
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Aşkın Müziği (Stage Dive #1)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/08/kylie-scott-askn-muzigi-stage-dive-1.html Rockçılardan uzak duramadığımı itiraf etmem gerekiyor sanırım artık :) Günahkarlar Turnede serisinden sonra bir Rockçı seri daha buldum :) Tabi o seriyle kıyaslanamaz çünkü o seri erotizm ağırlıklıydı buysa normal düzeyde erotizm içeriyordu. Her aşk romanında artık denk geldiğimiz kadar... Kitap kısaca, normal sıradan üniversite öğrencisi Evelyn 21. yaşını kutlamak arkadaşıyla Vegas'a gidiyor. Ve o sabah gözlerini açtığında ünlü Rock grubu Stage Dive gitaristi David ile kendini evli buluyor. Sadece bununla da kalmıyor, kendini bir anda bambaşka bir dünyanın içinde buluyor. İşin ilginç yanı ise Vegas'ta geçirdikleri geceye dair hiçbir şey hatırlamayan Evelyn'in aksine David, geceyi oldukça net hatırlıyor. İşte kitap da tam olarak Evelyn'in o Vegas'taki geceden sonra hayatının değişimini konu alıyor. Aslında oldukça güzel bir değişim olduğunu söylemek istiyorum ;) Kitabı ben çoook beğendim. Aslında aşk hikayelerindeki hep iş adamı modundan çıkıp da şarkıcılar, film yıldızları, ralliciler gibi başka şekilde ünlü, zengin ve magazin sayfalarının en önde gelen isimlerinin aşklarını okumak oldukça güzel bir değişiklik ve tat oluyor. Ki Rockçılar şuan için favorilerim diyebilirim. Adamlar fazlasıyla ateşli ne yapabilirim ki :) Hele bir kitabı okuyun... David'e aşık olacaksınız. Adam aşık olunmak için aşık olmak için yaratılmış resmen! Yirim ben onu diyesim geliyor :D Bu kitapta en çok öne çıkan bir diğer grup üyesi Malcolm'du. 2. kitapta onun hikayesi... O kadar sevimli ve eğlenceli ki hemen şimdi ona başlayacağım :) İtiraf etmem gerekirse kitabı okurken grubun diğer üyeleri Jimmy ve Ben olmasa da olur Malcolm ve David yeter diye düşündüm. Bu ikisinin arkadaşlığı ve diyalogları süperdi. Hele ki David'in kıskanç halleri... paha biçilemezdi :) Neyse çok uzatmayayım. Ben bu seriyi çok beğendim ve dediğim gibi hemen 2. kitabı Aşkın Ritmi'ne başlayacağım. Sizlere de tavsiye ederim. Okuyun! Bence çok seveceksiniz :) Zaten aşk romanı okuruysanız sevmeme gibi bir durum olmaz ;)
Baskı: Bıraktığın Yerde Bekler mi Aşk
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/08/ophelia-london-braktgn-yerde-bekler-mi.html Imm.... eğlenceli... romantik... rekabet dolu... gülümseten... bazen güldüren... çoğunlukla kalbi pır pır ettiren bir kitapmış "Bıraktığın Yerde Bekler mi Aşk?". Böylesine romantik komedi tadında bir kitap beklemiyordum. Diyerek yorumuma başlıyorum :) Ophelia London, akıcı ve eğlenceli bir kurguyu kaleme almış. Çeviri de güzel olunca kitap kısa sürece bitiyor. Yazarın ülkemizde yayınlanan ilk kitabı ve kitabın instagramdan paylaştığım resmini görünce oldukça heyecanlandığını söyleyebilirim. Nereden biliyorsun demeyin yazmasından ve her yazdığıma yanıt vermesinden bir okur olarak benimle iletişime geçmesinden anladığım kadarıyla oldukça mutlu olmuş kitabının başka dillere çevrilmesine. Hele gerçekten benim kitabım mı diye sorması beni de gülümsetti. Her neyse yorumuma geri dönelim =) Size kısaca kitabın konusundan bahsetmek istiyorum. :) Kitap, okullarındaki maddi sıkıntı dolayısıyla ya müzik dersi seçmeli derslerden kaldırılacak okulun korosu yok olacak ya da futbol okulda artık olmayacaktı. Hangisinin olmayacağına ise yapılan yarışma sonucunda belli olacak. Futbol takımının altı maçından en az dördünü kazanması gerek, koronun ise yarışmada birinci olması gerek... İşte burada hocalara ve öğrencilere düşerken rekabet heyecanla devam ediyor. Her iki hocada kendisinin kazanmasını isterken... işte asıl nokta orada başlıyor. Hocaların kimlikleri... Müzik öğretmeni Tess Johnson ve okulun futbol takımının yeni koçu Jack Marshall... İkisinin geçmişi... yarım kalmış yaşanmışlıkları... hala içlerinde kalan duygular işlerini kaybetmemek için girdikleri rekabette nasıl sonuçlanacak. ~~~*~~~ "Sana aşığım Tess." Jack'in sesi yumuşadı. "İnan bana." "Sana inanmak mı? On beş sene önce yaptığım gibi mi?" ~~~*~~~ Tess'in ağabeyi ve anne babasıyla olan ilişkisini çoook keyif olarak okudum. Aile ilişkilerine değinen kitapları seviyorum. Ah bir de arkadaşlık ilişkisine... Tess'in Mac ile olan arkadaşlığı çok güzeldi. Mac süper bir kadınsın sen :) Akıcı, sürükleyici, gülümseyerek okuyacağınız ve elinizden bırakamayacağınız bir kitap!Nasıl başladığınız nasıl bitti anlamayacaksınız bir bakmışsınız ki son sayfayı okuyup kitabı kapatmışsınız! Keşke biraz daha okuyabilseydim diyeceksiniz :) ben dedim emin olun ki ;) Ahh bu arada demezsem içimde kalır :) ve biliyorsunuz ki ben hiçbir zaman içimde tutamam diyeceklerimi :)yani spoiler olmadığı sürece ;) Kitabın kapağını çok sevdim, cıvıl cıvıl bir kapak olmuş olmasına ama keşke orijinal kapak olsaydı dedim. Orijinali çoook hoşuma gitmişti :)
Baskı: Kır Papatyası
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/08/dilek-taygun-kr-papatyas.html ~~~ Ah, kır papatyası... Sensiz yok olmaya yüz tutmuş eski bir ev gibiydim. Her an bir yerimde yıkım oluyor, her an bir yerim acıyla kavruluyordu. ~~~ Hiç Gökhan'a göz koymayın o gece bakışlı yakışıklı iş adamı İnci'ninmiş :D der yorumumu bitirir kaçarım :P İlk defa kendimi adımı bir kitapta okudum ve Gökhan'ın her İnci deyişini üstüme alarak okudum. Çok ilginç bir tecrübe oldu benim için ve inanılmaz keyifliydi :) Wattpad yazarlarından Dilek Taygun'un kitabı Kır Papatyası'nı okuyarak yeni bir yazar daha keşfettim. Kitabın konusunu beğendim ama beğenmediğim kısımlarda vardı. Onlara sonradan değineceğim. Öncelikle kitabı okumak isteyenlere bir uyarı yapmak istiyorum. Fatih Murat Arsal'ın Şahane Gelin kitabını okudunuz mu bilmiyorum ama orada kadın karakter Gülay henüz 19 yaşındaydı ve Osman'da ondan yanlış hatırlamıyorsam 12 yaş büyüktü ve bu durum bazı okurları için büyük sorun teşkil etmişti. Eğer bu tür yaş farklarına takılıyorsanız baştan söyleyeyim okumayın bu kitabı o zaman bu kitapta sizi rahatsız edecek detaylar olacaktır. Çünkü İnci henüz 18 yaşında ve Gökhan'da 31 yaşında dolayısıyla yaş farkı sizi rahatsız edebilir. Küçük uyarımı da yaptıktan sonra kısaca kitabın konusuna değinmek istiyorum. Bilmeyenler için arka kapak pek açıklayıcı gelmeyebilir. İnci, üniversite sınavına daha iyi hazırlanmak için İstanbul'a gelip Gökhan'ın yanında yaşamaya başlar. Başka bu durumu kabul etmek istemeyen Gökhan, İnci'nin varlığına alışarak aralarındaki çekimin kalplerine doğru ilerlediğini fark ederler. Ama hiçbir şey bu kadar değildir. Aralarında Gökhan için oldukça büyük sorun teşkil eden bazı problemler vardı. Merak ediyorsanız sonunu okuyun ;) Kitapta beğenmediğim kısımlara değinmek istiyorum. Aslında oldukça akıcı gidiyordu kitap ama çok fazla geçişler vardı. Yani demek istediğim bir üçüncü biri tarafından anlatılırken birden İnci'nin tarafından anlatıyor birden bakıyorsun Gökhan'ın tarafından anlatılıyor. Bu durum ister istemez kopukluğa neden oluyor. Zaten geçişler için bir uyarı olmadığı için de tam olarak kitaba adapte olmak sorun oluyor. Şikayetçi olabileceğim tek konu bu onun haricinde kitap güzeldi. Keyfile okunacak ve zaman zaman eğlenceli sohbetlerle gülümsetecek bir kitaptı.
