Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Erken Rüya Zamanlar
ERKEN RÜYA ZAMANLAR Fatma Erdek, büyülü bir kaleme sahip. Çünkü yalnızca büyülü kaleme sahip yazarlar okurları bu denli etkileyebilir. Her kitabında olduğu gibi bu son romanında da yine kalemiyle okurlara duygu dolu sahneleri adeta yaşatıyor. Kitapta eşsiz bir aşkın kahramanlarını onların diliyle aktarmış yazarımız ve çokta iyi yapmış. Kimin hangi hisleri yaşadığını onların dilinden okuyarak hissetmek çok daha etkileyici olmuş. Elbette yazarımızın bu hisleri muazzam bir şiirsellikle dile getirmiş. Nehir ve Eser aşkını konu alan ‘Erken Rüya Zamanlar’ okurların zihninde uzun zaman yer edinecek bir anlatıma sahip. Eser… Yıllar önce sevdiği kız tarafından terk edilen ve o günden beri yüreği amansız yararla kanayan erken rüya zamanların sevdalı erkeği. Nehir… Çok sevdiğini bile bile, yanlışlarla doldurulan zihnine boyun eğen ve kalbini görmezden gelerek sevdiği adamı terk eden erken rüya zamanların pişman kızı. Erken rüya zamanlar… Aşkı ilk kez hissettikleri ve acısıyla tatlısıyla yaşadıkları yıllar. Ve bu ayrılıktan yıllar sonra gelen bir teklifle yeniden karşılaşan iki hayat. Nehir’in babasının etkisiyle, Nehir ve Eser’in yıllar sonraki karşılaşmalarından aşkın galip gelmesini umarken bir yanda da iki tarafa da kızacak, üzülecek ama en çokta o masum aşkları için seveceksiniz. Ancak Nehir ve Eser için yüreklerine kazınan acı dolu bir geçmiş varken hayata yeniden başlamak mümkün müydü? Aşk, üzerinden yıllar geçtikçe unutulur yada yıllar onu daha mı çok büyütürdü? Eser’in kırgın yüreği, Nehir’in pişmanlığına boyun eğer miydi? Ve bu hikayenin sonunda aşk galip gelir miydi? Erken Rüya Zamanlar adeta bir yetişkin masalı. Her satırında, cümlesinde aşkın hissettirdiklerini yaşıyor, bir sonraki satırla bu gerçekliğe yeniden tanık oluyoruz. Okurun zihnini sarıp sarmalayan, ince ince yüreğine dokunan kelimeleriyle hayatın içinde sevgiye, kalpteyse aşka yeni bir bakış sunan Erken Rüya Zamanlar uyanmak istemeyeceğiniz bir uykuymuşçasına okunan bir kitap.
Baskı: Kayıp Kızlar Adası
Kayıp Kızlar Adası Okumak için ertelediğim ancak okuduktan sonra neden erteledim diye kafamı duvarlara vurduran bir kitaptı. Kesinlikle beklentilerimin üstünde çıktı ki zaten beklentilerim çok yüksekti. İsminin ve kapağının albenisinin yanı sıra konusunun da büyük bir albenisi vardı ve okuyunca çok daha başarılı bir kurgusu olduğunu gördüm. ‘’Zamanınız geldi mi yapacak bir şey kalmazdı. Denizaltı batardı. Tavşan sizi kapıverirdi. Kurtarıcınız olsun ya da olmasın, bir şekilde yenilirdiniz.’’ Rhonda Farr’ın bir kızın kaçırılışına tanık olmasıyla asıl olaylar başlıyor. Rhonda kızı kaçıran tavşan kostümlü bir adam gördüğü halde orda öylece kalakalıyor ve bir şey yapamıyor. Bu konuda kendisine çok kızmış olsam da olayların çözülmesine ve geçmişin ortaya dökülmesine sebep oldu bu durum. Kaçırılan kızı aramaya koyulurken Rhonda aynı zamanda yıllar önceki arkadaşının da kayboluşunu hatırlar. Rhonda’nın geçmişteki anılarına yola çıktıkça onun çocukken anlayamadığı şeyleri zamanla anladığına da tanık oluyoruz. Arkadaşı Lizzy ve onun babasının yaptıklarını sonradan fark eden Rhonda’nın yaşadıkları kesinlikle o satırları okuyanları da etkileyecektir. ‘’Hayat kötü şans ve kargaşadan ibaretti.’’ Kitap ayrı bölümlerden oluşuyor ve hem Rhonda’nın geçmişine hem de bugününe tanık oluyoruz. Böyle olunca da aslında geçmişten gelen olayların şimdiye yansımasını çok daha net bir şekilde görüyoruz. Bu açıdan kitabın kurgusu çok çok etkileyici olmuş. Gece başlayıp gün doğarken bitirdim kitabı. Böylesi bir kitapta zaten okurların elinden kolay kolay düşmez. ‘’Bazen bir insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey affedilmektir.’’ Kitap boyunca seri şekilde gerçekleşen olaylar temponun hep yüksek kalmasını sağlıyor. Ayrıca kitap boyunca yaşananların altından çıkan isimlerin beni oldukça şaşırttığını da söylemeliyim. Her bir olayın sırrı çözüldükçe ‘’Ne?! Nasıl yani?!’’ diyerek haykırasım geldi. Ki en çokta bu yönüyle kitabı sevdim. Beş üzerinden beş yıldız verebilirim kesinlikle. ‘’İnsan küçükken büyük değişiklikler olurdu, ama yetişkinken bunların ne olduğu tam olarak hatırlanmazdı. Tek yapabildiğiniz perdeyi açıp geçmişi kısmen hatırlayabildiğinizi düşünmek olurdu.’’
Baskı: Anlaşma
**ANLAŞMA*** Hiç beklemediğiniz bir anda,beklemediğiniz bir ortamda,hiç tanımadığınız biri size evlenme teklif etse siz ne yapardınız? Tesadüflerle örülü bir karşılaşma ve bu tesadüfle başlayan bir anlaşma… Yavuz ve Merve için her şey bir anlaşmadan ibaretti fakat hesaba katmadıkları bir şey vardı: ‘’AŞK’’ Annesinin baskılarından bunalan Yavuz çareyi ona çok yakında evleneceği yalanını söyleyerek başladı fakat bu ani kararı böyle pat diye söylemiş olmasına kendisi bile şaşırmıştı.Çünkü ortada ne sevdiği bir kadın vardı ne de evlenmeyle ilgili alınmış bir karar. Yavuz söylediği yalanına arkadaşının kafesinde çalışan genç kızı da dahil etmekte bir sakınca görmedi.Her şey o kadar hızlı ve hesapsız gerçekleşti ki bir hafta kadar az bir zamanda Merve ve Yavuz kendilerini düzmece bir evliliğin içinde buldu.Şimdi her ikisi de bu anlaşmadan karlı çıkacaklarını umuyorlardı. Birkaç aylığına yapmış oldukları bu düzmece evliliği herkese,en başta da Yavuz’un annesine inandırabilmek için aynı evde kalmaları gerekecekti.Fakat ikisinin de kontrolünde olacak olan bu evlilik hesaba katmadıkları gelişmelerle hayatlarında çok farklı değişmelere sebep olacaktı. Güzelliğin tanımı Merve ve film artistlerini andıran Yavuz çok kısa zamanda aralarında gelişen çekime karşı koymaya çalışacak ve tam da bu gelişmeler yaşanırken kalp atışlarınızı artık kontrol edemediğinizi fark edeceksiniz. Öyle ki roman bittikten günler belki de haftalar sonra etkisinden kurtulamayacaksınız. Hayatında aşkın ve sevginin büyüsünü yitirmiş olanların mutlaka okuması gereken bir roman . Kim bilir belki de hayatınızda unutmaya yüz tutmuş duygularınızı yeniden gün yüzüne çıkarmaya yarayabilir.
