Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Kim Bağışlayacak Beni
Birhan Keskin için ne söylense az,eksik,yarım kalır. Acıları yaraları,yara izleri ve anılarıyla insanlardan bıkkın kendisiyle sorunlu,kendinden sorumlu bir kadının ince ince dağlayan şiirleri... Bir yandan hayran bırakan öte yandan hüzünlendiren bazen hafif abartısız tebessümler oluşturan metinler. Kusursuz bir imge yaratma gücü müthiş soyutsal betimlemeler. Bir kerede asla tadını varılamayacak 5 kez 10 kez 15 kez okunması gereken bir kitap.
Baskı: Taş Bina ve Diğerleri
Yazar Taş Bina ve Diğerlerin’de karanlıkta kalanları aydınlatmaya çalışıyor, onların var olma mücadelelerini, toprağın altında kalanları hızlıca çekip çıkartıyor. Gerçeğe soyutla dokunmak istiyor. Sonbaharın son günlerini yaşadığımız şu zamanlarda kendi Taş Binalarına dair kafa yormak isteyenlerin ilgisine…
Baskı: İpek ve Bakır
İpek ve Bakır yumuşak ve sert hikayelerden oluşmuş adını layıkıyla taşıyan bir kitap. Ani açılış ve kapanışları var. Ama bu anilik rahatsızlık vermeyen, okuyucusunu üzmeyen bir anilik. Ucu açık kalmış meseleleri tamamlamak arzusunda olanların ilgisine…
Baskı: Karanlık Oda
Rüyalar, Tekinsiz Sokaklar, Tuhaf İnsanlar, Sevilemeyen Bir Toplum ve Onun Aynılaşan İnsanlarının verdiği sıkıcılık. Klasik Bıçakçı imgeleri ile dolu baştan sona merak duygusunu körükleyen ilginç ve güzel bir roman.
Baskı: Kozmik Haydutlar
Kozmik Haydutlar hava, kara, deniz dinlemeden kıtalar arası seyahat eden uçarı bir macera. Haydutların her durağı ise apayrı bir felsefe. Kendince varlık nedenlerini arayan bir grup amaçsızın amaçlı hale dönen yaşamlarından 194 sayfalık bir izlek. Çok kültürlü dokusu, kutuplaşan dünyaya yönelttiği ince hicvi, çılgınlıkta sınır tanımayan karakterleri ve boğmadan anlatmaya çalıştıkları ile okuyanın yanına kar kalacak bir kitap Kozmik Haydutlar.
Baskı: Dolambaç
Dolambaç çareyi uzaklaşmakta arayan bir kadının,sorunlarından yalnızlıkla kurtulacağına inanan kalabalıktan sıkılmış insanın romanı. Neden ve sonuçları çok kesmeyen bir metin. Zaten farkında olunan şeylerin tozunu attıran bir rehber. Sessiz hüznüyle ince ince şipleyen türden bir öykü. Hafif bir jazz müzik, battaniye, kahve ve şömine eşliğinde şehrin kalabalığından ustaca uzaklaştıran bir sonbahar romanı… ilgililerine…
Baskı: Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde...
Samimiyet dolu,abartısız,sakin ve özenle işlenmiş hikayelerle dolu enfes bir yaz kitabı. seksenler doksanlar dönemini küçük ama gözden kaçması imkansız anektodlarla veren başarılı bir yazarın kaleminden yer yer kendisi yer yer başkalarının öyküleri.
Baskı: Barış Adlı Çocuk
Uzun zamandır okuduğum en çarpıcı en sert öykü kitabı.Sevgi Soysal okurken Tezer Özlü okumuş gibi olunan bir kitap ama Tezer Özlü'den daha güçlü daha başarılı bir anlatım ve daha derli toplu bir kurguyla. Soysal da hayatından izler katmış öykülerine çekinmeden eleştirmiş Hissettirmiş en önemlisi kendisi vermemiş. Hazırcılık yok hiç birinde hikayelerin tadı acıtan bir gerçeklik var. Mutlaka okunmalı.
Baskı: Beyaz Şah
Edebiyatın mücevharatından nasibini almayan Dragoman’ın metni etkisini sessizliği ve sakinliğinden alan bir anlatı.Olayların içine çıkılmaz hallere sokulmadan da gayet güzel bir biçimde aktarılabileceğini kanıtlayan yazar hikayesinde vermek istediği mesajları küçük bir çocuğun ağzından egosuz,engelsiz ve saf bir biçimde aktarma yolunu seçmesi bakımından da frark yaratıyor. Tüm bunların yanı sıra Roman beslendiği 80’ler dokusunu ve bu yıllara ait imgeleri de kusursuz bir şekilde sunuyor. Okur küçük bir çocuğun ruhunda baba figürü’nün yerini,bu çocuğun öfke, mutluluk ve çaresizliklerini izlerken umud etmenin bazen insanın tek sığınağı olabileceğinin de farkına varıyor. Kitap gerek yan karakterleri, gerek olay örgüsü ve varmak istediği noktaya okuru ulaştırma biçimiyle umudun gücü adına bir şeyler okumak isteyen, süsten uzak edebiyatı tercih edenlerin ilgisine layık.
