

Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: eduardo galeano
Farklı coğrafyalardan, ahir zamanlardan, yakın geçmişten, her yaştan, her sınıftan kadınlar… Kimi büyük kimi küçük eylemlerle, kimi konuşarak kimi yalnızca susarak, yaparak ya da yapmayarak tarihin akışını değiştirmiş kadınlar… Engizisyona, senatoya, kiliseye, sömürgecilere, faşizme direnen kadınlar… Dans eden, seven, sevişen, ağlayan ve gülen kadınlar… Eduardo Galeano yine dünyanın bütün…
9/10
Yazar: eduardo galeano
Farklı coğrafyalardan, ahir zamanlardan, yakın geçmişten, her yaştan, her sınıftan kadınlar… Kimi büyük kimi küçük eylemlerle, kimi konuşarak kimi yalnızca susarak, yaparak ya da yapmayarak tarihin akışını değiştirmiş kadınlar… Engizisyona, senatoya, kiliseye, sömürgecilere, faşizme direnen kadınlar… Dans eden, seven, sevişen, ağlayan ve gülen kadınlar… Eduardo Galeano yine dünyanın bütün…

Yazar: rudyard kipling
Birçok öyküsünde, Poe'nun öykülerinden farklı olarak, yavaş yavaş ortaya çıkan doğaüstü konuları işledi. Dilek Evi'nde bir kadın diğerine büyülü ve acı dolu bir öykü anlatır. Her iki kadın da şaşkınlık duyamayacak kadar sıradandır. İnanılmaz olanı, günlük olayları kabul ettikleri teslimiyetle kabul ederler. Sahibler Savaşı'nı okuyan bir Sih bana her cümlenin önce Hindu dilinde düşü…

Yazar: rudyard kipling
Birçok öyküsünde, Poe'nun öykülerinden farklı olarak, yavaş yavaş ortaya çıkan doğaüstü konuları işledi. Dilek Evi'nde bir kadın diğerine büyülü ve acı dolu bir öykü anlatır. Her iki kadın da şaşkınlık duyamayacak kadar sıradandır. İnanılmaz olanı, günlük olayları kabul ettikleri teslimiyetle kabul ederler. Sahibler Savaşı'nı okuyan bir Sih bana her cümlenin önce Hindu dilinde düşü…

Yazar: rudyard kipling
Birçok öyküsünde, Poe'nun öykülerinden farklı olarak, yavaş yavaş ortaya çıkan doğaüstü konuları işledi. Dilek Evi'nde bir kadın diğerine büyülü ve acı dolu bir öykü anlatır. Her iki kadın da şaşkınlık duyamayacak kadar sıradandır. İnanılmaz olanı, günlük olayları kabul ettikleri teslimiyetle kabul ederler. Sahibler Savaşı'nı okuyan bir Sih bana her cümlenin önce Hindu dilinde düşü…
İlk cildini iki buçuk ay önce okumuştum. O kadar beğenmiştim ki, ikincisiyle arasına mesafe koyup tadını çıkarnalıyım demiştim. Bu cildi asağı yukarı on beş gündür yanımda taşıyorum. Daha önce Poe'yu böyle toplu bir şekilde okumadım. Diğer çeviriler nasıldır bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa o da H

Yazar: sedat demir
İçinde, Kraliçe Belkıs ile Süleyman Peygamber meselinin kaybolduğu bir bataklığı saklıyor bu kitap. Her şey bu şifalı bataklıktan çıkıyor. Meksika söylenceleri ve tüm anlatılanlar. Bu anlatıların da hakkı, cemiyette en çok pişen üç yaşlı kadına verilmiş. Ülkemiz tarihi kadar derin, dertli hikâyesi var, üçünün de. Ayrıca her birinin sanatla olan ilgisini, onunla yoğun mücadelesini ve başarısız sın…
8/10
Yazar: miguel de cervantes saavedra
Romanın öz babası Miguel de Cervantes Saveedra, kendisini izleyen tüm romancıların yapıtlarının üvey babası konumuna düşüreceğini -çünkü Don Quijote' den şu yada bu biçimde etkilenmemiş tek yazar yoktur- [...] Okuruna seslenirken bilebilir miydi?
10/10Geç okumuş olduğuma hayıflandım açıkçası.

Yazar: miguel de cervantes saavedra
Romanın öz babası Miguel de Cervantes Saveedra, kendisini izleyen tüm romancıların yapıtlarının üvey babası konumuna düşüreceğini -çünkü Don Quijote' den şu yada bu biçimde etkilenmemiş tek yazar yoktur- [...] Okuruna seslenirken bilebilir miydi?

Yazar: wilhelm schmid
İnsanların, sürekli mutlu olmaları gerektiğine inandırıldığı bir çağda yaşıyoruz. Gazeteler, kitaplar, ilan panoları, reklam spotları mutluluk üzerine söylenebilecek her şeyi tüketmiş halde... Mutlu olmak bir görev, ödev gibi algılanır oldu ve bu algı, tek başına, kişiler üstünde önemli bir stres kaynağı haline geldi. Adeta “mutluluk diktatörlüğü”nün tahakkümü altında yaşamaya başladık. Wilhelm S…
7/10
Yazar: wilhelm schmid
İnsanların, sürekli mutlu olmaları gerektiğine inandırıldığı bir çağda yaşıyoruz. Gazeteler, kitaplar, ilan panoları, reklam spotları mutluluk üzerine söylenebilecek her şeyi tüketmiş halde... Mutlu olmak bir görev, ödev gibi algılanır oldu ve bu algı, tek başına, kişiler üstünde önemli bir stres kaynağı haline geldi. Adeta “mutluluk diktatörlüğü”nün tahakkümü altında yaşamaya başladık. Wilhelm S…




