
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Dreaming Of You
Offf müthiştiiii:)) Bayıldım...Derek ve Sara çok güzeldi...Fahişeler tarafından büyütülmüş Derek Craven ve Küçük bir kasabada yaşayan yazar adayı Sara'nın hikayesi..Sert ve şok edici bir hikaye ama ben bu aralar böylesi sert hikayelere bayılıyorum:))) Birbirleri ile karşılaşmaları çok sıradış idi..Genellikle erkekler kadınları hayatlarını kurtarır historical romanlarda ama bu romanda aksine ufak tefek yazarımız Sara Fielding kurtarıyordu ünlü kumarbaz Derek Craven'i... Metresi terk edilmeyi hazmedemiyince ona böyle bir cezayı uygun görse de Sara yardıma muhtaç!!!bu genç adama yardım etti ve ona saldıran adamlardan birini vuruverdi:)) Şansa bakın ki vurduğu adam da günlerdir görüşmek için izini sürdüğü Derek Craven idi..Derek Craven esmer atletik yapoılı yeşil gözlü karizmatik kas yığını..Küçükken fahişe annesi tarafından doğrulduktan sonra terkedilip kaderine terk edilmiş.. İşte her şey bu geceden başlıyor..Hayatını kurtardığı bu genç adamdan küçük bir yardım istiyor Sara yazacağı roman için kaynak toplamasına izin vermek..Bu ne demek Derek'in dünyasına girmek demek..Derek bu küçük genç kadın da kendisi için bir tehlike hissetti elinden geldiğince uzak durmaya çalışsa da..Maalesef yeterli olamadı..Bu güzel ve tehlikesiz görünen melek Derek'in tüm hücrelerine sızmayı başardı... Çok güzeldi:))) Tavsiye ederim..()
Baskı: Yıldırım Nikâhı (Marriage, #1)
Yıldırım Nikahı-Cathy Maxwell Üç yakın arkadaşın hikayesinin anlatıldığı üç kitaplık Evlililik Serisinin ilk kitabı Yıldırım Nikahı2nda Tess'in hikayesi vardı..Ne yalan söyliyeyim ben bu kitap da aşkı pek hissedemedim..Tamam kurgu yönünden fena değildi..Konuyu yazar güzel yaklamıştı ama nedense işleyememişti..BU hikaye çok güzel bir aşk ile taçlandıralabilirdi..Maalesef olmamış.. İki tarafın çaresizliği ikisinin de birbirlerine muhtaç oldukları sahneler çok iyidi..Ama ama istediğimi çok da alamadım ben bu hikayeden... Kızın ağaneyinin yaptıkları ve yengesinin kötülüğü yanına kar kaldı..Bu da beni sinir etti...Yine de bazı sahnelerini okurken zevk aldığım sahneler oldusa da Mesela herşeyini kaybetmişken yoktan var etme gibi..İki tarafında birbirlerini kandırdıkları anda verdikleri tepki gibi..Kendilerine yeni bir dünya yaratmaları gibi.. Ama maalesef benim için vasattan yukarı çıkamadı bu roman..Yazarı ilk romanı Aşkı Sende Buldum'da onu da çok sevmemiştim..Şimdi yeni kitabı çıkarsa okur muyum bilemiyorum..Bu yazar yerine bence Suzanne Enoch'un yeni bir kitabını okumak daha hoşuma giderdi... Kitapsız kaldığınızda okuyabileceğiniz türde bir roman.. Tess Hamlin sosyete de Taş Kalpli leydi olarak anılmaktadır..Ufak yaşta kaybettiği anne ve babasından sonra onun yetişmesinde büyük rol oynayan dadısı Minie'yide kaynettikten sonra ağabeyi Neil ile yaşamaktadır..Ağabeyi evlendikten sonra yengesi Stella ile geçinememektedir..Tess'e babasından oldukça yüklü bir miras kalmışsa da ağabeyine para idaresinde hiç güvenmeyen babası aile servetinin yönetimini bir vekil harca teslim ettiği için,Neil para temini için en kolay yolu seçip evliliği ve diğer masraflar Tess'in parasını harcar..Bu neticede Tess'in mirasının yerinde yeller esmektedir.. Öte yandan Merton Kontu olan ve yeni ünvan sahibi olan Brenn Owen'da aynı durumda dır.Kendisine miras kalan Kale bakımsızlıktan dökülmekte ve gerekli tadilatın için ise çok para gerekmektedir..O yüzden de kendine zengin bir eş bulmak için Londra'ya gelmiştir.. Bu ikilinin yolları bir baloda kesişir..Olaylar hiç ummadıkları kadar hızlı gelişir... Okuyacak arkadaşlara keyifli okumalar...
Baskı: Gece Yarısı Tuzağı (Gece Yarısı Nesli, #5)
Gece Yarısı Tuzağı-Lara Adrian Bayılıyorum bu yazara okuduğum tüm kitaplarını çok sevdim..Ateş Serisinden sonra en çok sevdiğim fantastik seri..Önceki Rio'nun hikayesinden tanıdığım Rus Nikolai'nin hikayesi idi ..Başlangıçtan biteseye kadar elimden bırakamadım..İster uzaylı,ister vampir seriyi kadın müthiş yazıyor..Her kitap bir öncekinden daha iyi gidiyor...Bir arkadaşımın takıldığı gibi Birlik Düzene dönüşmüştü bu seride ama beni pek rahatsız etmedi.. Sergei Yakut'u bulmak ve İlk nesil vampirlerin ölümlerini soruşturmak görevli olan Nikolai yolu psişik güçleri olan Renata ile kesişir...Renata Sergei'nin yanında iki yıldır tutsaktır..Orada tutsak edildikten sonra onun gibi pisişik güçleri olan Mira'da bu tutsaklığa dahil edilmiştir..Onun da psişik güçleri vardır Renata gibi..İkisi de soy eşidir... Nikolai'yi Renata bir barda kendisini av olarak kullanarak tuzağa düşürür...Ve Lex Yakut tarafından yakalanmasını sağlar..Lex Sergei Yakut'ıun oğludur..Sergei Yakutun Birlik İlk nesil cinayetleri ile olmasından şüphelenmektedir..Lex ile Sergeyi arasında sanıldığı gibi sıcak bir aile ilişkisi yoktur..Fakat yine de Nikolai bir fırsatını bulup dövüşürken onu öldürmesini son anda engellerse de oğluna Sergeyi kesinlikle güvenmemektedir.. Alexei'de ilk fırsatta babasını sırtından vurmanın hesaplarını yapıyordur.. Ve ilk fırsatta babsına suikast düzenletir..Fakat baş şüpheli maalesef Nikolai'dir..Bu şüphe yüzünden Renata Nikolai'nin yakalanıp esir edilmesini sağlar..Ama gelişen olaylar ile Nikolai'nin suçsuz olduğunu anlar ve değer verdiği evladı gibi sevdiği Mira'nın da ortadan kaybolması ile Nkolai'nin tutsak olduğu yerden kurtarmaya karar verir..Ama işler sandığı gibi kolay olmayacaktır..Nikolai'yi kurtarmak o kadar kolay değildir.. Her zaman ki gibi müthiş aksiyon,gerilim,aşk,tutku iç içedei..Gelecek hikaye ise bu hikayede büyük kayıplar veren Andreas Reichen'in hikayesi olacak..Vallahi ben şimdiden merak etmeye başladım..Umarım yayın evi Amerika'da 12.hikayesi yayınlanan bu seriyi daha sık aralıklar ile yayınlamaya başlar..Çünkü oldukça güzel çok beğenilip tutulan bir seri bu..Ülkemizde de müdavimleri çok fazla.. Bu seriyi kesinlikle tavsiye ederim..Vampir serisinden hoşlanmayanlar bile çok sevecek bu seriyi..
Baskı: Rodos'tan Karşıyaka'ya 1685 Sokak
Rodos'tan Karşıyaka'ya 1685 Sokak Zühal-Yücel İzmirli Yarı belgesel yarı arastırma türünde kurgu yönünden zayıf bir romandı. Dogma büyüme İzmir'li özellikle Karşıyaka'lı olarak okurken cok duygusal anlar yasadım.Simdiki cocuklugumdaki Karsıyaka'yı ozellikle anne babamin yasadıgı zamaninı karsılastırma imkanı buldum. Rodos'tan İzmır'e gelen Selim ve Nuran'ın hikayesini,aşkını okumak zevkli ise de bu ikilinin dillere destan askini maalesef pek hıssedemedim. Daha güzel kurgulanıp duygular hissettirilebilirdi. Kari-koca olan iki yazardan sadece İzmir ve Rodos'un anane,görenekleri,geleneklerini ögrenirken o dönem insanlarinin yasam tarzlarını okumak cok güzeldi. Selim,Nuran'ın asklari,kız isteme,nisanlılık ve evlilige giden yolda o dönemin adetleri cok güzel aktarılmıstı. Her İzmir'linin okurken büyük bir zevk alarak okuyacagina inaniyorum. Ama maalesef hikaye güzel kurgulanamamıstı. Sanki biraz soguk kalmıştı ki,sevemedim ne yazık ki.
