
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Gurur ve Önyargı
Tam bir dünya klasiği. Jane Austen'ın üslubu sadelikle hem didaktik hem de sevimli olabiliyor. Tatlı tatlı hayatın akışında dersler verirken çok başarılı karakter analizleri mevcut. Yazarın bu kadar sade bir tarzla yüzyıllardır kendisini okutabilmesi başarısının en büyük göstergesi. Herkes hayatında bir kez bir Jane Austen okumalı:)
Baskı: Bir Çöküşün Öyküsü
İnsanların içten içe ne kadar bencil, ihtişam şatafat düşkünü, kötü niyetli olduğunu anlatan etkileyici bir kitap. Belki de bu dünyada yalnızızdır
Baskı: İçimizdeki Şeytan
Kitap o kadar gerçek ki korkutuyor...iliklerinize kadar endişe işliyor. "Ömer" karakteri Türk insanının belki de insanlığın kaderi. Hepimizin içinde bir miktar Ömer mevcut, en çirkin, en tembel, en korkak tarafımız, bile isteye sevdiklerine acı çektiren tarafımız...Okurken daralıyorsunuz, sıkılıyorsunuz, bunalıyorsunuz. Nenelerimizin "Allah iyilerle karşılaştırsın" duasının ne kadar önemli olduğunu kavratan bir Türk klasiği İçimizdeki Şeytan. Ruhunu ölüm gelmeden bayağılıktan, işlevsizlikten, boş işlerden ve umutsuzluktan kurtaranlardan olmak dileğiyle.
Baskı: İntibah
Edebiyatımızın ilk roman denemesi olarak başarılı buldum,beyitleri de etkileyiciydi. Okuduğumuz tabii ki günümüz diline çevirisi,umarım orjinalini de bir gün okuruz. Romanda bazı tahlilleri çok yerinde buldum. Dikkat! Spoiler içerir! "Akşamdan sonra her hastalık artar.Sevda ise tedavisi gayet zor bir hastalıktır.Ümitsizlik belasıyla kuvvet bulur ve karamsarlıkla en fazla tesirini gösterecek zamana rastlamıştı.Bir de yalnızlığın vahşeti eklenince vücuduna bir ağırlık,kanına bir durgunluk,kalbine bir kasvet,nefesine bir darlık hücum ederdi" "Gönülde bir garip hal vardır ki,sevmekten ne kadar faydalansa sevilmekten gördüğü en küçük işarete bedel olamaz."
Baskı: Satranç
En sevdiğim kitaplar listesine girdi. Çok duygulu, çok yoğun, enerji yüklü, okurken elleri titreten bir kitap..
Baskı: Olağanüstü Bir Gece
Çok eğlenceli bir hikayeydi, Zweig'ın kara mizahı her daim mutlu ediyor, sakinleştiriyor, insan doğasının çirkin yönlerini katlanılabilir, sevimli gösteriyor.
Baskı: Korku
İnsan şehirleştikçe, modern toplumların normlarına uydukça bireyselleşiyor. İlk başta "bireyselleşme", "özgürlük" vb pozitif çağrışımlar yapsa da yanında yalnızlığı, tecrübelerden faydalanamamayı, dertleşememeyi, bir konuyu danışamamayı da getiriyor. İşte Zweig, modern bireyler ve çözemedikleri günlük problemler için ilaç gibi bir yazar. En basit konulardan, en etkileyici eserlerini ortaya koyarken kaleminin sadelikten, günlük olmaktan gelen bir akıcılığı, kuvveti, coşkusu var. Tereddütsüz okunabilecek bir yazar.
Baskı: Amok Koşucusu
Stefan Zweig'ı bir anda popülerleşmesi, her kitapçıda ince ince öykülerinin farklı kapaklarla sıralanmasıyla tanıdım. Neden bir anda bu kadar gündeme geldiğini bilmesem de kaleminin kuvvetli olduğu tartışma götürmez. Kısacık bir öyküde tüm duyguları zirvede yaşıyorsunuz. Roman, uzun hikaye okuyamayanlar için ideal bir alternatif Zweig'ın öyküleri.
Baskı: Aşk-ı Memnu
Aşkı Memnu, Halit Ziya tarafından gazetede bölüm bölüm yayınlanmış sonrasında kitap haline getirilmiş bir eser. Dizi versiyonunun daha farklı olduğunu belirtmekte fayda var. Romanda, Bihter yaptığının yanlış olduğunun farkında, Firdevs Hanım'ın annelikle alakası yok; romanın en kötü karakteri olabilir. Bir günahın ağırlığını ,o dönem toplumunun zevk sefaya düşkünlüğünü, dedikoduculuğunu, yozlaşmışlığını iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Türk insanının zaafları, topluma kapılıp gitmenin zararları çok güzel anlatılmış. Yer yer geçen eski kelimeler okumayı zorlaştırsa da öğrenmekte fayda var. Romanda beni en çok üzen, evden dışarısını görmemiş kadınların açmazları oldu. Bihter..Nihal...Peyker..hepsi akıllı ve iyi niyetli. Belki dış dünyayı görebilselerdi, iyi bir eğitim, fırsat yakalayabilselerdi; düştükleri açmazlara düşmeyeceklerdi. Kadınlar olarak elimizdekilerin kıymetini bilmeliyiz kesinlikle...
