
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Avcı (İskoç Muhafız Alayı, #7)
Kitabın yorumu için: https://illekitap.blogspot.com/2021/01/monica-mccarty-caylak-highland-guard-7.html ~~~*~~~ Bas roimh Geill. Highland Muhafızları'nın sözüydü bu, Ölmek Var Teslim Olmak Yok demekti. Ewen daha önce bu sözü sorgulayabileceğini hiç düşünmemişti. Ama Janet'a bir şey olmasına izin vermektense bin kez teslim olurdu. ~~~*~~~ ~~~*~~~ Janet bu adamların anlamadığı bir şeyi anlıyordu: Savaş silahlanarak da daha az risk alıp kaçarak da kazanılabilirdi. ~~~*~~~ ~~~*~~~ "Bizim için savaşacağım, Janet. Sadece bana güven." ~~~*~~~
Baskı: Çaylak
~~~*~~~ Karşılarındaki karanlıkta tüm silahlar fırtına gibi ilerliyordu. Kendisi bilmiyor olsa Bruce'un 'hayaletleri' onu da afallatabilirdi. Karartılmış yüzleri, koyu pelerinleri, başlıklı, zırhlı yelekleri ve tunikleriyle Highland Muhafızları, geceye ölüm ve yıkım saçan hayaletlerdi sanki. ~~~*~~~ ~~~*~~~ "Sadece seni istiyorum, Mary." "Ne zamana kadar?" Kenneth çok sakin görünse de Mary'a bakarken gözlerindeki yoğun duygular onu ele veriyordu. Karısının ne demek istediğini biliyordu: Bağlılık istiyordu. Sadakat istiyordu. Bir söz istiyordu. Kenneth tereddüt etmedi. "Sen beni istediğin sürece." Mary'nin içindeki her şey aniden durdu. Kalbi bir uçurumun kenarındaymış gibiydi ve en ufak dokunuşla bile yuvarlanabilirdi. "Sonsuza kadar istersem?" Mary'nin kalbine dokunan bir şekilde gülümsedi. "O zaman beni çok mutlu edersin." Onun gözlerine bakabilmek için çenesini tutup kaldırdı. "Hala anlayamadıysan söyleyeyim. Sana aşığım." ~~~*~~~ YORUMU İÇİN: https://illekitap.blogspot.com/2021/01/monica-mccarty-caylak-highland-guard-6.html
Baskı: Kefaret (Öngörü Serisi #5)
~~~*~~~ "Ruhu olan bir melekle karşılaşırsan ne yaparsın Reed?" Gülümsemedi ama bakışlarında nazik bir ton vardı. "Başka biri olsaydı Simone, bilmiyorum ama sen olacağın için bir yıldız ışığını incitme şansım daha yüksek. Seni korurum. Bana güvenebilirsin." ~~~*~~~ ~~~*~~~ "Artık aramızdakiler farklı bunu hissediyorsun değil mi? Beni değiştirdin ve artık kalbinin içindeyim." Haklıydı. Kalbim hala bir bütündü... ve Brennus'u orada hissediyordum. ~~~*~~~ ~~~*~~~ Melek lisanında, "Senin için ve seninle birlikte son nefesime kadar savaşacağım," dedi. Melek lisanında konuştum. "Her şeyle beraber yüzleşeceğiz, tek vücut olarak." "Tek vücut olarak." ~~~*~~~ yorumu için: https://illekitap.blogspot.com/2021/01/amy-bartol-kefaret-ongoru-serisi-5.html
Baskı: Keder (Öngörü serisi #4)
~~~*~~~ "Eğer bize ulaşırlarsa ödememiz gereken bir bedel olacak," dedi alçak bir sesle. "Seni seviyorum," diye yumuşak bir sesle fısıldadım kulağına. Kollarımı yine etrafına sardım. "Sen ödeyeceğim her bedele değersin." ~~~*~~~ ~~~*~~~ "Seninle birlikte sahip olabileceği geleceği gördü. Brennus'u terk ettiğinde Evie, o..." Reed'in sesi boğuktu, durup dinledim. "Sen hayatına girmeden önce hayatında ne varsa elinde o kaldı. Ve o... Ve o, sen olmadan bir hayatının olmadığını fark etti. Hiçbir şeyin öncemi yok. Hayatını çaldın sen sonun ve bu yavaş yavaş onu paramparça etmeye başladı. Her şey aynı kaldı ama öyle... boğucu oluyor ki... tahmin bile edemezsin." Reed neşesiz bir kahkaha attı. "Hala tadın dudaklarında oluyor, kokun aklında ve sadece onun için gülümsediğini hatırlayıp bir daha asla buna sahip olamama düşüncesi... içini parçalıyor. Bu yüzden senin canını yakmaya gönüllü, çünkü onun için ifade ettiğin her şey o acıya odaklanarak öldürmeye çalışıyor. Böylece bundan hayatta kalabilecek." ~~~*~~~ ~~~*~~~ Anya yumuşak bir sesle yalvardı. "Russell, düşmeme izin verme..." Bizim şeklimiz bozulurken Russell'ın telaşla söylediği sözler bizi takip etti. "Seni yakalamak için orada olacağım..." ~~~*~~~ yorumu için: https://illekitap.blogspot.com/2021/01/amy-bartol-keder-ongoru-serisi-4.html
Baskı: Penceresiz Ev
~~~*~~~ Kıyametin her gün koptuğuna inanıyorum artık. Her gün. Neden Allah, bazılarımızı sadece kurban olsun diye yaratmış ki? ~~~*~~~ ~~~*~~~ "Öyle görünüyor ki insanlar cinayet için türlü bahaneler sunabiliyorlar, değil mi?" ~~~*~~~ yorumu için: https://illekitap.blogspot.com/2021/01/nadia-hashimi-penceresiz-ev.html
Baskı: Kanlı Bir Kış Gecesi
~~~*~~~ Gençliğinde her gece kana bulanmış rüyalar görürdü. Kana bulanmış kabuslar. Başka bir zamana, başka bir yere, başka bir hayata ait. ~~~*~~~ ~~~*~~~ Kraliçesine, Melle'e dönüp sesini alçaltıyor. "Yedi hayatım olacak, Melle, bu sadece birincisi." Yıldızlar Eirikr'in tepesinde, soğuk masanın üzerinden seğiren bedeninde parlıyorlar. "Yedi kez yaşayacağım ve her defasında seni arayacağım. Her zaman birlikte olacağız." Gunnar bıçağı kaldırıyor, ay ışığı keskinliğinde parlıyor. "Seni arayacağım, her defasında seni seveceğim. Beni takip eder misin?" ~~~*~~~ Yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2021/01/marcus-sedgwick-kanl-bir-ks-gecesi.html
Baskı: Kral Süiti 2
~~~*~~~ "Bana, benim sana olan aşkıma inanmıyorsun ya... Şimal, bir daha sana sevgimi kanıtlamak için uğraşmayacağım." ~~~*~~~ Yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2020/12/kerime-simsek-kral-suiti-kral-suiti-2.html
Baskı: Kral Süiti
~~~*~~~ "Bir kadın asla unutmaz Ersen Bey. Birlikte güldüğü adamı da ağladığı omzu da unutmaz!" ~~~*~~~ ~~~*~~~ "Sen daha ilk fırtınada gemiyi terk edersen, ben gemimi senin denizlerine indirmem Şimal! Benim kadınım olacaksan yanımda olacak, savaşacaksın!" ~~~*~~~ ~~~*~~~ "Her seferinde kırıp döktüğünüz kalbi toparlamak daha da zorlaşırken yetmedi mi? Her seferinde kırıklarda eksikler çıkıyor ve o eksik parçalar ben yapıştırdıkça avuçlarıma batıyor. Karanlıktan korkan bir insanı, karanlığa hapsederek korkularını yenmesini sağlayamazsınız. Ya o karanlıkta onunla olacaksınız ya da o karanlığa girmesine müsaade etmeyeceksiniz." ~~~*~~~ Yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2020/12/kerime-simsek-kral-suiti-1.html