Baskı: Senden Bebek İstiyorum
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/08/aslhan-akagoz-senden-bebek-istiyorum.html ~~~*~~~ "Beni hiç bırakma Yiğit. Hep benimle ol olur mu?" "Seni hiçbir zaman bırakmayacağım. Yaşlı ihtiyarlar olsak bile elini hep bugün olduğu gibi sımsıkı tutacağım söz veriyorum." ~~~*~~~ Aslıhan Akagöz'ün bütün kitaplarını bitirdim dördüncü kitabını bekliyorum haberi olsun yazarımızın diyerek başlıyorum yoruma :) Akıcı, zaman zaman eğlenceli, bazen duygusal, sevgi aşk dolu, akrabalık ilişkilerine değinen bir kitaptı. Okuyan okura keyifli vakit geçirteceği bir gerçek :) Kitabın kısaca konusuna değinmeyeceğim arka kapak yazısı yeterince açık bir şekilde kurguyu ifade ettiğini düşünüyorum. Kitaba dair yorumlarıma gelirse, kitabı beğendim. Akıcı olması özellikle çabuk okunmasını ve sayfaların hızlı çevrilmesinin nedeni oldu diyebilirim. Ancak kitapta beğenmediğim kısımlarda vardı. Aslında beğenmediğim demeyeyim de fazla gelen diyebilirim. Öncelikle o "fazla gelen" kısmı söylemek istiyorum. Karakterlerin her şeye karşılık birbirlerine bu kadar çok "seni seviyorum" demesi bana fazla geldi. Tamam üzücü bir olay yaşayabilirsiniz, üzülebilirsiniz ya da kalbiniz kırılabilir sonrasında barışabilirsiniz, çok sevineceğiniz bir haber alabilirsiniz sonrasında bunu paylaşmaktan mutlu olabilirsiniz ama bu kadar çok birbirinize bu iki kelimeyi söylemeniz gereksiz geldi bana. Büyüsünü bozdunuz yav :) Bir de kitapta imla hataları vardı... cidden bir yerden sonra göze batar hale geldi. Satır sonlarındaki kelimelerin yanlış yerlerden bölünmesi... ilk başlarda önemsemedim ama daha sonrada çoğalmaya başlayınca ister istemez dikkat çekti. Bir sonraki basımda düzeltilmesini umuyorum. Bunun haricinde eleştirebileceğim bir nokta yok, ama söylemek istediğim bir çok nokta var :D Yiğit ve Mert'in kuzen olarak atışmaları ve birbirleri ile zıtlaşmaları çok sevimliydi :) Her ikisi de çocuk gibiydi birbirlerine karşı insanın kulaklarından çekip aklınız başınıza gelsin diyesi geliyordu :) Gerçi bunu Sedef ve Feyza yeterince iyi bir şekilde yaptı ya neyse ;) Mert'in Sedef'e karşı olan tutumuna hayran kaldım. Adam ev erkeği olmak için yaratılmış resmen :D Yiğit'in ise Feyza'yı kırıp dökmesine şaştım kaldım. Gerçi geçerli sebepleri vardı ama yine de başını duvarlara vurası geliyor insanın. Her iki kuzenin de eşlerine karşı davranışları çok sevimliydi ama en sevimlisi Mert'ti :) Aşklarını anlama serüvenleri çok güzeldi ama en güzeli Sedef ve Mert'in sınavıydı! Evet, Mert adamım sen bu kadını her şeyden çok seviyorsun dedirtti okurken :D Neyse çok uzatmayacağım uzatırsam kitap içeriğine girmem mümkün o yüzden kısa kesiyorum :) Kitabı beğendim, ama Çirkin Güzel'in ilk kitabı kadar süper değildi benim nazarımda :( Lütfen alınma Aslıhan ama düşüncem bu ne yazık ki. Çirkin Güzel'in birinci kitabının yanında bu biraz sönük kaldı ama yine de kurgu ve olay döngüsü güzeldi. Hala favori kitabım Çirkin Güzel der, Mert'in Mehmet'ten sonraki Aslıhan Akagöz karakterim olduğunu söyler kaçarım :) ~~~*~~~ "Sen iste, ömrümün sonuna kadar seni hep başımın üstünde taşıyayım. Yaşlandığımızda bile elini ilk günkü gibi sımsıkı tutabileyim. Benim bundan başka bir isteğim yok Sedef."" ~~~*~~~ Kitaptan son bir alıntı paylaştıktan sonra yorumumu bitiriyorum :) ancak keyifli zaman geçirip, biraz eğlenmek, aşkla coşmak istiyorsanız bu kitaba bir el atın :)
Baskı: Yalnızlık cesaret ister
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/08/merve-deniz-yalnzlk-cesaret-ister.html ~~*~~ Hangi aşk yaşama içgüdüsünün üstünde olabilirdi. ~~*~~ Ve bir kitapta daha adımı gördüm, bu sefer gazeteciyim :P hehe evet İnci adında bir karakter var, Arel'i tanıyan... kendisinin herkese gösterdiği yüzden daha fazla tanıyan bir kadın... İnci'ye hayran oldum... :) karakterine doğru bildiği şeyin peşinde gitmesine... Merve Deniz... akıcı, sürükleyici, yer betimlemeleriyle okuru tatmin eden, bazen bazı duygular havada kalsa da duygu yoğunluğunu hissettiren, sonunu merak ettiren bir kaleme sahip bu kitapta. Aşk hikayesi olarak başlayıp içerisine adrenalin ve heyecan katması ise süper olmuş :) Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse; Rüya yöneticisi Arel Bozan'a aşıktır, ona duygularını söylediği günün tahmin edilemez bir şekilde gelişen olaylar sonucunda ıssız bir adaya terk edilirler. Yalnız bu ada öyle herkesin gidip geldiği bir yerde değil. Tamamen yasak bir bölge! Issız bir yerde hayatta kalma çabaları içerisinde iki gencin birbirleri ile kavgaları, tartışmaları, laf sokmalarının yanı sıra Rüya'nın aşkı ve Arel'in ona karşılık verip vermeme konusundaki kararsızlığı ile bir şekilde hayata tutunmaya çalışırlar. Tabi sadece bu kadarla da kalmıyor... Onarın bu yasak bölgeye terk edilme sebebi... işe asıl mesele bu noktada başlıyor... olaylar birbirlerini kovalarken çözülmesi gereken büyük sorunlar, yaşanması gereken aşklar... derken kitap soluksuz okunacak bir maceraya kapılarını açıyor! Tam anlamıyla film tadındaydı! Bir yabancı yazardan rahatlıkla altından kalkabileceği bir kurgunun bir Türk yazar tarafından kaleme alınması ve başarı ile sonuçlanması gurur verici! Beğendim! Nokta :) Beğendiğim yerleri saymakla bitmez diyerekten eksik bulduğum bir yeri söylemek istiyorum. Arel'in duyguları... tamam adamın korkularına, duygu karmaşalıklarına değinilmişti ama bence bu kitap Arel'in duygularından biraz daha bahsedilmeyi hak ediyordu. Çünkü buradaki anahtar karakter Arel'di. Onun duyguları çok daha önemliydi diye düşünüyorum. Yorumumu bitirirken demek istiyorum ki ben bu kitabı beğendim. Hiçbir şeyi eksik bırakmadan değinmesi süperdi. Bunu özellikle demek istiyorum, Rüya'nın regl zamanından tutunda epilasyon yaptırma detaylarına kadar girmesi olaya bence gerçeklik katmıştı. Sonuçta bunlar kadınların hayatının bir gerçeğiyle romanlarda özellikle ıssız adada aylar geçiren insnaların konu olduğu kurgularda önemli detaylar. En ince detaya kadar düşünülerek yazılmış, güzel bir kurguydu. Aşk, macera, ihanet ve adrenalin vardı. Adrenalin derken savaş, silah falan anlamayın Arel ve Rüya'nın kayboluşunun araştırılmasındaki adrenalinden bahsediyorum. Ben çok beğendim! Nokta. :)
Baskı: Kalp Yolunu Seçer (Marriage to a Billionaire, #4)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/07/jennifer-probst-kalp-yolunu-secer.html Severek kitaplarını takip ettiğim Jennifer Probst'un Marriage to a Billionaire serisinin son kitabı Kalp Yolunu Seçer'de sonunda okundu ve diğer kitapları gibi bunu da beğendim. Akıcı kurgusu, yavaş yavaş filizlenen aşkın tutkuyla harmanlanmasını çok güzel anlatmıştı yazar, çeviri de güzel olunca kitap su gibi aktı diyebilirim. Kitabın konusuna kısaca değineyim hemen; Julietta, Conte ailesinin tek bekar kalmış üyesi ve tam bir işkoliktir. Babasının onlara bıraktı La Dolce Famiglia'yı başarılı bir şekilde yönetmekle kalmıyor daha ileriye gitmesini de istemektedir. Tam da ayağına öyle bir fırsat geliyor ve Sawyer Wells ile biri işe giriyorlar derken aralarındaki cinsel çekim doruk noktalarına çıkıyor. Farkına varmadan birbirlerine aşık oluyor. Tabi aşık olmakla kalmıyor, aşık olduklarını kendilerine itiraf etme süreçlerinin yanında bir de geçmişten peşlerini bırakmayan bazı sırlarda var... Yine aile ilişkilerine değinen bir kitap olmasının yanında o ilişkiler öyle güzel anlatılmıştı ki insan imrenmeden edemiyor. Conte kardeşlerin birbirlerine bağlılığı süperdi hele ki Anne Conte ise... kadının önünde saygıyla eğilinir yani o derece! Kadın evlatlarını o kadar iyi tanıyor ki onların bir bakışlarından bir hareketlerinden neyin onun için doğru olduğunu anlayacak boyutta. Süper kadın resmen :) Yine ilgi çekici bir kurgu ve aşık hikayesiyle buluşturdu yazar bizi. Ben bu seriyi ilk kitaptan beri büyük bir zevkle okurken bu seriyi bitimini böyle güzel bir şekilde olması da ayrı bir haz olu diyebilirim.
