
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: İhanetin 5 Yüzü
Bir yazar ne kadar ustaca ters köşe yaparak, kaç defa sizi gerçekten şaşırtabilir? Bir kitabın ''hadi canım'' dediğiniz kaç bölüm sonu vardır? Bir karakter kaç defa yanılabilir veya aldatılabilir? Bu kitapta sayamadım... İhanetin 5 Yüzü yazarın tarzını konuşturduğu bir kitap olmuş. Ben kitabın konusundan ziyade, tarzı ve üslubundan bahsetmek istiyorum. Kolay anlaşılır bir kitap değil, ilk anda her şeyi yerli yerine oturtamıyorsunuz. Olaylar gizemli şekilde ilerliyor. Fakat kafa karışıklığı sinir bozacak cinsten değil, tam tersine cezbedici... Harlan Coben, her ayrıntıyı, zorla okurun kafasına sokmaya çalışan bir yazar değildir. Bu kitapta da aynen bu şekilde oluyor. Bazen kitabı bırakıp düşündüğüm oldu. Bazı parçaları ben yerine koymaya çalıştım. Ha ne kadar başarılı oldum tartışılır :) Arkadaşlar ben uyarımı yapayım! Gizemin kolay çözüldüğü, alışılmış polisiye okumak isteyenler bu kitaptan uzak dursun! Diyorsanız ki ''ben polisiye hastasıyım, zekice kurgulanmış, ters köşeleri sırıtmadan ustaca kurgulanmış, sürükleyici bir polisiye okumak istiyorum.'' İşte aradığınız kitap bulunmuştur.
Baskı: Kuşatma ve Fırtına (The Grisha #2)
'Gölge ve Kemik' kitabıyla başlayan serinin ikinci kitabı olan 'Kuşatma ve Fırtına', fantastik sevenlerin ilgisini çekecektir. Serileri kitaplarının 2.lerinin ortak özelliği olan durağanlık bu kitapta da var. Yine de sıkıcı boyutta değil. Yazarın sıradışı karakterler ve ilginç olaylarla kurguladığı kitabı, insanı hemen 3. kitabı okumaya davet ediyor.
Baskı: Çöküş ve Yükseliş (The Grisha, #3)
Fantastik kitaplar bana göre hayal gücünün, imkansız görünen her olayın ve kurguda sınırsızlığın (tabi yazarın başarısı oranında) kapılarını sonuna kadar açıyor. Grisha üçlemesinin sonuncusu ve bence en başarılısı olan Çöküş ve Yükseliş de bu beklentileri tam karşılıyor. Kitapta geçen olaylar, isimler, kişilerin özellikleri ve kurgu çok farklı ve sürükleyici. Fantastik okumayı sevenlerin bu seriyi de beğeneceklerini düşünüyorum.
Baskı: Dikkat Vücudunuz Konuşuyor
Kişisel gelişim kitapları okumayı benim gibi pek tercih etmeyen arkadaşlara, tavsiye edebileceğim bu kitapla hâl, hareket ve davranışlardan, bizim verdiğimiz ve karşı taraftan aldığımız mesajları basit, esprili bir dille öğrenebilirsiniz. İlk defa bir kişisel gelişim kitabını bitirince "nihayet" demedim. Öğretirken eğlendiriyor. Kitabın bazı bölümlerinde kahkahalarla güldüğüm oldu.
Baskı: Denizin Çağrısı
Ah bu gençlik! Hepimiz anne babamızın, bizim duygu ve düşüncelerimizi anlamadıkları , bizi çok sıktıkları , bizi hiç düşünmediklerini hissettiğimiz adına 'ergenlik' denen dönemi yaşamışızdır veya yaşıyoruz. 'Denizin Çağrısı' da böyle bir dönemden geçen bir gencin, özgürlük ve deniz aşkıyla evden kaçıp, korsanların kucağına düşmesini konu alıyor. Babasının (tabi bir zamanlar hiç kulak asmadığı) hayat hakkında ki ona verdiği öğütlerinin kıymetini zor ve tehlikeli yollardan tecrübe ediyor. Hiç bilmediğim denizcilik hakkında terimler kitapta sıkça karşıma çıktı. Ara ara kelime anlamlarına bakmak zorunda kaldım. Fakat Jack London'ın muhteşem kalemiyle olayları gözümde canlandırmak hiç zor olmadı. Klasikler insanda etki bırakmakır ve okuduktan yıllar sonra bile hatırlanır. "Kitap okumayı severim" diyen bir insan mutlaka klasik eserleri de okumalıdır ki başlarda sıkılabilir. Fakat bir kaç kitaptan sonra tadına varır. Jack London'ın sade ve akıcı kalemi sayesinde 'Denizin Çağrısı' tam da klasik okumaya alıştırıp sevdirecek türden bir eser. Gençlik kitabı olarak bilinse de her yaştan okurun okumasını tavsiye ederim.
