
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Tutku (Düşüş, #3)
Serinin üçüncü kitabı.Artık sıktı seri.Pek ahım şahım birşeyde değil ama bir kere başladım seriye bitirmem şart.Zaten tek kitap kaldı.Bundan sonrakinde ne olduğu anlaşılcak inşallah. Kitap güzeldi.Sıkılmadım okurken.Zate kitabın % 90 ı kaçma kovalamaca ile geçti.Luce'un lanet nedenini arayışı ve Danielin Luce'u bulma çabalarını okuduk.Her ne hikmetsede hep Daniel Luce'u saniye farkı ile kaçırıp durduLuce'un lanettiki önemi hakkında bazı küçük ipuçları vermişti yazar ama yine ortada somut birşey yok tabiki.Lucifer ilede tanışdık kitapta.Son kitapta da bol bol bahsi geçecek anlaşılan.Düşüş anını da yazmış yazar kitapta.Luce duyurucu yardımı ile o kadar geriye gitti ki geçmişte düşünün mayaları bile yazmış.Hatta firavunları falan. Kısaca bu kitaptada elim boş kaldım.Hala Luce'un ne olduğu konusu netleşmedi.Artık son kitabıda okuyup Düşüş serisini bitirmek istiyorum.Yeter yani.Bir gizemdir gidiyoruz üç kitaptır.İnsan sıkılıyor.
Baskı: Vampir Avcısı
Bir Vampir serisi daha.Serini adı Blood Coven ve bu kitap serinin üçüncü kitabı.Saolsun Tual yine ortasından başlamış çıkarmaya.Çıkmış 6 kitap var.7. de 2012 de çıkacak. İlk iki kitap olmadığı için okurken kafanızda soru işaretleri kalıyor ama yinede güzeldi.Ben sıkılmadan okudum. Anladığım kadarı ile ilk kitapta vampir olmak isteyen Rayne yerine ikiz kardeşi Sunshine vampir oluyor.Sunshine vampir olmak istemeyince Kutsal Kaseyi aramaya başlıyorlar ve sonunda kız insan oluyor.İlk kitap bu hikaye üzerinde dönüyor. İkincisinde ise Rayne'in bir vampir katili olduğu anlaşılıyor ki kendisi aynı zamanda vampirKitapta kötü bir vampiri avlıyorlar çünkü adam vampirleri kötü bir virüs yardımıyla öldürmeyi kafasına koymuş bir manyak Bu kitapta ise kurt adam sürüsü ile uğraşıyorlar diyeyim baka ipucu vermeyeyim. Basit bir kitaptı.Sıkılmadan okudum ama bir daha okurmuyum.Hayır.Favorilerim arasında mı onada hayır
Baskı: Bu Güller Senin (Bride Quartet, #2)
Bride Quartet serisinin ikinci kitabı.Keyfile okuduğum bir kitap Bu güller senin ama ben Beyaz düşleri daha çok sevdim itiraf ediyorum Kitap Jack ve Emma'nın hikayesi.Çok uzun süredir arkadaşlar hatta aileler.Jack ve Emmanın birbirlerine uzun yıllardır duydukları bir ilgi var ama arkadaşlık bozulmasın diye hep geri plana atılmış duygular.Emma'nın anne ve babası evliliklerinde ne kadar mutlularsa Jack'ınkilerde o kadar mutsuz ve boşanmış bir çift.Bu yüzden Jack evliliğe karşı ön yargılı.Emma da tam dersi felaket bir romantik.Eee hal böyle oluncada ilişkide bir sürü sorunlar oluyor Kitapta Mal ve Parker ile Del ve Laurel'in aşklarınında sinyalleri verildi.Diğer kitaplarıda dört gözle bekliyorum.Özellikle Parker ve Mal'ınkini.Çok ilginç bir çift olacaklar bence. Gelelim bu güller senindeki beni rahatsız eden kısımlara.Düğünlerle ilgili çok fazla detay vardı.Yok çiçekler şöyle olucak yok düzenleme böyle olucak gelinlerin kaynanaların kaprileri ağlamaları ay bayılcaktım okurken.Çok fazla yazım hatası vardı.İsimleri yalnış yazmışlardı.Cümleyi kurarken kelimelerin arasında boşluk yoktu. Mac ve Carter hala favori çiftim.Carter'a bayılıyorum Tam evlenmelik
Baskı: Hepimizin Ölüsü (Sookie Stackhouse, #7)
Harris yine konuşturmuş valla.Süperdi kitap.Aksiyon tam gaz devam etti bütün kitap boyunca.Seri hiç monotona bağlamıyor en çok bunu seviyorum.Eric vardı ama azdı.Ben Cadı Ölüsünde ki gibi bol bol Eric istiyorum kardeşimQuinnden de kurtulamadık.Uyuz dazlak.Hiçde sevmem dazlakları.Sookie tekmeyi bassada kurtulsak Ericde hatırlasın artık da bizde rahata erelim. Tavsiye ettiğim serilerdendir.Mutlaka okuyun.