Baskı: Masum İsa ve Hain Mesih
Masum İsa ve Hain Mesih Philip Pullman,gerçekten başarılı bir yazar.Özellikle kurgu açısından bakıldığında oldukça farklı işlere imza atıyor.Ki Masum İsa ve Hain Mesih kitabı da buna en iyi örnek.Dini sorgulamalar ve gerçekler hakkında acaba dedirten bir kurgu yaratan yazar belki de büyük tepki çekebileceğini bilerek bu kitabı yazdı.Ancak kitabın arkasında koca puntolarla yazan ‘’BU BİR HİKAYEDİR.’’ cümlesi Pullman’ın gerçeklerden esinlenerek,hayal ürünü bir kurgu ortaya çıkardığını gösteriyor. Gerçekçi miydi?Kesinlikle evet.İsa ve onun yeniden dirilişi hakkında insanlara benimsetilen görüşü sorgulatacak bir yanı var kitabın ancak Pullman’da eserinin yalnızca kurgu olduğunu kabul ediyor.Yani bir yandan gerçekçiliği,öte yandan gerçek olamayacağı düşünceleri içerisinde okunuyor kitap.Ancak gerçekten hızlı okunan bir kitap çünkü kısa bölümler halinde ve temposu yüksek bir şekilde ilerliyor.Yazarın olduğu kadar çevirmenin de etkisiyle kitap okunması keyifli bir kitap oluyor. Konusu kadar öğretileriyle de dikkat çekiyor insanın hayatta yaptıkları ve sonuçları hakkında da çeşitli sorgulamalara yol açıyor.Beğendiğim ve bitirdikten sonra iyi ki okumuşum dediğim bir kitap oldu. Her ne kadar sarsıcı bir temele sahip olan kurgusuyla belli bir kesimin tepkisini çekecek olsa da sonuçta BU BİR HİKAYEDİR…
Baskı: Beni Bırakma
Kim bilebilirdi ki aşkın onun en umutsuz,en kırgın olduğu bir anda beklenmedik bir tesadüfle karşısına çıkabileceğini. Gamzede bilmiyordu elbette.Aslında sevdiğini sandığı adamın bir uyuşturucu illeti yüzünden hapislere düşeceğini ve onu ziyarete giderken hayatını değiştirecek o esrarengiz adamla karşılaşacağını nerden bilebilirdi ki.Kalbinin daha ilk görüşte onun için çarpabileceğini aklına bile getirememişti ama kader ağlarını örmüş bu yakışıklı,alımlı gençle Akınla yollarını kesiştirmişti.Artık istemese de , onu sevmediğini,aşık olmadığını kalbinin başka bir erkeğe Kaan’a ait olduğunu haykırmak istese de,yüreği onu reddediyor ve bu baş kaldırış onu içten içe büyük bir aşkın içine esir ediyordu. Aslında bittiğini,tükendiğini,yolun sonuna geldiğini sandığı bir anda hayatın nasılda sürprizlerle dolu olduğunu ve insanı ne zaman nerede sevgiyle ,şevkatle sarabileceğini artık oda biliyordu. Dolu dolu geçen bu hikayeyi okurken tüyleriniz diken diken olacak,kalbiniz Gamze ve Akın’ın büyük aşklarına şahit olurken;bu hikayenin mutlu sonla bitmesini öyle yürekten isteyeceksiniz ki ,mutlu sona ulaşabilmek için en azından bunu umut ederek, bir an olsun elinizden bırakmak istemeyecek bir solukta bu muhteşem ikilinin mutluluklarına şahit olmak isteyeceksiniz……
Baskı: Nefretten Sonra (Genişletilmiş 2. Baskı)
İntikam denen illet küçücük körpe bir yüreğe nasıl düşerde etrafındaki herkesi gözünü kırpmadan harcamaya sebep olabilirdi ki? Natalia’nın yüreğine düşen nefret içten içe büyürken,kalbinin ona nasıl bir oyun oynayabileceğini kestirebilmiş miydi acaba?Bir zamanlar iğrendiği,babasının ölümüne sebep olan adamın Tamer Karlıbel’in gücü ve kudreti karşısında ,hem de onun yanı başındayken intikamını alabilmesi mümkün müydü? O ne kadar kaçmaya çalıştıysa da buna engel olamadı.Bir zamanlar nefret ettiği adamı şimdi ölesiye seviyor ve istiyordu ki nefreti ve sevgisi arasında sıkışıp kalmıştı.Bir yanda babası ölmeden hemen önce ona verdiği intikam yemini diğer yanda her geçen gün içinde büyüyüp giden amansız bir sevda.Kalbi bu adamın suçsuz olduğuna inanmak istese de aklı bunu bir türlü kabul edemiyordu.Ne var ki kendine söz dinletemiyor her geçen gün bu yakışıklı adamın çekimine biraz daha kaptırıyordu kendini.Yılların geçmesi Natalia’nın içindeki öfkeyi bir nebze olsun yumuşatmış olsa da tamamen silip atmasına izin vermiyordu.Hatta nefreti öyle bir anda yeniden kıvılcım almıştıki bu defa karnında bebeğiyle Tamer’den habersiz kaçıp gitmesine onun himayesi altında bir dakika daha tutsak kalmasına izin vermemişti. Aşkla nefretin birlikte işlendiği bu romandan çok etkilenecek ,kendinizi bir anda olayların içindeymiş gibi hissedeceksiniz.Peki acaba Aşk mı galip gelecek yoksa Nefret mi?