Baskı: Mükemmel Koca (Quincy & Rainie, #1)
Mükemmel Koca Lisa Gardner adı gibi mükemmel bir kitap idi... Orjinal adı The Perfect Husband olan Mükemmel Koca'nın Goodreads puanı 5/3,98 benim puanım 5/5 ..Yazarın diğer kitaplarini da en kısa zamanda okumayı planlıyorum. Harika bir romantik polisiye gerilimdi. Hikayede her şey vardı. Kapaktan ceviri ve edite kadar dört dörtlük bir kitaptı.Sayfaları nasıl çevirdiğimi fark etmedim.. Kocanız hasta ruhlu olsa ne yapardınız? Babasının zulmünden kurtulmak icin genc yasta evlenen Tess'in hayatı cok gecmeden bir kabusa dönüşecektir... Yakışıklı,karizmatik kocasının şiddeti ve hasta ruhu ile çok geçmeden tanişan Tess eski günlerini mumla arayacaktir. Theresa Matthews babasının şiddetinden kacmak ve onu koruması icin yeni tanıstıgi yakışıklı karizmatik polis Jim Beckett ile evlenir. Yakısiklı,havalı bu genç adamın gercek yüzü ile tanısması uzun sürmez.Mükemmelliyet sevdası IQ'su çok yüksek olan bu genç adam Tess'i hastalık şeklindeki mükemmelliyet için çok zorlar.. Ona önce psikolojik baskı yaparak aşagılayip istedigi gibi sindirmeye başlar. Her şeye o karar verir uygular gerekirse zor ile uygulatır.. Evliliklerinin ikinci yılına geldiğinde Theresa Jim Beckett'in gercek yüzünü görmüş olup polisle iş birligi yaparak onun gercek yüzünü aciga cikartip isledigi on cinayetten hapise girmesini saglar. Jim'den bosanan Tess icin korku dolu günler bitmez polis korumasında olsa da günleri geceleri korku içinde geçmektedir..Kocası kural tanımayan zeka seviyesi çok yüksek ve istediği kılığa kolayca girebilmektedir..Her an nereden geleceğini beklemekten yaşam onun için dayanılmaz bir hale gelmiştir...Her an eski kocasının karşısına çıkıp onu ele verdiği için onu öldürmeye gelmesini beklemektedir...ünkü Jİm Beckett onun yakalatan karısinin kalbıni sökerek öldürmeye yemin etmistir. Kural tanımayan kocasi polislerin tüm çalısma sistemini bilmekte oldugundan,onu polisin koruyamayacaginin da farkina varmistir. Jim Beckett iki gardiyanı öldürerek hapisten kaçar Theresa Eski asker J.T.Dillon'a başvurur onu asker gibi egitip dövüsmeyi ögrenmesi icin yüklü bir para teklif eder. J.T de karısi ve cocugunu kaybetmiş siddetten hazetmeyen alkolik bir eski askerdir. Cok derin ailevi sorunlarida vardir. Bu isi kabul etmek istemez Tess'de pes etmek istemez.Ama bu çekişmeyi sonunda Tess kazanır ve J:T. genç kadını eğitmeye başlar...Geçen zaman içinde de ikili arasındaki romantik yakınlaşma da başlar..Kocası ile yaşadığı ilişki de kadınlığını yaşamayamayan Tess için hissettikleri çok özeldir... Tavsiye ederim..İlk defa okumaya başladığım bu yazarın takipçisi olacağım....
Baskı: Şeytan Diyor ki (Cehennem Kulübü #1)
ŞeyTan Diyorki Gaelen Foley Çok beğenerek okuduğum bir roman oldu gerçekten..Roman ilk çıktığında cesaret edip alamamıştım..Fakat tavsiye üzerine aldığım bu romanın konusunı kurgusunu içindeki entrikaları beğenerek okudum.. Çeviride bir deyim merakımı çekti..Bizi kullandığımız bir deyim Bir kızı boş bırakırsan ya davulcuya ya zurnacıya varır deyimi tam olarak orjinalde öylemiydi? Çok merak ettim..Birde Daphne secdiği adamın buyurganlığını hep padişaha benzetiyordu.:) Bu hikaye İngiltere'de geçtiğine göre bence Krala benzetmesi gerekmezmiydi..Yine de bunlara fazla takılmadım..Severek okudum hikaye başarılı ve çok akıcıydı..Goodreads'ten yaptığım araştırmaya göre serinin ilk kitabı olan bu hikayenin orjinal adı : My Wicked Marquess Goodreads puanı 5/3,69 serinin en düşük puan alan kitabı..Serinin diğer kitaplarının puanları daha yüksek ve ben onlarıda okumak istiyorum..Umarım bu seriyi zamanında arasu fazla açılmadan okumak nasip olur.... Waterloo Savaşından hemen sonra 1815 yılında geçiyor bu hikaye...Yine bir kulübe üye olan bir asilzade var hikayede..Dışarıdan Ahlaksızlar Kulübü olarak gözüken ama bu tamamen paravan olarak kullanılan bir kulüp..Cehennem Kulübü devlet tarafından desteklenen bu kulübün üyesi Rotherstone Markisi Max'da bu kulübe üye idi..Bu kulübe üyelik babadan oğla geçen bir üyelik idi..Bu kulübe kurulduğundan beri üye olan asilzadelerin erkek çocukları küçük yaşta alınıp eğitilip tam anlamı ile birer ölüm makinesi haline getiriliyordu..Max küçük yaşta kendisini bu kulübe veren babasını bir türlü affedemiyordu..O yüzden aileden kalan son kişi kız kardeşi ile pek görüşmüyordu..Babasının onu kumar borcu için kulübe sattığını düşünüyordu ...Cehennem Kulübünde Max yirmi yıldır hizmet ediyordu..Artık savaşta bitmişti..Rakipleri ve düşmanlarını yenerek normal bir hayata kavuşabileceğini düşünüyordu. O yüzden evlenmeye soyunu da devam ettirmeye karar verir..Yetiştiricisi ve öğretmeni bunu tavsiye eder.Ve o da bunu dikkate alır..Evlenebileceği en mükemmel kadını bulmak için avukatına bir araştırma yaptırır..Araştırma sonucunda eline geçen listeyi incelediğinde nedense kendisi gibi sıra dışı ve avukatının tavsiye etmediği listenin en sonunda yer verdiği Daphne Starling'e aklı takılır...Araştırmaya ondan başlar.. Daphne Starling annesinin ölümünden sonra tek başına kalmış kararlarını kendisini vermiş bir genç kızdır..babası onun üzerinde hiç bir zaman basıl uygulamamışsa da...Yaptığı ikinci evlilik ise kızının yalnız kalmaması evlendiği kadının ona analık yapabileceğini düşünerek gerçekleştirmiştir..Ama maalesef Daphne ve Penolepe'nin bir türlü yıldızları barışmamıştır..Waterloo savaşından sonra borsadan para kaybeden Lord Starling maddi olarak kötü durumdadır.. Penolepe'de bu yüzden Daphne'nin zengin biriyle evlenmesi gerektiğini düşünmekte bu konuda da baskı yapmaya başlamıştır..Çünkü onunda ilk eşinden kızları vardır. Daphne'ye ilgi gösteren asilzadelerden biri onu red ettiği için ismi kasıtlı olarak kötüye çıkarılmak istense de o bunu pek umursamamıştır....Max ile yolları bir yetimhanenin olduğu kötü bir sokakta Max ile kesişir..Aslında Max onu araştırırken oraya kadar takip etmiştir..Hatta ne yaptığını görmek onu bu kötü sokakta korumak için bir genelevde pusu kurmuştur...İçgüdüleri doğru çıkmış kızı olabilecek kötü bir olaydan kıl payı kurtarmıştır..Bu olaydan sonra Daphne'nin güzelliği ve ışıltısından etkilenen Max elinde olmadan Daphne'nin etkisinden kurtulamaz ve onunla evlenmeye karar verir..Aşkta her yol mubahtır sözü tam anlamı ile bu genç kıza aşık olduğunu fark etmeden uygulamaya koyar..Daphne ne yapsa da bu adamdan kurtulamaz..Ondan çok etkilense de Max'in başvurduğu yollar pek hoşuna gitmez..Ona bir türlü güvenemez..Ama Max yine yapacağını yapacak bu genç kızı tam anlamı ile köşeye skıştıracaktır..İkisi arasında tam anlamı ile kovalamaca başlar..Max ayrıca yaşamının diğer yüzünde de görevine devam etmektedir...Kaybettiği bir arkadaşları ve kulüp üyesi hiç ummadığı bir anda karşılarına çıkar... Hikaye ve kurgu olarak çok beğendim..Aşkı ve tutkuyu güzel hissettiyordu.. Aşk,entrika,savaş,casusluk ile harmanlanmış güzel bir hikaye idi..Tavsiye ederim.. Inferno Club 1. My Wicked Marquess (2009) Şeytan Diyor ki 2. My Dangerous Duke (2010) 3. My Irresistible Earl (2011) 4. My Ruthless Prince (2011) 5. My Scandalous Viscount (2012) 6. My Notorious Gentleman (2013)
Baskı: Yalnız Gözlerin İçin
Okudum..Yazar çok akıcı yazıyor kabul...Fakat öyle muhteşem bir roman değil..Hikayenin bazı yerlerinde gereksiz tekrarlar var..Bu serideki üç erkeğin de karakterleri ve diyalogları aynı..Birbirlerinin kopyası...Romandaki kızı yardımcısı olarak işe alıyor bana sanki hizmetçi olarak işe almış gibi geldi.. O ne ego erkek kahramanda..Kızın tüm amacı onu mutlu etmek her bakımdan..Yönetici asistanını görevi bu mu? Elinle bir erkeği beslemek mi? Serinin en kötü kitabı bence..Yazar bence kendine yeni bir seri yeni kahramanlar yaratmalı..En iyisi Seni Sevmek İstemedim idi... Bir gözlemimi daha ekliyeyim bence macera aksiyonu daha bol olmalı idi...Yazar bence aşk romanlarını polisiye ile süslesin,Tutkuyu katsın...Bence elbette...