Baskı: Sen
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/07/selvi-atc-sen.html ~~~~ Başka bir şekilde seviyordu. O 'başka'nın nasıl olduğunu bilmiyordu ve yumruğu büyüklüğündeki kalbinin bu yoğun duygunun altından nasıl kalkacağından da emin değildi. Belki bir gün fazla gelir ve patlardı. Sorun değildi! Demir onu sevmeyi de sevmişti. ~~~~ Biri bana bir adet Çelik verir misiniz? Yok yok Demir olsun, vazgeçtim her ikisinden de alabilir miyim? diyebileceğim karakterlerle dolu bir kitap. Kimliksiz kitabından tanıdığımız yazar Selvi Atıcı'nın yeni kitabı Sen, ne dehşet bir kitap çıktı ki sormayın! İtiraf ediyorum böylesini beklemiyordum! Tamam Kimliksiz'den sonra beklentim yüksek başladım kitaba, ama cidden bu beklentimi biraz daha üst seviyede tutabilirmişim yani! Her kitabını alıp okumak isteyeceğim belirli yazarlarım vardı ve bunlara bir tanesi daha eklendi. Hadi Kimliksiz şans eseri iyiydi diyelim ama bir yazar ikinci kitabını da şans eseri iyi yapamaz. Yetenek var derim ben buna ;) Kitabın kısaca konusuna değinmek istiyorum. Süheyla, erkek kardeşinin ölümünün ardındaki nedenleri bulabilmek için İstanbul'a gelir ve burada şans eseri Demir ile tanışır derken aradığı bir şeyin Demir'de olduğunu öğrenir. Kendi meselesini halledebilmek için Demir ile birlikte çalışmaya başlarlarken aralarındaki o eşsiz kıvılcım alev almaya başlar yavaş yavaş... Sonra da inatçı, agresif, hazır cevap Süheyla kendiyle yarışabilecek ölçüdeki Demir'e aşık olur. İşte kitap hem Süheyla'nın kardeşinin ölümünü, onun intikam çabasını, bu sırada Demir'le olan diyaloglarını, aşkını ve Demir'in acı verici geçmişini anlatıyor. ~~~~ Süheyla sık sık adamı öldürmek istediğini dile getirebilirdi ama bu adam ölmek için fazla iyi, fazla merhametli, fazla güzeldi... Fazlaydı işte. Süheyla onu yaşamak isterdi. Hem de doyasıya.... ~~~~ Entrikalarmış, aldatmalarmış, gereksiz göz yaşları falanlar filanlar yok! Klasik aşk hikayeleri duygularından işte... bu tamamen sıradışı bir kadın karakter ve onunla yarışabilecek bir erkek karakteri anlatıyor! Gerçi Demir olmasa da Süheyla tek başına yeterdi! Kadına hayran kalmamak imkansız. :) Gözü kara, cesaretli, güçlü ve asla bir erkeğe alt olmayan bir kadın... Böyle anlatınca fazlasıyla ateşli geldi gözüme Sü :) ama emin olun Demir de en az onun kadar ateşli ;) Kitabı size anlatmayacağım çünkü anlatıp hevesinizi kaçırmayayım :) ancak... zevkle okuyup eğleneceğiniz, güleceğiniz hatta belki kahkaha atacağınız sahneleri olan Kimliksiz'in ciddi havasından eser taşımayan bambaşka bir kitap! Hani aynı yazar, aynı türde bir anlatım diye beklerseniz daha çok beklersiniz ;) eğlenceli ve merak uyandırıcı bir anlatım demem yeterli olur diyebilirim sanırım. Şiddetle tavsiye edilir :)
Baskı: Tatlı Sır (The Maddox Brothers, #1)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/07/jamie-mcguire-tatl-sr-maddox-kardesler-1.html ~~~*~~~ Bir Maddox Erkeği aşık olduğunda, bu sonsuza kadar sürer. ~~~*~~~ Yorumuma Belalı Düğün kitabında Travis'in annesinin Abby'e yazdığı mektupta yazan cümleyle başlamak istedim. Aslında bu cümlenin taşığı anlamı sanırım tek tek Maddox erkeklerini tanıyarak öğreniyoruz. Trenton Maddox... Meşhur Maddox erkeklerinden biri... dövmecide çalışan babasıyla yaşayan kızların hayran olduğu adam. Bir gün Red Door adlı barda çalışan Cami ile tekrardan karşılaşınca aralarındaki kıvılcıma kapılıp gidiyor... Cami'de Trenton'a kayıtsız kalamıyor tabi. Hele de California'da yaşayan kendisini ikinci plana atan erkek arkadaşından uzaktayken. Aralarındaki yakınlaşma başta arkadaşlık ile başlasa da daha sonra alevleniyor ve peşinden de hayatlarını etkileyecek adımlar atılmaya başlanıyor. Çok fazla detaya girmiyorum konusu hakkında çünkü arka kapak yazısı bence fazlasıyla detaylı ;) Tatlı Sır... neden sır? Sır ne diye düşünenler... buradaki sır, Cami'nin eski erkek arkadaşının sırrı. Bence bu sır Cami'yi okurken o kadar alevlenmesine sebep olacak bir sır değildi, ki abartılacak bir sır da değildi bence! Böyle düşünülebilinir tabi ki ancak daha detaylı düşünüldüğünde sürtüklük yaptın Cami demek de mümkün yani. En azından sonlara doğru dedim ben. Tabi Cami kadar şanslı olabilmeyi de isterdim orası ayrı :) neden isteyeceğime gelince o kısmı kitabı okuyan anlar sadece ;) Ahh bu arada Jamie McGuire bu kitabın devamını yazmaya karar vermiş. Yani bu kitap her ne kadar yarım bitmiyor olsa da devam kitabı olacak haberiniz olsun :) Kitabı beğendim ben, bazı okurlar beğenmemiş öyle duyumlar aldım tercih meselesi tabi ki karışmıyorum ama ben beğendim. Yine Jamie McGuire kalemi yine güzel bir kitaptı. Tabi, bir Tatlı Bela ya da Ayaklı Bela ile kıyaslanamaz bu değişmez bir gerçek ama bir Maddox erkeğine yakışan bir kitaptı bence.
