Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Hovarda (Rogues of the Sea #2)
Alex Savege ikizinden birkaç dakika önce doğduğu için Yedinci Savege Kontu olmuştur. Bir süre içki, kumar ve kadınlara gömülerek yaşamıştır. Kız kardeşinin adı lekelenmiştir. Bunu abilerine söylediğinde Alex umursamamış, müdahale etmemiş ama ikizi adamın peşine düşmüş ve dayak yiyerek geri dönmüştür. İkizi savaşa gidip yaralı olarak dönmüştür. İki kardeşinin başına gelenlerden kendisini sorumlu tutar. Asla lanet okumayan, nadiren küfreden, silah kullanmada uzman olan biridir. Söylentiler kontun parasını saçarak kumar oynayıp, kadınlarla gönlünü eğlendirdiğini söylese de o sekiz yıldır kılık değiştirerek Kızıltaş gizemli kimliği ile denizlerde korsanlık yapar. İki kardeşinin de intikamını almak için kardeşlerine zarar veren adamın deniz yoluyla getirdiği mallarını yağmalamak için bu işe başlamıştır. Kendi gemisinden iki katı silaha sahip bir gemiye kafa tutabilir, bir silahşöre gözünü kırpmadan meydan okuyabilir. Denizi sever, denizdeyken başka hiçbir yerde olmayı istemez. Sadece itibarsız, kötü şöhretli, zengin asilzadelerden çalar. Kızıltaş olarak elde ettiği ganimetler ise yetimlere ve denizci, askerlerin dul eşlerine gider. Eve döndüğünnde komşusunun kızını teklif ettiğini öğrenir. Aile isminin devamı için evlenmesi gerekir. Babasının arazisi bitişikte olan bir gelin ailesine yakın olmak isteyecek, şehirden sakınacak Alex'de onu sık sık kasabanın dışına çıkartmak zorunda kalmayacaktır. Ayrıca hem zengin hem de güzel bir gelin daha ne isteyebilirdi ki? Fakat gelini ile tanışmaya giderken bambaşka biri ile tanışır. Serena Carlyle yirmi beş yaşındadır. On üç yıl önce kaçakçılar kız kardeşini kaçırmıştır. Kimse ona inanmamış kardeşinin denize düşüp kaybolduğunu söylemişlerdir. Annesi tüm gece kardeşini bulmak için limanda kaldığı için ateşi çıkmış iki hafta sonrada ölmüştür. Annesi öldükten sonra bir gölgeye dönüşen babası ise yeniden evlenmiştir. Karısının kararlarına göre yaşamıştır. Serena annesinden kalan para ile bir çiftlik satın alarak zalim üvey annesinin yönetiminden kurtulmak ister. Öncesinde üvey kız kardeşlerini annelerinin ilgisizliğine bırakmak istemez. Üvey annesi sosyal çıkarları uğruna kardeşini yakışıklılığı ve çapkınlığıyla ünlü olan kont ile evlendirmek ister. Serena davette girdiği odada Alex ile karşılaşır. Alex onu bırakmaz ve öper. Ölene kadar evde kalmış biri olarak hayatına devam edeceğini inanan Serena yabancı hovardanın kollarında olduğu anın sonsuza dek sürmesini ister. Yedi yıl önce böyle bir yakınlaşma yaşamış ve sonuçları ile uğraşmak zorunda kalmıştır. Hayatının en güzel on beş dakikasını yaşadığı adam kardeşinin müstakbel nişanlısı çıkar. Kardeşini bulmak ister ve bunun için bir markinin peşine düştüğü bir gece Alex ile yeniden karşılaşır. Kaçakçıların peşine düşmesini Alex'den de ister Alex'de reddedince Kızıltaşı bulmaya karar verir. Alex Serena'yı aklından çıkaramaz. Serena ile yalnız kalabilmek için davet bile verir. Serena bir kardeşini koruyamamıştır bu kez Alex ile evlenmek istemeyen kardeşini korumaya kararlıdır. Alex kardeşine göre bir koca değildir ve kardeşi ile evlenmemesini ister. Alex'inde evlenmek gibi bir niyeti yoktur özelliklede ablasını bu kadar çok isterken. Fakat Serena'nın üvey annesi kızını kont ile evlendirmeye kararlı olduğundan küçük bir oyun oynar ve kızı ile kontun yakalanmasını sağlar. Alex bu oyuna düşüp evlenmek istemez ama kardeşinin acı çekmesi Serena'nında acı çekmesi demek olduğundan kabul etmiş görünür. Kısa sürede bu durumdan kurtulup istediği kadına sahip olmaya kararlıdır. Akıcı, yormayan güzel bir aşk hikayesiydi. İkiliyi de hikayelerini de sevdim.
Baskı: Seni İzliyor Olacağım
Taylor psikologdur aynı zamanda radyo şovu vardır. Kuzeni Stephanie ile ev arkadaşıdır. Kuzeni ile ikisi tek çocuk olarak büyümüştür. Ekonomik yönden çok iyi yaşamış dadılar ile büyümüştür. Annesi sürekli seyahat etmiş babası ise takıntılı bir şekilde çalışmıştır. Taylor on bir yaşındayken de boşanmışlardır. Kuzeninde hayatı kendisinin ki gibi olmuştur. Aynı okula gidip birbirlerinin olmayan kız kardeşleri olmuşlardır. Hayatlarında dayanağa ihtiyaçları olmuştur. Taylor kuzenine hep yardım etmiştir. Birlikte yaşadıkları evlerine gittiğinde kuzeninin zengin, yakışıklı, züppe sevgilisi Gordon'u evde bulur. Kuzeni ile yolculuğa çıkacaklardır fakat kuzeni evde yoktur. Gordon sevgilisi için eşya almaya geldiğini söyler ve Taylor'a tecavüz etmeye çalışır. Kuzeni gelince de bayılana kadar boğazını sıkar ve geri geleceğini o zamana kadar kendisini izleyeceğini söyleyerek Taylor'un elini yatağa kelepçeleyip gider. Taylor saatler sonra kelepçesinden kurtulunca polisi arar. Gecede kuzenin olduğu Gordon'un teknesinin patladığını ve herkesin öldüğünü öğrenir. Taylor tüm yaşamı boyunca kendi başına idare etmiştir. Kendisi ve başkalarının sorunlarıyla uğraşan güçlü biri iken şimdi kendisinin yardıma ihtiyacı vardır. Kuzeninin ölümünün üzerinden üç ay geçmiştir. Eğer kuzeni gelmemiş olsaydı Gordon istediğini yapar geziyi kaçırır ve kuzeni hayatta olurdu diye düşünür. Kabuslardan, suçluluk duygusundan kurtulamaz bu yüzden psikolojik destek alır. Gordon'un kendisini izleyeceğini söylemesi hem uyurken hem uyanıkken peşini bırakmaz. Gordon hala dışarda bir yerlerdeyse söz verdiği gibi kendisini izliyor olabileceğini düşünür. Gordon'un şirketi yat kazasında ölen yatırımcılar ile ortaklık imzalamıştır. Taylor'un kuzenide bu yatırımcılardan biridir. Tüm yatırımcılar öldüğünden iş ortaklığının devam ettirilmesinin bir anlamı olmadığına karar verilir. Her yatırımcının hissesi alınacak imza verildikten sonra karşılığında çek verilecektir. Taylor görüşmeye gittiğinde orada avukat Reed Weston'da vardır. Bu iş Taylor'u şüphelendirse de çeki oyuncu olan kuzeninin anısına tiyatro geliştirme fonuna bağışlamak için kabul eder. Reed Gordon'un ikizi Jonathan'ıda temsil eder. İkisi aynı okuldan mezun olmuştur ve ortaklardır. Reed suç savunmasında uzmandır. Artık kendi küçük seçkin yerini açmak ister. Taylor'un bir erkekle evde yalnız kalınca rahatsız olduğunu anlar. Korkusunu yenmesine yardım etmek ister. Hemen ona kapılır. Taylor'a savunma dersleri verir ve o hazır olana kadar yavaş gitmeye karar verirler. Taylor'a izlendiğine dair mailler gelir. Peşinden biri gelir, yalnız uyumasını isteyen, nerede olduğunu sorgulayan gece telefonları gelir. Böylece ikilinin bu gizem ve duyguları ile uğraştığı bir macera başlar. Jonathan'da Taylor'dan hoşlanır ve oda Taylor'un peşindedir. Geçmişinden dolayı Jonathan'da iyi sinyaller vermez. Ayrıca Gordon ve Jonathan'ın kimsenin bilmediği gerçek babaları ve eşi de öldürülür. Herkesin katilin peşinde olduğu bir süreç başlar ve katil ise herkesi şok eder. Katilin aktif olması, yer saat detayının sürekli belirtilmesi güzeldi. İkiliyi de, hikayelerini de sevdim. Keşke kısaltılmasaydı.
Baskı: Sweeney
Paris Sweeney'in annesi ressam babası film yapımcısıdır. Anne ve babası ayrılmış daha sonra birkaç evlilik daha yapmış karmaşık ilişkileri olan bir çifttir. Sweeney ebeveynleri gibi olmamaya, onların yaptığı gibi yeteneğini bencil ve çocukça her türlü davranışı için bahane olarak kullanmamaya, çocuğu olursa sanatına devam ederken onları bir kenara itmemeye karar vermiştir. Annesi özgür aşktan yanadır Sweeney'i çekingenliğinden kurtarmak için sevgilileriyle önünde birlikte olduğu bile olmuştur. Sweeney çocukluğunda ki problemleri çözmüşken bir yıl önce yaşadığı küçük kasabada hayalet görmeye başlamıştır. Orada herkesi tanıdığından hayaletler gelip kendisiyle konuşurken sakinliğini koruyup hiçbir şey olmamış gibi davranamaz. İnsanlarda onun kafayı yemeye başladığından şüphelenince kasabadan ayrılıp New York'a taşınmıştır. Orada ki ölü insanların hiçbirini tanımadığı için selamlaşmak zorunda kalmaz. Hayalet görmeye başladıktan sonra tüm hayatı değişmiştir. Sürekli üşümeye, trafik ışıkları yaklaşınca yeşile dönmeye, bitkileri zamanından önce çiçek açmaya başlamıştır. Ressamdır. Değişimi reddeden, resim dışında başka bir konuda aşırı merakı olmayan, rutinliği seven, kalabalıkta rahat etmeyen, sosyal olmak konusunda iyi olmayan biridir. Dram, hüzün, heyecan gibi duygular olmadan da gayet güzel yaşayabilirdi. Resimden ayrı geçirdiği her anı çok görür. Yemek yemeyi bile zaman kaybı olarak görür. Bir tek uyumak zaman kaybı değildir. Son günlerde resim yapma konusunda gerilemiştir. Candra resimlerinin sergilendiği galerinin sahibidir. Richard Worth adında bir milyoner ile evlidir. Sweeney onların birbirine zıt, uymayan bir çift olduğunu düşünür. Galeriye gidince de bir yıldır süren bir boşanma sürecinde olduklarını öğrenir. Galeride Richard'ı görünce aralarında bir elektriklenme olur. Richard Sweeney'i evine bırakır yemeğe davet eder ama istemez. Heyecana değil huzura ihtiyacı vardır. Üstelik Richard hala iş arkadaşıyla evlidir. Candra'da kocasının gözünü Sweeney'den alamadığını fark etmiştir. Boşanma için anlaşma uzadığından hayatlarına devam etmek ister. Eğer Richard biriyle ilgilenirse boşanmayı bitirip özgür olamayı ister bunu bildiğinden Sweeney'i sıkıştırmaya başlar. Sweeney uzun zamandır biri ile çıkmaz. Erkeklerin hakkında ne düşündüğüyle ilgilenmek yerine her gün çalışıp kendini renk,form, ışık ve desenlerde kaybetmeyi tercih etmiştir. Erkek demek sorun demektir onun için. Hiçbir erkek onu heyecanlandırmaz iken Richard heyecanlandırır.Duygularının karmaşası ile uğraşırken bambaşka bir durum ile karşılaşır. Geceleri uykusunda yürümeye başlar.Sabah uyandığında sürekli gittiği yaşlı sosis satıcısının ölüm anının resmini çizdiğini görür.Gece çizmiştir ve hiçbirini hatırlamaz. Richard Batı Virgina da bir çiftlikte doğmuştur. Üniversiteye verecek parası olmadığından eğitim almak için en iyi yerin ordu olduğunu düşünmüş gönüllü olarak orduya katılmıştır. Askeri işlerde becerikliyken borsada da becerikli olduğunu fark etmiştir. Para istediğinden borsada daha karlı olduğundan bu alanda ilerlemiştir.Güvenilir,zeki,espirili,onurlu,prensiplerine bağlı biridir. Her gün tek bir hedefi vardır kazanabildiği kadar çok para kazanmak. Hep sıkı çalışmıştır. Gün geçtikçe daha çok zenginleşir. Karısının ilişkilerini bildiği halde önemsememiştir. Yemin etmiş onunla iyi kötü günde diye evlenmiştir. Fakat kürtaj yaptırınca evlilikleri bitmiştir. Bir yıldır ayrı yaşarlar. Sweeney'den etkilenir onu ister. Akşam yemeği teklifini reddedince evine öğle yemeğine götürmek için gider. Evini fazla ısıtılmış, Sweeney'ide üşür halde bulur. Onu kucağına yatırır,ısıtır. Orada olduğu yeri hiçbir şeye değiştirebileceğini düşünmez. Sweeney onu güldürür,ondan hoşlanır. Yasal olarak hala evlidir bu yüzden daha fazlasını veremeyeceğini bile bile bir kadınla ilişkiye başlaması adilce olmazdı. Taki galeride Sweeney ile göz göze gelip o çekimi hissedene kadar. Candra'dan duyduğu kadarıyla Sweeney tam bir rahibe gibi hayat sürüyordu ama bütün bunlar değişecekti. Sweeney ise hala evli olduğundan istemez Richar'da boşanma bitine kadar geri çekilir. Fakat her sabah Sweeney'in ısınması için elinden geleni yapıp, onu yalnız bırakmaz. Aşk,polisiye,fantastik ne ararsan var. İkilide, konuda harikaydı.
