Tuğçe Nur
@Tuğçe Nur

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Böğürtlen Kışı
9/1003.12.2013

Baskı: Böğürtlen Kışı

http://kitapasigi.blogspot.com/2013/12/bogurtlen-ks-sarah-jio.html Pek çok kişi Böğürtlen Kışını biran önce okumalısın demişti. Sarah Jio zaten kaliteli bulduğum ve beğendiğim bir yazar. Ama bu kitabı beklentilerimin kat kat üstünde çıktı. Artık kapak görseli için bir şey deme gereği duymuyorum. Ne de olsa Arkadya Yayınlarından bahsediyoruz :) Kitabımız iki zamanda geçiyor. Ben her zaman iki zamanda geçen kitapların biraz riskli olduğunu düşünmüşümdür. Yazar konuyu bu şekilde anlatırken ya batırır yada gerçekten iyi bir şekilde kullanır. Sarah Jio bu konuda gerçekten çok başarılı. İki farklı konuyu okumanıza rağmen hiçbir kopukluk hissetmedim. Hatta bu sayede kendimi kitaba daha çok kaptırdım diyebilirim. Kitabın tamamında bir gizem vardı. Tabi bilinmezlikler kitabı çok çekici bir hale getirdi. Ayrıca Böğürtlen Kışı hiç tahmin edemeyeceğim bir şekilde sonuçlandı. Herkes bu yazara- sadece bu kitabı için değil, diğer kitapları için de geçerli- bir şans vermeli.

Kaiken
9/1027.07.2013

Baskı: Kaiken

http://kitapasigi.blogspot.com/2013/07/kaiken-kaiken-nedir-ve-yorum-konusan.html Jean-Christophe Grangé daha önce pek çok kez duyduğum ama kitabını okumadığım yazardı. Şu anda neden daha önce bir kitabını alıp okumamışım diye dizlerimi dövüyorum. Tanrı yazarımıza öyle bir hayal gücü bahşetmiş ki insan hayran kalmadan edemiyor. Kitabın içeriği hakkında bir şey söylemeyeceğim çünkü spoiler söylemeden bir şey anlatabileceğimi sanmıyorum. Klasik gerilim kitaplarından sıkıldığım bir dönemde bu kitabı okuma şansı bulduğum için çok şanslıyım. Çünkü benim için Kaiken diğer gerilim kitaplarının arasından sıyrılıp baş köşeye kuruldu. Psikolojik ögelerle harmanlanmış gerilim kitabı olan Kaiken benim aslında hiç de merak etmediğim bir kültüre sahip olan Japonya'yı işlemiş. Japon kültürüne ilgim olmamasına rağmen hiç rahatsız olmadım ve büyük bir keyifle okudum.

Baskı: Tutkulu Notalar (Sinners on Tour #1)

http://kitapasigi.blogspot.com/2013/06/tutkulu-notalar.html Nasıl yorum yapacağımı bilmediğim bir kitapla karşınızdayım :D O yüzden rastgele bir yerden başlayacağım. Öncelikle Grinin Elli Tonunu okuyanlar erotik roman okuduklarını zannediyorlarsa onları Tutkulu Notalara yönlendirelim - ki ağızları bir karış açık kalsın :D Eğer cinsel içerikli kitapları okurken rahatsızlık duyuyorsanız bu kitaptan uzak durun. Yok ben rahatsız olmam diyorsanız kaçırmayın bu kitabı. Beş yakışıklıdan oluşan ünlü rock grubunun yolu bir gün Myrna ( hadi gel de söyle bu adı ! ) ile kesişir. Myrna baş gitarist Brian'ı gördüğü an onu mimler. Sonrası hop yatak. Kitabın büyük çoğu cinsellikti. Kalan kısımlar ise çok eğlenceliydi. Grubun kendi içindeki atışmaları sohbetleri harikaydı. İlk başlarda tüm grup üyelerini sevsem de sonlara doğru bazı olaylar yüzünden Tyler'dan soğudum. O kısım gerçekten sinir bozucuydu. Her ne kadar bu kitap Brian'ın kitabı olsa da benim favorim Sed oldu. Sert görünüp aslında içten içe acı çekmesine dayanamadım işte ^.^ İkinci kitap Sed'e ait ve yayınevi kısa bir süre sonra çıkaracak diye biliyorum. Dört gözle bekliyorum :) Tuğçe'den İtiraflar: Ben cinsel içerikli kitaplardan rahatsız olmadığım halde bile bazı bölümlerde ufak atlamalar yaptım. Myrna hayatımda gördüğüm en ballı karakterlerden biri :D Kaç yaşına gelmişsin git örgü ör. (Evet kıskanıyorum -_-) Tutkulu Notalardan hiçbir alıntı yazmadım. Çünkü alıntıları yazsam kitabın yarısını da yazmış olacağım. Tyler ikinci kitapta Sed ve manitasına bulaşmasın diye dua ettim :(