Baskı: Süper Dadı
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/07/betul-guclu-super-dad.html Kapak tasarımı ve ilgi çekici konusuyla bende Süper Dadı'yı okuyanlardanım. :) Öncelikle söylemek istediğim bir şey var. Yazarımız teşekkür sayfasındaki ilk paragrafındaki cümleler çok hoşuma gitti. Ve bence bu kitabı ifade eden cümlelerdi. "Bu kitabı yazarken amacım, karşılıksız sevmek için kan bağına ihtiyacımızın olmadığını anlatmaktı." Ve bence Betül Güçlü, bunu çok güzel anlattın ki anlatmakla kalmadın aynı zamanda bizi eğlendirdin de... Seni böyle bir kurguyu, böyle amaç il yazmaya başlamış olduğundan dolayı tebrik ediyorum. Şimdiden yolun açık olsun diyorum :) Şimdi kısaca kitabın konusuna değinelim, arkadaşının nişanında Beril'i gören Efran, gördüğü anda genç kadına vurulur ancak Beril'in erkeklere olan güvensizliğinden dolayı hiçbir erkeği yanına yanaştırmaması Efran'ı eğlenceli bir oyunun içine atar. Beril'in kalbine giden yolun çocuklarından geçtiğini düşünerek ve ona daha yakın olmak için Efran, dadı rolüne girer. Dört yaşında iki küçük çocukla nasıl uğraşacağını bilmeyen Efran'ı okumak oldukça eğlenceliydi. Kitap, aşk aile ve komedi içerikli ve her yaş ortalamasına hitap eden bir kitap. Ki yazarın sözlerini de Efran ve Baler ile Sare üçlüsü arasındaki o sevgiyi de anca böyle ifade edilebilirdi. Aşk kısmının birazıcık arka planda kalması bazen beni tereddüte düşürse de adı üzerinde Süper Dadı... kitap Dadı Efran'ı anlatıyor diyerek aşkı pek önemsemedim. Kitabı okurken eğlendim, hatta Baler ve Efran arasındaki ilişki başından sonuna kadar beni eğlendirdi tıpkı aralarındaki sevginin paha biçilmezliği gibi. Beğenerek okuduğumu söyleyebilirim ve bence bu kitabı özellikle çocuklarınıza okutabilirsiniz. Birini karşılıksız sevmeyi öğreteceğinden süphem yok ;)
Baskı: Aşık Olmak İşin Kolay Yanı
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/07/andy-jones-ask-olmak-isin-kolay-yan-ya.html Alışılagelmişin dışında, yormayan, entrikasız, olaysız, sakin ilerleyen bir kitap arıyorsanız ve her şeyden önemlisi "mutlu sondan sonrasını" merak ediyorsanız size bu kitabı tavsiye ederim. Akıcı, sıkmayan, sakin ilerleyen okurken sizi dinlendiren bir kitaptı. Çeviri güzeldi, imla hatasına denk gelmedi. Kapak zaten bambaşka bir şey olmuş, tam olarak kitabı yansıtan bir kapak... Kitap, William'ın Ivy ile beraberliğe başlamasından sonrasını konu alıyor. Hani biz genelde hep aşık olma sürecini, birbirlerine itiraf etmelerini ve sonrasında mutlu son diye bitirdiğimiz hikayeleri okuyoruz ya bu kitapta bu çiftin zaten beraber oldukları andan başlıyoruz. İşin ilginci ise hikaye başladığında bir okurların kafalarında kurguladıkları mutlu sondan sonrasını yazar bize kısaca siz kurgulayarak yorulmayın ben kaleme döktüm kahvenizi alın ayaklarınızı uzatın ve okuyun diyor. İşte öyle bir kitap bu kitap. Daha detaylı yorum yapmak mümkün değil çünkü hayal gücünüzü aktif hale getirip de sonra okuyunca ne umduk ne bulduk moduna girmeyin. O yüzden detaylı bir yorum yapmayacağım ama benim gibi romans okuru için oldukça ilginç ve eğlenceli bir deneyim oldu diyebilirim. Uzun zamandır okuduğum farklı aşk romanlarından biriydi. Beğendim, tavsiye ederim.Özellikle çok yoğun olup dinlenmeye ihtiyacınız varsa süper gidiyor :)
Baskı: Çirkin Güzel Aşka Uyanış
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/07/aslhan-akagoz-cirkin-guzel-aska-uyans.html Çirkin Güzel Aşka Uyanış, yani Çirkin Güzel kitabının devamı, ikinci kitabı da uzunca bir aradan sonra okundu. Okuyan bilir, ilk kitapta Melike ve Çağrı boşanmış, yollarını ayırmışlardı. Bu kitapta kaldığı yerden devam etti. Yani anlayacağınız bu kitabı raflarda görürseniz alırken birinci kitabı almayı unutmayın ;) Aradan geçen iki yıl sonrasında Melike babasının şirketinin başına geçmiş ve bir şekilde hayatını rayına oturtmuş, arkadaşı Sinem aşık olduğu adam Mehmet'le evlenmiş, bebek bekler hale gelmiş bir şekilde başlıyor kitap. Çağrı ise... meçhul! Sonrasında Melike'nin yeni bir işe ortak olup beraber çalışacağı adamın İzmir şubesine gittiğinde Çağrı ile kesişiyor yolları derken bu ikisi barışma sinyalleri gönderiyor. Zaten asıl konu o kısımdan sonra başlıyor. Ama... ben ilk kitaptaki heyecanı yakalayamadım bu kitapta. Çağrı ve Melike'nin bu kadar çabuk barışmasını, aşklarını ilan etmelerini, bazı şeyleri geride bırakmalarını... ımm... nasıl desem olmamış gibi geldi. Çok hızlı bir geçiş oldu. Nedense böyle içime sinmedi okurken ya... şimdi kelimeleri toparlayıp dökemiyorum yoruma ama... Neyse... İlk kitapta çoğu kişi Çağrı derken ben Mehmet diyen bir okurdum ve Mehmet'i burada evli mutlu çocuklu görünce kalbime hançer saplandı :) Neden gözüme kestirdiğim karakterler hep bir sonraki kitapta evli mutlu çocuklu çıkıyor anlamıyorum :( Var bende bir uğursuzluk ;) Aslıhan, güzelim kusura bakma ama ben bu kitabı sevemedim. Yani ilk kitaptan sonra bu kitap bana... olmamış gibi geldi. Keşke ilk kitap biraz daha uzun olsaydı da o kitapta tatlıya bağlandırsaydın karakterleri ya da bu kitapta bu kadar çabuk aşk kazandı moduna girilmeseydi, daha olaylı bir süreç daha aşk sınanmalı bir kurgu daha aşk hissettirecek şekilde olsaydı keşke. Bütün bunların yanında bazı yerlerde duyguları ifade edişin, kaleme alışın çok hoşuma gitti. Sinem ve Mehmet arasındaki ilişki süperdi. Sinem ve Melike arasındaki arkadaşlık da öyle... İlk kitabı okuyan veya okumak isteyen varsa hikayenin sona ulaşması için bu kitabı da okumalısınız :)
