seymatasoy
@seymatasoy

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Harry Potter ve Lanetli Çocuk - 8. Kitap

Serinin devam etmesi ve kitap hakkındaki görüşlerim için http://www.seymaatasoy.com/2016/11/harry-potter-ve-lanetli-cocuk-harry.html

Baskı: Sissoylu 2: Kuşatma (Sissoylu, #2)

Yorumu için: http://www.seymaatasoy.com/2016/09/kusatma-sissoylu-2-brandon-sanderson.html

Yıkıma Giden Adam
8/1030.06.2016

Baskı: Yıkıma Giden Adam

Kitabın yorumu için: http://www.seymaatasoy.com/2016/06/ykma-giden-adam-alfred-bester.html

Baskı: The 100 (The Hundred #1)

www.seymaatasoy.com Dünya'da yaşanan nükleer felakatin ardından 300 yıl geçmiştir ve kurtulanlar Dünya'nın yörüngesindeki uzay gemisinde yaşamaktadır. Nüfusu kontrol etmek için çok sert kurallar konmakta ve çok kolay idam cezası verilmektedir. 18 yaşından küçükler ise reşit olana kadar mahkum edilmekte, olduğu gün de hemen idam edilmektedir. Fakat bu seçilen 100 kişi için geçerli değildir. Bu 100 kişi Dünya'ya gönderilip, yaşanılabilir olup olmadığını kontrol edeceklerdir. Hikaye dört karakterin üzerinden ilerliyor: Clarke,Wells, Bellamy ve Glass. Glass dışında hepsi Dünya'ya gönderiliyor, Glass bizim gemideki kulağımız oluyor. Ama sanılmasın ki gemideki hayatı sadece Glass'tan öğreniyoruz. Tüm karakterlerimizin hep bir bölümünde flashbackleri oluyor ve biz böylece hem gemideki yaşam hem de karakterlerin geçmişleri ve suçları hakkında bilgi ediniyoruz. Açıkçası benim en çok zevk aldığım bölümler flashbackler oldu. Gemideki yaşam ise herkes için çok da güzel değil, tam bir kast sistemi hakim. Gemi üç bölümden oluşuyor: Phoenix, Walden ve Arkadya. Phoenix elit sınıfı barındırırken Walden ve Arkadya alt sınıfı barındırıyor. Kitaptaki en hoş şeylerden biri kesinlikle çocukların Dünya'ya indiklerinde yaşadıkları ilklerdi. Gün doğumunu izlemeleri, yağmur yağdığındaki şaşkınlıkları... Et yemeleri (hayvanlar uzaya çıktıklarından 100 yıl sonra tükenmiş), elma yemeleri (elma uzayda gerçekten çok pahalı) ve el üretimi olmayan doğal su içmeleri... Yazarın da zaten aklına gelen ilk düşünce çocukların yaşayacağı ilkler ve şaşkınlıklar olmuş. Kitabın aynı isimli bir de dizisi var. Ama kitabımızın okuyucuları diziden bir hayli nefret etmiş. Kitapla uzaktan yakından alakası yokmuş. Ben de bu yorumları okuyup merak ettim ve ilk bölümünü izledim. Gerçekten çok farklı bir senaryo vardı ortada. Evet konu aynı konuydu fakat bir hayli oynanmış kitap üstünde. Glass çıkartılmış ve Finn diye bir karakter konmuştu. Ama beni en çok şaşırtan hadise kitabın sonunda öğrendiğimiz bir şeyi ilk bölümün sonunda vermeleri oldu. İyi ki kitabı bitirmeden merak edip açmamışım, yoksa bayağı bir spoiler yemiş olacaktım. O yüzden bir daha hayatta açmam, mazallah ikinci kitaptan spoiler falan yerim. Ne olur ne olmaz. The 100 benim için gayet akıcı güzel zaman geçirten bir kitap oldu ve eğer yanlış hatırlamıyorsam bir gün gibi kısa bir zaman içinde bitirdim. Herkes gibi merak içinde ikinci kitabı beklemekteyim (İlk defa bir seriye ikinci kitabı çıkmadan başladım, o yüzden gerçekten merak ediyorum; alışık değilim hemen ikinci kitabı okuyamama lüksümün olmasına.). Zaten ikinci kitabımız -ki adı Day 21- çevirideymiş. İnşallah bizi çok bekletmezler de hemencecik okuruz. Ve evet mıknatıslı kapak tasarımına ben de hayran kaldım.