Baskı: Harlequin - Ölüm Cezası (Anita Blake Vampir Avcısı, #15)
Anita Black serisi +18 hatta belki daha fazlası ama yinede süper bi seriHarlequinden önceki iki kitapta aksiyon oranı baya baya düşmüştü.Anitayı birilerini infaz ederken göremez olmuştum neredeyse ama allahtan yazar kendini Harlequin ile bayağı bayağı toparlamış.Anita Black bomba gibi geri göndü.Öyle bir döndü ki resmen bazı sahnelerde midem bulandı Kitap bir çeşit Vampir Polisleri Harlequinlerin anitaya beyaz bir maske göndermesi ile başlıyor.JC maskenin geldiğini öğrenince bayağı tırsıyor hatta diğer vampirlerde tırsıyor.Kitabın adından da anlaşıldığı üzere konu Harlequinlerinlerin etrafında dönüyor.Kitapta Edward da var Edward'ın kız arkadaşı Donna'nın oğlu Peter daHatta Olaf bile varBu Olaf kesinlikle psikopat bir manyak.Akıl hastanesine kapatmak bile yetmez ona.Anitanın tırstığı kadar var yane Kurabiye canavarımız da dönüyor.Anitanın haremine yeni yeni kişiler ekleniyor herzamanki gibi Kısacası kitabı çok beğendim.Şikayet ettiğim tek konu sayfa sayısının azlığı
Baskı: Gece Dünyası: Gizli Vampir,Karanlığın Kızları,Büyülü Aşk
Gece Dünyası No:1 serideki ilk üç kitabın birleşimi ile oluşan bir kitap.İlk iki hikaye Vampirlerle ilgili son hikayede cadılarla ilgili.Genel bir yorum yapmak gerekiyorsa güzel bir seri.Ben beğendim.Seriyi okumaya devam ederim.Yurt dışında çıkmış 9 kitaplar.10.'nun çıkış tarihi ise 1 Şubat 2014. İçerik hakkındaki yoruma gelirsek İlk hikaye Gizli Vampir:Hikaye Poppy ve James'in hikayesi.Poppy çektiği şiddetli ağrılar üzerine bir doktora gidiyor ve öleceğini öğreniyor.James Poppy'nin en yakın arkadaşı.Hatta baya yakın bir arkadaşJames'e ölmek üzere olduğunu söyleyince James ona seçenek sunuyor.Poppy de tabiki ölmek yerine vampir olmayı tercih ediyor ama bu tercihle de Gece Dünyası kurallarını çiğneyerek başlarına büyük bir bela alıyorlar.Herşey günlük gülistanlık giderken birden James'in sorumsuz bir başbelası olan kötü kuzeni Ash gelince ortalık karışıyor İkinci hikaye Karanlığın kızları:Gizli Vampirde geçen Kötü çocuk Ash'ın hikayesi.Kurallardan bıkan üç vampir kız kardeş uzaklarda yaşayan teyzelerinin yanına kaçıyorlar ve gittiklerinde teyzelerini ölü buluyorlar.Teyzelerini arka bahçeye gömerken bunu yıldızları izlemek için bir tepeye çıkmış Mary-Lynnette görüyor ve tabi bu olayın peşni bırakmayarak araştırmaya başlıyor.Kardeşi Mark da ona yardım ediyor.Sonunda kızkardeşler hakkında gerçek ortaya çıkıyor tabi ama bu seferde kızları eve döndürmek üzere kasabaya gelen abiler Ash ortaya çıkıyor.Buda yetmezmiş gibi birde uğraşmaları ve kim olduğunu bulmaları gereken bir katil var.Ve en önemlisi Poppy'nin ahı tutuyor ve eş de ruh eşini buluyor Üçüncü hikaye Büyülü Aşk:Eric ve ilk kitaptada adı geçen cadı Thea'nın hikayesi.Thea iyi olan cadı Blaise ise insanlara karşı kötü davranan cadımız.Kuzenler Blaise'nin yaptıkları yüzünden beş kere okuldan kavulmuşlar en sonunda büyükannelerinin yanına gönderilmişler.Blaise tabi yeni okulundada boş durmuyor bu sefer kancayı Eric'e yani Kuzeni Thea'nın ruh eşine takıyor.Aksiyonu en bol hikaye buydu.Blaise'nin neden oldukları dışında daha başka belalada açtı başıan Thea.Artık onları okuyunca görürsünüz Genel olarak ilk hikayeyi hiç sevmedim.Çok vıcık vıcık bir aşk vardı.İkincisi güzeldi.Ash dıştan kötü gibi duran ama içinde iyilik olan biri tıpkı Damon gibBöyle karakterlere bayılırımÜçüncü hkaye en hareketlisiydi.Aksiyonu bolduBunuda sevdim
Baskı: Vampir Günlükleri Dönüş: Geceyarısı
Bitti ama bende bittim yani.Ağlamaktan helak oldum resmen ya içim dışıma çıktı.Bu Damon beni çok kötü çarptıKitap güzeldi.Hatta çok beğendiğimi söyleyebilirim.Tempo hiç düşmedi.Monoton gitmeyen bir seri bence.Hep bir aksiyon var kitaplarda.Bu kitaptada öyleydi. İnsan Damon'u merak ediyordum ben ama pek fazla insan kalamadıBir yolunu bulup eski haline döndü yineMeredith'in sırlarını öğrendik ki maşallah bayağıda sırrı varmış yani.Bunların arasında bi Matt normal herhalde.Herkesin bi acayipliği var.İlerde Matt'te de bir anormallik çıkarsa hiç şaşırmayacağım artık Kitapta hiç beklemediğim gelişmeler oldu.Bayağı şaşırdım yani.Özellikle Tilki kardeşlerin kimden emir aldığını öğrenince.Hiç beklemediğim biri çıktı Bu seri beni en çok ağlatan seri sanırım.Bi Elenanın ölümünde bu kadar ağlamıştım.Şimdi saolsun bundada ağladım.Çok mu duygusalım ne ama Damon'a dayanamıyorum.Son sayfaya kadar ağlamaya devam ettim ama son sayfayıda okuyunca mutlu mesut bitirdim kitabımı Belki haberi olan vardır içinizde.Bu kitap yazarın kaleminden çıkan son kitap.Vampire Diaries: The Hunters adı altında bunun devamı yayınlanacak ama LJ Smith kovulduğu için kitap başkaları tarafından yazılacak.Kapakta LJ Smith adını görüpte aldanmayın yani ilerde.Seri ile tüm ilişkisi malesef kesildi.Aynı durum Vampire Diaries : Stefan's Diaries kitapları içinde geçerli.Hiçbirini LJ Smith yazmadı ve yazmayacak. Moralim bu yüzden çok bozuk.Vampire Diaries: The Hunters serisinin ilk kitabınıda okurum eğer gidişatı beğenmezsem seri benim için Vampir Günlükleri Dönüş: Gece Yarısı ile bitmiş demektir.
