
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Sineklerin Tanrısı
Kitap, atom savaşı sırasında, saldırılardan kaçarken uçakları ıssız bir adaya düşen bir gurup çocuğun başından geçenleri konu almaktadır. Aralarında oylama sonucu şef belirleyen 6 ila 12 yaş arasındaki çocuklardan biri, kurdukları düzeni bozar ve yeni bir gurup oluşturur. Kendilerine 'avcılar' diyen bu çocuklar adadaki domuzları avlamanın zevkine ulaştıkça vahşileştiklerinin farkına varmazlar. Asıl şeflerinin, adadan tek kurtulma şanslarının yanan ateşin sönmeyip, dumanın yakınlardan geçen bir gemi tarafından görülmesi olduğunu anlattığı halde ona kulak asmazlar. Bu arada vahşileşmeye ve avlanmaya devam eden gurup, bir kaç arkadaşlarının ölümlerine sebep olurlar. Aslında, bir nevi büyükler arasındaki atom savaşının farklı bir versiyonu da çocuklar arasında, adada yaşanır. 'Sineklerin Tanrısı' uygar toplumun yaşam şekillerinin, korkunun, açlığın ve hayatta kalma mücadelesinin; insanı vahşileştirebildiği ve acımasız yapabildiği anlatılmaktadır. Hatta bu insanlar küçücük çocuklar olsalar bile... Ayrıca insanlarda var olan kötü ve iyi içgüdünün aynı şekilde çocuklarda da olduğu; eğitim, çevre ve aile etkenleri ile iyilik yönünün gelişip, kötülük yönünün köreltilmesinin gerekliliği ve gerçekliği vurgulanmaktadır. 'Sineklerin Tanrısı' kesinlikle önerebileceğim kitaplar arasındadır. Keyifli okumalar, bol kitaplı günler...
Baskı: Ayasofya'nın Gizli Tarihi
360 Yılında Konstantius tarafından inşa edilen ve tüm ihtişamı ve gizemiyle günümüze kadar gelmeyi başaran muhteşem eser Ayasofya. Kitapta, yüzyıllarca bir çok ülkenin kutsal Ayasofya'sının deprem, yangın ve çeşitli tahtibatlara rağmen bu güne kadar nasıl korunabildiği; kilise ve cami olduğu dönemlerde en çok rağbet gören ibadethane olmasının nedenleri; iç mekanda duvarları süsleyen resim ve sembollerin anlamları anlatılmaktadır. Soru cevap şeklinde hazırlanan kitabı merak ve ilgiyle okudum. Şans eseri İstanbul'a iki gidişimde de kapalı olan ve sadece dışarıdan bakabildiğim Ayasofya'ya, bu kitaptan sonra hayran oldum. Bu kitap Ayasofya'yı görenlere de ve henüz görmemiş olanlara da önerimdir. Keyifli okumalar, bol kitaplı günler...
Baskı: Oz
Bu kitapla birlikte sevmediğim iki olayı birden yaptım. Birincisi yarım bıraktım, ikincisi sonunu okudum. Empati ve Olasılıksız gibi iki müthiş kitapla, bu kitabın yazarının aynı olduğuna inanasım gelmiyor. Kitap hem 15 yaş altı okuyucu kitlesine hitap edecek türde, hem adı gibi Oz Büyücüsü'nün neredeyse kopyası. Onu okumadım fakat filmini önceden hatırlıyorum. Karakterler birebir, isim isim aynı. Kitabın önsözünde Adam Fawer Türkiye' ye teşekkür etmiş ve Egemen isimli bir okuyucusunun onu sürekli arayıp adeta iteklercesine teşvik ettiğini yazmış. Ah be Egemen niye zorladın adamı. Olmayınca olmuyormuş demek ki. Şimdi de yeni başladığı kitap için aynını yapıyormuş. Yapma Egemen lütfen. Zaten bu faciayı okuduysan o telefon numarasını hemen silmelisin. Şaka bir yana yazarı Adam Fawer bile olmasa tavsiye etmeyeceğim bir kitap fakat yazarı daha önce okudunuzsa sakın almayın. Paranıza, zamanınıza ve hevesinize yazık.
Baskı: Yarın ve Daima (Inn BoonsBoro Trilogy #1)
Serinin 2. kitabını daha önce okumuş biri olarak; bu serinin başka bir kitabına daha katlanamayacağımı belirtmek istiyorum. İlkinden ders almıştım fakat ''hediye kitap baldan tatlı'' dedim ve alın size yine bir hata. Nora Roberts'ın hep iki cins yazdığını savunmuşumdur. 1 tür: Muhteşemler.. 2 tür: Vakit kaybı... Bu seri ve bu kitap bence 2. tür. Sayfaları atlayarak okudum. Hemen bitsine tuttum ki başımdan atabileyim hesabı. Birine kesinlikle tavsiye edemem. Yazarın hatırına puanımı yüksek tuttum.