Baskı: Labirent: Ölümcül Kaçış (Labirent, #1)

www.seymaatasoy.com Kahramanımız Thomas kendini tanımadığı bir yerde, bir asansörde bulur. Hayatıyla ilgili hatırlayabildiği tek şey ismidir. Asansörden çıktığında kendini Kayran'da bulur. Sadece Thomas değil tüm Kayranlılar da oraya neden ve nasıl geldiklerini bilmemektedir. Kimse orada olmaktan memnun olmasa da Kayran'da bir düzen vardır. Çevrelerini saran dört duvar ve o duvardan her sabah açılan ve her akşam kapanan kapılar vardır ki o kapılar kitabımızın ana konusu olan labirentin girişleridir. Labirenti çözmek imkansız gibi gözükmektedir fakat Thomas'ın gelmesiyle her şey değişmeye başlayacaktır. Kitaba başlar başlamaz kocaman bir serüvenin içine giriyorsunuz. Heyecan durmak bilmiyor. Her bölümü "Yok artıık!" diye bitirmeniz olası. Kitap baştan aşağı hareket, baştan aşağı macera içerdiğinden son 100 sayfası alıp uçuruyor sizi. Şahsen ben hiç ara vermeden, nefes dahi almadan bitirdim son 100 sayfayı. Zaten öyle de bir sonu var ki hemen ikinci kitabı merak etmemek elde değil. Bu kitabı çıkar çıkmaz okuyanlara şapka çıkarmak istiyorum çünkü serinin devamını beklemek o kadar kolay değilmiş. Şanslıyım ki bütün kitaplar çıktı ve hepsi de elimde. Yani ben kitabı beklemeyeceğim, o beni bekleyecek. Açıkçası satın alırken çok da beklentilerim çok da yüksek değildi. Hastası olan da vardı, beğenmeyen de. Büyük ihtimal ben de çok beğenmem diyordum ama merak da ediyordum. Biraz da risk alıp tüm seriyi bir anda aldım ve hiç de pişman olmadım. Hatta iyi ki hepsini birden almışım. Fantastik, distopya severlerin hoşuna gidebileceği bir kitap olmuş Ölümcül Kaçış. Öyle karakterlerde bir derinlik ya da size bir şey katmıyor. Size iyi vakit geçirmeyi vadediyor. Aynı isimli bir de filmi çıktı ki inanılmaz merak içindeyim. Birkaç gün içinde izlerim diye düşünüyorum. Film için tek dileğim nooolur ama noooolur kitaba sadık kalsınlar, çok değiştirmesinler.

