Trueblue
@Trueblue

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Safir Gül (Elenium #3)

Safir Gül ile Elenium serisi sonuca bağlanıyor. Bitiş kitabı olduğundan ilk kitaplara nazaran daha uzun ama hiç sıkıcı değil. Hiç beklenmedik sonuçlara bağlanıyor hikaye. Hele final de büyük bir sürpriz var. Bu seri bittiğinde üzülmüştüm.

Baskı: Yakut Şövalye (Elenium #2)

Serinin ikinci kitabı olarak ilk kitaba nazaran çok daha akıcı. Normalde ikinci kitaplar geçiş kitaplarıdır. Burada ise tam bir yolculuk ve araştırma kitabı. Yazar heyecanı düşürmeden devam ettiriyor. Sir Sparhawk'ın Elenium serisini çok severek okudum. Hatta üçüncü kitap Safir Gül'ün çıkmasını dört gözle bekledim. Neler olacağını merak ediyorsunuz Yakut Şövalye'nin sonunda.

Baskı: Tutkunun Dansı (Cynster, #15)

Sıkıcı bir kitap hele sonuna doğru yazar iyice uzatmış. Aşk romanı olarak bile resmen vakit kaybı. Bu yazarı bir daha okumam.

Ruhlar Evi
9/1028.12.2013

Baskı: Ruhlar Evi

Şili'de bir ailenin üç neslinin hikayesini anlatır Ruhlar Evi. Özellikle Salvador Allende'nin devrilip yerine gelen Pinochet'nin yarattığı terörü çok güzel anlatır. Kitabın en ilginç karakteri Clara'dır. Isabel Allende'nin ilk yazdığı kitap olmasına rağmen inanılmaz akıcı ve okuyucuyu kendine bağlayan bir eserdir. Ben ilk filmini izlemiş sonrasında kitabını okumuştum ama konuyu bilmek kitabı okurken beni rahatsız etmedi. Ama kitap filmden daha etkileyici geldi bana. Filmde Meryl Streep, Glenn Close, Jeremy Irons, Winona Ryder'ın başrolleri paylaşmıştı.

Baskı: Buz Gibi Soğuk (Rizzoli & Isles, #8)

Tess Geritsen bu sefer modern hayattan kaçıp doğal hayat yaşamak eski mutlu günlere dönmek isteyen insanların nasıl bir cehenneme düşebileceklerini oldukça güzel anlatmış. Bu sefer kitabın başrolünde Dr. Maura Isles var.

Baskı: Kayıp Sembol (Robert Langdon, #3)

Bence yazarın en zayıf kitaplarından biri. Kitabın sonu beni hayal kırıklığına uğrattı. Dan Brown Kayıp Sembol'ü sanki Roma Katolik Kilisesinden Da Vinci Şifresi için özür dilemek için yazmış gibi geldi. Bu benim şahsi fikrim.

Sürü
7/1015.12.2013

Baskı: Sürü

Bu kitap birden çok soruyu sorguluyor. 1) İnsanoğlu evrende kendisi gibi akıllı canlılar olup olmadığını merak ederek uzayı izliyor ve uzaya mesajlar yolluyor ama bilincinin bir tarafından egosu ve dinlerle desteklenen özel yaratılmış zeki tek varlık olduğunu düşünüyor. İnsalar ekosistemin bir parçası olduğunu değil egosuyla dünyanın sahibi olduğunu düşünerek dünyayı yavaş yavaş yok ediyor. Buna karşı çıkacak bir güç zeki bir ırk olsa insanlar ne hissederdi. 2) Kitap 2004'de yazılmış. O dönemin tek Süper Güçü olan ABD'nin Dünyamızı kendi malı gibi gören egosantirik bakış açısı çok güzel verilmiş. 3) Kitapta çok güzel bilgiler var. Özellikle teknoloji ve çevre ile ilgili. 4) Yazar konuları çok fazla uzatmış ve karakterlerle ilgili fazla detay vermiş ve kitabı çok fazla bilgi ile doldurmuş. Sonuçta konunu akışkanlığını durağana çevirmiş ve kitabın ritmini bozmuş. Bu nedenle 7 verdim kitaba yoksa 9'u hak edebelirdi. Giriş çok uzun tutulmuş, gelişmede ona keza ama sonuç bölümü çok kısa tutulmuş. Durağan giden kitap sonunda aniden atağa kalkıyor. 5) Film yapılsa çok güzel bir senaryo çıkar bu kitaptan.

Baskı: Kozmos - Evrenin ve Yaşamın Sırları

Çok güzel bir kitaptı. Daha önce belgeselini izlemiştim. Kozmos okunması kolay ve akıcı bir kitap.

Yeraltı Saatleri
3/1010.12.2013

Baskı: Yeraltı Saatleri

Sonu tam bir hayal kırıklığıydı.

Baskı: Kurtlar İmparatorluğu

Olay 2002’de geçiyor ama konu 23-24 sene geride kalmış. Ülkücülerin yıldızı parlamadığı meclise bile giremedikleri bir dönemde hem de. Yazar konu kıtlığında kalmış herhalde. Dört Hilal altında uluyan Bozkurt’lu yeni amblem karşısında küçük dilimi yuttum. Üç Hilal varda 4 Hilali neresinden uydurmuş acaba? Aslında çoğu kişi 3 Hilal amblemini Osmanlı İmparatorluğunun sanırlar. Ama aslında Göktürk Hakanlarının karısı olan Hatunlar 3 Hilalli taç takarlardı. Ayrıca Uygur Paralarının üstünde 3 hilal vardı. Bulunan arkeolojik kanıtlar bunu bize gösteriyor. Türk Şaman inancında 3 Hilal yeryüzüne hükmeden 3 gücün simgesidir. Sonradan 3 hilale başka bir çok anlam yüklenmiş olsa da. Yer, Gök, Su. Orta Asya Türklerinin hayatının bağlı olduğu 3 şey. Herhalde Jean-Christophe Grange Avrupa inancındaki, Su, Toprak, Ateş, Su 4 ana element ile ilişkilendirmek istemiş. Kitapta ki ülkücü mafya babası –ülkü ile mafyanın ne alakası olduğunu çözebilmiş değilim. Tabii ülküden kasıt para ve güç sahibi olmaksa o zaman durum değişir.- İsmail Kutsi’nin kilim dokuyan kadın hakkında söyledikleri, İsmail’in yetiştirmesi olan ve cinayetleri işleyen Azer Akarca’nın koyu ülkücü ve Türkçü olmasına rağmen kadınları küçük görmesi ve onlardan nefret etmesi çok garip olmuş. Nedenine gelince Orta Asya Türkleri hakkında bildiğimiz şeyleri özetlersek Şaman inancına sahip oldukları, Oğuz Han ile Şaman inancına Tek Tanrı inancının karıştığı. Ayrıca Şaman inancına göre aynı Avrupa’da ki Pagan inançları gibi Türk toplumlarının kadının doğurganlığına büyük saygı duydukları kadınların adet döngüsü ile aynı seyreden ayın döngüsü nedeniyle dünyamızın uydusu Ay’ı kutsal saydıklarıdır. