metastatic
@metastatic

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Fahreddin Paşa'nın Medine Müdafaası

Kesinlikle okunması gereken kitaplardan. Okurken tüylerim diken diken oldu. Fahreddin Paşa ve nice kahramanımızı tanıtamayan sistemimize de yazıklar olsun..

Baskı: Şeyh Said Bir Dönemin Siyasi Anatomisi

Bahadır Bey kitabının temelini aslında kendi "Şeyh Said Hikayesinden" ziyade bugüne kadar yazılmış ve kaynak diye gösterilen "Şeyh Said" kitaplarındaki tezleri çürütme üzerine oturtturmuş. Bunda da oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim. Hatta o kadar başarılı ki Kürt ve Türk ulusalcılarının iddialarını birbiriyle çürütebilmiş. Fakat ben yazarın kendi kronolojisiyle bu eseri kaleme almasını dilerdim. Yazım dili biraz daha sadeleştirilmiş olsaydı demeden yorumumu bitirmeyeyim :)

Baskı: Vatan Cephesi Davası / Yassıada Zabıtları VI

Yassıada mahkemesesinin pardon tiyatrosunun Vatan Cephesi perdesine hoş geldiniz. Adaletin ruhuna rahmet okutan bir Başsavcı ve onun saz arkadaşları olan Divan üyelerinin komedisini bu kitapta göreceksiniz. Tavsiye olunur..

Baskı: Aliya Okumaları-İslam Deklarasyonu

Aliya Bige Kral.. Bu ismi sonuna kadar hakediyor. Bilge Kral'a bu kitapta bir kez daha hayran oldum.. Kendimi sorguladım.. Kesinlikle tavsiye olunacak bir kitap. Emeğe geçenlere teşekkürler.. 10 Puanımı Aliya'nın kendi kitabına saklıyorum bu arada :)

Baskı: Türk Demokrasi Tarihinde Vatan Cephesi

Kitabı aslında "vatan cephesine farklı bir bakış" cümlesine bakarak aldım. Umduğum buldum mu? Çoğu kez evet diyebilirim. Vatan Cephesi için aklımda olan iki kitaptan biriydi. Diğeri "Yassıada Zabıtları Vatan Cephesi" idi. Kitap Türkiye'nin hatta Osmanlı'nın demokrasi tarihinden itibaren tarihimizdeki demokrasi gelişimini ve kutuplaşmaları ele alarak başlıyor. Mustafa Kemal ve İnönü derken çoklu parti sistemimize değiniliyor. Buraya kadar kitabın akademik bir dille yazıldığını ve bitaraf olunacağını tahmin etmiştim ama bazı noktalarda bunları göremedim. Benim naçizane yazara katılmadığım konular var. Mesela İnönü'nün çoklu parti sistemine girişi bir destansı geldi bana. Halbuki mevcut şartlarda Türkiye ekonomik olarak bir buhranda ve Rus tehdiddi altındaydı. BM şemsiyesinin altına girmesi için Türkiye'nin biraz terlemesi gerekiyordu. 1946 San Fransisko konferasında dikta ve tek adam rejimi benimsenmiyor, aksine demokratik rejim övülüyordu. Türkiye San Fransisko kararlarından sonra apar topar çoklu partiye dönüş yaptı. Yaptı çünkü yapmasaydı Rus tehdidi zirveye çıkacaktı. Burada yazarla aynı fikirde değilim. Gelelim 2. ayrı düştüğüm noktaya. 1957 seçimlerinde sayım konusunda bir hile yoktur. Bu konuda çok durdu yazar ama 1946 seçimlerinin fecaat olduğunu üstün körü geçti. Halbuki "açık oy gizli tasnif" Türk demokrasi tarihinin yüz karası bir olayıdır. 57 seçimlerinde radyonun erken sonuçları açıklamasının bir hile olduğu belirtiliyor. Halbuki seçime katılım oranına bakılırsa %75 gibi düşük bir oran görülecektir. Bu radyodan sonuçların açıklanması belkide DP aleyhinde cereyen etti. Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Yazar Yassıada duruşmalarını fevkalede güzel analiz etmiş ve okuruna sunmuş. Bu kısma hayran kaldım. Birde Eti Ocağı olayı var ki müthiş vizyon. Bunuda yazar sayesinde öğrendim. Genel itibariyle okumaktan zevk aldığım bir eser olmuş.

Baskı: Yassıada, Menderes ve Muhafızları

Kitabın yazarı Mehmet Bey Yassıada'da muhafızlık yapmış subaylardan. Kitabın girişinde günlüğünü yazarken tarafsız olamadığını, günün şartlarından etkilendiğini yazıyor. Ama bu tarafgirliğine bence günlüklerden sonraki güncel açıklamalarında da devam ediyor. Mesela Yassıada Komutanını her olayına neredeyse şahit gösteriyor. Hani Tarık Güryay'ın mahkeme salonuna kurdurttuğu özel masasının fotoğrafını görmesek, diğer hatıratları okumasak Tarık Güryay'ın melek gibi bir gardiyan olduğunu sanacağız. Yazar Mithat Perin ve Nazlı Ilıcak'ın yazdıklarını Tarık Güryay'ın yazdıklarıyla çürütmek istemiş ama Tarık Güryay'ın kitabına cevap veren Nusret Kirişçioğlu'nun kitabını es geçmiş. Menderes'in intihar ettiğini söylüyor ama ben zehirlendiği kanısındayım. Bunun için çokça uzun yazardım ama vakit almak istemiyorum. Kitaba neden 6 puan verdim. Çünkü çekilen gizli fotoğraf bence çok büyük başarı. Günlük dediklerimiz zaten hissi olur. Ama tutulabilmesi ve bunu gelecek adına yapılması bence olumlu. O dönemi merak edenler okusun diyebilirim. Ama bu kitap o Yassıada'yı anlamak için sadece aperatif. Keyifli okumalar :)

Baskı: 6-7 Eylül Olayları Davası/Yassıada Zabıtları-II

Daha öncede Bebek Davası ve Örtülü Ödenek Davalarınında zabıtlarını okumuştum. Yine aynı şeyi söyleyeceğim; Bu tür tarihi kitaplarda görseller bence çok önemli. Keşke görsel kullanılsaymış. Kitap bence üçe bölünebilirmiş. Savunmanın ve müddeiumuminin dosyaya koydukları belgelere keşke yer verilseymişte kita üçe ayrılsaymış. Gelelim izlenimime; Bu kitabı okuyunca kendimi Yassıada'daki mahkemenin(?) salonundaymışım gibi hissettim. Sayfaları çevirdikçe yalancı şahitlere hayret ediyor, ifadeler içinde mübayenetler görüyor, müddeiumuminin sokak ağzına şahit oluyor ve sözde mahkeme reisinin ne denli taraflı davrandığını görüyorsunuz. Düzmece bir mahkemenin zabıtlarını okudum. Bir sonrakinde hangi zabıtları okurum bende merak ediyorum :)

Baskı: Örtülü Ödenek Davası / Yassıada Zabıtları -1

Bebek Davası Zabıtları kitabında keşke resimlerde olsaymış demiştim. Bu kez dahada açıyorum. Keşke daha fazla görsel olsaymış. Menderes'in avukatının mahkemeye sunduğu 40 sayfalık raporu merak ediyorum. Keşke bu kitap iki cilt olsaydı da onlarada yer verilseydi.

Baskı: Yassıada Zabıtları-IV Bebek Davası

Kitapta dönemin mahkeme fotoğrafları ve yazılı ifadeler tam olarak yer alsaydı eminim eşsiz bir eser olacaktı. Yinede tebrikler Emine Hanım..

Baskı: Sultan Yıldırım Bayezid Han ve Fetret Devri

Belkide Osmanlı tarihinin en şansız padişahıdır; Sultan Yıldırım Bayezid.. Hem Niğbolu'nun galibi hemde Ankara'nın mağlubu.. Belki Timur'la hiç karşılaşmamış olsa da ya da 5 yıl sonra karşılaşsa bugün tarih kitapları kendisinden Fatih Sultan Bayezid olarak bahsedecekti kim bilir.. Kitabı Bayezid Han'a olan hayranlığımla okudum. Eğer detaylı bir kitap bulursam Bayezid Han hakkında mutlaka onuda okuyacağım..

Cem Sultan
5/1006.04.2015

Baskı: Cem Sultan

Kitap yazarları kitabın kronolojik olarak olayları anlattığını zaten kitabın başında söylüyorlar. Açıkçası bu kadar kronoloji beni sıktı. Kitabın dipnotlarını daha ilgi çekici buldum. Hatta dipnotlarda adı geçen Vakıta-ı Sultan Cem kitabını alıp okuyacağım.