Baskı: Aşkta Havlu Atma Sanatı (Fighting for Love #3)
Aiden O'brien eski kafes dövüşçüsüdür. Beraber büyüdüğü polis olan en yakın arkadaşının kız kardeşinin sevgilisi dostluklarını kıskanıp kıza vurunca araya girmiştir. Olaydan sonra kıza araba çarpmış ölümünden kendisini suçlamış içkiyi ve dövüşü bu yüzden bırakmıştır. Öfkelenip kontrolünü kaybederek sevdiklerine zarar vereceğini düşünmüştür. Bu yüzden annesi ve kız kardeşleri ile sadece telefonda görüşmüştür. Başka birini daha kaybetmeye dayanamaz bu yüzden hiç riske girmez. İkinci kitabın kahramanı Jax'in arkadaşıdır. İkinci kitapta Vanessa'nın kardeşi Kat iyilik istedikten sonra ortadan kaybolmuştu. Özel bir dedektif tutup yerini bulmuşlardır. Vanessa kardeşinin başının hala belada olmadığına inanmamış bu yüzden Jax Aiden'i aramıştır. Kat'in iyi olup olmadığını kontrol etmesini isteyince Aiden yollara düşmüştür. Gittiği barda gördüğü garsonu nefes kesici bulur. İlk görüşte kendisini bu kadar etkileyen bir kadınla en son ne zaman karşılaştığını hatırlamaz. İçinde yıllardır ölü olduğunu sandığı bir şey canlanır. Boston'dan ayrılıp ücra kasabaya geliş sebebi resmen kucağına düşer. Kat'i bulunca barda koruma olarak işe girer. Irish takma adıyla Kat'i birkaç hafta izleme görevi üç aya uzar. Hisleri yüzünden değilde arkadaşları uğruna orada kalmayı sürdürdüğü yalanına sığınır. Kat'in koruması olur resmen ona sarkıntılık eden herkese müdahale eder. Kat McGregor annesinin bağımlılıkları yüzünden ablasının kendisine yaptığı annelik ile büyümüştür. Saldırgan üvey babalarından onu hep ablası korumuştur. Üvey babaları hapse girince ablası üç yıl boyunca rahat edeceğini düşünerek üniversiteye gitmiştir. Fakat annesi daha kötü bir sevgili edinmiş tanışalı bir hafta olmuşken sevgilisi evlerine taşınmıştır. Önce Kat'e bakmaya,sonra dokunmaya başlamıştır. On dört yaşındayken de tecavüz etmiştir. Bu bir yıl boyunca devam etmiş daha sonra arkadaşlarına satmıştır. Ablası düzgün bir hayat kurması için eline geçen bu şansı kullansın diye ablasıyla nadiren konuşmuştur. On yedi yaşındayken de evden kaçmıştır. Lise üçte çıkmaya başladığı Lenny ile ilişkilerinin hiçbir yere varmayacağını bilmesine rağmen kendisini evinden uzağa götürmeye istekli olduğu için önemsememiştir. Kat geçimlerini sağlamak için garsonluk yaparken Lenny kumar oynamıştır. Lenny büyük bir mafya babasına borçlanınca Kat dayak yemiş bu yüzden altı ay önce kaçmışlardır. Lenny uyuşturucu satmaya bulaşmış ve tutuklanmıştır. Uzun yıllardır Lenny sevgilisi değildir ama kendi başına yaşamaya korktuğu, ablasını bu meselelere karıştırmak istemediği, gidecek yeri olmadığı için Lenny ile kalmıştır. Tüm hayatı boyunca işleri halletmesi için birine bağlı olmuştur. Lenny tutuklanınca Kat ilk kez kendi ayakları üzerinde durabileceğini anlamıştır. Lenny hapisten çıkmadan kasabayı terk etmeyi düşünürken peşindekiler onu bulur. Aiden Kat'e yardım eder. Peşindekileri iki katı ödeme yapacağını söyler karşılığında da Kat'i onları beklemeye ikna ettiğine inanmasını ister. Kat'in yaşadığından çok daha iyi bir hayatı hak ettiğini düşünür. Bunu ona sağlamak için elinden gelenin en iyisini yapmak ister. Bu yüzden dövüşe katılıp kazanacağı parayı adamlara verip Kat'i rahat bırakmalarını sağlamak ister. Kat'e para verip yeni bir hayata başlaması için göndermekte ister. Kat Aiden'in hayatını değiştirir daha önce kadınlara sevgi sözcüğü kullanmamışken ona kullanır. Sadece güzel şeyler yaşatmak ister. Kat onda bağımlılık yapar. Zaman kavramı Kat'i o gün kaç saat göreceği ya da bir sonraki görüşüne ne kadar kaldığı ile ilgili olmaya başlar. Ona tutulur.Bir kadını böyle yoğun bir şekilde seveceğini hiç hayal etmemişken Kat olmadan hayatın anlamı olmaz, kendisi için her şey olur. Kat ile ilgilenir yaralarını sarar. Birbirlerine sırlarını açarlar. İkisi de birbirinden vazgeçmez. Kısa bir ayrılık, Kat'in peşindekilerin araya girdiği güzel bir kovalamacadan sonra mutlu son gelir. Aiden harikaydı Kat ile ilgilenişi, sabrı, yaralarını sarışı harikaydı. Geçmişinde yaşadıklarından dolayı yaralı olan Kat'i sonunda başkalarının kendisi için istediklerine boyun eğmeye son verip, istediği için savaşan, güçlü bir kadın haline getirir. Çifti de ilişkilerini de çok sevdim.
Baskı: Bel Altı Vuruşlar (Fighting for Love #2)
Vanessa MacGregor'un babası altı yaşındayken onları terk etmiştir. Annesi ona ve kız kardeşine bakabilmek için çok çalışmıştır. İş yerinde ki bir kız annesini kokainle tanıştırmıştır. Vanessa sekiz yaşına geldiğinde annesi fahişeliğe başlamıştır. On iki yaşındayken de düzenli müşterilerinden biri ile evlenmiştir.İçtikçe yumruklarını konuşturan üvey babası sayesinde kardeşi ve kendisinin hayatı zor olmuştur. Üvey babası tutuklanınca da üniversiteye gitmiştir. Fakat annesi yeni birini bulmuş oda sürekli koruduğu kız kardeşine cinsel tacizde bulunmuştur. Bundan kendisini sorumlu tutmuştur. Avukattır. İşinde başarılı olduğundan mahkemede ona kızıl engerek denilmiştir. En yakın arkadaşı Lucie'nin düğününde hazırlıklara yardım etmek için bir hafta önceden düğünün yapılacağı tatil köyüne gider. Kendisini almaya arkadaşının adada yaşayan abisi Jackson gelecektir. Fakat kendisini almaya geç gelen ve görür görmez etkilendiği Jackson ile daha ilk andan atışmaları başlar. Jackson'un lise mezuniyetinden kısa bir süre sonra anne ve babası araba kazasında ölmüştür. Jackson'un hayatı alt üst olmuştur. Kafes dövüşçülüğü kariyerini sürdürmek için Vegas'a gitmek üzereyken kendisini bir anda on üç yaşında ki kız kardeşinin vasisi olarak bulmuştur. Kısa bir süre sonrada ebeveynlerinin kasasında evlatlık olduğuna dair evraklar bulmuştur. İlk şoktan sonra bunu atlatıp kardeşini yetiştirmek için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmıştır. Kardeşinin sorumluluğu, ödemesi gereken faturalarla boğuşan bir yetişkin olmuştur. Beş yıl sonra Hawaii'ye gitmiş mütevazi bir kulübeye yerleşmiştir.Basit bir hayat sürmeye kendinden başka kimseden sorumlu olmamaya karar vermiştir. Şampiyon bir kafes dövüşcüsüdür ayrıca tatil köyünün gizli ortaklarındandır. Vanessa bugüne dek tanıştığı en tuhaf en çarpıcı kadındır. Görünüşü dışında karakteri de onu etkiler. Etkilemesi, memnun etmesi kolay kadınlara alışkındır. Vanessa o kadınlardan değildir. Onunla mümkün olduğunca çok zaman geçirmeye ihtiyaç duyar ve bir plan uydurur. Düğün organizatörü evlenecek çiftin bir hafta önceden tatil köyünde bulunması ve onunla birlikte düzenlemeleri yapması konusunda ısrarcıdır. Organizatör işlerin doğru düzgün olmadığından en ufak bir şüphe bile duysa müşterilerini bırakması ile ünlüdür. Çiftin son dakikaya kadar gelemeyeceğini öğrenirse işi bırakacağını bilirler. Organizatör olmazsa düğünde olmaz düğün olmazsa da çift onları mahvederdi. Düğünü güvence altına almak için Jackson'un fikri ile çift gibi kayıt yaptırmaları gerekir. Tatil köyü Hawaii adaları arasında ünlülerin en seçkin tatil köyüdür. Ünlü müşteriler sebebi ile sadece kayıtlı misafirler girebilir. Sırf kayıt yaptırmak için bile üç ayrı kimlik belgesi doldurmak gerekir. Jackson kardeşi ve nişanlısı yerine kayıt yaptırmalarını ister. Bu Vanessa'nın canla başla uyduğu kurallardan kural altı asla yalanların zehrine kapılma maddesine aykırıdır. Fakat başka çareleri olmadığından kabul eder. Jackson'un tanıdığı sayesinde kimlikleri olmadan kayır yaptırırlar. Düğün günü evlenen daha üst düzey başka bir düğün olacaktır organizatöründe o düğüne katılması gerektiğinden evlenenlerin onlar olmadığını bilen olmayacaktır. Böylece ikilinin maceralı oyunu başlamış olur. Vanessa kuralına uygun olacak şekilde üç günlük bir kaçamak ister. Jackson onun kurallarını öğrenip kurallardan mümkün olduğunca fazlasını çiğnemesini sağlamak,kontrolü ele almak ister. İkisi de kimsenin bilmediği sırlarını birbirlerine açar. Jackson kimseden sorumlu olmak istemez, ciddi ilişki düşünmezken Vanessa ile her şey farklı olur. Birbirlerinin boşluklarını doldururlar. Tabi ki her şey yolunda gitmez sonunda Jackson'un küçük yalanı ortaya çıkar.Kısa sürede güzel bir aşkın yaşandığı güzel bir hikayeydi. İkili harikaydı. Yormayan,akıcı bir kitap.