Golem ve Cin
9/1010.12.2014

Baskı: Golem ve Cin

www.seymaatasoy.com 1899 yılında New York'ta yolunu kaybetmiş iki yaratık. Otto Rotfeld'e eş olmak için yaptırılan bir golem ve bir ibriğin içinde bin yıllık tutsaklığından yeni kurtulmuş bir cin. Kitabın başında Otto Rotfeld'in başından geçenlere tanık oluyoruz. Yalnızlıktan gına gelmiş Otto çok tehlikeli bir büyücü olan Yehudah Schaalman'ın kapısını çalıp ondan Amerika'ya gitmeden hemen evvel bir golem yapmasını ister. Schaalman zor da olsa bu golemi yapar ve golemi canlandırma ve yok etme komutları olan bir kağıtla onları uğurlar. Ama tek bir tavsiyesi vardır: Gemide onu canlandırmamalı. Fakat bizim Otto onu dinler mi, biraz meraktan birazsa sabırsızlıktan golemi uyandırır. Fakat uyandırdıktan çok kısa bir süre sonra hayatını kaybeder. Bizim golem başı boş, ne yapacağını şaşırmış bir halde sahipsiz kalır. Hikayemizin öteki tarafında da Boutros Arbeely adında bir kalaycı ustamız vardır. Elinde de tamir etmesi gereken antika bir ibrik. Bin Bir Gece Masalları tadında bir olayla o ibriğin içinden insan vücuda hapsolmuş cinimiz çıkar. Bence olay kurgusunu burada bırakmak ideal olacak çünkü daha fazla içine girip sürprizi bozmak istemem. Anlattıklarım da zaten ilk elli sayfasını oluşturuyor. Önümüzde daha kaaç sayfa var. Evet kitabımız bu iki yaratığın New York'a uyum sürecini anlatıyor. Kalınlığı kesinlikle gözünüzü korkutmasın çünkü su gibi akıp gidiyor kitap. Şahsen ben iki gece üst üste gözlerim yamulmuş bir biçimde yattım şu bölümü de okuyayım, burası da bitsin öyle yatayım diye diye. Öyle sürüklüyor anlayacağınız. Wecker oldukça emek vermiş bu kitaba, her halinden belli. Orta Doğu kültürünü, mitlerini iyi incelemiş ve oldukça güzel bir biçimde aktarmış kitaba. 19. yüzyılın New York'unda gezerken birden kendinizi çöllerin ortasında bedevilerle bulabiliyorsunuz. Öyle az karakterli bir kitap değil Golem ve Cin. Birçok karakteri barındırıyor içinde ve şeceresine kadar indiriyor sizi. Neden bu kadar ayrıntılı anlattı ki bu karakteri, öyle önemli biri değil diyorsunuz. Ama daha sonra birden öne çıkıyor karakter. Yani boş, işinize yaramayan şeyler anlatmıyor. Beni üzen tek tarafı sonu oldu. İlk 500 sayfasını soluksuz okumama rağmen son 100-130 sayfası biraz zorlama geldi. Evet bir yere bağlanması bir macera bölümünün olması gerekiyordu ama ne bileyim ben öyle durgun sevmiştim kitabı. Ama yine de tavsiye edebileceğim bir kitap oldu benim için. Hatta dedim filmi bile çekilebilir. Çok da güzel olur. Ama kısmet ne yapalım.

Uzun Dünya
8/1009.12.2014

Baskı: Uzun Dünya

www.seymaatasoy.com Dünya'daki kaynaklar kısıtlı olmasaydı, insanlık nasıl gelişirdi? Paralel dünyalar arasında yolculuk yapılmasını sağlayan "adımlayıcı"nın icadıyla, asırlardır yalnız olduğu düşünülen Dünya ve insanlık için yeni bir dönem başlamıştır. Ne kadar çok kullanılırsa o kadar çok yeni dünyanın keşfedilmesini sağlayan bu aygıt, insanlığa sonsuz ihtimaller sunar. Doğuştan "Adımlayıcı" olanların ise buna ihtiyacı yoktur. Evrimin farklı bir yol izlemesi, dinozorların hayatta olması, homo sapienslerin var olması gibi "küçük" ayrıntılar göz ardı edildiğinde, yan yana sıralanan her Dünya birbiriyle aynıdır. Kitabımızın baş kahramanı Joshua doğuştan adımlayıcı. Diğer insanların gözünde adeta Superman. Ve bu Superman'liğinin avantajını kullanarak en sevdiğim karakter olan Lobsang ile Uzun Dünya'nın derinliklerine keşfe çıkıyorlar. Uzun Dünya'nın kapağını görünce, üstüne bir de arka kapağını okuyunca dedim "Ben bu kitabı alırım." Yeni bir bilim kurgu okuyucusu olduğumdan paralel evrenler konusu da merak uyandırdı. Ama bilindiği üzere İthaki ucuz bir yayınevi olmadığı için biraz beklemede kaldı. Ama yiğidi öldür, hakkını yeme. Sık sık çok güzel indirim yapıyorlar. Hal böyle olunca indirimi görür görmez attım sepete. :) Dediğim gibi konusu çok hoşuma gittiği için büyük bir şevkle okumaya başladım. Dili çok güzel. Farkında bile olmadan akıyor, gidiyor. Olay kurgusu hayal ettiğimden biraz farklıydı. Ama kitap beni o kadar sardı ki bir süre sonra nasıl hayal ettiğim aklıma bile gelmedi. Birçok farklı açıdan anlatılıyor, sık sık geçmişe dönülüyor. Karakterler de çok güzeldi. Rahibeler taradından büyütülen, insanlardan kaçıp Esas Dünya'dan sık sık uzaklaşan yabani Joshua. Bir önceki yaşantısında Tibetli bir motorsiklet tamircisi olan robot Lobsang. Birçok farklı yerden alıntılar vardı. Şehir ve Yıldızlar'dan tutun da, Sineklerin Tanrısı'na kadar birçok filmden, kitaptan alıntılarla doluydu. Uzun Dünya, Uzun Dünya üçlemesinin ilk kitabı. Uzun Savaş ve Uzun Mars yazılmış durumda, çevrilmeyi bekliyorlar.

