inci
@inci

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Verity - Gerçeğin Diğer Kıyısı

Yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2022/02/colleen-hoover-verity-gercegin-diger-kys.html Kelimeler doğrudan yürekten gelmeli, özgür kalırken etle kemiği parçalamalıdır. Çirkin, dürüst, kanlı ve biraz dehşet için teşvik eden bir otobiyografi, gerçek bir otobiyografi değildir. Kimse içten dışa sevilesi değildir. **** Çoğunu kafamda oluşturduğumdan emindim, ama bu beni rahatlatmıyordu, çünkü zihninizde pusuya yatan şeyler en az somut tehditler kadar tehlikeli olabilirdi. **** Bir insan hayatındaki tüm olumsuzlukları yok eden birini bulduğunda o insandan beslenmemesi zordur. **** "Oyuna neden girdiğine odaklanma. Sadece bitiş çizgisine odaklan."

Azrail Koşuyor
10/1031.01.2022

Baskı: Azrail Koşuyor

yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2022/01/stephen-king-azrail-kosuyor.html "Bizden olanları korumak için tehlikeyi göze almazsak bizi mahvederler." *** "Onları seni öldürmeye zorladığının farkında değil misin?" diye sordu. Richards garip bir sesle güldü. Çaydanlıktan kaçan buharın sesine benziyordu bu. "Onlara kazık atmaya hazırlandığımı biliyorlar. Ama bunu nasıl başaracağımı anlamıyorlar." Kadın, "Başaramazsın," dedi. "Bunu hala anlayamadın mı?" Richards başını salladı. "Belki de başarabilirim." **** "Bir adam, bana benzeyenlerin yanından ayrılmamamı söyledi. Bu sözleri kesinlikle doğruydu. Bana karşı dikkatli davranmalarının nedeni burada benim gibilerin bulunması... Benimkiler maça valeleri. Olaya karışan kadın - dam sensin. Ben de rua'yım. O eli kılıçlı adam. Masaya açtığım kartlarım şunlar: Kitle iletişim araçları, gerçek bir olay çıkması ihtimali, sen, ben. Bunların bir arada hiçbir değerleri yok. Bir çift, onları yener. Maça ası olmadıkça bu kağıtların bir işe yaramaz. Ama as oldu mu, kimse beni yenemez." Richards birden bire kadının çantasını aldı. Krokodil taklidi deriden yapılmış, gümüş zincir bir çantaydı. Çantayı cebine doktu. Cebi iyice kabardı. Usulca, "Elimde as yok," dedi. "Biraz düşünceli davransaydım asım da olurdu. Ama gizli kartım var. Göremedikleri bir kağıt. Onun için de blöf yapacağım."

Baskı: Bir Arzunun Güncesi (Children of the Mist #2)

yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2022/01/paula-quinn-bir-arzunun-guncesi.html Isobel bakışlarını çevirdi. "Ne tür bir Highlandlı içkisini tutamaz ki?" "Aklını keskin tutmayı tercih eden türden." "Ama yine de," diye ona dönerek kendi keskin gülümsemesini, adama aptal biriyle oturmadığını hatırlatmak için gönderdi, "Solmuş bir çiçek kadar donuk şekilde oturuyorsun." "Bunun bir önemi olmalı değil mi?" Gözlerini kapatarak kafasını bir kere geriye doğru yasladı. "Sağduyumu, sadece senin için feda edebilirim." * * * * * "Onu seviyor musun?" "Onu... Onu sevmek istemedim," diye cevapladı Tristan, bakışlarını kızın yüzünden kardeşine çevirerek. "Ama seviyorum." Cam'in tebessümü o kadar ufaktı ki Tristan hayal ettiğini düşünmüştü. "Neden onu sevmek istemedin? Fergusson olduğu için mi?" Tristan başını iki yana salladı. "Korktuğum için." "Öyle mi?" Cam'in tebessümü alaycı değil nazikti. "İnanmam." "Sevdiğim son insan benden alınmıştı. "İkinci bir seferden sağ çıkabilir miyim bilmiyorum." * * * * * "Eğer bir MacGregor ordusunun benden hoşlanması için onlara gülümsemem gerekiyorsa, bunu yapacağım. Seni seviyorum ve her zaman mutlu olmanı istiyorum." Tristan'ın gülümsemesi, yavaşça ayılırken uçsuz bucaksız, bulutsuz bir gökyüzü kadar büyüleyici bir hale geldi. Onu duyabilecek en yakınındaki adama dönüp, "Bunu duydun mu?" dedi. "Duydum," diye cevapladı babası ama Tristan çoktan Isobel'e dönmüştü. "Beni seviyor." "Çok mu şaşırdın?" Isobel, dudaklarına doğru hafifçe kahkaha attı. "Evet, şaşırdım çünkü, sen inançlarına sıkıca bağlısın kızım. Sana dair beni ilk heyecanlandıran ama sonrasında korkutan şey buydu. Benden her zaman nefret edeceğini düşündüğüm günler oldu." "Ama vazgeçmedin." Isobel kendininkilere yakın olan dudaklarını öperken, onu hayal edebildiğinden bile daha fazla seviyordu. "Sana kötü davrandığım zamanlarda bile vazgeçmedin." "Nasıl vazgeçebilirdim? Kalbimden ve hayatımdan vazgeçmek olurdu. Çünkü ikisi de senin."

%99 Benim
10/1013.01.2022

Baskı: %99 Benim

yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2022/01/sally-thorne-99-benim.html "Eğer sen benim..." Kendimi susturdum. Kaşını kaldırdı. "Eğer senin olsaydım, ne?" Bunu söylediğine inanamayarak güldüm. Cesurlaşmıştı. Sanki sırf tadımı öğrenmek için beni yalayacakmış gibi bakıyordu. Korktum. "Devamını bilmek istemezsin." "Sorun şu ki," dedi düşünceli bir şekilde, "bilmek istiyorum." "Hayal gücünü kullan." İstediğini vermeyecektim. Üstünlük bendeydi ve bunun farkındaydı. Kapıya doğru giderken, sivri köpek dişlerini göstererek sırıttı. "Bir zamanlar senindim. Enkaz halde olmamın sebebi de bu." * * * * * "Doktor kontrolünde sana eşlik edebilmek için zaman ayarlamam gerekiyor. Bana bir tarih ver." "Kontrol vakitlerimin geldiğini nasıl hatırlayabiliyorsun? Bunu yapmak zorunda değilsin." "Noel, Paskalya, Darcy'nin kalp kontrolü. Doğduğumuzdan beri bütün kontrollerine seninle geldim," dedi Jamie elindeki levyeyi sallayarak. "İki senedir kontrole gitmiyorsun. Zavallı kalbin nasıl hala çalışmayı sürdürüyor merak ediyorum. Şu an teknik olarak küs olsa da seninle geleceğim." Doktor kontrolü için mi buraya kadar gelmişti. "Neden?" "Bazen senin yürüyen organ bağışçınım. Ulaşılabilir durumda olmak lazım." "Sadece bir tane kalbin var, geri zekalı." "Biliyorum," dedi Jamie. "Ve onu senin için hazır tutuyorum." Geri zekalı ikizim beni hala seviyordu. Kendimi onu kucaklayıp kaburgalarının çatırdığını hissedene kadar sıkıca sarılmaktan alıkoyamadım. O da aynısını yaptı, bu bizim klasik Barrett boğuşmamızdı. Sımsıkı.