Aşk Adında Hayat
7/1028.06.2013

Baskı: Aşk Adında Hayat

http://kitapasigi.blogspot.com/2013/06/ask-adnda-hayat-yorum-konusan-kitaplar.html Gerçekten de harika bir kitaptı. Bir solukta bitirdim ama okurken sinirlerim harap oldu. Gerçekten insanın sinirlerini alt üst eden bir kitaptı. Ve kesinlikle harikaydı. Kitabın içeriğinde beni rahatsız eden pek birşey olmadı ama ilk defa Arkadya'nın bir kapağını beğenmedim. Aslında kapak kesinlikle güzel ama kesinlikle kitabın konusuna uymuyor. Kitabın içeriğine göre fazla sevimli. Keşke orijinal kapağı kullansalarmış. Belki bu kapak daha çekici olabilir ama orijinal kapak kesinlikle içeriğe daha uygun. Umarım Arkadya serinin diğer kitaplarının kapaklarında orijinal kapağı kullanır.

Gecenin Prensi
6/1019.06.2013

Baskı: Gecenin Prensi

http://kitapasigi.blogspot.com/2013/06/gecenin-prensi.html Kitabı aldığımda sıradan bir tarihi aşk romanının beni beklediğini zannediyordum. Kesinlikle yanılmışım. Kitap birçok yönden diğer tarihi aşk romanlarından farklı. Öncelikle çok gerçekçi bir kurgusu var. Erkek karakter alışık olduğumuz gibi kusursuz biri değil. Tarihi aşk romanlarının birbirine benzer konularından sıkılıp farklılık arayanlar için iyi bir kitap. Gecenin Prensi ile ilgili söylenecek birçok olumlu olumsuz yorum var ama benim ilk olarak söylemek istediğim şey tarihi aşk romanlarında görülebilecek en sinir bozucu kadın karakterin bu kitapta bulunması ! Spoiler vermemek için hangi hareketlerine sinir olduğumu söylemeyeceğim ama okurken kafamı yememe sebep oldu. Erkek karakterde yeni yetme oğlan gibi ben aşığım nidaları atarak etrafta dolaşması da ayrı bir mesele. Buraya kadarki yorumumda kitaptan nefret ettiğim sonucuna varabilirsiniz ama öyle değil. Şimdi gelelim kitap hakkında sevdiğim yönlere. Birincisi konusunun diğer tarihi aşk kitaplarından çok farklı olması ( yine spoiler vermemek için ayrıntıya girmeyeceğim :D). Size çok saçma gelebilir bu neden ama içinde kurt içermesi benim kitabı daha çok sevmemi sağladı. Bunun haricinde kitabın çevirisinde beni çok rahatsız eden bir şey vardı. Kitapta Fransızca sözcükler ve cümleler vardı. İlk başlarda Fransızca sözcüğü/ cümleyi alt kısımda açıklamıştı. Kitap sorunsuz bir şekilde ilerliyordu. Kitabı okudukça 60 sayfa falan önce verdiği Fransızca cümle veya sözcüğü bir daha açıklamadığını fark ettim. Yahu Fransızca mı biliyoruz biz ? Veya 60 sayfa önce verdiğin Fransızca sözcüğü aklımız da mı tutacağız ? Hal böyle olunca kitabı okumayı durdurup yarım saat önceki sayfalara dönüp o cümlenin ne olduğunu bulmaya çalıştım. Bu kitaptan sürekli kopmama sebep oldu.