Baskı: Aşkı Arayan Yürek
Aynı cümleyi bir kaç defa okuduğum oldu, tekrar paragraf başına döndüğüm oldu, kitabı elimden bırakıp kafamı toplayıp yeniden denediğim de oldu. Fakat olmadı! Ben bu kitabı anlayamadım. Çeviride de sıkıntı var. Yazar da çok uzatmış cümleleri. Hani bırakmayayım belki yakalarım bir yerinden dedim, yine de başaramadım. En iyisi olmuyorsa bırakacaksın misali, ben de yarım bıraktım. Belki daha sonra yeniden okumaya karar veririm. Belki o zaman adapte olur, okur ve de puanımı da değiştiririm.
Baskı: Işığın Anahtarı (Key Trilogy #1)
Nora Roberts kitaplarında ki ortak özellik aşkı, kadın ve erkek açısından duygu karmaşaları arasında yaşatıp, sorgulatıp ve mutlu sonla işlemesidir. Bunun yanı sıra gizem ve polisiye gibi kurguları da kitaplarına katarak güzel eserler yazmasıdır. Yazarın bu kitabında yarı fani, yarı ölümsüz üç kızın ruhlarını, hapsoldukları kutudan kurtarmak için seçilen ölümlü üç kadına, bu kutuyu açacak üç anahtarı bulmaları teklif ediliyor. Bu teklif ne kadar saçma görünse de kabul ediyorlar. Ve kura ile ilk talihli(!) belli oluyor ve böylece kızlar, gerçek dünyanın içinde yüzyıllar öncesinden saklanmış bir anahtarın, nereden ve nasıl bulunabileceği hakkında hiç bir fikirleri olmadan, elele vererek aramaya başlıyorlar. 'Anahtar üçlemesi' serisinin ilk kitabı olan 'Işığın Anahtarı' nda fantastik kurgu eklemesinin yanı sıra mitolojik karakterler de kullanan yazar, gerçek olayların içine bu öğeleri öyle ustaca yerleştirmiş ki sanki olabilirmiş gibi okuyorsunuz.
Baskı: Bilgeliğin Anahtarı (Key Trilogy #2)
'Anahtar Üçlemesi' serisinin ikinci kitabı olan 'Bilgeliğin Anahtarı' fantastik, romantik, macera, gizem ve aşkın harmanlanmış, sürükleyici olay örgüsüyle her ne kadar birinci kitaptan dolayı olayların gelişimi ve sonucu tahmin edilse bile heyecanla okunuyor.Kitabın baş karakteri olan kütüphane görevlisi ve tam bir kitap aşığı olan Dana, sıra kendisinde olduğu için arkadaşlarının yardımı ile anahtarı bulmaya çalışıyor. İlk kitabı okuyanlar bu anahtarın ne olduğunu bilir, okumayanlara da birinci kitaptan başlamaları tavsiye edilir :) "Yok ben bu kitaptan başlayacağım" diyorsanız, yazar kitabın bir kaç sayfasında yeterince özet geçmiş ve olayı az çok kavrayabilirsiniz. Benim tavsiyem 'Işık'tan sonra 'Bilgelik'e uğramanız, ben de 'Cesaret'e gidiyorum...