Baskı: İşgalci (Yabancı, #2)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/07/melissa-landers-isgalci-alienated-2.html İşte benim için serinin olay kitabı buydu! Neden mi? Çünkü bilinmeyeni okuyorduk ve Cara ile beraber bizde öğreniyorduk. Yabancı kitabının devamı olan İşgalci'de olaylar durmadan devam ediyor. İlk kitabın sonunda Cara, L'eihlrl Gezegenine gidiyor ve yalnız! Çünkü Aeylx'de Dünya ile ittifak olabilmeleri için Dünya'da kalmak zorunda kalıyor. Cara dillerini, davranıışlarını ve huylarını bilmediği bir gezegende yalnız... İşte Dünyalı bir kızın L'eihlrl'i işgalini okuyoruz ;) Bu kitap ilkine nazaran daha heyecan vericiydi çünkü bizde Cara ile onlarla yaşamanın ne demek olduğunu öğreniyorduk. Cara gibi biz okurlarda o gezegende yabancıyız dolayısıyla kitap daha heyecan verici oluyor :) Tabi bunun yanında Aeylx ve Cara arasındaki mesafelerin ilişkilerine nasıl yön verdiğini de görüyoruz. İletişim küreleriyle devamlı konuşsalar da yanında olmakla bir değil hele bir de yabancıları oldukları gezegende istenmeyen kişilerse... Ne Cara L'eihlrli arkadaşları tarafından isteniyor ne de Aeylx Dünyalı arkadaşları tarafından... yalnızlar... savunmasızlar... hayatta kalmaya çalışıyorlar... Her iki gezegende de olaylar durmadan devam ederken her ikisi de görevlerini yerine getirmekle uğraşıyorlar... İşte bu yüzden bu kitap çok daha iyiydi ve daha heyecan vericiydi. Dolayısıyla da okura tam tadı damağınızda kalacak bir serüven sunuyor. Size tavsiyem... bu seriyi okumadıysanız şimdi tam sırası... Neden mi? Çünkü ilk kitabı okuduktan sonra beklemek zorunda değilsiniz... İkincisine hemen başlama imkanınız var! Bence en yakın zamanda her iki kitabı da alın ve okumaya başlayın! Uzaylılar cidden ilgimi çekmeye başlayan bir ırk oldu! Hele bir de hepsi Aeylx gibi bir görüntüye sahipse... ;)
Baskı: Yabancı (Yabancı, #1)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/06/melissa-landers-yabanc-alienated-1.html Sonunda Uzaylı...pardon... L'eihrli Aeylx ile tanıştım :D çok mutluyum, sizde tanışın... O kadar bahsettiler, aşk yaşadılar ki Aeylx ile merak etmemek imkansız yani... ama bir şey diyeyim mi size.. bu yorumu yazıyorum ama ben her iki kitabı da okudum öncelikle onu diyeyim ancak ben ilk kitapta değilde ikinci kitapta Aeylx'ten hoşlandım :) karakteri sanki orada daha bir belli oldu gibi... gerçi ilk kitabın sonlarına doğruda çok tatlıydı ya neyse :) Konudan ve yorumdan kopmayalım Aeylx'i bir kenara bırakayım yoksa susmam imkansız ;) Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ki zaten ülkemizde bu seri haricinde bir kitabı da henüz yayınlanmadı. Kurgusu güzeldi, heyecanlı okunuyor ve merak uyandırıyordu. Çeviri güzeldi. Hata bulmak imkansızdı. Eeee kurgu ve çeviri iyi olduktan sonra kitap son derece akıcı ve sürükleyici oluyor :) Kitabın konusundan kısaca bahsetmek gerekirse, Dünya dışındaki bir gezegende hayat olduğu öğrenildikten sonra okul birincileriyle bir değişim programı yapılıyor, tabi burada da bizim şanslı kızımız Cara değişim öğrencisi olarak seçilenlerden. Aeylx ise ona misafir olacak olan uzaylı çocuk. Zaten bütün mesele de bu! Aeylx'in uzaylı bir genç olması... Dünya'da onlarla olan bu iletişimi onaylamayan bir grup bu değişimi protesto amaçlı toplanıp olaylar yaratıyorlar derken olaylar yavaş yavaş patlak veriyor. Tabi bütün bunlar olurken ne bizim uzaylı Aeylx uslu duruyor ne de Cara ile aralarındaki arkadaşlığın daha öteye gitmesi engellenebiliyor. Bu tarz kitapları konu içeriğine girmeden anlatmak imkansız olduğundan dolayı yorumumu kısa keseceğim! Ama demeden geçemeyeceğim, kitabon son sayfaları süper ötesi güzeldi. Soluksuz okudum diyebilirim. Kitabı cidden çok beğendim! Klişeleşmiş fantastiklerden değildi ve dolayısıyla da beni oldukça memnun eden bir kitap oldu. Ben beğendim eğer uzaylı bir şeyler okumak isterseniz tavsiye ederim! Hatta bence okuyun ya garanti veriyorum beğenirsiniz :)
Baskı: Gece ile Şafak
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/06/fatma-erdek-gece-ile-safak.html "Karanlıkta bile gören gözdü yürek. Bir kez bağlandığında, iz sürüyordu." Favori yazarlarımdan biri olan Fatma Erdek'in son kitabı Gece ile Şafak yorumuyla karşınızdayım! Öncelikle demek istiyorum ki Fatma Hanım bu kitap ile harikalar yaratmış. Normalde kim sorarsa sorsun her zaman favori Fatma Erdek kitabım Kara Kış Beyaz Düş derdim ama şimdi Gece ile Şafak derim şüphesiz! Bu kitap bambaşka bir şeydi, kelimelerle zor ifade edilecek ama okunduğunda kendinizi kaybedeceğiniz bir kitap olmuş. Ellerinize emeğinize sağlık Fatma Hanım. Kısaca kitabın konusundan bahsetmek gerekirse, bir ses şarkıcısı olan Gece, yeni çalışmaya başladığı gece kulübünün müdür olan Şafak'la tanışıp da kendisinin özel koruması olduğunu öğrenmesiyle hayatı yeni bir şekilde yeniden başlıyor. Şafak'ın her geçen an Gece'nin hayatına biraz daha dahil olması ve ikisi arasındaki etkileşim kalplerine kadar sızarken geçmişleri geleceklerine yön vermeye başlıyor. Her ikisinin de birbirlerinden sakladıkları sırlar ve geçmişleri ilişkilerine farklı bir boyut kazandırırken, Gece'nin içinde yanan intikam ateşi onları başka bir belayla daha karşı karşıya bırakıyor. Daha önce Fatma Erdek kitabı okuduysanız eğer bilirsiniz ki kitaplarda geçmişin izlerini günümüzde yaşayan karakterler oluyor. Bu kitapta da öyleydi ama kitap da bir de öyle bir şeyler vardı ki... okurun içine dokunup, kalbine kadar ulaşıyordu. Bazen kalbini bir el sıkarken bazen o el sanki kırılacak değerli bir eşya avucundaymış gibi hissettiriyor! Dürüst olarak söylüyorum ki bu kitabı anlatmaya kelimeler yetmez! ukarıda dediğim gibi, Fatma Hanım bu kitapla bambaşka bir şey yapmış, okuru tam alnının ortasından, kalbinin derinliklerinden, aklının en uç noktalarından vurarak duygularını karman çorman yapmış. Öyle ki kötü karakteri bile sevecek nedenler bulabiliyorsunuz. Söylemezsem içimde kalır. Tuncay'ı sevdim! Okuyan herkes Şafak... Şafak... Şafak... diyebilir ama Tuncay! Onun yaşadıkları kalbime dokundu, gözlerimi doldurdu! Evet, suçlu, affedilemez şekilde ama... onu o hale getiren şartlar göz önüne alındığında suçu hafifletilebilir bence. Duygularınızı alt üst edecek bir kitap! Fatma Erdek kitaplarını gözüm kapalı size tavsiye ederim, hatta alın beğenmezseniz ben size kitap hediye edeceğim diyecek kadar güvenirim kadının kalemine ama Gece ile Şafak... kelimelerle ifade edilemez bir kitaptı.
