mabelard
@mabelard

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Kedi Uykuları
10/1009.05.2014

Baskı: Kedi Uykuları

“Klasikler şiire;”tanrının dili” derlerdi, romantiklerse; “yüreğin dili”. “Tanrı” da “yürek” de yerinde duruyor ama artık yaşamımızın birçok alanında olduğu gibi şiiri açıklarken kullandığımız tanımlarda değişmişti. Şiir; şimdi “yaşamın dili”ydi ve gerçek (belki de hayat) şiir sayesinde açıklanabiliyordu. Sanki sessiz bir dünya vardı ve “insan” hayatla alışverişini şiir aracılığıyla sürdürüyordu. Belki söylenmiyordu, ama şiir artık insanlığın kendini sınadığı yüzleşme biçimlerinden biri hâline gelmişti”

Tehlikeli Oyunlar
10/1007.05.2014

Baskı: Tehlikeli Oyunlar

Sevgi'yle sevgisiz, Bilge'yle bilgesiz. Ah albayım, ah.

Doğu'nun Limanları
9/1007.05.2014

Baskı: Doğu'nun Limanları

Sayfa hacmi küçük, içeriği büyük roman...

Koku
10/1007.05.2014

Baskı: Koku

Muhteşem bir kurgu. Sıradışı bir öykü. Taklit edilmesi çok güç bir kitap. Kesinlikle okunmalı.

Suç ve Ceza
10/1007.05.2014

Baskı: Suç ve Ceza

İki cildini okudum. Raskolnikov karakteri unutulacak gibi değil.

Baskı: Şeker Portakalı (Zeze, #1)

Ah küçük zeze...Edirne'den Ankara'ya yaptığım bir yolculukta okumuştum. Zeze'nin hüzünlü öyküsü beni ağlatmayı başarmıştı.

Od
1/1007.05.2014

Baskı: Od

Bildik İskender Pala üslubu. Kitabın içinde anlatılan Yunus Emre'yi bilmeyen var mı? Od, ticari başarı getirebilir ancak geleceğe kalacak bir kitap değil.

Gazap Üzümleri
10/1007.05.2014

Baskı: Gazap Üzümleri

http://mabelard.blogspot.com.tr/2014/04/bes-soru-bes-cevapla-gazap-uzumleri.html Soru 1: Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna romanı bu ismi Andrea Del Sarto’nun aynı adlı tablosundan almıştır. Yine Thomas Harris sinemaya da uyarlanan ünlü romanı Kızıl Ejder’in adını William Blake’in 1805-1810 yılların arasında yaptığı ejderha temalı dört resminden biri olan “ the great red dragon and the woman clothed in sun” tablosundan almış ve romanında bu tabloyu da kullanmış ve anlatmıştır. Bir tablodan etkilenme durumu John Steinbeck’in Gazap Üzümleri romanında da görülmekte midir? -Avrupalı ressamların pek çoğu “Carita Romana” mitini anlatan tablolar yapmışlardır. Carita Romana miti yaşlı Plinius ve Valerius Maximus’un kadim hikâyesini anlatır. Hapishanede açlıktan ölüme terk edilmiş yaşlı Cimon’u kızı Pero emzirerek hayatta kalmasını sağlar. John Steinbeck de işte bu mitten ve bu mitin anlatıldığı tablolardan esinlenerek ve onlara gönderme yaparak sarsıcı bir final yaratmıştır. Romanda, Rosa of Shaton bir vagonda çocuğunu doğurur. Fakat çocuk ölü doğmuştur. Bu sırada dışarıda sel vardır ve vagona sular dolmaktadır. Yanındakiler Rose’u bir samanlığa götürürler. Burada yaşlı bir çiftçi açlıktan ölmek üzeredir. Rose süt dolu göğüslerini hastaya uzatarak ona süt vermeye çalışır. Ve onun hayatta kalmasını sağlar.

Avare Yıllar
10/1007.05.2014

Baskı: Avare Yıllar

http://mabelard.blogspot.com.tr/2014/04/orhan-kemali-sosyoloji-disiplininden.html Orhan Kemal; kendi yaşam öyküsünü anlattığı “Küçük Adamın Romanı” üçlemesinde bitmek tükenmek bilmeyen yazma tutkusunun kaynaklarını, sanki ışıl ışıl parlayan bir kuyumcu vitrini gibi okurların gözleri önüne sunarken, aynı zamanda da bireyin kendi kendisini ve yaşadığı toplumu anlaması için öncelikle insanı konu edinen farklı disiplinlerden faydalanmak gerektiğini çok iyi özümsemiş bir yazar profili çizer.

