
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Ayçöreği ve Denizyıldızı
Kısa kısa hikayelerin yer aldığı, sıkılmadan okunacak bir tarih yolculuğu...Okurken çok keyif aldım anlatım tarzı çok güzel okumanızı tavsiye ederim.
Baskı: Satranç
Stefan Zweing'in okuduğum ilk kitabı. Akıcı bir dile sahip okurken sıkılmıyorsunuz. DR.B'nin esirken yaşadıkları çok etkileyiciydi. Zweig insan psikolojisini çok güzel anlatmış.Bence okunması gereken kitaplardan birisi.
Baskı: Şeriat Ülkesinde Kadın Olmak
Bekar bir bayanım. Kamu da çalışıyorum. Sabahları kapının önünden beni servisim alıyor akşamları aldığı yere bırakıyor. Pazartesileri tiyatro çalışmam var. Hafta da iki gün pilatese gidiyorum. Hafta sonları arkadaşlarımla buluşup bazen sinemaya bazen tiyatroya bazen de konsere gidiyoruz. Turla gezilere katılmayı çok severim tek başıma da olsa elimde fotoğraf makinem dolaşırım. Ne var ki bunda şimdi niye yazdın ki diyeceksiniz şeriat ülkesi Suudi Arabistan da kadınlar bu yazdıklarımı yapamıyorlar. Yanlarında erkek olmadan markete bile gidemiyorlar, seyahat edemiyorlar, araba kullanamıyorlar, sokakta gezemiyorlar... Suudi Arabistan da 4 yıl öğretmenlik yapan Zekiye Yüksel'in ''Şeriat Ülkesinde Kadın Olmak'' adlı günlüğü tüm acı gerçeği ortaya koyuyor. Okudukça içim daraldı hüzünlendim. Kitabın dili çok akıcı. Okumanızı tavsiye ederim. Okurken kitabın bazı yerlerin de yok artık bu kadarı da olmaz diyebilirsiniz ama kitap da denildiği gibi Arabistan da yaşamayan bilemez... Meğer markette tek başına özgürce dolaşabilmek ne kadar da güzelmiş farkında değildim. Dün akşam spordan eve dönerken ağaçların yapraklarına dokundum, rüzgarı yüzümde hissettim, bahçe duvarındaki kediyi sevdim, flüt çalan adamı dinledim. Bunları yapabilmek harika bir şeymiş. Bu özgürlüğü bize sağlayan Atatürk'e ve silah arkadaşlarına sonsuz teşekkür ederim.Umarım kaybetmeyiz umarım.
Baskı: Çay Kokulu Hikayeler
Menekşe kokulu hikayelerden sonra en sevdiğim ''Çay Kokulu Hikayeler'' oldu. Çok beğendim çok keyifliydi bitmesini hiç istemedim. Çay içerken okudum hep. Okumanızı tavsiye ederim.Devamı da gelecekmiş.
Baskı: Hayvanlardan Tanrılara - Sapiens İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi
İnsanların yapabildikleri olağanüstü şeylere rağmen hedeflerimiz konusunda emin değiliz ve her zamanki kadar memnuniyetsiziz. Kano ve kadırgalardan buharlı gemilere ve uzay mekiklerine vardık ama kimse nereye gittiğimizi bilmiyor. Her zamankinden daha güçlüyüz ama bunca güçle ne yapacağımızı bilmiyoruz. Daha da kötüsü, insanlar her zamankinden daha sorumsuz gibiler. Uymamız gereken yegane yasalar, fizik yasaları ve kendi kendini yaratmış küçük tanrılar olarak kimseye hesap vermiyoruz. Diğer hayvanları ve etrafımızdaki ekosistemi sürekli mahvediyoruz ve bunun karşılığında sadece kendi konforumuzu ve eğlencemizi düşünüyoruz, üstelik tatmin de olmuyoruz. Ne istediğini bilmeyen, tatminsiz ve sorumsuz tanrılardan daha tehlikeli bir şey olabilir mi? Eser bu sözlerle bitiyor beni çok etkiledi. Kitabın dili oldukça sade ve anlaşılır çok rahat okunuyor. Kitap konusunda bilgi sahibi olan olmayan herkesin anlayabileceği bir kitap olmuş. İnsanlık tarihinin kısa hikayesi. İlk insandan günümüze neler olmuş, neleri kazanmışız neleri yok etmişiz. Kitabı okudukça kendi türümden nefret ettim.Özellikle hayvanlara yapılanlar çok korkunç. Bu dünya sadece bizim için yaratılmadı.Okumanızı tavsiye derim.
