Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Defter
".... ayrilmak bize cok aci veriyor cunki ruhlarimiz artik bir butun.belki hep oyleydiler ve bundan boyle de bir butun olarak kalacaklar. Kim bilir, belki bundan once bin bir farkli hayat yasadik ve sonunda yine hepsinde bulduk bir birimizi... "
Baskı: Don Quijote
Her sogledigin dogru olsun, ama her dogruyu da her yerde soylemek dogru deyildir.... Insanoglu cektigi acilar nisbetinde olgunluga ulashir....
Baskı: Suç ve Ceza
Insanlar ən çox atacaqları yeni addımdan, söyləyəcəkləri yeni sözdən qorxurlar.
Baskı: Kağıt Helva: Alıntılar Kitabı
Belki de her kitapta kendimi arıyorum. Her kitapta kendimden bir parça daha uzaklaştığımı bile bile... Derken o yolculukta bir an geliyor, durup geriye bakmak gereği duyuyorum. Geçtiğim yolları, uğradığım durakları, güzergah boyu karşılaştıklarımı anımsıyorum. Bu kita dünden bugüne yazdıklarımdan ufacık bir seçkidir. Bir alıntılar kitabı. Karın doyursun diye değil, tadımlık niyetine. Kağıdın üzerine konmuş bir kaç tatlı kelam. Kağıt helva.
Baskı: Med-Cezir
O zaman anlar ki, sahip oldukları değil, sahip olmadıklarıdır kimilerini bir birine yakın kılan…….. En sahici dostluklar ortak varlıklar üzerine değil, ortak yoksunluklar üzerine kurulandır…….. Ortak acı, ortak hüzün, ortak pürüzdür esas yakınlaştıran, yaklaştıran .........
Baskı: Pinhan
Isimler büyülüdür. Sade büyülü mü, isimler hem de büyücüdür. Kim demiş haram nedir bilmez Hayyam? Ben haramı helali karıştırmam : Seninle içtiğim ( içilen ) şarap helaldir Sensiz içtiğim su bile haram… Ömer Hayyam
Baskı: Şehrin Aynaları
Dertli ve yalnızdı ölüm. Sevilmemekten şikayetçiydi..... sadece yalnızlıktan kurtulmak istiyordu o kadar. Vurdumduymazlıktan gelse de, aslında insanların onu böylesine çirkin, böylesine korkunç tasvir edip kendilerinden uzaklaştırmaya çalışmaları ağırına gidiyordu. Ne yazık ki kendi varlığı başkalarının yokluğunu gerektiriyordu. Var olabilmek için yok etmee mahkumdu. Bu kısırdöngüden kurtulabilmek için belki de kendini ortadan kaldırması gerektiğini düşünüyor ama bir türlü cesaret edemiyordu. Her ne olursa olsun, hayatı seviyordu ölüm. Kadın inci gibidir. Bazen senelerce, bazen de bir ömür boyu bir istiridyenin içinde saklar kendini. Fakat bir kez gün ışığı gördümü çabucak unutur geçmişini. Geçmişte ne kadar saklanmışsa o kadar seyredilmek ister; ne kadar kapalı kalmışsa o kadar açığa çıkmak ister. Işte o an çıkıp geldiğinde, artık ona kimse mani olamaz. Kendi bile. Insan vücudu mütemadiyen dönen bir çemberdi. Zira dikkatlice bakıldığında, damarlarda dolaşan kan, mütevazi bir çember çizmekteydi. Çemberde bir son ya da başlangış tayin etmek ise mükün değildi. Kan çemberin yarısında peybeypey kirleniyor, öteki yarısında ise kademe kademe temizlenerek arınıyordu. Hal böyle olunca da, pislik ve temizlik, parça ve bütün, çirkinlik ve güzellik aynı çemberi tamamlıyordu. Cehalet kadar aşırı bilgi de yüktür insana. Bilmemek, kendi gölgenden korkmana sebep olur, bilmekse başkalarının gölgesinden. Biri içerden kuşatır seni, öteki dışarıdan....