
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Tatlı Ateş (The Maddox Brothers, #3)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/09/jamie-mcguire-tatl-ates-maddox-brothers.html Maddox'lar bir kitap karakteri değil de gerçek hayatta yaşayan bir aile olsa ve hepimize bir Maddox erkeği düşse ne güzel olurdu değil mi? Sanırım ben bu kadının Tatlı Bela Serisi'nden daha çok seviyorum Maddox Kardeşler serisini :) Gerçi her kitabında Abby ve Travis'in hayatından bir parçasını okuyoruz ama olsun. Her Maddox Erkeği kendine aşık ediyor beni ve hepsinde aynı huyları görüyor olmak süper bir şey. Sanırım edilebilecek en büyük ve en güzel dua Allah size bir Maddox Erkeği nasip etsin olmalı :) Her neyse fazla uzatmadan kitaba dair yorumuma giriyorum, çünkü yazarın kurgu yeteneğini sevdiğimi biliyor olmalısını. Sonuçta yazarın çıkan bütün kitaplarını okumuş bulunuyorum. Tatlı Ateş, ikiz olan Maddox Erkeklerinden biri olan Taylor'ın hikayesini anlatıyor. Kendisi bir hotshot olan, -yani orman yangın ekibi, bir nevir orman yangınları için kurulan itfaiye ekibi - Taylor gittiği bölgede kendi halinde yaşayan ve geçmişte yaptığı bir hata sonucunda kendini affetmeye ihtiyacı olan ve bunun için çaba harcayab Falyn ile tanışır. Falyn'in istemeyeceği her özelliğe sahip olan Taylor bir şekilde genç kadının kalbini kazanır ancak... hayat hiçbir zaman kolay olmadı hele ki sakladığınız sırlar varsa... ve bu sırlar ilişkinizi etkileyecek boyuttaysa... Zorlu bir sınavdan geçen Falyn ve Taylor aşkları için verdikleri savaşı okuyacaksınız. Aslında teknik olarak Taylor'ın savaşı demek doğru olur. Kitapları okuyan bilir bir Maddox Erkeği aşık olduğunda, o kadını elde eder, kendisine aşık eder ve onunla sonsuza kadar mutlu yaşar. İşte Taylor da bunun savaşını veriyor. Bu seride en sevdiğim şey, kardeş ilişkileri, aile ilişkileri ve bunu zevkle okuyabiliyor olmak. Maddox Kardeşlerin birbirleriyle olan ilişkileri ve birbirleri için alabilecekleri riskler... böylesine bir bağlılık ve sevgi okumak inanılmaz zevkli. Serinin kitaplarını karışık okuyabilirsiniz sonuçta hepsi bir kardeşi anlatıyor ama şöyle bir bakıyorum da sıralı okumanız daha iyi çünkü bazı kesitlerde birbirlerinin hayatlarına dahil oldukları zamanlarda ilişkilerine dokunuşları da okuyorsunuz. O yüzden sıralı okuyun derim ben. Ah, asıl önemlisi ise... Kesinlikle okuyun! Kaçırılmayacak ve zevkle okunacak bir seri. Şiddetle tavsiye ediyorum :) Bayılacaksınız garantisini veriyorum :D
Baskı: Bu Adamın İtirafları (This Man, #3)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/09/jodi-ellen-malpas-bu-adamn-itiraflar.html Bu Adam serisinin son kitabı... bir seriyi daha bitirmenin hazzı içerisinde yazıyorum bu yorumu size... Tam adının kitabıydı, Bu Adam'ın - Jesse Ward'ın- bütün sırları ortaya dökülüyordu... Direk uzatmadan yoruma gireceğim çünkü bir serinin son kitabına kadar okumuşsam demek ki o yazarın kurgusunu beğenmişimdir, kitabın hikayesini beğenmişimdir demek... bu yüzden fasa fisoları es geçip direk konuya giriyorum :) Kitabın bu sefer sevmediğim yerleri vardı... açıkçası tam bir vurgun olması gereken kitap o vurgun etkisini yaratamadı ne yazık ki :( Serinin ilk iki kitabının çevirmeni tarafından çevrilmemiş kitap, dolayısıyla bu bariz bir şekilde kendini belli etti. Hele ki şimdiki zamanlı anlatım beni gerçekten yordu. Keşke ilk çeviren kişi devam etseydi çevirmeye diye düşündüm. Hele ki okuyan bilir - demeden geçemeyeceğim - ikinci kitabın son sahnelerinde Ava kırbaçlanıyordu, bu kitapta bundan bahsederken dövülmek olarak bahsetmesi de rahatsız edici oldu ve zaman zaman acaba diğer çevirmen çevirse nasıl olurdu diye düşündüm ne yalan söyleyeyim. Çeviri beni rahatsız etti. Neyse zaten kitabı tek eleştirebileceğim nokta çevirisiydi, onun haricinde kitabı çok beğendiğimi söyleyebilirim. Gerçekten tam da serinin sonuna yakışır bir kitaptı. Okurun aklında soru işareti bırakmadan, her sırrı ortaya çıkararak her davranışa bir mantıklı açıklama getirerek bitirmiş yazar kitabı. Bütün seri boyunca okuduğumuz Jesse'ni aşırı korumacı tavırlarının sebeplerini öğrenmek fazlasıyla şaşırtıcıydı. Cidden kitabın sonlarına doğru bomba etkisi yaratacak sürprizler vardı. Ava'dan asla beklemeyeceğim hareketler okumak hem beni şaşırttı hem de Jesse'ye olan aşkı içimi ısıttı diyebilirim. Kitabın son bölümü ise... ahhh Tanrım!!! süperdi... fevkaladenin fevkindeydi... müthişti... bayıldım! Cidden bu seriye yakışır bir sondu. Yüzümde kocaman bir sırıtma ile okudum :) Çok fazla detaya giren bir yorum yapmayacağım çünkü kitap içeriğine girmek ve hevesini kaçırmak istemiyorum. Ancak şunu söyleyebilirim ki seriyi çok beğendim. Sırf son kitaptaki çeviri yüzünden sıkıntı çıkarmayacağım ve seriyi sizlere tavsiye edeceğim. Keşke Sam ve Kate'i daha fazla okusaydık, belki onlara ait bir kitapta vardı bunun araştırmasına gireceğim :) Yazarın diğer kitaplarının da çıkmasını bekliyor olacağım. Dilerim Aspendos bu yazarı bırakmaz da diğer kitapları da bizimle buluşturur ve dilerim çevirilere daha dikkat eder. Öncelikle bu uyarı yapmak zorunda hissediyorum. Bu seri +18 bir seri bu yüzden lütfen rahatsız olan okumasın ve yaşı tutmayan da...