Baskı: Ejderin Arzusu (Ejderha Serisi 2)

http://kitapasigi.blogspot.com/2013/05/ejderin-arzusu-yorum-konusan-kitaplar.html Serinin ilk kitabı olan Ejderin Aşkını çok beğenmiştim.Ejderin Arzusu'nun da güzel bir kitap olacağını bekliyordum ama birincisinden de harika olacağını beklemiyordum. Bu kitapta ejderha ailesinden bol kendini beğenmiş Kudretli Briec ve onun aşık olduğu kızla olan maceralarını okuyoruz. Bierc'i ilk kitapta biraz görmüştük ve ben çok güleceğimi tahmin etmiştim. İlk kitaptan farklı olarak sadece ejderha ve onun aşkı hakkındaki olayları görmüyoruz. Bu kitapta diğer kardeşleri de bol bol görüyoruz bu kitabın daha da eğlenceli olmasını sağlıyor. Her kardeş ayrı bir dünya. Bir olayda her kafadan ayrı bir ses çıkıyor ve birde üzerine ejderhaların yabaniliği eklendiğinden tadından yenmez bir kitap oluyor. Kitabın sonunda kardeşlerin ortanca(ve en sapık ) olanı Gwenvael hakkında olacak 3. kitaptan kısa bir bölüm vardı. Bu beni çok heyecanlandırdı. Üçüncü kitabı okumak için sabırsızlanıyorum ! Uzun lafın kısası bu seri favori serilerimden biri oldu bile. Üçüncü kitabını sabırsızlıkla bekleyeceğim :)

Neredesin Bernadette?
7/1018.05.2013

Baskı: Neredesin Bernadette?

http://kitapasigi.blogspot.com/2013/05/neredesin-bernadette-yorum-konusan.html Daha önce okuduğum hiçbir kitaba benzemiyordu. Anlatım tarzıyla, konusuyla karakterleriyle beni büyüleyen bir kitap oldu. Okurken hüzünlendim, gülümsedim , yer yer sinir krizleri geçirdim. Elimden bir türlü bırakamadım. Kitaptaki karakterlerin çoğu sinir bozucuydu. Hele o Elgie!! O güzel anne ve kızın olduğu ailede çıban gibiydi resmen. Kitap anlayacağınız üzere Bernadette'in kaybolmasını anlatıyor. Okurken Bernadette ile ilgili binlerce senaryo ürettim. Okurken heyecana kapılıp kafanızda kurcalamamanız imkansız zaten. Beni tek rahatsız eden şey sonunun yarım bırakılmış hissi vermesiydi. Keşke yazar her şeyi açığa kavuşturup bitirseymiş. Aklımda cevaplanmayan birkaç soru kaldı ve bu rahatsız etti. Yine de kitabın geneline baktığımızda bu o kadar da rahatsız edici değildi. Özellikle anne sevgisiyle ilgili bir kitap okumak isteyenlere tavsiye edebileceğim sürükleyici ve ve eğlenceli bir kitap.

Kahperengi
9/1005.05.2013

Baskı: Kahperengi

http://kitapasigi.blogspot.com/2013/04/kahprengi-hande-altayl.html Beni çok şaşırtan bir kitap oldu. İyi olmasını bekliyordum ama harika bir kitap beklemiyordum açıkcası. Beklediğimin çok çok üstündeydi. Ayrıca ilk defa bir Türk yazarın kitabını çok beğenmenin mutluluğunu yaşıyorum :D Kahperengi problemli bir ailede büyüyen Narin'in o aileden, aşkından sıyrılıp yeni bir hayata başlamasını ve yeni hayatında kaçtığı eski hayatıyla yüzleşmesini anlatıyor.Diziyi izlemeye daha önce başladığım için kitabı okurken de sürekli kıyaslama yaptım. Kitap diziye göre çok daha güzel.Çünkü dizinin uzaması için birçok değişiklik yapılmış ve bu dizinin basit bir konuya sahip olmasına neden olmuş. Karakterlerin kitaptaki ve dizideki halleri çok farklı. Narin kitapta mavi gözlü ve biraz daha pasif biri. Fırat ise serserinin teki. Dizide ise kahraman gibi gösterilmiş. Gerçi böyle yapmalarını anlıyorum. Çünkü izleyici karşısında kahraman birini bekliyor. Anlayacağınız kitabı okuduğuma pişman değilim.Keşke daha önce alsaymışım.

Dokuz
5/1028.04.2013

Baskı: Dokuz

http://kitapasigi.blogspot.com/2013/04/dokuz-ahmet-karayun.html Okumaya başladığımda kitaba pek ısınamadığımı belirtmiştim. Çünkü benzetmelere çok yer veriliyor ve bazı olaylar çok abartılıyordu. Maalesef bu durum kitabın yarısına kadar sürdü. Kitabın yarısından sonra olaylarda hareketlilik başladı. Ondan sonrasında da gözüme hiçbir şey takılmadı. Vardıysa da ben göremedim. Çünkü çok heyecanlıydı. İlk yarısında elimde sürünen kitap ikinci yarısında hemen bitti. Sonu çok şaşırtıcıydı. Kitabın sonunda ağzım bir karış açık kaldı. Şaşırtıcı bir sonu olmasına rağmen yine de benden yüksek bir puan alamayacak bu kitap. Çünkü Yazarın kullandığı dil bana çok yapay geldi. Ağdalı dil yerine günlük dili kullanılsaydı olaya daha çabuk adapte olurdum.

Baskı: Gölgelerin Yolu ( Gece Meleği Üçlemesi # 1)

Anlatmaya nereden başlasam acaba ? En iyisi kapaktan girişi yapayım =D Artemis'in kapaklarını beğenmediğimi artık cümle alem biliyor. Gölgelerin Yolu'nun kapağını diğer Artemis kitaplarının kapaklarından daha çok sevdim. Çünkü Diğer kitaplarında olduğu gibi kapak neon neon parlamıyordu. Çok hoşuma gitti. Umarım Artemis çıkaracağı diğer kitaplarda da böyle yapmaya devam eder. Kapakta beni rahatsız eden tek şey kapak görseli oldu. Daha iyi bir görsel bulunabilirdi sanırım. Küçük puntolu olduğunu gördüğümde içimi bir korku kapladı. Çünkü rahatsız bir göze sahip olduğum için okurken problem yaşayacağımı düşündüm. Başlarda da biraz zorlandım. Ne zaman kitabın konusunu kavrayıp adapte oldum. İşte o zaman punto falan benim için hikaye oldu. Kitabın konusunu kavramakta zorlandım.Çünkü olayların nasıl bir dünyada gerçekleştiğini kitabın başından değil olaylar ilerledikçe öğreniyoruz. Öncelikle şunu söyleyeyim kitap her bünyenin kaldırabileceği bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Baştan Uyarayım. Sürekli şeker kızların olduğu pembe dünyaların anlatıldığı kitapları okuyorsanız bir değişiklik olsun diye alıp okumayın. Yok ben entrika dolu kitapları severim kan revan vazgeçilmezim, psikolojik ögeler barındırırsa tadından yenmez, araya azıcık aşk serpiştirilirse de hiç fena olma diyorsanız bu kitap tam size göre. Nasıl da anlatmışım ama =D Kitabımız güçsüz sokak çocuğu olan Azort'un güçlü suikastçı olan Durzo Blint'in çırağı olmasını konu alıyor. Karakterlerin işlenişine bayıldım. Karakterlerin fiziksel özellikleri yerine psikolojik özelliklerinin üzerinde durulması çok hoşuma gitti. Bu kitapta sevdiğim bir şey de sürekli şok olmamdı. bir şeyi de doğru tahmin edemedim. Hah! Tamam buldum birazdan şu olacak diyorum ama olmuyor. Hele kitabın sonlarına doğru yüzümde gözlerimin pörtlemiş dudaklarımın da "O" biçimini aldığına eminim =) Uzun lafın kısası ben bu kitabı çok sevdim. Bitirmem uzun bir süre alsa da kesinlikle buna değdi.