Baskı: Kara Kış Beyaz Düş
Kara Kış Beyaz Düş Kaç farklı hayat gördük:Kirlenmiş,yaşamları çalınmış,başka kişilikler olmaya zorlanan,hayatı zehir edilmiş kaç farklı beden. İşte Zeynep’te bunlardan biriydi.Babası öldükten sonra annesinin evlendiği zengin,görünüşte kibar ve sevecen olan Selim’in küçük kızı Zeynep. Selim, annesine ve Zeynep’e o kadar iyi davranıyordu ki Zeynep babasının,annesi de kocasının öldükten sonra kalplerinde açtıkları yarayı onaran-kapatan bir adam olup çıkmıştı. Ancak Selim’in Zeynep’e olan saplantılı aşkı Zeynep’in hayatını altüst edecek ve Zeynep’in yılları ruhunda yaşanan kara kışlarla geçecekti. Sevdiği adam ile arasına giren,yaşamını zehir eden ve kaderini başka şehirde başka insanlarla düğümleyen Selim günahlarının bedeli olarak her zaman Zeynep’in annesini ortaya atacak ve Zeynep isyankar bir kabulleniş içine girecektir. Ancak Zeynep,yaşadığı geçmişin adeta yansıması olan Akgül’ün hayatına girince yaşadığı her şeyi mutlu bir sona bağlamaya çalışacaktır. Sevdiği adamla bir hayat kurmaya çalışan Zeynep,Selim’in son sözleri ile yine bir yıkıma uğrayacak hem annesi hem de geçmişi için büyük bir hüzün deryasına dalacaktır.Geçmişin kara lekelerini silmeye çalışan Zeynep önüne beyaz düşler koyacak ve hayatını yeniden yazmaya çalışacaktır. Zeynep ve Akgül’ün hikayesi çok acınası ve bir o kadar da gerçek…Dünyanın acıklı yönüne son derece ince bir kalemle değinmiş yazarımız. Hüzünlü hikayesi ile insanın ruhunu yakalayan,gözyaşı bulutlarını gönlümüze yollayan son derece gerçekçi ve özel bir roman.
Baskı: Aşkın Kollarında (American Heiresses, #2)
Aşkın Kollarında Aşk bazen sizin adım atmanızı bekler.Kişi doğruysa,zaman ve mekan doğru olmak zorunda değildir. Clara için de doğru olan yalnızca kişiydi.Gerçi bundan bile emin değildi.Çapkınlığıyla nam salmış bir adama güvenmek doğrusu pek kolay değildi.Ama Clara sebebini bilmediği bir şekilde o adama,Seger’a karşı konulmaz bir arzu duymuştu.Hem de bir maskeli baloda,yüzünü bile görmeden. Yanlış,yerde yanlış zamanda olsa da doğru kişiye kapıldığını hisseden Clara,Seger’ı yeniden görmek için aynı baloya tekrar katılmayı bile göze alacak,aşk için pek çok ‘’çılgın’’adım atacaktır. Aşkı hissettiğinde onu yakalamaya çalışan Clara,Seger ile gerçekten tanıştığında tutkuları arasında erirken,kimseye bağlanmayı istemeyen,günübirlik ilişkiler yaşayan Seger ise fark etmeden Clara’yı daha çok arzular hale gelecektir. Yalnızca arzular üzerine bir ilişki kurduklarını düşünürken Clara kendini aşkın kollarında bulacak ve Seger’ın sarsılmaz kale gibi duran kalbi Clara’nın karşısında yerle bir olacaktır. Seger’ın yıllar önce maziye gömdüğü eski sevgilisi her seferinde Clara’nın aşklarını sorgulamasına yol açarken,Seger’ın bir daha aşık olabileceğine inanmayışı birlikteliklerini beklenmeyen sınavlarla karşılaştıracaktır. Sinsi planlar çeviren Seger’ın üvey annesi ve kuzeni ,,Clara ve Seger için kötü sonlar hazırlarken Seger aşk karşısında pek çok zorlu karar vermek zorunda kalacaktır. Aşkı yakalamaya çalışırken kaderin oyunları Clara’ya neler getirecektir? Seger aşk denen şeyi yeniden hissedebilecek midir? Peki ‘’Aşkın Kollarında’’ olmak geçmişi ve diğer her şeyi unutturabilecek midir? Sayfalar sizi 1800’lü yılların İngiltere’sine götürürken bu yolculuğa hayır diyemeyeceksiniz.Daha ilk sayfalardan kitabın sürükleyiciliğine kapılıyor,lordlar,dükler,düşeslerle tanışıyor ve aşkı tadıyorsunuz.Arzu dolu sahnelere yer verirken,tutkulu betimlemelerle buluşuyor,kendi yüzyılınızdan sıyrılıp başka bir yüzyıla adım atıyorsunuz. ‘’Aşık olurken bunu anlamazsınız.Yalnızca Aşkın Kollarındayken fark edersiniz.’’