Eden’ın Kaderi
8/1005.01.2022

Baskı: Eden’ın Kaderi

yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2022/01/mia-sheridan-edenin-kaderi-calder-eden-2.html Koyu kahverengi gözlerine baktım. "Burada doğru bir başlangıç yaptığımızdan emin olmak istiyorum. Senin tam olarak duygularından emin olmanı istiyorum," diye bitirdim. "O zaman bunu bana sor," derken duygu yoğunluğu yüzünden sesi her zamankinden daha hırıltılı çıkıyordu. "Sadece sor bana. Yapman gereken tek şey bana sormak o kadar." Onun yoğun yüz ifadesine bakarken gözyaşları gözlerimi yakmaya başlamıştı. Vücudu hareketsizce duruyordu. Titrek bir nefes aldım. "Beni hala seviyor musun, Calder? İstediğin tek kadın hala ben miyim?" "Tanrım, evet, elbette," dedi ben henüz son kelimeyi tamamen söylemeden hemen evvel. Nefes alıp burnumu çektim. "Ben de seni seviyorum." Gözleri şefkatle dolmuştu. "Seni sevmekten asla vazgeçmedim. Asla da vazgeçmeyeceğim. Asla." * * * * * Calder'ın bakışları yüz hatlarımda dolaştı. "Acıtacak kadar güzelsin," diye fısıldadı. Küçük bir kahkaha attım. "Acıtması gerekmiyor." "Gerekiyor." Parmak uçlarıyla kaküllerimi yana çekti ."Sendeki güzellik uğruna savaş çıkartacak, içi sırf sana bakmak cüretini gösterecek diğer adamlarla dolu diye köyleri yağmalatacak türde bir güzellik." Gülüyordum ancak kalbim teklemişti. "Yağma yapmana gerek yok. Zamanın başlangıcından bu yana sadece senin oldum."

Ölene Dek Beraberiz
10/1027.12.2021

Baskı: Ölene Dek Beraberiz

yorum için: http://illekitap.blogspot.com/2021/12/jennifer-l-armentrout-olene-dek.html Ölümün iki türlüsü vardı. Asıl ölüm, tıpkı bu zavallı kadının yaşadığı gibi, bedeninin, ruhunun, her şeyinin gittiği tür ölümdü. Bir de ikinci tür bir ölüm vardı, ruhunun çıkıp gittiği ama bedeninin devam ettiği, bir zamanlar yarattığın kabuk içinde sadece varlığını sürdürdüğün türden bir ölüm. **** Geçmişimden öğrendiğim bir şey varsa, o da ne kadar korkunç şeyler olursa olsun, hatta ne kadar harika şeyler olursa olsun hayatın mola vermediğiydi. Hayat ara vermeden devam ediyordu. **** "Duvarların var. Anlıyorum. Neden kendine duvarlar ördüğünü de anlayabiliyorum., on yıldır bir tane bile ciddi ilişkin olmamasının sebebinin bu olduğuna eminim. Bunu da anlayabiliyorum. İnan anlıyorum." Başımı kendisine doğru çevirdi ve nefesini dudaklarımda hissettiğim noktada durdu. "Ama ben öyle rastgele tanıştığın bir erkek değilim. Sana ulaşabilmek, o duvarları kırabilmek için çabalamaya değeceğini bilmeyen biri değilim." Aman Tanrım. "İnsanların genelde ikinci bir şansları olmaz Sasha ama bizim oldu ve bu şansın elimizden kayıp gitmesine izin vermeyeceğim." "İkinci şans mı?" diye tekrar ettim, şapşal şapşal. "İkimiz için mi?" "Evet, böyle düşünüyorum." **** "Cole," diye fısıldadım. Başparmağıyla alt dudağımı okşadı. "Gitmene rağmen buradaydın. Lanet bir hayalet gibi her adımda, her düşüncemde peşimdeydin. Hiçbir şeklide hayatıma devam edemedim. Edemeyecektim de. Sen benim bir parçamdın."

Rakipler
10/1025.12.2021

Baskı: Rakipler

yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2021/12/vi-keeland-rakipler.html "Sanırım her ailenin bir yüz karası var." "Kesinlikle öyle," dedim başımla onaylayarak. Berbat ailem hakkında fazla bilgi paylaştığımı fark ederek sordum, "Peki sizin ailenin yüz karası kim?" Weston ellerini cebine sokarak yere baktı. "Ben." Gülmemeye çalıştım. "Sen mi? Sen Lockwood ailesinin prensisin." Weston sıkıntıyla sakalını ovuşturdu. "Bir Lockwood sırrı öğrenmek ister misin?" Gülümsedim. "Kesinlikle." "Ben hiçbir zaman Lockwood ailesinin prensi olmadım. Benimle sadece boşlukları doldurdular." * * * * * "Beni gözünde büyütüyorsun. Ayıklığım hakkında hiç endişelenmedim. Aslında hangi şarabı sevdiğimi nerede bildiğini merak ediyordum." "Süite taşınırken odanda yarısı dolu bir şişe bırakmışsın." Başıyla onayladı. "Bu da bana, odama neden taşındığını geçen gün sorduğumda cevap vermediğini hatırlattı." Sırıttı. "Haklısın, söylemedim." "Cidden, odanda bir sorun mu vardı?" diye sordu kıkırdayarak. "Hayır. Odam gayet iyiydi." "Çok mu gürültü geliyordu?" "Yoo. Oldukça sakindi." "O zaman neden taşındın?" "Nedenini söylememem seni delirtecek, değil mi? Geçen gün beni neden takip ettiğin gibi. Biraz meraklısın, değil mi Fifi?" Gözlerini kıstı. "Ve sen de biraz sinir bozucusun. Öyleyse dökül. Neden taşındın?" Gözlerim gözleriyle buluşmadan önce bir anlığına dudaklarına kaydı. "Senin gibi kokacağını düşündüm." * * * * * "Gerçekten hiç şansımız yok." Bay Thorne'un kaşları çatıldı. "Neden olmasın?" "Çok karışık. Sadece önümüzde çok fazla engel var diyelim." Bay Thorne parmaklarını kaldırdı. "Engellerin ne olduğunu biliyor musun?" "Neymiş?" "Kazanmayı hak edip etmediğini görmek için yapılan testler. Yoluna çıkan her neyse onu aşmadıkça, birine savaşmaya değer olduğunu nasıl gösterebilirsin? Öyle kıçının üstüne oturup denemeyeceksen..." Başını iki yana salladı. "Sanırım ödülü hak etmiyorsundur zaten."