Baskı: Güller
Güller kitabı hakkında söyleyebilecegim müthis bir kurgusunun oldugu okurken büyük bir keyif aldıgim. Kitap akıyordu aslında 720 sayfalık bir kitabin nasil bittigini anlamadım.Kitapta üç farklı karakter var ve hikaye onların üzerinde kurgulu..Mary,Percy ve Rachel...Rüzgar Gibi Geçti,Gazap Kuşları,Rüzgarda Savrulan Küller'i severek okudusanız bu kitabı da seveceksiniz...Bence... Hikaye tam bir historical veya romance kategorisinde değil..Daha çok dram,entrika,tarihsel kurguve entrika üzerine işlenmiş..Birinci Dünya Savaşı zamanından başlıyor ve 1985 yılına kadar bu üç kişinin hikayesi geçiyor.. Ana karakterle bu kişiler olsa da yan karakterler de kusursuz işlenmiş..Hikayede çok güçlü bir aşkı okuduğum kadar dostluk da işleniyor..Annenin nefreti,bir ağabeyin kaypaklığı ve tüm yükü 14 yaşındaki bir genç kızın üstüne nasıl da yıktığına da şahit oluyoruz..Hikayedeki en büyük aşk ise toprağa olan sevgi idi.Bir çiftçinin toprağa olan tutkusu ve o tutku için yaptığı seçimlerin sonuçları ve hayatını etkilediği kişilerin hikayesi de vardı.. Bir genç kadın vardı ki toprak sevgisini aşka tercih etmişti..Bu tercih ilk başlarda ona doğru gelse de sonradan bunun sonuçları yüzünden hayatının yönünün bir anda değişmesi..Sevdiği kişilerin bu seçimden nasıl da etkilendiğini görmek..Bazen pişmanlıklar için çok geç olabilir..Mary hayatı boyunca tam da bunu yaşadı bu romanda.. Romanda Kocasinin öldükten sonra aile mirasinı kendine veya oğluna değilde 14 yaşındaki kızina bırakmasini affedemeyen bir kadin vardi. Mary'nin annesi bu miras yüzünden hayata küsmesi kızına düşman kesilmesi..Çok büyük bir dramdı aslında..Bu anneyi hiç sevemedim.. Mary... tüm ailenin simseklerini ustune ceken bir genc kiz idi...Miras kendine kalmasına sevindiği kadar da kendini suçlayan ama babasının biraktıgi mirasi koruyacagina yemin eden bir genç kız.Öyle ki bu miras olmasa hayatı daha kolay olabilirdi belki.. Ayrıca kuşaklar boyu süregelen bir aile laneti de vardi. Bu lanet hikaye sonuna kadar romanın ana konularından idi.. Üc yakin arkadas ve dost vardi.Percy,Mary,Ollie cocukluklari birlikte geçmis bu üç dostun genclikleri,asklari,hayalleri,ihtiraslari,ana baba oluşlari yasliliklari müthisti. Okurken aralarinda idim sanki.Yazar karakterleri hayat vermisti sanki. Percy...sevdiği kadının seçimlerinde ilk sırayı almaması devamlı onu bekletmesi,aralarında Mary'nin çiftliğinin olması..Mary'yi razı edebileceğini sandı..Ama olmadı ilk tercih hep çiftlik oldu..Sevdiği adamı tercih ettiğinde ise sevdiğini yanında bulamadı..Birbirlerinin değerini anladıklarında tercihleri yönlerini belirlemişti bile..Percy'nin iki oğlu oldu..Birini oğlum ,diğerine de seni seviyorum diyemedi onu bağrına basamadı...Ona evlat sevgisini tattıran torunu oldu.. Rachel...Mary'nin güzeller güzeli yeğeni..O da halasının yolundan gidiyordu..Onda da toprak aşkı halası gibi idi..Ona ikinci Mary diyorlardı..Mary ise ölmeden önce son bir hamle yaptı..Bu hamle ile geçmişteki tüm hesaplaşmaları tekrar gündeme getirecek kadar önemli bir hamle idi...Fakat son yapması gerekeni yapamaması Rachel'in öğreneceği bu sırda..yaşadıklarında...Halasını anlayabilecek miydi? Sevdiği adamı bu aile çiftliğine tercih edebilecek miydi? Çok beğendim..Okunması gereken bir roman bence...Tavsiye ederim...
Baskı: Işıklar Söndüğünde
Bu ayki Desire serisinde Julias Bennet'in kitabını okurken biraz içim burkuldu..Dokuz yıllık evlilikleri boyunca karısının isteklerini hep ikinci plana atan Antony'nin paçaları Kız kardeşi aniden ölünce tutuştu.. Karısı tam da onu boşamak üzere iken kuyruğunu kıstırarak karısına muhtaç olması çok ironikti.. Karısını geri istiyordu aile olmak istiyordu... ************** Işıklar söndüğünde...Heidi Betts Şimdiye kadar okuduğum en güzel Heidi Betts Kitabı idi..Hem sevimli hem de öok akıcı..Kitabı bitirmeden elimden bırakamadım..Kitap kurdu bir gernç kızın otuzbirinci yaş gününde kendine sıra dışı bir yaş günü hediyesi vermeye kararlı plduğu günde karşısına gördüğü en yakışııklı bir erkeğin çıkması rüyalarını gerçekleştirmesini anlatıyordu...Okurken bazen kahkahalarınızı tutamayacaksınız...