Baskı: Karanlığın Kızı (Gods & Monsters #1)
Okuduğum en iyi fantastik romanlardan biriydi.Bir kere konusu çok ilginç ve farklıydı yazar güzel bir hikaye yakalamış ve kurgulamış.Hikayenin içinde ne arasan vardı.Cadılardan tut vampirlere hatta tanrı ve tanrıçalardan mitolojideki diğer yaratıklara kadar herşey vardı.Benim gibi bir mitoloji manyağı iseniz kesinlikle okumalısınız.Kitap Tanrılar ve Canavarlar serisinin ilk kitabı.İkinci kitap daha çıkmamış yurtdışında.Çıkış tarihi 21 Şubat 2012 ve kitabın adı Beautiful Evil. Konudan biraz bahsedeyim.Ana karakter Ari 17 yaşında uzun gümüş rengi saçları gri gözleri olan kızımız.3 Yaşındayken annesi ile New Orleansı vuran bir kasırga yüzünden kaçmışlar ve daha sonra annesi Ariyi yetimhaneye bırakmış kendiside akıl hastanesine yollanmış.Ari 17 yaşına gelince geçmişini araştırmaya başlıyor ve ilk olarak annesinin intahar ettiğini öğreniyor ve ondan kalan bir kutu eline geçiyor içinde mektuplar var.Mektupların ana teması kaçıp saklanması yönünde.Tabi Ari dururmu.Devam ediyor geçmişini araştırmaya ve eskiden New Orleans olarak bilinen ABD yönetiminden bağımsız olarak dokuz aile tarafından yönetilen New 2 ye gidiyor.Macerada başlıyor.Ari kendinden bir tuhaflık olduğunun farkında.Saçlarından nefret ediyor neredeyse.Saçları çok uzun dümdüz ve gümüş renginde.Boyatmış kazıtmış hatta asit ile bile yakmış ama daha bir gün ble geçmeden yine eski uzun ve düz haline geri dönmüş.Bu yüzden kendisinde bir tuhaflık olduğunu biliyor bir yandan ailesini araştırırken bir yandan da bu tuhaflığın nedeninin araştırıyor. Kitabı fantastik roman severlerin kesinlikle okuması gerekliArinin ne olduğunu uzun bir süre bulamadım ama yazarın verdiği ip uçları sayesinde açıklanmadan buldumJDoğruda çıktı.Ben okuyun derim vakit kaynı olarak görmezsinizJYani umarımJ DipnotJBuradaki erkek karakter Sebastianında saçları uzunNedir benim bu uzun saçlı karakterlerden çektiğim
Baskı: Aşktan Kaçış Yok
Günümüz aşk romanlarından biri daha bitti.Güzeldi.Sıkılmadan okudum.İçerisinde aşkta var duygusallıkta var. Meg asi kızımız.Saçları mavi giyiniş tarzıda tuhaf.Anlıyacağınız aykırı bir tip.Tabi bu aykırılığın asıl nedeni duygularını saklamak.Küçük yaşta kansere yakalanmış ama yenmiş bir kız.17 yaşında.Kanser tedavisi sırasında olan olaylar yüzünden kelepçelenmekten nefret ediyor.Bir tür panik atak geçiriyor. John 19 yaşında yakışıklı polis memuruBen Johnu daha büyük sanıyordum ama 19 yaşında çıktıJHayatı boyunca kasabada kalmak istiyor Meg’in aksine.Tabi bunun da bir sebebi var.Onu okuyunca anlarsınız. Bir gece Meg ve arkadaşları esrar ve içki içip tren istasyonunda ki raylara gidince John tarafından tutuklanıyorlar.Bir gezelik nezaretten sonra Meg’e beş gün boyunca John’a devriye görevlerinde yardım etme görevi veriliyor ve bu görevler sırasında ateş bacayı sarıveriyor Kısaca çok ahım şahım bir roman olmasada kendi sıkmadan okutturuyor hikaye
Baskı: Aşk Seninle Güzel
Üç kitaplık serinin son kitabı.Seri sıralaması Bir Öpücükle Başladı Herşey Hep Seni Bekledim Aşk Seninle Güzel şeklinde ve son kitap bana göre serinin en güzel kitabı.