Ölüm Şarkısı
10/1012.04.2013

Baskı: Ölüm Şarkısı

Tanıtım videosunu izledikten sonra bu kitabı kesinlikle benim olmalı diye düşünmüştüm. Arkadya'nın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde yaptığı çekilişle de benim oldu =D Güzel bir roman okuyacağımı biliyordum ama bu derece güzel olacağını hiç tahmin etmemiştim. Kitabımız gazeteci Matt'in kardeşiyle gittiği bir barda başlıyor. Matt kardeşinden gözünü bir anlığına ayırıyor ve geri baktığında kardeşini göremiyor. Tüm barı aramasına rağmen kardeşini bulamıyor. Bir gün sonra terk edilmiş bir evde kız kardeşinin çıplak cesedi bulunur. Kardeşinin cinayetiyle ilgili tek ipucu vardır. Kız kardeşinin kaçırıldığı saatlerde Ipod'una yüklenmiş bir şarkı. "Pariste Bir Sevgili... Başını Kestim..." Matt bu ipucunun başka cinayetleri de işaret ettiğini düşünerek Paris'e gider... Kitabın başından itibaren katilin duygularını öğrenmemiz hem heyecan kattı hemde kitaba çabucak kuru gerilim yerine katilin duygularını ve psikolojik durumunu anlayarak empati kurmamı sağladı. Benim gözümde Tess kitaplarından daha değerli bir kitap oldu. Temposu hiç düşmedi ama 250 sayfadan sonra kitabın temposu tavan yaptı. Bir türlü elimden bırakamadım. Hele o yeraltı mezarlığında geçen bölümler harikaydı! Normalde bir kitabı bir kereden fazla okumam ama Ölüm Şarkısını bir ara tekrar okumayı planlıyorum. Araştırma yapmadım ama yazarlarımızın birçok kitabının olmasını ve Arkadya'nın bizi bu kitaplarla bir an önce buluşturmasını umuyorum:) http://kitapasigi.blogspot.com/2013/04/olum-sarks.html

Dostluk Ekmeği
8/1005.04.2013

Baskı: Dostluk Ekmeği

http://kitapasigi.blogspot.com/2013/03/dostluk-ekmegi.html Okumaya başlamadan önce sıcacık bir öykünün beni beklediğini düşündüğümü söylemiştim. Benim gibi bir kitapta 'kan gövdeyi götürsün' kriteri arayan birini bile kendisine bağlattı :) Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen birçok yazardan daha iyi bir anlatımı olduğunu da söylemeden edemeyeceğim. Julia'nın hayatı yıllar önce yaşadığı bir olay yüzünden tepetaklak olmuştur. Kardeşiyle görüşmüyor ve kocasıyla iki yabancı gibiler.Kısacası Julia yaşadığı tramva sonrası kendi kabuğuna çekilmiş durumdadır. Bir gün eve geldiğinde kapıda bir tabağın içinde bir ekmek buluyor. Ekmeğin tarifini deneyen Julia gittiği çay salonunda kendisi gibi hayatında belli problemleri olan iki kadınla tanışır. Julia bu iki kadına yaptığı ekmeğin hamurundan onlara da verir ve üç yaralı kadın bir ekmek hamuru sayesinde arkadaş olurlar. Çoğu yeri Küçük Mucizeler Dükkanı'na benzettim. Hayatında problem olan birkaç kadının belli bir şey etrafında bir araya gelmesi falan okurken sık sık kıyaslama yapmama neden oldu. Bu kıyaslamada da Dostluk ekmeği açık ara öne geçti. Çünkü daha hareketli ve merak uyandırıcıydı. Ayrıca sadece akıcılığıyla okutturmuyor, okurken kitap anlatılmak istenilen duyguyu başarılı bir şekilde hissettiriyor.

