
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Başlangıç (Robert Langdon, #5)
Benim için kesinlikle en iyi kitaplarından biri değildi. Oysa geri sayım yapıyordum ve çıktığı ilk gün gidip aldım.. Her kitabında olduğu gibi koşuşturmaca var mı, evet var. Gelişen olaylar zincirinin öyle bir sona bağlanması beni şaşırttı mı, hayır. Kesinlikle bir melekler ve şeytanlar, Da Vinci'nin Şifresi değildi.. Evet, kitap iyi bir kurgudan oluşuyordu. Ancak beni içine çekemedi bu sefer. :( Eski kitaplarını okurken yanındaki kadın karakter benmişim gibi koşuştururdum sayfalarda şifreleri, olayları çözmek için. Şimdiyse üçüncü göz olarak kaldım.
Baskı: Ateş Çemberi (The Darkest Minds, #3)
"Siyah öyle bir renktir ki bir rengi yoktur aslında. Siyah, bir çocuğun sakin ve boş odasının rengidir. Gecenin en ağır saatidir; sizi başka bir kabusun içinde boğan ve esir alan saati... Öfkeli, genç bir adamın geniş omuzlarını saran üniformadır. Siyah çamurdur, aldığınız her nefesi izleyen, sizi bir an olsun rahat bırakmayan bakışlardır, gökyüzünü delercesine uzanan çitlerin titreşimidir. Bir yoldur. Solgun yıldızların parçaladığı unutulmuş bir gökyüzüdür. Kalbinize doğrultulmuş yeni bir silahın namlusudur. Chubs'ın saçlarının, Liam'ın morluklarının, Zu'nun gözlerinin rengidir siyah. Yarınlara dair bir umudun; hem de yalanlar ve nefretle tükenmiş bir umudun rengidir. İhanetin rengidir.."
Baskı: Kaplan Arayışı (The Tiger Saga, #2)
İnsan yaşamı, zamanın dokuma tezgahı üzerindedir, Göremediği bir desendir, Dokumacı çalışır ve mekikler hareket eder, Sonsuzluk doğana kadar. Bazı mekiklerde gümüş iplikler vardır, Bazılarınınki altındır, Ama çoğunun sahip olduğu şey, Daha koyu renkli tonlardır. Ama dokumacı usta gözlerle, Gidip gelen mekikleri izler, Tezgah ağır ağır, kendinden emin işlerken, Hünerle dokunan deseni seyreder. Deseni planlayan şüphesiz Tanrı'dır, Her iplik, koyu veya açık renkli olsa da, O'nun usta elleriyle seçilir, Ve dikkatle desenin içine geçer. Güzelliğini sadece O bilir, Altın ipliklerin yanı sıra, Gösterişsiz gözükenleri de barındıran, Mekiklere kılavuzluk eder. Ancak tezgah susunca, Ve mekikler hareketsiz kalınca, Tanrı deseni gösterir, Ve sebebini açıklar. Dokumacının yetenekli elleri, O'nun planladığı desen için, Altın ve gümüş ipliklerin yanı sıra, Koyu renklilere de ihtiyaç duyar.
Baskı: Gitme
"Burnun aktığında burnunu silmek istiyorum. Ayakların ağrıdığında ovmak istiyorum. Seni ilgiye boğmak, şımartmak istiyorum. Sana hediyeler almak, imkanım neyi el veriyorsa ayaklarına sermek, her sözünü emir kabul etmek istiyorum. Seni yatağımda, yanımda, tenimde istiyorum. Allah'ım! Seni öpmek istiyorum. Sarılmak, o farklı kokunu içime çekmek... Seninle uyumak istiyorum. Sonra uyanmak! Benim için, bana gülümsemeni istiyorum, bana bakmanı! Aşkıma karşılık vermeni istiyorum. Bana yenid-... Bana aşık olmanı istiyorum. Benim seni sevdiğim gibi beni sevmeni istiyorum. Kalbini istiyorum. Ruhunu. Bedenini. Özetlersek... Seni istiyorum. Her şeyinle."