İlk ikisinide sevmiştim ama bu diğerlerinden açık ara önde. Bram bir dükün ikinci oğlu olduğu için sevgiden ve ilgiden yoksun bir gençlik dönemi yaşamış.Bu yüzden de babasına karşı bir başkaldırı içerisinde adı türlü türlü skandallara karışmış biri.Hatta öyle ki Bir Öpücükle Başladı Herşey deki karakterimiz Sullivan'ı kurtarmak için onun yerine geçip hırsızlık yapmıştı hatırlarsanız.Bu olayıda babasına karşı kullanıyor ve kara kedi lakabı ile aranan bir hırsız olup çıkıyor ama takibi robin hood gibi zenginden çalıp fakire veriyorVe bir gün hırsızlık için gittiği bir evde yapılan bir konuşmaya kulak misafiri olunca skandallarla dolu eğlenceli ve vurdumduymaz hayatı bir anda tepetaklak oluyor Rose ise esas kızKardeşi James'in sapkın zevkleri olan manyak bir Markiye olan 10.000 sterlinlik borcuna karşılık gelin olarak verilen kızımız daha doğrusuMarki delini biri Rose ile evlenmesinin nedeni masun leydiyisapıkça zevklerinde kullanıp onu masum leydiden bir f.h.ş.ye çevirmek istemesi.Bram ile de arkadaşlar ve bu amacını Brama söyleyince ortalık karışıyor.Bram Rose'u Markiden korumak için elinden geleni ardına koymuyor Markiden nefret ettim.Adam resmen deliydi yani.Sonunda da yerini buldu zatenRose'un kardeşi James'e de sinir oldum.18 yaşında ama iki yaşındaki çocuktan farksız birde ben büyüdüm artık diye ortalarda dolanıyor kas kafa Kitabın sonuna yani Üç yıl sonrasına bayıldım.Muhteşem bir son yapmış yazar.Üç uslanmaz gözü ile bakılan çapkının içler acısı haliFazla spoiler vermek istemiyorum ama dayanamıyorumda.Neyse ben en iyisi susayımOkuyup görün içler acısı hallerini
Baskı: Maximum Ride - Melek Deneyi
Serinin yazılmış 7 kitabı var.Sekizinci 2012 de çıkacak.Bizde ise dört kitap çıkmış.Bu serinin ilk kitabı. Kitaba kendimi öyle bi kaptırmışım ki yolculuk sırasında bitirdim.Güzel ve sürükleyici bir kitap. Max ana karakter.Asıl adı Maximum Ride14 yaşında bir kız ve takımın lideri.Diğer takım üyeleri ise Fang ve Iggy 14 yaşındalar.Nudge 12 yaşında.Gaz Adam 8 yaşında ve en küçükleri Melek 6 yaşında.Bu çocuklara anne karnında %2 lik oranda kuş geni aşılanıyor ve insanlardan farklı olarak doğup bir laboratuvara kapatılıyorlar.Hatta direk hayvanlar gibi kafeslere konulup üzerlerinde deneyler yapılıyor.Hepsinin ortak bazı özellikleri var.Uçmak daha güçlü olmak ve sesleri daha iyi duymak gibi ama bunun yanında değişik özelliklerede sahipler.Çocuklar okul dedikleri laboratuardan yıllar önce kaçıp normal insanlar gibi yaşamaya çalışıyorlar ama Siliciler adı verilen yine laboratuvarlarda kurt adama dönüştürülmüş insanlar tarafından birgün bulunuyor izleri ve Melek kaçırılıyor.Asıl macerada buradan sonra başlıyorHiçbirşeyin göründüğü gibi olmadığı anlaşılıyor bir süre sonra Orijinal bir konusu var.Ben sıkılmadan okudum.Aksiyonu hiç düşmedi kitabınSırada ikinci kitap var bakalım onda neler oluyor
Baskı: Kara Altın (Dark, #3)
Dört gözle yollarını beklediğim kitabıma sonunda kavuştum ve okudumHarikaydı.Resmen bayıldım. Alex resmen beni delirtti.Eğer imkanım olsaydı kitabın içine bodoslama dalar iki tane patlatırdım yani o derece sinirlendim.Tutturmuş bir ben insan olmak istiyorum sen beni canavara çevirdin.Yok insan olarak yaşayacakmış yok diğer insan erkeklerle sevgili olacakmış.Bulmuş gül gibi çocuğuda bunuyor.Aidan da peygamber sabrı vardı walla maşallah iyi dayandı Thomas Ivan sülük gibi yapıştı resmen ama Aidan'ın ona yaptıklarını okudukça gülmekten karnıma ağrılar girdi.Şu ana kadar çıkanlar içinde en çok güldüğüm kitaptı. AidanO anlatılmaz yaşanır yani.Adama resmen aşık oldum .Obenimdir kimselere vermemAlex'i Thomas'da kıskandığı sahnelere bayıldım.Özelliklede çiçek ve tiyatro dönüşünde yaşananlar süperdi Gregori de göründü kitabın sonlarına doğru.Sırada oun hikayesi var ki yorumlardan sonra en merak ettiğimde o.Umarım hayal kırıklığına uğratmaz. Buraya kadar iyi yanlarından bahsettim ama gelelim beni rahatsız eden kısımlara Bir kere Aidan sarışın ama kitapta birkaç yerde esmer olarak yazılmış.Bu detay en çok rahatsız olduklarımdan biri resmen gözüme battı.