Gülümse Anılara
5/1004.03.2013

Baskı: Gülümse Anılara

Marissa uzun süredir arkadaşı olan Julia ile buluşmaya karar verir. Julia buluşmaya gelirken bir taksi ona çarpar ve Julia kısmi hafıza kaybına uğrar. Marissa bu kaza sonucu arkadaşının tuhaf hareketlerine bir türlü alışamaz. Zaman geçtikçe Julia'nın bu tuhaf hareketleri Marissa'nın geçmişini ve arkadaşlıklarını sorgulamasına sebep olacaktır. Başlarda harika ilerliyordu. Okurken ileride neler olacağına dair binlerce senaryo üretiyordum ama bir süre sonra okurken sinirimi bozmaya başladı. Marissa'nın arkadaşı söz konusu olunca hep alttan alması ve ezik durumuna düşmesi sinirimi bozdu. Okurken sık sık İyi ki Julia gibi bir arkadaşım yok diye şükrettim. Belli bir süre sonra ileride ne olacağını merak etmeyi bıraktım. Çünkü odaklanabildiğim tek şey Marissa'nın arkadaşlıkları konusunda verdiği bolca taviz ve Julia'nın ne gıcık bir insan olduğuydu. Sonunda ise beni şaşırttı - ve kesinlikle hayal kırıklığına uğrattı. Daha güzel bir son yapılabilirdi. Çok basit bir sondu. Okurken arkadaşlık ve dostluk konulu bir kitap yerine ihanet konulu bir kitap olarak bakarsanız belki beğenebilirsiniz.

Baskı: Beni Seç (The Selection, #1)

http://kitapasigi.blogspot.com/2013/02/beni-sec-konusan-kitaplarla-blog-turu_20.html#more Kapağı bile kitabı almak için yeteli sebepken ve birde masalsı olan konusu olunca Beni Seç'e bayılmamak elde değil doğrusu. Günümüzden oldukça uzak yılları düşünün. Amerika yıkılmış ve yerine Illéa ülkesi kurulmuş. Bu ülkede 8 tane sınıf vardır. İlk üç sınıfın refah seviyesi yüksektir. 4 ve geri kalanının hali harap bir haldeler. Sekizlerin evleri bile yoktur. 5. sınıf America ve ailesi ancak karınlarını doyurabiliyorlar. İşte böyle bir dünyada yaşayan her sınıftan kızın tek ortak hayalleri Seçim'e katılarak Prens Maxon ile evlenmek. America için ise seçim hayallerine asla ulaşamayacağının habercisidir. Çünkü America'nın tek hayali kendinden bir sınıf aşağıda olan sevgilisi Aspen ile ortak bir geleceğe sahip olmaktır. Diğer yandan Seçim'e katılıp saraya gidecek kızlardan biri olursa ailesiyle sınıf atlayıp rahat yaşayacaklar. Yer yer Açlık Oyunlarını hatırlatsa da şiddetten çok uzak bir konusu var. 35 kız bir arada olunca birbirinin saçını başını yolan kızlar bekledim ama o bile yoktu. Bunun yerine en güzel hale bürünerek birbirlerini geçmeye çalışıyorlar. Tabi bunu yapabilmek için kişiliklerinden vazgeçip Prensin beğeneceği görünüşe ve karaktere bürünüyorlar. İşte bu 34 kızın arasında kalan America sadece kendisi olarak aslında bütün kızların yapmak istediği farklılığı yakalıyor. America'nın kişiliğini çok sevdim. Ne güç timsali ne de çıtkırıldım bir kız. Heyecanlı bir yerde bitti. Anlaşılan birçok yazar gibi Kiera Cass'de okuyucuları merak içinde bırakmayı seviyor. Serinin ikinci kitabı The Elite için çok heyecanlıyım