Baskı: Olduğu Kadar Güzeldik
Gerçek halkın içinden gerçek halkın sesi hikayeler. İnce ve şeffaf bir yazardan. Her hikayesini ayrı beğendiğim her hikayesinde ayrı nefes alan capcanlı bir kitap. Yer yer seksenler ve doksanlar ruhunun hissedildiği bu özenli hikayeler türk edebiyatı için yeni ve alternatif bir durak olmuş.
Baskı: Heba
‘’Heba’’ Hasan Ali Toptaşın son romanı. Derinlikli,ince işlenmiş,kendisini kolay açmayan bir metin. 308 sayfada noktalanan 7 bölümden oluşan bir iç muhasebenin kitabı. Ana Karakter Ziya’nın 42 yıl önce öldürdüğü küçük bir kuş yüzünden çektiği vicdan azabı etrafında şekillenen ve yer yer geçmiş, yer yer günümüze dönük anlatılan hikayesi. Kitap; Şehir ve Kır yaşantısının çıkmazlarına dokunurken,Suriye sınırında büyük fedakarlıklar ve zorluklarla geçirilmiş bir askerlik ve burada ölümsüzleşen bir dostluğun öyküsü aynı zamanda. Toptaş bu noktadan bakıldığında karakter sahibi bir eser ortaya koymuş, zira her bir bölümde anlatılan olayların kendi içinde bir duruşu ve tavrı var. Olaylar geçmiş, bugün ve gelecek zinciriyle birbirine başarılı bir şekilde bağlanmış.
Baskı: Sandık Lekesi
Kuşkusuz ki bugüne dek okuduğum en iyi hikayeleri barındıran kitaplar arasına girmeyi başardı.Sema Kaygusuz o denli müthiş bir hayal gücü ve yaratıcı zekaya sahip ki her hikayesi başka bir türe kapı aralıyor. Her hikaye ayrı bir deney. Bu yönüyle Sandık Lekesi deneysel bir hikaye kitabıdır da denebilir. Kusursuz bir anlatım harika betimlemeler kısa ama vurucu öyküler... Elifin E si adlı hikayede takıntılı bir yeni anneanne yi okurken Engereğin Oğlunda yaşamın parmaklarımızın nasılda tam ucunda olduğunu görüyoruz. Kadın Sesleri'nde sevgiye muhtaç bir kadın ve onun sevgisini çalan bir kadının hesaplaşmasını okurken Kışlangıç adlı son hikayede yazarın kendi devinimlerini enfes bir biçimde okuma fırsatı elde ediyoruz.
Baskı: Korkuyu Beklerken
Duygusal,aykırı,toplumcu ancak bireyselliği iliklerine dek yaşatan bir yazar Oğuz Atay. Nitekim Korkuyu Beklerken'de kendine yer bulan hikayelerin bir kısmında bireysellik bir kısmımında ise toplumsallık ağır basıyor. Kendisini babasıyla bir tutan ve duygularını ona ancak öldükten sonra açabilen bir karakterden. Tren istasyonunda hikaye yazıp bunları satarak yaşamaya çalışan bir karaktere ustalıkla sıçratabiliyor sizi.Aslında tüm hikayeler karakter hikayesidir de denebilir bu boyuttan bakıldığında. Zira beyaz mantolu adam isimli ilk hikayede bunu çok net bir biçimde gözlemlerken korkuyu beklerken'de kendisini eve hapseden karakterimizin takıntılarında gezinirken bundan kesinlikle emin oluyoruz. Birbirinden güzel düşündüren sorgulatan ve öğreten hikayeleriyle edebiyatımızın en değerli eserlerinden birisi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Baskı: Göğe Bakma Durağı
Turgut Uyar üzerine ne söylenebilir ki durup sayfalarca yazılabilir saatlerce konuşulabilir. İkinci Yeni'nin aykırı ruhlu yalnız adamı.Yeniliklerin cesur öncüsü. Seçme şiirlerinin Bedirhan Toprak tarafından bir araya getirildiği bu kitabında yine dönüp kendi yanaklarımdan öptürdü yine ilaç milaç bok püsür yüreğimdeki yarayı haykırmadan anlatamam dedirtti.
Baskı: Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra
Barış Bıçakçı'nın her zamanki sade yalın duru anlatımından muhteşem bir kitap daha. Başak intihar eden ancak öldükten sonra geride bıraktıklarının hayatlarını baştan değiştiren bir karakter. Roman Başak'ın intihar sebebini(lerini) yavaşça irdelerken geride bıraktıklarının hayatlarına da usul usul sokuyor okuyucuyu ve bu karakterler üzerinden kendimizi yaşantımızı başarılı bir biçimde sorguya çekmemizi sağlıyor.