Baskı: Aziz (İskoç Muhafız Alayı, #5)
~~~*~~~ Magnus'u görmenin kendisini bu kadar mutlu etmemesi gerekiyordu; ama ediyordu. Bu gülümseme Magnus'un içine işlemişti. Sanki güneş ışığını için çekmiş gibi hissetmişti. ~~~*~~~ ~~~*~~~ "Kimsenin seni istemediğin bir yola göndermesine izin verme. Eğer mutluluk konusunda bir şans bulursan, o şansı kullan. Başkaları ne derse desin." ~~~*~~~ ~~~*~~~ Muriel'i istiyordu. Ona bakarken, gözlerinde sevgi olan kızı. Dünyadaki en önemli kişinin kendisi olduğunu hissetmesine neden olan kızı. Kalbini ve bir daha kimsenin dokunmasını istemediği bedenini ona teslim edecek kadar güvenini kazanan kızı. Ve artık onu seviyormuş gibi davranması lazımdı. ~~~*~~~ yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2020/12/monica-mccarty-aziz-highland-guard-5.html
Baskı: Beyefendi
~~~*~~~ Derinde bir yerde, başka bir seçeneği olup olmadığını bilmiyordum ama onu seviyordum. Onu yanımda istiyordum. ~~~*~~~ ~~~*~~~ Alessia ne onu ne kendini öldürebiliyordu. Sevdiği erkeği kaybetmişti ve nefret ettiği bir adama mahkumdu. Kalbi kırıktı. Hayır. Kalbi, kaybolup gitmişti. ~~~*~~~ Detaylı yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2020/12/e-l-james-beyefendi.html
Baskı: Saklı Miras
~~~*~~~ Dawson başını iki yana sallayarak güldü. Ne kadar güçlü kavga ederlerse etsinler, hiçbir şey aralarındaki sevginin üstüne çıkmıyordu. İlişkilerine olan inançları gördükleri tüm sorunları önemsiz kılmıştı. ~~~*~~~ ~~~*~~~ Bir kurdun yapmak zorunda kaldığı en zor şeylerden biri, sevdiklerini böyle kaybetmekti. Savaşta, çarpışmada ya da bir kavgada değil. Öylece hasta yatağında. Durup düşünürken veya çaresizliğin acımasızca yüzüne vurulurken. ~~~*~~~ ~~~*~~~ Gavin ayağa kalktığında, Deborah onun elini tutarak aşağı doğru çekti. "Merhaba ve hoşça kal öpücüğü istiyorum." "Bu biraz uzun sürebilir. Vaktim yok." "Acelem var, gitmem lazım öpücüğü öyleyse." Gavin eğilip Deborah'ın dudaklarını öptü. Tam anlamıyla aceleci ve gitmesi gerektiğini hissettiren bir öpücük değildi. Gavin ellerini yüzünün iki yanına koyup hafifçe geri çekildi. "Uyuşturucu etkisi yapan zehirli dişler bende, fakat senin dudaklarında da bir ey var," dedi küçük bir öpücük daha aldı. ~~~*~~~ Yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2020/12/busra-toraman-sakl-miras-krmz-baslkl-kz.html
Baskı: Kalbinin Peşinde
~~~*~~~ "Dün çok... sen öyle..." Kaşlarını çattı. Sonra boğazını temizleyip yere, eve, gökyüzüne baktı. Sonunda bana döndü. "Üzgünüm, ne demeye çalışıyorum bilmiyorum. Ben sadece..." Derin bir nefes alıp yavaşça bıraktı. "Sadece seni bir kez daha görmek istedim." ~~~*~~~ ~~~*~~~ Bir gemi limanda güvende olabilirdi, ama gemiler bunun için yapılmaz. ~~~*~~~ Kitabın yorumu için: https://illekitap.blogspot.com/2020/12/jessi-kirby-kalbinin-pesinde.html
Baskı: Nefes
~~~*~~~ Ali ile aralarında bir uçurum, bir de aşk vardı ve tüm kalbini yakmasına rağmen küle dönmüyordu. ~~~*~~~ ~~~*~~~ Çok kadın girmişti hayatına... Ama kimse Sanem değildi. Olamazdı. O, kalbinin diğer yarısıydı. ~~~*~~~ ~~~*~~~ "Kalbine güven Sanem... Hislerine güven. Gerisini boş ver. "Sonunda acı çekeceğimi bile bile mi?" "O acıya değecek şeyler yaşayacaksan, neden olmasın." ~~~*~~~ Yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2020/12/gunes-demirel-nefes.html
Baskı: Sen Bana Yasak
~~~*~~~ İsteksiz ama içten bir şekilde gülümsedi ve kalbimin parçalara ayrılacağını sandım. ~~~*~~~ ~~~*~~~ "Randy ile yaşamaya gelmek hayatımda yaptığım en zorlu şeylerden biriydi. İlk başta cehennem gibiydi ama bütün bunların ortasında sen bana bir parça cennet gibi geldin." ~~~*~~~ yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2020/12/penelope-ward-sen-bana-yasak.html
Baskı: Aşk Benim Hamurumda Var
Detaylı Yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2020/12/melekber-deniz-ask-benim-hamurumda-var.html ~~~*~~~ "Kalbine akan ılık sıvının cinsini bilemiyordu ama ona aşk demek ve bu aşkı yaşamak için aşırı istekliydi." ~~~*~~~ ~~~*~~~ "Ben Reyhan'a kötü davrandım. Onu kıskandım. Onun saflığını, iyi niyetini kullandım." "Ve bunun yanlış olduğunun farkına vardın." Aylin başını hızla salladı. Erhan onun geri gitmesini sağlayarak hole girdi ve ayağıyla kapıyı kapattı. Önce iç çekerken durmadan akan gözyaşlarını sildi, sonra elleriyle çenesini kaldırdı. "Temiz olmana gerek yok çünkü ben seninle kirlenmeye geldim." ~~~*~~~
Baskı: Minnettar (Öngörü Serisi #3)
"O ufacık umut ışığına dokun aşkın, her şey değişene ve yine beraber olana dek." Yorum ve daha fazla alıntı için: https://illekitap.blogspot.com/2020/11/amy-bartol-minnettar-ongoru-serisi-3.html
Baskı: Gözlerinin Esareti
https://illekitap.blogspot.com/2020/11/jennifer-royce-gozlerinin-esareti.html yorum için yukarıdaki linke bakınız
Baskı: Cihan ( Bir Türk Masalı #5 )