Baskı: Beni Aşka İnandır (American Heiresses, #1)
Tarihi bir aşk yolculuğu bu kitabın sayfalarında başlıyor… Amerika’dan unvan sahibi olmak için İngiltere’ye gelen varislerin balolarda bir araya gelerek kendilerine eş aradığı dönemleri anlatan bu kitap dönemin kurgusal gerçekleriyle dolu. Annesinin isteğiyle kendisine bu balolarda münasip bir eş ve aynı zamanda unvan arayan Sophia içten içe gerçek aşkı bulmayı da dilemektedir.Ve gittiği balolardan birinde cazibesiyle Sophia’yı kalbinden vuran Wentwort Dükü James unvanı ve şöhretiyle ulaşılmaz bir hedef gibi görünmektedir. Ama Sophia’nın çekimine kapılan James durumunu da göz önünde bulundurunca bu zengin varisi kızı yani Sophia’yı diğer pek çok kişi gibi elde etmeye çalışacaktır. Unvanı ve ona olan ilgisi sebebiyle James’e yüreğini açan Sophia hep peşinden gittiği ihtirası bulduğuna inanmaktadır.Oysa,para ve unvan savaşları içinde gerçekler ortaya çıkarken Sophia bu aşkın doğrulunu irdeleyecek James’in hayatına girerken büyük entrika ve sırlar içinde sıkışacaktır. Kitap başlarda bize ihtiraslı bir aşk ve tutkulu anları yaşatırken sonlara doğru bir gerilim de katacak ve merak unsurunu arttıracak.James’in kardeşi Lily hakkında yaşanan gelişmeler ve yıllardır gizlenen bir gerçeğin ortaya çıkması sanırım kitabın doruk noktasıydı ve oradan itibaren kitabı soluksuz okudum. Tarihi aşk konusunda oldukça başarılı olmasıyla beraber sağlam kurgusu ve etkileyici sahneleriyle zihin dünyamızda gerçekçi bir şekilde canlanan Beni Aşka İnandır kitabı okunması gereken historicaller arasında olmalı. Aşkın çekimine karşı koyamayan ve her şartta aşka inanmayı seçen Sophia ve James’in öyküsü belki size de aşkı inandıracak…
Baskı: Şans Bilekliği
Uzun uzun yazmaya gerek yok kısaca kitabın çok başarılı olduğunu söyleyebilirim.Çünkü yazarımız kalemi güçlü olan biri ve başarısını kitabında da göstermiş.Kitap, okuyanlara yeni bir başlangıç kazandırabilir.çok başarılı bir kitaptı...
