

Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Her Şey Biraz Eksik, Otostop Hariç
Ümit Aksoy bir yol kitabı yazmış. Türkiye'nin 90'larından 2000'lerine doğru otostop yapa yapa ilerlemiş. Mahalle hayatından, metropolde yaşamaya, siyasete, müziğe, sevmeye, yolda olmaya dair bir 'Türkiye'nin Ruhu' portresi çizmiş. Atay demiş, Müslüm demiş, Turgut Uyar demiş. Ve daha bir çok şey daha.
Baskı: Merhume
Uyurkulak, Menteş'le iddiaya girip "ben de senin üslubuna benzer bir kitap yazabilirim" demiş gibi bir roman yazmış. Zekiceliğine zerre lafım yok, hatta son bölümü çok beğendim, ama okurken arada bir kendime "bir tol vardı, bir tol yine var" diye hatırlattığımı da inkâr edemem. İlk fırsatta Tol'u yeniden okumalıyım.
Baskı: Vadideki Balzac
Kısa ve uzun hikâyeler, şiirler, deneysel metinler, Borges'ler, Dostoyevski'ler, Kafka'lar, Edith Piaf'lar, Şeyh Galip'ler... Hepsi bir kitapta toplanmış, çılgın bir çığlıkla raks etmekteler. Öyle bir kitap. Çabucak bitti, keşke bitmeseydi.
Baskı: Kabil
Öncelikle Saramago'yu ilk kez okuduğumu ve diğer kitapları hakkında en ufak bir bilgiye sahip olmamama rağmen kendime "iyi ki bu kitabıyla kendisini okumaya başlamışım" dediğimi belirtmeliyim. Saramago, Kabil'in meçhul sonunu ele alıp, malum kardeş katli olayından sonra başından geçenleri fantastik bir kurguyla işlemiş. Bugün Kabil denildiğinde akla ilk gelen dinler tarihi olduğunu düşünürsek, hikâyeyi de bu tarihin içinde, yeni bir tarih yaratarak oluşturmuş. Kitabı okurken bunun bir kurmaca olduğunu unutmamak gerekiyor. Çünkü peygamberler çevresinde ipe sapa gelmez olaylar vuku buluyor. İnançlı insanı ister istemez rahatsız edebiliyor haliyle. Kurmaca olduğu kabul edilip okunduğunda ise hem şahane dile, hem de zekice kurgusuna hayran bırakıyor.
Baskı: Kitap
Kitaba sevdalı bir adamın "kitap" denince aklınıza gelebilecek bir çok şey dair yazdıklarıdır bu kitap. Kağıttan, yazı gereçlerine; kitap deliliğinden, kitap falcılığına, telif mevzusuna, kitapların ödül almasına ve bir çok şeye dair. Eski Türkçe kelimelerin kullanılması, her sayfada bir kaç kez dipnotlara, hatta kitabın sonundaki ansiklopedik bilgilere bakma ihtiyacı doğurmasına rağmen sarıp sarmaladı. Bunda Necib Asım'ın sözlerine "Ey okuyucu! Senin de benim gibi kitap sevdalısı olduğuna şüphem yok" diye başlamasının da rolü büyük. Kalp fethederek giriyor mevzuya. Kitap'ı daha önce İletişim Yayınları basmış. Okumadım. Genel kanı o baskının çok kötü olduğu yönünde. Büyüyenay Yayınları kitabın sonuna neredeyse bir kitap kadar ansiklopedik açıklayıcı bilgiler eklemiş, metni de aslını değiştirmeden vermeye gayret etmiş. Emeklerine sağlık. Güzel bir iş çıkmış ortaya. Velhasıl, kitapla samimiyeti biraz fazla olan her okurun tanışması gereken bir kitap.
Baskı: Rüya Kadar
Deneysel, hınzır öykü sevenlerin ıskalamaması gereken bir kitap.
Baskı: Ev Anası
Hakkında yazılanları okuyup az biraz fikir edinmiş olmama rağmen; böyle hızlı anlatımlı, böyle mizah ve sıkıntıyı harmanlamış bir kitap beklemiyordum. Yazılarını apartman panosuna asarak okutan bir kadının hikâyesi. Toplumun alışılmış, kabullenilmiş lekelerine elinin çamaşır suyuyla dalıyor. Başarılı, ikincisi ne zaman gelir diye bekletir cinsten bir ilk roman.