Baskı: Yürekte Bukağı
Bu kitabında'da Ustaca süzülüyor Uyar insanın dehlizlerine. Salt olay hikayesi bekleyenlerin tatmin olmamakla beraber hikaye kavramının anlamını tüm yönleriyle bilenlerin seveceklerinden şüphe duymadığım leziz bir okumalık. Beklentiler,arzular geçmiş gelecek hesaplaşmaları kent yaşamının insan ruhuna yaptıkları gibi konular üzerine kurmuş yazar hikayelerini bazen acı bazen tatlı anlarda çizmiş rotasını.
Baskı: Anayurt Oteli
Anayurt oteli'nin son varisi Zebercet. Biraz sorunlu biraz psikopat, duygusal biraz ve çok yalnız. Bunalımları var, cinsel kimliği konusunda kararsız. Tüm bunlara rağmen okurken sevimli gelen,derdi kendisiyle olan bir adam. Yusuf Atılgan'ın aylak adam'dan sonra okuduğum ikinci kitabı ve kesinlikle aylak adamdan daha çok sevdim. Müthiş psikolojik tahliller güzel saptamalar gündeliğin içindeki ayrıntılar derken muazzam bir okuma keyfi sunuyor.
Baskı: Martı Jonathan Livingston
Anarşist bir martının düzene boyun eğmeyişinin hikayesi Martı. Sade akıcı bir solukta okunan. Martı Jonathan'ın sürüsüne anlatmaya çalıştıkları aslında ezelden beri insanlığın ortak arayışı. Özgürlük, baş kaldırı ve sevgiye dair tatlı kısa bir öykü.
Baskı: Ruhi Mücerret
Genel anlamda güzel bir kitap ancak eleştirel bakmak gerekirse. Yazarın iki cümleden birinde betimleme yapması (yaptığı betimlemeler muazzam olsa bile) kitaptaki samimiyeti biraz bozmuş sanki. Kurgu zekice olay akışındaki tempo bir an bile durmuyor ve kitap kendini kuşkusuz ki okutuyor. Fakat orijinal bir şeyler yaratma kaygısı güttüğü çok bariz. Okuduğum süre boyunca beni o kasılmışlık havasından çıkartamadı. Kapitalizme reklamlar aracılığıyla hayatımızın şekillendirilişine,Statü göstergesi simgelere çok hoş bir dokundurma. Ancak edebiyat adına süslü ve eğreti benzetmeler ve eleştirdiği şeylere özenme ötesine gidemeyen bir roman.
Baskı: Yaşamaya Bak
Kitap ana karakter Paul'un kanser teşhisi sonrası aldığı ışın tedavisi nedeniyle ailesi ve yakın çevresi için tehlike teşkil etmesiyle başlıyor. İlk yarı biraz ağır ilerlemekle beraber kitabın genelindeki anlatım ya türkçe çevirisinden kaynaklı yada orijinal yazımından dolayı biraz savruk ve kopuk. İkinci yarı daha güzel ve steril okunabilir bir hal alıyor. Yazar anne baba çocuklar büyükanne ve büyükbaba ilişkilerini incelerken. Kapitalizmin dayatmacılığı Afrika da süregelen sorunlar, zencilere uygulanan pozitif ayrımcılık gibi konulara dikkat çekiyor.
Baskı: Herkes Kadar
Sakin öykülerin bir araya geldiği bir kitap. Şehir insanının yalnızlıkları arayışları kendisiyle olan hesaplaşmalarına eğilmiş. Sade bir dil yer yer derinleşen tadında bir anlatımla tamamlanmış. Daha çok durum öyküsü tadında ilerleyen hikayeler şaşırtıcı ve vurucu sonları olmasa bile etkileyici bir niteliğe sahip. İçinde bulunduğumuz yaz aylarında güzel bir deniz kenarı kitabı olabilir.
Baskı: Çavdar Tarlasında Çocuklar
Holden isimli bir çocuğun sıradan hayatına farklı bakış açısı üzerine kurgulanmış farklı bir kitap. Eğlenceli iyimser mutlu. Yormayan sıkmayan derdi olmayan bir kitap. Ama amaçsız değil. Bu,hayata karşı bilenmiş karakter vasıtasıyla alt metinlerde herkes kendine bir şeyler bulabiliyor. Başarılı...
Baskı: Yaza Yolculuk
Tomris uyar kendine has bir tarzda incelikli bir dille derin ruh hallerindeki insanların basit görünümlü karmaşık yaşantılarının öykülerini aktarmış. Hepsi yaza doğru hepsi sarı sıcak öyküler keyifle okunası.
Baskı: Varolmayanlar
Aklın kayboluşu postmodern toplumsal yapının dayatmaları düzene karşı çıkış bastırılmış benliğin yarattığı psikoloji gibi kavramlardan yola çıkan bir roman olması yönüyle başarılı ancak kurguda aradığımı bulamadım. Gereksiz derecede uzun,olaylar bu denli sarkıtılmadan aktarılsa ve kitap 439 sayfa olmak yerine belki 250 sayfa olsa daha etkili olabilirdi.