https://illekitap.blogspot.com/2020/11/islca-cihan-bir-turk-masal-5.html Bir Türk Masalı Serisi'nin 5. kitabı Cihan'ın yorumuyla karşınızdayım. Normalde okumayı daha ertelerdim ama serinin 6. kitabı Ebru, bu ay çıkacak diye duyurulunca okuyayım da sıradakini de okuyayım hemen diye düşündüm. Dürüst olmak gerekirse bu serinin en son Sedat kitabından sonra bitmesi gerektiğini düşünüyordum ki bence hala da öyle olmalı ama bu okumayacağım anlamına da gelmiyor. Öncelikle şimdiye kadar Işılca'nın Bona Dea kitabı haricindeki bütün kitaplarını okumuş biri olarak yazarın kitaplarını seviyorum. Dramı da eğlenceliyi de aşkı da aile ilişkilerini de çok güzel kaleme alıyor. Tabi Bir Türk Masalı serisinde de bütün bunların yanında eğlenceli bir mizah da var ve ben bunu seviyorum. Bir Türk Masalı Serisi'nin 5. kitabı Cihan'ın yorumuyla karşınızdayım. Normalde okumayı daha ertelerdim ama serinin 6. kitabı Ebru, bu ay çıkacak diye duyurulunca okuyayım da sıradakini de okuyayım hemen diye düşündüm. Dürüst olmak gerekirse bu serinin en son Sedat kitabından sonra bitmesi gerektiğini düşünüyordum ki bence hala da öyle olmalı ama bu okumayacağım anlamına da gelmiyor. Öncelikle şimdiye kadar Işılca'nın Bona Dea kitabı haricindeki bütün kitaplarını okumuş biri olarak yazarın kitaplarını seviyorum. Dramı da eğlenceliyi de aşkı da aile ilişkilerini de çok güzel kaleme alıyor. Tabi Bir Türk Masalı serisinde de bütün bunların yanında eğlenceli bir mizah da var ve ben bunu seviyorum. Sadece Yıldız ve Cihan'ın hikayesine değil de Osman ve Çiçek'in hikayesinin de anlatılması çok güzeldi. Onların da sonunda mutlu olduğunu görmek çok güzeldi. Sedat, Ali, Duygu, Bekir, Selma, Aslı, Levent'i görmek muhteşemdi. Onları evli mutlu çocuklu okumak ise paha biçilemezdi. Bu kitapta Duygu'nun artık iki erkek çocuğu olduğunu gördük ya valla rahatladım. Yeminle rahatladım. Cihan'ın Kaan'an şüphelenmesi, bu şüphe içinde hareket etmesi ve elinden geleni yapması çok güzel kurgulanmıştı. Tüm o soruşturma kısımlarını sevdim. Cihan vurulduğunda Yıldız'a kendini affettirmek için yaptıkları ise.. erkek milleti işte dedirtti. Ancak şu vardı yapmasaydı asla barışamazlardı :D Ebru karakterini ciddi anlamda çok sevdim. Tam benim kadınım yani. Güçlü, asi, ayakları üzerinde duran ve kök söktüren kadınlara bayılırım. Ebru'nun hastanede Ali'yle atışmaları harikaydı. Ali'nin hastane sahibi olduğunu öğrendiğinde bile tavrını bozmaması alkışı hak eden cinstendi. :D Kitabın son bölümü... bir sene sonrasına atlanan kısım... çok havada kalmış hissettirse de sanırım o kısımla ilgili detayları Ebru kitabında okuyacağız diye düşündüğümden üstünde durmayacağım. Ama yaşanan trajik kaybın ardından Cihan'ın tavrı çok sadık bir hareketti. Ancak bu durumla bütün hepsini baş etme şeklini okumak ise... değişikti. Yani böyle bir olayla nasıl baş edilebilinir onu okuduk diyebilirim. Ne olduğunu söyleyemiyorum çünkü spoilerin dibi olur ama merak eden okuyabilir. Kitabı bu kadar övdükten sonra eksik yerleri ya da beğenmediğin kısımlar yok mu demeyin var. Öncelikle serinin diğer dört kitabı kadar iyi olduğunu düşünmüyorum. Neden bilmiyorum ama bana sanki yeterince duyguyu veremedi gibi geldi. Ali ile Aslı, Duygu ile Sedat, Bekir ile Selma'nın aşklarından sonra Cihan ile Yıldız'ınkiler o kadar mükemmel gelmedi açıkçası. Kitabı tek eleştireceğim nokta sanırım bu olurdu, onun haricinde güzel, zaman zaman eğlenceli ve zaman zaman sizi sinir edecek bir kitaptı. Ama okumaktan keyif aldığımı söylemeliyim. Benim nazarımda 5 üzerinden ne yazık ki 3,5'luktu. Sanırım diğerleri gibi muhteşem bir aşk bekledim.
Baskı: İhanet (İskoç Muhafız Alayı, #4)
https://illekitap.blogspot.com/2020/11/monica-mccarty-ihanet-highland-guard-4.html Çok sevdiğim yazarlardan biri olan Monica McCarty'nin Highland Guard Serisi'nin 4. kitabı İhanet yorumuyla geldim. Bu kadının kitaplarına bayılıyorum. Aşkı, savaşı, arkadaş ilişkilerini ve birbirlerine olan inanç ve bağlılığı o kadar güzel anlatıyor ki okurken kitabı elinden bırakamıyorsunuz. Ben de bırakamıyorum. 12 kitaptan oluşan Highland Guard serisinin 4. kitabıydı bu ve seride toplamda 12 kitap var. Nemesis Kitap hızlı bir şekilde seriyi çıkarıyor bu yüzden okumadıysanız deneyebilirsiniz. Bence mutlaka denemelisiniz de... eğer historical romans seviyorsanız zaten kaçırmanız hata! :) Bilmeyenler için kısaca söyleyeceğim, Monica McCarty kurguya aldığı hikayeleri gerçekliklere dayanıyor. Yani karakterler, olaylar gerçekliği olan tarihi bilgileri ve bunları kurgulaştırıyor. Böylece kitaplarında hem tarihi detaylara dair bilgi verirken hem de savaşın acımasızlığıyla aşkı çok güzel harmanlıyor. Bu yüzden denemelisiniz de :) Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse; ilk kitaptan beri tanıdığımız ve Bruce'un özel askerleri Muhafız Alayı (Highland Guard) ekibinin yılan lakaplısı Lachlan, bir sonraki görevi Bruce'a tacını giydirmek için Kontes Isabella McDuff'ı getirmektir. Ancak bu görev oldukça zorludur çünkü Isabella hem çok güzel, etkileyici ve çekici bir kadın olmanın yanında kocası İngiltere Kralı'nın müttefiklerinden biridir. Bella hem kocasına hem de kocasının bağlı olduğu ülkeye ihanet ederken peşlerinden gelen adamlar, hain olarak gösterilmektedir. Lachlan, Bella'yı Bruce'un taç giymesine yetiştirip ardından da onu Norveç'e kaçıracaktır ancak olaylar hiç de planladıkları gibi gitmemektedir. Çünkü ihanete uğrayıp yakalanırlar ve Bella tutsak edilir tıpkı Lachlan gibi... Lachlan küçük ve karanlık bir hücreye hapsedilirken Bella önce bir kule odasına sonra da kulede sallandırılan bir kafese hapsedilir. Lachlan'ın yapılan bu ihanetten öcünü almak istemektedir. Bir de Bella'yı tutsaklıktan kurtarmak... bir de bütün bu çabaların yanında kalbine de sahip olması gerekiyor çünkü kalbinde yavaş yavaş Bella'nın aşkı filizleniyor... Verdikleri savaş çok ağırken bir yandan da aşkları için savaşmak zorundalardır. Öncelikle Lachlan'ın geçmişi neden böyle bir adam olduğunu ortaya çıkardı. Cidden geçmişi geleceğindeki adamı yarattı. Gerçi bu adam tam da Bella'ya göre bir adam oldu ya neyse ;) Bella'nın göze aldıkları, inançları