Işığı Ararken
10/1028.02.2013

Baskı: Işığı Ararken

http://kitapasigi.blogspot.com/2013/02/konusan-kitaplar-ile-blog-turu-isg.html#more Catherine'in hayatı dört yıl önce yaşadığı korkunç bir ilişki yüzünden cehenneme dönmüştür. Psikolojisi bozulan Catherine sürekli birilerinin takip ettiğini düşünüyor ve sürekli endişe halinde yaşıyor. Tabi böyle yaşaması içinde kesinlikle haklı sebepleri var. Bir gün yukarı kata bir psikologun taşınmasıyla Catherine'in hayatı olumlu yönde değişmeye başlar. Artık dört yıl önce yaşadığı ilişkiden önceki haline dönüp korkularından kurtulabilme imkanı vardır. Ta ki bütün bu korkuların oluşmasına sebep olan kişi serbest kalana kadar... Daha ilk başından beni kendine sardı. Yazar Catherine'in psikolojik halini çok iyi yansıtmış. Dışarıdan garip görünebilecek o davranışların nedeninin okudukça çok iyi anlıyorsunuz. Hatta anlamakla kalmayıp bende çok gerildim. Bir ara romanı elimden bırakıp kapıyı kontrol ettim. Sonra dönüp okumaya devam ettim. Okurken Catherine'e acımamak elde değil. Zaten ailesini kaybetmiş. Geriye sadece arkadaşları(!) kalıyor. Arkadaşlarının hepsi seçmece manyaktı zaten. Onlar da destek olmak yerine köstek oluyorlar. Hele bir Syvia vardı ki ! O Syvia'yı elime verseler saçını başını yolardım. Daha önce sevmediğim -hatta nefret ettiğim- karakterler oldu ama hiçbiri bu kadar sinirimi bozmamıştı. Kitabın daha ilk başından heyecanlı ilerlediğini söylemiştim. Temposu hiç azalmadan devam etti. Ve BOM! harika bir sonla bitti.Hele o son satırları okurken bir tuhaf oldum. Bitirdikten sonra bile aklımı kurcalamaya devam etti. Oturup devam etseydi nasıl ilerlerdi diye düşündüm. Psikolojik gerilimi sevmeyenlere bile psikolojik gerilimi sevdirebilecek derecede kaliteli. Tam senaryolaştırılacak bir kitap .Keşke filmi çekilse de birde beyaz perdede kitabı okurken yaşadığım heyecanı beyaz perdede yaşasam.

Baskı: Karanlığın Kızı (Gods & Monsters #1)

DEX'in bu güne kadar bende bulunan kitapların kapakları çok kaliteliydi.Ne yazık ki Bu olay Karanlığın Kızı için geçerli değil. Okurken kapağının köşesi kırıştı. Çok dayanıksızdı. Ayrıca kapağını da beğenmedim. Şimdi çok eleştiriyorum gibi görünüyorum ama insan daha iyisini görünce haliyle kötüsüne burun kıvırıyor. Neyse ki kitabın konusu hakkındaki düşüncelerim aynı değil. Yunan mitolojisi daha önce hiç ilgimi çekmemişti ama Karanlığın Kızını okuduktan sonra bir merak sardı. kızımız Ari'nin güçlü karakter olması da izlediğim animedeki pısırık kızın üzerine ilaç gibi geldi. Ari devlet bakımında büyüyen bir genç kızdır. Annesi hakkında bildiği tek şey bir tımarhanede intihar etmiş olmasıdır. Ari 17 yaşına geldiğinde bunu araştırmaya karar verir.Annesinin intihar ettiği tımarhaneye gidip hakkında bir şeyler öğrenmeye çalışır. Annesinden geriye sadece bir kutu eşya kalmıştır. Ari kutunun içinden bulduğu bir mektup sayesinde gri saçlarının ve buz mavisi gözlerinin aslında onun laneti olduğunu öğrenir. Merak duygusuna yenilerek bu olayın üzerine giden Ari kendini bir anda paranormallerin dünyasında bulacaktır. Karakterler kadar tiplerde harika işlenmişti. Özellikle minik vampir dişli Violet harikaydı. Birçok kavga vs. olmasına rağmen temposu düşük bir kitap gibi geldi. Çok akıcı ilerledi ama kendimi kaptırıp elimden bırakamama duyumu da olmadı. Serinin ikinci kitabı elimde olmasına rağmen biraz bekleyeceğim. Çünkü ikinci kitap da bu kitaba benzerse sıkılabilirim. http://kitapasigi.blogspot.com/2013/02/karanlgn-kz.html