Baskı: Tutkuya Tutsak
Tutkuya Tutsak-Lynne Graham Çok beğenerek okudum girişi çoğu harlequin kitaplarına göre oldukça değişikti..Daha ilk sahneden romanın erkek kahramanın hayatına derinlemesine bir giriş yaptı..Hele o diyaloglar müthişti..Adamcağız kıza bir takıldı hayırda etmedi.. Kızın peşimden koşturacağım derken birlikte kaçırılmalarına sebep oldu.Sonra da zeytinyağı gibi üste çıkıp kızı suçladı..İnanılmazdı çok eğlendim okurken.. Birlikte kaçırılıp hapsedilmeleri ve onları o alan içinde serbest bırakmaları biraz inadırıcı değildi sanki..Ama hikayenin geri kalanı güzeldi..Aralarındaki çekim ve aşk güzeldi.. Lynne Grahamın müthiş kalemi ile keyifle okunabilecek bir kitap bence... Cüretkar Teklif-Miranda Lee Bu ayki Harlequin Classic serisinden Cüretkar teklif Miranda Lee'nin kitanı da sevimli bir hikayedi.. Patronuna aşık olan Samantha yıllardır yanında çalışıyordu ama sevgili patronuna kendini bir türlü farkettirememişti..Onun başka kadınlarla olmasını ayrılmasını seyrediyordu.Yıllardır çok iyi patron arkadaş arası ilişkileri vardı.. Bu durum ona gittikçe acı veriyordu artık her şeyi göze alıp ayrılmaya karar verdiği anda beklemediği bir fırsat eline geçer..Sevdiği adamın aşkını kazanmayabilirdi ama onun çocuğuna sahip olabilirdi.. Teoride iyi fikir olan b u durum uygulamaya geçince bazı aksaklıklar ve duygusal yaralanmaların olması normaldi...Guy'ın son derece mazbut olarak bildiği yardımcısının oldukça tutkulu bir genç kadına dönüşmesi işin rengini değiştirmeye başlamıştı..Kırılganlık iki taraf içinde kaçınılmazdı..Keyifli bir romandı..
Baskı: Geçmişin Acıları
İhtiras ve Gurur-Lynne Lynne Graham Bu tip hikayeleri çok seviyorum..Masum bakirelerin karizmatik erkekler tarafından baştan çıkarılması ve o erkeklerin o beraberliği unutamaması..Okumaktan da asla bıkmıyorum..Zengin Yunan'lı armatör Leonidas Pallis kuzeni İmogen'in sevgilisi idi ama onunla hesapta olmayan bir beraberlik yaşayan Maribel bir daha karşılaşmayı umuyordu..Fakat 1,5 yıl sonra İmogen'in ölümü onları tekrar karşı karşıya getirir.. Hiç istemediği halde oğlunun varlığını öğrenmesi ve sorular sorması kaçınılmazdı..Leonidas Elias'ı görür görmez ailesinin genlerini taşıdığını anlaması uzun sürmez.. Bu durumda hem oğluna hem de bu unutamadığı güzel genç kadına sahip olmak için her yolu deneyecektir.. Gayri meşru doğurduğu oğlu yüzünde ailesi ve akrabaları tarafında afaroz edilen Maribel için Leonidas ile tekrar karşılaşıp birde savaşmak zorunda kalmak hiç de kolay değildir.. Geçmişin Acıları MaisMaisey Yatesaha önce okumuş olduğum Sahte Nişanlı'nın devamıdı..BU romanda kız kardeş Madeline Forrester'in hikayesi vardı ve oldukça da dokunaklı idi..Ama nedense Sahte Nişanlı daha çok hoşuma gitti. Madeline Forrester şimdiki durumuna gelmesi kolay olmamıştı..Yıllar önce aşık olduğu William Callahan'dan sonra aşk defterini kapatmıştı..Çünkü sebep olduğu skandal yüzünde bir evlilik yıkılmış kendisini de uzun süre toparlayamamıştı..Şimdi Rus Milyarder mücevher tasarımcısı Aleksei Petrov ile birlikte çalışıyordu..İşinden patronundan çok memnundu. Aleksei yıllar önce karısını bir kazada kaybetmiş yaşadığı acı yüzünden gönül defteri kapatmış yüzeysel ilişkilere sıcak bakıyordu.. Fakat son zamanlarda yardımcısı ile aralarında oluşan çekim yüzünden başka kadınlarla ilede birlikte olamamaya başlamıştı..Madeline ise ne yaparsa yapsın kalbini dizgnleyememiş bu adama aşık olmuştu..Aralarundaki yeni başlayan yakınlaşma onları nereye götürecğinden emin değildi..Eski günlerdeki gibi aşık olup skandala sebep olmaktan çok korkuyordu..İkisinin de korkuları vardı..Aşkları ile bunu yenebileceklermi idi...
Baskı: Gönüllü Tutsak - Alev Alev
Gönüllü Tutsak Lynne Raye Harris Yeni bir yazar Lyyne Raye Harris..Gönüllü Tutsak..Bu ayki Harlequinn Highlife serisinin diğer kitabı..Çok beğendim hikaye tam da istediğim gibi egzotik ve tutkulu..Alize ülkesine başkan olan çok güzel özgür ruhlu genç bir kadının hikayesi idi..Herkesin zayıf bir yönü vardır Veronica St.Germaine'niz de zayıf yönü geçmişte kaybettiği kucağına alamadığı bebeği idi.. Geçmişte yaşadığı hızlı hayatı bebeğini kaybettikten sonra bırakmıştı..Erkeklere karşı bir şey hissetmiyordu..İçi boşalmış gibiydi..18 Yaşındayken terkettiği ülkesine Başkan seçildikten sonra ülkesi için en iyisini yapmaya çalışırken korunması da gerekiyordu..Bir akşam özel korumasını etkiszi hale getiren bir adam odasına girdiğnde neye uğradığını şaşırmıştı..Bu adam güvenliğinden sorumlu Hint asıllı Rajeh Vala idi..Arkadaşı ve dostu Brady'nin ricasını kıramayıp görev almayı kabul etmişti.. İkili ilk karşılaşmalarından itibaren çatışmaya başlamıştı ama birbirlerinden fena halde etkilenmişti.Derken çatışmalar karşı çekim derken birbirlerinin kollarında soluğu aldılar..Veronica kaybettiği bebeğinden dolayı yaralı idi,Raj ise çocukluğundaki sefalet ve yoksulluktan..Birbirlerini tamamlamalarını zevk ile okudum..Tavsiye ederim... ******************** Alev Alev Meleanie Milburne İntikam hikayelerini çok seviyorum..Aslında bu hikayedeki intikam çok ilginç idi.. Byrony Mercer zengin bir ailenin balerin kızı idi.Sakatlandıktan sonra baleyi bırakmak zorunda kalmış arkadaşı ile bir işyeri açarak bale öğretmeniliği yapıyordu..Ailesinin tek çocuğu idi..Ağabeyini kısa bir süre içinde kaybettmişti..Bir gün babası onu çalışma odasına çağırır çok önemli bir misafirleri vardır.Bu misafir çocukluk arkadaşı ve yanlarında çalışan temizlikçinin oğlu Kane Kaproulias idi..Evden babası ile kavga ederek ayrılmıştı.. Şimdi i,se Kane çok zengin ve başarılı olmuştu.Babası ona onunla nişanlandığını söylüyordu..Ama babası tutuklanacak kadar ne suç işlemiş olabilirdi? Kane tm varlıklarını satın almış şimdi de onun karısı olmasını istiyordu? Babası da bunu nasıl kabul ediyordu? Sevdim:)) Sizde okurken benim aldığım tadı almanızı dilerim...
Baskı: Bitmeyen Arzu
Bitmeyen Arzu-Melanie Milburne İkinci şans hikayelerini çok seviyorum..Hayat insana her zaman ikinci şans imkanını vermiyor.Sanırım o yüzden. Melanie Milburne'ın hikayelerini okudukça daha çok sevmeye başladım.Bu ayki Harlequin High Lİfe Serisinden çıkan Bitmeyen Arzu'ya 5 üzerinde 5 veriyorum ki bu hikaye beni ağlattı..Çok dokunaklı idi.. Masum sevgilisi Gisele Carter ile güzel bir ilişkisi olan Karizmatik zengin Emillio Andreoni ilişkisinin çok da iyi gittiğini düşünüyordu..Evlenmeyi yuva kurmayı düşünmeye de başlamıştı..Fakat umulmadık bir zamanda sevgilisinin ortaya çıkan bir seks kaseti her şeyi mahveder..Gisela'nın kendini savunmasına fırsat vermeden onu kelimenin tam anlamı ile kapının önüne koyar.. Ama bilmediği bir şey vardır Gisela hamiledir..Çok riskli bir doğum yapar..Tüm bu yaşadıklarından ruhu yaralanmıştır...Kendine yeni bir hayat kurmak çok zor olmuştur.. Masum olduğunu sevdiği adama anlatamamıştı ona inanmamıştı..İki yıl sonra bir ikizi olduğu ortaya çıkar kasetteki kadının ikizi olduğunu öğrenir..Emillo'da..Çok büyük yalnış yapmıştı..Bu hikayeyi tavsiye ederim.. Masum Gözler-Jacqueline Baird Bu hikayede de ayrılan bir çiftin hikayes, vardı.Burada da erkek kadını gözünün yaşına bakmadan boşuyordu ki..Burada erkeğin kız kardeşi olaya sebebiyet veriyordu.. 19 yaşında bir genç kızken aşık olup evlendiği erkeğin kızkardeşinin sevgilisinin odaları karıştırıp yatağına girmesi ile patlak veren olay Selina'nın evliliğine mal olmuştu..Kocasından boşandıktan sonra Yunanistan'dan ayrılıp 8 yıl bir daha dönmemişti..Taa ki büyükbabası öleseye kadar..Bu ölüm eski kocası ile tekrar yüz yüze gelmesine sebep olacaktı.. Masumiyetine inanmayan eski kocası ile yüzyüze gelmesi kolay olmayacaktı..Eski kocasının onun hakkında planları olduğunu bilmiyordu tabii ki..
