Dilek Öz
@Dilek Öz

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Yörünge
8/1023.06.2016

Baskı: Yörünge

Tess Gerritsen bu sefer bambaşka konuyu, uzayı, astronotları işliyor. Ne olduğu belirlenemeyen bir organizma uzay istasyonuna sızarsa, NASA ve/veya Beyaz Saray ne yapardı? Ya sevdiğiniz insan uzayda tek başına kalsaydı siz ne yapardınız? Ben konuyu ilginç kurguyu başarılı buldum. Basımının durdurulmasını anlayamadım, yazarın bir çok kitabına göre daha başarılı.

Trendeki Kız
8/1023.06.2016

Baskı: Trendeki Kız

Okuması keyifli olmasına rağmen, bestseller olacak kadar dolu dolu değildi. Kurgu ve olay döngüsü değişikti, dili ve anlatımı ise akıcı. Fakat ilk sayfalardaki aşırı durağanlık okuyucuyu zorluyor. Yarım bırakma isteğiyle baş etmek zordu. Son sayfalarda ise tempo biraz artıyor.

Uçurtma Avcısı
9/1023.06.2016

Baskı: Uçurtma Avcısı

Ne denir ki, insanoğlunun hayatta karşılaşabileceği tüm acılar tüm adaletsizlikler var kitapta. Özgür bir ülkede mutlu geçen kısacık bir zaman, mutluluk, çocukluk, dayanışma yardımlaşma ... Ardından, işgal altında bir ülke, vatanından kopmak zorunda kalan insanlar, ırkçılık, soykırım, terörizmi islamiyetle eşleştiren zihniyet, cesaret, korkaklık, dürüstlük, yalan... Emir ve Hasan'ın hikayesi tek kelimeyle büyüleyiciydi. Bir insanın çocukluğunda yaptığı bir hatanın zamanla sırtındaki kambur oluşunu adım adım izlemek, sonuçta "Emir de bir çocuktu" diyememek... Sohrab'ın hissettiği o kirlenmişlik duygusunu; kitabın başından itibaren "Hazara" olduğu için hor görülmesi, aşağılanması hatta okumayı sevmesine rağmen, sosyal statüsü gereği okuma hakkının elinden alınması nedeniyle; hissettim. Dili akıcı, sürükleyici, kolay kolay bırakamıyorsunuz elinizden. Bazı noktalarda betimlemeler biraz uzun kalmış ama çok etkilemiyor sizi.

Baskı: Karanlığın Ayak İzleri (Tavistock Family, #1)

Seri dışında yazdığı kitapların serinin gölgesinde kaldığı aşikar. Fakat bu kitap diğerlerinin de gölgesinde kalmış. Anlatım akıcı, dili sade. Alıştığımız, öğrendiğimiz Gerritsen. Kurgu başarılı, fakat olaylardan çok aşk ve tutku ön plana çıkmış. Bir sefer de kahramanlar, birbirlerine uygun olmadıklarına karar verseler ya da suçlu kahramanlardan biri olsa, şu alıştığımız ezberlediğimiz hikaye değişse. Konu ve kurgu farklı fakat olay hep aynı...

Baskı: Manastır (Ash Rashid, #1)

Türü ve konusu ne olursa olsun, 1. tekil şahıs cinsinden yazılan kitaplar, okurken rahatsızlık uyandırıyor bende. Bazı detaylar aşırı gereksiz, yazar konuyu uzatmak için bu hataya sıklıkla düşmüş. "Tek elimle gözümü ovarken, diğeriyle direksiyonu tutuyordum..." gibi. Bu kadar detaya neden gerek duymuş bilmiyorum. Diğer bir eksiği ise kendini, daha doğrusu cümlelerini tekrarlamış olması, karakterler cümleyi söyledikten sonra, anlatıcı aynı cümleyi farklı bir şekilde tekrarlıyor. Kısaca, sürükleyicilik ve anlatım konusunda yazar benim açımdan sınıfta kaldı. Bu arada çevirmenden kaynaklı hatalar da az değil. Konuya adapte olmakta da sıkıntılar çektim, vampirler(fantastik öğe değil, inançları gereği kan içen insanlardan bahsediyoruz) uyuşturucu kaçakçıları ve bilim adamları arasında bir üçgen kurgulamış ama neresinden bakarsanız bakın, kurgu vasat, ki belli noktadan sonra hikayenin bir kısmını göz ardı ediyorsunuz. Sevemedim, beğenemedim...