uğruna atıldığı hamleler kadına olan hayranlığımı doruk noktasına çıkardı. Cidden inançları uğruna aldığı cezalar, kızıyla sınanması, kızını kaybetme noktasına gelmesi... baş etmek zorunda kaldığı sorunlar... her şey karşısında güçlü ve gururlu duruşu hayranlık duyulmasına neden oluyordu. Hele ki o kafese kapatılacağı zaman güçlü, gururlu ve dik başlı gitmesi aferin kızım sana dedirtti. Kafeste geçirdiği sürelerin sonunda da güçlü duruşu çok iyiydi. En son kızı uğruna göze aldıkları da çok güzeldi. Bella'nın inançları, yaptıkları, duyguları ve attığı her adım o kadar güzel anlatılmıştı ki okurken yaşıyormuş gibi hissettim. Lachlan'ın da eski eşi yüzünden uğradığı ihanet sonrasında Bella gibi bir kadını tanıması onun duygularını harekete geçirtti. Onca zamandır korkusuzca savaşması, zaafı olmaması sonucunda böylesine güçlü bir kadının varlığı Lachlan'ın duygularını harekete geçirtti. Çok iyiydi o satırlar. Bütün o kovalamaca, hapsedilmeleri, savaş sahneleri çok güzel anlatılmıştı. Serinin diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitapta da diğer karakterleri yani muhafızları okumak çok güzeldi. Lachlan'ın yılan olarak anılması, sanki ekibine güvenmiyormuş gibi tavırları, onlardan biri değilmiş gibi içine kapanık ve yalnız olmak istemesi sonucunda onların her seferinde ekibin onun yanında olması çok iyiyi. Gerçi Lachlan'da onları asla zor durumayken yalnız bırakmıyordu. Norveç'e kaçacakları zaman yangın çıkınca arkasında adamlarını bırakmadan yanına gitti ve onu kurtardı. Aynı şekilde de Lachlan hapsedildiğinde Tor ve Eric'in boy göstermesi süperdi. Bu ekip birbirleri için her şeyi yapabilecek modda olmalarına bayılıyorum. Ayrıca bir bölüm vardı, Bella kızını görmek için kalabalığın arasına girdiğinde Bella'nın yanında Seton vardı ve Bella'nın kızı Joan, Seton'a fazla ilgili göründü gibi geldi. Açıkçası sanki aralarında bir şey olacakmış gibi hissettim ve dayanamadım Seton'un kitabına baktım ve evvetttt :D ikisi çift olacaklar ve ne yazık ki serinin son kitabı yani 12. kitap çıkana kadar biz bu hikayeyi okuyamayacağız. :( heyecanla bekleyeceğiz. Kitabın son bölümü çok güzeldi. Çok sevdiğimi söylemeliyim. Lachlan gibi bir adamı baba olarak görmek muhteşemdi. İstemsizce bir sırıtma oldu yüzümde ve öyle okudum kitabı. Serinin 4. kitabını da bitirdim ve sırada 5. kitap var ama her ay 1 tane okumaya çalışıyorum çünkü ne bu seri bitsin istiyorum ne de yazarın kitapları bitsin... Açıkçası kötü bir aşk romanı okudum ve ardından bu kitabı okumak ilaç gibi geldi. Şiddetle tavsiye edeceğim kitaplardan biri. Benim için 5 üzerinden 5 lik bir kitaptı.
Baskı: Keskin - Efsunkar
2,5 stars https://illekitap.blogspot.com/2020/11/berna-ilgn-keskin-efsunkar-keskin-1.html İnstaramda @bircatlakokur tarafından tavsiye edilen ve deneyin mutlaka dediği bir kitaptı Keskin ve ben de bir bakayım nasılmış diye düşünerek hemen kitabı aldım. Hatta baktım ki ikinci kitabı da çıkmış onu da aldım ki peş peşe okuma şansım olsun eğer yarım bitiyor da beni merak ettirirse diye... Şimdi bu kitabın yorumuyla karşınızdayım. Berna Ilgın, araştırmalarım sonrasında öğrendim ki bir wattpad yazarıymış ve kitabını da orada yayınlamış sonrasında ise kitaplaştırmıştır diye düşündüm. Yormayan, çok yoğun zamanlarda da kafanızı dağıtmak için öylesine okuyacağınız bir hikayeye sahip olduğunu söyleyebilirim. Zaman zaman fazla olduğunu düşündüğüm yerler olsa da - ki bu kısımları daha detaylı aşağıda anlatacağım - zaman zaman da eğlendiren yerler vardı. Ama okurken bazen sıkıldım bazen de su gibi aktı... Ancak çok büyük beklentilerle okunmaması gereken bir kitap demeliyim. Kitabın kısaca konusundan bahsetmek gerekirse, alkolik üvey babasından şiddet gören ve okuluna ara verip çalışmak zorunda kalan Zeynep, bir akşam işten çıkmış evine giderken otobüs durağında bir silahlı çatışmanın ortasında kalır. O çatışmada dikkatini çeken biri, Zeynep'i hem farkında olmadan çatışmadan korumuş hem de aklında yer edinmiştir. O zamanları geride bırakıp da Zeynep'in paraya ihtiyacı olduğu bir an bir açılışta garsonluk yapacağı bir iş bulduğunda o adamın da orada olacağını tahmin etmez. Çünkü açılışı yapan adam, o partiyi veren adam aynı zamanda elinde silahıyla o çatışmada Zeynep'i etkileyen adamın ta kendisiydi. Uygar Ezeloğlu. Uygar, o akşam gördüğü Zeynep'i etkileyici bulsa da kendi mekanında tekrardan görünce düşmanlarının bir oyunu olduğunu düşünmüştür ancak Zeynep'in hiçbir şeyden haberi olmadığını öğrendiğinde ve onu aklında çıkaramadığında kendini bir karmaşanın içinde bulur. Çünkü Uygar nasıl Zeynep'e kapılıp gidiyorsa Zeynep'te Uygar'a kapılıp gitmektedir. Ancak önlerinde büyük engeller vardır... Zeynep'in sıradan, masum ve hiçbir şeyden haberinin olmadığı bir dünyada Uygar'ın kirli, tehlikeli ve yeraltını dünyasını yöneten bir adam olması bütün ilişkilerini bir çıkmaza sürüklemektedir. Böyle anlatıldığında yeme de yanında yatlık bir hikaye gibi geliyor değil mi? Ama değil... itiraf etmek gerekirse kelimenin tam anlamıyla zengin, yakışıklı, tehlikeli bir mafya babası Uygar ile fakir, gururlu, kimsesiz Zeynep'in hikayesi desek kitabı tam özetlemiş olurum sanırım. Öncelikle kitabın başlangıcı güzeldi, sanırım bu yüzden de beklentimi yükseltmiş olabilirim ya da şu sıralar gerçekten muhteşem iş çıkartan Türk yazarları okuyunca herkesten de aynı potansiyeli bekledim... bilemiyorum... Ama ne yazık ki genel olarak beklentimi karşılayan bir kitap değildi ki zaten ikinci kitabı da neden aldım onu da bilmiyorum şuanda. Almamış olsaydım okumak için almazdım da ama şimdi aldığım için okuyacağım. Öncelikle kitapta