Baskı: Sen, Ben ve Bir Hafta Sonu
http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/09/barbara-wallace-sen-ben-ve-bir-hafta.html Nemesis Kitap'ın kitap sonlarında yazdığı gibi "romantik bir kitap okumak isterseniz," diyerek bugünlerde Nemesi Kitap'tan gidiyorum :) Ama hadi biraz gerçekçi olalım. Sıcacık romantik insanı gülümseten için kıpırdatan her şeyi tadında olan aşk dolu hikayeleri kim sevmez ki :) dolayısıyla ben de seviyorum. Eee Nemesis'te bana bunu veriyor kitaplarıyla :D Neyse :D Elimde bulunan milyon tane Nemesis kitaplarından biri de "Sen... Ben... ve Bir Hafta Sonu" kitabıydı. Yine keyifle okunacak, su gibi akacak, bazen gülümsetecek bazen üzüleceğiniz sahnelerle dolu bir kitap daha :) Arka kapak yazıları konusunda Nemesis oldukça iyi bir şey yapıyor, okuru kitap hakkında aydınlatıyor. Dolayısıyla kitabı aldığınızda kitabın konusuna dair bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Bu kitabın da aynı şekilde, arka kapak yazısı kitap hakkında yeterince bilgi verdiği için bir daha ben değinmeyeceğim konusuna. Kitapta Daniel hakkındaki gerçekler ve Charlotte'a karşı tavırları zaman zaman sinir bozucu olsa da ikili arasındaki anlayış birbirlerini anlamaları ve diyalogları süperdi. Sonrasında Daniel'in sözleri ağır olsa da aşk her zaman kazanıyor ve bu durumda biz umutsuz romantik okurları için yüzümüzde kocaman bir gülümseme demek oluyor. Bu kitapta size zevkli vakit geçirtecek sıcacık romantik bir kitap. Yüzünüz gülümsemeyle okuyacaklarınızdan. Daha detaylı yorumlara girmiyorum çünkü kitabın içeriğine girmem gerekebilir o zaman, bundan da dikkatle kaçınıyorum. Romantik okurlarına tavsiye edebileceğim bir kitap kendileri :)
Baskı: Sen Benimsin (Line of Duty, #1)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/09/tessa-bailey-sen-benimsin-line-of-duty-1.html Nemesis Kitap'ın yine tadımlık aşk romanlarından biri olan Sen Benimsin okundu ve bitti. Tam da Nemesis Kitap'a yakışan bir kitaptı, onun logosu altında yayınladığı türdeki en iyilerden biriydi bence. Tessa Bailey'in ilk defa bir kitabını okudum ve oldukça da beğendim kurgu yeteneğini. Gereksiz kıskançlık krizleri, entrikalar falan yoktu. Karakterler arasında gereksiz yere burun süründürme durumu ve tripleri de yoktu. Bu yüzden de ayrı bir sevdiğimi söylemeliyim. Kitabın konusuna kısaca değinmeyeceğim arka kapak yazısı üç aşağı beş yukarı bir fikir veriyor kitabın içeriğine dair. Ancak onun haricinde oldukça içerik var kitapta. Özellikle Ginger ve kardeşi ile ilgili. Kitabın direk konuya giren kurgusu ve gidişatındaki heyecanın hiç dinmemesi oldukça iyiydi, gerçi sonlara doğru biraz o heyecan arttı diyebilirim ama bu durumdan şikayetçi değilim :) Ginger ve Willa'nın iki kardeş ilişkilerinin ilerlemesi ve Ginger'ın bir abla olarak yapmaya çalıştıkları takdire değerdi. Derek'in bir erkek olarak ne istediğini bilen tavrı da bir bayan okur olarak iç geçirtecek derecedeydi ;) Eğlenceli bir kitaptı, okumaktan zevk alacağınız, sıkılmayacağınız ve bir bakmışsınız bitmiş diyeceğiniz türden bir kitaptı. Biraz +18 sahnesi vardı ama artık aşk romanların hepsinde olduğundan dolayı artık yadırgamıyoruz o sahneleri aşk romanlarının bir kurgu bütünlüğü diyerek bağrımıza basıyoruz ;) Ben kitabı beğendim. Yazarın başka kitabı çıkarsa onları da okuyacağımdan eminim. Sizlere de tavsiye ederim :)
Baskı: Hata (Off Campus, #2)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/08/elle-kennedy-hata-off-campus-2.html Off-Campus serisi 2. kitap ile devam ediyor ve şimdi sahada Logan var :) John Logan... en yakın arkadaşının kız arkadaşından hoşlanan Logan... Onların ilişkilerini kıskanan Logan... onlardan uzak durmak duygularını unutabilmek için partilere akan, kızlarla anı yaşayan Logan... Sonunda çok fena çarpılan Logan... romantikleşen ve sonrasında ilişki adamı olan Logan.... Logan'ın her türlü hali aşık olunasıydı resmen... Elle Kennedy'nin 4 kitaptan oluşan Off-Campus Serisi'nin ikinci kitabı Hata buz hokeyi oyuncusu olan John Logan'ın hikayesini anlatıyor. Yine öküzlükler yapabilen ama sevimli tatlı seksi ve ateşli olan Logan'ın aşkı tatmasını, aslında ne istediğini bulmasını ve dahası geleceğini nasıl şekillendirdiğini konu alıyor. İlk kitapta kurgu yeteneğini sevdiğim yazarın ikinci kitabını gözüm kapalı aldım diyebilirim. Eeee ilk kitaptan sonra ne beklemem gerektiğini ve nasıl bir yazımın beni beklediğini biliyordum. ki beni yanıltmadı da... Kitaptaki arkadaşlığı çok sevdim, böyle bir arkadaşlığa sahip olduğum için bunu bir de kitaplardan okumak oldukça güzel ve eğlenceliydi. Hepsinin çift olup birbirleri ile takıldıklarını okumak daha da eğlenceli olacak bence :) Dean, Logan Tucker ve Garrett... dördünün birbirleri ile takılmaları, dalaşmaları ve şakaları eğlenceliydi. Logan'ın Grace'i kazanabilmek için yaptıklarını okumak çok romantikti ve buradan şu çıkıyor bence bir adam isterse oldukça romantik olabilir ;) arada içinizdeki öküzü uyutup romantik adamı çıkarın beyler :) Logan'ın aile sorunları ve bununla başa çıkma çabası... arkadaşlıkları... Grace ile ilişkisi hepsi okumaktan zevk alacağınız bir hikayede buluşmuş. Dört arkadaşın diyaloglarında eğlenirken Grace ve Logan'ın romantik anlarında sadece takılmalarında yüzünüzde gülümseme oluşturacak cinsten. Kısa zamanda okunup su gibi akacak ve sonunda sizi gülümsetecek bir kitap. Bu tarz hikaye barındırak kitapları ayrı bir seviyorum, dilerim diğer kitapları da bir an önce okuruz ve onların kurgularında da bu dört arkadaş yine oldukça yakındır :)
Baskı: İhtiyaç
http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/08/carrie-jones-ihtiyac-need-1.html Ve... ve... ve... sonunda heyecanla beklediğim kitabı okudum ve itiraf edeyim beklentilerimin ötesinde çıktı. Onca okuduğumuz fantastik yaratıkların arasına bir de periler katıldı. Ama... işte bu kısımda amalar çok önemli. Onca Tinker Bell hikayelerini, iyilik dolu perileri unutun bu periler bambaşka periler... vahşiler... avcılar... kan istiyorlar... insanlar için kötüler ama kendileri için iyiler... Kısacası değişik bir şeyler :) Carrie Jones'un ülkemizde yayınlanan ilk kitabı İhtiyaç aynı zamanda "Need Serisi"nin de ilk kitabı. Seri 4 kitaptan oluşuyor. Akıcı, merak uyandırıcı ve sürükleyici bir kurgu. Bir günde bitireceğiniz bir kitap - ki ben bir günde bitirdim cidden. Elimden bırakamadım- Kitabın konusuna dair bir şey anlatmayacağım çünkü arka kapak yazısı yeterince açıklayıcı ama söylemek istediğim şeyler var :) Ben hiç Stephen King kitabı okumadım ve onun kitaplarına değinmesi ve hikayelerinin de Zara'nın gittiği Maine'de geçmesi açıkçası orada yaşanan olayları ürpertici boyuta taşıdı ne yalan söyleyeyim. Bu ince bir detaydı bence ve bu şekilde usta bir yazara değinmesi ve Periler hakkındaki araştırmalarında yazarın kitaplarına değinerek şifrelenmesi oldukça iyiydi. Sadece periler insanlara karşı kurgusu değilde şekil değiştirenleri görmek de güzeldi. Eee fantastik canlılar genelde hep beraber oluyorlar ve dolayısıyla kitabı oldukça heyecan verici boyuta getirmişti. Hele ki kartal adamlar kaplan kadınlar kurt adamlar falan resmen film izliyormuşum gibi hissettirdi. Periler dedik... kötüler dedik... vahşiler dedik... genç erkekleri kaçırıp kanını içerek işkence ediyorlar demedik ama şimdi diyorum... Kral Peri kraliçesini bulana kadar bu şekilde devam edecek bir durum var ortada... bu şekilde söylendiğinde evet korkunç geliyor yani adamlar kötü işte... ama onların açısından baktığımızda da bence kötü değiller ya... sadece hayatta kalma savaşı veriyorlar ve onların yaratılışına göre bu durum onların ihtiyacı... Özellikle söylemek istiyorum ki... Peri Kral'ın düşünceleri, istekleri... sonunda evinde yaşanan durumlar itiraf etmeliyim ki üzdü beni... Böyle olmamalıydı ya... diye düşündüm... Belki serinin diğer kitaplarında olaylar biraz da olsa onların lehine olur tabi insanlar zarar görmeden. Ahh, bir de... şey... perilerin Zara'ya ve Nick'e saldırdıkları o sayfalar varya... nefesimi tutarak okudum resmen... Kurgu süperdi, hatta çok çok iyiydi... akıcıydı, merakla okunuyordu ve su gidi gidiyordu. Sanırım biraz da klasik kurt adam vampir tiplemelerinden sıkılmışlığın verdiği şeyle periler bana bomba gibi geldi bilmiyorum ama periler harbi bomba gibi geldi yani :) -bu arada kurtadamlar ve vampiler hala okunur... onlar hep okunur ;))- Neyse biraz daha konuşursam kitabın içeriğine gireceğim tamamen bahsetmek istediğim o kadar detayı var ki çünkü. O yüzden susuyorum ve size şiddetle tavsiye ediyorum.