Obsidiyen (Lux, #1)
10/1013.02.2013

Baskı: Obsidiyen (Lux, #1)

Aslında üzerinde çok yazılıp çizilen kitapları okumaktan kaçınırım. Bu sebepten dolayı normalde Obsidiyen'i okumazdım ama Obsidiyen ile ilgili bir yorumla karşılaştığımda hep "Öküz" yazısını görüyordum. Yahu nedir bu öküz olayı? Yorumlar da abartı gelmişti . Herkes bu kitaba ayılıp bayılıyor. Bir beğenmeyen de çıkmaz mı ? Neyse ben bu merakla kitap fuarında gittim bu kitaba yapıştım . Ama fazla bir beklenti içine de girmedim. Çünkü herkes bu kitabı övdü ya bende kesin bir eksiği vardır diyerek okurken kusur arayacağım. Okurken beklediğim gibi bir kusur yakalamadım. Hatta evde öküz deyip sırıtan manyak bir insana dönüştüm. Anlayacağınız gibi bende Daemon aşkına tutulanlardan oldum. Okurken sık sık kahkahalara boğuldum. Eğer otobüste falan okumaya başlasaydım kesin deli damgasını yerdim. Evde de annemin tuhaf bakışlarına maruz kaldım. O kadar eğlenceliydi ki kitabın nasıl ilerlediğin anlayamadım. Bir baktım ki kitabı yarılamışım. Sonra çabuk bitmesin diye yavaş okuma kararı aldım ama dayanamayıp bitirdim. Katy ve Daemon arsındaki uyum mükemmeldi. Biraz Daemon'dan bahsetmek istiyorum (zaten bu kitabı okuyup Daemon hakkında bir şey söylememek için deli olmak lazım). Bir karakter nasıl hem mükemmel hemde bu kadar sinir bozucu olur anlamıyorum. Öküz sıfatı birine bu kadar mı yakışır! Kesinlikle beklediğimden kat kat güzeldi. Kitabın sonundaki tanıtımda yazarın Melez Sözleşmesi adında başka bir serisinin daha bulunduğunu öğrendim. Lux serisinin ikinci kitabı çıkana kadar o seriyi de okumayı düşünüyorum. Eğer hala okumadıysanız elinizdeki kitabı bırakın ve en yakındaki kitapçıya koşup Obsidiyen'i alın. Emin olun pişman olmayacaksınız. http://kitapasigi.blogspot.com/2013/01/obsidiyen-lux-1.html

Kan Ateşi (Ateş, #2)
10/1027.10.2012

Baskı: Kan Ateşi (Ateş, #2)

Tüm fantastik sevenlerin okuması gereken bir seri!

Baskı: Tuzak (Dönüşüm Serisi, #4)

Yazarın okurlara hiç acıması yok. O kadar çok ağladım ki! Şüphesiz serinin en iyi kitabı.

Baskı: Şimdi Mezar Zamanı (Gece Avcısı, #6)

Diğer kitaplardan biraz daha durgun ilerledi. Yine de çok güzeldi. Ian saysinde bol bol güldüm :)

İpekler Kraliçesi
6/1027.06.2012

Baskı: İpekler Kraliçesi

Tarihi aşk kitabıdır düşüncesiyle almıştım ama aşk yok denecek kadar az. Tarihi açıdan güzel bilgiler veren güzel kurgulanmış bir kitap.

Baskı: Kusursuz (Second Opportunities, #2)

Aşk kitaplarını okumama sebep olan kitap. Kesinlikle harika !

Gerçek Renkler
5/1026.06.2012

Baskı: Gerçek Renkler

Yazarın diğer kitapları gibi bir kitap bekliyordum. Hayal kırıklığına uğradım.

ÖncekiSayfa 1 / 2Sonraki