Nefret Oyunu
10/1022.12.2021

Baskı: Nefret Oyunu

yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2021/12/sally-thorne-nefret-oyunu.html "Beni o kadar yaraladın ki adamın biri bana güzel olduğumu söylediği zaman ne yapacağımı bilemiyorum." Can sıkıntısı tüm yüzüne yayıldı. "Bu yüzden ağlıyorum. Çünkü Danny güzel bir kız olduğumu söyledi ve ben az daha bar taburesinden düşüyordum. Sen beni mahvettin." "Ben..." diye konuşmaya başladı ama söyleyebileceği hiçbir şey yoktu. "Lucy ben..." "Bana yapabileceğin başka bir şey kalmadı. Bugün sen kazandın." * * * * * "Üzerinde çalıştığın kasları bana gösterir misin?" "Beni bundan daha fazlası için istediğini düşünmüştü." Bir arabanın çalıştırıldığını duyabiliyordum. En azından sabırsız olan tek kişi ben değildim. "Oraya kadar yarışalım. Seni terli görmek istiyorum. Bu konuda ödeşmemiz gerek." "Bana yarım saat zaman ver. Hayır bir saat." Sesi panik içinde çıkmıştı. "Seni lobide bekleyeceğim." "Şimdi çıkma evden." "Yakında görüşürüz," diye cevap verdim ve telefonu kapadım. Arabayı çalıştırıp trafiğe çıktığımda gülmeye başladım. Bu yeni bir oyundu, Yarış Oyunu'ydu ve şehir haritasında farklı yerlerde iki arabanın merkezdeki bir noktaya doğru gitmesiyle oynanıyordu. Onun dairesinde, kanepesinde olmayı o kadar çok istiyordum ki kırmızı ışıklarda dizlerim sabırsızca titriyordu. Her şeyin üzerine bahse girerim ki o da aynı şeyi yapıyordu. Binasının girişine doğru kaldırım boyunca hızla yürürken bütün zayıf mazeretlerimi, uyarıları ve mantığımı tüketmiştim ve işte buradaydık. Lobiye koşarak girdim. Bütün gün Josh'ı görmedim ve onu özledim.

Menümüzde Aşk Var
6/1018.12.2021

Baskı: Menümüzde Aşk Var

yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2021/12/melekber-deniz-menumuzde-ask-var.html ~~~*~~~ Bu dünyada değer biçilerek değil, değer gösterilerek büyütülen bir evlattan daha anlamlı hiçbir şey olmasa gerekti. ~~~*~~~ "Reyhan... Sen yürüyen özgüvenin sözlük anlamıyken, benim için aynı zamanda güven kelimesinin eş anlamlısısın. Kalbimizi birine emanet etmek zorunda kalacağımız bir an gelse, saniye düşünmeden çıkarır avuçlarına bırakırım." ~~~*~~~ "Ben bu dünyaya hayal kurmaya gelmişim." Bir de çok konuşmak için. "Sanki sen de hayallerimi gerçekleştirmek için doğmuşsun... Çünkü o hayalleri gerçek kılan hep sen oluyorsun." "Hayallerini seviyorum. Erva'nın büyüdüğünü kabullendiğim an kurduğu bir cümle vardı: 'Onun hayalleri daha güzelse demek ki gönüllü sürükleniyorum' demişti. Sen sadece kendine Müslüman değildin. Benim hayallerimin de mimarısın." "Charles Bukowski demiş ki: Sevmek belki iyi bir şeydir ama sevildiğini bilmek çok şeydir. Bana sevildiğimi hissettirdiğin tüm anlar için sana minnettarım Eren."

Baskı: Tehlikeli Anlaşma

4,5 stars yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2021/12/sarah-maclean-tehlikeli-anlasma.html ~~~*~~~ "Göründüğümden daha tehlikeli olduğumu mu düşünüyorsunuz?" "Tam göründüğün kadar tehlikeli olduğunu düşünüyorum." Sinirlenmeden ve içtenlikle söylenen bu sözler Felicity'yi duraksattı ve içinden garip şeyler geçmesine yol açtı. Şüphe uyandıran, güç gibi bir şey. Hızla derin bir soluk aldı ve Devil bakışını ona yöneltti. "Bu da heyecan verici bir şey değil, Felicity Faircloth." Aynı fikirde değildi, ama bunu söylememenin daha iyi olduğuna karar verdi. "Neden bana ısrarla iki ismimle birden hitap ediyorsunuz?" "Bana masal prensesi olduğunu hatırlatıyor. İçlerinde en güzeli." ~~~*~~~ "Her şeyi istiyorum. Söylemiştim. Sahip olabileceğimden daha fazlasını." "Bunların hepsine değersin," dedi, "ama bunu benden duymak yetmiyor, değil mi?" Onun için sarf ettiği sözlerin sıcaklığına bakılırsa, tahmin edebileceğinden fazlasıydı. Yine de, yeterli değildi. "Nasıldı bilmiyorsunuz. Ve şu anda nasıl olduğunu." Devil uzun süre ona baktı. "Aslına bakarsan leydim, güvenebileceğin insanları kaybetmenin, onlar tarafından ihanete uğramanın ne demek olduğunu çok iyi biliyorum." ~~~*~~~ "Dikkat et," dedi Devil. "Donacağımdan mı endişeleniyorsunuz?" Adam gerçeği söyledi. "Buzu eritmenden endişeleniyorum." Felicity'nin bir kaşı havaya kalktı. "Henüz ateş olmayı öğrenemediğimi unutuyorsunuz." Devil neden konuyu orada kapamadığını bilmiyordu. Neden feneri alıp onu uzaklaştırmadığını bilmiyordu. "Sen ve hepimizi yakıp kül etme arzun, Felicty Feircloth; sen son derece tehlikelisin." "Sizin için değil," dedi kadın, yumuşak bir tonda. Devil ona doğru yaklaşırken, sözleri bir sirenin sessiz çağrısı gibiydi. "Siz asla yanacak kadar yaklaşmazsınız." ~~~*~~~