İkincisi kapak ile karakterlerin alakası yok.Karakterlerin ikiside sarışın.Kapakdakiler ise kumral kahve arası bişey.Hadi diğerleri bi nebze uyuyordu bunun alakası yok.Üçüncüsü Thomas Ivan'a ne oldu.Keşke yazar orayıda bir açıklığa kavuştursaydı.İsimler çok sık kullanılmış.Bazı tasfirlerde abartı ve bilgi yanlışlığı vardı. Bu kusurlarını görmezden gelirsek kesinlikle iyi bir hikayeydi.Seriyi okumayanlara tavsiye.Vakit kaybetmeden başlayın
Baskı: Mirasyedi (Windham, #1)
Koridor ilk defa beni hayal kırıklığına uğrattı.Bir kere kitabın ismi ile içeriğin alakası yok.İkincisi Bu nasıl bir çeviridir böyle ya.Ben hala kim kim anlamış değilim.O kadar abuk sabuk cümleler vardı ki anlatamam.Gayle'nin abisi olduğundan bahsediliyor bir yerde e abisi varsa bu adam nasıl varis oluyor.Sonra Gayle ye babası yaşadığı halde dük denmiş saçma sapan daha bir sürü hata.Çevirinden mi kaynaklı yoksa orijinal metinde de böyle mi bilemeyeceğim ama ben beğenmedim.Konu güzel.Daha farklı bir yazar tarafından yazılsaydı beğenebilirdim ama Grace Burrowes sınıfta kaldı Kitabın içeriğine gelirsek.Kontumuz Gayle babasının evlen baskılarından kaçmak için kendi evlerinden birine gidiyor.Birgün hizmetçi şömine ile uğraşırken düğmeleri şöminenin bir yerine takılıyor ve kont yardım ediyor.Bunu gören anna kızı taciz ediyor diye şömine demiri ile kontun kafasına vuruyor.Sonradan durum anlaşılınca anna gaylenin bakımını üsteniyor.Bu kısımlar komikti.Kont annaya yapmadığını bırakmadı Macera böyle başlar.Çiftler gün geçtikçe birbirlerine aşık olurlar ama ortada birde sır vardır.Anna'nın herkesten sakladığı sırrı Sır konusuna hiç girmeyeyim ben birini öldürdü falan sandım.O kadar eften püften bişey çıktı ki şok oldum walla Kitabın tek ilginç noktası normalde anne ve babalar oğullarını evlendirmek içn saygın kızları seçerken burada Gayle'nin anne ve babası metresiyle evlendirmeye çalışıyorBu arada Gayle'nin babasının 3 farklı kadından toplam 10 çocuğu varBirde annesi bu ihanetleri affetmiş.Allahım gelde delirme.Çocuk mevzusunda da tamam 10 çocuk var ikisi ölmüş iki kız var Val ve Dev var Gayle ile 7 etti iki taneside uzaktaymış sanırım pek hoşlanmıyorlarmış birbirlerinden en azından ben öyle anladım etti 9.Eee bi tanesi nerde:conf used: Gayle'nin iki erkek kardeşi meşru olan Val ve Gayrimeşru olan Dev'e bayıldım.Serinin ikinci kitabı Dev'in üçüncü kitapta Val'in hikayesi.Onlarıda okurumVal'in cinsel tercihi ne ben hala anlamadım. Birde torun Rose var ki ben o kısmı hiç anlamadım zatenŞimdi Rose'un annesi ve Gayle eskiden nişanlılarmış ama sonra kız başkasıyla evlenmiş.Eee üvey baba muhabbetleri geçti.Demekki evlendiği kişi üvey babası ee o zaman Rose'un gerçek babası kimNasıl torun oluyor.Ölen kardeşlerden birinin mi acep.hadi öyle olsa abisinin karısıyla mı evlendirmek istemişler Gayle'yi. Cinsellik mevzuna hiç girmiyorum.Afedersiniz ama resmen prnoydu.+25 falan yani.Tamam diğerleri de anlatıyor ama kadın o kadar kaba ve duygusuz bir tabirle anlatmış ki bu kadar olur yani.Bir erkek bile bu kadar duygusuz yazamaz. Anna hamileliğini doğma falan girerken farkeder diyordum ama allahtan dük işe el attı Birde kitap 2010 da en iyi aşk romanı seçilmişDuyda inanma Kısaca Kafam çok karışık.Neyin ne olduğunu anlayan biri buraya yazabilirse sevinirim.