Baskı: Kan ve Aşk (Bir Tarihi Masal)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/08/islca-kan-ve-ask.html Hep Bir Türk Masalı dedik, Duygu, Ali, Bekir ve Sedat'ı tanıdık Işılca kalemi ile... şimdi de Bir Tarihi Masal diyerek Vincent ve Emma'yı tanıyoruz. Kadın... sen hep yaz emi, biz okumak için hazır ve nazır beklemedeyiz. Zaman zaman gülüp eğlendiğimiz bazen ilişkileriyle mutlu olduğumuz bazen de çektikleri acıları ile yüreğimizin burulduğu Bir Türk Masalı serüvenine göre bu kitap daha başkaydı. Ahh, evet eğlenceli sohbetleri ve aşk dolu satırları vardı ama sanki o dönemi yaşamışçasına bir anlatımla yazarın diğer kitaplarından ayrıldı. Beni bilirsiniz ben historical severim ve her zaman öncelikli türümdür ve bu kitapta favori historicallarım arasına girdi diyebilirim. Yazarın daha önceki kitaplarını okudunuz mu bilmiyorum ama okusanız da okumasanız da tavsiye ederim bu kitabı. Kitabın kısaca konusunu anlatmak gerekirse; babasının ölümünden dolayı Edessa Lordu'nun sorumluğu olduğunu düşünen Emma her iki beylik arasındaki barışı bozarcasına hareket etmeye başlar ve bir gün Emma topraklarındaki bir köyün ateşe verildiğini öğrendiğinde oraya gider. Bir de ne olsun, Eddesa Lordu Vincent'de orada... Vincent, karşısındaki kadının bir erkek olduğunu düşünerek dövüşmesine rağmen Emma'nın bir kadın olduğunu keşfettiğinde onu esir alır. Ancak krallarının emri ile sadece misafir olan Emma, dört ay gibi bir süre Vincent'in kalesinde tutulur. Bu süre zarfında Emma ve Vincent arasındaki sürtüşmeler, atışmalar, tutkulu anlar yaşanırken yavaş yavaş filizlenen ve sonradan harlanan aşk her iki vahşi yüreği kendine esir eder. Emma babasının katili olduğunu düşündüğü Vincent'i her şeye rağmen yüreğine kabul edecek mi? Peki Vincent erkek gibi yetişmiş olan bu vahşi güzeli kalesinin hanımı kendisinin de karısı olarak alacak mı? Kitap klasik aşk romanı evet ama bir tarihi aşk romanı kadar da hareketli... yani savaş var, dövüş var, bir araştırma var... her şeyden önemlisi iki vahşi yürek için aşk var :) Kitap için daha detaylı yorumlar yapmak isterdim ama spoiler vermekten çok korkuyorum ama yüzeysel olarak değinmek istediğim birkaç şey var. Emma'nın güçlü kişiliği o döneme göre bir kadın olmasına rağmen ayakta durabilmesi, zekasını özgürce kullanabilmesi ve asiliği keyifle okuduğum bir karakter olmasına neden oldu. Hele ki küçük Ellie ile o yakın arkadaşlığı.... itiraf ediyorum en zevk aldığım satırlar oldu :) Çok sevdim ben de Ellie'yi :) Kitabın her satırından zevk aldım okurken. Zaten Işılca'nın kalemini ve kurgu yeteneğini seviyorum. Kendini tekrar etmiyor ve özgün bir anlatımı var. Okurken dünyadan kopup gidiyor bambaşka diyarlarda seyahat etmeni sağlıyor. Öyle bir kitaptı Kan ve Aşk. Bir tarihi aşk romanı severi iseniz kaçırmayın okuyun, bir Işılca seveni iseniz hala okumadıysanız hemen okuyun. Yazarı ilk defa okuyacaksanız ve tereddüdünüz varsa o tereddütleri kafanızdan atın ve kitabı alın. Ben kefilim... kitap muhteşem ama yazarın bütün kitapları muhteşem ki zaten :D Sevgili Işılca,bendeniz Sedat'ı büyük bir heves ve merakla beklemekteyim ama siz derseniz ki biraz daha bekleyeceksiniz o zaman diğer kitaplarınızı da bekliyoruz. Bize her daim okunacak bir şeyler vermenizi diliyorum. Buralarda bir yerde kaleminize hasta, sizi seven bir okur var. Onu kitaplarınızdan mahrum bırakmayın :) "Emma, her şeyiyle Vincent'ındı. O bütün kabalığına, barbarlığına, ruhsuz davranışlarına karşı sevmişti. Zaten en güzel aşk imkansız aşk değil miydi?"
Baskı: Savaşçı (Yabancı, #3)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/08/melissa-landers-savasc-alienated-serisi.html Vay canına ne kitaptı ama... Hele son 100 sayfa nasıl bitti anlamadım! Özellikle sonu, cidden beklenmeyen bir şeydi. Dünya ve Leihr arasındaki keşfetme, yaşama, yeni hayatlar kurma ve her iki ırk arasındaki ilişkiyi geliştirme serüvenine Yabancı kitabı ile başlamıştık. Şimdi seriyi bitirerek Savaşçı kitabıyla bir nokta koyup ilk iki kitapta denenen ırklar arası iletişim ve ittifakın son macerasını okuyoruz. Ancak sonunu çok soluksuz okuyoruz! Melissa Landers oldukça ilginç bir kurgu yazmakla kalmamış bu kurguya aşkı, arkadaşlığı ve aileyi de ekleyerek aslında bizlerin birbirlerine olan bağını da ortaya koymuştu. Bu özellikleri ile seri benim için daha bir ayrı oldu :) Düşünsenize siz iki kardeş arasındaki o normal görünen diyaloglar başka gezegenlerde yaşayanlar arasında yok ve bunu kurguya dahil edip işlemek oldukça ince bir düşünceydi bence. Neyse o kadar detaya girmeyeceğim, kitabın hatta serinin heyecanını öldürmek istemiyorum. İkinci kitapta denk geldiğimiz Aribollerin gönderdiği probların sırrı bu kitapta açıklanıyor. Ayrıca sadece açıklanmıyor belirli bir amaç için gönderildiği ve bu amacın Dünya ve Leihr için oldukça acı sonuçları olacağını da gösteriyor. Cara ve Aelxy yine aşklarını doruklarında yaşarlarken sanki evren onlara karşıymış gibi olaylar patlak veriyor ama bu sefer daha evrensel olaylar... Çok fazla kitap içeriğine girmemek için detaylara girmiyor ve susuyorum :) Kitabın içerisindeki olaylara dair o ince detaylar, Aribollerle ilgili bilgiler, Dünya üzerindeki hareketler ve Aribol gemisindeki detaylar... hayret ettirecek bir hayal gücünün ürünü, şaşkınlıkla ve heyecanla okumama neden oldu diyebilirim. Ama kitapla ilgili beni en çok etkileyen kısım Ariboll gemisinin içinde yaşananlar ikinci sırada gelmekle beraber Syrine'nin hayatındaki son bölümde gerçekleşen değişiklikler... Yok artık ya dedim.. beklemediğim bir detaylı özellikle onun için... Bizler her şekilde mutlu son isteyen okurlarız ve bu seri de oldukça mutlu sonla bitiyor. Aşk kazanıyor, arkadaşlık ve aile sevgisi kazanıyor, yaşama sevgisi kazanıyor... Seriyi ilk kitaptan beri severek takip edip zevkle okudum. Sizlere de tavsiye ederim. Her yaştan insanın severek okuyacağı serilerden bence..
Baskı: Paramparça
http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/08/kim-karr-paramparca-connections-2_15.html Yeni Bir Başlangıç kitabı ile başladığımız "Connections Serisi"ne ikinci kitap Paramparça ile devam ediyorum. İlk kitabı beğenmiştim ve seri bitmeden ikinci kitaba başlama gibi bir niyetim yoktu ama nedense elim gitti ve bir anda başladım ikinci kitaba. Hani ilk kitapta River ve Dahlia'nın tanışma maceraları, Ben'in ölümü Dahlia'nın çöküşü sonrasında River ile tekrardan birbirlerini bulmaları falan monoton da gitse bir heyecan uyandırıyordu. Ancak bu kitap oldukça yavaş ve monotondu. İlk kitaptaki heyecanı bulamadım zaman zaman sıkıldığımı da hissettim. İlk kitabı okuyan bilir çok ilginç ve şaşırtıcı bir sonla bitmişti ve şimdi o sondan bu devam etmesi kitabın ilginç olacağını düşündürtmüştü ama biraz zorlama yapılmış gibi geldi. Hani o son yazılmasaydı ve River ve Dahlia'nın hikayesi ilk kitapta tatlı bir şekilde sonlansaydı daha iyiydi. Durgun, monoton ve bazen de sıkıcı giden bir kitaptı. Okurken açıkçası bitsin diye gözünün içine baktım resmen. Kitabın konusuna değinmeyeceğim yoksa ilk kitabı okumamış kişiler için çok fazla spoiler olur ve hevesi kaçar. Ama açıkçası bu kitap beklentimi karşılamadı ve şuan da üçüncü kitap elimde ve okuma konusunda tereddüt yaşıyorum. Sanırım bir şans verip okuyacağım çünkü o kitap River'ın kardeşi Xander'ın hayatını anlatıyor yanılmıyorsam. Zaten o da olmazsa ben bu seriden elimi yıkarım gibi görünüyor. Bu arada küçük bir bilgi olsun, ilk iki kitap (Yeni Bir Başlangıç ve Paramparça) Dahlia ve River'ı anlatıyor. Hayata Dönüş kitabı Xander'ın, Frayed kitabı Bell'in hikayesi ve son kitapta yanılmıyorsam bütün karakterleri bir araya getiren bir kitap. Seriyi okuyup okumamak sizin tercihiniz. Ben bu kitabı beğenmedim, ilkini beğenmiştim ancak üçüncü kitabı okuyarak bir şans daha vereceğim sanırım.