Baskı: Haremeyn Hizmetinde (Kayı, #3)

Serinin 3. kitabı ll.Bayezid ve Yavuz Sultan Selim Han'ın dönemlerini ele alıyor. Ahmet hocanın anlatımı yine mükemmel. Sade ve akıcı. Okuyucuyu hiç sıkmıyor. Yavuz Sultan Selim Han dönemini okurken kendimden geçtim. Selim Han'ın ne kadar büyük bir padişah olduğunu iliklerime kadar hissettim. Kesinlikle tavsiye ederim. Gelelim neden 9 puan vermeme. Bir kere kitabın içeriği mükemmel. Yayın evine burada görevler düşüyor bence. Tarih kitapları artım görsel içermeli bence. Kitapta Selim Han'ın Çaldıran Seferinin yolculuğu anlatılıyor ama bunu yan tarafta bir haritayla göstermek bence mükemmel olurdu. Dönemin devletlerinden bahsediliyor; Safevi, Memlükler gibi ama bunların hangi coğrafyaya sahip olduklarını gösteren bir atlas olsa çok daha iyi olurdu. Mesela Çaldıran Ovasının şimdiki resmi bir sayda olsa, yan sayfada da Çaldıran Savaşı anlatılsa şık olmaz mı? Ya da Şah İsmail'e Osmanlı ordusundaki askerler anlatılıyor, bu manzara 3 boyutlu resim olarak çizilemez mi? Ya da Selim Han'ın Şehzadeliği boyunca yaptığı yolculuklar görsel olarak ifade edilemez mi? Mesela seri böyle olsa ama her kitap 1 döneme anlatsa olmaz mı? Bu tarzı yeni yeni Talha Uğurluel'de görüyoruz. Bence tarih kitaplarında geleceğin kitap anlayışı böyle olacak, olmalıda. Tarih kitabı okuyan kitle daha da artmalı ve kitaplar bu kitlelere daha cazip gelmeli.

Baskı: Satılık İmparatorluk

Mustafa Armağan yakın tarihimizin yasak, tecritli, el değmemiş ne kadar konusu varsa hepsine bir çırpıda el atıvermiş. Yazar kitaba, Atatürk'ün mal varlığı gibi çetrefilli bir konuyla bodoslama dalarak başlıyor, okuyucunun kendine gelmesini beklemeden onu geçmişle şimdiki zaman arasında yalpalatıyor. Kah Osmanlı zamanından dem vuruyor kah Cumhuriyet döneminden, kah şimdiki zamandan.. Ben yakın tarihimizi hep mayınlı bir tarlaya benzetiyorum. Nerede ne mayın çıkacağı belli olmuyor. Mustafa Armağan'da bu tarlanın köstebeği. Korkusuzca tarlaya dalabiliyor. Bir o konuyu eşiyor, bir bu konuyu. Gayreti, azmi ve bilgisi takdire şayan.

Baskı: Cihan Devleti (Kayı, #2)

Ahmet Hoca'nın üslubunu çok beğenenlerdenim. Pek çok belge ve kaynağı kendi süzgecinden geçirerek anlatabilecek en sade dille anlatıyor tarihi. Bu kitabı okurken Fatih Sultan Mehmed Han'a bir kez daha hayran kalacaksınız..

Baskı: Hesaplaşma - İzmir Suikasti

Kitap daha çok mahkeme tutanaklarıyla ilerliyor. Kara Kemal'in ölümü ve diğer diğer ittihatçılar hakkındaki basma kalıp düşünceler bu kitapta da mevcut. Beni çok cezbetmedi. Yazarın diğer kitabı Pazarlık kütüphanemde duruyor. Umuyorum o aynı tadı vermez.

Baskı: Kayı- 1

Ahmet Hoca'yı televizyon programlarında tanıdım. Üslubu ve anlatım tarzı çok hoşuma gitti. Kayı Serisini görüncede hemen alıp okumak istemiştim ama gittiğim kitapçılarda bir türlü bu seriyi bulamadım. Okumak şimdiye kısmet oldu. Kitap tam beklediğim gibi. Ahmet Hoca olayları birçok kaynağın süzgecinden geçirerek okunabilecek en sade haliyle okuyucuya sunmuş. Tarih okumayı sevmeyenlerin bile okumaktan sıkılmayacağı bir kitap olmuş. Eksik olan taraflar ise teferruatlar bence. Konular daha geniş kapsamlı anlatılsa daha hoş olabilirdi. Birde Türkiye'de tarih kitaplarında yapılan bir hata var; görsellik. Yani okuyucu bir sayfada mesela bir savaşı okuyorsa yan tarafta bununla ilgili harita,portre..vs gibi görsellikler kullanılabilinir. Bu çokta hoş olur. Kısaca yorumum; hızla serinin ikinci kitabına geçiyorum :)