Baskı: Kimi Seçtiğine Dikkat Et! (Karanlık Elementler #3)
"Bir iblisin aşık olmasının ne demek olduğunu bilmiyorsun bence, Layla. Aşk basıp gitmez. İstesek de azalmaz. Ölene kadar severiz. Bu sadece söylediğimiz bir şey değildir. Sevince bir kez severiz ve sonsuza dek sürer. Ne olursa olsun. Bunu biraz düşününce sapıkça geliyor ama neyse ki sen de aynı şekilde hissediyorsun, o yüzden tuhaf değil. Beni hissediyor musun? Seri mükemmel bir şekilde bitti. Bunu bir kenara bırakırsam, her defasında Dex'in artık yayınladığı kitapları kalitesinden dolayı almamayı bırakacağım diyorum ama yine dayanamıyorum ardından okurken ufak çaplı bir kriz geçiriyorum -_- Sayfalar o kadar ince ki çevirirken hatta bir tanesi elimde kaldı. Bir başka sıkıntıysa sanırım kitap, çeviriden geldiği gibi basıma gönderilmiş. Okurken harf hataları o kadar gözüme çarptı ki akıcılığını yitirmesine neden oluyor kitabın bu durumlar.
Baskı: Winter (The Lunar Chronicles, #4)
"Bütün Aylılar sihirleriyle iyi bir şeyler yaptıklarını zanneder. Üvey annemin tek gücü, insanların ondan korkması değil. Kraliçe istediği zaman herkesi onu sevdiğine inandırabilir. İyiliği seçersek yalnızca iyi olduğumuzu sanırız. İnsanları Mutlu edeceğimizi. Onlara aşk, huzur ve tatmin vadettiğimizde iyilik yaptığımızı zannederiz. Oysa gerçeği görmelerini engelleriz ki bence bu da en büyük zalimliklerden biri."
Baskı: Son Yıldız (The Fifth Wave, #3)
Büyük beklenti içinde olduğum içindi sanırım bu kadar hayal kırıklığı yaşamam -_- Yazar ilk kitapta kucağımıza müthiş bir hikaye, aksiyonu bol bir kitap bıraktı. Ardından ikinci kitap ile tempo azaldı. Bunda ise tempo yavaşlığını falan da geçtim kendi içinde bol bol tekrarlara da düştü. Evan, hileci, zombi falan neyse de ben tam bir Cassie hayranıydım. Onun bölümlerini okumayı dört gözle bekliyordum. Çünkü öyle samimiydi ki sanki karşılıklı oturup konuşuyormuşsunuz gibi hissettiriyordu. Yazık ettin güzelim karaktere!! Fedakarlık bu tarz kitapların evet, olmazsa olmazıdır belki ama çok yanlış kişiye bunu yaptırttı yazar bence :( ---- "Adil olup olmamasını takmıyorum. Mesele adelet değil. Mesele ihtimaller. Bir de risk. Mesela küçük kardeşimin bir sonraki Noel'i görebilmesi. Bunu benim için yapabilecek biri olsa şahane olurdu, Parish ama yok. İş bana kaldı. Çünkü ben hala oradayım, Ben, otobandaki o arabanın altındayım, oradan hiç çıkmadım ve ayağa kalkmadım. Canavarın gelip beni almasını bekliyorum hala. Ve şimdi hiçliğe doğru kaçarsam, o canavar beni bulacak. Sam'i bulacak. Evan Walker'ın bir uzaylı, bir insan ya da uzaylı insan kırması bir ucube olması umrumda değil. Ne senin ne de Hileci'nin ve özellikle de benim yükümü umursuyorum. Dünya çok uzun zamandan beri var ve bu yedi milyar kere milyar atomun varoluşundan bile önce buradaydı, o atomlar etrafa dağıldıktan sonra da var olmaya devam edecek."