Baskı: Bir Düşmandan Daha Fazlası

yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2021/12/mia-sosa-bir-dusmandan-daha-fazlas.html ~~~*~~~ Aşk, duvarlarınızı onları aşmaya istekli olan kişi için yıkmak demekti. ~~~*~~~ "Sana ne kadar değer verdiğimi göstermek için duvarlarını aşacağım. Tüm hassas yanlarını alıp onlara gözüm gibi bakacağım. Her şeyi mahvettim. Bunu biliyorum. Ama izin verirsen, geri kalan günlerimi sana ait olduğumu kanıtlamak için harcayacağım. Çünkü seni seviyorum." ... Max, aramızdaki mesafeyi kapattı ve yanağımı okşadı. "Tekrar içeri girmeme izin ver, bebeğim. Arkanı kollayacak kişi olmama izin ver. Seni asla yargılamayacak kişi olmama izin ver. Sana tapacak ve kendini serbest bırakmanı sağlayacak kişi olmama izin ver." ~~~*~~~

Bizi Ayıran Her Şey
4/1030.11.2021

Baskı: Bizi Ayıran Her Şey

Yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2021/11/rosie-walsh-bizi-ayran-her-sey.html ~~~*~~~ Gelecek, bir rüyanın kıvrık kenarı gibi gerçek dışı görünüyordu. belki ama ikimizi de içine aldığı su götürmezdi. Birlikte. ~~~*~~~ Sadece yedi gün yan yana olduğun bir insanı özlemenin mümkün olduğunu sanmazdım ama özlüyorum. ~~~*~~~ "Aşkın patlama gibi bir şey olması gerektiğine inanmıyorum. Aşk dramatik ya da açgözlü olmamalı, yazarlarla müzisyenlerin ona atfettiği o budalaca özelliklerin hiçbirini taşımamalı. İnandığım şey şu, biliyorsan biliyorsundur. Ben de biliyordum ve gerçek bir kavga vermeden elimden kaçmasına izin verdim, bunun için kendimi asla affetmeyeceğim." ~~~*~~~

Kağıt Kuğu
7/1026.11.2021

Baskı: Kağıt Kuğu

3,5 stars yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2021/11/leylah-attar-kagt-kugu.html "Damian," dedim gözlerimi kapalı tutarak. "Beni kaçırdığın dünyaya geri dönmem gerektiğini biliyorum. Şimdiyle o zaman arasında ne olacak bilmiyorum ama şu anda bu yağmur, kulübe, ada ve bu anın sonsuza adar sürmesini istiyorum." Damian cevap vermedi ama parmaklarını çekti. Sorun değildi gerçi. Aslında hiç değildi çünkü Damian Caballero, onu korkutan tek şeyle baş etmeye çalışıyordu. Benimle. * * * * * Silahı indirip sehpaya, tekrar katladığım origami zürafanın yanına koydum. "Ya o ya da bu," diyerek ikisini işaret ettim. "Ya aşkı seçersin ya da nefreti çünkü biri yaşarken diğeri ölecektir." Damian gözlerini iki nesnede tutarken aynı derecede arada kalmış gibiydi. "Yarın sabah bu masada bıraktığın şeye göre Paza Del Mar'da yolları ayırıp ayırmayacağımız belli olacak. Neyi seçersen seç, seni her zaman seveceğimi bil Damian." Bana karnımdan yumruk yemişim gibi hissettiren gözlerle baktı. "Seni ancak hayal kırıklığına uğratacağımı söyledim." Yüzümü ellerimin arasına aldım. "Bana 'aşkın asla ölmeyeceğini' söyledin."

Lekeli Taç
7/1026.11.2021

Baskı: Lekeli Taç

3,5 stars yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2021/11/erin-watt-lekeli-tac-royals-35.html "Benimle aynı üniversiteye gitmen senin için acı verisi olmaz mı sence?" "Neden?" diye sordu kayıtsızca. Onu çok iyi tanımıyor olsaydım buna kanardım ama çelik gibi sert gözlerinde acı dolu kıvılcımlar titreşiyordu. "İkimiz de neden olduğunu biliyoruz. Birbirimizi öldürürüz." Aramıza ne kadar mesafe ya da kişi koyarsak koyalım hala birbirimize çekiliyorduk. Ne kadar çabalarsak çabalayalım geçmişimizi ya da aramızdaki bağı görmezden gelemezdik. Ama bir araya geldiğimizde birbirimize dayanılmaz bir acı yaşatıyorduk. "Ben zaten ölüyüm. Bunu biliyor olmalısın. Kalbime bıçağı saplayan sendin." * * * * * "Aldatan kişiler sadece yakalandığına üzülür. Bu, yaptığını yaptığı için üzüldüğü anlamına gelmez." "Yaptığın için üzgün müsün?" diye sordum Gideon'a, yedi lise son sınıf, bir üniversite ikinci sınıf öğrencisinden oluşan halk mahkemesinde yargılanmasından dolayı biraz eğleniyordum. "Hayatımın en kötü kararıydı," dedi hemen. Dudakları kederli, hafif bir gülümsemeyle kıvrıldı. "Yaptıklarımızdan pişmanlık duymamamız gerektiğini biliyorum ama keşke geçmişe gidebilsem ve kararımı değiştirsem diyorum." "Ne gibi?" diye sordu Gideon'ın sonsuza dek aldatacağını ileri süren kız. "Evet, ne gibi?" Ellerimi kalçama koydum. "Hayatımda olanlarla ilgili seninle daha fazla konuşurdum. Senin hayatında olanlarla ilgili de daha fazla soru sorardım ki saçma salak varsayımlarda bulunmayayım. Sadece söylemek yerine seni ne kadar sevdiğimi gösterirdim." * * * * * "Savannah," diye fısıldadı, üç heceyi tam bir nakarat gibi hissettirene dek tekrar ederek. Yanağımın kıvrımını öpüp burnunu çenemde gezdirdi ve memelerimin arasındaki sıcak oyuntuyu öptü. "Savannah," diye tekrarladı. "Seni özledim." Sözlerinde gerçek bir yalnızlık vardı. Duymazdan gelemeyeceğim bir ciddiyet. "Bu sefer gitmeme izin verme," diye mırıldandım terden kayganlaşmış tenine karşı. "Vermeyeceğim. Asla vermeyeceğim. Seni seviyorum, Savannah." Kendini üzerimde tuttuğundan kolları bu çaba karşısında titriyordu. "Seni gördüğüm andan itibaren kalbim senindi. Lütfen beni geri alacağını söyle." Uzanıp onu kendime çektim, sıcak bedeni sıcak bedenime karşı. "Alacağım. Ben de seni seviyorum, Gideon. Sevmeyi bırakmak istedim ama bu imkansız. Benden asla kurtulamayacaksın."