Mehmed Akif
8/1019.11.2013

Baskı: Mehmed Akif

Yazar Mithat Bey ne de güzel anlatmış Akif'i ; "Mehmet Akif "Mehmet Akif" olduğunu bilmeyecek kadar sade adamdı." Bu kitap için biyografi tanımı yapmak bence haksızlık olur. Mithat Bey merhum Mehmet Akif ile olan hatıralarını oldukça çok bir dille kaleme almış. Zaman zaman gerçekten gözlerim doldu. Mesela; "Fakat, nihayet bir gün, ona anlatamayacağım elim tesadüflerin karşısında kaldım: Akif, benim aynı ayın aynı gününde, benim bir zamanlar oturduğum Mısır apartmanında, benim yatak odamda, benim yattığım odada ölüyordu." gibi.. Bazı yerlerdeki tespitlere ise hayran kaldım.. Mesela "Akif, Aruz'un Mimar Sinan'ıdır. " gibi.. Bazende Akif'in beyitlerine tebessüm ettim; "Sessiz yaşadım, kim beni nereden bilecektir!" Bunlar kitaptaki hoş tatlardan bir kaç örnekti. Olumsuz gördüğüm ya da beklentilerimi elde edemediğim kısımlar ise şöyle; Kitaptaki bazı dip notlar doğrusu sıkıcı geldi bana. Ben Tevfik Fikret ile Akif'in çekişmesi daha detaylı anlatır diye umuyordum, umduğum olmadı. Akif'in İstiklal Marşını ve Çanakkale Şehitlerine şiirinin kaleme alınma süreçleride merak ettiğim konulardı ama onlarda fazla teferruatlı anlatılmamış.. Kısaca yorumum budur :)

Baskı: Trabzon Meb`usu Şehid-i Muazzez Ali Şükrü Bey

Ali Şükrü gerçek anlamda bir vatanperver ve Meclisin ikinci grubunun önde gelenlerindendi. 27 Mart 1923 günü Topal Osman ve adamları tarafından boğdurulup öldürüldü. Cesedi 2 gün sonra Çankaya köşkü yakınlarında alelacele gömülü şekilde bulundu. Bu kitapla Lozan Konferansının en hararetli zamanlarında işlenen bu siyasi cinayetin üstündeki perdeyi aralayacak ve merhum Ali Şükrü Bey'i daha yakından tanıyacaksınız.. Bunlar kitap hakkındaki olumlu görüşlerim.. Olumsuz görüşlerim ise kitapta yer yer ağdalı Türkçe kullanılmış ve bu konuda sadeleştirilme bazı yerlerde unutulmuş. Bu kitabın bazı yerlerinde okuyucuyu sıkabilir. Hele ki belge niteliğinde olan beyantların sadeleştirilmeden verilmesi açık söylemek gerekirse beni yordu.. Ali Şükrü Bey benim tarih sayfalarında merak ettiğim bir şahsiyet olmuştur hep..Bu yüzden imkan buldukça başka kaynaklardan da kendisi hakkında malumat almak istiyorum. Siyasi Tarih sevenlere bu kitabı tavsiye ederim..

Padişah Anneleri
7/1005.11.2013

Baskı: Padişah Anneleri

Osmanlı'da geri plandaymış gibi görünen aslında hiçte geri planda olmayan Osmanlı Sultanlarının hayatlarına kısa kısa değinilmiş hoş bir kitap. Tarih meraklılarına tavsiye ederim..

Baskı: Bir Şehid Sultan Abdülaziz Han

Akademik araştırmalardan ve detaylı anlatımlardan hoşlanmayanlar için tavsiye edebileceğim bir kitap. Abdülaziz Han'ın tahtan indirilişini ve şehit edilmesi yorucu olmayan bir dil ile anlatılmış. Kitapta eksi olarak yorumlayacağım noktalar bazı olayların 3 hatta 4 defa tekrarlanarak anlatılması ve bazı yerlerde (Özellikle son bölümdeki mektup) sadeleştirilmeye gidilmemesi. Tarihimizde darbe hastalığı vuku bulduğu dönemlerden biri 30 Mayıs 1876 yılı..Kitabı okurken tarihin nasıl tekerrür ettiğine ve Çekres Hasan'ın kahramanlığına tanık olacaksınız..