Baskı: Soğuk El
Yürek sızlatan bir hikaye ile başlayan kitap; sürükleyici bir kurgu ve sürpriz çıkışlarla; çoğu zaman kalp çarpıntısı ile devam edip; polisiye severleri tatmin edecek finalle son buluyor. 'Soğuk El' bana göre; aklımda yer edecek, gönül rahatlığı ile tavsiye edebileceğim ve de yazarın başka kitaplarını da okumamı sağlayacağını düşündüğüm bir kitap olmuş.
Baskı: Başka Şansın Yok
Öncelikle değerlendirmeme özür dileyerek başlamak istiyorum. Her ne kadar kızım kitaptan özür dilememi komik bulsada, kendimi suçlu hissediyor ve bu güzelim kitabı 13 günde bitirmemin üzüntüsünü yaşıyorum. Hem de 'ruh yazarım' Harlan Coben kitabı. Bütün aksilikler bir araya geldi ve bu kadar güzel bir kitabı bu kadar uzun bir sürede bitirdim. Her neyse kitabı yorumlamaya geçecek olursak; yine mükemmel bir Coben kitabı okudum. Kurgusu ve kitabın sonu tam da yazarın tarzı. Merak uyandırıcı olay örgüsü ve şaşırtıcı sona sahip olan 'Başka Şansın Yok'u polisiye severlere tavsiye edebilirim.
Baskı: Çan
İlginç ve farklı bir kitap. Cadılar, periler ve küçük bir kasaba. Kasabada insanlar cadı avında ve rahibin kızı Briony de asılmaktan korktuğu için cadı olduğunu saklamakta. Üveyannesi sayesinde cadı olduğunu anlayan genç kız; üveyannenin ölümünü sorguluyor, ikizine göz kulak oluyor, babasını yargılıyor ve kasaba halkını bataklık öksürüğünden kurtarmaya çalışıyor. Bu arada iç dünyasıyla savaşıyor. Kendisinin kötü ruhlu olduğuna inanan Briony kasabalılar ve kardeşi için canını ortaya koymak zorunda. Konusu bir çok fantastik kitapta rastlayabileceğimiz türden fakat kurgu ve yazım dili bana göre; sıra dışı ve çekici. Kitabın kahramanı Briony'nin ağzından anlatılan olaylar; onun beyninde yaşadığı geçmiş ile asıl olayların karışımıyla okuyucuya aktarılıyor. Kahraman kendinden aynı paragrafta üçüncü bir şahısmış gibi bahsedebiliyor. Bir kaç bölüm önce anlatılan bir olayı, bir kaç bölüm sonra bir ima veya bir cümle ile hatırlıyoruz. Nasıl desem; sanki iki kişi arasında geçen bir konuşmayı, toplumda diğerleri anlamadan o iki kişi bir cümle, bir bakış veya ima ile birbirlerine anlatır ya işte onun gibi. Ben kitabı çok beğendim fakat kimseye tavsiye edemem. Akıcı ve macera dolu fantastik okumak isteyenler uzak dursun. Öyle bir solukta, heyacanla okunan kitaplardan değil. Bazı cümlelerle kendini tekrar eden ve karmaşık anlatım tarzı olan bir kurguya sahip. Kitap, benim okumaktan hoşlandığım tarzın hepsini içinde barındırıyor. Tekrarları okumaktan hiç hoşlanmam ama bana göre yazar onu bile ustaca yapmış. Şimdiki zamandan bahsederken birden geçmişe dönebiliyor. Okurken zihinde beliren 'acaba'ların hepsi sonra cevap buluyor. Parçalar yerli yerine oturuyor. Karmaşık ama sonunda çözülen bir tarzı var. Kitabın sonu da ayrı bir güzel. Yani bana göre 'tarz' bir kitap olmuş. Bahsettiğim gibi herkesin kolay kolay beğenebileceği bir kitap değil fakat ben bayıldım ve aklımdan hiç çıkmayacak kitaplar arasında diyebilirim.
Baskı: Sessiz Çığlık (Detective D. D. Warren, #3)
Komiser D.D. Warren serisinin 3. kitabında; yazarın tarzı olan ters köşeler, aslında kimin iyi kimin kötü olduğunun sürekli değiştiği gizemli olaylar Lisa Gardner'in güçlü kalemiyle okuyucuya sunulmuş. Kitabın konusu; ülkemizde son zamanlarda çok tartışılan 'çocuk istismarı'... Hasta ruhlu, lanetlik, pis yaratıkların; yaptığı iğrençliklerin küçücük yüreklerde açtığı yaralar, ilerideki yaşlarda aile ve sosyal hayatlarında oluşan korku ve de karmaşalar polisiye kurgu ile harmanlamış. Konusuna yakışır ismi olan 'Sessiz Çığlık' kitabını beğenerek okudum ve polisiye sevenlere de tavsiye ederim.