Baskı: Kat ve Matador - Yeni Başlangıçlar
Kate ve Matador. Sharon Kendrik. Sosyetik simarik dilber Kate. Babası tarafından tatile gönderildigini sanan Kate tatil icin gittigini sandigi yatta hizmetcilik gönderildigini yatin sahibinden Carlos'tan ögrendi. Babasi bir mektup ile harçlıgini kesmis elinde olan herşeyi almısti. Gecinmesi icin çalısmasi gerekiyordu o yüzden babasi onu hizmecilik yapmasi icin Carlos'un yatına göndermisti. Kate'i yola getirme görevi Carlos'a verilmişti. Ama hesap edilmeyen sey Kate ve Carlos'un aralarindaki çekim idi. Gün gectikce dahada artiyordu. güzel ve sevimli bir hikaye idi. ****************************** Yeni Başlangıçlar-Melanie Milburne Harika bir romandi konusunu kurgusunu cok sevdim. Duygu yüklüydü. Bronte balerinlikteki en önemli fırsati istenmeyen gebeligi yüzünden kaçırmıstı. Bu şans hayatta bir kere insanin ayagina gelirdi ama kızi her seyden önemliydi. Onun icin her seyi yapardı. Onu hayatindan acımasizca atan babasinin actıgi yaralari tedavi etmeye çalısıyordu.Kücük bir bale okulu acmis hayatina devam ediyordu. Sakin bir hayati vardi. Hayatindan onu atan Luca'nin stüdyoya gelip onu geri istedıgini soyleyeseye kadar. Bunun icin de cok kararliydi sahibi oldugu stüdyoyu satın almisti. Ya onunla olurdu yada sokaga atilirdi. Melanie Milburne'in bu hikayesi seri Sabatini Kardeşlerin Hikayeleri..Bu ay iki hikaye var bu seriden Diğeride Miras Kalan Aşk. Sabbatini Brothers Serisi: 1. Scandal: Unclaimed Love-Child (2010)Yeni Başlangıçlar aka The Unclaimed Baby 2. One Last Night (2011)Son Bir Gece 3. The Wedding Charade (2011) Miras Kalan Aşk.
Baskı: Düşman Aşıklar
Melanie Milburne'en Düşman Aşıklar romanini cok severek okudum. Daha önce diger ikizi Gisele'nin hikayesini okumustum ve onun sevgilisinden ayrılmasina istemeden sebep olan Sienna ailenin kara koyunu idi. Annesi Giselayi baska bir aileye evlatlik verip Siennayi yaninda tutmustu. Skandal seks kasetinden sonra kendinden oldukca büyük bir adamla evlenerek mazbut bir yasam sürmüstü ama kocasinın ölümünden sonra eline pek bir sey kalmamisti. Para tam da bittigi sırada ona cok tuhaf bir miras kaldigini ogrenir. Kendisine kalan mirasi alabilmesi icin Mirasi birakan Guido Ferrentenin oglu Andreas ile en az altı ay evli kalma kosulu vardi. Andreas tam da başkasi ile evlenmek üzere iken bu sart cok canıni sıkmıstı. Ama kalan satonun baska birinin eline gecmemesi icin yerine getirmesi gerekiyordu. Bu skandal kadinla evlenmek fikrine bile katlanamiyordu o yüzden babasina cok kızgıni. Sienna icinde durum farkli degildi.Ama o parayada ihtiyaci vardi. Güzel bir hikayedi.
Baskı: Kadının İki Yüzü
Bazı yaraların tedavisi uzun sürer...Veya bazı yarlar iyileşmez.. Bu hikaye için oldukça uygun bir söz....Oldukça düşündürücü bir hikaye idi...Yazarı ilk defa okuyorum kalemini sevdim..Kadın karakter Carlie bazen beni sinir etti..Ama onun durumundaki ruhu yaralı bir kadının yapacağı türden şeydi bu.. Evde kalmış kız kurusu görünümlü orta yaş öğretmenlerne benzeyen Carlie'nin bu görüntüsü düzmece idi.. Başından çok kötü bir evlilik tecrübesi geçirmiş olan Carlie'nin kadınlık özgüveni eski kocası tarafından sıfıra indirilmişti..Kendisini kat kat elbiselerin ardına saklayıp yaşamına öyle devam edebiliyordu...Bir daha böyle yaralanmayı göze alamazdı..Bu yakın arkadaşı Brenda'yı üzüyordu..Sonunda Carlie'yi ikna edip bir maskeli davete katılmasına ikna etmesi ile olaylar zinciri başlamış oldu.. Ordada Brenda'nın kayın biraderi Tyler Ramsey ile tanıştı..Kendisi olmayan kıyafetlerle Carlie ve Tyler arasında müthiş bir birliktelik yaşanır..Fakat Carlie gizemli bir şekilde ortadan kaybolur.. Tyler o geceden sonra her yerde Carlie'yi gizemli cariyesini arar..Bunu yengesi Brenda'ya sorsa da kimliğini saklamakta kararlı olan Carlie'ye söz vermiş olan Brenda kim olduğunu söylemez.. Aslında Carlie ve Tyler birbirleini tanıdık da olsa birbirleri ile selamdan öte samimiyetleri olmamamsı karşılaşmamaları anlamına gelmez tabii ki.. Son karşılaşmalarında Carlie Tyler'in dikkatini hiç de istemediği şekilde çeker ve Tylar'in onu tanımak istemesine merak etmesine neden olur..Öyle ki onunla okulda sorunlu çocuklar ile çalışmasında yardımcı olmaya karar verir.. Carlie'nin Tyler hakkında bilmediği şey çok kötü bir çocukluk geçirmesi bu zor zamanlarında tek güvenebileceği kişi ağabeyi Jason olmadı idi..O parlak karizmatik kişiliğinin altında oldukça duyarlıve merhametli bir adam olması idi..O yüzden bu çocuklara yardım etmeyi çok istiyor Carlie'ye de bu yüzden çok saygı duyuyordu.. Birlikte geçirdikleri geceden sonra onu tanımasından çok korkan Carlie ne yaparsa yapsın Tyler'in ilgisini üstünden çekememesi aralarında gelişen arkadaşlığın sıcaklığını beğenerek okudum..Tabii ki olayların karışması da kaçınılmazdı..Lori Foster'in diğer hikayelerini de okumak istiyorum...Keyifli okumalar...