Baskı: Sana Yürek Dayanmaz
Simon yıllarca sefalet içinde yaşamıştır. Hayatının ilk on altı yılını Londra'nın en berbat genelevlerinin bulunduğu tefeciler, hayat kadınları, pislik taşıyan göçmenlerin arasında geçirmiştir. Seneler önce on sekiz yaşındaki ablasını doğum günü için çıkarır ama saldırıya uğrarlar ve ablasına tecavüz edilir. Nefret, suçluluk, öfke duyguları yıllar boyunca geçmemiştir. Artık otuz dört yaşında bir adamdır. Mülk ve tecrübe sahibidir. Varlık ve asaletin doğuştan elde edildiği bir ülkede kendini yoktan var etmeyi başarmıştır. Bir efsanedir artık. Doğu Hindistan Şirketi'nin en yüksek makamından en küçük çalışanına kadar herkes ismini hürmetle telaffuz eder. Majestelerinin emrinde geçirdiği son altı aydan sonra Avam Kamarası'ndaki yerini almaya hazırdır. Kraliyetin Ahlak Komisyonunda sorumlu başkandır. Bu görev kendisini kanıtlayabilmesi için bulunmaz bir fırsattır. Görevi genelevleri kapatmaktır. Son altı ayda yirmi genelevi kapatmıştır. Listedeki son yere baskın düzenleyip hayatının en büyük arzusuna bir adım daha yaklaşacaktır. Parlamento'da bir sandalye bununla birlikte gelecek güç, saygı ve itibar kazanacaktır. Fakat tavan arasında masum, güzel, kir içinde, hırpalanmış bir kız bulur. Kız mücadele eder, onu ısırır böylece Simon hapishaneye atmak yerine ona özgürlüğünü bağışlar ve yanına alır. Christine'nin kuzeni yüzünden vücudu kesikler, morluklar, kamçı izleri ile doludur. Bunlar Simon'a acı verir, gömmek için çok çaba harcadığı iç dünyasına uzanır. Onu hanımefendi olması için arkadaşının okuluna götürür eğitim almasını sağlar. Bir skandala karışmaması gerekiyordur ama yine de Christine'den uzak kalamaz. Christine'nin annesi ölmüş, babası öldükten sonra kuzeni mandıranın yönetimini üstlenmek için yanlarına gelmiştir. Fakat mandırayı da, dört kuzenini de şahsi malı olarak görmüş, onlara kötü davranmıştır. Yıkanmak için hep gittiği nehirde kendisine saldırınca Christine kardeşlerini onlara el süremeyeceği bir çiftliğe bırakmış ve iş bulmak için Londra'ya gelmiştir. Saygın bir yer sandığı yerin öyle olmadığını anladığında gitmesine izin verilmemiştir. Tavan arasında açlıktan zayıf düşmüş, karanlık yüzünden çıldırma eşiğine gelmiştir tam pes etmek üzereyken karanlık meleği onu kurtarmıştır. Simon hayatta kalmanın ne kadar zor olduğunu bilir. Tavan arasında bir hafta boyunca karanlıkta hapis kalan Christine'e hayranlık duyar. Christine'i okulda bıraktığı üç ayda hep düşünmüştür. Talibi çıkınca da kalan eğitimi kendisi vermeye onu eğitimci yapmaya karar verir. Christine'de Simon'a bağlanmış onu bekler hale gelmiştir. Simon bir şans vermeye çalıştığı Christine ile ilgili bilmedikleri ortaya çıkınca bir de yakınlaşmak kaçınılmaz olunca kitap hemen bitiveriyor. Simon'ın ablası için hissettiği suçluluk duygusu neredeyse yirmi yıl, iki kıta ve katlanarak artan servetine rağmen peşini bırakmamıştır. Bu durum üzücüydü. İkiliyi çok sevdim, kitap akıcıydı okurken keyif aldım iyi ki okumuşum.
Baskı: Tehlikeli İlişkiler (Rogues of Regent Street, #1)
Adrian Spencein ünlü Regent Sokağı Serserilerinden Albringht kontudur. Diğerleri Ketteting Kontu Julian Dane, Sutherland Dükü’nün ikinci oğlu Arthur Christian ve Philip Rothembow'dur. Adrian ve kuzeni Philip oyun oynarken Philip hile yapınca Adrian hileyi bırakmasını söyler ama Philip alınıp onu düelloya davet etmiştir. Ertesi sabah ayılıp vazgeçeceğini düşünerek Adrian kabul etmiştir. Adrian havaya ateş etse de Phillip Adrian'a ateş etmiş ve ölen kendisi olmuştur. Böylece serserilerden biri ölmüştür. Dördü kendi kurallarına göre yaşamış, servetlerini daha büyük servetler edinmek için riske atmış, toplumdan kanunlardan korkmamış, serseri olarak anılsalar da kötü işlere bulaşmamışlardır. Adrian bu olaydan sonra hep bunun vicdan azabını yaşamıştır. Bir erkek kardeşi vardır Benedict. Babası kardeşini sevip, iyi davranırken ona sevgi göstermemiş, aşağılamış, kötü davranmıştır. Onun olacak olan serveti de kardeşine bırakmıştır. Adrian kuzeni ile düello yapıp öldürünce de babası ile ilişkileri daha kötü bir hal almıştır. Adrian'da babasının bu yaptıklarından sonra intikam almak için kardeşinin sevdiği kız Lillian ile evlenmeye karar verir. Lillian Benedict yerine Adrian ile evlenmeyi kabul eder. Yaşadığı yerden neredeyse hiç çıkmamıştır ve tek istediği hayatını yaşayıp, özgür olmaktır. Bunun için evlenmeyi kabul eder. Evlenirler ama evlendikten sonrası ikili için zor geçer. Adrian önce Lillian'a mesafeli davranır, ne zaman ilişkilerini düzeltmeye başlasalar ortaya bir Benedict engeli çıkar. Üstelik çok masum durmadığından ikili arasında kıskançlıklara, yanlış anlamalara sebep olur. Adrian silahla kendisini vurup kör kalır bu yüzden kötü bir sürece girse de Lillian Adrian'ın hep yanında olur. Araya giren engellere rağmen ikilinin sonunda mutlu bir evliliği olur. Kitap çok güzeldi. Aslında bakınca konu olarak bir farklılık yok sıradan gibi görünüyor ama başlayınca elinden bırakamadığın bir hale geliyor. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve çok sevdim. Güzel, akıcı bir kitaptı.
Baskı: Aşkın Baharına Uyanmak
Lauren herkesi kendisine aşık eden bir güzelliğe sahip olan ilgileri umursamayan, doğal, gönlü zengin, herkesi olduğu gibi kabul eden biridir. Anne ve babası ölmüş erkek kardeşi ile kalmışlardır. Küçükken kardeşi ile arabada yer kavgası yapmış ve kardeşinin bacağından yaralanıp topallamasına sebep olmuştur. Bundan ve ailesinin ölümünden dolayı hep suçluluk hissetmiş, kendisini affetmemiştir. Bu yüzden evleri olan Rosewood'da hep çok çalışmıştır. Fakat çiftlik yıllar içinde yoksulluk eşiğine gelmiştir. Vasileri olan amcaları tüm miraslarını harcamış kıt kanat geçinmek zorunda kalmışlardır. Bu yüzden yatılı öğrenci almaya başlamışlardır. Amcaları bu ödemeleri de almış ve üstüne Lauren'e yaşlı, bunak bir kont ile evlilik ayarlamıştır. Konta bir varis verecek karşılığında malikane onun olacaktır. İki yıl süren evliliği bunak kocası kendisini tanımadığı, dokunmadığı sahte bir evlilik olunca Lauren pazarlığın kendisine düşen kısmını yerine getiremediğini düşünerek kocası öldükten sonra konteslikten ve mirastan vazgeçmiştir. Çiftliğin ve çocukların bakımı için herkes yeniden evlenmesini ister. Özellikle amcası. Fakat Lauren bir daha evlenirse aşk evliliği yapmak ister. Alex'in abisi beş yıl önce ölünce düklük ona kalmıştır. Böylece macera dolu hayatı bitmiş, artık dünyayı dolaşacak boş zamanı kalmamıştır. Tüm Britanya'nın en beğenilen kişileri arasındadır. Zengin, yakışıklı, genç bir dük olarak asiller arasında eşi benzeri olmayan biridir. Bir varisi olması gerektiğinden yapacağı evliliğinde iyi bir iş anlaşması olmasını istemiştir. İki aile arasında evliliğin beklendiği ve daha önce abisi ile evlenmek için eğitilmiş nişanlısı ile evlenmeye karar vermiştir. Hayatı yolunda iken ava çıktığı sırada atı sakatlanır ve yardım aramaya çalışırken bir balkabağı tarlasının ortasında yabandomuzunu yakalamak için onu sakinleştirecek bir şarkı söyleyen Lauren ile karşılaşır. Alex Lauren'in melek olduğunu düşünür. Bugüne kadar kimsenin yapmadığını yapıp kendisine bağıran Lauren'in güzelliği, sesi onu baştan çıkarır. Kendini kaptırır ve büyülendiği Lauren'i tekrar görebilmenin yollarını arar. Lauren'de Alex'i düşünmeden duramaz. Geceleri rüyasında görür, gündüzleri hayalini kurar. Daha önce kimsenin bırakmadığı etkiyi bırakır, çok etkilenir. Kısa görüşmelerle geçen iki haftadan sonra Alex döner. Dört ay sonra amcası Lauren'i para için evlendirmek ister ve Londra'ya bir sezon için gönderir. Lauren evlenmeyi istemese de çocuklar için gider. Fakat tanıştığı her erkeği Alex ile kıyaslar onun gibi bir adamla evlenmek ister. Bir baloda gerçek kimliğini bilmediği Alex ile karşılaşır. Gerçek kimliklerini öğrenirler önce birbirlerine sinirlenseler de aralarında karşı koyamadıkları bir çekim vardır. Alex'in nişanlı olması, siyasi kariyeri aralarında ki tüm engellere rağmen uzak durmaya çalışsalar da birbirlerini düşünmeden yapamazlar. Birde Lauren'in kocasının yeğeni yeni kont Marcus gelir ve evlenmek ister. Alex'in nişanlı olması yetmezken birde Lauren'in nişanlılık engeli çıkar. Önce kavuşamama, engeller, sırayla ikilinin inatları birbirlerinin peşinde koşma derken nihayet kavuşabiliyorlar. Duygusal, hemen kavuşmanın olmadığı harika bir hikayeydi. Özellikle tanışmaları çok komik ve güzeldi. Alex Serseri Kalbim kitabında ki Arthur'un abisi. Onun kitabında çiftin üç oğlu olduğunu öğrenmiştik zaten. Lauren sık sık İngiliz edebiyatından alıntılar yapan harika bir karakterdi. Amcanın o kadar duygusuzluktan sonra son hali çok ilginçti. Çok keyifli, güzel bir kitap.
Baskı: Zalim Cazibe (Rogues of Regent Street, #2)
Julian, Adrian, Arthur ve Phillip Regent sokağı serserileridir. Bu serseriler kendi kurallarına göre yaşar, servetlerini daha büyük servetler edinmek için riske atar, kalpleri kasten kırar, toplumdan ve kanunlardan asla korkmazdı. Fakat Phillip sarhoşken düello istemiş Adrian havaya ateş etse de o gerçekten ateş edince Adrian nefsi müdafaa olarak Phillip'i kalbinden vurmuş ve her şey değişmiştir. Julian arkadaşının çöküşünü engellemek için yeterince şey yapmadığını düşünüp bu trajediden kendini sorumlu tutmuş aylarca içki batağında yüzmüştür. Resmen yaşam mücadelesi vermiş, kapana kısılmış hissetmiştir. Seyahat, içki, kumar, kadınlar hiçbir şey bu hissin yok olmasına yetmemiştir. Cambridge, Oxford'ta dersler verir ama dağılmış haldedir. Paris'te evli bir kadınla ilgilenince peşinde ki kocası zarar vermesin diye eniştesi onu Paris'ten kaçırır. Claudia kont olan babasının tek çocuğudur. Annesi onu doğururken ölmüştür. Erkeklerin ilgisini ele geçiren farklı bir havası vardır. Göz alıcı derecede güzel, kendi kurallarına uyan, kendi standartlarını kendisi belirleyen, hazır cevap, zeki, hayatın tadını çıkarmaktan korkmayan biridir. Julian'ın kız kardeşleri ile okulda tanışmış ve yakın arkadaş olmuşlardır bu sayede her yazı birlikte geçirmişlerdir. Julian kardeşine sürpriz yapmak için Fransa'ya gidince Claudia'ı görmüş ve çok etkilenmiştir. Kardeşleri ile büyüyen Claudia'ı yıllarca bu gözle görmemiştir fakat hisleri yıllar sonra değişmiştir. Claudia ise onunla hiç konuşmamıştır. Tüm kadınları baştan çıkaran, sayamayacağı kadar kadınla birlikte olan Julian Claudia'nın karşısında serseme dönüşmüştür. Fakat Phillip Claudia'ı daha önce fark ettiği için ilgisini gizlemek için uğraşmış kendisini içkilere, partilere vermiştir. Hiçbir şey unutmasını sağlayamamış arkadaşı öldükten sonrada hisleri değişmediği için suçlu hissetmiştir. Claudia hiç ilgilenmeyip, mesafeli davranınca Paris'e gidip kendisini hissizleştirmek için elinden gelen her şeyi yapmıştır. Eniştesi onu gönderirken durduğu otelde Claudia ile karşılaşınca işler değişmeye başlar. Claudia çocukluğunda Julian'a tapmış, biraz büyüyünce de aşık olmuştur. Tatlı dilli, kadın avcısı olarak nam salan Julian için her şeyi yapmaya hazırken Julian ilgi göstermemiştir. Hayallerini yıkmış, kalbini kırmış, tüm kadınlar ile ilgilenirken kendisi ile hiç ilgilenmemiştir. Phillip kendisi ile ilgilenene kadar. Julian iyiliği için Phillip'in kendisine uygun olmadığını söylemiştir ama o kendisinin uygun olmadığını söylediğini düşünmüştür. Hatta Phillip'in ölümüne sebep olduğunu düşünür. Julian'dan kaçmak o dönmeden gitmek isterken koca dünyada kaçmak için uğraştığı adam ile baş başa kalır. Yanlış anlamalar, mücadeleler ile boğuştukları bir macera başlamış olur. Kovalamaca oyunu başlar. Julian hediyeler gönderir tersleyen notlar ile karşılığı gelir. Uygunsuz bir halde yakalanınca da evlenmek zorunda kalırlar. Bundan sonrası ise ikili arasında ki yanlış anlaşılmalar ile geçiriyor. Aslında ikisi de deli gibi birbirine aşık ama hep bir kaçma, yanlış anlama ile geçiyor kitap. Birde Julian'ın kız kardeşinin evlilik problemleri araya katılmıştı. Aslında kitap güzel başladı ama o kadar çok tekrara girdi uzadı uzadı. Bu kadar uzamasına ne gerek vardı. Claudia kişiliğinden beklenmeyen hareketler yaptı durdu. Claudia'nın kadın ve çocukların fabrikalarda sefil çalışma halleri, fabrikada çalışan kızlar için okul yapmak istemesi, kadınların eğitilmesi, kadın erkek eşitliğini savunması, kadın sığınma evleri, hayır işleri ile uğraşması kitabın en güzel tarafıydı.