Baskı: İçime Bir Unut Düştü
http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/08/figen-denli-icime-bir-unut-dustu.html ~~~*~~~ Duygularını ortaya koyamıyorsan, kendini hayata sunamıyorsundur. ~~~*~~~ Daha önce okumadığım bir türde kitaptı. Deneme tarzında şiirsel anlatımları olan biraz depresif konulu bir kitaptı diyebilirim. Arada hoşuma giden yazılar vardı hatta bazılarını sevdim ama aralarda çok depresif olduğunu düşündüğüm yazılarda vardı. Aşk acısını, sevdiğinden uzakta olmanın acısını hasretini konu alıyordu yazılar. Benim tarzım olan bir kitap değildi, denemek istedim ve okudum. Bu türde yazıları okumak isteyenlerin seveceğini düşünüyorum. ~~*~~~ Kalpte yangın çıkıyor ve kalp önce yangın çıkaranı kurtarmaya çalışıyor. ~~~*~~~ Deneme türündeki kitapları seviyorsanız ve bir de şiirsel anlatımı ve şiiri seviyorsanız bir deneyin. Fazla acı dolu olan satırların yanında güzel satırlarda var. ~~*~~~ Dilimin ucunda acı. Konuşsam seni, sussam beni yakacak. ~~~*~~~ Kitabın iç tasarımı çok güzeldi.Aralardaki siyah sayfalar ve sözler oldukça can alıcı bir görünüm yapmıştı. Dediğim gibi bu tür kitapları okumadığımdan nasıl yorumlamam gerektiğinden emin değilim. Benim için fazla depresif olmasının yanında bu tür yazıları okumaktan hoşlananların seveceği bir kitap olduğunu düşünüyorum. Denemek isteyene tavsiye ederim.
Baskı: Bir Yudum Sevgi
http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/08/aslhan-akagoz-bir-yudum-sevgi-askn-yolu.html Takipçilerim bilir, severek okuduğum Türk yazarlardan biriydi Aslıhan Akagöz. Her kitabı elimde bulunmasının yanında bir kitabı hariç hepsini okumuş bulunuyorum. Son çıkan kitabı Bir Yudum Sevgi'de okunanlardan. Aslıhan Akagöz'ün kurgu şeklini hep sevmiştim, sıkmıyor yormuyor eğlendiriyor ve gülümsetiyordu. İçimi ısıtan sıcacık aşk ve aile ilişkili hikayeleri oluyordu. Bu yüzden de kitaplarını incelemeden alır hale gelmiştim... ama... Ne yazık ki bu kitap diğerleri gibi değildi. Konu olarak da gidişat olarak da bana sıkıcı geldi. Çok üzgünüm tatlım ama bu kitabını pek sevemedim. Hep bir olay olmasını bekleyerek çevirdim sayfaları ama olmadı. Çok durgundu, bir yerden sonra da kitabın beni boğmaya başladığını hissettim. Hani bitmesi için gözünün içerisine bakarsınız ya öyle bir hisse kapıldım. Kitabın konusundaki aile ilişkisi güzeldi ama sadece o kadardı sanki... Bir şeyler eksik geldi, yavan geldi. Olmamıştı bence... diğer kitaplarını okumuş bir okur olarak diyebilirim ki en sönük kitabıydı benim nazarımda. :( Bilmiyorum... olmadı bu kitap bence... o kadar güzel kitapların üzerine bu olmadı...
Baskı: Sağdıç (Gamble Brothers, #1)
3,5 stars http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/08/jennifer-l-armentrout-sagdc-gamble.htmlv Bu kadının kalemini seviyorum. Sıkmıyor, yormuyor... gereksiz uzatmalara gitmiyor... hele ki bu kitabında tam film gibiydi. Çabuk okundu, gereksiz entrikalar veya üçüncü kişiler yoktu... Güzeldi. :) Jennifer L. Armentrout, ülkemizde neredeyse milyonlarca kitabı yayınlanan yazarlardan biri. Şimdiye kadar hep fantastik kitaplarını okumuştum şimdi yazarın günümüz aşk romanı türünde bir kitabını okumak çok zevkliydi. Fantastik romanlarında kurgu yeteneği ve kalemi nasılsa bu kitapta da aynıydı. Akıcı, zaman zaman gülümseten, Chase'in tavırlarına sinirlendiren ama sonunca "Ayyy" diye kızsal tepkiler verdirten bir kitaptı. Ben beğendim :) Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse, Maddison ağabeyinin en yakın arkadaşı ve kendisinin de çocukluktan beri tanıdığı Chase'e aşıktır. Ve bu aşkı neredeyse bütün dünya duymuştur. Yani o kadar farkındalar Maddison'ın çevresindekiler bu aşkın. Neyse, Maddison ağabeyinin düğününde Chase'in de bulunacağını bilerek gittiğinde onunla tekrar karşılaşmak oldukça zor oluyor onun için bir de bunun içerisine otelde yapılan yanlışlık nedeniyle ikisi aynı odada kalmak zorunda kalması, duurumu Maddison için içinden çıkılmaz bir hale getiriyor... Tabi... yakışıklı mavi gözlü Chase'de bir yere kadar Maddison'dan uzak durabiliyor. Aralarındaki ilişki sarpa sarıyor... Neler olduğu kitapta anlatılıyor. Zaten kısacık birkaç saate bitiyor kitap ve okurken keşke biraz daha uzun olsaydı diyorsunuz. Kısacık bir kitaba dair daha fazla yorum yapmayacağım, ama ben beğendim. Zaten yazarın kalemini seviyor ve kitaplarını okuyorum. Sizlere de tavsiye ederim :) Ahh bu arada yabancı sitelerde yazarı J. Lynn olarak görülüyor ancak Jennifer L. Armentrout bu kitabı ve birkaç kitabını bu mahlas ile yayınladı.
Baskı: Aşkın Sırrı ( Sır Serisi # 3 )
http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/08/oyku-odabas-askn-srr.html Sonunda ne olacağının merakıyla okuduğum bir seriydi ve seriyi bitirdim. Özellikle diyorum ki son bölüm çok güzeldi :) Öykü Odabaş'ın Sır Serisi'nin son kitabı olan Aşkın Sırrı'nda artık bütün hepsi çift ve aşıklar... birbirlerini seviyorlar ve bir zamanlar sadece erkekten oluşan kardeş bağları artık büyüdü ve kocaman bir aileden oluşur haline geldi. Rüzgar ve İpek'in olayı çözüldü, tehditler bitti, sonunda mutluluğa kavuştular. Tabi bu kitapta diğerleri gibi atraksiyonluydu. Yine kaçırmalar falanlar filanlar derken yeni aşk filizlendi... Hepsinin çifti varken bir sevgili hak eden Semih de kendine birini buldu. Batı'nın yeni asistanı Eylül... Semih ve Eylül'ün tanışmaları eğlenceliydi... gerçi Semih zaten eğlenceli bir karakter ya neyse. Bu kitapta da karakter geçişleri vardı... gerçi bu serinin bütün kitaplarında vardı...Açıkçası şu seri direk üçüncü ağızdan anlatılsaydı bence süper olurdu. Çünkü tek tek her karakter tarafından yazılmış bölümleri okuyoruz bari direk 3. kişi tarafından olsun da daha bütün daha etkileyici dursun diye düşünmedim değil. Kitaplarda atraksiyonu seviyorum ve bundaki atraksiyonda çok iyiydi. Sevdim en azından. Kitapta yeni çiftimiz de Elif ve Devrim oldu. Üç kitap boyunca en sevdiğim çift sanırım bunlar oldu. Elif gibi yaralı bir kıza da zaten Devrim gibi sabırlı bir genç yakışırdı. Çok küçük yaşta çok büyük acılar... Neyse :) Kitabın son bölümü tam olması gerektiği gibi olmuş bayıldım! :) Güzel bir seriydi. Çok büyük beklentilerle okunmazsa keyifli dakikalar geçirtebilir okurken. Çok fazla karakter geçişinden rahatsız olsam da genel olarak seriye bakıldığında fena değildi.