Baskı: Huzursuzluk
Zülfü Livaneli yine konuşturmuş kalemini. Okurken göz yaşlarımı tutamadım içimi bir huzursuzluk kapladı. Ortadoğu da yaşananlar, işid, Suriyeliler, Ezidilerin yaşadıkları ve bunların gerçek olması insanın içini acıtıyor. Ezidi kadınlarının çektiği acılar tarif edilemez. Keşke hiç din diye bir şey olmasaydı dedirtiyor insana. Nergis'in son sözleri hala kulaklarımda ''ben bir insandım''. Okumanızı tavsiye ederim.
Baskı: Çare Başkanlık mı?
Avukat Ece Güner Toprak kitabında sade, somut, kolay anlaşılır bir biçimde yeni anayasa teklifini anlatmış.Yeni anayasa teklifini mevcut sistemle, ABD ve Meksika'da ki başkanlık sistemiyle karşılaştırarak anlatıyor. Yeni anayasa teklifinin hukuki,ekonomik etkilerini de anlatıyor. Gerçekten de çare başkanlık mı? bu sorunun cevabının karşılığını da kitap sonunda buluyorsunuz. Kitabı parkta, serviste, durakta vs okurken kapağını gizledim görmesinler başıma bir şey gelir diye. Ben kitabı beğendim. Saklamadan, çekinmeden kitap okunduğu bir dünya dileğimle okumanızı tavsiye ederim.
Baskı: Aklımla Dalga Geçme
Çok güzel bir kitap olmuş dili çok sade ve akıcı. Yakın zamanda yaşanan olayları hatırlamak adına yazılmış. Bence yakın geçmişi hatırlamak ve bugünümüzü değerlendirmek için okunması gereken bir kitap. Aynı zaman da bizim ne kadar balık hafızalı olduğumuzu da gösteriyor. Neleri unutuyoruz... Gün geçtikçe okudukça hatırlayacak ve şaşıracaksınız. Aklımızla dalga geçirtmeyelim!! Fatih Portakalın akıl notlarına ve emeğine sağlık. Okumanızı tavsiye ederim.
Baskı: Sherlock Holmes Bütün Hikayeleri 2
Sherlock Holmes - Oyun Başladı kitabını Ankara 2017 kitap fuarından almıştım. Kitap da Gümüş Şimşek- Sarı Suat- Borsacı Katibi- Gloria Scott- Musgrave Töreni- Reigate Bulmacası- Albayın Ölümü- Brook Sokağı Cinayeti- Yunanlı Tercüman- Kayıp Antlaşma- Son Vaka olmak üzere 11 ayrı hikaye var. Ünlü dedektif Sherlock Homes'ın maceralarını keyifle okudum. Sherlock sevenlerin okumasını tavsiye ederim.
Baskı: Yeraltından Notlar
Dostoyevski den bir büyüleyici eser.Bir insanın iç çatışmalarını çok güzel anlatmış. Kitabı okumadan önce tiyatrosuna gitmiştim. Oyunu da çok güzeldi. İnceden bir mizahı, insanın kendisiyle mücadelesini ve o iç dünyanın sesini dinlemeyi sevenler için ideal kitap. Okumanızı tavsiye ederim oyununu da mutlaka izleyin.