Baskı: Koruyucu Meleğim
Koruyucu Melegim-Deborah Hale Orjinal Adı:My Lord Protector olan Korucu Meleğim'in Goodreads puanı 5/4 Benim puanım 5/5 Müthiş sade güzel bir kitap idi.Ne abartı ne de süsleme vardı bu romanda ne ise o..Çok sevdim. çok romantik bir kitapti. Güzel mesajları vardı..Yazarın kalemini yine çok sevdim..Hiç sıkılmadan okudum.. Karı kocanın ilk önce cok iyi bir arkadaş olmasını tavsiye ediyordu bence. Bu arkadaşlıgın ise zamanla aska dönüsmesi oldukca çok da dogal geldi bana. Yazarın onceki kitabindanAşkı Sana Sakladım'dan çok daha iyi idi.Deborah Hale'i daha sık aralıklar ile okumak isterim.. Genel olarak konusu: Babası öldükten sonra yalnız kalan Julianne'yi üvey kardesinden korumak icin evlenen tecrübeli denizci Edmund Fizthugh yeğeninin nisanlisi olan Julianne Ramsay'in babası öldükten sonra üvey kardesinin kotuluklerinden korumak icin evlenir.. Fakat aha sonra yegeni Crispinin nisanlısı oldugunu ogrendigi bu genc kizi o seferden döneseye kadar onu her seyden koruyup tertemiz nisanlisina da teslim etmeye karar verir.Kısaca evlilikleri kağit üzerinde olacaktir. Teoride iyi..Ama pratikte zamanla bu zorlaşmaya başlar.. Bu iki yalnız insan zamanla birbirlerinin en iyi arkadasi ve dostu olurlar. Sanattan,kitaptan ,ailelerinden hayallerinden konuşmak hiç zor degildir. Konu bulmak aralarında poblem bile değildir.. Fakat Edmund'un rahatsızlanıp yatağa düşmesi ile olaylar hızlanmaya başlar..Arkadaşlıkları yine bakidir..Ama sonunda duygular yön degistirmeye başlar.. Yanlarında olmadıkları zamanlarda birbirlerini özler hale gelirler..Jullianne nişanlısının anılarını sis bulutu ardında bulmaya başlar..Rüyalarındaki gördüğü erkeğin hayali Edmund'dan başkası değildir.. Durum Edmund içinde farklı değildir..İkisi de birbirlerine asik olmustur. Aralarına mesafe koymaları bile işe yaramamaya başlar..Edmund ona emanet edilene hıyanet etmenin azabı ile kıvranırken ..Jullianne ise onu her kadından kıskanmaya başlar..İkiside duygularını gömmeye meyilli iken olayların akışı hızlanmaya başlar...Tavsiye ederim.
Baskı: Alev Alev
Sanırım bu romandan zebk alamamın nedeni berbat bir çeviri..Yayın evi bu romanı tekrar düzgün bir çeviri ile yayınlayabilseydi çok mutlu olurdum..Okurken çok yoruldum.Ne demek istiyor olayları birbirine bağlamak için çok uğraştım..Ama sonunda okumayı başardım.. Burada basit bir genç kadın olan Jeener Redwine'e piyangodan para çıkması ile başlıyor olaylar..Basit bir et kesme fabrikası işçisi olan Jenner'in hayatı kökünden değişiyor..Fakat gelen para ile birlikte genç kadının huzuru oldukça kaçıyor..Öce sevgilisi ile ayrılıyor sonra en iyi dostu ile arası bozuluyor..Çevresindeki insanların onu sömürmek için var olduklarını anladığı anda da her şey ve herkesten ilişkisini kesip Florida'ya taşınır.. Aradan 7 yıl geçiyor ayrıcalıklı yaşama iyice alışmış olan Jennet bu çevredeki tek dostu ile bir gemi yolculuğu tatiline karar verir..Ama tatilde Vatan hainliği yaptığından şüphelenilen Larkin isimli adamın peşinde olan bir şebeke ile yolları çakışır..Arkadaşı Sydney'in gemiye binmesini engelliyorlarken Jenne içinde daha değişik bir yol bulurlar..Jenne'de hükümet ajanı olan şebekenin başı Cael Traylor'un sevgilisi rolünü üstlenecektir.Bunun karşılığında da arakadaşı ve ona bir şey yapmayacaklar olayın sonunda çekip gitmesine göz yumacaklardır..Onu bu olaya dahil etmelerinin sebebi ise takip ettikleri adam ile odalarının yan yana olmasıdır.. Başından itibaren Jenne ile Cael arasında sert bir savaş baş gösterir..Bu savaş bir anda tutku rüzgarlarına dönüşür..Çünkü 15 gün sürecek bu yolculuk sırasında Cael Jenne ile kelepçeli olarak aynı yatakta yatmak zorunda kalmıştır.. Sevgilisi Dylan'dan sonra erkeklerle pek işi olmayan Jenne için de durum pek farklı değildir..Önce kendini Stockholm sendromuna tutulduğunu zannetse de olayın hiçte öyle olmadığını anlaması çok uzun sürmedi.. Genel olarak kitabın kurgusu iyidi ama ikili arasındaki aşkı çekimi hissedemedim..Kötü bir Howard kitabı idi..Daha önce yazarın Fırtına kitabını sevmemmişsem de en azından o çok rahat okunabiliyordu..Hikayede kopukluklarda vardı...Okumak istiyorsanız fazlaca tavsiye edebileceğim bir kitap değildi..
Baskı: Araf
Kuzey Avrupa insanları bizim gibi Akdeniz ırkına göre değil..Yaşamlarıda öyle..Vakit kaybı bu kitabı okumak..Parça parça bölük pörçük..Kitaba verdiğim zamana acıdım...
Baskı: Zoraki Düşes
Zoraki Düşes-Sally MacKenzie Diğer historical romanlara göre oldukça farklı bir dük vardı karşımızda..Başlarda bir türlü kitap ilerlemedi..Belki de benden kaynaklanıyordu ..Bazen kitap okurken bulunduğunuz ruh durumunuz etkileyebiliyor.. Yedi kitaplık bir seri olduğunu öğrendim okurken..İlginç geldi ve serinin ikinci kitabını da okumak istiyorum yazar hakkında karar verebilmek için.. The Naked Duke Goodreads puanı 5/3,68 benim puanım 5/3 bu romanda bana hep bir şeyler eksik gibi geldi..Roman Sarah Hamilton'un uzun bir yolculuk ile Amerika'dan İngiltere'ye LOndra'ya babasının vasiyeti üzerine gelmesi ile başlıyor..Amacı Westbrook Kontu olan amcasının yanına gitmek onun yanında kalmaktır..Fakat kendini çok yorgun hissetmektedir amacı biraz dinlenerek ertesi gün amcasının yanına gitmektir..Odasına girer ve uyur uyandığında ise kendisini bir erkeğin yanında uyurken bulur..Bu rastlantı veya oyun sonucunda Papaz lakaplı Alvoord Dükü James Ranyon'un kollarında bulur kendini üstüne üstlük ikisi de giyinik değildir..O sırada da odalarına davetsiz misafirler gelir ve ikisinin geceyi birlikte geçirdiklerini duymayan kalmaz..İngiltere geleneklerine göre Sarah'ın itibari mahvolmuştur.. James ise bu genç kıza inanılmaz çekim duymuş önce fahişe sandığı bu genç kızın Westbrook Kontunun yeğeni olduğunu öğrendikten sonra da evlenmeleri gerektiğini düşünür..Sarah için ise aralarında bir şey olmadığına göre böyle bir şey söz konusu değildir.. James'in birde tüm varlığı ve ünvanında gözü olan kötü bir kuzeni vardır..Onun evlenmesini ve varise sahip olmasını kesinlikler istemeyen hasta ruhlu ve sapık ilişkileri olan bir adamdır..Romanın başından sonuna kadar yapmadığı kötülül ve entrika kalmaz.. Gözünü kırpmadan insan öldürebilecek kadar kötü bir kişi olan Richard Ranyon elinden geleni ardına koymaz.. Konu fena değildi ama aşkı pek hissedemediğim gibi biraz duragan buldum romanı hani kapağı için almıştım bu romanı..Daha iyi olabilirdi..Okumak isteyenler keyifli okumalar dilerim... Naked Nobility Serisi 1. The Naked Duke (2005) Zoraki Düşes 2. The Naked Marquis (2006) 3. The Naked Earl (2007) 4. The Naked Gentleman (2008) 5. The Naked Baron (2009) 6. The Naked Viscount (2010) 7. The Naked King (2011)
Baskı: Aşk Sığınağı