Cemile
10/1007.05.2014

Baskı: Cemile

http://mabelard.blogspot.com.tr/2014/04/orhan-kemali-sosyoloji-disiplininden.html Orhan Kemal; kendi yaşam öyküsünü anlattığı “Küçük Adamın Romanı” üçlemesinde bitmek tükenmek bilmeyen yazma tutkusunun kaynaklarını, sanki ışıl ışıl parlayan bir kuyumcu vitrini gibi okurların gözleri önüne sunarken, aynı zamanda da bireyin kendi kendisini ve yaşadığı toplumu anlaması için öncelikle insanı konu edinen farklı disiplinlerden faydalanmak gerektiğini çok iyi özümsemiş bir yazar profili çizer.

72. Koğuş
10/1007.05.2014

Baskı: 72. Koğuş

http://mabelard.blogspot.com.tr/2014/04/insan-haysiyetinin-72kogusla-imtihan.html Türk edebiyatına birbirinden değerli romanlar bırakan Orhan Kemal’in; 1950’li yıllarda önce uzun hikâye, sonra oyun formatında yazdığı kült eseri “72.Koğuş”, “Koğuşta izmaritine zar atılıyordu” cümlesiyle başlar. Bu çarpıcı cümle; bir yandan işledikleri suçla birlikte kaderiyle oyun oynamış, özgürlüğünü kaybetmiş yoksul insanların cezaevinde içine düştükleri durumu özetlerken, bir başka yönden de okurun belleğini Aristo’nun “kullanacak kuvvetin, dağıtacak himmetin yoksa kıymetinde yoktur” sözündeki “himmet ve kıymet” kavramlarıyla yüzleştirir.

Baskı: Küçük Adamın Romanı, 1: Baba Evi

http://mabelard.blogspot.com.tr/2014/04/orhan-kemali-sosyoloji-disiplininden.html Orhan Kemal; kendi yaşam öyküsünü anlattığı “Küçük Adamın Romanı” üçlemesinde bitmek tükenmek bilmeyen yazma tutkusunun kaynaklarını, sanki ışıl ışıl parlayan bir kuyumcu vitrini gibi okurların gözleri önüne sunarken, aynı zamanda da bireyin kendi kendisini ve yaşadığı toplumu anlaması için öncelikle insanı konu edinen farklı disiplinlerden faydalanmak gerektiğini çok iyi özümsemiş bir yazar profili çizer. Küçük Adamın Romanı’na Türkçede “toplumbilim” olarak bilinen, bireylerin diğer bireylerle ve toplumla ilişkilerinde ortaya çıkan davranış biçimlerini inceleyen sosyoloji penceresinden baktığımızda, Orhan Kemal için, toplumun normlarını okuyarak değil, yaşarak öğrenme sürecinden geçmiş bir yazardır tespitinde bulunmak pekâlâ mümkündür.

Hasret
1/1007.05.2014

Baskı: Hasret

Hasret'i geçn yıl tatil için gittiğim Didim'de okudum. Canan Tan'ı okumaya değer bulmuyorum. Hasret'i memleketim Kırıkkale'de geçen bir olayı anlatması sebebiyle sırf merak ettiğim için alıp inceledim. Tan, sıradan cümleler yazıyor. Hasret isimli kitabında altını çizdiğim tek bir satır bile olmadı. Okumak için verdiğim zamana, paraya ve emeğe yazık. Kesinlikle önermiyorum...

Viyolonsel
8/1007.05.2014

Baskı: Viyolonsel

http://mabelard.blogspot.com.tr/2014/04/viyolonsel-okuma-notlar.html Halil İbrahim Polat; Palto Yayınlarından çıkan ikinci romanı Viyolonsel'de felsefi düşünen ve felsefi düşüncede detayların farkına aşk'la varan Aden'in melânkolik dünyasını notalarla örtüştürürken, o'nun ruhunu müzikle iyileştirip, Dina ile bütünleştiriyor. Kitap; sürdürmekte olduğu yaşam tarzından kendini soyutlamış, yeni bir hayat arayışı içinde olan, Tanrı’yı, varoluşu düşünen ve bu süreçte yalnızca sessizlikle temas hâlinde olan bir insanın düşünsel eylemiyle başlıyor.

Sekiz Kitap
10/1007.05.2014

Baskı: Sekiz Kitap

http://mabelard.blogspot.com.tr/2014/03/sohrab-i-sipihri.html "Geldiyse sabah madeninin kâşifi, seslen bana Parmaklarının ardındaki yaseminin doğuşunda uyanacağım" Sayfamı izleyen okurların dikkatini çekmiştir; blog sayfasını yeniden açtığım günden itibaren, burada sık sık İranlı şair Sohrâb-i Sipihrî'nin şiirlerinden alıntıladığım dizelere yer vermeye çalışıyorum. Elimde Şule Yayınevi'nin 'Merdiven Kitapları' dizininde yer alan ve çevirisini Prof.Dr. Mehmet Kanar'ın yaptığı Sohrâb-i Sipihrî'nin 'Sekiz Kitap' başlıklı eseri var. Alıntıladığım dizeleri bu kitaptan yapıyorum. Kitabın girişinde İran şiirine ilişkin uzun değerlendirme yazısı önemli bir kaynak. Söz konusu yazıyı uzun uzun buraya aktarmak istemiyorum fakat meraklılar için Sohrâb-i Sipihrî'nin öz geçmişinin bilinmesinde fayda olduğunu düşünüyorum.