Baskı: Doğu'nun Hikaye Kuramı
Nedip Tosun, Doğu'nun hikâyesi hakkında; Kuran'daki kıssalardan hikâye anlatıcılarına, Doğu edebiyatının klasikleşmiş başyapıtlarına bütün oluşturabilecek bir eser çıkarmış ortaya. Keyifle, merakla ve sık not alarak okudum. Okunacaklar listemi kabartıp Doğu edebiyatı mevzusundaki cahilliğime yandım. Daha önce Günümüz Öyküsü kitabını okumuştum, şimdi de sıra Modern Öykü Kuramı'na geldi. En kısa zamanda da onu okumayı düşünüyorum.
Baskı: Yazmak Eylemi
Uzun zaman önce, daha doğrusu önce Gökdemir İhsan'ın Kurmaca Alıştırmaları, sonra Raymond Queneau'nun Biçem Alıştırmaları'nı okuduktan sonra Ferit Edgü'nün de Queneau'dan ilhamla oulipo yollarında adım attığını duyunca okunacaklar listesinde yazmıştım bu kitabını. Edgü, 80 olayları sırasında bir gün, sol bir grubun zorla esnafa dükkanlarını kapattırarak eylem yapma çabası üzerinden, kendi deyimiyle çeşitlemeler yapmış. Kitap, her şeyden önce, mutlaka okunması gereken bir zekâ gösterisi. Benden söylemesi.
Baskı: Bütün Öyküleri / Cilt 2
İlk cildini iki buçuk ay önce okumuştum. O kadar beğenmiştim ki, ikincisiyle arasına mesafe koyup tadını çıkarnalıyım demiştim. Bu cildi asağı yukarı on beş gündür yanımda taşıyorum. Daha önce Poe'yu böyle toplu bir şekilde okumadım. Diğer çeviriler nasıldır bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa o da Hasan Fehmi Nemli'nin, dipnot sıklığına rağmen, kendini yormadan okutan nefis bir çeviri sunduğu. Kitabın sonunda yer alan, öyküler hakkındaki kısa bilgiler de iyi olmuş. Bu çalışma için hem çevirmenine, hem de mutfağına/yayınevine teşekkür etmek gerek.
Baskı: La Mancha'lı Yaratıcı Asilzade Don Quijote #1
Geç okumuş olduğuma hayıflandım açıkçası.
Baskı: Kırmızı Saçlı Kadın
Adını ilk kez duyacağımız, eserini ilk kez okuyacağımız bir yazarın olsa, "başarılı bir ilk roman" diyebileceğimiz bir kitap olmuş. Ama bu Orhan Pamuk. Değerlendirirken Kara Kitap'a, Kar'a bakıyor okur. Onların yanından bile geçemez bana göre. Baba Oğul ilişkisi, Şehname ve Oidipus mevzuları ne kadar zevk verse de, biri bir gün Pamuk kitaplarını sıralamamı istese, herhalde en sona Kırmızı Saçlı Kadın yazarım. Yine de bir öğleden sonrayı keyifle geçirmek için okunabilir bir roman.
Baskı: Asmalımescit'te Cinayet
içinde bir cinayet olmasaydı bile zevkle ve merakla okunabilir bir kitap olmuş. Cinayet mevzusu kitabın yarısında belirmesine rağmen zevkle okudum.
Baskı: Hayvanların Tarafı
hayvanlara, bitkilere, toprağa kaçışı fantastik bir anlatıyla taçlandırmış Karabıyıkoğlu. Adeta doğa'ya saygı niteliğinde öyküler. Kendisinin okuduğum üçüncü kitabıydı. Diğerlerini de sevmiştim ama bu bambaşka olmuş. Özellikle dil hakimiyetine hayran kaldım.
Baskı: Aradaki 7 Fark
En az öyküleri kadar, öykülerin başında kullandığı görselleri de ilgi çeken bir kitaptı. Bütün olarak baktığımızda, gündelik hayatımızda detay olduğunu düşündüğümüz ama aslında büyük kısmını kapsayan varlıklar etrafında gezinip toplum haritası çıkaran öykülerden oluşuyor desem çok mu abartmış olurum bilmiyorum. Özellikle "Metrobüs Bize Küs", "Dțokun-tat-kokla.com" ve "Vicdan Platosu" öykülerini diğerlerine nazaran daha bi beğendim.
Baskı: Güçoburlar
15 yazar bir idam ritüelinde, diktatörü yahut diktatörlüğü ortaya alıp sırayla birer bıçak yarası açmışlardı. Kimi ufak sıyrıklar açarken, kimi de böğrüne böğrüne saplamıştı. Bana göre hep bıçak kullanılmıştı bu ritüelde. Çünkü merhametsiz olan diktatördür hep.