Baskı: Gölge ve Kemik (The Grisha, #1)

www.seymaatasoy.com Kitap Alina ve Marlen adlı iki yetimin hikayesini anlatıyor. Aslında öykü Alina'nın öyküsü. Ama ikisini ayrı düşünmek zor. Alina'nın içinde yıllar boyunca sakladığı aslında kendisinin de farkında olmadığı bir takım güçler var. Bu güçlerin farkına varıldığı anda ayırıyorlar Marlen ile Alina'yı birbirlerinden. Alina, Grisha eğitimi almak üzere uzaklara götürülüyor ve hikaye burada şekilleniyor. Kitap oldukça akıcı bir şekilde ilerliyor. Farkında olmadan 100 sayfayı okumuş buluyorsunuz kendinizi. Üzerinde oldukça çalışılmış bence. Kullanılan özel isimler yadırganmıyor. Kitabın başındaki harita da oldukça yardımcı oluyor serüvenimize. Veronica Roth "Okuduğum hiçbir kitaba benzemiyor." demiş ama bence bu kitap birçok fantastik dünyayı barındırıyor içinde. Kitapta birçok dönüm noktası vardı. Yani ileride neler olacağını tahmin edemiyorsunuz. Beklemediğiniz bir anda dönebiliyor kitap. Bence en güzel taraflarından biri buydu. Monotonlaşmadan heyecanla okutuyor kendini. Benim canımı sıkan tek şey çevirisi oldu. Kullanılan Karanlıklar Efendisi (Darkling), Karanlıklar Diyarı (Unsea) gibi isimler beni oldukça rahatsız etti. Bu güzel kurguyu o isimler çok basitleştirmiş, banalleştirmiş. Bunun dışında kapak tasarımı ve sayfa tasarımında oldukça güzel bir iş çıkarmış Martı Yayınları. Tavsiye edebileceğim bir kitap oldu benim için Gölge ve Kemik. Young-adult olduğunu aklınızdan çıkarmayın ama. Baş karakterimiz kız. Yani onun aşk hayatını, nefretini de deşeceksiniz. Üçlemenin ikinci kitabı Kuşatma ve Fırtına Türkçeye çevrilmiş ama üçüncü kitap hala çevrilmekte. En kısa zamanda ikinci kitabı da alacağım.

Baskı: Yaşlı Adamın Savaşı (Yaşlı Adamın Savaşı, #1)