tek sevdiğim karakter Kadir ve Ömer ve Derin'di. Ne Zeynep ne de Uygar değildi. Çünkü rol aldıkları karakterleri ciddi anlamda yansıtan tek karakter onlardı ki onların da bazen abartı bulduğum tavırları vardı. Zeynep'in her şeye he demesi bazen parlaması ve o zamanlar da bile bazen geri adım atması ya da ben sensiz yaşayamam modunda olması çok abartıydı. Hadi ama kitapta olsa biraz gerçeklik beklerdim. Asla affetmem diyorsun sonra kendini onun kucağına atıyorsun falan... olmamış, fazla abartı geldi bana ne yazık ki. Ben senin esirin değilim, kölen değilim falan diyorsun ama adam ne derse he diyorsun bu biraz dengesizlik Zeynep değil mi modundaydım kitabın yarısından fazlasında. Uygar'ın ise... Ben kimseden korkmam, dünyayı ben yarattım edalarına karşılık Zeynep'in karşısındaki tavırlar... adamım kendine gel! Sen koskoca yer altı dünyasının patronusun, senin tabirinle mafya liderisin bu tavırlar ne Allah aşkına dediğim bir çok tavrı vardı. Özellikle sen benim kadınımsın, sana bakamazlar, sana seslenemezler, seninle konuşamazlar, sana dokunamazlar tavırları ise... bir kadın olarak ciddi anlamda okumaktan rahatsız oldum. Zeynep'in de buna ısrarla boyun eğmesi... sen kimsin ki bana böyle tavır alıyorsun kendine gel diyesim gelirdi. Seviyorsun iyi güzel hoş da arkadaş karşındakinin insan olduğunu da unutma yani... Sevemedim seni de Uygar açıkçası biraz fazla abartılıydı tavırların. Yok hemen kırıp dökmeler, sehpaları masaları duvarlara fırlatmalar - kendisi süper güçlü çünkü - kapıyı çekip çıkmalar... sonra süt dökmüş kedi gibi sensiz olamam, kokun olmadan uyuyamam... yani karakterle yapılanlar arasındaki tutarsızlık olmamıştı. Bir mafya liderinin sağ kolu olmaya yakışır davranan tek kişi Kadir'di ve kitaptaki favorilerimden biriydi. Tavırları ve yaptıkları tam da olduğu kişi gibiydi. Her kitapta bir entrika ve kıskançlık krizleri olacak ya bunda da buna sebep olan Arap güzeli Sahra, Uygar'ın eski sevgilisi Eda, Uygar'ın düşmanı haline gelen ve Zeynep'e göz koyan Selim... Eda ve Sahra detayları olmasa da olurdu bence... kitaba hareketlilik katsın diye mi yoksa bakın paylaşılamayan adam Uygar havası olsun diye mi bilemiyorum ama olmasa da olurdu... Selim detayları güzeldi. Bence kitabın en heyecan verici yerleri de oydu ama o kısımlarda kısa kesilmişti bence kitaptaki Sahra ve Eda kısımlarını atıp da onunla ilgili kısımlar detaylandırılsaydı tam da bir mafya lideri ve onun hikayesi gibi olabilirdi. Hep bir depo muhabbeti vardı bari o kısımları detaylı okusaydık diye de düşündüm. Kitapta en sevdiğim ve eğlendiğim kısımlardan biri Ramon'du. Cidden kahkaha atmama neden olan sohbetleri vardı ve sevdim. Bence bu kitap seri olmasa da olurdu, ikinci kitabı aldığım için okuyacağımı söylemiştim umarım bundan biraz daha iyidir çünkü bu kitap benim için hayal kırıklığı oldu. Beklentimi karşılamadı. Wattpad'de hikaye olarak belki okunabilirdi ama kitap haline geldiğinde insanların daha güçlü şeyler beklediğini söylemeliyim en azından ben bekliyorum. Tama güzel sözler, söylemler vardı ama keşke aşkı daha derinden hissedebilseydik mesela. Gereksiz kıskançlık krizlerini değil de Uygar'ın kaybetme korkusunu daha içimize işleyecek gibi hissetseydik de Zeynep'e yaptığı baskıları anlayabilseydik. Benim nazarımda 5 üzerinden 2,5'lik bir kitaptı. Üzgünüm ama tavsiye eder miyim... sizin tercihinize kalmış.
Baskı: Sezgi (Öngörü Serisi #2)
https://illekitap.blogspot.com/2020/11/amy-bartol-sezgi-ongoru-serisi-2.html Öngörü Serisi'nin 2. kitabı Sezgi'nin yorumuyla karşınızdayım. Bu ay bu seriyi bitirmeye kararlıyım. Seri 5 kitaptan oluşan paranormal romans türünde bir seri, yani fantastik severlerin ilgisini çekecek bir seri olduğunu söylemeliyim. Amy A. Bartol'un akıcı, merak uyandırıcı ve sürpriz detayları olan bir kurgusu vardı bu kitapta. Hatta ikinci kitabın ilk kitaba göre daha iyi olduğunu da düşündüm. Genelde serilerin ilk kitapları konuya giriş olduğundan daha ortalama olur ama bunda ortalamanın üstündeydi ama ikinci kitap çok daha iyiydi bence. Evet eksileri vardı ama artıları da vardı ki benim için artıları daha fazlaydı diyebilirim. Kitapta düşmüş melekler, serafilimler, vampirden hallice canlılar olan gancanaghlar, periler, düşmemiş melekler, iblisler... kelimenin tam anlamıyla paranormal olabilecek her türlü canlı vardı. İkinci kitapta da gördüğüm bunlardı. Bu yüzden bu tür temaları sevenler deneyebilirler... Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse, ilk kitapta Evie, Russell kurtarmıştı Reed ve diğerleri yardıma gelmişti ve karşılığında Alfred, Evie'nin dayısının öldürdüğünün haberini almıştı. Bu kitapta da kaldığı yerden devam ediyor. Evie, yaşadığı üzüntüden ve yastan çıkmak için arkadaşlarıyla kayak tatiline gittiğinde Güçler tarafından avlanmaya çalışılması üzerine kendini korumak için Zee'den ders almaya karar verir. Her ne kadar kendi güçlerini tam anlamıyla keşfedememiş olsa da ve Reed buna karşı çıksa da Russell ile beraber Zee'den eğitim almaya başlar. Ancak bir gün Reed ve Zee'nin konuşmasını duyması sonucunda onların yanında kaldıkları her an onların hayatını tehlikeye attıklarını fark etmesi üzerine olaylar patlak verir. Çünkü Russell ile beraber yeni bir hayata başlarlar ve yeni kimlikler edinirler. Reed ve ekibinden uzaklaşıp onları güvende tuttuğuna inanırlar. Tabi bu sırada da Bruce Lee filmleri izleyerel dövüşmeyi de öğrenmeye çalışırlar. Ama Evie, bir şekilde Gancanaghlar'ın lideri Brennus'un radarına takılmıştır ve onu kraliçesi yapmayı kafaya koyan Brennus, Evie'nin peşine düşer. Olaylar birbirlerine zincirleme olarak başlar. Çünkü planı hiç