Baskı: Tandem (Çoklu Dünyalar Serisi 1)
fringe hayranı olupta paralel evrenleri konu alan bir kitabı beğenmemek olur mu hiç? :D ilk başlar tempo biraz düşüktü yarım puanı o nedenle kırdım. ama sonrası aktı.. bugün hatta kitap fuarına gittim serinin ikinci kitabını alayım olmazsa diye bir fiyat söylediler neyse kalsın dedim internetten daha ucuza alırım dedim ayrıldım standtan :D yalnız üçüncü kitabın basılmayacağını öğrenince yıkıldım. umarım bu durum düzelir..
Baskı: Adam
"Demokrasinin iki çeşidi vardır. Biri, zor ve gerçek olanı. Öbürü kolayı, oyun olanı. Topraksızı topraklandırmadan... İşçiyi sağlama almadan... Halkı esaslı eğitmeden... Olmaz. Birincisi, köklü değişim ister. Zordur ama, gerçek demokrasidir. İkincisi, sandık demokrasisidir. Okuma yazma bilsin bilmesin... Toprağı, işi olsun olmasın... Demagojiyle serseme çevrilen halk, elindeki kağıdı sandığa atar. Böylece... Kendi kendini yönetmiş sayılır. Bu, oyundur, kolaydır. Amerika bu demokrasiyi yayıyor. Biz de demokrasinin kolayını seçtik. Çok şeyler göreceğiz daha... "
Baskı: Bir Şafak Vakti
Yeni yazarlarla tanışma hikayeleri ilk başlarda sancılı olabilir. Ancak Kristen Heitzmann kalemi ve kurgusu ile beklentilerimin üstüne fazlasıyla çıktı. Her kesime önerebileceğim, insanın içinde acı-tatlı her anı oluşturan çok sevimli hikayeydi. Kitabı ilk elime aldığımda açıkçası bir seriye bağlı olduğunu, hele bir de serinin 3. kitabı olduğunu bilmiyordum. Goodreads'te araştırırken keşfettim. O nedenle biraz çekimser kaldım okumak konusunda ya konular iç içeyse diye. Ama iyiki okumuşum dedim.
Baskı: Yolcu
kitabın ilk birkaç bölümü bana 'Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer' serisi ile 'Outlander' serisini çağrıştırdı. Aslında benzerliği yok sadece zamanda yolculuk içerdiği için ister istemez bu ikisi kafama üşüştü :)) Ben şahsen kitabı baya beğendim. Karanlık Zihinler serisinin son kitabının vuruşu benim için sağlam değildi o nedenle sıfır beklenti ile başladım. Sonra zaten tempo arada ufaktan yavaşlasa da kitap beni içine çekti. Tek sevemediğim nokta kitapta birçok defa ten renginin üzerine basa basa tekrarlanması oldu. Hele kitap sonunda öyle bomba patladı ki seri nasıl devam edecek gerçekten çok merak ediyorum. Kesinlikle tavsiye ederim. "'Hayır, hayır, yok bunlar,' diye araya girdi Alice. 'Gözyaşları, sırlar yok. Yaşamam gereken hayatı yaşamak istiyorum, Etta. Bu kadar basit. Babam her zaman, hayatı gerçekten yaşananın yolunun, onu beklentisiz bir şekilde ve seçimlerini etkileyen korkular olmaksızın yaşamak olduğunu söylerdi. Gerçi siz yolcular böyle gelip giderken bu epey zor oluyor. Günün birinde, senin beni tanıdığın gibi seni tanımak istiyorum. Kemanımı çalmak, hatalar yapmak, aşık olmak, mümkün olduğunca çok şehirde yaşamak istiyorum... Bunu gerçekten benden alacak mısın?'"