Baskı: Serseri Kalbim (Rogues of Regent Street, #3)
Ünlü Regent Sokağı Serserilerinden olan Arthur Christian bir dükün ikinci oğludur. Arkadaşları Adrian ve Philip oyun oynarken Phillip hile yapıp ona hileyi bırakmasını söyleyen kuzeni Adrian'ı düelloya çağırmıştır. Ertesi sabah ayılıp vazgeçeceğini düşünerek Adrian kabul etmiştir. Adrian havaya ateş etse de Phillip Adrian'a ateş etmiş ve ölen kendisi olmuştur.Böylece serserilerden biri ölmüştür. Dördü kendi kurallarına göre yaşamış, servetlerini daha büyük servetler edinmek için riske atmış, toplumdan kanunlardan korkmamış, serseri olarak anılsalar da kötü işlere bulaşmamışlardır. Onlar sadece birlikte büyüyen, dost olan dört erkektir. İçlerinden biri hayatın dayanılmaz olduğunu fark edip kuzenini kendisini öldürmek zorunda bırakarak serserilerin ölümsüz olmadığını kanıtlamıştır. Arthur ise yaşananlara engel olamadığı için hep suçluluk duymuş, vicdan azabı çekmiştir. Arkadaşının ölümünden sonra hayatın ve merhametin kıymetini çok iyi bileceğine yemin etmiştir. Bir dükün ikinci oğlu olduğu için on sekiz yaşındayken sevdiği kadın kalbini kırmış ve zengin bir adamla evlenmiştir. Yıllar sonra dul kalan eski sevgilisine yeniden inanmış ve bir sabah Times'da evleneceğini okumuştur. Hayatın akıp gittiğini hisseder, gençliği, amaçları gider. Nereye ait olduğunu bilmez haldedir. Phillip ölmeden önce İskoçya'daki arazilere yatırım yapmış, sığır sürüsü ve arsa almıştır. Arkadaşının babası gelip bu meseleyi halletmesini ve oğlunun adını temize çıkarıp, huzura kavuşmasını sağlamasını ister. Arkadaşı Julian'da kendisinin gidip bu işi halletmesini söyler. Böylece sırtına yüklediği suçluluk hissinden de kurtulabilecektir. Böylece Adrian İskoçya'ya gider. Kerry McKinnon'un çok dindar olan annesi sürekli ona cezalar vermiştir. Babası ise bu duruma dayanamayıp onu bir yatılı okula göndermiştir. Böylece sadece yazları annesinin ağır ithamlarına katlanmak zorunda kalmıştır. Evden kaçma hayalleri kurarken kocası ona ilgi göstermiş ve çok geçmeden evlenmişlerdir. Evlendikten iki yıl sonra kocası hastalanmış ve yedi yıl boyunca durumu gittikçe kötüleşmiştir. Kocası hasta iken ona bakmış, sabahtan akşama kadar çalışmıştır. Fakat kocası ölüp onu borçlar ile bırakmıştır. Evi elden gitmek üzeredir. Ya borçları ödeyecektir ya da evi gidecektir. Dindar annesi onu yanına çağırır ama ölmek bile annesinin yanına gitmekten daha iyidir. Zaten annesinden kurtulmak için evlenmiştir. Evini kurtarmak isterken yardım istediği adamdan kocasının borçların ödenmesi karşılığında onun yaşına göre çocuk gibi olan oğlu ile evlenmesini kabul ettiğini öğrenir. Borçları ödemekten başka çaresi yoktur. Arthur kaybolmuşken yolda bir çanta görür ve çantayı karıştırırken silahla kolundan yaralanır. Silah geri teper ve onu paniklediği için yaralayan Kerry'de yere yapışır. Arthur'un atı ürker ve eşyaları ile kaçar. Böylece ikilinin yolu kesişir. İkilinin İskoçya'da karşılaşması ile olaylar başlar. Geceyi birlikte geçirirler. Arthur Kerry'nin eve güvenli bir şekilde gittiğinden emin olmak için evine kadar götürür ve işlerini halledene kadar Kerry'nin evinde kalmaya başlar. İngiliz beyefendisi ve serserilerden biri olan Arthur zor duruma düşmüş bir kadına hiç yardım etmemişken İskoçya'nın ırak kesimlerinde ki topraklarda çiftçilik yapmaya, tüm gün çalışmaya başlar. Bunlar ona çok uzak olsa da oradan zevk almaya başlar. Çalışmanın bir şeyler başarma hissinin, bir amaç uğruna yaşama duygusunun tadına varır. İkili iyice yakınlaşır. Kerry'nin yaşam dolu olmasını, zorluklara göğüs germe yeteneğini, hayat mücadelesi verme azmini takdir eder. Arkadaşının aldığı arsalara bilmeden gelir ama orada kalamaz. Kerry kendi hayatından bile daha değerli olsa da onunla olamaz. Kerry yanlış ülkeden, yanlış sosyal tabakadandır. Birde Kerry'nin başına gelen istenmeyen olaylar ikiliyi sıkıntıya soksa da her şeye rağmen tüm sıkıntıların üstünden gelmeyi başarırlar. Kitabı severek okudum önce bu kitap sıkıcı diye düşünsem de hemen bitiverdi. Sonu ise harikaydı Adrian'ın kızı ve iki oğlu, Julian'ın dört kızı, Arthur'un iki oğlu olmuş ve sonunda Phillip'in ölümüyle onlara hayatlarını bahşettiğini anlarlar. Duygu yüklü bir kitap beğenmemek elde değil.
Baskı: Asla Bir İskoçyalı Sevme (The Mccabe Trilogy #3)
McDonald ailesiyle McCabe ailesi sonunda birleşir. En genç ve en son McCabe ile olan evliliğin başarılı olması Rionna için önemlidir. Düğünde herhangi bir aksaklık olursa evlenecek başka McCabe kalmayacaktır. Rionna'nın gururu ise bir daha reddedilmeyi kaldıramazdı. Neyse ki bir sorun olmadan düğün gerçekleşir. Caelen'i sert, kaba olarak tanıdık ama iyi bir kalbi var. Caelen'ın sekiz yıl önce sevdiği kadın akrabası Duncan ile işbirliği yapıp, askerlere ilaç vermiş ve kalenin kapılarını Duncan'ın askerleri için açmıştır. Bu korkunç katliamdan sonra abisinin eşini tecavüz edilip boğazı kesilmiş, babaları ve birçok akrabalarını ölmüş vaziyette bulmuşlardır. Bunları sevdiği kadının yaptığına inanmayan Caelen birde sırtından bıçaklanmıştır. Sevdiği tarafından ihanete uğrayınca kalbini kadınlara kapatmıştır. Klanının kaderini değiştiren olaydan sonra yaşamak zor olmuştur. Klanı yıllar boyunca Duncan Cameron'ın ellerinde katliamlarla mücadele etmiştir. Nefret ettikleri adamın yok olmasını sağlayacak bir birliği sağlamlaştıracak şeyi yapmayı tabi ki reddedemez. Yıllar boyu savaşmalarını kendi hatası olarak görür. Kardeşlerine borçlu hissettiğinden daha önce iki abisi ile de nişanlanan evlenemeyen Rionna McDonald ile evlenmeyi kabul eder. Abisinin sevdiği vardır ve sevenlerin ayrı kalmasına dayanamamıştır ayrıca Rionna'ya karşı boş da değildir. Onu ilk gördüğünde istemiştir. Abisinin nişanlısına karşı bir şeyler hissetmekten utanmıştır. Ona göre bu duygular sadakatsiz ve saygısızcaydı. Rionna ise klanını düşünür ve babasına artık tahammül edemeyecek durumdadır böylece ikili evlenir ve bence iyi ki iki kardeş başkasını bulmuş çünkü ikili tam birbirlerine göreydi. Kötü durumda olan klan önce Caelen'i istemez ama o vazgeçmez. Caelen bir lord olacağını, kendi toprakları olacağını, evleneceğini hiç düşünmemiştir ama hemen şartlara uyum sağlar. Kimse Caelen'in olana dokunamaz, zarar veremez kendi yolundan gitmeye alışkın olan karısını her daim korur. Birçok erkekten daha iyi kılıç kullanan, kavga eden, erkek gibi giyinen karısının önce bir kadına yakışır hareketlerde bulunmasını, kılıç kullanmayı bırakmasını, bir leydi gibi davranmayı öğrenmesini ister. Çok geçmeden karısının kırılgan ve kadınsı yanını görüp her geçen gün daha çok bağlanır. Rionna hiçbir erkeğin kendisi gibi bir kadını kabul etmeyeceğini düşünürken kocasının ilgisinden sonra onun aşkını ister hale gelir. Kalbinin sahibi kocasıdır ve kocasının da kalbinin sahibi olmak ister. Görev icabı başlayan evlilik çok geçmeden birbirlerini olduğu gibi kabul ettikleri gerçek bir evliliğe döner. Neamh Alainn kendisinin olana kadar durmaya niyeti olmayan Duncan Cameron tabi ki rahat durmaz ve sekiz yıl süren mücadeleden sonra ölümü hiç ummadık birinin elinden olur. McCabe kardeşlerin en küçüğü Caelen'in kitabı en merak ettiğim kitaptı. Caelen'in Rionna'ı olduğu gibi kabul edip sevmesi zorla bir şeyi dayatmaması çok güzeldi tabi Rionna da elinden gelen çabayı gösterdi. Kocası ile birlikte savaşan gerçek bir savaşçı prenses. Babası ne rezil biriydi yeğenine tecavüz etmeye kalkan, kendi kızını öldürmeye çalışan biri. Seride kadınlar çok çekti. Hep kaçırılıp, yaralandılar. Kardeşler gerçekten McCabe klanına olağanüstü ve farklı kadınlar getirdi. Kitap daha uzun olabilirdi. Bazı yerler uzun uzun anlatılsa çok daha güzel olurdu ama sonu çok güzeldi beğendim.