de Evie'nin tahmin ettiği gibi gitmez. Şimdi hepsi tehlikededir bir de uğraşmaları gereken vampirden bozma periler olan Gancanaghalarda vardır... Öncelikle bu kitabı ilk kitaba göre daha heyecanlı olduğunu söylemeliyim. Tamam bazı yerlerde fena durgunlukları vardı ama heyecanlı sayfaları da inanılmaz hızlı okunuyordu. Bu yüzden bu kitabı ilkine göre daha çok sevdim. Dövüşme teknikleri, kaçma teknikleri, Gancanaghlar, Güçlerle yaşadıkları, kovalamacalar, sınamalar, tartışmalar ve kavgalar her şey oldukça heyecanlıydı. Bir de neyin ne olduğunu öğrenince sanırım daha bir akıcı geldi. Çünkü ilk kitapta olayı çözmeye çalışıyordum bunda sadece hayatta kalma savaşlarını okumak güzeldi. O yüzden bu kitap ilkine göre bir tık daha iyiydi. Reed.. adamım yine her zamanki gibi mükemmeldi. Zaten Evie'yi koruma çabası ve onu böylesine severken en zayıf noktasının o olmasına rağmen onu korumaktan ve sevmekten vazgeçmemesi çok güzeldi. Bir de Russell'ın EVie'nin ruh eşi olduğunu bile bile sevmesi... ahhh Reed... dedim okurken hep ama kitabın sonunda öyle bir detay vardı ki işte bu be adamım... :D diyerek sırıttım :D Tabi Reed için iyi olan ne yazık ki Russell için iyi olmuyor... Gerçi Russell'ın Brennus'a söylediği gibi Evie'nin ruh eşi ve bu an, bu yaşamda olmasa da başka bir yaşamda tekrar yolları kesişecek gerçi şu durumda Reed ve Evie sonsuzluk için mutlular ama Russell için üzülüyorum. Keşke onu da kendine aşık edecek biri çıksa da o da mutlu olsa. Bir kitapta böyle güzel seven iki adam olmamalı :) Gerçi kötü mötü ama Brennus da Evie'yi kendince güzel sevdi. Onu koruma iç güdüsü, ailesinden yapma ve kraliçesi yapma içgüdüsü çok iyiydi. Hatta gözümde baya şeytani bir aşık canlandı ve aşık olasım geldi :D Evie her zaman ki Evie işte... fazla iyimser, fazla başkalarını düşünen ve fazla başına buyruk... ama yine de güçlü kişiliği ve savaşmayı bırakmıyor olması güzel. Özellikle sevdikleri için göze alabilecekleri muhteşemdi. Başta Reed'i ve diğerlerini korumak için Russell ile kaçması, Brrennus onu kaçırdığında aşkını unutmamak için direnmesi ve en sonunda da Reed ve Zee'yi kurtarmak için Güçler'in yuvasına dalması süperdi. Yürü be kızım dedim ve o son sahnelerde hayran kaldım demeliyim. Brownie ve Buns'ı çok sevdiğimi söylemeliyim özellikle Buns süperdi :D hayranım kızlar size :) Gancanaghlar'ın mağarasında yaşananlar nefes kesiciydi. Cidden tam bir sürprizdi çünkü bambaşka bir tür yaratmış yazar burada ve resmen perilerle vampirleri harmanlamış ortaya süper büyülü bir tür çıkmış. O kısımlarda nefesimi tutarak okudum diyebilirim. Resmen saat gece 2 olmuştu ve ben sabah işe gitmem gerekirken bile o kısımları elimden bırakamadım okudum. Bir de Güçler'in arasına girdiği kısımlar vardı... orada da heyecanlıydı. Zaten o kısımları da elimden bırakamadan okudum bitirdim ve hemen yorumumu yazdım. Ahh söylemeyi atlıyordum, kkitap normalde Evie'nin tarafından anlatılıyor ama bir kısmı Russell tarafından anlatılıyordu ve Russell'ı tanımamıza ve neler hissettiğini okumamıza neden oldu. Zaten bu yüzden de Russell'a sempati duydum ve sevdim. :) Neyse spoiler vermemek adına kitabın yorumunu bitireyim. Cidden sevdim bu kitabı, hatta ilkinden daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Zevk alarak okudum serilerden biri olma yolunda gidiyor ve fantastik severlere tavsiye ederim.
Baskı: Kanın Büyüsü
https://illekitap.blogspot.com/2020/10/busra-toraman-kann-buyusu-krmz-baslkl.html Ayy serinin 3. kitabı da bitti. Şu seriyi okumaktan inanılmaz zevk aldım. Her kitabı ayrı bir heyecanlıydı ama bu kitabı ayrı bir nefes kesiciydi. Her ne kadar çoğunluğunun favorisi Cellat'ın Kalbi olsa da benim en favorim Kanın Büyüsü'ydü. O kadar iyiydi bu kitap. Ancak şunu da söyleyebilirim ki Büşra Toraman'ın serilerinde her bir kitabı bir öncekinden daha nefes kesici oluyor. Kanın Büyüsü, Kırmızı Başlıklı Kız Serisi'nin üçüncü kitabıydı ve Ada ile Dawson'ın hikayesi kaldığı yerden devam ediyordu. İkinci kitap yarım kalmıştı ve öyle heyecanlı bir yerde bitmişti ki burada hikaye kaldığı yerden devam etti. Hem de nasıl devam etti... muhteşemdi. Kesinlikle okumaktan çok hoşlandığım fantastik bir seri oldu. Ayrıca 4. kitabın siparişini de verdim geldiği gibi okuyacağım :) Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse; ikinci kitapta Amona, Dawson'ın kalp mührünü etkin hale getirmişti ve Ada'ya yaklaştığında düşündüğünde acı çekecekti ve kendine böyle acı çekmeye devam ettiğinde de ölümüne sebep olacaktır. Ada hem hamileliği hem de Dawson'ın kalp mührüyle uğraşıp bir çözüm yolu ararken Dawson da Aleut'taki cellatlık görevlerine devam etmektedir. Her ne kadar Ada, bu büyüyü bozabilecek bir şeyler bulmaya uğraşsa da doğacak olan ikiz bebekleriyle ve yaklaşmakta olan savaş içinde bir çözüm bulmaya çalışmaktadır. Çünkü doğacak bebekleri hem bir melez hem de ala kurt genlerine sahip olması büyücüleri fazlasıyla korkuttuğu için Ada, hem kendisi hem bebekleri hem de Dawson için savaşmak zorundadır. Tabi sadece bununla da kalmıyor, çünkü Stone'ın da kalp mührünü kırmayı kafasına koymuş olan Felicia'ya da değiniyor. Kendisi Stone'a aşık olurken aşkına karşılık alabilecek olması da onu iyice kararlı hale getiriyor. Kitap yine bütün Aleut'a değinirken asıl olayların merkezinde olan Dawson ve Ada'ya da fazlasıyla değiniyor. Öncelikle Peratha, Murat ve Hilary, Gavin ve Deborah'ı bolca görmek çok hoşuma gitti. Özellikle Gavin'i bolca görmek harikaydı. Şu seriyi Gavin olmadan düşünemiyorum. Resmen serinin vazgeçilmezi gibi :) Ada'nın pes etmeden savaşması, Dawson için çırpınması, savaşması ve mührü kıracak