Baskı: Bir Elmanın İki Yarısı

yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2021/11/sarah-hogle-bir-elmann-iki-yars.html "İhtiyaç duyulmak ile istenmek arasında fark vardır. Bazı durumlarda ihtiyaç duyulmak hoşuma gidiyor Fakat sevişirken istenilmeye ihtiyacım var. Yatağında işini bitiren herhangi bir adam olamam. Seninle bağ kuramadan, rutine bağlanmış bir şekilde seks yapmayacağım. Seninle olmaz. Derin bir bağ kurduğum insan olmalıydın, Naomi." "Bir bağımız var." Ah Tanrım, bu ses bana mı aitti? Kulağa çok zırvalıyormuşum gibi geliyordu. Yalan söyleme yeteneklerim son günlerde birbirimize karşı bir şekilde dürüst olmamız yüzünden darbe almıştı. "Beni görmeyi bıraktın, Naomi. Beni istemeyi bıraktın. Ne zaman iletişimi kesmeye başladığını anladığım bir gün öğreneceksin. Bu hayatımda yaşadığım en kalp kırıcı deneyim. Hiç durmuyor. Sürekli bunu yaşıyorum. Ne zaman kabul edilmediğim kafanın içine çekilsen, seni geri getirmeye çalışıyorum." * * * * * Ona bakmadan duramadım. Konuşma şekli, sanki bana istediğim her şeyi teklif ediyormuş gibiydi. Güvenmek için sabırsızlanıyordum ama ona verdiğim oldukça önemli bir parçam vardı ki henüz karşılığını vermemişti. "Ama hala beni sevdiğini söylemedin." "Bu doğru değil." "Söylemedim." "Sürekli söylüyorum, sadece oldukça sessiz bir şekilde yapıyorum. Sen başka bir odadayken veye telefonu kapattıktan hemen sonra söylüyorum. Kulaklıklar kulağındayken söylüyorum. Kapıyı ardından kapattığında söylüyorum. Bana baktığın her seferinde aklımdan söylüyorum." Nefeslerimiz birbirine karışacak kadar yakınıma geldi. Buna söyleyecek en doğru şeyin ne olduğunu bilmiyordum ama şansa Nicholas biliyordu. Beni anlıyordu. Yüzümü elleri arasına alıp dudaklarını benimkilere dokundururken bakışları yumuşacıktı. Gülümsemesiyle dudaklarının kenarı kıvrıldı. "Elbette seni seviyorum, Naomi. Seni sevmeyi hiç bırakmadım."

Baskı: Bizimle Başladı Bizimle Bitti

4,5 stars yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2021/11/colleen-hoover-bizimle-baslad-bizimle.html "Benimle birlikte olmak istemiyorsan... Lütfen, bana hemen şimdi söyle Lily. Çünkü seni onunla gördüğümde... Bu canımı yaktı. Bir daha asla, bunu hissetmek istemiyorum. Eğer şimdi bu kadar çok canımı yakıyorsa, bundan bir sene sonra bana neler yapabileceğimi düşünmek bile beni korkutuyor." Gözyaşlarının yanaklarımdan aşağıya aktığını hissedebiliyordum. Ellerimi onun ellerinin üzerine koydum ve başımı iki yana salladım. "Başka hiç kimseyi istemiyorum, Ryle. Sadece seni istiyorum." Kendini zorlayarak gülümsedi. Bu, bir insanın yüzünde gördüğüm en hüzünlü gülümsemeydi. Beni kendisine doğru çekti ve sarıldı. O, dudaklarını başımın yanına yaslarken, bende kollarımı sımsıkı ona doladım. "Seni seviyorum Lily. Tanrım, seni seviyorum." * * * * * "Lily," diye fısıldadı bana sımsıkı sarılırken. "Şu anda duymak istediğin son şeyin bu olduğunu biliyorum ama bunu söylemek zorundayım çünkü çok defa sana gerçekten söylemek istediğimi söylemeden gittim." Bana bakmak için geri çekildi ve gözyaşlarımı gördüğünde yanaklarıma götürdü. "Gelecekte... Bir mucize olur da kendini yeniden aşık olacak durumda bulursan... Bana aşık ol." Dudaklarını alnıma bastırdı. "Sen hala en sevdiğim insansın Lily. Hep öyle kalacaksın." * * * * * "O fotoğrafı, çektikten sonraki gün yaptırdım," dedi. "Aylardır dairemde duruyor çünkü sen, hayatımda görüdğüm en güzel şeydin ve her gün ona bakmak istiyordum." Ah. "Ve kapına geldiğim o gece var ya? Çünkü hayatım boyunca hiç kimse senin gibi aklıma girip, çıkmamak için direnmedi. Bununla nasıl baş edeceğimi bilmiyordum. Ve bu hafta sana çiçek göndermemin nedeni, hayalinin peşinden gittiğin için seninle gerçekten ama gerçekten gurur duymamdı. Sana her içimden geldiğinde çiçek gönderecek olsaydım, o çiçeklerle dairene sığmazdın. Senin canını yakıyorum ama benim de canım yanıyor. Ve bu geceye kadar... Bunun nedenini bilmiyordum." Bunları söyledikten sonra konuşacak gücü nasıl bulduğum hakkında hiçbir fikrim yoktu. "Neden canın yanıyor?" Alnını alnıma dayadı ve "Çünkü," dedi "ne yaptığım hakkında hiçbir fikrim yok. Farklı bir insan olmak istememe neden oluyorsun. Ya senin ihtiyacın olan insana, nasıl evrileceğimi bilmiyorsam? Bunların hepsi benim için yeni ve sana, seni sadece bir geceden çok daha uzun bir süre için istediğimi kanıtlamak istiyorsam?"