www.seymaatasoy.com "Yetmiş beşinci doğum günümde iki şey yaptım. Önce karımın mezarını ziyaret ettim. Sonra da askere yazıldım." diye muhteşem bir şekilde başlıyor Yaşlı Adamın Savaşı. Kahramanımız John Perry yetmiş beşine bastığı gün Koloni Savunma Güçleri'ne katılıyor. Zaten KSG'ne katılabilmeniz için yetmiş beş yaşınızı doldurmanız gerekmekte. KSG'nin amacı uzayda yaşamaya uygun gezegenleri kolonilerine katarak insanların oraya yerleşmesini sağlamak. Tabi bu gezegenler başı boş bir biçimde durmuyorlar. Bu gezegenler için savaşmaları gereken uzaylılar var. Kim yetmiş beş yaşında orduya katılır diye düşününce yanıt basit: KSG'nin bizim yaşlıları tedavi ederek gençleştireceklerini söylemeleri -ki bunun da sıra dışı bir yöntemi var. Uzaylılar fikrini hep sevmişimdir. Bence koca evrende bir tek insanların yaşaması çok düşük bir ihtimal. O yüzden konu bana oldukça ilgi çekici geldi. Yeni yerlerin keşfedilmesi ve oralar için uzaylılarla savaşılması... Scalzi uzaylılarının hepsinin ayrı ayrı karakteristik ve fiziksel özelliklerini çok güzel anlatmış. Kitap boyunca birçok uzaylıyla tanışıyorsunuz ve yazarımız sayesinde gözünüzde rahatlıkla canlandırabiliyorsunuz. Kitabımız Perry'nin ağzından anlatılıyor. Perry çok espritüel, kitabı okurken sık sık güldürüyor. Bu da bilim kurgu kitaplarının okuma zorluğunu alıp götürüyor. Verilen fizik bilgileri tam kararında. Hem ne demek istediklerini rahatlıkla anlıyorsunuz hem de bunu kitabı bölmeden kurguya, kitabın akışına uygun bir şekilde verildiği için anlam karmaşası yaşamıyorsunuz. Kitabın ilk yüz sayfası tam olarak konuya girilemediğinden biraz sıkabiliyor. Fakat bir ilerlediniz mi elinden bırabilene aşk olsun. Military/askeri tarzda hiç kitap okumamıştım ve o alanla ilgili pek bir bilgim yoktu. Bu kitap da bilim kurgunun yanında askeri bir kitap. Ama hiçbir bilgim olmamasına karşın hiç zorluk çekmeden okudum. Biraz bir şeyler de kaptım açıkçası. Perry karakterini inanılmaz benimsedim. İçimizden biri desek yeridir. Aslında bütün karakteler için aynı şeyleri söyleyebiliriz. Öyle gerçek dışı karakterler (Evet, biliyorum bilim kurgu kitabından bahsediyoruz ama başka bir gerçek dışı kastettiğim) yok. Hepsi günlük hayatta karşılaşacağımız tipler. Bir dörtlemenin ilk kitabı YAŞ. Kısa zamanda ikinci kitap Hayalet Tugay'ı almayı düşünüyorum. Sonuç olarak çok büyük zevk alarak iki gün içinde yuttum bu kitabı. Bilim kurguya karşı ön yargılı olanlar ama okumak isteyenler bununla beraber başlayabilir. YAŞ serisi Hayalet Tugay adıyla televizyona uyarlanacakmış. Scalzi bu adı Hayalet Tugay kulağa daha cool geldiği için seçmiş.

Baskı: Bizim Büyük Çaresizliğimiz

Tek kötü yanı kısa olması...

Baskı: Otostopçu 1 Otostopçunun Galaksi Rehberi

seymaatasoy.com Otostopçunun Galaksi Rehberi'ni kısaca özetlemek gerekirse tamamen sakin bir hayat yaşamak, hayatına temel yaşamsal fonksiyon olarak soğuk bira ve güzel çay içmek kavramını oturtmak isteyen, kendi halinde, üstelik fazlasıyla uysal bir adam Arthur Dent, bir sabah uyanır ve evinin saçma bir nedenle yıkılacağını öğrenir; ama bu yalnızca başlangıçtır. Daha bir saat bile geçmeden gezegeni yok edilecek ve yanında yoldaşı Ford Prefect, üstünde yıpranmış sabahlığı, elinde havlusuyla galaksi boyunca sürecek inanılmaz bir yolculuğa çıkacaktır. Serinin ilk kitabı olduğundan herhalde çok fazla olay olmadı. Aslında oldu da öyle kayda değer, okurken kalp atışınızı hızlandıracak türden olmadı. Daha çok açıklama niteliğindeydi bana göre. İleriki kitaplara rehberlik yapacak türdendi. Otostopçunun Galaksi Rehberi okudum ilk bilim-kurgu kitabı. Okurken çok zevk aldığımı söyleyebilirim. Oldukça eğlenceliydi. Okuması zor, kafa karıştırıcı değildi. Kocaman olmasına rağmen dışarı çıkarken çantama koymadan edemedim. Benim elimdeki kitap beşibiryerde ciltli basımı. Yanı serinin tüm kitapları bir arada. Elimde tüm kitaplar varken hepsini tek bir kitapmış gibi okumayı düşündüm önce. Ama daha sonra kitap beklediğimden daha eğlenceli çıkınca bölerek okumanın bir çırpıda okumaktan daha iyi olacağını üşündüm. Ama yine de arayı açmadan, aralara birer kitap sıkıştırarak bitireceğim kanaatindeyim. 2005 yılında çekilmiş bir filmi de var. Ama bu film tüm seiyi mi anlatıyor yoksa sadece bu kitabı mı bilmediğimden; ayrıca daha iyi olacağını, okurken hayal gücümü kısıtlayacağını düşündüğümden filmini seriyi bitirdiğimde izleyeceğim. Küçük bir hatırlatma: Ben bu kitabı Kadıköy Kabalcı kitabevinden aldım. Eğer yolunuz Kadıköy'e düşerseniz mutlaka uğrayın derim. Hem ortamı çok güzel, hem de kendi kitaplarını %50 indirimle satıyorlar. Etiket fiyatı 55 TL olan bu kitabı 27.5 TL'ye almam gerçekten şahane.