O Gün
9/1023.06.2016

Baskı: O Gün

Yakın tarihimizde yüzleşmemiz gereken olaylar, yaşananlar; öncesi ve sonrasıyla, toplumumuza, geleceğimize., insanlığımıza etkileri ile ders verircesine işlenmiş Belgeselini izlemiştim, kitap haline getrilmesi yerinde olmuş. Bir yönüyle bilgi ve ders verici nitelikte, diğer yönüyle ise eksik. Maalesef yakın tarihimizde anılmayan, üstü kapanan, o kadar çok "O" Gün var ki, cilt cilt devam etmesi gerekiyor kitabın. Merak ediyorum, "Tükiye gazetecilere yaptığı tutumlarla yüzleşse, biz o gün orada olur muyduk?" bölümünü yazabilecek mi? Tanıkların anlatımı kitabı zenginleştirdiği gibi, duygusal bir hava da katmış. Dili sade, akıcı, ve kesinlikle okumaya ya da izlemeye değer.

Baskı: Masumiyetin İçin Savaş

Diğer kitaplarına kıyasla yine yeterince olmamış bir Tess Gerritsen kitabı daha. Konuyu uzatmak için verilen detaylar çok fazlaydı bana göre. Bir gerilim romanında tasvire fazla başvuruyorsanız, tasvir ettiğini şey bir şeylerle bağlantılı çıkmalı yoksa gereksiz söylemden ileri gidemiyor gözümde. Kurguyu da vasat buldum açıkçası. Çıkar çatışması üzerinden ilerleyip çok farklı bir sonla bitirmek, evet şaşırtmak adına iyi bir hamle ama, o kadar detayı neden eklediniz sorusunu oluşturuyor insanın kafasında. Anlatım akıcı fakat, imla hataları ve anlatım bozuklukları bu sefer çok fazlaydı. Öyle ki bir paragrafta anlamı bile değiştirir nitelikteydi.

Baskı: Ayın Karanlık Yüzü

Başarılı bir kurgu bulamadım. Yazar konu bütünlüğü sağlamak ve olayı desteklemek adına, dedektiflerin özel hayatını ön plana alarak olay döngüsünü çevresinde işlemiş bu nedenle de konuşmalara ağılık vermiş, bu durum aslında sık sık hikayeden kopmanıza neden oluyor. Aslında hikaye, suç nedeni fena değil. Ama gerek anlatım tarzındaki gerekse kurgudaki eksiklikler nedeniyle güzel bir eser olarak çıkamamış ortaya. Dili sade, günlük dil, fakat çeviride de hatalar var. Çeviriye sadık kalmak adına, bazı Amerikan deyimleri birebir Türkçeleştirilmiş, bu da metni bayağılaştırılmış. Amerikan özentisi bir metin çıkarmış ortaya. Açıkçası beğenmedim.

Cimri
9/1023.06.2016

Baskı: Cimri

Yıllar önce okumuştum, tatilde keyif alarak okuyacak bir şey ararken elime geçti. 17 yy'da yazılmasına rağmen her çağa uyabilen çok başarılı bir eser. Tiyatro okumaya alışık olmayanlar için, alışmak adına tercih edilecek nitelikte. Dil sade akıcı...

Dörtlükler
8/1023.06.2016

Baskı: Dörtlükler

Yaşadığı dönem düşünülürse, dörtlüklerinde hayat felsefesini, yaşama ve dünyaya bakış açısını büyük bir özveri, büyük bir cesaret ile anlatmış. Kim bilir yüzlerce yıl önce nelerle uğraşmak zorunda kaldı, ne büyük tepkiler aldı. Zira, neredeyse 1000 yıl sonra, bu çağda bile bazı kesimler tarafından ciddi tepkiler alabiliyorsa, Ömer Hayyam zamandan arınmış demektir. Çevirinin yalınlığı ayrıca takdir konusu.

Ağrıdağı Efsanesi
9/1023.06.2016

Baskı: Ağrıdağı Efsanesi

Yaşar Kemal'den yörenin diliyle kaleme alınmış, masalsı anlatımıyla sizi büyüleyen mükemmel bir eser. Gelenek ve göreneklerini bir Paşaya karşı savunmaya çalışan bir köy halkının hikayesi anlatılır, öyle de güzel anlatılır ki, Ahmet'in cesaretini, Gülbahar'ın aşkı uğruna deli divane çözümler arayışını, Memo'nun sevdasını kalbine gömüp, kendini feda edişini kıskanırsınız. Sofi'nin kavalı kulaklarınızdadır, Ağrı Dağı ise karşınızda.