Baskı: Prensin Gelini (Effingtons #4)

yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2021/11/victoria-alexander-prensin-gelini.html "Bu evliliği bitirmek istemiyorum, Nige." Bu sözcükler daha ağzından çıkarken Rand bunların ne kadar doğru olduklarını fark etti. "Neden?" "Çünkü ben..." Neden? Asıl soru buydu, değil mi? Bu basit bir onur meselesi değildi ama bu noktada Rand, nereden bakılırsa bakılsın, Jocelyn'i yıkmıştı. Bu skandal endişesinden de değildi. Hoşuna gitsin timesin, bu evliliğin bozulması zaten skandal olurdu. Bunun guru ya da sorumlulukla ilgisi yoktu. "Sen ne?" diye ısrarla sordu Nigel. Rand yanıt kehribar sıvının içinde yüzüyormuş gibi gözlerini bardağına dikti. Jocelyn'in gözlerinin rengiydi bu. "Ondan vazgeçmek istemiyorum," dedi Rand hafif bir sesle. "Hiçbir zaman." "Çünkü?" "Çünkü..." Rand derin bir nefes alıp dayısının gözlerin baktı. "Ondan ayrı yaşayabileceğimi sanmıyorum. Tek bir gün, tek bir dakika bile." Rand başını salladı. "Jocelyn benim ilk başta bir eşte olmasını istediğim özelliklere sahip bir kadın değil ama her geçen gün daha çok benim istediğim kadın oluyor. Ya da belki ihtiyacım olan kadın. Bundan sonra hayatımı yanımda Jocelyn'le birlikte gözümde canlandırabiliyorum ve gördüğüm şey çok hoşuma gidiyor." Rand omuz silkti. "Tüm bunlar çok kafa karıştırıcı." "Bu aşk, evlat." *** "Önce onun kalbini kazan Rand. Ve sabırlı ol. Beklemene değecektir. Aşık bir kadından daha sadık, daha neşeli ve daha tutkulu bir şey yoktur. Ve bir kadın için iyi bir erkeğin aşkından daha iyi bir şey yoktur."

Baskı: Pahabiçilemez (Amato Kardeşler #3)

3,5 stars yorum : https://illekitap.blogspot.com/2021/10/winter-renshaw-paha-bicilemez-amato.html "Bu son birkaç gün..." Derin bir nefes alıyorum. "Bilmiyorum, Daphne. Sinir bocuzu ve can sıkıcıydı... ve harika... ve inanılmaz. Aynı şekilde hissedip hissetmediğinden emin değilim fakat her şeyi göze önüne aldığımda, onları bir milyon dolara değişmem. Seninle olmak, seni tanımak... ve seninle birlikteyken rahatım. Çok gerçek. Zahmetsiz, şimdiye kadar hiç kimseyle yaşamadığım bir şey. Ben..." "Ben de seni tekrar görmek istiyorum." Ağzını yarım büzüyor ve mavi gözleri parlıyor. Sanki bunca zamandır benim ilk hamleyi yapmamı beklemiş gibi. "Telefonunu ver." Uzatıyorum ve geri vermeden önce numarasını kaydediyor. "Gitmek zorundayım," diyor, kiralık arabanın şoför tarafına bakıyor. "Beni ara, tamam mı? Bu senin çapkınlık dalaverelerinden biri değil, öyle değil mi?" Sırıtarak başımı sallıyorum. "Hayır, Daphne. Asla senin kabini kırmam." * * * * * Eğer her zaman yaptığım şeyi yaparsam, her zamanki gibi sonuçlanır. Yalnız ve kendimi çoğu erkeğin sadece hayalini kurabildiği türden bir cennet hayatı yaşayan bekar birisi olduğuma ikna ediyor olurum. Ama artık istediğim bu değil. Çünkü istediğim o. Ve şimdi ölümüne savaşacağım. * * * * * "Bütün hayatım boyunca," diyorum, "işler ok zorlaştığında kaçtım. Bir şeyler beni rahatsız mı ediyor? Hoop. Oradan kaçıyorum. Fakat son birkaç hafta bir şey bunları değiştirdi ve bunun sebebi sensin. Sürekli uzaklaşmak isteyen parçam? Artık eskisi kadar güçlü değil. Artık bir kaçış istemiyorum, Daphne. Sadece seni istiyorum." Nefes vererek uzaklara bakıyor. "Ve sen de beni istiyorsun," diyorum. "Sadece bunu kabul etmekten çok korkuyorsun. Kalbinin kontrolünü başka birine vermekten çok korkuyorsun." Daphne gözlerini benimkilere çeviriyor. "Geçmişte kalbini verdiğin erkekler onu bir kenara atmış. Değerini bilememiş," diyorum. "Fakat ben bunu yapmayacağım, Daphne. Sana söz veriyorum."

Baskı: Umursamaz (Amato Kardeşler #2)

yorum: https://illekitap.blogspot.com/2021/10/winter-renshaw-umursamaz-amato.html "Sakın onu yapma," dedi Dante. "Sakın patronunun babasıyla randevuya çıkma." "Neden olmasın?" "Çünkü benimle çıkıyorsun?" "Seninle çıkmıyorum. Seninle bir randevuya çıkacağım. Arada fark var." "Yani piyasada dolaşmak istediğini mi söylüyorsun?" Soluğunu telefona vermişti. "Görüyor musun, bu benim için büyük bir sorun olacak çünkü paylaşmakta asla iyi değilimdir." "Benimle çıkmana izin verdiğimde kendimi piyasadan çekeceğimin farkında değildim." "Henüz piyasadan kendini çekmiş değilsin," diye yanıtladı Dante ve ekledi. "Fakat olacaksın. Çok yakında." "Sana hiç kimse deli olduğunu söylemiş miydi? Gerçek klinik bir vaka." "Ben deli değilim," dedi. "Sadece cüretkarım." * * * * * "Sana bir şey söyleyebilir miyim?" diye sordum. Tavana bakıyordum. Başıyla onayladı ve derin bir soluk alıp bekledi. "Seni ilk gördüğümde, Hotel Noir'de, gözlerimi senden bir türlü alamamıştım. Seksi ve kendinden emin bir tavrın vardı. Baştan çıkaran bir gülüşün ve sanki bu dünyaya ait değilmişsin de farklı bir ışıltıya sahipmişsin gibi bir tavrın vardı," deyip devam ettim. "Kesinlikle kendimden geçmiştim ve aşırı derecede uyarılmıştım. Arkadaşın bana yaklaşıp numaranı verdiğinde ise seninle hemen iletişime geçmem gerektiğini hissetmiştim. Bu kesinlikle benim tarzım değildir, Maren. Fakat daha fazla bekleyemezdim. Seni kaybetmeyi göze alamazdım. Şansımı kaybetmek istemiyordum. Seni bir hafta geçtikten sonra aramam çok tuhaf olurdu, bilirsin işte. Seni hemen o anda aramalıydım. Dahası, beni geri çevirdiğinde ise bu tavrın seni daha çok istememe sebep olmuştu." Ona söylemek istediğim bir şey daha vardı, onun bilmesi gerektiğini düşündüğüm bir şey. Ama beklemesi gerekiyordu. Başını kaldırıp bana doğru bednini çevirdi. Ellerini göğsümün üzerine yerleştirdi. "Elde edilmesi imkansızmış gibi görünen kızlardan hoşlanıyorsun, değil mi?" Alt dudağımı ısırıp gülümsedim. "Evet, onlardan hoşlanıyorum." "Peki, pes etmene sebep olan şey neydi? Kısa bir süre öncesine kadar benimle birlikte olmamaya kararlı bir tavır içindeydin." "Beni güldürdün." Başını hafifçe eğip gözlerime baktı. "Daha önce hiçbir erkeğin bana bakmadığı şekilde baktın." * * * * * "Böyle olmaması gerekiyordu, biliyorsun," dedi. "Bu kadar hızlı bir şekilde ilerlememeliydi. Yavaş ve yumuşak gitmeliydi, hızlı ve sert değil." "Onu her kim söylediyse senin gibi birini sevmenin ne demek olduğunu asla bilmiyordu demek ki." Gözlerinde ışıltı belirmiş bakışları benimkilerle buluşmuştu. Omuz silkip dudaklarımı alnının ortasına değdirip badem kokulu şampuanının kokusunu içime çektim. "Her nereye gidersek gidelim, seninle birlikte olduktan sonra hiçbir şey umurumda değil."