Baskı: Sürgün (The Mccabe Trilogy,# 2)
İlk kitapta Ewan McDonald klanından Rionna ile evlenmekten vazgeçmişti onun yerine bu görevi üstlenen kardeşi Alaric olur.Alaric McCabe klanını ayakta tutup eski gücüne kavuşturmak için yıllarca mücadele ettikten sonra Ewan amacına ulaşmıştır. Bu kış kimse aç kalmayacak, çocuklar soğuktan donmayacaktır. Klanı için bir şeyler yapma sırası Alaric'tedir. Bu yüzden Rionna ile evlenecektir. Haftalar önce nişanlanmışlardır. Yaşlı lord Alaric'in McDonald'larla zaman geçirmesini istemiştir. Tek mirasçısı olan kızıyla evlenince topraklar bir gün onun olacaktır. Duncan Cameron hayatta olduğu sürece McCabeler için tehdit yaratmaya devam edecektir. Ewan'ın sahip olduğu her şeyi karısını ve eski İskoçya kralının kızıyla evlenince elde ettiği Neamh Alainn'i ondan almak ister. Duncan'ın oluşturduğu tehdit sadece etraftaki klanlar için değil kralın tahtı içinde hafife alınmayacak ölçüde önemlidir. Bu yüzden Alaric McCabe ile Neamh Alainn arasında kalan tek klanla anlaşmak için bu evliliği kabul etmiştir. Ayrıca abisinin himayesinde kaldığı sürece asla sahip olamayacağı pek çok şeye sahip olacaktır. Kendi klanı, kendi toprakları olacaktır. Bu yüzden evlenmek üzere çıktığı yolda pusuya düşürülür ve yaralanır. Kendin de olmayan Alaric'i atı Keeley'in evinin önüne götürür. Keeley McDonald lordları kendisine saldırdığı ve leydileri kocasını ayartmakla suçladığı için klanından sürgün edilmiş yalnız yaşayan biridir. Tüm klan ona sırtını dönmüştür. Kimse onunla aynı soydan geldiğini kabul etmemiş, sürekli dışlanmıştır. Doğduğu eve çok yakın yaşayıp oraya adım atamamak onun için çok zordur. İhtiyacı olan her şeyi tek başına kazanır. Tedavi konusunda üstün yetenekleri olduğundan geçimini de bu yolla sağlar. Klanı onu atmıştır ama askerlerden biri yaralanınca onu aramaktan da gocunmamıştır. Tüm sıkıntılarına rağmen ayakta kalmayı başarmıştır. Rionna ile hem kuzen hem arkadaştır ama sürgün edildikten sonra ondan destek almamış haber bile alamamıştır. Kapısına gelen kendisine meleğim diyen Alaric'e bakar ve onu iyileştirir. Alaric'i bulan McCabe kardeşler Keeley'i Alaric ve doğumu yaklaşan Ewan'ın karısı Mairin için yanlarında götürürler. Klanlarında böyle becerikli birine ihtiyaçları vardır. Doğduğundan beri kendi topraklarından başka bir yer görmeyen Keeley evinden ayrılınca hayatında yeni bir dönem başlar. Meleği olarak Alaric ile ilgilenir. Tanımadan kalbine giren, hayaller kurduğu adam tek arkadaşı ile nişanlanmak üzeredir. Alaric evlenmekte kararlıdır evlenmek zorundadır ama Keeley ile arasında ki çekime de karşı koyamaz. Uzun zamandır bir kadın için böyle heyecanlanmamıştır. Keeley onu çok etkiler, o yokken sinirli ve gergin olur. Keeley ise Alaric'in evlenmek zorunda olduğunu bilse de uzak durmaya çalışsa da ona aşık olmuştur. İkili ne kadar kaçmaya çalışsa da tabi ki uzak kalamazlar ve kaçınılmaz son. Meleği ile Alaric arasında ki aşka bayıldım. İmkansız bir aşk vardı. Her şeye rağmen vazgeçmemeleri mücadeleleri çok güzeldi. Kralı, kardeşlerini, on iki klanın lordunu karşısına alacak kadar büyük bir sevgi vardı. Neyse ki sonunda her şey yoluna girdi. Keeley Mairin'i aratmadı. Mairin'den sonra Ewan'ın dediği gibi bunlar birdi iki oldular ikisi de harikaydı. İlk kitaba göre daha duygusal çok daha güzel bir kitaptı.
Baskı: İskoçyalı'nın Kollarında (The McCabe Trilogy, #1)
Mairin Stuart Kralın gayri meşru kızıdır. Yüklü bir çeyizi olması ise onu evlenilecekler listesinin başına eklemiştir. Bu yüzden manastırda yaşamak zorunda kalmıştır ancak bu şekilde ulaşılması zor olacaktır. Manastırdadır ama henüz ruhsal yolculuğunu tamamlayacak yemini etmemiştir. Küçüklüğünden beri bulunmamak için ettiği duayı ederken manastıra askerler gelir. Onunla çeyizi için evlenmeye kararlı klan beyi Duncan Cameron kendisini kaçırır. Duncan acımasız, aç gözlü, hırslı bir adamdır. İskoçya'nın en büyük ordusuna sahiptir ve İskoçya kralı bile ondan korkar. Mairin'in çeyizi Neamh Alainn onu yenilmez kılacaktır. Bu yüzden Mairin ile evlenmeye kararlıdır ve evlenmeye ikna etmek için döver. Yaşadıklarına rağmen korumasına aldığı çocuk Crispin ile kaçmayı başarır. Crispin Lord Ewan McCabe'nin oğludur. Babasının adamları olmadan bir yere gitmesi yasakken kendisine bebek gibi davranılmasından bıktığı için Alaric amcasını görmeye gidecekken kaybolur.Fidye için kaçırılacakken kaçar çünkü babası fidyeyi ödeyemeyecek durumdadır buda onları zayıf gösterecektir. Yardımına onu eve götüreceğine söz veren Mairin yetişir. Bir hizmetçinin yardımı ile kaçmayı başarırlar ve Crispin'in amcası Alaric ile karşılaşırlar böylece kurtulmuş olurlar. Ewan, McCabe klanının lideridir. Klanı sekiz yıl önce sarsıntı yaratabilecek bir saldırıya karşı direnmiştir. Kardeşi Caelen'in sevdiği kadın tarafından ihanete uğramışlardır. Ewan ve kardeşlerinin de ellerinde neredeyse hiçbir şey kalmamıştır. Kocaman bir enkaz yığını, dağılmış insanlar ve neredeyse bitmiş bir ordu kalmıştır. Ewan lord olduğunda sahiplenebileceği pek bir şey olmamıştır. Klanını ayakta ve güçlü tutabilmek için sekiz sene savaşmıştır. Kardeşleri ile hiç durmadan, yorulmadan çalışmışlardır. Her şeyi yeniden ancak kurabilmişlerdir. Artık düşünebildiği tek şey intikam almaktır. Sekiz yıldır ona güç veren Duncan Cameron'dan alacağı intikamdır. Sıkıntı çektikleri bu dönemde oğlu kendisini kurtaran, nefret ettiği düşmanının kıyafetlerini giyen ve dayak yemiş olan Mairin ile gelir. Oğlu Mairin'e babasının onu kurtaracağına dair söz vermiştir ve bir McCabe her zaman sözünü tutar bu yüzden hemen gitmek isteyen Mairin'i bırakmaz ve koruması altına alır. Mairin önce kimliğini saklar, kaçmaya çalışır Ewan ile sürekli atışma halindedirler. Çok geçmeden Mairin'in bacağındaki kraliyet mührü sayesinde gerçek kimliğini öğrenirler. Crispin ise Mairin'e çok bağlanmıştır. Ewan da Mairin'in gerçek kimliğini öğrenince klanı için bir fırsat olacağını düşünür. Klanın Mairin'in zenginliğine ihtiyacı vardır. Evlilik sayesinde İskoçya'nın en gözde topraklarına sahip olacak, düşmanlarını tamamen ortadan kaldırabilecek, kraldan sonra gelen tek güçlü klan olacaklardır ve kimsenin onları yok etmeye gücü yetmeyecektir bu yüzden Mairin ile evlenir. Mairin ise ya Duncan ile evlenecektir ya da Ewan ile başka çaresi olmadığından evliliği kabul eder. İkili önce sürekli atışsa da sonra duygular işin içine girince durum değişir. Mairin yıllarca korkuyla yaşamış, çıkarları uğruna kendisini evliliğe zorlayan erkeklerden kaçmıştır. Onurlu, kendisine iyi davranacak, sayesinde sahip olduklarının ve kendisinin değerini bilecek bir adamla evlenmek istemiştir. Sonunda aradığı aileyi bulur tam her şey yolundayken yaralanmalar, zehirlenme, düşmanlar derken olaylar eksik olmaz. Diğer İskoç romanlarını hatırlatsa da güzeldi. Çoğu yerde çok güldüm Mairin çok komikti. Ewan'ı da sevdim Mairin'e olan aşkı sahiplenişi ikilinin atışmaları, kavgaları çok güzeldi. Beğendim diğer kitapları da merak ediyorum.
Baskı: Gitmene Asla İzin Vermeyeceğim
Chelsea Bellamy'nin anne babası araba kazasında ölmüştür. Kuraklıktan dolayı maddi olarak zor bir dönem geçirmişlerdir. Kardeşinin okul harcını ödeyebilmek için aşırı tutumlu olmuş ama kardeşi üniversiteden ihraç edilmiştir. Sonrada Portekiz'e giden bir asker alayına katılmıştır. Kardeşine kızgındır ama kardeşi kaçırılıp beş yüz pound istenince tek istediği kardeşini kurtarmak olur. Parayı bulmak için elinden geleni yapar. Gururunu bir yana bırakarak yakın komşusundan da yardım ister ama komşusunun birliktelik teklifini kabul edemeyeceğinden oradan da eli boş ayrılır. Son çare olarak uşağının eski mesleği olan soygunculuğa başlamaya karar verir. Ailesinden geriye sadece sevdiği abisi kalmıştır ve onu kurtarmak için her şeyi yapmaya hazırdır. Erkek kılığına girip tek gözlü Jack olarak soygun yapmaya başlar. Antony'i soymaya kalkışınca hayatı tamamen değişir. Antony Grenville, savaşta birçok arkadaşını kaybeden, kendisi de yaralanarak dönen bir vikonttur. İki yıl savaşmış amcasının ölüm haberini aldıktan sonra varisi olarak bir gecede zengin bir adam olmuştur. Tüm günahkar hazları denemiş hiçbir şey onu memnun edememiştir. İçinde ki duygusal boşluğu ise hiçbir şey dolduramamıştır. Görevi evlenmek olduğundan çapkınlığa son verip nişanlanmıştır. Leydi Phoebe için çekim hissedip evlenme teklifi etmiştir ama o teklifini kabul edince o çekim zayıflamıştır. Nişanlısı ile düğün hazırlıklarını planlamak için konağına doğru yola çıkar. Geleceğinin düzenli, geleneksel, kasvetli, sıkıcı olduğunu düşünürken hayatı çıktığı yolculukta tek gözlü Jack kendisini soymak için yolunu kesince renklenir. Antony soyguncu da ki farklılığı hisseder ve olaylar başlar. İkili bir daha bir araya gelince olaylar eksik olmaz. Antony'nin Lady Robin'i evini soymaya gelince de ilgisi iyice artar. Hiçbir kadından etkilenmediği kadar etkilenir. Hayatında ilk kez bir kadınla sıradan bir birliktelikten daha fazlasını ister. Gerçekleri öğrendikten sonra Chelsa'nın hayatını tehlikeye atmasına izin veremez ve kardeşini kaçıran kişiyi bulması için yardıma girişir. Antony yıllarca süren arayışlarından sonra en sonunda doğru kişinin kim olduğunu anlar. Bir suçluyu aramak, bir rehineyi kurtarmak ve özgürlüğüne düşkün Chelsa'ı o olmadan yaşayamayacağına ikna etmek için üç haftadan az zamanı vardır. Çünkü evlenecektir. Chelsa başına gelmiş en iyi şey olsa da düğünden vazgeçmek için çok geçtir fakat Chelsa'nın gitmesine izin vermemeye de kararlıdır. Chelsea'nın uğradığı saldırılara, ümitsizliklere, olumsuzluklara rağmen vazgeçmeyişi azmi güzeldi. Soygun hikayesi ise çok keyifliydi. Beğenerek okudum.
Baskı: Gölgede Dans (Buchanan, #6)
Jordan bilgisayar yeniliklerinde sivrilen birkaç kadından biridir. Büyük bir kuruluşta işe başlamış fakat sonunda kendi şirketini kurmuştur. Ailesinin yatırımıyla bunu muazzam bir başarıya dönüştürmüştür. Son birkaç yılını durmaksızın çalışarak geçirmiştir. Başka bir şirket onun şirketini almak için harika bir fiyat teklif edince tereddüt dahi etmeden şirketini satmıştır. Fakat yerinde duramaz ve bir değişim için hazırdır. Altı abisinden ikisi FBI ajanı, biri federal avukat, biri deniz kuvvetlerinde asker, biri polistir. En küçükleri ise üniversite öğrencisidir. Kitapta Jordan'ın üniversiteden arkadaşı Kate ile abisi Dylan'ın düğünü ile başlar. Kate düğünden önce ondan FBI Ajanı olan yakın aile dostları Noah Clayborne'i hizaya getirmesini ister. Diğer nedimelerden sonra kız kardeşi de Noah'ın etkisine girmiştir ve peşindedir. Kardeşinin bir diğer NCG ( Noah Clayborne Grupileri )olmasını istemez. Noah'dan etkilenmeyen tek kişi Jordan göründüğünden ondan istemiştir. Bu Jordan'a imkansız gibi gelir. Bir ayıya bilgisayar kullanmayı öğretmek Noah'ı kontrol altında tutmaktan daha kolaydır. Jordan gönülsüz de olsa arkadaşı söz vermeden düğüne gitmeyeceğinden onun için bu isteği kabul eder. Düğün Noah'ı takip ederek geçerken karşılaştığı içeri girmeye çalışan profesör MacKenna işleri tamamen değiştirir. Profesör on beş yıl önce aile tarihini araştırmaya başlamış ve MacKenna ile Buchanan'lar arasında düşmanlık olduğunu ve bu kan davasının yüzyıllardır devam ettiğini öğrenmiştir. Buchanan'lar tarafından hazine çalınmıştır ve ne olduğunu, ne zaman alındığını, gerçeği ortaya çıkarmaya kararlıdır. Bir matematikçi ve bilgisayar mühendisi olan Jordan kesin verilere ulaşırdı fantazilere değil. Efsanelerin peşine düşmek onun için zaman öldürmekten başka bir şey değildir. Fakat Buchanan'lara barbar, hırsız diyen profesör yaptığı araştırmalarda tüm belgelerin olduğunu incelemek istiyorlarsa Teksas'a gelmelerini söyleyince Jordan onun yanıldığını kanıtlamaya karar verir. Yeni bir işe başlamadan önce ailesi ve Noah rahatlayıp biraz eğlenmesini, sosyal hayatının olmasını söyler. Noah ölü insanların bile ondan daha iyi bir sosyal hayatı olduğunu söyleyince kararından iyice emin olur ve hazine avına gider. Görüşmek için gittiği profesörü bagajında ölü olarak bulunca cinayet üzerine kalacağından yardım için FBI abisini arar. Abisi Nick ile Noah'ın duruma el atması ve olayların artan cinayetlerle iyice büyümesi ile hikaye hareketli bir hal alır. Çok beklentim olmadan başladım ama sevdim beni bağlayan bir kitap oldu. Sürükleyiciydi beğendim. Jordan'a bayıldım. Yazarın güzel akıcı bir romanı.