Baskı: Yolum Aşka Düştü (Sancaktarlar Serisi #3)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/06/meral-kr-yolum-aska-dustu-sancaktarlar-3.html Birçok okurun severek takip ettiği ancak benim şimdiye kadar tek bir kitabını okuyabildiğim yazar Linda Howard'ın aşk ve polisiyeyi müthiş bir şekilde harmanlayarak yazdığını biliyorsunuzdur. Okurken gizem ve cinayetlerle dikkat kesilip meraklandırırken aşk ile de kalbinizi pır pır ettirip yüzünüzde gülümseme oluşturduğunu... hayranlıkla kitabı bitirdiğinizde keşke daha uzun olsaydı ya da sıradaki kitabı diye beklenti içerisine giriyorsunuz... İşte insan üzerinde böyle bir etki bırakan bir yazar Linda Howard! Bunu ben tek kitabını okumuş olarak söyledim ki hemen hemen her kitabını okuyan biri daha iyi bilir. Eminim "yorum yazdığı kitaba bak bahsettiği yazara bak kız kafayı yedi sonunda!" diye düşüneniniz vardır ama çok güzel bir bağlandı geçeceğim, siz merak etmeyin ;) Evet, Meral Kır'ın, Linda Howard'ın Türkiye şubesi olarak gördüğümü söyleyebilirim. Tam olarak öyle bir yazımı var hele ki şu son kitap... tam anlamıyla muh-te-şem-di! Çok iddialı oldu farkındayım ama cidden okurken düşündüğüm şeylerdi bunlar. Aylardan Aşk ve Aşkı Seçtim kitaplarından tanıdığımız Sancaktarlar'ın erkeklerinden olan Ahmet ve onların komşu kızları, Asya ve Tanem'in arkadaşı, diğer bir deyişler kardeş gibi sevdikleri Sena'nın hikayesi Yolum Aşka Düştü. Sena'nın Ahmet'e olan duygularını daha ilk kitaptan beri biliyorduk, şimdi sıra Ahmet'in duygularını öğrenmeye geldi. Sıradan bir aşk hikayesi beklemeyin, Meral Kır'ın diğer kitapları gibi bunda da aksiyon ve beklenmedik olaylar var. Kitabın konusundan birazcık bahsetmek gerekirse, Sena'nın evinin yakınında işlenen cinayet sonrasında maktulün Sena'nın tanıdığı biri çıkması daha Sena ne olduğunu anlamadan kendini bu cinayet soruşturmasının içerisinde bulmasına neden oluyor. Ona en büyük destekçi ve yardımcı da o an yanında olabilecek olan tek kişi Ahmet oluyor! Derken her ikisi de bu cinayet vakasının çözülmesini canı gönülden isterken hiç de planlandığı gibi gitmez olaylar ve bu süreçte birbirleriyle fazlaca vakit geçiren Ahmet ve Sena aralarındaki kıvılcıma ve çekime engel olamayıp yenik düşerler, derken bom! İşte o an olaylar patlama noktasına çıkıyor. Gizemli cinayetin kimin işlediği, bu cinayetin Ahmet ve Sena için önemi, sonuçları ve onları nasıl etkileyeceği derken ikisinin arasındaki gelişmeler ve bu inatçı ikilinin bu gelişmelere duygusal yakınlıklara karşı verdikleri karşılıklar... Sancaktarlar'ın bütünlüğü, her daim beraber olmaları, birbirlerine destek olmaları... atışsalar da kavga etseler de her zaman her şeyden önce birbirlerini düşünmeleri...Aşk, aile, arkadaşlık, polisiye, gizem... ne ararsanız var =) Evet, aşk romanı! Ama... işte amalarla beraber bu kitap sıradan normal bir aşk romanı olmaktan çıkıyor bambaşka bir şey oluveriyor. Spoiler vermeden kitabı nasıl anlatabilirim bilmiyorum ki o kadar çok anlatmak istediğim şeyler var ki... kendimi nasıl tutuyorum anlatamam! Resmen işkence çekiyorum şuanda bu yorumu yazarken amam... susuyorum! Kitabın tanıtım toplantısında Meral ablaya dediğim gibi üç kitabın en iyisi buydu! Evet, Dorukçu olarak Aşkı Seçtim benim için bambaşka olabilir ama dürüst olmak gerekirse bu bir değil birkaç tık daha üst seviyeydi. Bu durumda beklentiler tavan yaptı Meral abla Mehmet'ten dehşet bir şeyler bekliyoruz haberin olsun ;) Bence okumayarak çok şey kaçırıyorsunuz! Bir Türk yazardan böylesi büyük bir başarılı kalem çıkıyorsa mutlaka okumalısınız. Alıntılar için: http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/06/meral-kr-yolum-aska-dustu-sancaktarlar-3.html
Baskı: Beyaza Tutsak
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/06/ecem-altnok-beyaza-tutsak.html ~~~*~~~ Masallar mutlu sonla bitmez miydi? Benim masalım da ise ne mutlu ne de kötü son vardı. Sadece bilinmezlikten ibaretti. ~~~*~~~ Bir Türk yazar daha ve yine ben... Sanırım şu son günlerde Türk yazarları yabancı yazarlardan daha çok okur moddayım değil mi? Ama o kadar çok Türk yazarın kitabı çıkıyor ki insan ister istemez merak ediyor yani ;) bende kendime engel olamıyorum hele de konusu cidden ilgi çekici ise :) Ecem Altınok, akıcı, ilginç ve okurken sıkılmayacağınız sade bir anlatımla kitabını yazmış. Herkesten farklı bir konuyu ele almış ve bu konu üzerinde ilerlerken belki bir abla veya kardeşin ben de yapar mıydım sorusunu kendisine sormasına neden olacak bir seçim yapmasını yazarak biz okurları kitaba bağladı. Evet, ben de kitabı okurken Hazan'ın yaptığı seçimi düşündüm. Hakan için yaptığını göz önüne alıp bir erkek kardeşi olan ben...düşündüm ve kardeşim için evet yaparım dedim... başka seçimim yoksa eğer... iş bu duruma gelince ister istemez kitap benim gözümde daha farklı boyuta geçti ve daha bir keyifle okumama neden oldu! Kitabın konusuna kısaca değinmek gerekirse; küçük yaşlarda anne ve babasını kaybeden Hazan ve Hakan yeni kurdukları hayatta yapayalnızlardır. Hakan bağımlısı olduğu uyuşturucu için krizlere girerken Hazan bir çare bulmak zorunda kalır, tedavi olmaya ikna edemediği kardeşi için uyuşturucu bulmak... Yeterince parası olmadığı için şeytanla anlaşma yapar... Aral, kendisine uyuşturucu vermeyi tek bir şartla kabul eder... Hazan ile Aral arasındaki anlaşma ikisi içinde hiç beklemedikleri bir şekilde ilerler. Bu ilerleyiş her ikisini de ya mutlu sona götürecek ya da dibe batıracaktır! İşte bu nokta da size sonu öğrenmek için kitabı okumak kalıyor :) Kitabı beğenmiş olmam demek değil ki eksikleri yok, elbette eksik bulduğum kısımlarda vardı. Mesela daha uzun olup bazı olaylar daha oturaklı ve zemin hazırlanarak yapılabilirdi diye düşünüyorum.Örnek vermek gerekirse Bulut ile yaşanan olay... Bir anda oldu bittiye geldi gibi... Daha detaylı daha uzun anlatılmalıydı bence... Başlarda Aral'ın ben kötüyüm havaları, konuşmaları davranışları bana bir yerden esinlenilmiş izlenimi verdi nereden tanıdık geldi çözemedim ama öyle hissettim ancak sonra öyle bir ilerledi ki kurgu yeterince özgünleşti. Eleştirilen kısımları bir kenara bırakırsak abla kardeş ilişkisini ve fedakarlığı o kadar beğendim ki... dediğim gibi bende bir ablayım ve kendimi denememe neden oldu bende kardeşim için bunu yapabilir miyim diye... sonuç Hazan ile aynı oldu ama tabi öncesinde tedavi baskılarını yapmama engel olacak hiçbir şey yoktu. Bence bu kitabı erkek kardeşi olan bir abla okursa daha farklı boyutta güzel gelecektir diye düşünüyorum. Kitabı ben beğendim, evet bazı eksik bulduğum kısımlar vardı yukarı da dedim ama gene de güzeldi, Tavsiye ederim okuyun!
