeliker üç sene önce Vildan'ı babasının şirketinde görmüştür. Görür görmez aşık olur. O zamanlar Vildan'ın yaşının küçük olduğunu düşünür üniversiteyi yeni kazanmıştır bu yüzden büyümesini bekler. Vildan hukuk öğrencisidir. Babası ona bir talibi olduğunu ve görüşmeye geleceğini söyleyince kendince bir plan yapar. Kuzeninin yardımıyla sevgilisi rolünü oynayacak bir manken ayarlar. Gelen adama sevgili rolü oynayacaklarını söyler ve adam bozuntuya vermez oyuna ortak olur. Vildan bekler ama bir türlü Turgut gelmez bulduğu adam da gider. Sonra öğrenir ki manken gelmemiştir ve manken diye zaman geçirdiği kişi Turgut'tur. Turgut'u istemez ama Turgut'un vazgeçmeye niyeti yoktur. Babası hastadır bir an önce evlenip çocuk yapmalıdır. Önce istemese de Vildan'da sonunda ikna olur ve kabul eder arada ki çekim büyüdükçe de aşk kaçınılmaz olur. Yazarın kitaplarını seviyorum. Vildan'ın her şeyi zorla oldu istemedim dediği haller önce sıksa da ona da alıştım. Turgut'u sabrından dolayı tebrik ediyorum. Duygularını hep açıkça ifade etmesi de güzeldi. Yine güzel bir hikaye. İkiliyi de kitabı da sevdim.
Baskı: Anlaşma
Yavuz, çapkın,yakışıklı,zengin bir iş adamıdır.Annesinin evlenmesi için ısrarlarından bıkmıştır. Bir gün kafede otururken annesi yine arar. Evlilik baskılarından bıkmıştır ve orada ki garson kıza telefonu verip annesi ne derse evet demesini ister tabi ki karşılığını verecektir. Merve başarılı bir öğrencidir.Ailesini kaybetmiştir ve yetimhane de büyümüştür. Hep tek başına mücadele etmiştir. Bir adam eline telefonu tutuşturur ve onun söylediğini yapınca hayatı tamamen değişir. Kadın evleneceğiniz doğru mu dedikten sonra evet demiştir. Tarihine de yanlışlıkla beş gün sonra deyince olanlar olur. Yavuz annesine söylediği yalandan sonra bir eşe ihtiyaç duyar ve Merve ile anlaşır. Kısa bir evlilikten sonra büyük bir paraya sahip olacaktır. Böylece ikili bir anlaşma ile evlenirler. Düşündükleri gibi olmaz ve araya duygular girince anlaşma bozulur. Yavuz’un Merve ile vakit geçirdikçe adım adım aşık oluşunu, evliliği kesinlikle düşünmezken kıskanç,boşanmamak için direnen bir kocaya dönüşmesini okumak çok keyifliydi. Merve'nin ise özlemini duyduğu aileye kavuşması güzeldi. Yazarın yine güzel bir kitabı daha. Alışılmış karakterler olsa da hepsinin yeri ayrı. Kitabı sevdim ikiliyi de sevdim. Ayrıca Selim ve Ebru ikilisini de görmek güzeldi.