Baskı: Otostopçu 3 Hayat, Evren ve Her Şey

Birbirlerinden ayrı düşen kahramanlarımız, değişerek, zaman içerisinde bir araya gelmeyi başarıyor ve evreni kurtarma mücadelesi başlıyor. Serinin ilk iki kitabındaki , eğlenceli anlatım, sürükleyicilik bu kitapta maalesef eksik kalmış

Operadaki Hayalet
9/1023.06.2016

Baskı: Operadaki Hayalet

Etkileyici, sürükleyici ve şaşırtıcı. Kitabın ilk sayfasından itibaren Opera'nın Hayaleti sizi sarıyor. Hayaletin aşkının tutkuya, bu tutkunun trajediye dönüşmesini adım adım takip ediyorsunuz. Gerçek olaylardan esinlenerek, farklı olayları bir araya getiren yazar ilginç bir kurgu koyuyor ortaya. Dil akıcı, sıkmıyor insanı.

Çakırcalı Efe
10/1023.06.2016

Baskı: Çakırcalı Efe

Büyuk usta Ege'nin ünlü Efesi Çakıcı'yı tanıtıyor bize. Kendisini tanıyan insanlarla ve Albay Rüştü ile yaptığı görüşmeler sonrasında hazırlanan kitap bir kaynak niteliğinde. Babasının intikamı için efe olan Çakırkalı' nın dönemin toplumsal yapısı, ağalık düzeni gibi nedenlerle her düze inişte tekrar dağa çıkması, önceleri zenginden alıp fakire dağıtan, yardımsever kimliğinin, adaletinin, anlayışının zamanla nasıl değiştiğini adım adım okuyorsunuz. Mertliği ve cesareti ise örnek alınacak cinsten. Akıcı, doğal, yalın anlatımı ile usta Çakıcı' yı bizden, içimizden biri yapmayı başarıyor.

Baskı: Tehlikeli Diyardan Öyküler

Masalsı anlatımıyla şeker tadında güzel bir eser olmuş. Büyük Wootton Demircisi ve Hamlı Çiftçi Giles hikayelerini beğendim. Tom Bombadil'in Maceraları diğerlerine göre vasat kalmış. Fakat yine de hikayedeki şiirsel anlatım başarılıydı. Alıştığımız orta dünyaya da sadece bu hikayede atıfta bulunuyor zaten. Dili ve anlatımı yüzüklerin efendisine kıyasla daha yalın.

Baskı: Otostopçu 2 Evrenin Sonundaki Restoran

Arthur ve Ford maceralarına kaldığı yerden devam ediyor, ve akşam yemeği için evrenin sonundaki restorana yolculuk yapıyorlar, evrenin sonu olur mu demeyin burada bahsedilen son son zamandaki son... Esprili dille yazmaya devam ediyor, ince ince iğneliyor aynı zamanda. Özellikle akşam yemeğinde ineğin gelip "Ben akşam yemeğinizim" diye kendini tanıttığı, etini lezzetlendirmek için yaptıklarını anlattığı bölümde çok güldüm. Kitap saçma, ama kafa rahatlatmak ve eğlenmek için ideal. Yalnız çevirinin basitliği kitaba çok yansımış, imla hataları azımsanmayacak derecede fazla.

Baskı: Diriliş (Rizzoli & Isles, #11)

Tess Gerritsen bu kez bizleri Afrika'nın doğal hayatına götürüyor. 6 yıl önce, kaybolan/ölen bir grup turist, farklı noktalarda gerçekleşen ama benzer nitelikteki cinayetler, içgüdüsel hareket etmeye başlayan Maura, yüksek tempo, gerilim.... Kurgu gayet başarılı, dil alıştığımız Tess Gerritsen dili. Sürükleyici, yalın... Eksik noktası mı yine tahmin edilebilir son. Kitabın ortasında katili tahmin etmek sıkıyor beni, katil olarak ön plana a çıkarılan kişi neredeyse satır aralarından "O ben değilim! " diye bağıraracak, olay döngüsü ilerledikçe kurgu da kendini ele veriyor.

Siyah Kan
10/1023.06.2016

Baskı: Siyah Kan

Okuduğum en başarılı polisiye-gerilim kitabıydı. O kadar etkiliyor ki, okumaktan çok yaşıyorsunuz, hissediyorsunuz. Kitabın başından itibaren aslında katili biliyorsunuz, ama katilin derinliklerine indikçe iyice gerilip merakla çeviriyorsunuz sayfaları... Katilin psikolojisinden etkilenmemek elde değil, Granje başarılı bir iş çıkarmış. Dili, akıcı, aralarda betimlemeler yoğunlaşsa aslında bir nokta ile ilintili.

Baskı: Otostopçu 1 Otostopçunun Galaksi Rehberi

İlk kez bilim kurgu okudum, konusunu ve kurgusunu karışık bulduğum için ilk başlarda olaya adapte olmakta oldukça zorlandım. Fakat sade ve akıcı dili ile başlamam ile bitirmem bir oldu. Öyleki garip bir şekilde bırakamıyorsunuz kitabı bir sayfa bir sayfa daha derken bakmışsınız bitmiş, yazarın esprili dili ayrı bir hava katmış olaya.