Baskı: Demokratlar Tek Parti Devrinden 27 Mayıs İhtilali'ne

DP dönemi ile ilgili pek çok kitap okudum. Araştırmalar, makaleler, hatıratlar..vs Bu kitabı daha çok Tarık Güryay'ın hatıratına benzetiyorum. Refik Bey DP'nin kurucularındandır evet, Meclis Reisliği yapmıştır evet, ama burada Refik Koraltan anılarında olayları öyle farklı lanse ediyor ki, sanki Bayar ve Menderes'i ikinci adam pozisyonuna koyuyor. Refik Koraltan'ın hatıratı ilk Yassıada Mahkemelerinde gün ışığına çıktı. Aslında hatırat yazdığı biliniyordu ama ilk kez orada okundu. Ethem Menderes'in ve Refik Koraltan'ın kaleme aldıkları hatıratları Menderes'i zor durumda bırakmıştı. Hatta pek çok DP'li de bu yüzden hatırat sahiplerine kırgın ve kızgındı o dönem için. Velhasıl benim merak ettiğim hatırat aslında mahkemede okunan hatıratlardı. Bunu kitapta göremedim. Refik Koraltan'ın kaleme aldığı ve Kamil Maman'ın derlediği bu kitap Refik Bey'in fazlaca lehine olmuş. Hatırattır öyle olması gerekir zaten diyebilirsiniz ama anlatılan olaylarda tutarsızlar mevcut. Bunu detaylandırarak yorumumla sıkmak istemiyorum kimseyi. Ama ben Refik Koraltan'dan çok Ethem Menderes'in kitabının yazılmasını ve araştırılmasını isterdim. Hülasa kitap DP dönemi ile ilgili çokta bilinmeyen şeyleri anlatmıyor ama kitabın sonundaki ekonomik gelişim verileri hoş olmuş.

Baskı: İstiklal Mahkemeleri ve Sivas'ta Şapka İnkılâbı Duruşmaları

Kitap aslında İstiklal Mahkemeleri konusuna merak salan okuyucular için aperatif bir lezzette. Kitap iki kısım olarak değerlendirilebilinir. İlki;1920-1927 yıllarında görev yapan mahkemenin zaman içinde misyonunun ve görevlerinin nasıl değiştiğinin kronolojik anlatımı, ikincisi ise Sivas'ta bir duvara yapıştırılan hezeyanname(Şapka Kanunu eleştiren bildiri) ile başlayan mahkeme sürecinin anlatımı.. İkinci kısım biraz okuyucuyu yorabilir. Ama birinci kısım İstiklal Mahkemelerinin özeti niteliğinde, bu yüzden hoş olmuş.

Baskı: Türk Tarihinin Kayıp Yılları & Adnan Menderes Nasıl Öldürüldü?

Yazar Emre Oktay dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Faruk Oktay'ın oğlu. Kitap, Demokrat Parti'nin dönemlerini işleyen kitapların sentezi durumunda. Yazar yer yer kendi kalemiyle olayları roman havasında okuyucuya sunmuş. Bu yönüyle kitabı beğendim. Gelelim neden tam puan vermediğim konusuna. Vermedim çünkü kitapla ilgili bazı yerlerde fikir ayrılığına düştüm. Misal Menderes'in intihar ettiği iddiası bence zayıf hatta imkansıza yakın bir iddia. Yazar bu iddiaya oldukça sıkı bir şekilde sarılmış. Hayret ettiğim nokta Emre Bey'in kitabı yazarken yararlandığı kaynaklardan birininde Nazlı Ilıcak'ın Menderes'i Zehirlediler kitabının olması. Çünkü orada bu iddia tamamen çürütülüyor. Neyse gelelim diğer noktaya.Menderes'in koma halindeyken rüyasında Doktor Nazım ile konuşmasını kurgulamış Emre Bey. Bunda da Menderes'in Abdülhamid'i despot olarak gördüğünü ima ediyor. Buna da karşıyım. Çünkü Menderes Abdülhamid'in akrabalarını Paris'ten İstanbul'a getirmiş ve ihtiyaçlarını kendi cebinden karşılamıştır. Benim yorumlarım bunlar.Okuyacak olanlara bol keyifler..

Baskı: Osmanlı Yunan Savaşı Abdülhamid`in Zaferi

Aslında akademik çalışmaları severim.Tabi fazla kaynaklarla okuru boğmadıkça. Neredeyse her cümleye bir kaynak göstermek sanırım kitabın okuma akışını sekteye uğratıyor.Yine yazmadan geçemeyeceğim, bu tür tarihi ve savaş içerikli kitaplarda neden harita kullanılmaz ve neden belirtilen yerler bu haritada gösterilmez anlamak zor. Akademik olarak belki çok başarılı bir kitap ama tarihi seven her okura hitap edeceğini sanmıyorum.

ÖncekiSayfa 3 / 6Sonraki