Uyumsuz (Uyumsuz, #1)
8/1018.01.2014

Baskı: Uyumsuz (Uyumsuz, #1)

seymaatasoy.com Beatrice Prior'un Chicago'sunda toplum, her biri belli bir erdemi yaşatmaya adanmış beş topluluğa bölünmüş durumda. Dürüstlük, Fedakarlık, Cesurluk, Dostluk ve Bilgelik. Her yıl, belli bir günde bütün on altı yaşındakiler, hayatının geri kalanında birlikte yaşayacakları grubu seçmek zorunda. Beatrice, hem ailesiyle kalmak, hem de kendi benliğini bulmak istiyor ama ikisini birden seçemez. Bu nedenle kendisi dahil, herkesi şaşırtan bir seçim yapıyor. Bu arka kapak yazısı kitabı özetlemek için yeterli. Görüldüğü üzere bir distopya romanı. Bir üçlemenin ilk kitabı. Şu anda seri tamamlanmış durumda ama son kitabı Türkçeye henüz çevrilmemiş. Uyumsuz'u iki günde bitirdim. Gerek sayfa düzeni, gerekse kısa, yalın cümlelerle herkesin kısa sürede bitirebileceği bir kitap. Ben Uyumsuz'da biraz Açlık Oyunları havası sezdim. Evet bir çok yönden ayrılıyorlar ama yine de ben oldukça benzer buldum. Şu sıralarda bu tarzda yazılmış roman fazlalığından olsa gerek bana göre konusu öyle çarpıcı değil. Bir Açlık Oyunları değil açıkçası. Peki serinin geriye kalan kitaplarını okur muyum? Evet okurum. Kafa dağıtmak, eğlenceli zaman geçirmek için ideal bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Baskı: Yolun Sonundaki Okyanus

seymaatasoy.com Yolun Sonundaki Okyanus benim okuduğum ilk Neil Gaiman romanı ve inanıyorum ki son da olmayacak. Hikaye kahramanımızın bir cenaze sonrasında çocukluğunu geçirdiği eve gitmesiyle başlıyor. Oraya neden, nasıl gittiğini bilmeden kendini Hempstrock çiftliğinde buluyor. Çocukluk arkadaşı Lettie Hempstrock'un deyimiyle -aslında göl olan- okyanus kıyısında bir banka oturuyor. Ve birden çocukluğunu hatırlamaya başlıyor. Kitap kurdu olan kahramanımız bir gün Lettie ile tanışıyor. Yabancı yerlerde hiç rahat olamamasına karşın Hempstrocklar'ın yanında kendini güvende hissediyor. Onların diğerleri gibi olmadığını düşünüyor. Aslında yanılmıyor da. Lettie, annesi Ginnie ve onun annesi Mrs. Hempstrock sanıldığının aksine pek normal bir aile değil. Fantastik öğeler içeren bu romanı bir çırpıda okudum. Dili gerçekten akıcı. Öykü kendini içine çekiyor. Bu kitaba kısa hikaye olarak başlayan Gaiman bile daha sonra kendini olay örgüsüne kaptırıp roman olmasına karar vermiş. Bu kısa kitaba gerçekten çok fazla şey sığdırmış. Benim hoşuma giden masalsı bir yanı, bir anlatımı vardı. Aslında bu kitap yazarın Anansi Çocukları'ndan sonra yazdığı ilk yetişkin romanıymış. Ben de masalsı yanının yazarın büyüleyici anlatımına verdim. Aslında bu kitap hakkında ne yorum yapacağımı bilmiyorum. Bitirdikten sonra hikaye kafamda döndü durdu. Ne yazacağımı düşündüm, aklıma hiçbir şey gelmedi. Anlatılacak çok bir şeyi yok gibi geliyor ama aslında çok şey var. Artık kesinlikle daha fazla Gaiman okuyacağım. En iyisi okumanız.