Baskı: Taş Bebek
Bu benim ilk SEP romanımdı. Yazar ile bu kitapla tanışmakla doğru mu yaptım pek emin değilim açıkçası. İlk başlarda biraz zaman dilimine alışmakta sıkıntı yaşadım. Gereksiz uzatmaların da etkisinde kaldım. Olay gelişimlerine lafım yok o konuda iyi ilerledi. Ardından iki baş karakterin ilişki gelişimine çok çok geç ulaştım. Açıkçası daha çok bu ikiliye odaklı olmasını isterdim. Belinda ve Alexi için diyebilecek laf zaten yok. Böyle aileler olmaz olsun.. Fleur içinse ona da yer yer kızdım. Özellikle evden kaçışına kadarki olan Alexi ile ilişkisine. Belinda ile olan ilişkisini saymıyorum bile deli etti beni. Tamam ailesinden ilgiye aç bir şekilde büyüdüğü için bu şekilde davranmış olabilir ama daha da aklı başında olmasını dilerdim. Belinda'dan yiyeceği kazığı beklemesine gerek kalmadan da uyanabilirdi. Bir de cep boy mu yapsam yoksa normal kitap boyunda mı çıkarsam kararsızlığında kalıp aman ikisi arasında bir şeyler yapayım bir de üzerine parıltı ekleyeyim ki 30 lira etiket fiyatı basayım mantığındaki sevgili yayınevi... Ben biriken puanımla almıştım yoksa sahafıma gelirse alırdım ya da almazdım zaten ki yazarın birkaç kitabını da sahafımdan almıştım. Yayınevinin fahiş fiyat politikasına girsem sabaha kadar konuşurum zaten o nedenle susuyorum!.
Baskı: Aşk - Esaret
goodreadste 3.96 puanı alabilmeyi nasıl başarmış hayret ediyorum. yazarı daha önce okumamış olsaydım bir daha adını gördüğüm kitaplardan arkama bakmadan kaçardım. bu kitabı hiiiiç yakıştıramadım kalemine. saçmalıklarla doluydu. genelde illa bir karakter ön plana çıkar sizin için. seversiniz falan ya.. bu kitapta tek bir karakteri bile sevmedim, sevemedim o derece :D
Baskı: İskoç Savaşçı (Campbell Trilogy #1)
hatun gene döktürmüş. keşke yayınevi her ay bir kitabını yayınlasa. historical denildiğinde aklıma gelen isimlerin en başında gelir kendisi. yine yine enfesti. Jamie'nin gözlerine baktı. "Seni seviyorum Jamie Campbell." Jamie, Caitrina'nın dudaklarına hafif bir öpücük kondurdu. "Ben de seni seviyorum. Ama bu iki kelimeyi asla bir arada duymamıştım." "Ne?" "Sevmek ve Campbell." Caitrina gülümsedi. "Buna alışsan iyi edersin çünkü sonsuza del bu iki kelimeyi yan yana duyuyor olacaksın."
Baskı: Güle Güle Dünya Ben Burda Kalıyorum
hayatına ufacıkta olsa bir pencereden bakabilmek çok keyifliydi benim için. ilk defa bir kitabını okuyorum, daha çook okuyacağımı da biliyorum :)) "İnsan doğuyor, yaşıyor, ölüyor. Doğmak ve ölmek bizim elimizde değil. Ama o aradaki yaşamak var ya... Hah, işte o tamamen bizim. Hayatımızda başka sorumlu bulunmuyor. O arayı iyi yapmamız gerekiyor. Çifte standart yok. Edebiyattan on aldım, matematikçi üç verdi. Yok öyle dava... İkisini de sen aldın, onu da, üçü de... Bunu hep yaparız biz. İnsanoğlu başarısızlığı sevmiyor. Oysa onu başarılı yapan en önemli mesele başarısızlıktan alacağı derslerdir. Benim başarısız olduğum pek çok konu, sonradan en başarılı olduğum konular haline gelmiştir. Hayat sorumluluk ister mi? İster. Her şeye boşver diyemeyiz. İyi ve yararlı yaşamalıyız. Dünyaya ne ekersen kardır."