Baskı: Gül ve Avcı
Gül Ve Avcı Yazarımız Asude harika bir roman ve eşsiz karakterler yaratmış bu eseriyle. Mükemmel,eşsiz,harika vb. gibi tüm beğenme kelimelerini bu kitap için kullanabiliriz Sayfaları çevirdikçe kurgu yeni bir boyut kazanıyor ve her seferinde şaşırtıcı olaylarla karşılaşıyoruz.Olaylar basit bir kurgu içerisinde değil,farklı ve üzerinde uzunca düşünülmüş bir kurgu etrafında gelişiyor. Sonrasında tahmin edemeyeceğiniz,sonunu merak edeceğiniz ve heyecanla karşılayacağınız pek çok olayla karşılaşacaksınız.Öyküleriyle büyük beğeni toplayan yazarımızın bu ilk romanında sihirli kaleminin ve büyülü kelimelerinin etkisini hissedecek ve her şeyden önce bu kitabı çok seveceksiniz… Beğeni kelimesi bu kitap için biraz az kalır.Beğeniden çok daha fazla bir haz ile okunacak türden bir kitap bu.Kapak görseli ile kitaplığın başköşesinde yer alacak,yaşattığı aşk duygularıyla akıllara kazınacak bu romanı okumak büyük zevk bitirmek ise sonu geldiği için üzüntü olacak…Her güzel şeyde olduğu gibi Gül Ve Avcı’nın da bir sonu var maalesef.
Baskı: Melekler Zamanı
Nasıl anlatılır ki bu aşk ve hüzün dolu roman...sadece okuyarak hissedebilirsiniz bu duyguları...tavsiye ederim herkese :)
Baskı: Sherlock
Gerilim ve heyecan dolu bir macera…Sherlock’un yaratıcısının kayıp günlüğünün peşinde amansız bir takip… Sör Arthur Conan Doyle’un kayıp günlüğü yıllardır bulunamayan bir gizem iken bu günlüğü bulduğunu iddia eden Cale tüm Sherlock Holmes hayranlarını heyecanlandırır… Baker Sokağı Serserileri isimli Sherlock hayranlarının kurduğu grup bu haberi sevinçle karşılar ve kayıp günlüğün sırrını öğrenmeyi hevesle beklerler..Ancak günlüğü bulduğunu iddia eden Cale odasında gizemli bir şekilde ölü olarak bulunur…Tabi ki günlük de ortalıklarda yoktur…O sırada Baker Sokağı Serserileri’ne yeni katılan Harold farkında olmadan ipuçları toplamaya başlar ve Sarah ile birlikte kayıp günlüğün takibinde bulurlar kendilerini… Peki ama Sarah aslında kimdir? Arthut Conan Doyle’un kayıp günlüğü yıllar önce yanarak yok mu olmuştur?Yoksa Doyle’un eşyaları arasında kayıplara mı karışmıştır..? Arthur Conan Doyle’un Bram Stoker ile olan sürükleyici öyküsüne de tanık olurken inanılmaz bir kurgu ve gerilimin içinde kayboluyorsunuz… Sherlock Holmes tadında harika bir gerilim kitabıydı…
Baskı: Bakire
Gerçektende merak unsuru fazla olan bir kitaptı ve bu sebepten ötürü sürekli okumak ve sırları öğrenmek istiyor insan…Kurgusu çok başarılı zaten bol ödüllü yazarımızdan da bu beklenirdi.Sonuna kadar merak ederek ve severek okudum kitabı. Öncelikle Smallplains te herkesin kutsal atfettiği ama kimliği bilinmeyen Bakire isimli mezarın sırrı üzerinde duruluyor kitapta…Mezarın kime ait olduğu bilinmese de yerli halk ona Bakire demeyi tercih ediyor.En başından beri Bakire’nin kim olduğunu bilen kişi Mithc ve bildikleri yüzünden ailesi onu kasabadan uzaklaştırmak zorunda kalıyor..Mitch geride pek çok şeyi bırakırken sevdiği kızdan da vazgeçmek zorunda kalıyor…Sırlar ise Mitch yıllar sonra kasabaya dönünce bir bir ortaya çıkmaya başlıyor… Abby ise Mitch’in geride bıraktığı kız..Onca yıldan sonra Mitch’ten nefret ettiğini düşünüyor ama Mitch geri dönünce duyguları tepetaklak oluyor.. Vahşi bir cinayetin peşinde soluksuz bir gerilimle okunan bu romanda olaylar hiç beklenmedik şekilde gelişiyor ve neler olacağını tahmin bile edemiyorsunuz… Bakire’nin ölümü ve kimliğinin gizlenmesi için yapılan vahşetin sebebi hiç ummadığımız bir şekilde ortaya çıktığı için ürpetici ama bir o kadar da güzel bir sonla bitiyor roman…