Baskı: Tutsak Güneş
Güneşimiz Tutsak kalmasın... Ayşe Kulin'in dispotya tarzındaki ''Tutsak Güneş'' adlı romanını kah gülümseyerek kah hüzünlenerek okudum. Güzel ve akıcı bir anlatımı var. Kitaptaki olaylar tanıdık gelince hiç sıkılmadım okurken yaşadım adeta. Her ne kadar da kitaptaki Ramanis Cumhuriyeti bir ütopya da olsa Türkiye'den soyutlayamadım. O kadar çok benzerlikler vardı ki. Uyuyanlar uyandırılmazsa ve günümüzdeki durumlar devam ettikçe maalesef ki Türkiye'nin geleceği Ramanis Cumhuriyet'inden pek farklı olmayacak kanımca. Bu nedenle de kitap bana çok anlamlı ve çarpıcı geldi. Tutsak Güneş de olaylar gelecek bir zamanda anlatılıyor. Teknoloji çok gelişmiş. Uçan taksiler, adresi yazınca kendi giden arabalar, düğmesini çevirince renk değiştiren kıyafetler var. Kanser gibi bir çok hastalığın tedavisi bulunmuş. Ama değişmeyen aynı kalan bir çok şey var: İktidarın para ve güç hırsı, kadınların kaderi, mutluymuş gibi görünen ama mutsuz olan hiçbir şeyden şikayet etmeyen insanlar... Kadınlar hala dayak yiyor, çok azı çalışabiliyor, kadınların tek görevi çocuk doğurup eşlerine hizmet etmek. Aileler çocuk doğurdukça para alıyor, kadın doğuramazsa kocalarının onları boşama hakkı var. İktidara yakın olanlar her yere gelebiliyor, sarılmak gibi bir çok saçma yasaklar, uyuyan dış dünyaya kapalı gerçekleri göremeyen iktidarın anlattığı her şeye inanan bir halk var. Ne kadar tanıdık geliyor değil mi? Kitabın sonunu beğenmedim keşke güzel bir sonla bitseydi. Kitabı bitirince George Orwell'ın 1984 adlı kitabındaki bir söz aklıma geldi: Bilinçleninceye dek baş kaldırmayacaklar, baş kaldırmazlarsa da hiçbir zaman bilinçlenemeyecekler. Umarım Ayşe Kulin'in kitabında dediği gibi bir gün mutlaka, özgür hukuk devletinde yaşamayı başaracağız. Okumanızı tavsiye ederim.
Baskı: Beyaz Diş
Sevgi her şeyin ilacıdır.. Beyaz Diş'in hüzünlü hikayesi beni derinden etkiledi. Jack London'ın eşsiz anlatımıyla hikayeyi adeta yaşadım. Başlangıçta Beyaz Diş'in yavruyken belgesel tadındaki hikayesini gülümseyerek okudum. Yavru kurdun gözünden annesini, babası tek kulağı, doğduğu mağarayı, hayatla ilk tanışmasını ve ilk mücadelelerini hayranlıkla okudum. Maalesef Beyaz Diş'in hayatı insanla tanışmasıyla altüst oluyor. Beyaz Diş'in tanrı olarak adlandırdığı insanlardan yediği dayakları, gördüğü işkenceleri ta içimde hissettim. Gözyaşlarımı tutamadım.Yaşadıkları yüzünden insanlardan nefret eden Beyaz Diş daha da zalim oluyor. Okurken hep umut ettim zavallı kurdu seven, birazcık da olsa başını okşayacak bir insanla karşılaşmayacak mı diye. Ve kitabın sonlarında içim rahatladı. Nihayet Onu seven biriyle karşılaştı Beyaz Diş ve bu sevgi onu değiştiriyor. Sevgi her şeyin ilacıdır diye boşuna söylememişler. Jack London bu eserinde şunu gösteriyor: insan kadar vahşi yaratık yoktur. İnsan dışında doğadaki tüm canlılar kurtlar, vaşaklar,gelincikler... yaşamlarını sürdürebilmek için iç güdüsel olarak avlanıyorlar ama insan öyle değil çıkarı için yapamayacağı kötülük, zalimlik yok. Kitabı okumanızı tavsiye ederim. Beyaz Diş dayak yerken işkence görürken kitabın içine girip Onu kurtarmak Ona için zor tutacaksınız kendinizi...
Baskı: İki Şehrin Hikayesi
Akıcı,sürükleyici ve şaşırtıcı Tüm zamanların en iyisiydi, belki de en kötüsü... Bilgeliğin çağıydı. Aptallığın çağıydı, inançların dönemiydi, inançsızlığın da... Dickens İki şehrin hikayesin de 1789 Fransız ihtilali öncesi ve sonrasında Londra ve Paris şehirleri arasında kesişen hayatları, aşkı, nefreti, intikamı ve fedakarlığı konu alıyor. Dickens’a göre devrim öncesi Paris de acı egemendi. Bir yandan açlıkla, sefaletle mücadele eden halk, diğer yandan lüks yaşamlarıyla keyif süren asilzadeler. Ve öyle bir zaman geliyor ki, asilzadeleri o kocaman duvarlı sarayları bile koruyamaz olur. Fransız ihtilali ile halk asilzadelere karşı ayaklanır. Ancak intikam duygusuyla asilzadelere karşı kışkırtılan halk haklı, haksız ayırt etmeden bir çok insanı giyotine gönderir. İntikamı uğruna küçük bir çocuğun bile giyotine gönderilmesi isteyen kadın bana şunu hatırlattı: nefret nefreti, şiddet şiddeti doğurur.. Bence hikayenin asıl kahramanı hikayenin sonunda karşımıza çıkıyor. Sydney Carton'ın karşılıksız aşkı için yaptığı fedakarlığı asla unutmayacağım. Klasikleri okumayı sevenlerin mutlaka okuması tavsiye edeceğin bir başyapıt. Mutlaka okuyun.