Baskı: Kalpsiz (Amato Kardeşler #1)

yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2021/10/winter-renshaw-kalpsiz-amato-kardesler-1.html "O özel insanla tanışmak isterdim, bilirsin işte. Beni çok sevecek birisiyle tanışmayı. Bütünüyle tüketen, bağımlılık yapan, herkesin hakkında konuştuğu o aşkı ben de istiyorum." Günlükte yazan türden bir aşk. "Peki, ya sen?" diye sordum. "Aşık olduğun o kişiyle aranda ne oldu?" Göğsünden hafif bir homurtu yükselmişti. Sanki sorunun cevabını bile düşünmek ona acı veriyordu. Fakat bilmek zorundaydım. Sormam gerekiyordu. "Sadece yürütemedik," dedi Ace. Etrafımda dönüp çenemi göğsüne yerleştirdim. "Ne oldu?" "İki insana birden aşıktı." Daha önce kalbim hiç kırılmamıştı. Nasıl hissettirdiğini ya da bir insanın canını nasıl acıttığını bilemezdim fakat şu an göğsümde bir acı hissediyordum. O kişi Ace'di. Öyle olmalıydı. Kalbi kırık olan Romeo oydu. Kıza kavuşamamıştı. Eğer bu doğruysa o kadını sevdiği gibi kimseyi sevmeyecekti. * * * * * Bana daha önce aşırı seven biri olduğum söylenmişti. Çok derin ve kuvvetli sevdiğim. Kolayca bırakıp vazgeçemediğim. Ve çok uzun bir süreden beri bunun en zayıf noktam olduğuna inanmıştım, bu yüzden de vazgeçmeyi öğrenmiştim. Geri adım atmayı öğrenmiştim ama bir şeyler bana söz konusu Aidy olduğunda bu yaptığımın yanlış olduğunu söylüyordu. Aidy çok narindi. Onun bir kayaya ihtiyacı vardı.

Hepsi Benim Suçum
4/1021.10.2021

Baskı: Hepsi Benim Suçum

yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2021/10/annabel-pitcher-hepsi-benim-sucum.html Bu, ikimizin ortak noktası çünkü. Bunun nasıl bir şey olduğunu biliyorum. Benimki bir kadın değildi ama genç bir erkekti ve ben onu tam olarak üç ay önce öldürdüm. *** Günahları ölçmek mümkün olsaydı, onları un gibi terazinin bir kefesine dökebilseydik, en ağırı hangisi olurdu doğrusu hiç bilmiyorum ama sizinki olacağını sanmıyorum.

Baskı: Ruh Eşini Bulduğunda (Greycourt #2)

yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2021/10/elizabeth-hoyt-ruh-esini-buldugunda.html "Amcam zalim biridir, bu konuda sana katılıyorum. Ama anlamıyorum. Sen niçin benimle evlenmek istiyorsun?" Gideon bir konuda haklı çıkmış gibi gülümsedi. Belki de sahiden halı çıkmıştı. "Devasa çeyizini unuttun zannediyordum." "Hayır." Messalina başını iki yana salladı. "Unutmadım. Ama Lucretia'nın çeyizi de aynı. Niçin o değil de ben?" Genç adam egzotik gözlerini ona dikti. "Kardeşinle evlenmemi mi tercih edersin?" "Tabi ki hayır." Dikkatini dağıtmasına müsaade etmemeliydi. Sonunda kadar azimle direnmek istiyorsa tüm dikkatini bu tartışmaya vermeliydi. "Soruma cevap ver lütfen." Gideon birden önünde bitti. Kapkara bakılarını yüzüne dikerken, o kadar yanındaydı ki istese onu öpebilirdi. "Çünkü Messalina, seni istiyorum. Servetini istiyorum. Unvanını istiyorum. Ailenin adının getireceği gücü ve nüfuzu istiyorum. Fakat en çok da..." Kafasını yana eğip elini onun yanağına doğru kaldırdı. Ona dokunmadı ama eli öyle yakındaydı ki parmak uçlarının sıcaklığı bir tehdit gibi hissedilebiliyordu. "Seni istiyorum." *** "On beş yaşına bastığımda bıçağım artık benim bir parçam haline gelmişti. Hiçbir şey düşünmedi, tereddütsüzce saldırmayı öğrenmiştim. Korkumu bir kenara bakıyor, o an sadece rakibimi yenmek için yaşıyordum. O günden sonra hiçbir dövüşte yenilmedim." Messalina'nın parmakları, yanağındaki yara izine değdi. "Sevindim," dedi yumuşacık sesi de. "İyi ki acımasız olmayı öğrenmişsin; bu akşam hayatını kurtardı." "Senin hayatını da," diye mırıldandı Gideon, karısını kulağının narin kıvrımına doğru. Kışkırtıcıydı. Çok kışkırtıcı. Ama şimdilik ulaşılamazdı. "Özellikle senin hayatını." *** "Efendim?" Gideon gözlerini yumup başını iki yana salladı. "Onu kaybettim Keys." "O zaman geri kazanın." Gözlerini açıp adamına bitkin bir bakış attı. "Yapamam. Denedim ama beceremedim." Keys sadece Reggie'yle siyaset tartıştığı zamanlar için sakladığı inatçı ifadeyi takındı. "Pes etmemelisiniz efendim. Böyle bi' konuda olmaz. Kusura bakmayın ama o kadına ihtiyacınız var." Eh, en azından bu doğruydu. "Ama onun bana ihtiyacı yokmuş gibi görünüyor." "Bunu bilemezsiniz," dedi Keys sadakatle. "Siz ona bakmazken hanımefendi hep sizi izliyordu."