bir şeyler araması çok güzel anlatılmıştı. Dawson'ın her seferinde onu geri itmesine rağmen bütün o kalp kırıcı şeylere rağmen pes etmemesi çok güzeldi. Aşkına sahip çıkması harikaydı. Gerçi karşılığını da güzel aldı ya neyse. Son bir denemede Dawson'ı kesmesi, özür dilemesi, aşkı, buna rağmen yaralanması ve Dawson'ın tepkileri güzel anlatılmıştı. Dawson'ın da her şeyi bilmesi ama hissedememesi çok kötüydü. Adam her Ada'ya yaklaştığında fenalaşması... ona hissettiği aşkı hatırlamaması çok kötüydü. Ama yine de yapmıştı yapacağını Dawson... içindeki o aşık adam, evlilik yüzüğüne büyü yapıp da parmağından çıkaramaması çok güzel bir detaydı. Sevdim bu ince detayı... Bir de Dawson'ın mührünü kırmak için yapılanlar çok güzeldi. Yani evet biraz vahşiceydi ama gerekliydi ve güzel anlatılmıştı. Mühür kırıldıktan sonrası da çok güzeldi. Kıyamam ya resmen Ada'ya kendini affettirmeye çalıştı, Ada'da hep bir rüya olarak bekledi ya çok güzeldi. Ada'nın bebekleri hissetmesi, birinin fazlaca haylaz olması birinin uslu olması, bunların tavırları falan çok tatlıydı. Ama asıl olay doğumdu... açıkçası beklediğim gibiydi doğum, çünkü Ada'nın bunu başarabileceğine ben de inanıyordum. Ancak doğum sonunda Dawson'ın geçtiği sınav cidden ağırdı. Gerçi bakıldığında Ada'nın sınanan aşkına karşılık Dawson'a da bir sınav gerekiyordu ama geçti sınavdan... aşk işte... Hatta Gavin'in odaya girip de Dawson'ı isim töreni sırasında aldığı dövmeye bakarken görmesi ver sonrasındaki konuşmalar işte bu dedirtti. Küçük ikizler bu kitabın en sevilesi canlılarıydı. Özellikle de spoiler olacak belki ama dönüşüm yapmaları ve anne babalarına yardım etmeleri çok tatlıydı :D daha fazla okumak istedim onları. Büyücülerle yapılan savaş çok güzel anlatılmıştı. Aleut'a saldırmaları, ikizleri koruma çabaları ve daha da önemlisi Tarafsızlar, Remuslar ve Aleutların hepsinin büyücülere karşı birleşmeleri çok iyi kurgulanmıştı. Amona'ya yapılan baskın sırasında Ada'nın yaşadıkları bir an yok artık dedirtti. Tabi sonrasında olaylar iç yüzüne çıktı ama öncesinde Ada ve Konrad'ın yaşadıkları ve Dawson'ın tavrı, Ada'nın tavırları her şey hem şaşırtıcı hem de sürprizlerle dolu detaylardı. Özellikle Ada'nın her şeye rağmen Dawson'a yalan söylememesi, her şeye rağmen dürüst olması çok iyiydi. Konrad ise... kaşındı.. cidden kaşındı ve belasını buldu. Bu konuda da Dawson takdirimi kazandı. Çünkü aşkına inanan ve ona göre savaşan hep Ada'yı okuduk. İlk defa burada Dawson'ın bu konuda savaşmasını ve plan yapmasını izledik. Gerçi Ada'yı bu yolda yine çok üzdü ama sonunda hayatını kurtardı. Ada'nın kitabın sonundaki tavırları -neler olduğunu söylemek spoilerin dibi olur diye susuyorum- cidden nefes kesen şeylerdi. Çünkü kitabı elimden bırakamadım neler olduğunun merakıyla. Ayy aslında o son bölümlere dair detaylı konuşmak isterdim ama susuyorum çünkü çok fena spoiler olur ama şunu söylemeliyim ki nefes kesiciydi. Son 150 sayfa... off be dedirtti resmen. Creon'ı da çok gördük bu kitapta. Biliyorsunuz ki kendisi bir Remus olmasının yanında Ada'nın da kuzeni... ayrıca -bence- kendisi Peratha'nın da sevgilisi olacak çünkü aralarındaki atışmalar ve Creon'ın Peretha'ya tavırları sanki havada aşk kokusu var diye düşündürtüyor. Neyse çok uzatmayayım çünkü cidden kendimi spoiler vermemek için zor tutuyorum. Bir kez daha diyorum her yorumda da demeye devam edeceğim. Bu seriye bayıldım. Hazır 4. kitapta çıkmışken bence mutlaka el atmalısınız bu seriye. Çünkü çooook güzel.
Baskı: Hachiko-Sahibini Bekleyen Köpek
https://illekitap.blogspot.com/2020/10/luis-prats-martinez-hachiko-sahibini.html Kuzenimle beraber okuduğum kitaplardan biri. Hikayesini bildiğim ama detaylarıyla okumadığım bir hikayeydi Hachiko. Bir köpeğin hikayesi... adından da anlaşılacağı gibi sahibine sadık ve ölene kadar da sadık kalan bir köpeğin hikayesi. Yürek burkan, zaman zaman gülümseten ama zaman zaman da belki de çoğunlukla yüreğinizi sızlatacak bir hikaye. Cidden sadece köpekler değil bütün hayvanlar aslında sahiplerine sadıklar sadece sizden bir insanlık görsünler... İşte bu kitapta bunu okurlarına gösteriyor. Etkileyici olmasının en büyük sebeplerinden biri de gerçekte yaşanış bir hikayeden alıntılanmasıdır. Kitabın kısaca hikayesinden bahsetmek gerekirse; henüz küçücük bir yavruyken Tokyo Üniversitesi'nde profesör olan bir adam tarafından sahiplenilen Hachiko, hem profesörle hem de ailesiyle iyi anlaşırken o evin bir bireyi haline gelir. Profesörle beraber gezen, dolaşan ve onu işe gitmek için tren istasyonuna kadar götüren sonra eve dönen ve akşam dönüş saatinde tekrar istasyona gidip karşılayan Hachiko kendi düzenini kurmuş mutlu ve sevilen bir hayvandır. Ancak bir gün profesör üniversiteye gittiğinde beyin kanaması geçirerek ölür ve bir daha geri dönemez. Hachiko ise, hala istasyonda profesörü beklemektedir. Her gelen trenle umutlanan Hachiko profesörün döneceğini ummaktadır. Profesörden sonra sahipsiz kalan köpek, başkaları tarafından sahiplenilse de bir şekilde kaçıp tekrar istasyona gelir ve oranın halkı tarafından bakılan hayvanın ölene kadar istasyonda profesörü beklemektedir. Kitap köpeğin yavru halinden ölene kadar yaşadıklarına kısaca değinirken kasaba halkının da nasıl davrandığı ve köpeğin sadakatini okuyoruz. Bu tür kitaplar okunmalı daha fazla yorum ve detay yazılmamalı diye düşünüyorum. Ama şunu söylemeliyim ki cidden köpekler sadık hayvanlar ve bir gün Tokya'ya yolum düşerse Hachiko'nun anıtını ziyaret etmek isterim. Görmek ve bu sadık köpeği anmak... Etkileyici ve akılda kalıcı bir kitaptı. Yediden yetmişe herkesin okuyabileceği bir kitap...