Baskı: Tutku
Passion'un on iki yaşındayken annesi ölmüş iki kız kardeşine annelik yapma görevi ona kalmıştır. Babası papazdır ve dul bir kadındır. Mutsuz bir evlilik geçirmiş ve çoğu şeyden mahrum kalmış hep içine atmıştır. Kocası üç yıl boyunca onu ilgisizliğiyle öldürmüş, kayıtsızlığıyla ruhunu yıpratmıştır. Evliliğine daha kolay katlanmasını sağlayacak bir bebeği de olmamıştır. Mark ise mimar olan bir konttur. Annesi tarafından pek sevilmez. Hayatını kendi için yaşayıp, ne isterse yapmıştır. İnsanların ne düşüneceğine aldırmamış ve bir şey hoşuna giderse ilgisini kaybedene kadar peşinden gitmiştir. Passion yas süresinin bitmesine yakın Londra'ya halasının yanına gider ve Kristal Sarayı ziyaret ederken bir adam tarafından yaralanmaktan kurtarılır. Birden biri tarafından yoldan çekilir, okşanır, takip edilir. Her fırsatta kendisine dokunan adam ile panonun arkasında birlikte olur. Tanımadığı adam ile yaşadıklarından sonra farklı hisseder, adeta rüya alemindedir. Yabancısı ona yeniden canlılık, hayat vermiştir. Kocası öldükten sonra bir damla yaş dökmemiştir ama bu birliktelikten sonra ağlamıştır. Unuttuğu hayalleri gerçekleşmiştir. Saygılı evlat, sevgi dolu kız kardeş, namuslu dul, yardımsever kuzendir ve biraz görevlerinden uzaklaşıp, çekime boyun eğmeye karar verir. Bir daha bir adamla birlikte olacağını hiç düşünmemiştir ama karşı koyamaz. Ayıplama, pişmanlık, vicdan azabı olmadan ertesi gün aynı yere yeniden gider. İlk defa bir kadından bu kadar etkilenen Mark'da ertesi gün yeniden gider ve ikili aynı yerde üç buluşmadan sonra hala birbirinden ayrılmak istemez. Bu yüzden Mark Passion'un halasının evini bulur ve kaçamakları oradan devam eder. Passion onda yeni duygular uyandırmıştır. Önceki yaşantısı ona artık boş ve soğuk gelir. Uzun süreli ilişkilere şimdiye kadar hiç inanmamıştır ama Passion ile farklıdır. Onunlayken hayatı mutluluk dolu görünür, sonsuzluğa inanır. Passion hayatının en güzel olan kısmı, güzel olan tek parçasıdır. Mark'ın erkek kardeşi babasından değildir ve annesinin daha önce bunu mektupta söylediği arkadaşı annesine şantaj yapar. Eğer Mark kızı ile evlenmezse bunu herkese duyuracaktır. Mark annesinden nefret eder. Annesinin bencilliğinden, sürekli dikkat çekme ve üstün olma çabasından tiksinir ama kardeşini çok sever bu olay duyulursa sevdiği kızında kardeşini bırakacağını bildiğinden kardeşinin iyiliği için istemeye istemeye nişanlanır. Nişanlısı ise Passion'un uzaktan kuzenidir. Nişan yemeğinde ikili öğrenir. Passion kuzeni için ayrılmak ister fakat Mark istemez, sevdiği kadından vazgeçmeye niyeti yoktur. Yıllar önce sevgi için yalvarmış bir daha bunu yapmamaya yemin etmişken Passion'a yalvarır ama ayrılmaktan başka çareleri yoktur. Mark'ın annesi kitap boyunca boğmak istediğimiz karakterlerden. Küçükken oğluna bir hayrı dokunmamış büyüdüğünde de hatalarıyla hayatını zorlaştırmaya devam ediyor. Başlarda sıradan bir kitap gibi geliyor bağlanmayan bir erkek, mutsuz evlilik geçirmiş sevmeye aç bir kadın ama çok duygu yüklüydü. İkilinin o aşkı birlikte olma isteği öyle yoğundu ki bu tarz kitaplarda duygu pek hissedilmiyor fakat bu kitap da fazlasıyla vardı bu. Passion sevdiği adam için kuzenini teselli edişi, ikilinin ağlayıp vedalaşmaları Mark'ın sevdiği kadının yastıklarını alacak kadar inanılmaz değişimi hepsi okunmaya değer. Ne sevdiler ama.
Baskı: Kalp Hırsızı (Buchanan, #1)
Nicholas Buchanan FBI ajanıdır. Kendisini işine vermiş uzun süredir de tatil yapmamıştır. Tam tatile çıkacağı zamanda rahip olan yakın arkadaşı Tom onu çağırır. Peder olan arkadaşına günah çıkartmaya gelen bir katil ona cinayetlerini, bunlardan nasıl zevk aldığını anlatmıştır. Öldürmeden önce kurbanlarına niyetini açıklayan bir not gönderir ve onları araştırır. Bu kalp kıran Tom'u araştırmıştır ve ilk olarak dostu Nick'i arayacağını bilir. Bir sonra ki kişi nefes kesici olan ve nefesini kesmek istediği Tom'un kardeşi Laurant olacaktır. Hatta Nick'e kardeşini alıp götürmesini ve kendisinden saklamasını söylemesini bile ister. Böylece Nick yardıma gider. Laurant'ın anne ve babası ölünce daha çocuk olan abisi ile okyanusun başka yakalarında büyümeye mecbur edilmişlerdir.O yatılı okulda rahibeler tarafından yetiştirilmiştir. Abisi ise orta okul ve lise yıllarında Buchanan ailesinin sekiz çocuğu ile birlikte yaşamaya başlamış sonra Nick ile üniversiteye gitmiştir. Bu olaydan sonra Nick ve Laurant ilk kez tanışmış olur. Nick Laurant'ı gece gündüz koruma altına alır, katili yakalamak için tuzak hazırlarlar. Herkese ise nişanlı olduklarını söylerler. Amaç katili kızdırıp yakalamaktır. Nick, Laurant'ı koruyabilmek için hep birlikte olmalarını, aynı odada kalmalarını hatta aynı yatakta uyumalarını ister. Bu kadar yakınlıktan sonra ikili tabi ki birbirinden etkilenir ve oyun gerçek olur. Kitabı çok sevdim. İkilinin aşık hallerini okuyamadan biten bir kitap daha. Son sayfalarda yapılan itiraflar bana az geliyor ama yazarı seviyorum ne yazsa okurum.
Baskı: Düşler Krallığı (Westmoreland, #1)
Royce yani Kara Kurt İskoçya'nın en nefret edilen, herkesin korkulu rüyası, şeytan diye anılan, korkulan bir savaşçıdır. Çocukları öldürüp kanını içtiği, çıplak elle duvarları yıkıp kan içtiği, şeytanın kendisinden daha tehlikeli olduğu söylenir. İskoçların çocuklarını korkutmak için adını andıkları hayalettir. Jennifer anne tarafından büyük bir mülkün kontesi ve mirasçısıdır. Babasının kendisini de üvey oğullarını sevdiği gibi sevmesini isteyen biridir. Bu yüzden yaptığı yaramazlıklar işleri daha kötü hale getirmiştir. Üvey abisinin iftiraları da halkını kendisine düşman etmiştir. En son yaptıklarından sonra evleneceği ihtiyar adam evlenmekten vazgeçmiş ve babasının iki aileyi birleştirmek için kurduğu hayaller suya düşmüştür. Bunların sonunda manastıra sürgüne gönderilmiştir. İki yıl sonra ise babası manastıra gelir. Halklarının geleceğinin ona bağlı olduğunu söyler ve kendisinden bile yaşlı olan bir adamla evlenmesini ister. İngilizler tüm klanların savaşa babası yüzünden gittiklerini bilir. İngiliz kralı intikam ister bu yüzden Kurt'u İskoçya'ya gönderir. Destek olmadan karşı koyamayacaklarından babası bu evliliği ister. Jennifer bu fırsatla halkına bağlılığını kanıtlayıp onların sevgisini kazanabilecektir. Halkı için kabul eder ama düşmanlarının kızı olduğunu öğrenen Royce’un kardeşi Stefan tarafından kaçırılır. Royce Jenny'nin babası ile savaşta olduğundan ayağına gelen bu kızı rehin olarak tutmaya karar verir. Ama Jenny öyle bir rehin olur ki Royce neye uğradığını şaşırır. Jenny'nin kaçmak için giriştiği mücadeleler, cesurluğu, inatlaşması aralarında ki çekimi engelleyemez ve istemese de Royce'nin çekimine kapılır. Bu rehinlik olayı ikilinin evlenmesini gerektirir. Evleneceklerdir ama düğünde kimse eğlenerek kadeh kaldırmaz, herkes gergindir ve birbirini gözler. Gelin ve damat bile isteksiz, mutsuzdur. Jennifer düğünden kurtulursa bir daha burnunun dikine gidip, canının her istediğini yapmayacağına dair Tanrı ile pazarlık bile yapar ama işe yaramaz. Royce dük unvanını da alır. Jenny aşk ve nefret, kocası ve ailesi arasında kalıp durur. Jenny'nin rehin olduğu dönemlerde kaçmak için yaptıkları, Royce'nin başına açtıkları, ona verdiği kayıplar, ne kadar kaçmaya çalışsa da karşı koyamadığı çekim okurken hem eğlendiriyor hem üzüyor. Ama hiçbir şekilde kitabı elinden bırakamıyorsun. Jenny'nin kendisi ne kadar sevse de aynı karşılığı bulamadığı ailesine olan o bağlılığı Royce'e ailesine zarar vermeyeceğine dair verdirdiği sözden sonrası. Royce'nin ölümüne neden olacaksa bile sözünü tutma çabaları önce sinirlendirse de sonra gülümseme ile okumaya devam ettiriyor. Çok çok güzel bir kitap hem güldürüp, hem üzebilecek bir kitap. Royce ise hayran olunacak bir erkek. Westmoreland erkeklerine bayılıyorum bu yüzden elimden bırakamadan bitirdiğim bir kitap oldu.