Sırlar Uçurumu
6/1007.05.2014

Baskı: Sırlar Uçurumu

http://mabelard.blogspot.com.tr/2014/03/okuma-notlar-i.html Bu hafta Alein Kentigerna'nın "Sırlar Uçurumu" isimli kitabını okudum. Aristokrat bir Fransız ailesinin sırlarla dolu yaşamının anlatıldığı kitap boyunca yazar, okurları Roussel ailesinin geçmişi ve bugünü arasındaki med-cezir'in ortasına bırakıyor. Alein Kentigerna hakikaten bir solukta okunabilecek bir romana imza atmış. Aşk, ölüm, tutku, düello, cinayetler, yoksulluk ve zenginlik, devrime, anarşizme, Bonapart'a, Jean Varlet'e göndermeler Sırlar Uçurumu'ndaki olayların heyecanını son sayfaya kadar diri tutuyor.

Sahnede Ölüm
4/1007.05.2014

Baskı: Sahnede Ölüm

http://mabelard.blogspot.com.tr/2014/04/sahnede-olum.html Geçtiğimiz hafta içinde Ankara'da İmge Kitabevi'nden aldığım kitapları okumayı bitirdim. Söz konusu kitaplardan ikisini Pascal Mercier'in "Lizbon'a Gece Treni" ve "Sahnede Ölüm"ü peşpeşe okudum. Çünkü Mercier'in ilk kitabı beni müthiş etkilemişti. Bu sebeple "Sahnede Ölüm"ün sayfalarını büyük bir iştahla açtım. Biraz ilerledikten sonra kitabın tanıtımında sözü edilen, iki kardeş arasındaki sır açığa çıktı. İyi bir kitap okuru olarak uğradığım düş kırıklığını anlatacak kelime bulamıyorum. Tamam, herkes her kitabı beğenmek zorunda değil. Her okurun algıları farklı, dünyaya bakışı, inançları, ön planda tuttuğu olmazsa olmaz saydığı değerleri farklı. Neyse, dedim. Başladık bir kere bitirelim bari. Zaten benim bugüne değin elime alıp bitirmeden bıraktığım kitap sayısı çok nadirdir. Örneğin Orhan Pamuk'un "Kar" isimli kitabını irrasyonel bulup okumayı bırakmıştım. Kurguya ve roman kahramanlarının yapmacıklığına ısınamamıştım bir türlü. Kitaplığımda öylece duruyor. Kim bilir belki bir gün bıraktığım yerden tekrar okurum.

Huzursuzluğun Kitabı
10/1007.05.2014

Baskı: Huzursuzluğun Kitabı

http://mabelard.blogspot.com.tr/2014/05/tesekkurler-pessoa.html Huzursuzluğun Kitabı'nı okumayı bitirdim. Pessoa'nın kendine kurduğu düş dünyasını, uykuyla uyanıklık arasında bir ruh hâliyle yazdığı satırları nihayet bütün olarak görmüş oldum. Eylemsizliğine, yalnız yaşama tutkusuna saygı duydum. Sorumluluktan kaçış bilincinin sebeplerini düşündüm. Uykuya düşkünlüğünü görünce gülümsedim. Uykucuyum. Uykuyu seviyorum çünkü. Hatta şimdi, fırsatım olsa, birkaç saat deliksiz uyuyabilirim. Kitapta bütün cümlelerin altı çizilebilirdi belki ama ben o'nun en çok şu cümlesini sevdim. "Deyim yerindeyse hiçbir uyarıcıya ihtiyacım yok. Ben afyonumu, kendi ruhumda buluyorum."

Dünya Ağrısı
10/1007.05.2014

Baskı: Dünya Ağrısı

http://mabelard.blogspot.com.tr/2014/04/dunyann-agrs-bitmez.html Ayfer Tunç; Can Yayınlarından çıkan kitabı "Dünya Ağrısı"ında bir yandan adı sanı bilinmeyen bir şehre sıkışmış sıradan insanların hayatlarını “taşra” imgesinde somutlaştırarak anlatırken diğer yandan da yaşadığımız toplumun en hassas olduğu, en çok bilinen ayrımcılık örneklerinden birini kitabına taşımış.