Baskı: Cellat'ın Kalbi (Kırmızı Başlıklı Kız #2)
https://illekitap.blogspot.com/2020/10/busra-toraman-cellatn-kalbi-krmz-baslkl.html Ve dur durak bilmeden Kırmızı Başlıklı Kız Serisi'ne devam ediyorum. İlk kitap Av Dönencesi'nn devamı olan kitapta yine heyecan ve nefes kesici olaylarla Dawson ve Ada'nın hikayesi devam ediyor. Büşra Toraman, bu kitapta da okurun nefesini kesen detaylarla kurgulamış kitabını ve bunu öyle güzel kaleme almıştı ki okurken kitabı elinden bırakamıyorsunuz ve olay döngüsünde kaybolup gidiyorsunuz. Bir bakmışsınız ki kitap bitmiş ve siz damdan düşer gibi kalıp hemen 3. kitaba başlamaya heveslenmişsiniz... Bu yüzden seriyi alın öyle başlayın çünkü kitapların bitiş noktaları öyle ki bir sonraki kitabı merakla bekliyorsunuz. Bu arada serinin kitaplarını ayrı ayrı okumanız mümkün değil sıralı okumalısınız. Kitabın kısaca konusundan bahsetmek gerekirse; Av Dönencesi'nin sonunda Ada, Dawson'ı arkasında bırakmış Aleut'a dönüştü. Amacı Dawson'ın adını temize çıkarıp Aleut yönetimini devirmekti. Kitap kaldığı yerden devam ediyor. Ada, Aleut'ta hem eğitimine devam edip hem de Kaiser'in güvenini kazanıp hem de planlarına adım adım yaklaşırken Dawson'da arka planda planını yapmaktadır. Ancak Dawson'ın kalp mührü kalktıktan sonra ve Ada'ya aşkı yüzünden Aleut'a gizlenerek gelen Dawson ve farkında olmaksızın Ada'yı işaretlediğinde işler iyice sarpa sarar... özellikle Av Dönencesi yaklaşırken ve Kaiser'ı devirme zamanı geldiğinde... Her şey planladığı gibi gitmese de amaçlarına ulaşıp da Kaiser'ı devirmeleri ve yeni yönetimi kurma aşamaları tahminlerinden daha da karmaşık hale getirir olayı... çünkü Ada ve Dawson bu sırada evlenmiş, aşklarını yaşarken önlerinde çok büyük engeller çıkmaktadır. Dawson'ın çocukluk arkadaşı, sevgilisi olan Akira boy gösterdiğinde ve Şehvet Büyücüsü Amona ile anlaşma yaptığında bütün her şey karışır... Öncelikle içimdeki nefreti kusmak istiyorum. Hep iyi yönlerden başlardım ama bu sefer ne yazık ki kötü taraftan başlayacağım. Kitabı dün bitirdim ve dün geceden beri içimdekileri dökmek için bekliyorum. Amona ve Akira... siz ne sürtük çıktınız... resmen kendi arzularınız, şehvetiniz, bencilce istekleriniz yüzünden Dawson'ın mutluluğunu çaldınız. Ama Ada bunu sizin yanınıza bırakmayacaktır. Tanıdığım Ada, bunu sizin burnunuzdan fitil fitil getirir... Getirmesini de isterim... Madem seviyordunuz adamın mutluluğuyla mutlu olun, sizinki tamamen elde edememe hırsıydı... neymiş efendim kalp mührü kalmış, bir şansı olabileceklerini düşünmüş falan filan... Ada, bu mühür varken neden çırpındı da siz kolaya geliyorsunuz... Pis sürtükler... Ayy daha neler söyleyesim var da neyse susayım... Ada'nın güçlü karakteri bu kitapta da kendini gösteriyordu. Ada kurt olması, Remus olmasının yanında özel yetenekleri de çok iyi kurgulanmıştı. Açıkçası ala kurt gibi bir farklılık bekliyordum ki özel yeteneği olacağını da düşünmüştüm ama Remus olabileceğini düşünmemiştim. Sürpriz oldu. Madem silahla tetikçisinin farklı evlerden olması güzel kurguydu! Dawson'ın da dayanamayıp Ada için göze aldıkları, içinden çıkan aşk adamı çok tatlıydı. Açıkçası öylesine sert birinden böylesine bir aşk adamı bekliyordum. Cidden Lavinia'nın dediği gibi "aşk adamlarının nesli tükeniyor" :) kıymeti bilinmeli :D Sanırım bu yüzden Amona ve Akira peşine düştü ama Dawson sizi istemiyor. İstemeyecek de. Hıh diyesim geldi. :D Gavin yine formundaydı... bu seri onsuz asla olmazdı. Okurken çok eğleniyorum, evin yaramaz çocuğu gibi resmen, hem çok güldürüyor hem de çok eğlendiriyor :D Deborah ile aralarındaki sorunları halledebiliyor olmaları güzel. En azından tamamen barışmamış ve ilişkilerine başlamamış olsalar da sorunlarını bir nebze hallettiler. Ama onlarda favorim, çok eğlenceliler kesinlikle. Daha fazla okumak isterim de onları :) Peratha yine muhteşemdi. Kadın ya... favori azüm resmen :D keşke o da biran önce kendi aşkını yakalasa... Murat ve Hilary arasındaki ilişkinin de rayına girmiş olması çok güzel. Belli ki Gavin de bu durumu kabullenmiş gibi :) Ama asıl olay bence Felicia'ydı. Şimdi o kim diyeceksiniz. Murat'ın kahin ve büyücü kız kardeşi... Resmen Stone'un kalp mührünü etkiledi. Resmen okurken gözümde Dawson'ın mührünün Ada'ya verdiği tepkiyi hatırladım. Her ne kadar saklamaya çalışsan da Stone adamım sen Felicia'ya kapılacaksın ;) Bu arada Stone ile ilgili gerçekler de ortaya çıktı. Bundan şüpheleniyordum ve şüphelerim resmen doğrulandı. Kitapta en çok hoşuma giden kısımlardan biri de Dawson'ın anne ve babasının günlüklerinin yazıldığı sayfalardı. O sayfaları okumak çok güzeldi. Hem çok keyif aldım hem de merak ettim ne olacağını. Ama itiraf edeyim böyle bir şey beklemiyordum okumak çok güzel geldi, cidden beğendim. Kitapta Av Dönencesi'ndeki savaş sahnesinin, avlanma detaylarının anlatımı çok güzeldi. Ada'nın dönüşmesi ve o kısımların tasvirleri de süperdi. Ayrıca Ada'nın sahip olduğu güç ve onu fark etmeden bazen de fark ederek kullanması çok güzeldi. Dawson'ın romantik adam olması, evlilikleri, isim törenleri, birbirlerine isimlerini verdiklerindeki dövmeler, kıskanmalar çok güzeldi. Gavin'in sezaryan konusundaki yorumuna kahkaha attım :D demesem içimde kalırdı. Bu seride sen olmasan biz ne yapardık Gavin :D Creon ile ilgili detaylar da çok iyiydi. Creon'ın da bence çok büyük etkisi olacak gibi çünkü onun tetikçisi de Felicia olunca... ve bence Ada'ya da baya yardımı olacak gibi... Ayrıca Creon'un Ada'nın çok sevdiği baykuşu çıkması da süperdi. Tam bir sürprizdi ama tabi Creon'ın ormanın ruhu olması ve ona göre yeteneklerinin olmasının avantajıydı bu ama yine de süperdi. Aslında bahsetmek istediğim çok şey var ama spoiler olur korkusundayım çünkü okumamış olanlar için de heves kaçırmak istemem. Bu kitapta çok fena bitti hemen 3. kitaba başlayacağım. Çok heyecanlı ve 4. kitabı da merakla beklemedeyim. Onu da kısa zamanda alacağım.