Baskı: Sana İhtiyacım Var
Katie, zengin ve güzeldir. Daha yirmi üç yaşında olmasına rağmen kazancı iyi bir işi vardır ve bağımsızlığına düşkündür. Maaşı olmadan bile yıllar önce babasının onun için kurduğu vakfın parası ona ihtiyacı olduğundan daha fazla para sağlamıştır. Güzel bir dairesi, arkadaşları, sevgi dolu bir ailesi vardır. Erkeklerden yana çok acı çekmiştir. İki yıl önce evlenmiş bir yıl geçmeden boşanmıştır. Avukat olan çapkın kocası hukuk firmasının yaşlı ortağının karısı ve birçok müvekkili ile ilişkileri hakkındaki dedikoduları susturmak için onunla evlenmiştir. Onu evlerinde kendisini aldatırken yakalamıştır. Kocası tarafından aşağılanmış, dayak yemiş, tehdit edilmiştir. Boşandıktan birkaç ay sonrada eski kocası ölmüştür. Daha evliliğini atlatamamışken sekiz ay önce evli bir adama kapılmıştır. Evli olduğunu öğrenince görüşmeyi kesmiştir. Eski sevgilisi onu görmesi gerektiğini söyleyince barda buluşmaya karar vermişlerdir. Barda öncesinde arabası bozulan ve çekici çağırmak için adres soran Ramon onu ısrarcı sevgilisinden kurtarır. Ramon adamı etkisiz hale getirdikten sonra Katie'nin arabasına binip onu evine götür. Katie bardan çıkarken patlak lastikli bir sebze kamyonu görür ve Ramon'un arabasının bozuk olduğunu bildiğinden onun arabası sanır. Evine getirince de Ramon'a beş dolar verir işine yarayacağını düşünerek. Ramon ertesi gün hayvanat bahçesine davet eder. Arkasından piknik, Katie'nin arkadaşlarının olduğu havuz partisi gelir. Katie aslında çok etkilense de çiftçilikle uğraştığını sandığı Ramon'dan işinden dolayı arada rahatsız olur. Hiçbir ortak noktalarının olmadığını , farklı iki dünyadan gelen, sosyal olarak birbirinden uzak iki insan olduklarını düşünür. Aralarında hiçbir şey olamayacağından emindir. Ramon'u denk göremese de arkadaşları ailesi ile tanıştırır, başkasına laf söyletmez tabi uzakta duramaz. Son zamanlarda ki memnuniyetsizliğinin sebebinin Ramon'un düşündüğü gibi sıkılmadığından emindir. Her şeyi vardır ve daha mutlu olmak için bir şeye ihtiyacı yoktur ve hayatında eksik bir şey yoktur. Ramon'a ilgisi artınca en iyisinin görüşmemek olduğunu düşünse de kıskançlıklar başlar ve uzak kalamaz. Ramon İspanyol kökenli, Porto Riko'da doğmuş bir Amerika'lıdır. Aslında Uluslararası Galverra şirketinin sahibidir. Sürekli her şeye hükmeden, arasının iyi olmadığı, oğlunun başarısını kıskanan babasının hatalarından dolayı maddi olarak sıkıntı da bir iş adamıdır. İflasını açıklayıp, çiftliğe gidecektir. Küçük tarla ve üstünde ki doğduğu ev kalan tek şeyidir. Uluslar arası ticaret çevresinde hiç kimsenin affetmeyeceği ve unutmayacağı bir günah işlemiş başarısız olmuştur. Bir pozisyon için arkadaşlarına yalvarmak istemez. Küllerinden doğmaya çalışır bu yüzden kendisi ile ilgili gerçekleri Katie'e söylemez. Katie'i sevdiğinden emindir evlilik teklifi çok gecikmez ve onunla Porto Riko'ya gelmesini ister. Katie'nin oraya ait olmadığından, onları sevmediğinden emindir. Kendisi ise hayatını Katie için yaşayacak, günlerini neşe ile dolduracak, ona tekrar gülmeyi öğretecektir. Katie'nin ne kadar korkuları, şüpheleri olsa da yaşadığı yeri bırakıp Ramon ile gider. Katie'nin orada buldukları bir kez daha Ramon'ın maddi olarak kötü durum da olduğunu düşünmesini sağlar. İyilik yapmak için kendince giriştiği işler, Ramon'ın üstüne düşüp her fırsatta sevdiğini dile getirmesine rağmen Katie'nin hala bir adım atmayışı son noktayı koyar. Ramon kendisini sevmeyen bir kadın ile evlenip hem ona hem kendisine haksızlık etmek istemez. Tahmin edildiği gibi elden kaçınca değeri ve gerçek duygular anlaşılır gerisi tabi ki mutlu son. Ramon onu sevmemek elde değil sevgisi için yaptıkları o korkuları olan, bir türlü güvenemeyen kızı yola getirişi okunmaya değer. Bu aşkta tüm emek Ramon'ın. Kitap boyunca süren düğün hazırlıklarından sonra düğünün bir iki cümle ile olup bitmesi bende şok etkisi yarattı. Bari bir iki sayfa yer verilseydi. Katie'nin başta ki halleri her şeye bunu yapmayı biliyor musun demeleri kötüydü. Her şeye rağmen yazarı severim bence bu kitabı da çok güzeldi.
Baskı: Aldığım Her Nefeste (Second Opportunities, #4)
Mitchell Wyatt'ın babası eşi kanserden ölmek üzere iken sekreteri olan Mitchell'in annesi ile ilişki yaşamaya başlamıştır. Babası karısı öldükten sonra evlenme vaadinde bulunduğu hamile sekreterini önce oyalamıştır sonra bebeğin kendisinden olmadığını iddia etmiştir. Bu skandal politika kariyerlerini engellemesin diye Mitchell'in büyükbabası annesinin isteği üzerine torununun soyadlarını alıp, bir Wyatt gibi yetiştirilmesini kabul etmiştir. Bebek doğduktan sonra annesi bebeğin üzerinde ki tüm haklarından vazgeçecektir. Çocuğun en iyi koşullarda büyümesi, en iyi eğitimi alması, maddi manevi imkanlardan faydalanmasını sağlayacaklardır. Karşılığında Mitchell'in annesi bu olaydan kimseye bahsetmeyecek ve bebek dahil kimse ile görüşmeyecektir bunun için parada verilmiştir. Doğduktan bir hafta sonra Mitchell'in büyükbabası onu sahte bir doğum belgesi ile İtalya'da bir ailenin yanına göndermiş, dört beş yaşlarındayken de Fransa'da yatılı bir okula göndermiştir. Sonrasında en iyi okullara gönderilmiş, Avrupa'nın en önde gelen ailelerinin çocukları ile arkadaşlık etmiştir. Üniversiteden mezun olduktan sonra çok iyi para kazanmıştır. Şimdi otuz dört yaşında ve çoğu Avrupa'da olan pek çok firmanın sahibidir. Yedi ay önce üvey abisi William bazı belgeler bulup Mitchell'i öğrenmiş ve onu bulup tanışmıştır. İradesiz, edepsiz oğlu ile gözünü para hırsı bürümüş bir kadının oğlu olduğu için Mitchell'in iyi bir konuma gelemeyeceğini düşünen büyükbabası da ondan etkilenmiştir. Onun Wyatt adını taşıyan atalarına çektiğini düşünür ve onu kabullenmeye başlar. Kate babasından kalan restoranı işletmeye çalışan genç, güzel bir kadındır. Dört yıldır birlikte olduğu sevgilisi ile tatile gideceklerdir ama sevgilisinden önce gitmek zorunda kalır. Sevgilisini beklerken orada birçok erkeğin dikkatini çeker ve onlardan gelen içecek ikramlarını kabul etmezken o sırada orada olan ve üzerine içecek dökerek tanıştığı Mitchell Wyatt tüm hayatını değiştirir. Kate kirlettiği gömleğin ücretini ödemek ister ama Mitchell onun yerine bir akşam yemeği ister ve böylece maceraları başlamış olur. Mitchell ailenin gayrimeşru çocuğudur. Aileye dahil olduktan sonra babasının ani ölümü, abisinin kayboluşu onu bir numaralı şüpheli haline getirir. Bu yüzden peşinde sürekli polisler vardır. Aniden tanıştığı güzel Kate ise hayatını bambaşka bir hale getirir. Hemen birbirinden etkilenen çift birkaç gün için de baya ilerler. Kate ilişkisini bitirdikten sonra da yollarına devam etmeye kararlıdırlar ama öyle olmaz yaşanan olaylar onları uzun süre görüşmemek üzere ayırır. Yıllar sonra yeniden bir araya gelmeleri ise o tatil de yaşadıklarından sonra olan Mitchell'i şok eden bir olay sayesinde olur. Kate gururunu ayaklar altına alıp Mitchell'i arar ve her şey değişir. Neyse ki kaybettikleri yıllara daha fazlasını eklemezler ve mutlu son olur. Yazarın tüm kitapları gibi bu kitabı da güzel. Nasıl güzel olmasın ki kusursuz bir erkek ve kadın, büyük bir aşk. Yazarın en az sevdiğim kitabı sebebi ise Kate'i bir türlü sevemem bunun dışında harika bir kitap.
Baskı: Mutluluk (Sequel, #3)
Elizabeth Cameron on bir yaşındayken anne ve babası ölmüştür. Annesinin ilk evliliğinden olan abisi ile kalmış, Havenhurst kontesi olmuştur. On yedi yaşındayken durumları çok kötü bir hale gelmiştir. Babasının borçlarından sonra abisi de borçlara devam etmiş, Havenhurst'u ipotek ettirmiş, gırtlaklarına kadar borca batmışlardır. Elizabeth eğer iyi bir evlilik yapmazsa evi gidecektir. Abisi parası ve nüfusu olan bir adamla evlenirse rahat edeceklerini söyler ve onu evlendirmeye karar verir. Zaten anne ve babası da ölmeden önce ailenin arzuları doğrultusunda bir evlilik yapmakla yükümlü olduğunu söylemiştir. Bu yüzden kabul eder ve sosyeteye takdim edilir. Elizabeth iki balo sezonu boyunca Londra'nın en güzel kızı olarak kabul edilmiştir. Büyük bir başarı elde etmiş, evlenmek isteyenlerin sayısı rekor düzeye ulaşmıştır. Dört haftada on beş evlenme teklifi almıştır. Zengin, yakışıklı, genç ve vikont olan on beşinci aday abisinin kriterlerine uygun olmuştur. Elizabeth'inde en beğendiği talibi olduğundan nişanlanmışlardır. Ian Thornton'un soyun da İskoç'luk olsa da aslında babası İngiliz bir dükün varisidir. Ailesinin onaylamadığı bir evlilik yapınca tüm haklarından mahrum bırakılmıştır. Son derece mutlu evliliği ölünceye kadar sürmüştür. Ian sosyeteden dışlandığı kumarbaz olarak bilindiği dönemlerde Elizabeth Cameron ile tanışır. Elizabeth'in arkadaşları ilgilerini çeken Ian'dan bir dans alacaklarına dair harçlıkları üzerine bahse girmiştir. Arkadaşları da Ian'ın ilgisini çekip aralarından birini dansa kaldırması için Elizabeth'i gönderir. Elizabeth'in Ian ile dans edip, vakit geçirip hayranlarının azalmasını isteyenlerde vardır. Bu yüzden Elizabeth Ian ile tanışır ama arkası kesilmez. Ian ne kadar uzak durması gereken biri olsa da Elizabeth uzak duramaz. Ian evlenmeye hazırdır fakat Elizabeth'in maddi sorunları, düşünmesi gerekenler olduğundan kabul edemez. Elizabeth'ın Ian'ı savunması, serada buluşmaları, bütün bir öğleden sonrayı bir kulübede geçirmeleri duyulur ve bir skandala karışırlar. Onları yakalayan abisi Ian ile düello yapar. Abisi Ian'ı yaralar ama Ian bilerek ateş etmez. Abisi Elizabeth'e beş parasız olduğunu söyledikten sonra Ian'ın fikrini değiştirdiğini söyler. Skandaldan sonra ise Elizabeth'ın hayatı tamamen değişir. Nişanlısı nişanı bozar, sosyeteden dışlanır, kimse bir yere davet etmez, kimse evine gelmez, kimse konuşmaz. Bir zamanlar baş tacı edildiği, övüldüğü toplum tarafından reddedilmiştir. Ahlak kurallarına karşı gelmiş, kötü şöhretli, kendi sınıfından olmayan biriyle ilişki kurmuştur. Düellodan bir hafta sonrada üvey abisi kayıplara karışınca yalnız kalmıştır. Kumar borçları ve takdim masraflarını ödemek için elinde kalan değerli şeyleri satmıştır. Evin, arazinin ve on dokuz çalışanlarının sorumluluğu on dokuz yaşında ki Elizabeth'e kalmıştır. Masrafları kısmak için her yolu deneyerek yaşamaya başlamıştır. Kendisini sevmeyen amcasının kısıtlı para yardımıyla neredeyse imkansız olanı başarmaya çalışır. Felaketle başa çıkmayı, korkularını belli etmeden başını dik tutmayı öğrenmiştir. Elizabeth'in paragöz, cimri amcası senelerce çalışıp servet edinmiştir. Varisi olmadığı için serveti Elizabeth'in çocuklarına kalacaktır. Ayrıca Elizabeth'in babasına kızını zengin soylu biri ile evlendireceğine dair söz vermiştir bu yüzden hareke geçer. Elizabeth'i evlenmeye zorlamaktadır. Daha önce Elızabeth ile evlenmek istemiş olanlara mektup yazar. Sadece üç kişi geri dönüş yapar Elizabeth ise bu üç talibi ile bir hafta geçirecek sonrasına karar vereceklerdir. Bu üç isimden biri olan Ian Thornton Elizabeth'i şoka uğratır. Felakete sürüklenmesine neden olan bu adam ile tekrar nasıl karşı karşıya gelecektir. Elizabeth'in Ian'ın evine gitmesi ile olaylar yeniden başlar önce yaşadıkları şok, geçmişte yaşadıklarının siniri, kaçma, yanlış anlamalar derken birden eski duygular yeniden alevlenir bu kez daha güçlüdür. Ian'ın o zekiliği Elizabeth'ın yaşadığı şok, Elizabeth'in o tutumlu halleri çok güzeldi ikisini de sevdim. Kitabı çok sevdim bazen sinirlensem de sonunda kimseye kızamadım hemen bitiverdi. Elizabeth'in yakın arkadaşı Alexandra'da var ve hamile. Yazar yine harikalar yaratmış.