Baskı: Limon Kokusu
Acılar iki insanı yakınlaştırıyor... ''Limon Kokusu'' beklentimi karşılamasa da yine de fena değildi.Başlangıçta biraz sıkıldım sonraları güzelleşti Final de baya heyecanlandım. Meksika dan ABD'ye daha iyi bir yaşam için göç etmeye çalışan insanların yaşadıkları dram yürek burkuyor. Okumanızı tavsiye ederim.
Baskı: Sarah'nın Anahtarı
Hatırla,sakın unutma... 1942 yılında Fransa da yaşanan bir trajedi. Fransızların neredeyse hiç yaşanmamış saydığı bir trajedi. Fransız polisi tarafından ölüm kamplarına gönderilen on binlerce insan. Bunlardan biri 10 yaşındaki Sarah'dır. Sarah küçük kardeşini evlerindeki gizli bölmeye kilitleyip anahtarı cebine saklamıştır.ve geri döneceğine söz vermiştir. Kitabın hikayesi, Sarah'ın gözünden ölüm kampı, ailesinden ayrılışı ve olayları sorgulaması insanın tüylerini diken diken ediyor , sonunu merak ederken bir yandan da ümit ile bekliyorsunuz. Sarah'ın dramı kurgu olsa da 1942 yılında yaşananlar gerçek, ölüm kampları gerçek. Sanırım insanlar var oldukça bir kısım acı çekmeye bir kısım zevk sefa içinde yaşamaya devam edecek.Ama tarih unutmayacak unutturmayacak. Kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Baskı: Kibritleri Çok Seven Küçük Kız
kitabı okurken psikolojim bozuldu. filmi çevrilse korku-gerilim olur. kitabın adıyla alakası yok. babaları tarafından dış dünya ile hiç ilişki kurmadan büyütülen iki çocuk (hatta üç çocuk.babası tarafından zincirlenmiş üçüncü çocuk) babalarının ölümünden sonra yaşadıkları evin dışında bilmedikleri hayatla başa çıkmasını anlatıyor. çocuklardan kız olanı kendini erkek zannediyor. biyolojik olarak vücudundaki değişimlerin ne olduğunu bilmiyor, ensest ilişki,işkence, dayak ..vs. var. okumasanız da olur
Baskı: Panzehir
Daima Atatürk ''Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerimi inkar edenler ve beni lanetleyenler çıkabilir. Hatta bunlar benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından olabilir.Fakat ektiğim tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidir ki bu fikirler Hint'den, Mısır'dan döner,dolaşır, gene gelir, feyizli neticeleri kalpleri doldurur'' Sinan Meydan'ın kitabı Panzehir'i satır satır okudum, bir çok yerin altını çizdim, notlar aldım. Kendi tarihinden bu kadar nefret eden, kendi çıkarları uğruna Atatürk'ü ve Cumhuriyet'i kötüleyip halkın gözünden, kalbinden düşürmek için akla ziyan yalanlar söyleyenlere Sinan Meydan bu kitabında tek tek cevap vermiş. Cumhuriyete sahip çıkmamız gereken şu günlerde herkesin mutlaka okuması gereken kanıt ve belgeleriyle başarılı bir bilimsel çalışma olmuş. Atatürk'e olan hayranlığım daha da arttı. Şuna inanıyorum ki Atatürk'ü asla ve asla yok edemeyecekler. Daima kalplerde olacak sonsuza dek.
Baskı: Nar Ağacı
Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu'ndan okuduğum ilk romandı. Yazarın anlatım tarzını çok beğendim. Yazar eserinde Trabzon, Tebriz, Tiflis, Batum ve İstanbul arasında tarihi bir yolculuk yaptırıyor. O dönemin yaşam tarzını, savaşları, savrulan hayatları, aşkları kavuşmaları bir film tadında anlatıyor adeta. Ancak ben kitap da Setterhan İle Zehra'nın büyük aşkının anlatılacağını sanıyordum. Kitabı okurken hep ne zaman başlayacak bu aşk dedim kendi kendime. sadece kitabın sonunda yüzeysel anlattı.Burada biraz hayak kırıklığı yaşadım. Ama genel olarak kitap güzeldi. Okumanızı tavsiye ederim.