Baskı: Freud'un Kız Kardeşi

seymaatasoy.com Freud'un Kız Kardeşi dünyaca ünlü psikanalist Sigmund Freud'un ve onun dört kız kardeşinin gerçekte de yaşanmış sarsıcı öykülerini anlatıyor. Freud İkinci Dünya Savaşı döneminde Viyana'ya girmek üzere olan Hitler'in yaratacağı yıkımdan kurtarılmak için Londra'ya götürülür. Ona Londra'ya geçmesi için yardım eden kimseler, yanına almak istediği insanların isimlerini bir liste haline getirmesini isterler. Freud o listeye eşi ve çocukları dışında eşinin ailesini, doktorunu, doktorunun ailesini, hizmetçilerini, hatta küçük köpeğini bile yazar fakat dört kız kardeşini yazmaz. Kitap bu olayla başlıyor. Daha sonra bunun ışında gerçekleşen olaylardan sonra geçmişe, kitabın anlatıcısı Freud'un kız kardeşi Adolfina'nın çocukluğuna dönüyor. Abisi ile çok yakın olan Adolfina'nın yaşlılığına kadar sürüyor. Ciltli ve şömizli olan bu kitabın kapağı gerçekten muhteşem. Ama ne yazık ki kitabı, kapağı beğendiğim kadar beğenmedim. Freud'un kız kardeşlerini neden almadığını açıklar diye ümit etmiştim ama açıklamadı. Sonu da pek tatmin etmedi. İlgim olmadığımdan aralarında geçen psikanaliz tartışmaları beni sıktı. Eğer Freud'un hakkında bir şeyler okumak istiyorsanız, ailesi hakkında merak ettikleriniz varsa okunabilir.

Baskı: Hiç Kimse Sıradan Değildir

www.seymaatasoy.com Orjinal adı "I am The Messager" olan kitap 19 yaşında olan taksici Ed Kennedy'nin hikayesini anlatıyor. Ed en büyük eğlencesi beraber kahve içmek olan ev arkadaşı -aynı zamanda köpeği- Kapıcı ile birlikte yaşıyor. Taksicilikten başka tek uğraşı arkadaşlarıyla kart oynamak olan Ed 'in hayatı bir gün posta kutusunda bulduğu bir iskambil kağıdıyla değişir. Karo asının üstünde üç adresten başka bir şey yoktur. Kitap akıcı bir dile sahip olması, kısa cümlelerden ve bölümlerden oluşmasından ötürü kendini sıkmadan okutuyor. Ed mesajlarını iletince insanların yüzünde bir tebessüm bırakıyor. Açıkçası sonu beni tatmin etmedi. Konusu güzel, ama öyle sarsıcı bir kitap değil. Ama yine de hoş vakit geçirmek , kafanızı dinlendirmek için ideal bir kitap. Yazarın diğer kitabı Kitap Hırsızı'nı da okumadan geçmemek gerek derim.

Rüzgar Gibi Geçti
7/1031.12.2013

Baskı: Rüzgar Gibi Geçti

www.seymaatasoy.com Rüzgar Gibi Geçti Scarlett O'Hara'nın bir hayli kalabalık aşk hikayesini anlatıyor. Kitabın arkasında "Güçlü ruhu, çarpıcı güzelliğiyle Scarlett O'Hara, hür ve etkileyici Rhett Butler ve romantik, son derece yakışıklı Ashley Wilkes'ın içinde bulunduğu aşk üçgeni" diye bahsedilmiş. 1937 yılında Pulitzer ödülü kazanan bu kitap Amerikan İç Savaşı'ndan önce başlayıp savaşın Konfedere Devletler üzerindeki etkilerini, yaşadıkları zorlukları da gözler önüne seriyor. Bu kitap hakkında diyebileceğim ilk şey "Sonunda bitirebildim." oldu. Bendeki basımı 832 sayfa olan bu kitabın yazıları da oldukça küçüktü. Yani okumam biraz zaman aldı hatta elimde süründü diyebiliriz. Okurken biraz taraflı okuduğum söylenebilir çünkü Scarlett'ı hiç sevemedim. Ama Rhett Butler'dan gerçekten çok hoşlandım. :) Zaman zaman biraz hareket, heyecan kazansa da çoğunlukla beni sıktı. Bazı bölümler fazla uzatılmışken, önemli detaylar çok çabuk geçiştirildi. Aslında bu önemli detaylar her seferinde beni şaşırtıp, ufak bir şok etkisi yarattı. Eğer "Ben şu sıralar aşk, hırs, gurur içeren, sonunda da ağlayabileceğim bir kitap okumak istiyorum, bu kitabı da kısa sürede bitiririm arkadaş." derseniz okuyun derim. :) Kitabın aynı isimle 1939 yılında çekilmiş filmi de var. En kısa zamanda onu da izlemek istiyorum.