Baskı: İlham Perisi
http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/08/canan-aduzgan-ilham-perisi.html Canan A Düzgan'ın daha önceden Belalı Korumam kitabını okumuştum dolayısıyla kalemini bildiğim bir yazar. Kitabın konusunu da oldukça ilgi çekici bulunca eee oku İnci dedim :) Canan Hanım'ın akıcı kalemi bu kitapta da kendini göstermiş, kitabın kalınlığına aldanmayın akıcı kurgusu ve olay döngüsüyle oldukça hızlı gidiyor. Hatta aradaki o esprili konuşmalarla nasıl gittiğini anlamadığınız sayfalar da oluyor. Türk yazarları sanırım karakter geçişli kitapları yazmayı çok seviyor :) bu kitapta karakter geçişliydi tabi beni bilen bilir ben pek sevmem öyle geçişli anlatımları ama sanırım alışmak zorundayım :) Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse, okulunda ezik herkesin dalga geçtiği Helen yazmaya olan tutkusunu durduramaz ve bir hikaye yazmaya başlar... derken bir sabah gözlerini açtığında bilmediği bir yerde ve karşısında tanımadığı bir adamla karşılaşır. Daha sonradan anlar ki yanında bulunduğu adam kitabının kötü karakteri Ramon ve bulunduğu yer de onun üstün güvenlikli evi... Kendi hayatına nasıl geri döneceğini bilemeyen bulunduğu dünyada ayakta kalmaya çalışan Helen'in bu değişimden sonraki macerasını okuyoruz. Eğlenceli, romantik zaman zaman sinir bozucu olsa da fazlasıyla gülümseten bir kitap olmuş. Tam böyle otur cipsini kolanı al izle diyebileceğim bir kurguda kitap. Okurken güldüğüm, kıkırdadığım ve eğlendiğim oldukça fazla yer vardı. Kitaba dair pek detay vermeyeceğim çünkü spoiler verip de hevesinizi kaçırmayayım ;) Ancak şunu diyebilirim ki kitabın sonunda oldukça şaşıracaksınız. Yazar öyle bir ters köşe yapmış ki yok artık dedim... Beni şaşırtan kitapları da yazarları da severim. Belalı Korumam kitabından daha çok sevdim bunu. Eğlenceli romantik komedi bir şeyler arıyorsanız denemelisiniz :)
Baskı: Bir Parça Masal
http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/07/zeynep-sarac-bir-parca-masal.html Uzun zamandır elimde olan ve yeni okumaya karar verdiğim bir kitap "Bir Parça Masal", aynı zamanda yazarın kalemiyle tanışmama neden olan kitap :) Normalde içeriğinde siyasete dair bir şey olan hiçbir şeyi okumaktan hoşlanmam ama asıl adamımızın en büyük tutkusu siyaset olunca ve yazar da bunu çok güzel, yormadan sıkmadan kaleme alınca okumak da zevkli oldu. Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse; Aras siyasi kariyeri için iyi bir evlilik yapıp halkın daha fazla sevgisini kazanmak istemektedir ve bunun için en iyi aday yetimhanede yetişmiş kimsesi olmayan Rüya'yı kendine eş olarak seçer.Gelişen olaylar sonucunda Aras'la evlenmek zorunda kalan Rüya farkında olmadan kalbini karşısındaki bu başarılı siyasiye kaptırır. Sevmeyi bilmeyen ve daha da önemlisi birini sevmekten korkan buz kalpli Aras farkına varmadan kendisine aşık olan Rüya'nın duygularına karşılık vermeye başlar ancak önlerinde çok önemli sorunlar vardır. Aras'ın Rüya'dan sakladığı sırlar ve bu sırrı bilen biri vardır! Bu sırlar ortalığa çıkarsa Rüya'nın Aras'ı terk etme riski olmasının yanında kalbini Rüya'ya vermiş olan adamın da yıkılışı olacaktır... Konuyu böyle anlatınca çok entrikalı geldi farkındayım ama entrikalar yok, ilişkide 3. kişi olacak bir kadın yok ama Rüya'ya aşık bir adam var... gerçi o da Rüya mutlu olsun diye Rüya'dan vazgeçebilir... Neyse çok fazla kitap içeriğine girmeden yorumuma devam edeyim :) Beğenmediğim bir kısım vardı. Kitap başta Rüya'nın tarafından anlatılıyor sonra bir den üçüncü kişi tarafına geçiyor sonra tekrar Rüya'ya geçiyor falan.... şu kitap direk üçüncü kişi tarafından anlatılsaydı sanki daha güzel olurdu. Biliyorsunuz beni ben geçişli anlatımları pek sevmiyorum :( Kitaptaki duygu aktarımı çok güzeldi, kurgu çok güzeldi biraz da siyasi kişiliklerinin başarıyı elde edebilmek için yaptıklarına değinir modu süperdi. Evet bazen başarı için bazılarının canını yakmak gerek ama bizler kıyamayız ancak kıyanlar da var... bunu gördük kitapta. Bunun yanında Aras ve Rüya arasındaki ilişkiye bayıldım, hele ki Aras'ın yabancısı olduğu birçok duyguyu öğrenmesi ve Rüya ile yaşaması çok güzeldi. Rüya'nın geçmişine rağmen kişiliğini, gücünü ve suskunluğu ile -bence- cezalandırması... hayran oldum sanırım bu kadına. Siyasi başarı elde etme yolundaki kalbi yaralı bir adamın aşkı keşfetmesi ve sevilmeye ihtiyacı olan bir kızın sonsuz sevgiyi tatmasının hikayesiydi. Şöyle bakınca ben sevdim bu kitabı ya... :) Yalnız bir sıkıntı var kitap yarım kalıyor dolayısıyla 2. kitabı bekleyin okumak için ;) Tavsiye edilen bir kitaptı ;)
Baskı: Saklı Cennet - (Cennet Serisi -2)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/07/gulay-sena-dundar-sakl-cennet-cennet-2.html Bir Türk yazarın daha kitabını okumuş bulunuyorum. Yazarlarımızın da en az yabancı yazarlar kadar eğlenceli kurgular ve sohbetler yazabiliyor olması beni sevindiriyor. Nasıl ki yabancı yazarlarda okuyup güldüğümüz kahkaha attığımız kitaplar varsa Türk yazarlarından da aynı yeteneği görmek çok mutluluk verici... Gülay Sena Dündar'da bu kitabında tam olarak öyle bir şey yapmış. Yazarın ilk kitabı Çalınmış Cennet'i okumadım ama şunu söylemeliyim ki bu kitaptan sonra onu da okumak istiyorum :) Cidden oldukça eğlenceli, bol kahkahalı, dizi tadında romantik komedi bir kitap yazmış. Kendisini bu konuda tebrik ediyorum uzun zamandır sesli kahkaha atmamıştım bir kitabı okurken :) Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse, Gülay babasının karanlık hayatından ve ikinci evliliğinden kaçarak kendisine yeni bir hayat kurmuştur. Ancak kaderi peşini bırakmayarak babasının hayat tarzını yaşayan iki adamı hayatına sokmuştur. Birisi kendisini çok belli ederken diğeri eğlenceli kişiliği ile oldukça normal görünmektedir. Gülay biriyle - Uytku'yla- muhabbet etmekten hoşlanırken diğerinden -Şamil'le- fazlasıyla hoşlanmamaktadır. Hayatı bir savaşın içerisinde geçip giderken bir gece hiç de beklenmedik olaylar sonucunda Gülay'ın hayatı yön değiştirir. Yaptığı seçimlerin, aldığı kararların sonucunda aşkın kendisini beklediğini daha da önemlisi karşılık alabileceğini fark eder. Tabi hiçbir şey bu kadarla kalmaz... ne Gülay'ın ele avuca sığmaz lafları, haylazlıkları ne de Utku'nun Gülay'dan aşağı kalmayan tavırları... bir de bunun içerisine Şamil'i de ekledik mi? Tamam oldu! :D Hiçbir şey anlamadınız değil mi kitabın konusunu özet geçmemden :) şimdi okuyunca bende pek anlamadım :D Neyse... Gülay insanın üzerinde böyle bir etki yaratıyor. Saklı Cennet, oldukça eğlenceli bol kahkahalı romantik komedi tarzında bir kitaptı. Okurken eğlenme garantisi veriyor. Hatta öyle ki toplu taşımalarda ya da kalabalık alanlarda okumayın sesli kahkaha atabilirsiniz ;) Şahsen ben bazen sesli kahkaha attım o kadar yani :) Ancak şunu da söylemek istiyorum belki spoiler olacak bilemiyorum... Utku ve Gülay evet aşklarını karşılıklı yaşayacaklardı belki ama karşılıksız olarak Gülay'ı seven ve her şeyiyle kabullenmeye hazır Şamil'e çok üzüldüm. Adam sevdi be... her şeyiyle hem de sevdi... kendisine ters gelen her şeyi kabul edecek kadar sevdi.. sevdiği kadının başkasını seviyorum demesiyle kahrolacak kadar sevdi... acıdım valla adam :( üzüldüm... keşke o da kendine denk birini bulsaydı dedim. Neyse... Eğlenecek, sizi güldürecek, bütün stresinizi atacak bir kitap arıyorsanız tam size göre :) Çok büyük beklentilerle de okumayın ama... eksiklikleri vardı, abartı olduğunu düşündüğüm kısımlarda vardı ama yine de eğlenceli komedi ve romantikti :) sevdim, okurken eğlendim de, kahkahalarla güldüm de :)
Baskı: Teslimiyet
http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/07/nina-croft-teslimiyet-babysitting.html Nina Croft'un Teslimiyet kitabı uzun zamandır elimde olan ama bir türlü okumak için elime almadığım bir kitaptı. Sonunda okudum ve bir günde okunacak, güzel romantik bir kurgusu olduğunu fark ederek su gibi aktı sayfalar... Kitabın konusuna kısaca değinmek gerekirse; erken yaşlarda yaptığı evlilikten sonra hem kendine hem de erkeklere karşı güvenini kaybetmiş bir kadın olan Kim, arkadaşı Jake'in güvenlik şirketinde çalışmaktadır. Bu şekilde hem kendini korumayı öğreniyor hem de kendi ayaklarının üzerinde durarak kendine güvenini yeniden buluyordu. Ancak oldukça iyi gidiyor gibi görünen hayatında eksikliğini hissetmeye başladığı bazı duyguları bulabilmesi ve kendini mutlu edebilmesi için Jake'den yardım teklifi gelince kararsız kalan Kim ya en başından kendine verdiği sözü tutacak ya da Jake'in çekimine yenik düşüp ona aşık olacaktı. Jake ile Kim'in arkadaşlık ilişkileri çok güzeldi ancak iki sevgili olarak da çok yakıştılar diyebilirim. Okurken bile ikili arasındaki didişmelerde iki sevgilinin kavgalarını anımsatıyordu. Kısa, tadı damakta kalan sıcacık bir aşk romanıydı. Çok uzatmayacağım yorumu çünkü kitap içeriğine girmem gerekebilir o zaman... kısa kesiyorum. Ancak küçük bir uyarıda bulunayım... Kitapta erotik sayfalar vardı dolayısıyla da eğer bu tür detayları okumak sizi rahatsız edecekse okumayın. Ama erotik roman kapsamına girecek bir kitap da değil. Bunu da şuraya not düştükten sonra yorumumu bitiriyorum. Ben beğendim, çoook mükemmel bir kitap değildi ama okunduğunda zevk alınacak ve sıkmayacak bir kitaptı. Su gibi akıp gidiyordu. Bir oturuşta okunabilinir.