Baskı: Cesaretin Anahtarı (Key Trilogy #3)
'Anahtar Üçlemesi' serisinin 3. kitabı 'Cesaretin Anahtarı' fantastik, mitoloji, aşk ve romantizmin yanı sıra, sıradan ve basit görünen yaşantıların, çocuk yetiştirip, ev geçindirme gibi hayatın akışında gerçekleşen olayların görünenin aksine, cesaret ve azim gerekliliğinin işlendiği bir olay örgüsüne sahip, oldukça sürükleyici bir kitap. Güçlü kadın karakter ve her ne olursa olsun onu anlamaya ve korumaya hazır erkek karakter Nora Roberts kitaplarının vazgeçilmezidir. Bunun yanında heyecan, gizem, macera ve az biraz da fantastik kurgu okumak isterseniz bu seriyi tercih edebilirsiniz.
Baskı: Hain
Kitap benim okumayı sevdiğim, tarihler arasında gelgitler yapılarak kurgulanmış. Bir de bunun yanında olaylar bazen farklı karakterlerin ağzından -aynı paragrafta bile- ani geçişlerlerle, hatta bazen de yazar tarafından anlatılıyor. Bu da bayağı kafa karıştırıcı olabiliyor. Öyle ki çekici bir hikaye ile bu anlatım tarzı etkileyici olabilir. Fakat bu kitapta ben tam tersi bir durumla karşılaştım. İngiliz casusları mı bu kadar sıkıcı yoksa, yazarın anlatım tarzı mı böyle bilemedim? Konu casusluk olunca beklenti, heyecan ve sürükleyici bir hikaye yönünde oluyor. Yazarın, eski bir İngiliz casusu olduğu düşünülürse, kendi tecrübelerinden yararlanarak, Rus mafyasının kara para aklamada ki bir numaralı adamının , İngiliz hükümetinden sırlar karşılığında, sığınma ve korunma talebi üzerine kurgulandığı 'Hain' zorla bitirdiğim kitaplar arasında ki yerini alıyor.
Baskı: Son Beş Gün (Unraveling #2)
Heyecan kaldığı yerden devam ediyor. 'Geri Sayım' kitabının devamı olan 'Son Beş Gün', paralel evrenlerin, on binlerce dünyanın ve bu dünyalar arasında geçişlerin yapılabilmesi üzerine kurgulanmış, oldukça sürükleyici bir kitap. Pek tercihim olmasa da ilk kitaptan sonra fazla bekleyemediğim için pdf olarak okudum. İlk kitapta ki kahramanlarımız Janelle ve Ben, bu kitapta da yine bir değil bir kaç dünyayı birden kurtarıyorlar. Aksiyonun hiç eksik olmadığı, sürükleyici, hızlı ve farklı bir fantastik kurgu arayanlara seriyi önerebilirim. Yazar ve kitapları ile ilgili fazla bir bilgi edinemedim. Umarım devam kitabını yazmıştır veya yazıyordur. Bu arada ilgimi çeken ve merak ettiğim şey; neden fantastik kurgu kitapları
Baskı: Sana Bir Sır Vereceğim
'Sana Bir Sır Vereceğim' ailesinin karşı çıkması üzerine inat uğruna evlendiği adamın, sakladığı büyük sırrını bir helikopter kazası sonucu öğrenen Diane ve bu sırrın büyük parçasını oluşturan, alkolik bir kadının kocası olan James'in birbirine aşık olmasını konu alıyor. Film izler gibi hissettiren, kolay okunan, yine de keyif alınacak, sıkıntılı zamanlarda zorlanmadan okunup, kafa dağıtmaya yardımcı olan bir kitap. Elinizde varsa okuyun yoksa siz bilirsiniz.
Baskı: Hırsızlar Prensi
Orijinal adı 'Prince of Thieves' yani 'Hırsızlar Prensi' olan kitabın ismi, sinemaya uyarlanmasının ardından 'Hırsızlar Şehri' olmuş. Hırsızlığın babadan oğula geçtiği, Charlestown'da yaşayan dört kişilik hırsızlık çetesinin, bol aksiyonlu macerasının anlatıldığı kitabı sanki senaryo okuyormuş gibi okudum. (Sanki kaç tane senaryo okuduysam :))) Olaylar o kadar detaylı anlatılmış ki her şeyi kafanızda canlandırabiliyorsunuz. Okurken sıkıldığım yerler olmadı değil. Boston sokaklarının ve mekan adreslerinin ayrıntılı tarifleri yapılmış ki bu da hemen hemen her bölüm başında var. Onun dışında bol aksiyonlu Amerikan filmi izlemek gibiydi. Filmini de en yakın zamanda seyretmek istiyorum.