Ötekiler Arasında
9/1031.12.2013

Baskı: Ötekiler Arasında

www.seymaatasoy.com Ötekiler Arasında en yakın arkadaşları periler ve bilimkurgu romanları olan on beş yaşındaki Mori Phelps'in günlüğünden meydana geliyor. Mori kardeşinin ölümünden sonra hiç görmediği babasının yanına taşınmak zorunda kalıyor. Bence daha fazla bilgi vermeyeyim yoksa sürprizi kaçar. :) Ben bu fantastik romanı gerçekten çok sevdim. Kafa dinlendirici bir etkisi oldu üzerimde. Okuduğum iki gün boyunca ya elimdeydi ya da kafamda. Bu romanı okuyabilmek için kesinlikle bir Yüzüklerin Efendisi geçmişiniz olması gerekiyor. Kitapları malesef okuyamadım. Ama filmlerini çok fazla izlememin bana oldukça yararının dokunduğunu söyleyebilirim. Tolkien'in yanı sıra Le Guin, Zelazny ve Vonnegut hayranı olan Moli kitap boyunca tam 154 kitaptan bahsediyor. Bu kitapların listesinin kitabın son sayfalarında bulunması da gerçekten çok iyi olmuş. Kitapta bahsedilen kitapları okumuş olmayı çok isterdim. Ama kitapları okumamış olmam benim aldığım zevki hiç azaltmadı. Hatta yeni bir okuma listesi oluşturdum. Beni üzen kısmı sonu oldu. Bence biraz zoraki olmuş. Son beş sayfasında bir heyecan unsuru katılmaya çalışılmış. Çok durgun bi kitaptı bence gerek yoktu. Ötekiler Arasında Hugo, Nebula ve Dünya Fantazi ödüllerinin üçüne birden aday olmayı başaran -ve ikisini kazanan- çok az sayıda kitaptan biri. Bu ödülleri yeni duymuş olmam beni üzdü ve yeni bir okuma listesi yapmaya yöneltti. Sıkı bir bilimkurgu okuyucusuysanız bu kitabı kesinlikle tavsiye ederim. Değilsiniz de tavsiye ederim. Zira hiç bilimkurgu okumamış olduğum halde ben çok keyif aldım.

Görünmez Kalp
7/1031.12.2013

Baskı: Görünmez Kalp

www.seymaaasoy.com Görünmez Kalp yayınevinin tanımıyla "Bir İktasiyat Romanı". Kitapta iki farklı hikayeyi anlatıyor. Ama bizim asıl hikayemiz lisede öğretmen olan Sam ile Laura arasında geçiyor. Hatta bu iktisat romanının içine biraz da aşk giriyor. Kitabın iktisat ile ilgili bölümü çoğunlukla Sam ile Laura arasında geçen tartışmalar vasıtasıyla oluyor. İki parça halinde devam eden hikaye bir süre sonra bir bütünü oluşturuyor. Bu kitabı mikro iktisat hocam ödev olarak verdi. Aslında bir iktisat öğrencisi olarak beni asıl ilgilendiren kısmı tartışmalar olması gerekirken, hikaye beni içine çekti. Hatta Sam ile Laura arasındaki ilişki nasıl olacak diye merak etmedim değil. :) Anlaması zor olan bu konuları gayet kolay bir şeymiş gibi anlatmış yazar. İktisat hakkında bilgisi olsun, olmasın herkesin okuyabileceği bir kitap haline getirmiş. Bu alan hakkında bilgi edinmek isteyen ama okurken de sıkılmak istemeyenlere tavsiye ederim.