Baskı: Aşk Tutkusu
http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/07/tuba-atc-cosar-ask-tutkusu-aska-dair-2_22.html Sıkmadan, akıcı ve sürükleyici bir şekilde kaleme alıyor kurgusunu. Karaktere aşık oluyorsunuz aynı zamanda bazen öyle tavırlar sergiliyorlar ki sanki çevrenizden birinin doğallığı var onların üzerinde diye düşünüyorsunuz. İlk kitap Aşk Büyüsü'nde tanıdığımız Ela'nın yakın arkadaşı Berk ile Baran kız kardeşi Beren hikayesini okuyoruz. İkisinin geçmişe dayanan bir tanışıklığı olmasının yanında birbirlerini gerçekte kim olduklarıyla ilk kez Ela ve Baran'ın düğününde görüyorlar. Tabi sonrasında olaylar gelişiyor. Beren'e aşık olan Berk, sevdiği kızın kalbini çalabilmek için bir çırpınışa giriyor. Beren ne kadar inkar ederse etsin aslında aşık olduğu Berk'ten kaçmaya çalışıyor derken sadece tek bir şans ile denemeye karar vermeleri üzerine zaten olaylar da patlak veriyor. Güzel, sıcacık, aşk dolu romantik ve zaman zaman eğlenceli bir kitap. Bitmesini istemeyeceğiniz ama karakterlerin de mutlu sonu olmasını isteyeceğini bir kitap. Berk'in aşk dolu ve sevdiği kadını elde edebilmek için savaşmasını hayranlıkla okurken bir adet yeni sürümünden sahip olmak isteyeceksiniz. Ela'nın ise o dik kafalı tavırlarına bazen sinir olsanız da aslında onun da kalbinde Berk'e karşı oluşan kıvılcımın harlanıp onu yakıp kül etmesini okuyacaksınız. Sizin de kalbinizi yakıp kavuracak bir aşkı isteyeceksiniz. İliklerimize kadar hissederek okuduğumuz Ela ile Baran aşkının meyvelerini vermiş bir şekilde evli mutlu çocuklu hallerini okumak sizi gülümsetirken atışmaları kavgaları evliliklerindeki tuz biber olmasının nedenini anlayacaksınız. Hele ki aralarındaki kıvılcımın sönmemiş olması... yüzünüzü gülümsetecek :) Henüz hikayelerini bilmesek de wattpad'de yayınlanmaya başlayan Didem ile Kemal'i evli mutlu ve bebek bekleyen halleri sizi kahkahalara boğarken deli gibi hikayelerini bilmek isteyeceksiniz. Bir gizem gibi sır kalan, belki de benim gibi yazara baskı yapacağınız yeni bir aşkın ya da belki eski bir aşkın üzüntüsü içerisinde yanan, acıyan kanayan iki kalbi... Göktan ile Ecrin'i okuyacaksınız. Belki de en çok onları merak edeceksiniz. Geçmişlerini...geleceklerini.. çünkü şuanlarında nasıl olduklarını bileceksiniz ama öncesi... ya da sonrası... gizemini korurken bir okur olarak hikaye aşığı ve belki mutlu son isteyen biri olarak onları gülümsediklerini aşklarını yaşayabildiklerini görmek isteyeceksiniz. Aşk Tutkusu... öyle bir kitap işte... :) Birçok çifti ile sizi gülümsetip kalbinizi sıcacık yaparken gizemli ve bir sır gibi kalan yarım hikayeleriyle de sizi merakta bırakacak bir kitap. Elinizden bırakamayacaksınız! Ben bırakamadım. Okumak istemedim bitmesin diye... ama okumak da istedim aynı zamanda hikayedeki aşkı tadabilmek için. Çok beğendim, sizlere de tavsiye ederim mutlaka bu seriye el atın! :)
Baskı: Avcı (Melez Sözleşmeleri, #5)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/07/jennifer-l-armentrout-avc-melez.html En güzel şey serilerde kitapları peşpeşe okumaktır. Apollyon'dan sonra ara vermeden Avcı'ya başlamanın hazzı ile okudum kitabı. Soluksuz, heyecanla... Yazarın kitaplarını harbi çok seviyorum. Kadın fantastik kitaplarda işi biliyor. Normal kitaplarını da okuyup tadacağım kalemini. Apollyon'da soluksuz biten macera Avcı da devam etti ama ne devam etti :) Kitapta en çok hoşuma giden ve beni oldukça şaşırtan şey Seth oldu. Adam... tam bir sürprizdi. Ben aslında ilk kitaplar da Seth'i seviyordum, her ne kadar ilerleyen zamanlarda tereddüt etsem de son kitapta o adamı sevmemi sağlayan nedeni daha iyi anladım. Evet, Seth iyi değildi ama hatalarından ders alıp da bir şeyleri düzeltme çabası takdirlikti. Sevdim be seni Seth! Tanrıların tutumları beni sinir etse de Ares beni en şaşırtan oldu. Adam cidden bambaskaydi tıpkı titan gibi... Apollo... benim olsana sen diyesim var :) ama Hades sen de olabilirsin. ;) Kitabın sonu beni en şaşırtan yer oldu. Böyle bir son beklemiyordum, şaşırtıcı ve tamamen sürprizdi. Kitaba dair daha çok şey yazmak isterdim ama içeriğe girmek ve okumamıs veya okumaya niyeti olanların hevesini kırmak istemiyorum. O yüzden kısa kesiyorum.Ben bu seriyi çok seviyordum ve hala da seviyorum. Dediğim gibi bu kadının fantastik kitaplarda çok başka bir hayal gücü var ve oldukça iyi şeyler ortaya çıkarıyor. Ben seviyorum ve seriyi de tavsiye ediyorum. Ahh bu arada, kitaptaki savaş sahnesi iyiydi daha iyi olabilirdi ama yine de tatmin ediciydi. Hiç zaiyat vermeden savaşı bitirmek yerine kaybedilen arkadaşlarla daha gerçekçi oldu savaş. Mitolojiyi severim ve bu kadar mitolojiyle iç içe kitaplara ise bayılırım :) Neredeyse Yunan Mitolojisi'ne ait bütün tanrıları gördük ve onları okumak o kadar güzeldi ki bayıldım! Ben beğendim... daha ne diyeyim :) Aslında destansı bir yorum yazarım ama o zaman çok çok çok fazla kitap içeriği olacak o yüzden en iyisi susmak diyor ve yorumumu kısa kesiyorum :) Ama keşke diyorum... İksir adındaki ara kitabı nasıl Apollyon'un başına eklediler, 'One and Only' diye de bir ara kitap var onu da Avcı'nın başına ekleselerdi. İksir 3. ve 4. kitabın arasıydı One and Only ise 4. ve 5. kitabın arası... onu da okusaydık tam olurdu bence. :)
Baskı: Apollyon (Melez Sözleşmeleri, #4)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/07/jennifer-l-armentrout-apollyon-melez.html Aiden ile yeniden karşılaşmanın sevincinden mi bahsetsem yoksa seriye devam ediyor olmamdan mı? Uzun bir ara vermiştim ve sanırım artık bu seriye devam etmeye kendimi hazır hissettim, devam ettim. Şu an son kitaba ayraç koydum sırada Avcı var ve hevesle başlamayı bekliyorum :) Jennifer L. Armentrout kalemini sevdiğimi biliyorsunuzdur, yazarın bir serisini bitirdim birkaç kitabını da okuduğum düşünülürse, yazar favorilerimden biri :) Apollyon, 3. kitap Tanrı'nın kaldığı yerden devam ediyor ve birçok şey çözüme ulaşıyor tabi yanında bilinmezlikler de getiriyor. En azından artık bütün bu olayların başındaki isim belli oldu gerçi kitabın sonunda öğrendik ama olsun ;) Alex'in uyanışının ardından yaşadıkları, ikilemleri, saldırganliğı ve daha da önemlisi Aiden ile olan ilişkisi... güzel kurgulanmıştı ama bir o kadar da sonunu merak ettiriyordu. Nedense okurken biraz fazla mı uzatıldı diye düşündüm ama yine de genel olarak kurgu bütünlüğüne bakıldığında güzeldi. Seth ile olanlara üzülsem mi sevinsem mi bilemedim. Halbuki ilk kitaplarda daha doğrusu Seth'i tanıyıp da iç yüzünü bilmeden önce sevmiştim. Hatta Aiden değil de Seth fanıyım diyecek kadar sevmiştim ancak şunu fark ettim ki Seth sevilecek bir adam değilmiş. Gerci belli olmaz belki son kitapta tekrar severim ;) Aiden ve Alex'in ilişkisi süperdi çok keyifle okudum hele ki Marcus'un -Alex'in amcasi- tepkileri süperdi :) Kusursuz bir aşk görmek beni tatmin etti hatta Alex'in kendini bulma aşamasinda Aiden ile olanlar... bir an aha son dedim ama güzel bağlandi. Savaşma sahnelerini çok beğendim, kitabin nefes kesici kısımlarıydi keşke daha uzun olaydı savaş kısmı. Kitabin son 2 bölümü en güzel bolümlerdi çünkü çok fazla detay ve sonuç var gibiydi. Bir de seride ara kitap vardi İksir -Elixir- diye... o ara kitabin da bu kitabin içerisine konması çok iyi oldu cünkü diğer türlu belki bazi şeyleri anlamazdık ya da iksir muhabbetinde bazı şeyler hava da bile kalabilirdi. Yayınevi o kismi eklerken çok düşünceli davranmanın yanında okuru da düşünmüş bence. Şahsen cok memnun oldum ben İksir'i de okuduğuma. Bir serinin son kitabina kadar okuduysam o seriyi sevmişim demektir. Melez Sözleşmeleri Serisi'ni sevdim ve zevk alarak okudum. Sizlere de tavsiye ederim, hatta bence peşpeşe okuyun bütün kitaplari :) daha çok beğenir beklemek zorunda kalmazsınız ;)