Baskı: Madam Bovary
Madam Bovary, ününü hak eden bir roman, dönemin romantizm akımından sıyrılmış, olabildiğince realist. Kitap kısaca Madam Bovary'nin aşk maceraları ve hazin sonunu anlatsa da aslında kitaptaki her karakter uyanık, işgüzar, dedikoducu, ahlaksız ve bencil. Madam Bovary eşini aldatmamak için her uğraşı her yolu deniyor ama kimse yardım çığlıklarını ciddiye almıyor. Roman size vermek istediği duyguyu tamamen aktarıyor, yazar size hakim oluyor; sıkılıyorsunuz, bunalıyorsunuz, Bovary'nin buhranlarla dolu dünyasından kurtuluşa ermek istiyorsunuz ve en sonunda "Aldatmaya, zinaya hayır" sloganlı pankartlarla sokağa dökülmek istiyorsunuz. 16 yaş üstü herkese okuması önerilebilir, özellikle ergenlik döneminde her tatlı sözün gercek olduğu ya da sonsuza kadar süreceğini varsayan gençlerimize önerilir.
Baskı: 21. Yüzyıl İçin 21 Ders
Yazarın üç kitabı arasından en beğendiğim oldu. Diğer üç kitap gibi insanları düşünmeye sevk ediyor. Ne yazık ki ülkece kendi günlük polemiklerimiz, atmosferimiz o kadar gereksiz yoğun ki evrensel düşünemiyoruz. Diğer ülkelerde olan biten, gelecekte neler olabilir, Dünya'daki teknolojik gelişmeler neler en ufak bir fikrimiz yok. Umarım bu kitap ve diğer kitaplarla medya,sanal dünya vb kısa vadede çok bilgi veren ama işe yarar bilgi vermeyen mecralardan sıyrılırız. Kendimiz için doğru ve gerekli bilgiler için savaşır ve kazanır hale geliriz.
Baskı: Hayvanlardan Tanrılara - Sapiens İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi
Her yetişkine okuması önerilebilecek, herkese hediye edilebilecek bir kitap. Yazarın klasik tarzı geçmişten günümüze hızlı bir akış sağlamak, genel bilgiler vermek ve tarih akarken bizi belli noktalarda durdurup düşündürmek. Bu açılardan güzel olsa da, yazarın bilgisine göre kitap çok yüzeysel, samimi fikirlerini ve yorumlarını direkt vermek yerine satır aralarına ve imalara sığınıyor. Bu durum okuyucuya saygı duymadığını, kitabın her ülkede herkese satılabilmesi adına ticari kaygılara kurban edildiğini hissettiriyor.
Baskı: Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi
Yuval Noah Harari günümüzün en popüler yazarlarından. Geçmişten, günümüze ve geleceğe hızlı bir akış sağlıyor; her konudan ve akımdan ufak ufak bahsediyor. Tam hiçbir şeyi detaylı okumaya sabrı olmayan, hızlı tüketimi seven günümüz insanına göre. Kitap hem samimi; sizi hep gözünüzün önünde olan şeylere farklı bir bakış açısı getirmeye, düşünmeye teşvik ediyor, hem de çok yapay; ticari kaygılar, popüler kültürün hızlı bir soğuk mezesi olduğu sık sık hissediliyor. İlk defa bir yazar için tereddütte kalıyorum, takdir diğer okuyucularındır.
Baskı: Bozgunda Fetih Rüyası
Bozgunda Fetih Rüyası'nı lisede edebiyat dersi alan gençlere ve daha üst yaş gruplarına öneriyorum. Türk Tarihi'nden birçok önemli sima kitapta yer buluyor; şu anda çok popüler olan İngiltere başbakanı Boris Johnson'un dedelerinden Ali Kemal dahil. Yüz yıl öncesinin sorunları, siyasi atmosfer, insanların yaptığı hatalar, verdikleri kararlar ve sonuçları derken..hayretler içinde fark ediyorsunuz ki "tarih gerçekten tekerrürden ibaret imiş."
Baskı: Karısını Şapka Sanan Adam
Hastaların hikayelerine daha fazla nüfuz eden bir kitap olacağını beklemiştim ama çok gerek hikayeleri gerekse tıbbi kısmı çok yüzeysel buldum. Nöroloji ve Psikiyatri ile yeni yeni ilgilinenler için hoş olabilir.
Baskı: Canım Aliye, Ruhum Filiz
Filiz Ali'ye anne ve babasının mahrem mektuplarının yayımlanmasına müsaade ettiği için ne kadar şükran duysak az. Bu mektupları okurken günümüzdeki ilişkilerin ne kadar sığ, diyalogların ne kadar ruhsuz olduğunu görüp içlendim doğrusu. Belki de bir haber için beklememek, bir resimin sadece bizde olmaması bize bazı duyguları kaybettirmiş. En yaralayıcı ise o son sayfa, o mektupların bitişi. Sanki güzel insanlar fazla aramızda kalmıyor da en hin en kaypak kimseler dinazorlar gibi dünyadan göçüp gitmek bilmiyor.