Baskı: Sen Gelmeden Önce (Westmoreland, #3)
Stephen Westmoreland bir gece evine dönerken arabasının önüne sarhoş bir baron düşmüş ve ölmüştür. Adam suçlu olsa da dizginler kendi elinde olduğu için kendisini suçlamıştır. Adamın ertesi gün evleneceğini öğrenince de üzüntüsü daha çok artar. Amerika'dan gelecek olan kıza nişanlısının öldüğü haberini verme görevini üstlenir. Sheridan Blomleighin'in annesi ve bebek olan kardeşi gripten öldükten sonra babası aylarca kulübelerine kapanmış, ekinlerle ilgilenmemiş, konuşmamış, tıraş olmamıştır. Altı yaşında olan Sheridan tüm günlük işleri üstlenmeye çalışmıştır. Artık dayanamayıp özlediği annesinin geri dönmesi için ağlarken babası gelmiş ve birlikte dayanabileceklerini söylemiştir. Sonrada oradan gidip seyahat etmeye karar vermişlerdir. Her günleri bir serüven olacaktır. Babası ile arabayla dolaşmaya başlamışlardır. Arabanın içinde babasının yol boyunca rastladıkları çiftliklere ya da dükkanlara satıp, takas ettiği her çeşit eşya bulundurmuşlardır. Hangi yol cazip gelirse oraya yönelmişlerdir. Kışın seyahat etmenin zor olduğu zamanlarda İrlanda'lı babası çiftçi ya da dükkan sahiplerine konaklama karşılığında yardımcı olmuştur. Böylece Sheridan on iki yaşına gelene dek tavan arasında ki saman yığınlarından tut kuştüyü yataklara kadar her çeşit yerde uyumuştur. Farklı diyarlara ait öyküler dinlemiş, farklı gelenekler, yaşam biçimleri öğrenmiştir. Fakat teyzesi ile tanıştıktan sonra teyzesi yeğeninin de babası ile dolaşmasına izin vermemeye karar vermiştir. Bir hanımefendi gibi davranmayan, pantolon giyip, erkek gibi küfreden, açık sözlü yeğeninin eğitimi ile ilgilenme görevini üstlenmiştir. Babası da geri gelme sözü vererek ayrılmıştır. Önceleri çok sık gelen mektupları kesilmiş ve iki yıldır da babasından haber alamamıştır. Sheridan kendisine biraz fazla güvendiği ve romanlarda okuduğu ışıklar içinde ki Londra'yı ve aristokratları yakından görme arzusunu yenemediği için öğretmenken bir iş kabul etmiştir. Bir lordla evlenmek üzere İngiltere'ye giden Charise'nin refakatçisi olarak yolculuğa başlamıştır. Charise gemide tanıştığı bir adamla kaçınca nişanlısına haber verme görevini Sheridan üstlenir. Görevini yerine getiremediği için üzgündür ve ne yapacağını bilemez haldedir. Gittiğin de ise kendisi gibi açıklama yapma görevini üstlenen Stephen ile karşılaşır. Sheridan gider gitmez başına aldığı darbe ile yığılıp kalır. Stephen yardım için kızı tabi ki evine götürür. Kısa bir durum diye düşünür ama öyle olmaz Sheridan kendine geldiğin de başka bir problem ile karşılaşırlar. Sheridan hafızasını kaybetmiştir. Stephen bu kazanın da kendisi yüzünden olduğunu düşünür. Aniden verdiği haber kızı şok edince tepki verip kaçamamıştır. Vicdanını rahatlatmak adına zor durumda olan Sheridan'ın evin de kalmasına izin verir. Hatta nişanlısı olduğunu bile söyler. Tek amacı yaptıklarını telafi edebilmektir. İkili zaman geçirdikçe yakınlaşmaya başlar. Bu durum Stephen'i tedirgin etmeye başlayınca da ona evleneceği birini bulmaya çalışır. Tabi annesi ve yengesinin yardımı ile. Stephen sosyeteye giren Sheridan'ı bir an bile yalnız bırakmasa da kıskanmaya başlar. İlk günden beri zaten etkilenir Sheridan'dan uzakta duramaz ve en iyisinin onunla evlenmek olduğuna karar verir. Her şey yolunda ikili mutlu iken birden gerçek nişanlı ortaya çıkınca bütün işler karışır. Bundan sonrası ikilinin yaptıklarına sinirlenerek geçiyor. Stephen abisinin kitabında ne kadar tatlı, sempatik ise kendi kitabın da o kadar acımasız. Abisi gibi hatalar yaptı ama ona kızmak mümkün değil netice de o bir Westmoreland. Clay dan haber alabilmek için kitabı okumaya başladım ama kitap çok güzeldi. Ayrıca Clayton dışında Jordan, Jason ve eşlerinden de haber alabildik ve ben bayıldım hepsi sevdiğim karakterler. Yazarın her kitabı gibi bu kitabını da tavsiye ederim.
Baskı: Sonsuza Kadar (Sequel, #1)
Victoria Amerika'lıdır. İngiliz bir anne ve doktor bir babanın kızıdır.Babası annesini çok sever ama annesinin unutamadığı bir geçmişi vardır. Annesi babasını sevmeyi babası da annesini sevmekten vazgeçmeyi başaramamıştır. Çok sevdiği anne ve babası ölünce kız kardeşi ile İngiltere'de ki akrabalarının yanına giderler. Giderken Avrupa'da olan çocukluk aşkı Andrew 'e bir mektup yazar ve annesine bırakır. İngiltere'de Andrew kendisini gelip alana kadar beklemeye karar verir. İngiltere'ye gelince büyükannesi annesine olan benzerliğinden dolayı kendisini evine almaz sadece kardeşini kabul eder. Victoria'da Atherton Dükü Charles Fielding'in koruması altına girer. Daha gider gitmez dükün yeğeni Jason Fielding kendisini evin de istemez ama babası kızı orada tutmaya kararlıdır. Üstelik başka planları da vardır. Yıllar önce Victoria'nın annesine aşık olan marki onunla evlenememiştir ama çocuklarını evlendirmeye kararlıdır. İkiliden habersiz nişan haberlerini duyurur büyük bir tepki alınca bu planından vazgeçtiğini söyler ama vazgeçmemeye kararlıdır. Jason kendisini yeğeni olarak tanıtan dükün gayrimeşru oğludur. Çocukluğu acımasız amcası ve yengesinin işkenceleri ile geçmiştir. Çalışarak büyük bir servet elde etmiştir. Güzel bir kadın ile evlenmiş babası varisi olmadığı için kendisini isteyince oğluna bir gelecek ,unvan için kabul etmiştir. Ama oğlu için katlandığı karısı kendisini sürekli aldatmış, oğlunu da fidye istemek için alıp sevgilisi ile kaçınca gemi batmış hepsi ölmüştür. Bu olaydan sonra yıkılan Jason kalbini herkese her şeye kapatmıştır. Aniden ortaya çıkan Victoria'a kadar. Her fırsatta sevdiği adamın gelip kendisini alacağını söyleyen Victoria'ya bir kez bile inanmamıştır. Andrew`in başka bir kadınla evlendiğini öğrenip yıkılan Victoria'nın yanında olmuş, uygun bir aday bulup evlenmesi için de yardıma girişmiştir. Tabi tüm adaylara bir bahane bulmuştur. Bu süreçte ikili birbirlerinden çok etkilenseler de kabul etmezler. Dük ise amacı uğruna Andrew'in mektuplarına el koyar, en son hasta rolü yapınca da sonunda ikiliyi evlendirebilir. Yanlış anlaşılmalar ile başlayan evlilik sonrasında çok mutlu bir evliliğe dönüşür. Jason'un küçükken yaşadıkları, karşılıksız sevgiyi bilmemesi, yıllar önce yaşadığı acı olayı yine yaşadığını sanması o sürede çektiği acı, Victoria'ı karşısında gördüğün de hayal sanışı o kadar etkiledi ki beni bayıldım kitaba. Victoria'nın Jason'ı iyileştirmesi, buldukları büyük sevgi çok güzeldi kesinlikle okunmalı. Yazarın en sevdiğim kitaplarından biri.
Baskı: Seni Beklerken (Sequel, #2)
Alexandra'nın babasının arabası annesinin evlerinin orada bozulunca geceyi orada geçirmek zorunda kalmıştır. Annesini baştan çıkarması dört saatten fazla sürmemiştir. Annesinin babası ise zorla evlendirmiştir. Babası annesine bir ev almış ve annesi doğuruncaya kadar orada yaşamıştır. Alexandra doğduktan sonra Londra'ya gitmiştir. Yılda bir iki kez iki üç haftalığına gelmiştir. Gelir çünkü dedesi gelmezse öldürmekle korkutmuştur. Annesini ise onları geçindirebilmek için gittiğine inandırmıştır. Annesi babasının bir dediğini iki etmemiş, Alexandra'da ona hem erkek hem kız çocuğu olmaya çalışmıştır. Üç yıl önce dedesi ölmüş arkasından bir zamanlar taptığı babası ölünce evin erkeği olmuştur. Babası öldükten üç hafta sonra babasının on iki yıldır Londra'da beraber yaşadığı karısı ve kızından oluşan diğer ailesi gelmiştir. Yasal ailesi sefalet içinde sürünürken kendisi gayrimeşru ailesiyle zenginlik içinde yaşamıştır. Babası kendisine teneke bir kolye verirken diğer kızına altın olanından vermiştir. Babasının ihanetini kalbine gömmüştür ama annesi odasına çekilip her işi kızına bırakmıştır. Annesi, iki yaşlı hizmetçi, yetersiz bütçelerini yetiştirme, annesinin öfke nöbetlerini yatıştırma, sofraya yemek koyma işleri Alex'e kalmıştır. Küçükken ziyaretleri sırasında babasına eşlik edebilmek için balık tutmayı, avlanmayı öğrenmiştir. Bu becerilerini şimdi aileye bakmak için kullanır. Zor bir hayatı olan Alex bir gece saldırıya uğrayan Dük Jordan Townsende'i bir adamı öldürerek kurtarır. Jordan'ın kadınları esir alan güçlü bir cazibesi vardır. Kadın dedikodularının baş konusu, rüyalarının baş kahramanıdır. Ne isterse yapar kimseyi umursamaz. Zırhlı olduğundan Jordan Alex'i erkek zanneder. Yardım etmek için götürdüğü handa Jordan onun kız olduğunu anlar Alex'i evine götürdükten sonra yollarının ayrıldığını sanır ama öyle olmaz. Alex'in annesi babasının kendisine yaptıklarını başka bir adamın kızına yapmasına izin vermeyeceğini söyleyerek kızını düke götürür. Dük kızını bir hana götürmüş ve adını lekelemiştir artık düzgün bir evlilik yapma şansı yoktur. Annesinin zoru ile utana sıkıla düke giden Alex dükün evlenmeyi kabul etmesi ile şok olur. Dük kıza acıdığından ve başına gelenlerden sorumlu olduğunu söyleyerek kabul eder ve bir anda ikili evlenmiş olur. Jordan evlenir ama gelini ile birlikte yaşamaya niyeti yoktur. Balayın da iken Jordan kaçırılır ve herkes öldüğünü düşünür. Alex zor günler geçirdikten sonra çok sevdiği kocasının düşüncelerini öğrenince hayatına devam etmeye karar verir bir de iyice güzelleşince ünü artar. Jordan aylar sonra karısı yeni dük ile evlenirken kiliseye dalar ve bu düğün kıyılamaz. Buraları okumak o kadar keyifliydi ki bayıldım. Jordan döndükten sonra ise ikili birbirini keşfetmeye başlar. Tanışmaları, evlenmeleri, Jordan döndükten sonra olanlar hepsi çok çok güzeldi. Alex öyle sevilesi bir karakter ki küçük yaşta yaşadıkları, sevilmeye aç halleri, ruhsuz Jordan'a sevmeyi öğretişi, görür görmez ona aşık oluşu çok güzeldi, çok sevdim onu. Jordan'ın yaptıkları sinirlendirse de onu sevmemek elde değil. Kesinlikle okunması gereken kitaplardan. Severek okuduğum bir Judith klasiği daha, çok güzeldi.