Satranç
9/1023.06.2016

Baskı: Satranç

Sıkılmadan, yorulmadan, bir solukta okunacak başarılı bir öykü. Satranç'tan hiç anlamama rağmen, oyunlar sırasındaki hamlelerin anlatımında sıkılacağımı düşünmüştüm, ama tam kıvamında anlatmış yazar, anlamayanı yormuyor. Akıcı, ve sade dili de ayrıca etkiledi beni. Çevirmeni de tebrik etmek lazım. Hitler döneminin etkisinde kalan insanların psikolojik çöküşlerini o kadar iyi betimlemiş ki yazar, hayran kaldım. Bir insanın uğradığı psikolojik işkencenin sonuçlarının ruhuna yansıması, hayata ve akli dengesine tutunmak için kendine yeni bir meşgale bulması, delilik ve dahilik arasındaki incecik çizgiyi, gelgitleri başarıyla yansıtmış.

Yakamdaki Yüzler
9/1023.06.2016

Baskı: Yakamdaki Yüzler

Cem Karaca ve Ahmet Kaya bölümlerini çok beğendim. Kitabı okurken tanımadığım, ya da tanıdığımı sandığım kendini, siyasete, sanata, edebiyata, gazeteciliğe adamış insanlara veda niteliğinde güzel bir kitap olmuş. Dili sade, anlatım akıcı. Bölüm bölüm okunabilecek nitelikte.

Ziverbey Köşkü
9/1023.06.2016

Baskı: Ziverbey Köşkü

12 Mart dönemi İlhan Selçuk gözaltına alınır. 30 gün boyunca bilmediği bir yerde sorgulanır, işkence görür. Kitabında ise işkenceye pek değinmez, utanır, sıkılır. Ziverbey Köşkü 12 Mart cuntalarından sadece biridir. Zorla alınan ifadelerden 15 yıl sonra dönemin Tercüman Gazetesinin ünlü bir yazarı tarafından hükümeti devirmeye çalışmakla suçlanır. Fakat farketmedikleri bir şey vardır. İlhan Selçuk'un ifadesine yerleştirdiği akrostişler.... Anlatım sade, sıradan, gazeteciliğin etkisiyle günlük diliyle yazmış. İsimleri vermekten hiç çekinmemiş...

Bir Dönem Bir Çocuk
10/1023.06.2016

Baskı: Bir Dönem Bir Çocuk

Kapağının köşesindeki ANI ifadesi yüzünden çekinerek okumaya başladığım, okudukça içinde kaybolduğum bir kitap oldu. Altan Öymen'in geçmişi anlattığı şuan için 4 ciltten oluşan serinin ilki. Altan Öymen seriye devam ediyor ki; iyi ki de öyle yapıyor. 1900'lü yılların başlarına kısaca değinerek, net şekilde hatırladığı 1938 yılından itibaren anlatmaya başlıyor olayları. Özel hayatı kitabın içeriğinde elbette var. Ama o yaşına rağmen toplumsal olayları o kadar özümsemiş ki, anlatımında o dönemin izlerini çok net görebiliyorsunuz. Kitabın içeriği çok geniş, 2. Dünya Savaşından, Savaşın Türkiye'ye etkilerine, iktidarın savaş sırası tutumlarına, dönemin politikacıları, gazeteci ve yazarlarına, sanatçılarına kadar her şey. Kitap çok partili hayatın başlaması ile son buluyor. Yakın tarihimizi merak edenler, okuyup öğrenmek isteyenler için gerçekten başarılı bir kitap. Gerçekten tarafsız. Dili sade, akıcı. Eski kelimeler elbette var ama Öymen farklı bir uygulama yapıp dipnot koymamış, eski kelimeyi parantez ile "o dönem biz buna böyle derdik, sonra zamanla değişerek..." gibi ifadelerle anlatmış, okuyucuyu dipnotla satır arasında gidip gelme zahmetinden ve dikkat dağılması probleminden kurtarmış. Ayrıca çeşitli, gazete, dergi kupürleri, resimler ve karikatürlerle zenginleştirmiş.

Yılanı Öldürseler
9/1023.06.2016

Baskı: Yılanı Öldürseler

Toplumun ince ince işleyerek nasıl bir katil yarattığını, cehaletini, masum Hasan'ın katil olmak ya da olmamak arasındaki gelgitlerini, köy yerinde dul ve güzel bir kadın olmanın zorluğunu, töreyi, sürükleyici , anlatımı, Anadolu aksanını kısacık bir kitaba sığdırmış büyük usta.

ÖncekiSayfa 2 / 6Sonraki