Muhteşem..Aşk,Macera,Polisiye harmanlı bir film seyretmiş kadar içerisine alıverdi beni..Başlarda biraz durağan gibi gelse de ki karizmatik Ryan Boldari ve ailesi işin içine girince akıp gitti kitap..Çeviri basım harika idi..O ne anlatım gücü..Nora Roberts'in kadın kahramanlarını biraz problemli bulsam da çok beğendim.. Romandaki kadın kahramanımız Dr.Miranda Jones sanat alanında bir uzman bu aileden geliyor.Babası bir arkeleog annesi sanat tarihi uzmanı..Ağabeyi Andrew ile bir sanat enstitüsünü yönetiyor..İkili ilişkilerde başarısız..Takdir edilmemiş..Hikayeyi okurken bu kızcağız nasılda bir ruh hastası olmadığına çok şaşırdım..Çünkü etrafı görülmeyen buzlarla ile örülü..Tek sıcak şey ağabeyi Andrew ile olan ilişkileri..Birbirlerine .çok düşkünler..Ama Andrew'da eşinden yeni boşanmış..Alkol problemi var kendi sorunları ile savaş halinde.. Andrew'in Eski sevgilisi Annie ile dost anlamında görüşüyor oda alkolik eşinden yeni boşanmış.İlk deneyimleri birbirleri ile olmuş..Ama sonra Annie hamile kalımış bunu Andrew'e söyledikten sonra bebeğini düşürmüş..İlişkileri bitmiş dostluk kalmış..İkisi de başka şeyi kurcalamamış ve yarım kalmış... Miranda Jones'a Maine'deki ev büyük annesinden kalmıştır..Ne annesi ne babası yaklaşık 25 yıldır bir arada yaşamamaktadır..İki tarafta kendi hayatını yaşamakta..Bir anlamda cilalı Jones soyadı ve itibar için bir araya gelinen dışarıdan mükemmel içeriden hiç bir şeyi olamayan bir aileye sahip..Her şey kopuk kopuk yapay..Bu aileyi hiç sevemedim..sevilecek gibi değil ki.. Bu genç kadın annesi Elizabeth tarafından aniden Floransa'ya bir dizi test yapması için çağrılır..Bu eser bir heykeldir..Kara Leydi ismindeki heykel efsane Ronesans zamanı sanatçısı Mchel Angelo tarafından yapıldığından şüphelenilmektedir..Ama gidişini evin önünde uğradığı saldırı yüzünden geciktirmek zorunda kalsada oraya gidip testleri yapar..Orjinal olduğunu söyler..Fakat daha sonra çok trajik şekilde görevinden alınıp Maine'e annesi Elizabeth tarafından geri gönderilir..Çünkü bu heykel orjinal değil sahtedir..Araştırmayı tamamlanması beklenmez bile..Bu olay ile mesleğindeki itibar ve saygınlık tehlikeye girer..Başında olduğu kurumun adını tehlikeye atmak ile suçlanarak korkunç bir kaosun içinde bulur kendini.. Vee gelelim kazrizmatik Erkek kahramanımıza Ryan Boldarı yarı İtalyan yarı İrlandalı ..Kalabalık ve sevgi dolu bir aileden geliyor..Bu günlere gelmek için epeyce bir hayatın feleğinden geçmiş..Boldari Sanat Galerisi sahibi..Ama bu görünüşte..Ryan Boldari’nin bir sürü sanat galerisi var ama esas uzmanlık alanı biraz sıra dışı; tam bir profesyonel hırsız… Miranda'nın karşısına sanat galerisi kimliği ile çıkıyor..Amacı başka..Emekli olacak son bir büyük iş yapmak..Bunu da onların sanat galerisinden çalmayı planladığı bir bronz heykel ile yapmayı planlıyor..Miranda'dan ne kadar etkilenirse etkilensin işinden planlarından şaşmayacak kadar profesyonel..Andrew'in güvenlikteki zaaf açıklarından faydalanarak o heykeli çalıyor..Fakat çok kötü bir şey oluyor..Heykel sahte çıkıyor..O da hesap sormak için Miranda'nın karşısına sıradışı şekilde çıkarak yapıyor bunu.. Sonunda bu olayları birlikte araştırmaya karar veriyorlar...Kendilerini bir anda cinayet ve olaylar zincirinin içinde buluyorlar..Kara Leydi'nin sahte çıkma olayı yüzünden zorunlu izin olamn Miranda ile yolları Floransa'ya kadar düşüyor..Bu cinayeti kimin kimlerin yaptığını bulmak zorundalar..Miranda İtibarı Ryan ise son işinde yarım kalan emeklilik işi için...Fakat aralarında oluşan müthiş çekim onları bir ilişkiye yönlendirir..Miranda şimdiye kadar ikili ilişkilerde başarısız olmuş uzun süreli bir ilişkiye girememiş bir genç kadın..O buna Jones laneti diyor..Ryan içinde durum farklı değildir...Aralarındaki çekime ne kadar karşı koyamazsa da zamanı geldiğinde çekip gidecek gücü bulmak ona gittikçe zor gelmeye başlamıştır...İkiside birbirlerine bağlanırken olası ayrılık zamanı için daha çok endişelenseler de onları bu durumdan uzak tutan mevcut katilin acımasızlığı ve kimliğini bulmanın aciliyetidir.. Kurgu bakımından oldukça güçlü bir hikaye idi..Çok heyecanla okudum..Katilin kimliğini son sayfalara kadar acaba bumu diyerek okudum..Tavsiye ederim..Polisiye,gerilim ve aşk ile harmanlanmış bu kitabı okuyun...
Baskı: Bir Çapkına Vuruldum (School For Heiresses, #1)
Bir Çapkına Vuruldum Sabrina Jeffries Orjinal adı Never Seduce a Scoundrel olan kitabın puanı 5/3,92 Benim puanım 5/4 açıkça söylemek gerekirse bu kadar sevebileceğimi hiç düşünmemiştim..Şu anda yayınevinin devam eden Hellions of Halstead Hall serisinden daha güzel gibi geldi bana.. Bu seriyi devam edip bitirseydi daha iyidi bana göre..Kitap çok akıcıydı hiç sıkılmadan okudum diyebilirim..Varis Leydileri yetiştiren bir okulun maceralarını anlatan bir seri idi. Yedi kitaplık bir serinin ilk hikayesinde asil bir genç kız olan Lady Amelia Plum ve Amerikalı Binbaşı Lucas Winter'in hikayesi idi.. Amelia'nın zengin servetinde sosyetedeki çok erkeğin gözü vardı ona göre servet avcısı bu erkeklerin ona hayallerini kurduğu maceraları yaşatacak kadar egzotik ve cesur değildiler.. Fakat katıldığı davetlerin birinde çok sıra dışı şekilde tanıştığı Binbaşı Lucas Winter'in sakladığı sırlarını hatta İngiltere'ye neden geldiğini neyin peşinde olduğunu öğrenir..Öğrendği bilgiler içinde bu adamın gizli görev ile gelmiş olmasıdır..Peşinde olduğu iki kişiden biriside üvey annesidir..Onun neden Dolly'nin peşinde olduğunu öğrenmek için ilişkisini sürdürmeye ve aptal kızı oynamaya karar verir... Lıcas İçin de durum farklı değildir.O da dolandırıcılıktan araştırdığı kişinin üvey kızından bir şeyler öğrenmeye kararlıdır..Şu an Londra dışında Amelia'nın babası ve üvey annesini beklerken Amelia'dan bir şeyler öğrenmenin peşindedir..Bu yüzden birbirleri ile görüşmeye devam ederlerken yakınlaşmaları da kaçınılmazdır..Hem de yakacak cinsinden...Birbirlerini kandırmaya uğraşırken Amelia'nı fütursuzluğu Lucas'ı şaşkına çevirirken kendilerini birbeilerinin kollarında bulmalarıda kaçınılmazdır.. Fakat unuttukları bir şey vardır..Servet avcısı eş adaylarından savaş gazisi Lord Pomeroy'un Amelia'nın peşini bırakmamakta olan ısrarıdır..O kadar ileri götürki işi..Lucas'a da peşlerinden Gretna Green'e kadar onları takip etmek düşer.... Bu olay her şeyi değiştirecektir...Çok severek okudum ve okurken çok eğlendim..Bazen kahkahalarımı tutamadım..Çok başarılı bir kitaptı..Bu serinin devamını okumak nasip olur umarım.. School For Heiresses 1. Never Seduce a Scoundrel (2006) Bir Çapkına Vuruldum 2. Only a Duke Will Do (2006) 3. The School for Heiresses (2006) (with Renee Bernard, Liz Carlyle and Julia London) 4. Beware a Scot's Revenge (2007) 5. Let Sleeping Rogues Lie (2008) 5. Don't Bargain with the Devil (2009) 6. Snowy Night with a Stranger (2008) (with Jane Feather and Julia London) 7. Wed Him Before You Bed Him (2009)
Baskı: Kapıldım Sana (Rogues of the Sea #1)