Baskı: Ne Kitapsız Ne Kedisiz
Bilge Karasunun okuduğum ilk kitabı. Denemelerden oluşan bir kitap. Başlangıçta biraz sıkıldım. Ders kitabı gibi geldi. Yine de farklı bir yazar.Kitabı okurken birçok yerin altını çizdim Özellikle hayvanlarla ilgili bölümü çok hoşuma gitti.
Baskı: Büyük Kardeşim Atatürk
Büyük Kardeşim Atatürk, Mustafa Kemal Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan'ın yaptığı söyleşilerden derlenmiş bir kitaptır. Kitap, anne Zübeyde Hanım’ın genç kızlık dönemiyle başlıyor, 1899 da, Mustafa Kemal Atatürk'ün İstanbul’da ki harp okulu’na gitmesiyle sona eriyor. Kitabın dili çok akıcı. Kitap da bilmediğimiz o kadar çok şey var ki. Osmanlı kadınlarının bahtsızlığı, kadınlara yapılan haksızlıklar, yobazların acımasızlığı, Zübeyde Hanım'ın kaybettiği evlatları, Ali Rıza Efendi'nin göçmen ailelerine yaptığı yardımlar, küçük Mustafa'nın kardeşi Makbuş için yaptığı kulübe, yine küçük Mustafa'nın yavru bir karganın yaralı kanadını iyileştiren hikayesi ve ilk aşkı...Özellikle Makbule Hanım'ın Abdülhamit dönemini anlattığı bölümde günümüzle bir çok benzerlikler gördüm. Mustafa Kemal Atatürk'ün genç yaşındaki ileri görüşlülüğünü, bir erkek olarak kadınlara yapılan haksızlıklara karşı çıkması, annesi kardeşi ve annesinin ikinci eşi Ragıp efendi ile yaptığı diyaloglarını çok beğendim. Okumanızı tavsiye ederim.
Baskı: Kürk Mantolu Madonna
abahattin Ali'nin okuduğum ilk eseri. Sabahattin Ali'nin müthiş bir anlatımı ve betimlemesi var. Yazarın psikolojik tahlilleri o kadar harikaydı ki altı çizilecek bir çok cümle var kitapta. Raif efendi ile Kürk Mantolu Madonna'nın sıradışı aşk hikayesinden etkilenmemek mümkün değil. Raif efendi Maria Puder'e '' tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.'' demişti etkilemek elde değil.
Baskı: Kara Kedi ve Diğer Gizemli Öyküler
Yine Edgar Allan Poe dan alacakaranlık tadında hikayeler. Her biri birbirinden gerilimli 9 hikaye var. Özellikle Altın Böcek, Doktor Tarr ve Profesör Fether yöntemi ve Kızıl Ölümün Maskesi harikaydı. Okumanızı tavsiye ederim.
Baskı: Kara Kedi
Kara kedi yazarın okuduğum ilk eseri. Kitap da etkileyici ve gerilim dolu üç hikaye var. Bir kedisever olarak kara kedi isimli ilk hikayeyi okurken sinirlendim insan bu kadar çok sevdiği bir canlıya nasıl kıyabilir neden aldımki bu kitabı dedim kendi kendime. Ama kara kedinin intikamı beni sevindirdi.İkinci hikaye kuyu ve sarkaç etkileyiciydi idam mahkumu biri engizisyon tarafından işkence görüyor. Ürperticiydi.Son hikaye ve en etkileyici ve en gerilimli olanı diri diri gömülmek. Bu hikayede yazar diri diri gömülme olaylarından bir kaç örnek veriyor. Diri diri gömülmenin insana hissettirdiklerini anlattığı kısmı gercekten çok ürperticiydi.Gerilim hikayelerini seviyorsanız okumanızı tavsiye ederim.
Baskı: Ruhlar Kütüphanesi (Bayan Peregrine'nin Tuhaf Çocukları, #3)
serinin son kitabı ruhlar kütüphanesi heyecanlı ve sürükleyiciydi. İlk iki seriden daha iyiydi diyebilir. Filmindeki son ile kitabın sonunun farklı olması beni şaşırttı. Seriyi takip edenler okumalı