Baskı: Ödül
Julie okumayı özlemişim yaBirde Judith'e kavuşsaydık da okusaydım tam olurdu ama neyse.Ona biraz daha varKitaba tek kelime ile bayıldım.Bazen komik bazen duygusal anlar yaşattı okurken banaNicholaa karakterine bittim.Biraz saf ama çokça çatlak bir karakter yaratmış Julia Garwood.Nicholaa'nın ilk başlarda rahibe kılığına girip Royce'u ve diğerlerini kandırması çok hoştu.Ben gerçektende bir ikizi vardır ama yer değiştirmişlerdir belki diye düşünmüştüm ama yazar beni yanılttı saolsun Şah mat lı bölümler en sevdiğim bölümlerdi.Hatta keşke kitabın adı Şah Mat olsaydı dedim okurken bence daha çok uyardı hikaye ile.daha sonra Nicholaa'nın sarhoş olduğu kısımda güzeldi Royce sert erkeğim benim.Dediğim dediklerden.Bayılırım öyle karakterlereHem seviyor hem kızıyorÇaktırmazlar ama pekde duygusalKarısı üzülmedin diye kendi elleriyle satranç taşı yaptı be.Kim yapar bunu Yani genel anlamda sevdim.Beğenerek de okudum.Yalnızzz takıldığım bazı noktalarda yok değil haniİlk olarak neredeyse bir sayfadaki her cümlede Nicholaa ve Royce isimleri geçiyordu.Yazar çok sık mı kullanmış yoksa bana mı öyle geldi bilemedim ama cidden okurken ben sıkıldımİkinci olarak büyük abi uyuz Thurstan'a ne oldu ben anlamadım.Ben aktif rol oynar derken bi göründü ve kayboldu gitti.Ucu açık kaldı o kısmın.Sonra Ulric'e ne oldu o kısımda yok.Hele hele Baron Guy'un hikayede ki rolü neydi ben hiç anlamadım.Kötü adam diye beklerken adam birden melek kesildiBen İlk başlarda ki kafa tutmadan bir ekşın bekliyordum Baron Guy'dan ama birşey olmadı.Herzaman ki gibi herşey son 10 sayfada halloldu Kısaca bazı kusurlarını saymazsak güzel bir hikayeydi.Çok fazla didik didik etmemek lazım okurken.Benim gibi
Baskı: Kaçak (Dönüşüm Serisi, #2)
Serinin ilk kitabı serseri vasat bir kitaptı.Yurt dışında tüm seriyi okuyanların yorumlarına şöyle bir bakınca ikinsinide okumaya karar verdim.İyi ki okumuşum.Kaçak kesinlikle Serseriden daha iyiydi.Okuyanlar haklılar sanırım her kitapta giderek aksiyon artıyor. Konusu kısaca şöyle Faythe'in Marc ile birlikte çıktığı bir görev sırasında babasından bir telefon geliyor.Bir kedi adam cesedi buunduğundan gidip onu kontrol ettikten sonra gömmelerinden bahsediyor.Kontrol sırasında Faythe farklı bir koku algılıyor ve bu kedi adam ölümleri ilerleyen günlerde devam ediyor.Hepsinde de aynı kokuyu algılıyor Faythe.Daha sonra Striptizci kız kaçırılmaları başlıyor ve ortalık iyice şenleniyor.En önemlisi Faythe'nin bilmeden yaptığı bir hata başına çok büyük işler açıyor. Kitap öyle bir yerde bitti ki üçüncü kitabı merakla bekler oldumİlk kitabı vasat bulup da bunu okumamayı düşünenlere tavsiyem seriye devam edin.Gittikçe güzelleşiyor çünkü.Bu seri sırf Marc için bile okunur ya: Ahhhh Marc ahhhhhhhhh
Baskı: Tuhaf Melekler
Güzel bir kitap.Farklı bir konusu var biraz Supernatural'e benziyor.Vampirler kurt adamlar ve daha önce hiç karşılaşmadığımız bazı yaratıkların olduğu bir dünyayı anlatıyor.Dru esas kızımız önce annesini sonra babaannesini kaybediyor.En sonda babası gittiği bir avda eve zombi olarak dönünce babasını öldürmek zorunda kalıyor. Dru biraz farklı tabiki.Farklı olmazsa olmaz zatenEtrafında doğaüstü bir yaratık olduğu zaman hissedebiliyor.Babasını öldürdükte sonra yeni okulunda tanıtığı tek arkadaşı olan yarı asyalı Graves ile kendilerini bir maceranın içinde buluveriyorlar.Daha sonradan aralarına Dru'nun koruyucu meleği olarak tanımlanan aynı zamanda bir dampir olan Christophe aralarına katılıyor. Dru özel bir kız hemde çok özel.Büyük kötü vampir Sergeji ve daha bir sürü doğaüstü yaratığı öldürebilecek tek kişiBu yüzden de herkes onun peşinde Kitap serinin ilk kitabı olduğu için herşey daha yeni başlıyor.Dru asıl bundan sonra ortalığı kasıp kavuracak gibi Kitapta sevmediğim tek şey Dru'nun çok sık iç sesiyle konuşması ve karşılıklı konuşmalarda cevap vermeden önce sürekli betimlemeler yapmasıydı.Tamam betimleme yapılır.Kendi kendine de konuşulur ama bu kadarda olmaz yani.Sıkıldığım tek nokta budur.Gerisi gayet hoş bir kitap olmaktan ibaret