Baskı: Şibumi
Şibumi çok sevilen bir kitap olduğu için eleştirmeye çekiniyorum ama bir roman olarak giriş gelişme sonuçtan yoksun buldum. Kitap bir nehir, yazar istediğini yazmış, siz de isterseniz o nehre girebiliyorsunuz, yazarın sizi sürüklemek gibi bir gayesi yok. Belki bir Amerikalı olarak Japon kültürüne bu kadar angaje olabilmiş, bilemiyorum. Kitaptaki ara ara cümleler, tespitler mükemmel. Yazar onikiden vurmuş. Hep söylemek istediğiniz ama nezaketten dillendiremediğiniz şeyleri pervasızca dile getiriyor. Parça parça, kesik kesik fevkalade ama bir bütün olarak,bir roman olarak var olamadığını düşünüyorum.
Baskı: Cyrano de Bergerac
Cyrano De Bergerac akıcılığıyla tiyatro metinlerini okumayı sevmeyenlerin de gönlünü kazanabilir. Yer yer filmlerde, kitaplarda başka oyunlarda atıfta bulunuluyor. Okunulması faydalı olacaktır bu atıfları yorumlamak adına.
Baskı: Fatih - Harbiye
Peyami Safa günümüzde de halen bir sorun olan batılı mıyız, doğulu mu, nereye aidiz, kimliğimiz nedir vb. soruları çok etkili bir şekilde irdelemiş. Kimse birbirine ifade etmese de bahsetmese de aidiyet sorunu özellikle büyükşehirlerde ciddi boyutlarda. Herkesin okumasını arzu ederim, kendinden bir parça bulacaktır. Hatta belki ruhunun saklı bir köşesine ışık tuttuğu için yazarımıza alkış tutacaktır.
Baskı: Patasana
Sis ve Gece'den sonra okuyunca çok iyi geldi. Fakat Ahmet Ümit rica ediyorum aşk yazmasın; hep hikayenin önüne sığ bir şekilde geçiyor, "ali ve ayşe aşık" bitti. Niye aşık, ne zaman aşık oldu yok. Buna ek olarak didaktik kısımlar gene gözümüze gözümüze sokuluyor. Ahmet Ümit'in ciddi bir üslup problemi var. İyi yönlerine gelirsek kitabın her bölümü birbiriyle ilintili, planlı programlı bir yazım olmuş. Piyasa olmuş ucuz aşk romanları okumaktansa okunabilir ama muhakkak okunması gereken bir kitap değil.
Baskı: Sis ve Gece
Off ne kadar kötü bir kitaptı…Üslup aşırı zayıf, parça parça/bağlantısız cümleler. Karakterler öyle yüzeyel geçilmiş ki, okurken "şimdi şu karakter şöyle düşünebilir, şunu yapabilir" gibi polisiyelerin olmazsa olmazlarını yapamıyorsunuz. Ahmet Ümit "Bak burda toplumsal problemlere değiniyorum, bak burda sosyal mesaj veriyorum" diye gözümüze gözümüze sokuyor romanda. Son derece yontulmamış, kaba saba bir kitap olmuş. Tabii buna rağmen epsilon ya da pegasus yayınlarının Aşkımın Sevgilisi, Sevgilimin Aşkı benzeri kitaplarından bin kat daha iyidir.
Baskı: Zarafet: Audrey Hepburn'ün Hayatı
Tek kelimeyle SI-KI-CI. Yazar sanki öğretmenine ödev hazırlamış. Audrey şu tarihte doğdu, şu tarihte, şu filmi,şu yönetmen,şu oyuncularla çekti, filmde 38 kostüm kullanıldı vs vs. Bu nesnel detayları öğrenmek isteseydik açıp wikipedia'dan bakardık. Audrey Hepburn'un düşünce tarzı, anıları kitapta çok çok az geçiyor. Oyuncuya yaklaşamıyoruz bile. Audrey'nin acılı hayatına üzüldüm, özellikle annesiyle babası erken yaşta boşandığı için eş seçimlerinde daha dikkatli olacağını ummuştum ama son eşinden önceki flörtleri, nişanlıları, eşleri beş para etmez adamlar. Bu kadar disiplinli, düşünceli biri konu erkeklere gelince nasıl bu kadar akılsız davranmış hayretler içinde kaldım. Fakat dünya çapında ün kazanabileceği bir biyografiyi bu denli batırdığı için yazarımıza daha çok üzüldüm.
Baskı: Canavarlar Denizi (Percy Jackson ve Olimposlular #2)
İlk kitaba göre daha maceralıydı. Kitabın üslubu ve ana karakterimizi olaylara alaycı yaklaşımı hoşuma gitti. Genç okuyucular okumayı sevdirmek için uygun bir seri.
Baskı: Şimşek Hırsızı (Percy Jackson ve Olimposlular #1)
Şimşek Hırsızı genç okurlara hitap eden, günümüzde boğulduğumuz boş kitaplar silsilesinde iyi bir mola. Gregor serisini beğenenler seveceklerdir.