
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Yürek Burgusu
Bir umut elime aldığım, hayal kırıklığıyla zar zor bitirebildiğim bir kitap. Konu ilgi çekici görünse de 167 sayfayı bir haftada ancak bitirebildim.
Baskı: Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm
Toplumsal bir konuya harika bir üslupla değinmiş Zülfü Livaneli. Çekingen davrandığım yazarlardandı oysaki kalemi çok etkileyici imiş, hakkını yemişim. Kurgu çok iyiydi, El Yazmaları kısmı çok güzel düşünülmüş ve kitaba yerleştirilmiş. Böyle toplumsal konularda yazarın üzerine daha çok iş düşüyor aslında. Okuyucuya bir şeyleri sorgulatması, hatırlatması gerekiyor. Livaneli de başarılı bir şekilde yapmış bunu.
Baskı: Yanılsamalar Kitabı
Paul Auster hep radarımda olan bir yazardı. Yanılsamalar Kitabıyla da nihayet başlamış oldum. Yazım tarzını sevdim, dili rahatsız etmiyor. Kurgu da fena değildi. İki farklı yaşam öyküsü ve birçok kimlik var kitapta. Sinemayı da güzelce yerleştirmiş kitabın içine. Yine de benim açımdan eksik bir şeyler vardı. Tam içine giremedim kitabın fakat Paul Auster tadını sevdim, mutlaka devam edeceğim.
Baskı: Sevdalinka
Edebi açıdan vasat bir kitap. Sık sık devrik cümle kullanmak iyi bir yazı diline sahip olmak demek değildir. Öte yandan kurgusal açıdan baktığımda yine ortalama bir kitap olduğunu düşünüyorum. Yugoslavya'nın çöküşü ve özellikle Bosna Savaşı benim içimde kanayan yaramdır. Ayşe Kulin de Bosna daki katliama sessiz kalamamış olsa gerek. Fakat maalesef benim açımdan bekleneni verememiş bir ilk Ayşe Kulin deneyimi oldu. Hayal kırıklığı, 6 yıldızı da Bosna için haykırışına veriyorum.
Baskı: Pastoral Senfoni & Dar Kapı
Andre Gide nin kalemi çok güçlü, üslubu etkileyici fakat fazla romantizm beni sıktı. O güzel betimlemeler, doğa tasvirleri olmasaydı bitiremezdim sanıyorum.
Baskı: Amok Koşucusu
Stefan Zweig ne yazsa okunur. Dili o kadar güzel ki. Müthiş psikolojik tahliller, hayatla ve ölümle ilgili etkileyici çıkarımlar... Stefan Zweig'ın dünyası hep acılarla haksızlıklarla dolu, hikayelerde de görüldüğü gibi. Tabi bunda yaşadığı dönemin etkisinin ve kendisinin de çok ince ruhlu olmasının payı büyük. Stefan Zweig benim gözümde çok büyük bir yazar, saf yetenek. Edebiyat için varolmuş ve edebiyat da o olunca çok güzel. Gerçekten hissettirebilenlerden,
Baskı: Nietzsche Ağladığında
Yine bir arayış hikayesi fakat başrollerde Josef Breuer ve Friedrich Nietzsche var. 1882 Viyanasında hayatla, ölümle, gerçekle, aşkla ilgili sohbetler. Birçok paragrafın altı çizilesi. Kesinlikle iz bırakan, içerde bir şeyleri uyandıran kitaplardan.
Baskı: Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın
Farklı, eğlenceli aynı zamanda hüzünlü bir kitap. Jonathan Safran Foer kalemini ve yaratıcılığını konuşturmuş. Karakterler orjinal, diyaloglar çok iyi..
Baskı: Atuan Mezarları (Yerdeniz Serisi, #2)
Ursula K. LeGuin'in tek derdi insan. Kitabın başından sonuna kadar olan bütün olaylar, kurgudaki tüm detaylar hatta betimlemeler bile karakterin iç dünyasının tasviri gibi. İlk kitapta Ged'in kendini bulmasıyla ilgiliydi her şey. Kendi kibriyle yarattığı gölgeyi kendini kabul ederek onunla bütün olarak yenmişti. Atuan Mezarları'nda ise Ged yardımcı karakterimiz. Tüm olay Tenar'la ilgili. Kendi karanlığında kaybolduğu bir anda Ged'le tanışır, Ged ona ismiyle seslenince hatırlar. Karanlığından kaçmak ister, yeniden Tenar olmak ister... Yerdeniz yazılmış en iyi seri olabilir mi acaba ? Doyamadım okumaya.