Baskı: Kuyucaklı Yusuf
Kuyucaklı Yusufta Ailesinin ölümünü gören ve yetkililer gelene kadar onların başında bekleyen Yusuf'un; kaymakamın evine taşınmasıyla devam eden ve peşini bırakmayan üzücü olayların kurgulandığı, aşkının ve çaresizliğinin hikayesi anlatılıyor. Genel olarak beğensem de beni rahatsız eden bazı bölümleri vardı. Özellikle verilen selâyı dinlerken, Yusufun düşündükleri hakkında yazılanlar bunların başında geliyor. Kitabın başlarında cevval, korkusuz, atılgan olan Yusuf; yaşı hâlâ genç olmasına rağmen, neden durgun, hayattan bezmiş, silik bir tip haline geldi anlamadım? Hikâye güzel fakat Yusuf'un bu tutuk davranışlarını okurken beni de bir bezginlik sardı. "Aman kim okuyacak şimdi?" diye hissetmeye başlıyordum ki Yusuf atak yapmaya karar verdi fakat yine sonunu getirmedi. Aynı duyguyu fazlasıyla Kürk Mantolu Madonna'nın Raif efendisi için de hissetmiştim. Karakterlerin sevgilileri için besledikleri aşka, tutkuya davranışları yakışmamış. Sabahattin Ali'nin "erkek kahramanları için biçtiği kalıp olabilir mi?" diye düşünmüyor değilim. Fakat her şeye rağmen Kuyucaklı Yusuf'un insanda tesir bırakan eserlerden olduğunu söyleyebilirim. Kitap akılda kalıcı, akıcı, MEB den onaylı ve 100 temel eserde de yer alıyor.
Baskı: Körebe - Ölüm Oyunları Serisi - 4
Ölüm Oyunları serisinin 4. kitabı olan "Körebe" Buchanan ailesindeki kardeşlerden Delvin'in; dedektif Emily'i gizemli bir şekilde kurtarmasıyla başlayıp, hız kesmeyen macera ve aksiyonla devam ediyor. Hayatı sırlarla örülü ve her zaman herkese mesafeli olan Delvin, hem kendi hem de sevdiklerinin hayatı için büyük mücadeleler veriyor. Her ne kadar bazı sorular yanıtsız kalsa ve de kitap bende yarım kalmış hissi uyandırsa da; Lena Diaz yine okunası bir polisiyeye imza atmış.
Baskı: İpekler Kraliçesi
15. yy İngiltere'sinde iki kız kardeşin üzerinde, babalarının -kaybolan itibarını geri kazanması için- uyguladığı baskının ve zoraki evliliklerinin yolu açmasıyla, onların başına gelen üzücü ve sarsıcı hayatlarının öyküsü anlatılıyor. Bunun yanında taht kavgası ve saray entrikaları ve başarının hırsı, hırsın başarıyı körüklemesi de kitapta yer alıyor. Kitap biraz uzun ve başlarda biraz sıkıcı olsa bir çok sürpriz karşılaşıp, heyecenla okudum. Bazı kısımları yazar çok uzatmış ve detaylandırmış ki oralar da kendimi zorladım. Kitapta neredeyse 'Savaş ve Barış'la yarışacak kadar karakter mevcut. Yine de bir noktadan sonra elimden bırakamadım.
Baskı: Küller ve Anılar - (Ölüm Oyunları, #3)
FBI ajanı Tessa ve özel dedektif Matt, uzun süredir çözümlenemeyen bir davanın başına ortak olarak atanırlar. Fakat kısa sürede hedefin Tessa olduğunun da anlaşılmasıyla, kendilerini soluksuz bir maceranın içinde bulurlar. Ölüm Oyunları serisinin 3. kitabında; bir önceki kitaptaki yan karakterler, ana karakterler olarak yer alıyor. Böylece farklı kişilik, farklı hikaye kullanarak yine de seri oluşturan Lena Diaz, her kitapta biraz daha kendini aşıyor.
Baskı: Sahil Yolu
Yazarın zekasını ve kalemini konuşturduğu kitabı Sahil Yolu en sevdiğim polisiye romanlar arasında üst sıralarda. Bir kaç karakterin ağzıyla anlatılan kitap, apaçık ortada gezdiği halde, katili bulma çabanızı boşa çıkabilir ki benim öyle oldu...