Kapıldım Sana - Katharine Ashe Orjinal Adı Swept Away By A Kiss olan Kapıldım Sana Goodreads Puanı 5/3,62 Benim puanım 5/4 Katharina Ashe İlk defa okuduğum bir yazar biraz kaopuklukları olduğunu hissetsem de beğenerek okudum.. Orjinal ve değişik bir hikayesi vardı.Bu tip denizde geçen maceralara bayılıyorum aslında hikayeyi beğenmemdeki etkende bu oldu.. Fakat hikaye ilerledikçe hikayenin erkek karakterine sinir oldum.Kızı terk edip durması dönüp gelmesi bana biraz tuhaf geldi..Hikayenin sonunu çok da beğenmedim yazar sanki birden kesti sonunu..Birden bitiriverdi...Aslında yazar hikayeyi çok güzel yakalamıştı biraz daha iyi işleyebilseydi çok güzel macera ve romantik hikaye çıkabilirdi..Bu kadar kusurları olsa da severek okudum yine de.. Hikaye bir gemide başlıyor Valerie Monroe iki yıldır sürgün hayatı sürdüğü Amerika'dan İngiltere'ye dönmeye karar vermiştir..Geçmişte yaptığı düşüncesizce hareketler yüzünden adı lekelenmiş KOnt olan babası da onu sürgüne göndermiştir.Bindiği gemide Vikont Steven Ashford ile karşılaşır tabii ki onun Vikont olduğunu bilmemektedir.Çünkü Steven Cizvit Papaz kılığında kendisini Etienne olarak tanıtır..İkili ilk karşılaşmalarından itibaren aralaronda müthiş bir çekim oluşmuştur..Demir gibi bir iradeye sahip olan Etienne insan ticareti yapan suçluların peşindedir ve kimliğini gizlemektedir..Şimdiye kadar da bu işi çok başarılı şekilde sürdürmüştür..Fakat gemi ele geçirilir ikili aynı odada kalmaya mecbur bırakılır.Gemiyi gaspeden korsan Braine'nin amacı bem Etienne'ye ders verip onun iradesini kırmak hem de Valerie'yi yatağa atmaksa da burada asıl tehlikede olan Valerie'dir..Amaç onları bir yatağa atıp yakılaşmalarını sağladıktan sonra Valerie^'den faydalanmaktır..Etienne ne kadar demir gibi iradeye sahip olsada sonunda o da bir erkektir bu durum onu çok zorlar.. Çünkü şimdiye kadar Valerie'den etkilendiği kadar hiç bir kadından etkilenmemiştir..Büyük babasının ona söylediği kehanetin doğru çıkmasından korkmaktadır..Annesi tarafıdan kızılderili Etienne'nin dedesi büyük aşkla bağlanacağı kadını tarif etmiştir..İsmini bile söylemesine rağmen Etienne bunu görmemezliğe çalışır kendisini hep Valerie'den geri çekmekte başarılı da olsa bazı durumlarda onun etkisine kapılmaktan kendini alamaz.. Valerie içinde durum farklı değildir..Şimdiye kadar ismi çıkmış bile olsa hiç bir erkeğin kendsine bu kadar yaklaşmasına müsaade etmemiştir..Sonunda Etienne gemiyi Valerie'nin hayatı pahasına ona yardım etmesi ile gemiyi geri alır..Ve yolları ayrılır..Ayrılırken Etienne ona bir Fransızca İncil verir.. Ve beş ay sonrasına gidilir..Valerie vatanına dönmüş ağabeyinin yanında kalmaya başlamıştır..Ağabeyi ve en samimi arkadaşı,sırdaşı evlenmiştir..Valerie sosyeteye dahil olmuştur. Son derece de gözdedir.Ama o Etienne'yi unutamamakta onu çok özlemektedir..Cizvit Papazımız Etienne yani Vikont Steven Asfhord'da kendisinin gelmesine gerek olmadığı halde yarım kalmış bir görev için İngiltere^ye yıllar sonra geri döner..İkiside bir davette karşılaşırlar...Valerie için şok olan ise aylardır papaz olduğunu sandığı adamın Vikont olması kendisine olan kayıtsız tavırlarıdır..Bu genç kadını çok yaralrsa da bu işin içinde bit yeniği olduğunu tahmin ettiği için olayı kendi yöntemleri ile araştırmaya ve Steven ile deyim yerinde savaşmaya başlar.. Konu olarak oldukça güzel bir hikaye idi..Yazar biraz daha özenli anlatım,kurgu sağlayabilseydi muhteşem bir hikaye olacaktı..Yinede okurken zevk ile okudum..Üç kitaplık bir seri olduğunu öğrendiğim bu seriyi okumak istiyorum..Umarım yayın evi bu seriyi fazla zaman geçmeden yayınlar..Kusurlarına rağmen yazarın anlatımını kalemini sevdim.. Rogues of the Sea 1. Swept Away By a Kiss (2010) Kapıldım Sana 2. Captured By a Rogue Lord (2011) 3. In the Arms of a Marquis (2011)
Baskı: Karşı Konulmaz Aşk
Orjinal adı Lord Lightning olan Karşı Konulmaz Aşk'ın Goodreads puanı 5/3,36 Benim puanım 5/3,5 Beğenerek okuduğum bir kitaptı.Konusu oldukça da değişikti..Ama kitap istediğim gibi akmadı okurken .. Okurken de sıkılmadım .. Aile içi hesaplaşmanın ortasına düşen evde kalmış bir astrolog kızın hikayesi idi bu..Haytını yıldızlara bakıp gelecekten haber vermeye çalışan bir genç kızdı Eliza Farrell ..Babası borçlarından dolayı hapiste idi..Babasının başı dertten hiç kurtulmazdı ki..Ya kumardan yada borçtan..O gün çok acil olarak 20 Paunda ihtiyacı vardı..Babasının hapisten kurtulması için .. O gün işe o amaç için başlamıştır..Fakat işler umduğu gibi gitmememektedir.. Çünkü O gün Şimşeklerin Efendisinin metresi merak edip ona gelecekten haber alması başvurması ile başlar olay..Ondan istediği aslında imkansızdır nevi şarlatanlık yapmasını beklemektedir...Yıldızına baktığı bu genç adam ile bu aktrist kadının geleceğini görememektedir..Bir de bu adamın çok güzel kalbi olduğunu görmüşsede bu yorumu onun para kazanmasına yeterli olmayacaktır..İki sevgilinin de tartışarak ayrılmasına neden olacaktır.. Tam da ümit kestiği paradan bu genç adamdan umulmadık bir teklif alır..Onun iki hafta metresi olacaktır..Parasını alacaktır.. Babasını hapisten kurtarmak ve astroloji kitaplarını da babasının gazabından kurtarmak için Eliza Lord Edward Hartwood'un teklifini mecburen kabul eder..Ama gerçek metresi olmayacaktır.. Ve tam da kargasanın içine düşer..Hen Edward hem de Edwardın annesi Lady Hartwood'un iktidar savaşının içine düşer..Çünkü Edward'ın teklifinde şartlarda ona düşen mirası alabilmesi için Metresi ile birlikte 15 gün annesinin evinde kalması şarttır..Fakat ana oğul 15 yıldır görüşmemektedir..Aralarındaki savaş o kadar yıla rağmen hız kesmemiştir..Büyük ağabeyinim ölümünde aile işleri ile ilgilenmemesinden dolayı annesi Edward'ı suçlamaktadır..Edwrd ise annesine ne yaptısa doğduğu andan itibaren kendini sevdirememiş olması ona davranışlarının düşmanca olması nedeni ile onun gerçek annesi olmamasından bile şüphe etmekte..Onu kızdırmak ve üzmek için her türlü ahlaksızlığı da göz önünde yaşamaktadır..Aslında o kalan mirasa da hiç ihtiyacı da yoktur..Fakat annesine yıllardır duyduğu hınç ve öfke yüzünden ona acı çektirmek istemektedir..Bunu yapmak içinde herkesi kullanmaya niyeti vardır öyle ki babasının metresini bile o eve çağıracak kadar ileriye gider... İşte bu şartlar altında geçirelecek bir on beş gün hiç de kolay değildir..Bir de Edward ile Eliza arasında oluşan olağanüstü çekim de işin cabasıdır..Kitabı okurken astroloji hakkında epeyce de bilgiler verdi yazar..Dönemin kadına ve suçlulara bakış açısı oldukça ilginçti.. Hiç bir şey dışından görüldüğü gibi değildir..Çok soğuk ahlaksız zannettiğiniz kişinin olağanüstü sevme kabiliyeti olabilir... O soğuk ve kalpsiz görünen adamın içinden çıkan sevgi müthişti..Bunu ona yapanda evde kalmış çilli kızımız Eliza idi.. Değişik bir hikaye idi..Bir denemenizi öneririm... Astrology Serisi. 1. Lord Lightning (2010) Karşı Konulmaz Aşk 2. Star Crossed Seduction (2011) 3. Perilous Pleasures (2012)