Baskı: Çavdar Tarlasında Çocuklar
Bazı kitapları orjinal dilinden okumak gerekiyor. Çünkü bazı kitaplar yazıldığı dilde tat veriyor. Çavdar Tarlasında Çocuklar da o kitaplardan biri işte. İngilizce cümlenin yapısı Türkçeye uymuyor, günlük dilde rahatça kullanılan kalıplar Türkçeleşince çok yapay kalıyor. Bu, bu kitapta rahatlıkla görülüyor. Neyse.. Çavdar Tarlasında Çocuklar Holden isimli bir karakterin okuldan atıldıktan sonraki iki üç gününü anlatıyor. Belki baktığınızda kitapta yaşananlar öyle ahım şahım şeyler değil. Bir kitaba neden konu olur ki bu ? diyebilirsiniz ama Holden çok tuhaf bir çocuk. Zaten 17 yaşın getirdiği dengesizlik, hiçbir şeyi beğenmeme hali varken bir de çok sevdiği kardeşini de kaybeden bir genç adam Holden. Okuldan da atılınca öylece boşlukta kalıyor işte. Kitap bitince pek bir şey olmadı yani öyle müthiş bir etki bırakmadı ama içimde bi burukluk vardı. Kitabı sevmiştim, Holden'ı sevmiştim. Gerçekten güzel anlar vardı kitapta. En güzeli kuşkusuz kardeşini yağmurun altında, başında çılgın avcı şapkasıyla izlediği ve o an ne kadar mutlu olduğunu söylediği andı. Evet insanın gerçekten böyle anları oluyor ve diyebileceği tek şe: Siz de orada olmalıydınız oluyor. Çünkü bazı mutluluklar cidden tarif edilemiyor. Bir de kışın göl donunca ördekler nereye gider ? Bu neden bu kadar önemlidir ? İnsanlar neden böyle şeyleri düşünmez ?
Baskı: Bozkurtlar
Milli duygular açısından bakıldığında gerçekten etkili bir kitap. Her sayfasında tüylerim diken diken olarak okudum hatta Bozkurtların Ölümü kitabının sonu müthiş etkileyiciydi. Kür Şad ve 40 erinin milli kimlik uğruna, vatan sevgisi uğruna kalkıştıkları akıl almaz mücadeleyi anlatıyor. Türk türesi, kültürümüz ve vatan millet sevgisi kitaba çok güzel işlenmiş. Bozkurtlar için çok güzel bir tarih kitabı diyebilir miyiz ? Bence tarih kitabı değil destanımsı bir romandı. Tarih kitaplarında aradığımız objektifliği ya da gerçekçiliği vermiyor çünkü. Ama yine de o bizim kültürümüz, her sayfasında damarlarınızdaki asil kanı kaynatan bir destan.
Baskı: Locke Lamora'nın Yalanları (Centilmen Piç #1)
Öncelikle kurgunun hakkını vermek istiyorum. Gerçekten iyiydi. Şaşırtıcı, beklenmedik bir son yoktu ama akıcı bir kitaptı. Camorr şehri, dükleri, capası, hırsızları kısacası Scott Lynch in yarattığı evren çok iyi. Dil de rahatsız etmiyor hatta diyaloglar baya eğlenceliydi diyebilirim. İşin özü yeni bir seriye başlamış bulunuyorum ve kesinlikle devam edeceğim.
Baskı: Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Öh-höm. Evet, böyle bir eseri değerlendirmeye ne yaparsam yapayım muvaffak olamam. Çünkü yetersizim. Kelimelerim, cümlelerim yetersiz. Dil kullanımı, semboller, kurgu, her bir şey kusursuz. Mükemmel bir şey. Ahmet Hamdi Tanpınar şiirleriyle zaten harikayken düz yazısı, anlatım tarzı.. Bence Türk Edebiyatı'nda gerçekten iyiyim diyen her yazar için sınır bu kitap olmalıdır. ''Ahmet Hamdi Tanpınar gibi yazabilmeliyim!'' demelidir. Türkçe'nin böylesi kullanımı, klasik Doğu-Batı çatışmasını böylesi sembolik anlatımı, Hayri İrdal gibi bir karakter... Enfes!
Baskı: Sonsuzluğun Sonu
Bilim kurgu budur işte. Aynen böyle yazılır, böyle kurgulanır. Müthiş! Nasıl bir hayal gücüdür bu nasıl bilimle iç içe geçişidir.
Baskı: Yıldız Gezgini
Jack London'dan biraz felsefe, biraz zamanda yolculuk, biraz dönemin Amerikan hapishanelerine eleştiri.. Farklı ve güzel bir kurgu, yer yer sıkmıyor da değildi tabi.