Baskı: Mary Mary
James Patterson’ın zeki FBI ajanı Alex Cross serisinden yine çarpıcı bir polisiye. Mary Smith isimli katil, ünlü insanları öldürdükten sonra bir de Alex'e cinayeti anlatan e-postalar gönderiyor. Sürpriz ve beklenmedik olayların sizi saracağı, heyecanlı bir polisiye okumak istiyorsanız Mary Mary' i öneririm.
Baskı: Keskin Şeyler
Polisiye ve gerilim sevenlere tavsiye edebileceğim farklı bir kitap. Hasta ruhlu bir annenin yetiştirdiği korkunç bir çocukluk geçiren bir gazetecinin, cinayet araştırması için büyüdüğü kasabaya dönmesi ile başlayan ve sarsıcı sonla biten bir hikaye. Yazarı tanımadan kapak yorumlarını okuyarak almıştım fakat bütün övgüleri hak ediyor.
Baskı: Perina
Gerçek hayat hikayesinin anlatıldığı kitapta bir kimlik kayboluşunu, gerçek aşkın çaresizce yitip gidişini, evlat uğruna nelere katlanılabileceğini, insan ömrünün bir 'varmış bir yokmuş' diye nasıl geçtiğini adeta yaşayarak, gözyaşlarıyla okuyacaksınız.
Baskı: Cehennemde Balo Geceleri
Beş yazardan beş farkli korku.Dozunda, az ve öz korku hikayeleri okumak isterseniz tercih edebilirsiniz. Kısa anlatımlar yer aldığı için bazı korku ve vampir hikayelerinde olduğu gibi fazla rahatsız edici kısımlara yer verilmemiş.
Baskı: Hoşça Kal Demeden
Harlan Coben, Hoşça Kal Demeden de bir kez daha beni kendisine hayran bıraktı . Yeni evli çiftin, balayında iken basketbolcu kocanın ortadan kaybolup, güzel eşin kocasının ardından yaşadıklarını Coben' in zekice kurgusu sayesinde iki gün sürmeden okudum.
Baskı: İlk Son Öpücük
Aşkı, romantizmi, fedakarlığı, mutluluğu, özverili sevgiyi,hüznü ve bu günün değerini bilmek hissetmek istiyorsanız doğru seçim İlk Son Öpücük. Hele ki benim gibi bir ileri bir geri, farklı zaman dilimlerinde anlatım tarzında kurgulanmış kitap tarzından hoşlanıyorsanız kesinlikle seveceksiniz.
Baskı: Aşk
Yazar Mevlana ve Şems arasında yaşanan olayları kendi yorumunu katarak onların dilinden yeniden yazmış.Birde kitabın sonunda kendine sufi diyen Aziz evli kadınla yaşamaya başlıyor.Bu nasıl sufi...Bu nasıl Allah için sevmek...
Baskı: Senden Önce Ben (Senden Önce Ben, #1)
Gerçekten çok emek verilerek yazılmış bir kitap.Engellilerin ve refakatçılarının sokakta, sosyal etkinliklerde ve en basit yolculuklarda yaşadığı zorluklar ayrıca ev içerisi dört duvar arasında bakım ve yaşanılan sorunlar çok güzel anlatılmış.Böylece umarım insanlar engellilere daha duyarlı yaklaşılır.Bu kadar duyarlı bir şekilde kaleme alınan gerçekler beni etkiledi.Fakat kitabın sonundaki mesaj pes etmek değil de umudunu ve inancını yitirmemek olsaydı çok güzel bir kitap olurdu.Ve inanın insanı, insan yapan ayakta tutan değerler bunlar.
Baskı: Kayboluş
Zaman da yolculukla ilgili kitap okumayı sevmiyorsanız bir de Kayboluş'u deneyin derim. Yalnız bu kitapta ki yolculuk zannetmeyin ki bedenen...Ken Grimwood kurgu ve zekasına bir kez daha hayran bıraktığı kitabın sonunda " hadi be " deme ihtimaliniz yüksek.
Baskı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
Kendimi çok sevdiğim an, kendime çok acıdığım an. Beni yalnız bu koruyor: Bu aşk, bu merhamet. (Sayfa 14) Ben de gülümsedim ve çılgın bir sevinçle hadisenin üstüne abanıyor, gayri hakiki bir nokta arıyordum fakat bir kere, inanmanın şehveti başladıktan sonra, hakikat olduğuna iman edilen şeyi bütün arzularıyla kucaklayan insanlar gibi sevinçten çıldırıyordum. (Sayfa 64) Yalanlarla besli bir hayal gücü hakikatin unsurlarını ne çabuk buluyor, etraftaki eşyayı, hadiseleri kendi gayesine göre ne çabuk tertip ediyor ve malzemesi hakikat olan; hakiki toprakla, alçıyla, suyla yoğrulan bu abide en kuvvetli gözleri nasıl aldatıyor, ne sanat, ne sanat! (Sayfa 60)