Baskı: Köpekler ve Allah
Daha önce İsmet Özel ve Enis Batur gibi sevdiği insanları öldüren Pelit bu kez romanında, insanın en çok sevebileceği varlığı, özünü öldürüyor. Elinde bir şişe arsenikle ölüme doğru ilerlerken ise inancı, sevgiyi, yazmayı ve daha bir çok şeyi sorguluyor. Müthiş bir üslup, harika bir anlatı. Bir yazarın ilk kitabını yazdıktan sonra hemen öldürülmesi gerektiğine dair bir kısım var hele, neredeyse ikna oldum. Olmasam da öyle güzel anlatmış ki, ikna olmuş taklidi yapmak bana hiçbir şey kaybettirmez diye düşündüm.
Baskı: Pakistan-Hindistan Öyküleri
Doğunun çoğunluğu efsunlu inançları, efsaneleri, toplum yapısı, siyasi alışkanlıkları ve düzeninin, Urdu edebiyatı öykücüleri tarafından resmedilişiydi kitap. Hep batıdan bir şeyler okumak istemeyen öyküperver okurlar için Asya'ya açılan motifli bir kapı olabilir kendisi.
Baskı: Güneşli Gece
Şair, üniversite öğrencisi bir gencin, bildiğini sandığı kavramları yeniden anlamlandırdığı bir arayış romanı. Sürekli sorular dönüyor ve sorulara gelen cevaplar göz kamaştırıcı bir anlatıma sahip. Özellikle şiir konusunda sağlam eleştiriler ve tanımlamalar var. Fahrettin Çiloğlu'nun çeviri dilini ise okuyarak görmenizi tavsiye ederim.
Baskı: Kasımpaşalı Oedipus
Son zamanlarda yazılmış en sıkı taşlama örneği olabilir kesinlikle. Devir Antik Anadolu devri, karakterler o devrin insanları, iktidar hırsı her zamanki iktidar hırsı yine. Dil bir şiirsellik üzerine kurulu. Homeros anlatıyor sanki yaşananları. Okumaya başladıktan itibaren hangi karakterle yazar, günümüzdeki hangi kesimi anlatmaya çalışmış diye düşünmeye başlıyorsunuz. Okudukça açık ediyor karakterler kendini tabii. Kalender'in daha önce Kayıp Gergedanlar'ını okuyup sevmiştim, bu kitabına ise sevmekten öte, bayıldım. Bakın bu geziyi anlatıyor, bakın şu ne önemli bir taşlama örneği diye popüler yazarların kitaplarını önümüze sürüp ahvalden kâr elde edenlere okutulmalı. Çünkü, en azından bana göre, Kasımpaşalı Oedipus gerçekten mükemmel bir taşlama örneği.
Baskı: Avcısını Taşıyan Ceylan
Okurken Mucize filmindeki gibi her şeyden uzak, yolları kardan kapalı bir köyde gibiydim. Ve ateşin başına oturup Erkan Aslan'dan masal dinler gibi hayatı dinledim. Huzur ve huzursuzluğun arafında, sıkmadan saran nefis bir dil kurmuş.
Baskı: Kün
İstanbul Türkçe'si dediğimiz dilden çok Konya ağzıyla yazılmış olmasına rağmen akıcılığına, okurken içine çekişine diyecek laf yok. Ayrıca yerel'e fantastik öğeler eklenmesi hoşuma gidiyor. En son Murat Başekim'in öykülerinde bu tadı almıştım. Ne diyebilirim, daha ilk tanışmamız Sezgin Kaymaz'la ama son görüşmemiz olmayacağı kesin.
Baskı: Kağıt Ev
Belki de kitapçokseverlik üzerine yazılmış en iyi kitaplardan biriyle karşı karşıyayım bilemiyorum. Yalnızca; oku oku nereya kadar, kitap al al nereye kadar sorularına alternatif ve manyakça bir son sunduğu için bile okunabilir bir kitap. Bu kitap için Jaguar Kitap'ı ne kadar övsem azdır. Kitapçokseverlere tavsiyedir.
Baskı: Lilliput Masallar
Her ne kadar kitabın adında masallar yazsa da, benim için Levent Şentürk'ten çok çok kısa öykülerdi hepsi. 70 sayfalık kısa ama tadı damakta bırakan öyküler. Hangisini okuduysam deli gibi bu öykülere uzun öyküler yazasım geldi. Şentürk'ün daha önce "İşaretname ve İntermezzo" kitabını da okumuş ve sevmiştim. Rastlaştıkça her kitabını okuyabilirim.