Baskı: Kendini Aşka Bırak (The Derrings #2)
Bugün kendimi kitaba verdim Sophie Jordan sevdiğim yazarlardandır.Düğün Gecesini de beğenmiştim.Buda harikaydı.Duyguların çok yoğun işlendiği kitapları severim.Buda onlardan biri işte.İlk kitaptan hatırlıyorum ben Portia'yı biraz.İşte bu kitaptaki esas kızımız kendisi. Konusuna gelince Portia'nın ailesi maddi sıkıntı içinde olduğu için onu zengin biriyle evlendirmeyi kafaya takmışlaradır ama Portia'nın planları arasında evlenip bir erkeğin boyunduruğu altına girip çok önem verdiği özgürlüğünün elinden alınması çoktur.Onun hayalleri bambaşka.Tam bir kitap kurdu olan Portia'nın hayali annesi gibi ülke ülke dolaşmak. Portia'nın ailesi yeni bir evlendirme girişiminde bulunmuşlardır bu sefer hedef Moreton Kontu'dur.Moreton Kontu Heathston Moreton kısaca Heath ailesinde lanet olduğuna inandığı için evlenipde bu deliliği çocuklarına çevirmek istemiyordur.Babası kardeşi ve annesinn delirerek öldüğüne inanıyordur.Bu yüzden evliliğe karşı olsa da yağmurlu bir gecede bir anda karşısına çıkan Portia'yı görünce işler karma karışık bir hal alıyorBundan sonrası mı kavgalar sataşmalar tutku ve en önemlisi aşk Heath kas kafalı ahmağın tekiO delirmedi ama okurken bu pc başında delirdimTutturmuş bir delilikte delilik.Portiada ondan geri kalmadı ama Heath'e harbiden sinir oldum Sözün kısası okuyun ben beğeneceğinize inanıyorum
Baskı: Cennete Bir Bilet
Günümüzde geçen güzel bir hikaye.Aşk tabiki var ama bunun yanında hayattan bazı kesitler de vardı.Beğenerek okudum. Konusuna gelince:Clara 36 yaşında bir sanat tarihçisi.Ayrıca mimarlıkta yapıyor.Kocası Paul tarafından aldatılmıŞ.Üstelik ikisini kendi yatağında basmış.Bir kızı var dört yaşında.İhanet üzerine kızı ila mayorkaya taşınıyor ve orada yeniden aşık oluyor.Hemde kendisinden yedi yaş küçük Andres'e.Andres Mayorkada bir lokantada da müdür.Herşey güzel giderken bir gün lokantaya yeni bir aşçı alınıyor ve Clara'nın ihanete uğrama korkuları tekrara su yüzüne çıkıyor.Üstüne üstelik gazetede çıkan bir haber ortalığı iyice karıştırıyor ve Clara Almanyaya kafasını toplama adı altında çekip gidiyorDevamı kitapta Andres'e hasta oldum böyle bi erkek bulun banaaaa Kitap Andres ve Clara aşkı üzerine yazılmamıştı.Yanında iki hikaye daha anlatılmıştı.Clara ve arkadaş grubunun komik hikayesi ve Clara'nın kızının arkadaşının ailesinin hikayesiGüzeldi.Sıkılmadan okudum
Baskı: Kristal Kan
Kitap favorilerim arasına girdi.Kesinlikle çok beğendim.Farklı bir konu bambaşka bir dünya güzel kurgulanmış bir hikaye.Fantastik edebiyatın vampir melek ve bu ara peri furyasından sonra bu kitap iyi geldi. Konusundan da bira bahsedeyim.Leydi Jade'nin yaşadığı şehri yöneten kraliçe.Zalim biri ve sürekli demir bir maske takıyor.Krallığını savaş ve bolca kan dökerek eski kralların elinden almış.Bir yandan insanlara zülm edip özgürlüklerini kısıtlardan diğer yandan da Erkolar adı verilen bir ırkın yok edilmesini sağlamaya çalışıyor.Erkolar insana benzeyen bir ırk ama damarlarında kanları yerine su dolaşıyor ten renkleri krem gibi ve gözleri de simsiyah.Birde farklı türleri var.Bütün şehir erkoların katil olduğunu düşünüyor ve bir kısmı onlardan kaçmaya çabalarken bir kısmı öldürmeye çalışıyor.Ama tabi gerçek bambaşkaVe bir gün Kızımız Jade ve Kuzeyli Faun'un yolları kesişiyor.Eh gerisinide okuyunca öğrenirsiniz Kitabı okurken hiç beklemediğim şeyler de oldu ama tahmin ettiğim bu böyledir bence dediğim şeylerde gerçek çıktı.Dediğim gibi farklı ve güzel bir kitap.En önemlisi seri değil.Keşke seri olsa dedim ama böyle tek kitaplarda iyi oluyor en azından bekleme derdimiz olmuyor Okuyun kitabı tavsiye ederim.Kitap bittikten sonra Faun Faun diye sayıkladım bir süre itiraf ediyorum:s irine:Fedakar erkekleri seviyorum ne yapayım
Baskı: Tutkulu Aşk (Chinooks Hokey Takımı, #1)