Baskı: Umuda Uyandığım Gün
Bir yazarın tarzı hakkında fikir sahibi olmak için, bir kaç kitabını okumak yeterlidir. David Baldacci bana göre polisiye, gerilim ve macera türünde gayet başarılı bir yazar. Bundan önce 4 kitabını okudum. İsmini görünce sorgusuz alırım kitaplarını. Fakat bu kitap "Umuda Uyandığım Gün" diğerlerinden çok farklı. İlk bu kitabını okusaydım, sanırım son olurdu. Sanki kendi yazmamış, romantik bir hanıma (eşi olabilir, arkadaşı olabilir -hatta onun da ilk kitap denemesi) yazdırmış. Kitabın konusu sıradan, bir çok kitapta rastlanılan bir hikaye. 3 çocuklu bir aile, baba çaresiz bir hastalığın pençesinde. Ölüyor. Fakat bir başka hüzün ve ardından gelen mucize... Yani daha ne yazayım bilemiyorum. Kolay, sıradan, yormayan, bir sonraki sayfayı tahmin edebileceğiniz bir kitap arıyorsanız buldunuz. Ya da elinizde varsa kafanızın karışık olduğu bir zaman ve her ortamda zorlanmadan okunacak bir kitap isterseniz tercih edebilirsiniz. Fakat sakın yazarın diğer kitaplarına aldanıp almayın, benim gibi hayal kırıklığı yaşarsınız.
Baskı: Bir Delinin Anı Defteri - Palto - Burun - Petersburg Öyküleri ve Fayton
Baskı: Bir Aşk Çarpıntısı (The McCarthys of Gansett Island #1)
Baskı: Fi
Kitapta farklı yaşamlar süren karakterlerin ilginç öyküleri kurgulanmış. Toplumun veya çevresindeki bireyler tarafından mükemmel algılanan, düşünülen veya öyle görülen bu insanların aslında nasıl acınası ve zavallı yaratıklar ya da tam tersi toplum tarafından görülmeyen silik tiplerin nasıl dolu insanlar olabileceğini, kurgusuna anlaşılır bir uslüpla felsefe ve psikoloji katılarak sürükleyici bir şekilde, insanda merak uyandırarak anlatılıyor. Ayrıca ünlüler dünyasının renkli görüntüsünün arkasına saklanan kokuşmuşluğundan da bahsedilen kitapta, benim düşüncelerime yakın hatta aynı olan bazı söylemler mevcut (özellikle Bilge'nin). Yazarın sık sık kullandığı, geleceğe dair verdiği bazı ufak ve merak uyandıran bilgiler, ne olacağının ipucunu vermekle birlikte, nasıl olacağını düşündürüyor. Benim hoşuma gitti. Yazar kitapta malesef insanların söyledikleri ve inandıklarının, yaptıkları ile uymadığını bir çok örnekte karşımıza çıkarmış. Beğendiğim bölümlerin yanı sıra hoşlanmadığım bazı kısımlar da mevcuttu kitapta. Özellikle insan tanımlamalarında sürekli Tanrı benzetmesi geçmesi benim açımdan çok rahatsız ediciydi. Şimdiye kadar okuduğum kitapların bir çoğunda beğendiğim, yargıladığım, rahatsız olduğum karakterler olmuştur. Fakat bu kitaptaki Can Manay'a sinir olduğum kadar kimseye olmadım sanırım. Bir de Doğru'nun babası var. Beni asıl sarsan böyle iğrenç insanların toplum içinde, normal insan maskesi altında aramızda dolaşma ihtimali. Genel olarak bakınca tam beğenme sınırındayım. Çi ve Pi'yi okuduktan sonra puanımı değiştirebilirim. Sanki, farklı bir amaç güdülerek yazılmış, empoze edilmek istenen bir şeyler varmış gibi hissediyorum. Bakalım belki benim hüsnü kuruntumdur.