Baskı: Benim Uzak Yıldızım (Starbound, #1)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/06/amie-kaufman-meagan-spooner-benim-uzak.html Distopya türünde yeni bir kitap daha... Starbound Serisinin ilk kitabı Benim Uzak Yıldızım, distopya türünü sevenleri raflarda beklemekte! Kitaba başladığımda söylediğim gibi bu türü pek okumam yeni yeni okumaya başlıyorum ve açıkçası her okuduğum da birbirinden güzel kitaplar çıktı şansıma ve ben de artık bir distopya okuru olmak istiyorum, diyebilirim :) Kitabın konusuna kısaca değinmek gerekirse; Uzay Gemisi İkarus, hiperuzayda olan bir felaket sonucu kimsenin bilmediği (!) bir gezene düşüyor ve bu düşüş sırasında Tarver ve Lilac yaşayan tek kişiler... Bu bilinmeyen gezegende kurtulma çabaları sırasında keşfettikleri yeni sırlar, yaşanan şaşırtıcı olaylar, tahmin edilmeyen şeyler sonucunda Lilac çok güvendiği bir insan hakkında ilginç şeyler öğrenirken, gezegenle ilgili keşfettikleri ilginç şeyler bu iki gencin kurtuluşu oluyor ve tabi bu sırada öğrenilen gizemli bilgiler ve gezegendeki bazı varlıklar onların hayatını tahmin etmedikleri bir şekilde etkiliyorlar. ~~~*~~~ "Parmaklarımı saçlarına geçirmek, onu kendime çekip bedeniyle buluşmak istiyordum. Onda kaybolmak istiyordum." ~~~*~~~ Daha ilk sayfalardan ilgi çekici bir şekilde kurguya girmesi ve merak içinde sayfaların çevrilmesi oldukça hoşuma gitti. Ne olacağının tahmin edemiyor olman ve ilerledikçe şaşırtıcı detaylar kitabı bir tık daha ileriye götürüyor bence. Bu tür kurgularda ben atraksiyonun durmasını, sonunun merak edilmeyecek şekilde olmasını tercih ederim ve bunda bunu görmek beni bir okur olarak inanılmaz tatmin etti diyebilirim. Kitap üçüncü kişi tarafından anlatılmıyordu, hem Tarver hem de Lilac tarafından anlatılıyordu ve her ikisinin de duygularını ve düşüncelerini okumamız mümkün. Hep derim geçişli anlatımları sevmem alışana kadar bir kopukluk hissediyorum diye ama bu kitaba bu anlatım o kadar yakışmış ki daha başkası olamazdı diye düşündüm. ~~~*~~~ "Parmaklarını saçlarımda istiyordum, dudaklarını yüzümde... Sonsuzlukta yok oluncaya dek..." ~~~*~~~ İki gencin hayatta kalma savaşının arasında birbirlerine karşı hissettikleri aşkın filizlenmesine tanık oluyoruz bu kitapta. Duyguların kelimelerle buluşması... zaman zaman okuru sinirlendirirken zaman zaman da duygulandırması... müthiş bir şekilde anlatılmış ve çevirmen de bunu çok iyi bir şekilde bizlerle buluşturmuş. Kitabın içeriğine giren bir yorum yapmamak için kendimi kasıyor ve yorumumu bitirmeyi tercih ediyorum. Keşke spoiler korkum olmadan yorum yazsam da sayfaları dolduracak kadar bahsedebilsem kitaptan... ama hevesinizi öldürmek istemiyorum o yüzden kısa keseceğim ve kitabı tavsiye edeceğim. Hangi türün okuru olursanız olun bu kitabı bir okuyun! O kadar beğendim işte! :)
Baskı: Hilekar - Ateşli Kanatlar Serisi 1
3,5 stars :) http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/06/r-gaye-onel-hilekar-atesli-kanatlar.html Türk yazarları fantastik kitaplar kulvarında görmek, bir de bunu iyi bir şekilde başardıklarını da görmek paha biçilemez. Wattpad yazarlarından biri olan R.Gaye Önel,ilk hikayesi kitap olarak basıldı ve çarpıcı kapak tasarımıyla raflarda yerini aldı :) evet fantastik kitaplarda böyle kapaklar görmeyi seviyorum. Öncelikle yazarın okuduğum ilk hikayesiydi, wattpadde pek hikaye okumadığımdan ilk olarak kitabını okudum ve kalemini sade, yormayan, gereksiz detaylar vermeyen, akıcı ve merak uyandırıcı buldum. Zaman zaman özellikle de kitabın başlarında kurgu için yetersiz olduğunu düşündüğümü itiraf etmeliyim ama daha sonradan gerçekten oldukça iyi oldu kalemi. Sanırım yazarken her bölümde kendini geliştirdi yazar. Bölümler ilerledikçe ve konu daha da oturmaya başlayınca anlatım daha iyi ve daha profesyonelleşme moduna girdiğini hissettim. Zaten kitabın yarısından sonra yazar dehşet-ül vahşet bir şeyler yazmış ve bunu çok da güzel başarmış :D Kitapla ilgili bir şikayetim var... ben bunu normalde bu tür yazımlarda hep dile getiriyorum. Kitap bir Cassie bir de Aidenhell tarafından anlatılıyor. Bu tür anlatımlarda ya bölüm olmalı ve kimin tarafından anlatıldığı belirtilmeli ya da sadece tek bir kişi tarafından anlatılmalı. Ha, ikisi tarafından da olayların görülmesi gerekiyorsa da üçüncü kişi tarafından anlatılmalı diye düşünüyorum. Bu kitapta olduğu gibi bir Cassie bir Aidenhell tarafından anlatıma geçmesi bu anlatıma alışana kadar yorucu oluyor. Alıştıktan sonra zaten okurken fark etmiyorsun ama alışana kadar yoruyor, kopukluk oluyormuş hissi uyandırıyor. Ahh bir de Cassie neden 17 yaşında ya... niye fantastik kitaplarda gençler bu kadar küçük hep? 20 yaşında olunca karta mı kaçmış oluyorlar anlamıyorum :) bu konuda çok şikayetçiyim. 17 yaş bana göre hala ergen yaşı; bu olaylar için biraz daha olgun kişiler olsa daha güzel olmaz mı ya? bu konuda şikayetçiyim sevgili takipçiler :) Kitabı eleştirebileceğim başka hiçbir şey yok. Dediğim gibi fantastik/paranormal kitaplarda Türk yazarların imzalarını görmek ve bunu başarıyla yapmaları gurur verici. Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse: Cassie bir iblis avcısı ve grup arkadaşlarının ihanetine uğrayarak ölüme terk ediliyor ve iblisin oğlu Aidenhell tarafından hayatı kurtarılıyor. Tabi ki karşılıksız değil. Aidenhell'in bir kehaneti gerçekleştirmesi gerekiyor ve kehanette bir avcıdan bahsediyor... yani Cassie'den... beraber bir yola başlıyor ve işte olaylar o noktada başlıyor. Aklınıza gelebilecek her türlü fantastik canlının bulunduğu bir kitap. Vampirler, kurtadamlar, şeytanlar, devler, periler... herbir şey var... Size bir şey söyleyeyim mi kitabı okumaya başladığımda Aidenhelll ve Cassie'nin yolcuklukları sırasında karşılaştıkları canlılarda bir an için Ella Enchanted filmine benzettim. Ne alaka demeyin orada da Ella'nın Prens'le ormandaki yolculuk macerasına benzettim biran için. Neyse... Özellikle söylemek istediğim bir şey var.. kitabın son 100 sayfasını çoook beğendim çünkü o zaman sanki daha bir soluksuz okuttu kendini. Kitabı tavsiye etmeden önce alacak olan okurları uyarıyorum, kitap çok fena bitiyor 2.si çıkmadan okumayın! :P Şaka bir yana kitabı da tavsiye ediyorum, güzeldi, özellikle fantastik severler için iyiydi. Keyif alacağınız, okurken sıkılmayacağınız, olayların dur durak bilmediği bir kitap. Ahh bir de yazarı 2. kitap için baskı yapmak zorunda kalacağınız bir kitap ;)
Baskı: Masum Yalan
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/06/laura-landon-masum-yalan.html Sessiz İntikam kitabıyla tanıdığımız yazar Laura Landon'ın ülkemizde yayınlanan ikinci kitabı Masum Yalan, yeni okuyabildiğim bir kitap. Yazarın kurgu yeteneğini ve olayları ilerletme şeklini çok beğendiğimi söylemeliyim. İlk kitapta nasıl beklentilerimi karşıladıysa bunda da aynı şekilde karşıladı. Normal bir aşk hikaye yazmak yerine biraz heyecan ve azıcık aykırılık da katıyor olması kitabı benim açımdan daha güzel bir seviyeye getiriyor. Normal de historical türündeki kitaplarda leydilerin yapmayı tercih etmeyeceği şeyleri yapıyor yazarın kadın karakterleri ve hiçbir zaman ezik modunda değiller bu yönden kitaplarını daha çok seviyorum. Kitabın konusuna değinmek gerekirse: Leydi Grace evlenmek istemediği adamdan kaçınmak için bekaretini hiç tanımadığı bir adama verir, bakire olduğunu anlamayacağını umarak. Ama atladığı şey adamın bunu anlamış olması ve hamile kalmış olma ihtimali... Grace ile beraber olan Vincent, Grace'in masumiyetini almış olmanın verdiği sorumluluğu ve hamile olma ihtimali doğrultusunda onu bulmak için peşine düşer ve sadece onu bulmakla kalmaz onunla evlenmek ister derken hiçbir şey bu kadar basit olmaz. İşte tam bu kararların arkasında başka birileri bu evliliği istemez... onlar da bunu engellemek için ellerinden geleni yaparlar... Yavaş yavaş filizlenen bir aşkı, korkuların ve endişelerin arasında birbirlerine sımsıkı sarılmış birbirlerine ihtiyaç duyan iki insanın aşkını okuyoruz. Bu aşka biraz heyecan adrenalin ve bilinmezlik de eklenince kitap tamda tadından geçilmeyecek bir hal alıyor. Çok uzatmayacağım... kısacası eğer ben bir historical romance okuruyum, ya da ben tam bir aşk okuruyum diyorsanız ne bu kitabı kaçırın ne de Laura Landon'ın diğer kitaplarını kaçırın! Şiddetle tavsiye ediyorum, bir el atın bu kadının kitaplarına ve bu kitaba!