Rachel yazarda o kitap güzel olmaz mı yaBu kadının yazdığı bütün kitaplar istisnasız favorilerim arasında Serinin üçüncü kitabı Tutkulu Aşk da diğerleri kadar güzeldi.Konusuna gelince kitap Georgeanne'nin kendi düğününden kaçış sahnesi ile başlıyor.Kendinden yaşça büyük bir adamla evlenmekten son anda vaz geçiyor ve kaçmak içinde kahramanımız ünlü hokey oyuncusu Johndan yardım istiyor ama tabi John'un düğünden kaçtığından haberi yokYolda giderken öğrensede gerçeği iş işten geçiyor.Üstelik birde Georgeanne'nin evleneceği adamın patronu olduğunu öğrenince iyice şoka giriyor.Neyse sonuçta yarım ediyor ve tek bir gece kalıp gitmesini istiyor kızdan ve o bir gecede olanlar oluyorErtesi sabahta John kızı öylece havaalanına bırakıp arkasına bile bakmadan gidiyor.Tabi aradan yedi yıl geçiyor o gecenin birde bedeli ortaya çıkıyorEh devamı hikayede Komik ve duygusal bir kitap.Esas karakterlerimizin ikisininde başından kötü olaylar geçmiş.O yüzden biraz temkinli yaklaşıyorlar hayata. Neyse çenem düştü yine bana kalsa ne var ne yok anlatıcam
Baskı: Zor Kadın (Marcelli #2)
İlk olarak kitap serinin ikinci kitabı.İlk kitap Işıldayandı.Işıldayan Zach ve Katie'nin hikayesi ve burada da yan karakter olarak bolca mevcutlar. Seride 3.kitap Brenna ve Nic'in 4.kitap Joe'nin 5.inci ve son kitap ise Mia nın hikayesi Kitap hakkında ki yoruma gelirsek güzeldi.Modern bir aşk masalı diyebiliriz.Koridor klasiklerinden biri.Gayet ahlaksız bir romanCinsel içerik bolca.Ben sanki ilk kitabı daha çok sevmiştim ama buda iyiydi. Konusu ise söyle Francesca psikoloji üzerine bir tez hazırlamak amacıyla insanlar üzerinde bir deney yapmak için hamie kadın kılığına giriyor ve bir şirkete gidiyor.Burada kahramanımız Sam ile karşılaşıyor kendisi bir güvenlik şirketinin sahibi.Ünlüler ve zenginlere koruma sağlayan bir şirket.Neyse Sam Francesca'nın gerçekte hamile olmadığını öğrenince yemeğe davet ediyor ve ilişkileri ikinci buluşmada yatakta sonuçlanıyor.Ama sorun şu ki bu tip romanlarda klasik olaylardan biri Sam eşinden boşanmış bir adam.Francesca ise esi genç yaşta ölmüş bir dul.Tek şartları evlilik bağlanmak vaatler yok.İlişkinin tek amacı seks.İlk başlarda bu ilişki güzel gitsede bir gün Sam'ın evinin kapısı çalınıyor ve herşey değişiyorSonrası mı eh artık okuyunca görün Francesca'nın ailesine bayıldım.Bir kişi hariç.Büyükbabalarına uyuz olmamak elde değilÇok kalabalık ve şen şakrak bi ailesi vardı Bundan sonra iki düşman ailenin çocukları olan Brenna ve Nic'in hikayesi.Ki ben en çok bunu merak ediyorum
Baskı: Tutkunun Dansı (Cynster, #15)
Okuyucu yorumlarından sonra büyük ön yargıyla başladığım bir kitap Tutkunun Dansı.Beğenmeyip sıkılacağımı düşünmüştüm okurken ama hiçde öyle olmadı.Gayet güzel bir kitaptı.Tabiki bir Julia ve Judith'in kitapları gibi değildi ama kendi çapında buda güzeldi:)Ben sıkılmadan okudum.He bir daha okurmuyum okumam:) Emily ve kardeşleri anne ve babasının ölümünden sonra varisleri olan amcalarının yanına taşınıyorlar.Tabi amcaları kötü biri.Hizmetçi gibi çalıştırıyor onları evinde.En sonunda Emily 25 yaşına geip reşit olunca kardeşlerinin vasiliğini üzerine alıyor ve amcalarının evinden kaçıyorlar.Amaçları aile hazinesini bulmak.Bu hazine uğruna Clayton adlı bir kasabaya geliyor ve hancılık yöneticiliği için bir ilan görüyor ve görüşmeye gidiyor.Tabi hanın sahibi.Süper yakışıklı Jonas:)Emily'nin hayallerinde ki han sahibi koca göbekli ak saçlı babacan tavırları olan yaşlı bir adam.Tabi karşısında Jonas gibi br adam bulunca dumur oluyor ve herzamanki gibi aralarında kıvılcımlar çakıyor.Bundan sonrası tabiki aşk ve macera:)Gerisini okuyunca görürsünüz. Yalnız şunuda belirteyim.Stephanie'nin diğer kitaplarında olduğu gibi burada da yoğun bir cinsellik var.Öyle yoğun ve uzun ki tek bir sahne bile 20 sayfa civarı birşey tutuyor:)Vasatın biraz üzerinde bir kitap.Okumaya değer ama:)
Baskı: Mekanik Kalp
İlginç bir kitaptı.Sonu keşke mutlu bitseydi ama malesef mutlu değil.Beklemediğim gelişmelerde oldu kitapta.Kısaca vasat bir kitaptı.
Baskı: İlk Aşkın Büyüsü
Çok beğendiğim söylenemez ama yinede sıkmadan okuttu kendini.Tren kompartımanında mahsur kalan dört adamın ilk aşklarının anlatıldığı bir roman.Herkes sırayla ilk aşkını anlatıyor.