Baskı: Parçalanmış Dünyam (Starbound, #2)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/07/amie-kaufman-meagan-spooner-parcalanms.html Starbound Serisi kaldığı yerden son sürat devam etti. İlk kitapta okuyan bilir, LRS yaptığı deneyleri Lilac ve Tarver fark etmiş ve kendi güvenlikleri için büyük bir sır gibi saklamışlardı. Şimdi Avon gezegeninde baş gösteren fısıltılar, sonuçları ve olası görünen savaşa engel olmak isteyen iki genci okuyoruz. Yazarlar yine nefes kesici bir kurguya imza atmışlar. Yine soluksuz okunuyor ve merakla ne olacağını bekliyorsunuz. İkinci kitap da ilk kitap kadar süperdi. Dahası ise 3. kitabı beklenti doruklarda ve sonucu nasıl olacak diye daha büyük bir merakla bekleniyor. Öncelikle meerak edilen ve sorulan bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Bu kitapta da Tarver ve Lilac'ı görüyoruz. Baş karakter olarak değil ama ara karakter olarak kendilerini gösteriyorlar. Kitabın baş karakteri Yüzbaşı Lee Chase, ilk kitaptan tanıdığımız Tarver'in askerlerindendi ve bu kitapta da Lee, Tarver'dan yardım istediğinde kendilerini gösteriyorlar ama tabi ki kitabın baş karakterleri Lee ve Flynn. Kitabın konusuna detaylı bir giriş yapmayacağım, çünkü arka kapak yazısı yeterince açıklayıcı ve daha fazlası zaten kitap içeriğine girer. O yüzden direk kitaba dair yorumuma giriyorum. :) LaRoux'un yine iş başında olduğunu bu kitapta yine görüyoruz. Bir şeylerin peşinde olduklarını daha da önemlisi neyin peşinde olduklarını üç aşağı beş yukarı tahmin edebilir hale geliyoruz. Bu türdeki kitapları nadir okurum biliyorsunuz dolayısıyla içeriği ve kurgusu gidişatı ile kitabı çok beğendiğimi söylemeliyim. Daha iyisini okumadım henüz ve bu seriyi çok beğendim :) En çok hoşuma giden de yazarın kurguyu yarım bırakmıyor olması... nasıl Tarver ve Lilac olayı kesin sonuç almasa da karakterleri tatmin edecek bir sonuca bağlanıyordu bu kitapta da öyle. Lee ve Flynn için tatmin edilebilecek bir sonuca bağlanıyor ama sadece geçici süreliğine çünkü biliyoruz ki... fısıltılar hala bir yerlerdeler... LaRoux bir yerlerde yine deneylerine devam etmekte... Kitabın sonu tek bir konuda yarım bitiyor diyebilirim bu da bu fısıltılarla sonucun ne olacağını ya da LaRoux'un nasıl durdurulacağı... açıkçası işler biraz fazla çığırından çıktı ve nasıl durulacağı hatta durdurulup durdurulmayacağı bile merak konusu. Size kısaca bir bilgi vermekte sakınca görmüyorum. Kitap Tarver ve Lilac'ın yaşadıklarımım üzerinden 8 ay geçtikten sonrasını anlatıyor. Dolayısıyla ne fısıltılar duruyor ne de yapılan deneyler... sadece şimdiki deneylerin merkez üssü Avon ve denekler de orada yaşayanlar... Bütün bu maceranın arasında tabi ki filizlenmeye başlayan bir aşk var. Kendini yavaş yavaş gösterip de kitabın sonlarında doruklara çıkması mükemmeldi. Hele ki kadın karakter Lee'nin zayıf değil de güçlü olması, savaşçı olması ve bir erkekle karşı karşıya olduğunda korkup sinmek yerine savaşabilmesi süperdi. Güçlü kadın karakterleri fazlasıyla seviyorum. Küçük bir sır vereyim mi? Bu sefer kadın karakter erkek karakterden bile güçlü bence ;) hem de ne güçlü istese Flynn iki saniyede yere yığabilir ;) eee kadın asker :) Kitaba dair çok fazla yorum yapmayacağım -gerçi zaten yaptım ama - kitabı çok beğendim. 3. kitabı büyük bir heyecanla bekliyorum ve sizlere de seriyi tavsiye ederim.
Baskı: Bir Küçük Yalan (Ten Tiny Breaths #2)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/07/k-tucker-bir-kucuk-yalan-ten-tiny.html Bir Küçük Yalan... On Küçük Nefes kitabından tanıdığımız Livie'nin hikayesi bize kucak açıyor. Serinin ilk kitabını çok beğenmiştim ve 2. kitabın çıkmasını büyük bir hevesle bekliyordum ki kitaptaki kurgu beni şaşırtmadı. Yine çok güzeldi. K. A. Tucker'ın ülkemizde yayınlanan birkaç kitabı olsa da ben yazarın kalemini bu seriyle tanıdım. Beğenimi kazandığından dolayı da her kitabını almaya başladım. Henüz okumamış olsam da Yabancı Yayınları'ndan çıkan Causal Enchantment Serisi'nin de kitaplarını almış bulunuyorum. - Seri bittikten sonra okuyacağım :) - tabi serinin kitapların tamamı yayınlandıktan sonra ;) - Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse; Livie ailesinin ölümünden sonra ablasını aksine kendini dağıtmamış, alkola uyuşturucuya veya gece hayatına vermemiş... onun yerine sadece eğitimine odaklanarak babasının gurur duymasını amaçladığı bir yol çizmiş o yolda ilerlemeye başlamıştı. Ancak kendine itiraf edemediği şey ise o yolun kendi seçiminden çok ailesinin seçiminin olacağını düşündüğü yol olması... Kendisine tutturduğu bu hayat döngüsünde yollarının kesiştiği okulunun kürek takımı kaptanı Ashton, Livie'nin kendini sorgulamasını ve hayatında bir şeyleri değiştirmesine neden oluyor. Bu sırada kapısını ansızın çalan aşk ise... Livie'nin hayatını karmaşıklaştırıyor ve hissetmediği duyguları karşısına çıkarıyor. Livie'nin ne kadar kabul etmek istemese de ailesinin ölümünden bambaşka etkilenen hayatını okuyoruz. Tabi bu hayatta kendi yolunu bulma çabasını... kendini tanıma, neyi istediğine karar verme çabasını... aşkı öğrenmesini, tatmasını... Ashton'ın hayatı cidden çok fenaydı. Üzüldüm ona da... ama o da kendisi için doğru olan yolu çizdi. Reagen ve Grant ikilisini sevdim hatta Ty'ı bile sevdim :D Connor'a da üzüldüm ama onunda mutlu olduğunu görmek güzeldi. Kitaptaki arkadaşlık çok güzeldi. Bu kitapta da Trent ve Kasey'i görmek süperdi. Onları hep daha fazla okumak istemiştim. Şimdi onları mutlu ve beraber okumak kadar güzel bir şey yok :) Aile ve arkadaşlık ilişkilerini bu kadar ön planda tutup işleyen kitapları seviyorum. Güzel bir kitaptı, zevkle okuduğum ve 3. kitabı bekleyeceğim bir seri olduğunu söylemeliyim. Tek şikayetim kitabının anlatımının şimdiki zaman olmasıydı. O anlatım okurken beni yoruyor. Sizler nasıl hissediyorsunuz bilmiyorum ama ben yoruluyorum ve daha da önemlisi kitap bir nebze kitap gibi hissettiriyor. Kendimi kaptırmamı engelliyor nedense... Ben öyle hissediyorum şimdiki zamanlı anlatımlarda. Sanırım bu yüzden kitapların hep geçmiş zamanda anlatılması gerektiğini düşünüyorum. Neyse... Kitabın kurgusunu beğendim, gereksiz yere uzatılmadı ve gereksiz entrikalar falanlar filanlar da olmadı. Tadındaydı, uzamadı ve olması gerektiği gibi de bitti. Bu yüzden daha çok sevdim. Ha evet biraz daha uzun olsa okurdum ne yalan söyleyeyim :) ama yine de şu kitabı daha kalın olması için yazmak da uzatmak olurdu sanırım. Beğendim! Seriyi tavsiye ederim. Sadece anlatım şeklinin şimdiki zaman olması pek tercih etmezdim. Acaba çevirmenler bu tür anlatımları geçmiş zamana çeviremiyorlar mı çevirilerini yaparken merak etmiyor değilim.