Baskı: Yolcu (Tutsak #2)
devam kitabını da yine çok çok sevdimm :)) Gray ve çetesi iş başında :) Aralarında ilişkilerin iniş çıkışları kitaba ayrı bir tempo katmış. Elbette şok edici, üzücü durumlar da bol bol mevcut :( Gray tam bir yaşının karakteri bana göre. 18 yaşında ve fevri ve hala ne istediğini bulma yolunda tereddütleri olabilen bir genç. Çoğu yerde kızmak istesem bile kızamadım. 3. kitabın çıkmasını dört gözle bekliyorum. Kesinlikle tavsiye ederimm ;)
Baskı: Triton Varisi (The Syrena Legacy, #2)
ilk kitabın sonu herkesi merak içinde bırakacak şekilde bitmişti. bu kitabın başı da o yükseliş ile devam etti sonra bir duraklama dönemine girdi sebepsizce. en sonunda bombayı patlattı direk gerileme dönemine geçiş yaptı. halbuki ne de güzel başlamış, heyecan dorukta gidiyordu kitap oysa... ara kitapları yazmak zordur, başarılı olan yazar sayısı da malum zaten. ama 3. kitap puanına baktım bundan bile düşük :(
Baskı: Kırmızı Saçlı Kadın
Bu benim ilk Orhan Pamuk kitabım o nedenle nasıl bir eleştiri yapabileceğimi bilmiyorum açıkçası. Yazara karşı malum nedenlerden dolayı önyargılıydım. Bu huyumu sevmesem de zaman zaman kişinin yaptığı iş ile kişiliğini birbirinden ayrı tutamıyorum. Tavsiye üzerine başladım bu kitabına. Kitap, giriş bölümü olmadan direk gelişme ile başladı gibi geldi bana en azından. Ve sonra Mahmut Usta ve hikayeleri kısmını sevdim. Ve keşke ustadan daha fazla hikaye dinleyebilseydim dedim. Kitabın ikinci kısmına geldiğim zaman da zaman atlamasının hızına yetişemedim. Ana karakteri de zaten sevemedim. ilk andan itibaren ısınamadım. Kırmızı saçlı kadın ve oğlu desen o da ayrı bir hikaye. Kitabın sonunun ise öyle bitmesine nedense hiç şaşırmadım. İlk sayfalardan itibaren gözümüze sokulduğu şekilde bitti. Yazarın dili okumayı zorlaştırmıyor. Ama bu kitap bana aceleyle yazılmış gibi geldi. Olayın can damarına inmeden çok yüzeysel kaldığına inanıyorum.
Baskı: Serserinin Öpücüğü (Sons of Sin #2)
http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/12/serserinin-opucugu-anna-campbell-yorum.html
Baskı: Ada (Ada, #1)
http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/12/ada-lynne-matson-yorum.html Natalie bir keresinde Ada'da şans diye bir şey yoktur demişti. Yanılıyordu. Şans kişiseldir; herkes kendi şansını yaratır. Bazen iyidir, bazen kötü ama senindir ve nereye gidersen git peşinden gelir, Nil Adası'nda bile. Şans değişebilir de, çünkü büyükannemin üstüne basa basa vurguladığı gibi şans, bir düşünce yapısıydı. İhtimalse, öte yandan, farklıydı. İhtimal bir yazı tura atmaktı, ihtimal olma olasılığıydı. Tablolarım Thad'in ihtimallerini arttırmıştı ama şansını değiştirmemişti. Sebebini anlayamıyordum.
Baskı: Çarşambaya Kadar Eşim Ol (The Weekday Brides #1)
http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/10/carsambaya-kadar-esim-ol-catherine.html
Baskı: Geçmişin Yankısı Kısım II (Yabancı, #7)
http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/07/gecmisin-yanks-ksm-i-ksm-ii-diana.html "Kadınların neden savaşmadığını merak ediyorum." "Sizler savaşmaya uygun değilsiniz Sassenach." Sert ve pürüzlü elini yanağımın üstüne koydu. "Hem bu doğru olmazdı; siz kadınlar gittiğinizde beraberinizde çok fazla şey götürüyorsunuz." "Ne demek istiyorsun?" Uygun kelimeyi ya da düşünceyi aradığını belirtircesine hafifçe omuzlarını silkti, sanki ceketi çok darmış gibi farkında olmaadn yaptığı bir hareketti. "Bir adam öldüğünde, sadece bir kişi ölmüş olur," dedi. Erkekler birbirlerinden pek farklı değillerdir. Hem onları doyurması ve koruması için her ailenin bir erkeğe ihtiyacı vardır. Ve doğru düzgün her adam bunu yapabilir. Kadınlara gelince..." Parmaklarımın ucundaki dudaklarını kıpırdatıp hafifçe gülümsedi. "Bir kadın öldüğünde beraberinde tüm canlılığı götürür. Bir kadın.... sonsuz olasılıklarla doludur."
