
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Şizofren Aşka Mektup
Tam anlamıyla hiçbir şey anlatmayan süslü cümleler nasıl kurulur bunun gösterildiği bir kitap. Lisedeyken okumuştuk bir furyaydı. Lise zamanındaysanız okunabilir, gerisi için çok ciddi bir vakit kaybı.
Baskı: Mahşer
Okurken bazı yerlerde nefesimi tuttum, o kadar heyecanlandım. Sonuna doğru sürükleyiciliğini yitiriyor, ancak yine de Stephen King'in güzel eserlerinden biri. King okumuş ve sevmişseniz muhakkak ki bunu da seveceksiniz.
Baskı: Kumral Ada Mavi Tuna
Çok güzel başlayıp, garip bir şekilde biten bir roman. Yine de okuyalı yıllar geçmesine rağmen hala bazı bölümleri aklıma gelir, irkilirim. Bir yanım hayatta hep Ada gibi biri olmayı ister mesela.
Baskı: Evrenden Torpilim Var
Kişisel gelişim kitapları içerisinde pratiğe en çabuk dökülen kitaplardan birisi. Bir edebiyat kitabı değil bir teknik kitabı olduğu için diğer kişisel gelişim kitapları gibi özellikle bazı yerlerinin tekrar tekrar okunup uygulanmaya devam edilmesi gerekiyor. Dili çok yalın, örnekler insanın zihnini yormayacak şekilde. Okuyun bir şey kaybetmezsiniz hem en azından motive olmuş olursunuz.
Baskı: Sineklerin Tanrısı
Konu olarak, distopik bir yandan da aslında gayet günümüzde bile yaşanabilecek bir olayın sonuçlarının ne yönde olabileceğine dair oldukça gerçekçi bir varsayım. Roman konusu bakımından o kadar orijinal ve gerçekçi ki bence anlatıma takılmadan, özellikle distopya seven okuyucuların, okuması gerekiyor bir kere. İçerik eleştirisi olarak bazı karakterlerin iç dünyasına yeterince inemediğinizi hissediyorsunuz. Oldukça uzun çevre betimlemeleri var ancak bu betimlemeler yan karakterlerin ruh dünyasını anlatmaya gelince yetersiz kalıyor. Özellikle de 'Demek istediğim şu.. Bizden başka canavar yok belki...' diyen Simon karakterini daha iyi tanımak isterdim. Bir yerde kendiniz tamamlamak zorunda kalıyorsunuz o eksiklikleri. Ve Mina Urgan... Neden o çeviriyi yaparken 'görmezlikten-duymazlıktan' yazmak yerine 'görmemezlikten- duymamazlıktan' yazıldı hiç anlayamadım. Keşke bu yazım hatası yapılmasaydı. İş bankası yayınındaki son söz de oldukça gereksiz geldi bana. Sanki biz anlamamışız gibi kitabın küçük bir tekrarı yapılmış ancak gereksiz olmuş. Sonuç olarak insan olarak vahşi yaratıklarız, ilkokuldan liseye kadar yapılan güç gösterilerini hatırlayınca insanın eğitilerek gerçekten 'insan' olduğunu anlayabiliriz aslında. O yüzden bir okul müdürünün böyle bir hayal dünyası yaratmadaki başarısını daha iyi anlayabiliriz.
Baskı: Kafamda Bir Tuhaflık
'Mektup bir şekildir, aslında önemli olan gönüldür.' Mevlut biraz değişik bir karakter, oldukça sessiz, yumuşak mizaçlı, ne düşündüğünü pek belli etmeyen zaten ne düşündüğünü -çoğu zaman- kendi de bilmeyen, dolaşmaktan, sokakları gezmekten ve bunu en iyi şekilde yapabildiği için boza satmaktan da oldukça mutlu. Böyle olunca da yan karakterler Mevlut'ten biraz daha karakterli olmuş sanki kitapta ve yer yer Mevlut'ü dinlemekten sıkılıyorsunuz. Romanımızda yan karakterler konuşmacı olarak giriyor ve ben bu anlatım tarzını aslında çok beğendim. Ancak yan karakterler de -örneğin Süleyman gibi- Mevlut'ten oldukça farklı olmasına rağmen konuşurken üsluplarının ana karakterimize benzemesi romanın tek düzeliğini pekiştiriyor. Semiha'yı sadece bundan ayrı tutuyorum. Bence güzel çizilmiş bir karakter Semiha. Aynı zamanda şehrin nasıl değiştiği çok güzel yansıtılmış, öyle ki Mevlut değişmiyor ama ondan başka her şey büyük bir hızla değişiyor alıntıda dediği gibi: 'Ne yazık ki bir şehrin şekli şemaili bir insanın kalbinden çok daha hızlı değişir.' Okurken ben neden bunu okuyorum diyorsunuz, bitirince ise günlerce düşünüp duruyorsunuz. Tipik bir Orhan Pamuk romanı. Aslında bir niyet, kalbin niyeti, dilin niyeti ve gerçekleşen KISMETin romanı. Kısmet, elindekiyle mutlu olma, elindekinin değerini bilme romanı. Her Pamuk romanı gibi kesinlikle okunmalı.