Baskı: Bir Başka Mavi
http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/07/amy-harmon-bir-baska-mavi.html Ülkemizde yayınlanan Teryüz kitabı ile beğenimi kazanan yazar Amy Harmon'ın ikinci kitabı Bir Başka Mavi de ilki kadar güzel, etkileyici bir kurguya ev sahipliği yapmış. Yazar her şekilde kitaplarında okurlara bir şeyler veriyor ve bu da sıradan bir aşk hikayesi kalıbından daha başka kalıplara sokuyor kitapları. Yazarın akıcı, merak uyandırıcı ve kalplere dokunan bir kurgu yeteneği var. Sıkılmıyorsun okurken ve nasıl sonlanacağını merak ediyorsun da. Seviyorum bu yüzden yazarın kitaplarını ve diğer kitapları da çevrilirse severel alır ve okurum. O kadar yani. Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse; Blue gerçekte kim olduğunu bilmeyen, kendince hayatta kalma mücadelesi vermeye çalışan hemüz on dokuz yaşında bir genç kız. Okuluna yeni gelen tarih öğretmeni Blue'ya farkında olmadan hayatta öyle ışık olmaya başlar ki genç kız hayatını sorgulamaya ve gittiği yolu düzeltmeye çabalar. Kitap Blue'nun hayatını bulma, geleceğini inşaa etme çabasını konu alırken aynı zamanda genç kızın aşkı öğrenmesini ve aşkın saflığı ve büyüklüğünğ tatmasını da anlatıyor. Wilson'ın ailesini çok sevdim. Birbirlerine bağlılıkları ve ilişkilerini okumal yüzüöde gülümseme oluşturdu. Blue'nun Tiffa'ya verdiği hediyeyi aslında biraz yargılasamda onun korkularıyla aslında kendince dığru karar almış olduğunu gösterdi ama yine de hep vermektem vazgeçeceğini de düşündüm. Wilson, biraz bazı şeylere geç kaldı bence ama geç osun güç olmasın diyelim ;) Kitaptaki tarihi dokunuşlar inanılmaz hoşuma gitti. Aslında tarih sıkıcı ve ezber olaral anlatılmak yerine hikaye halinde anlatılsa herkes tarihini çok iyi bilirdi gibime geliyor. Bu yönde Wilson'u takdir ettim. Blue'nun esprili hazır cevap halleri çok güzeldi ve ağaç oyma yeteneği büyüleyiciydi. Wilson'ın da bir İngiliz Erkeği olaral bu kadar kibar olması bir kez daha İngiliz asaletini konuşturdu sanırım. Evet kızlar İngiliz erkekleri fazla asillermiş tabi adamına denk gelmeniz lazım yine de ;) Bu Darcy Wilson tam Aşk ve Gurur'daki gibi ;) Neyse çok uzatmayayım. Kitabı çok beğendim ben. Tavsiye ederim gerçi ben Tersyüz'ü de beğenmiştim. Yazarın kalemi güçlü ve kurguları etkileyici. Okuyun derim ben adındaki Başka Bir Mavi'yi "Blue"yu tanıyınca anlayacaksınız.
Baskı: Gitme - (Kayıp Şehir, #3)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2016/06/selvi-atc-gitme-kayp-sehir-3.html Nam-ı Diyar Kimliksiz'in oğlu Tunç Mirza Yiğit! Kimisinin saydırdığı, kimisinin öldürmek istediği, kisinin okurken sinir olduğu ama bazılarının aşık olduğu Tunç Mirza Yiğit! Hayır yani yaratıcısı Selvi Atıcı bile teşekkür kısmında belirttiği üzere Mirza'yı zehirlemeyi düşündüğü düşünülürse... öyle biri işte :D Selvi Atıcı'nın kalemini sevdiğimi biliyorsunuzdur. Kimliksiz ile beğenimi almış, Sen ve Pinokyo'nun Rüyası ile favorilerimden birine girmişken bu kitapla gönlümü feth etti diyebilirim. Kurgu yeteneğine ve okurken duyguları hissettirebilecek derecede iyi yazmasını sevdim. Bir de içerisine serpiştirdiği o aile bağları süper! Seviyorum bu kadının kalemini :D Gitme kitabının konusuna azıcık değinmek gerekirse, Hayat görüp aşık olduğu Mirza'nın gittiği yerleri bilip hep oralara giderken bir gün hiç tahmin etmediği bir anda Mirza ile aynı arkadaş grubunun içerisinde kalınca bildiğiniz sudan çıkmış balık moduna giriş yapıyor. Tabi onun bu ilgisi üzerine Mirza'da ona yöneliyor derken bir şekilde o anın sonu yatakta bitiyor. Biraz Türk filmi vari gibi görünebilinir ama unutmayın bu kurguları o bölümden ayıran şey olay döngüsü ve yazarın kalemidir. Selvi Hanım da Türk filmi kıvamından çıkarıp güzel bir kurgu ile okurun önüne sunmuş bu kısmı. Neyse... zaten asıl konu o geceden sonra başlıyor! Olaylar büyüyor ne Hayat'ın ne de Mirza'nın istediği şekilde ilerliyor. Her ikisi de bir kafese tıkılmak zorunda kalıyorlar. Tabi Mirza bütün hıncını Hayat'tan çıkarırken, Hayat her şeye rağmen özgürlüğünü bekleyen bir kuş gibi Mirza'ya katlanmaya çalışıyor. Mirza, Hayat'a şiddet uygulamıyor! Sadece pisikolojik olarak onu yaralıyor. Kalbini kırıyor, ruhunu yaralıyor ve daha da önemlisi Mirza'nın varlığından haberinin bile olmadığı saf, masum ve güçlü bir aşkı... Hayat'ın aşkını ayaklarının altında ezip geçiyor... Bakıldığında kızılacak bir nokta bulunamasa da... Aslında Mirza o kadar ağır şeyler yapıyor ki... bir kadının ruhunu, kalbini, gururunu yaralıyor! Aslında yaralamak denemez daha çok paramparça ediyor! Hayat'ta bence olabilecek en güçlü şekilde karşılık veriyor. Susuyor! Çok fazla konuşmayayım yoksa cidden kitap içeriğine gireceğim. Ancak demek istediğim bir şey var... Evet, Mirza'ya kızdım... yaptıkları hoş değildi ne de olsa Hayat'ın da bu konuda bir suçu yoktu. Ancak... Mirza'ya da hak vermek gerek... adamın düşüncelerinin yönüne bakılırsa senaryo tam da onun düşündüğü gibi... hiç istemediği bir evliliğe hiç istemediği bir kişiyle zorlanıyor. Eee o da gücünün el verdiği nokta da bunun hıncını alıyor. Bu Mirza için de kolay değil... Tabi Hayat için de... ama bir kitapta daha gördük ki aşk... saf, masum, güçlü olunca önünde engel tanımıyor! Hayat çok güzel sevdi... ve Mirza'ya da aşk çok yakıştı. O aşka sahip çıkmak ve bunu gocunmadan yaşamak daha çok yakıştı Mirza'ya. Kendini Hayat'a affettirme çabası süperdi. Hatta bir şey söyleyeyim mi? Benim favori sahnem Hayat ve Mirza'nın banyo da yağmurda ıslandıktan sonraki her şeyi ortaya dökmeleri... Mirza'nın itirafları... ba-yıl-dım! :) Ayyy çok konuştum! Şöyle bir bakıldığında ve dışarıdan detaylı bir anlatımla dinlendiğinde klasik bir konu gibi görülebilinir ama dediğim gibi... bir kurguyu klasiklikten ve klişelikten çıkan yazarın kalemidir. Selvi Hanım'ın bu konuda bence eşsiz bir yeteneği var. İnanıyorum ki her kitabı bunun kadar iyi olacaktır. Ki her kitabında çıtayı yükselttiği de söylenebilinir. Ben yazarın kitaplarını seviyorum, size de tavsiye ederim. Güçlü bir kalem, başarılı bir yazar! Sıradaki kitabını bekliyorum. Ayrıca içimden bir ses Adem ve Şirin'in çocukları olan Ali'nin bir kitabı hak ettiği yönünde. Dilerim onu da okuyabiliriz. :) 5 üzerinden bin beş yüz be! :D