Mavi Dantel
10/1002.10.2021

Baskı: Mavi Dantel

Yorum: https://illekitap.blogspot.com/2021/10/cagla-cakr-mavi-dantel.html Başımı kendine doğru çekip kulağıma, "Asla vazgeçme," diye fısıldadı. "Ne olursa olsun evladından vazgeçme. Yoksa yıllar sonra yaşlı bir kadın olduğunda geriye sadece pişmanlıkların kalır." Yanağına bir öpücük kondurup, "Sen merak etme, Adile Teyze," dedim. "Ne kadar sürerse sürsün, oğluma yeniden kavuşacağım." ***** "Sizi dokuz ay karnımda taşıdım," dedi. "Ancak işim bitti mi sandın? Bitmez... Anne olunca anlayacaksın, karnında taşımak ne ki? Asıl zor olan, bir ömür kalbinde taşımak evladını. İster yanında olsun ister uzağında, aldığı her nefesin ağırlığını taşımak omzunda. Korkmak annelik... Hem de ne korkmak! Olur da bir gün o nefeslerden birinin, seninkinden önce kesildiğini hissedersin diye ölesiye korkmak..." ***** "Hepimiz aynı hatayı yapıyoruz, önce babalarımıza, sonra kocalarımıza ve oğullarımıza ama hep bir erkeğin gücüne ve bilgeliğine dayanarak yaşıyoruz. Belki de kendimize yaptığımız en büyük kötülük bu. Ağabeyimin eşi Serpil sürekli, 'Kadınlar kendi gücünün farkına varmalı,' derdi. 'Erkeklerin arkasında ya da önünde değil, onların yanında birlikte yürüdüğümüz gün, dünya bizi yeniden bağrına basacak.' Bak, tek başına kocaman bir şehirde kendi ekmeğini kazanıyorsun. Kimseye minnet duymadan yaşıyorsun. Kendi kendine bakabilmek için kimseye ihtiyacın yok. Öyleyse sevilmek ve mutlu olmak için de olmamalı. Gözlerinin içinde yaşayan o küçük kızı senden başka kimse sevemez zaten çünkü onu görebilen bir tek sensin." ***** Benim kardeşim, bir yaz sonu gecesinde kokuları havaya karışan sardunyalar gibi kokardı. Öyle masum, öyle temiz... Benim kardeşim, yemyeşil gözlerinde göreni mest eden tatlı bir nakış saklardı. Öyle eşsiz, öyle gizemli... Benim kardeşim, yüreğinde babasızlığın ağırlığını, ceplerinde ise umutla beklediği yarınların yazdığı türküleri, hayallerini işlediği şiirleri taşırdı. Öyle cesur, öyle naif... Bu tabut... Yoluna canını serdiği al bayrağa sarılı bu tabut beni kardeşim değildi. Olamazdı... Daha görecek nice baharları olan bir ömrü alıp da şu daracık kutuya sıkıştıramazdınız. Yaşanmamış günlerini, yazılmamış şiirlerini, söylenmemiş türkülerini, hiç gözlerinin içine bakamadığı gelinini, kuramadığı yuvasını, artık asla sahip olamayacağı çocuklarını içine alacak kadar büyük bir tabut yoktu şu dünya da. ***** "Şu dünya da bir gün yüzü göremeyecek miyim? Neden, neden yapıyorlar bana bunca eziyeti? Ben bunları hak edecek ne yaptım?" "Sadece inandın," dedi annem saçlarımı okşayarak. "İyiliğe, vicdana, aşka, insanlara inandın."

Baskı: Aşık Erkekler Kitap Kulübü

yorum için: https://illekitap.blogspot.com/2021/09/lyssa-kay-adams-ask-erkekler-kitap.html "Bak dostum," dedi Malcolm, orman koruma ekibine seçilmesini sağlayacak kadar büyük sakalını devasa eliyle sıvalıyordu. "Erkekler geri zekalıdır. Kadınların esrarengiz olmasından yakınıp duru, ne istediklerini hiç anlamayız. İlişkilerimizi mahvederiz çünkü kendimizi, kadınları çözmenin çok zor olduğuna ikna ederiz. Ama asıl sorun bizde. Bir şeyler hissetmememiz, ağlamamamız, kendimizi ifade etmememiz gerektiğini düşünüyoruz. İlişkilerde duygusal yükün tamamını kadınlara yüklüyor, onlar bize sırtlarını dönünce de ne olup bittiğini anlamıyoruz." Gavin gergin bir nefes verdi. Can evinden vurulmuştu. Herhalde karşıma dikildiğinde sana gülümseyeceğimi ver her şey yolundaymış gibi davranacağımı sanmıştın. Bunu üç yıldır yapıyorum, Gavin. Daha fazla yapamayacağım, kusura bakma. "N-neden bahsettiğinizi hala anlamadım," diye kekeledi. "Aşk romanları genel olarak kadınlar tarafından, kadınlar için yazılır. Kendilerine nasıl davranılmasını istediklerini, hayattan ve ilişkilerden beklentilerini bu romanlarda ifade ederler. Biz de kendimizi daha iyi anlatabilmek ve hayata onların bakış açısından bakabilmek için aşk romanları okuyoruz." * * * * * "Lütfen şunu söylemeyi kes," diye fısıldadı sonunda, acı dolu bir sesle. "Neyi? Seni sevdiğimi mi?" Karısını başını sessizce sallamıştı ama bu Gavin'e bir çığlık gibi geldi. Geriye doğru dengesiz bir adım attı. "Neden?" "Bu kelimelere artık inanmıyorum." Gavin nefes alamıyordu. Ömrü boyunca pek çok şeyi kaybetmişti. Hayatını değiştiren kayıplar, bugün bile içini yakan aşağılanmalar yaşamıştı. Ama bu... Bu hiç bilmediği, hiç tatmadığı bir yıkımdı. Lord Benedict konuşacaksa asıl şu an konuşmalıydı. Ama kafasında duyduğu tek ses bir kadına aitti. Keşke aşk yeterli olsaydı. * * * * * Kızlarının başlaır üzerinden birbirlerine baktıklarında kocasının gözlerinde gördüğü şey, boğazında bir yumru oluşmasına ve kalp atışlarının hızlanmasına yol açtı. Dünya tekrar dengesine kavuşmuştu.

ÖncekiSayfa 2 / 39Sonraki