Baskı: Bay Harika (Up in the Air #4)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/06/rk-lilley-bay-harika-up-in-air-4.html Uçuşta Serisi olarak bildiğimiz Up in the Air serisinin son kitabı Bay Harika geçtiğimiz günlerde raflarda yerini aldı. Serinin takipçisi olarak da bize okumak kaldı. Okundu ve yorumlanıyor :)) Seri normalde 3. kitapta bitti ancak yazar R.K.Lilley dördüncü kitabı yazarak bize serinin erkek karakterleri James ve Stephan tarafından olayları anlattı.. Biliyorum...biliyorum... hepiniz kitabı sadece James tarafından anlatılıyor sanıyordunuz ama hayır... arada Stephan tarafından anlatılan bölümler de var.v James'in geçmişine dokunuyor azıcık, Bianca ile tanışmalarına ve ona karşı olan duygularına dokunuyor ve sonrasında da üçüncü kitabı okuyan bilir, Bianca vuruluyordu işte o kısımları bir de James tarafından okuyoruz. Neler hissetti neler yaşadı diye.. bunların haricinde kitabın sonlarına doğru da evli mutlu çocuklu bir James ve Bianca görüyoruz :) Kitapta Stephan tarafından anlatılan kısımlarda da Bianca ile olan geçmişleri anlatılıyor, sonrasında onun Javier ile olan ilişkilerine değiniyor. Yani anlayacağınız Stephan'ın da hayatına dokunuşlar yapıyoruz kitapta. Ama size bir şey itiraf edeyim, Stephan'ı okurken hep... hani geçmişte telefonlarla konuşurken 'Ankara çık aradan' derlerdi ya... filmlerde falan öyle görürürüz hep... ha! işte bende Stephan'ı okurken hep Stephan çık aradan James istiyorum ben modundaydım :) Son kitap tamamen mutlu son üzerine kurulu bir kitaptı. Zaten sonunu bildiğiniz bir kitap olmasına rağmen duygular yine çok güzeldi. Tabi biraz hızlı geçmiş olma modu vardı ama zaten bilindik olaylar da detaylı işlenemezdi bence. Serinin takipçisi iseniz, bu kitabı da alın okuyun ve serinin diğer 3 kitabının arasına koyun. Ama seriyi daha önce okumadıysanız bence okumak için tam sırası... hazır bütün kitapları çıkmışken :)
Baskı: Baş Döndüren Cazibe
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/05/anne-mather-bas-donduren-cazibe.html Bu hikaye beklediğimden daha iyi ve daha güzeldi. Hem kurgusu hem de olay döngüsü... her şey o kadar güzel ayarlanmış ve yerli yerine oturtulmuştu ki ilk hikayedeki eksiklikler sanki bununla kapanmıştı. Bundaki aşk daha güzeldi, zaten geçmişten yaralı olan Joanna, Demetri'nin kalbini çalmayı başarması ve bunu yaparken kendi kalbini de sunması süperdi. Çok beğenerek okumamın yanında nasıl bittiğini anlamadım da bir baktım Joanna ve Demetri birbirlerine sokulmuş, aşklarını ilan etmiş ve mutlu hayata yelken açmışlardı. Yüzünüzde gülümseme oluşturacak bir sonla ve hikayeyle sizi başbaşa bırakmak adına şiddetle tavsiye ederim :)
Baskı: Ne Seninle Ne Sensiz
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/05/anne-mather-ne-seninle-ne-sensiz.html Yazarı ilk defa bu kitapla tanıdım ve kurgu üslubunu ve olay döngüsünü sevdim. Sadece biraz fazla hızlı sonlandı onun haricinde güzeldi. Kitabın konusuna değinmeyeceğim zaten arka kapak yeterince güzel bir şekilde anlatıyor ama şunu demek istiyorum ki bu kurgu daha uzun bir şekilde yazılsaydı bence muhteşem olurdu. Aslında kitap gayet iyi gidiyordu ama sonlara doğru o kısımlar bozuldu. Sanki sonu çabuk gelsin diye pek bir oldu bittiye geldi sonu. O yüzden o kısımları sevemedim. Onun haricindeki kısımlar çok güzeldi. Demetri ve Jane arasındaki ilişkiyi özellikle çok sevdim, birbirlerini sevdikleri belliyken başkalarıyla olma çabaları... ya da açıklanmamış olaylar kitaba hareket katmıştı. Genel olarak beğendim, dediğim gibi sonu bu şekilde oldu bittiye gelmeyeyip yavaş yavaş dokunarak yazılsaydı daha iyi olabilirdi,ama yine de okunduğunda iyi vakit geçirebilirsiniz ve mutlu son garantili :)
Baskı: İdealler Uğruna
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/05/lucy-monroe-idealler-ugruna.html Lucy Monroe'nun daha öncelerden bir romanını okumuştum ve yazarın kalemini beğenmiştim. Dolayısıyla İdealler Uğruna'ya başlamadan önce beni nasıl bir yetenek bekliyor biliyordum. İlk kitap Hatalı Seçim orta karar bir şeyse İdealler Uğruna da ondan bir tık yukarıydaydı diyebilirim. :) Ondan daha çok beğendim dolayısıyla. Bu kitaptaki aşk daha güzeldi, en azından geçmişte temeli olan ve unutulmayan bir aşktı. Vazgeçilmek istenmeyen ve tekrar kazanılmak istenen bir aşk... Bu kitabı çok beğendim :) Kadın karakter Iris'i çok takdir ettiğimi söylemeliyim. Her şeyden önce kadına sempati duydum çünkü hemen hemen mesleklerimiz birbirine çok yakın olduğundan :) kitaplarda Jeolog pek okumuyoruz ne de olsa ;) Asad'ın tavırları ama her şeye rağmen ne istediğini bilmesi ve onu elde edebilmek için bir tutum içinde bulunması süperdi. Çöl hayatını çok sevdim ve ne inkar edeyim Iris'in yerinde olmak istedim :) Kitaba dair tüyo veren daha fazla yorum yapmayacağım ama şunu söyleyebilirim, bence bu hikayeyi okuyun :)
Baskı: Hatalı Seçim
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/05/jane-porter-hatal-secim-royal-scandal-2.html Jane Porter'in okuduğum ilk hikayesiydi ve sevdim.Konu bütünlüğünü ve Şeyhli falan olması hoşuma gitti. Bir tek Harlequin kitaplarında Şeyhleri okuduğumu düşünülürse cidden çok hoş bir değişiklik oluyor. Yazarın kurgusunu sevdim, uzatmadan, hemen konuya girip,her şeyi yine uzatmadan tatlıya bağlaması çok güzeldi. Sadece karakterlerin birden birbirlerine aşık olmaları ya da aşık olduklarını fark etmeleri pek hoşuma gitmedi. Gerçi kısacık bir hikaye de anca bu kadar olur ama bu kurgu daha uzun ve detaylı yazılsaydı bence dört dörtlük bir şey ortaya çıkardı diye düşünüyorum. :) Kitap; Prenses Emmeline'in aşık olduğu adam tarafından ihanete uğruyor ve hamile bir şekilde ortada kalıyor derken Şeyh Makin'in asistanıyla birbirlerine benzerliklerini kullanarak onun yanına çalışıyormuş gibi gösteriyor kendini derken Şeyh gerçeği öğreniyor ve şımarık prenses olduğunu düşündüğü Emmeline'in ait olduğu yere ailesinin yanına gönderirken aslında görünenin altında neler olduğunu öğreniyor derken Makin ve Emmeline arasında bir aşk alevleniyor. Kısacık, tadı damakta kalan, çabuk okunan ve yüzünüzde gülümseme uyandıran bir kitap istiyorsanız eğer tavsiye ederim :)