Baskı: Utopia
Öncelikle yazıldığı döneme rağmen, günümüzde de rahatça uygulanabilecek hatta uygulanması gereken örf, adet ve düşünce kalıplarından bahseden, oldukça sürükleyici bir eser. Ütopya ülkesinin yaşayış tarzında belirli sıkıntılar olduğu ortada, bunu kitabın sonunda Thome More'un kendisi de belirtiyor zaten. Köle kavramının, zamanındaki köle yapısından farklı olduğunu da belirttiği için o kısma çok takılmadım. Kadın ve erkek eşitliğinin ve kadının toplum üretimine faydalı ve resmen bir 'birey' olarak sunulması, o dönem açısından oldukça yenilikçi olsa gerek. Beğendiğim bir kısım daha. Çok beğendim, bir gecede okudum, tekrarladığım not aldığım oldukça fazla yeri var. Tavsiye ederim. "Yurttaşlarının yaşamını iyileştirmenin yolunu onları yaşamın sunduğu bütün zevklerden mahrum etmekte arayan bir kral, özgür insanlara hükmetmeyi bilmediğini açıkça itiraf etmeli. Her şeyden önce de kendi beceriksizliğini ya da gururunu bastırmakla işe başlamalıdır."
Baskı: Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği
'Güçlüler güçsüzleri incitemeyecek kadar güçsüz olunca, güçsüzler çekip gidecek kadar güçlü olmak zorundaydılar' Yaşam bir kere yaşanan, bir kere yaşandığı için hiç yaşanmamış sayılan, tekrarı olmadığı için taslaktan öteye gidemeyecek kadar belirsiz ama aynı zamanda göklere de ulaşabilecek kadar hafif midir, yoksa üzerine yük ve sorumluluk bindirilen yaşamın sağladığı en şiddetli doğumun simgesi olacak kadar ağır mı? Permandies olsa kesinlikle hafif derdi ama pozitif biçimiyle. Hafiflik gerçekten pozitif bir durum mudur yoksa gelip geçiciliğiyle ve tekrarsızlığıyla negatif mi? 'İçinde yaşadığı yeri terk etmek isteyen kişi mutsuz kişidir' Özellikle kitabın, duygu sömürüsü, kitsch tanımını tekrar tekrar okumanızı tavsiye ediyorum. Sonuçta şüphesiz ki hiç birimiz kitsch i görmezden gelecek kadar insanüstü varlıklar değiliz.
Baskı: Şibumi
Kitabın bir yerinde "günümüzde hiç kahraman gibi kahraman kalmadı" diyor. Teravanian, hep imkansızı başaran bir karakter yaratmış kitabında. Hep olmak isteyeceğiniz ama asla olamayacağınız... Kitap çok güzel ancak Trevanian'a başlamak için oldukça iyi. Bence bir kaç kitabını okuduktan sonra en son Şibumi ile son bulunmalı.
Baskı: Kar
Bazı insanlar o kadar mutsuzlardır ki yaşadıkları yeri cehennem olarak tarif ederler. Siz hiç bu kadar mutsuz insanın yaşadığı ortak bir yer gördünüz mü? Kar o kadar karanlık, o kadar mutsuz, ve o kadar öğrenilmiş çaresizliklerle dolu bir kitaptır ki, okuduktan yıllar sonra bile kapağına baktığınızda tüm o duygular sanki yaşayan bizzat sizmişsiniz gibi bastırıverir yüreğinizi. Orhan Pamuk'un en gerçek romanlarından biri.