Baskı: Kurucunun Kızı (The Book of Ivy #1)
http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/06/kurucunun-kz-amy-engel-yorum-alntlar.html "Neden benim için çabalamayı bırakmadın?" Kendime eğer uyuyorsa, bir daha sormayacağımı söyledim. Uyumamıştı. "Ne demek istiyorsun?" Nefesi ensemdeki saçları gıdıkladı. "Doğruluk mu, cesaret mi oynadığımız o akşam. Bir süre sonra annenin sevgisini kazanmak için çabalamayı bıraktığını söylemiştin." Durdum. "Neden benim için de pes etmedin?" "Nedenini biliyorsun," dedi sessizce. Gözlerimi kapattım. Biliyordum ama duymak için hazır olduğumu sanmıyordum. Ancak bir parçam öyle olmalı, çünkü öbür türlü soruyu sormazdım. Özellikle Bishop'a. Gerçek zor diye asla kolay bir şey söylemeyi seçmeyecek oğlana. Belki de bilmek için duymayı istiyordun, bir kez ve sonsuza dek, geri dönüş yoktu. "Çünkü sana aşığım, Ivy," diye fısıldadı. "Senden vazgeçmek bir seçenek değil." Saçımı ensemden kaldırdı ve oradaki hassas teni öptü. Nefesim titreyerek çıktı. Sessizlik karanlık odada dönüp duruyordu ve belki de soruyu sormak aptalcaydı ama pişman değildim. Elini açtım ve avucunu öptüm, teni soğuk ve kuruydu. Elini kalbimin üsyüne yerleştirdim ve kendi elimle örttüm. Böyle uykuya daldım. Dudakları ensemde. Kalbim ellerinde..
Baskı: İşgalci (Yabancı, #2)
http://gamzeninkitapdunyasi.blogspot.com.tr/2015/06/isgalci-melissa-landers-yorum-alntlar.html Cara'nın gülüşü aydınlandı. "En çok neyini özlüyorum, biliyor musun?" diye sorup Aelyx'in cevabını beklemeden heyecanla tamamladı. "Kokunu." "Neyimi?" dedi Aelyx. Duymak istediği şey bu değildi. Cara'nın da ona dokunmayı özlemiş olmasını ummuştu. "Bu, benim öpüşme becerilerim hakkında pek bir şey göstermiyor, değil mi?" "O konuda endişelenmene gerek yok. Gayet beceriklisin," diyen Cara dudağını ısırıp ekledi. "İnanılmaz beceriklisin." Bu cevap daha iyiydi. Aelyx oturduğu yerde doğrulduğunu fark etti. "Ama yine de en çok kokumu mu özledin? Özleyecek o kadar şey varken...." "Müthiş bir kokun var. Tatlı ve baharatlı. Sanki içinde başka bir şey daha var... Uzun uzun yağan yağmurdan sonraki orman kokusu gibi," diyen Cara gözlerini kapattı ve hayallere dalarak burnundan derin bir nefes aldı. Kapısı tıslayarak açıldı ama odaya her kim girdiyse Cara hiç oralı olmadı. "Bütün L'eihrliler böyle mi kokuyor acaba diye merak ederdim ama öyle değilmiş, sadece senmişsin. Keşke yatarken senin gömleklerinden birini giyebilsem. Böylece sen yanımdaymışsın gibi olurdu."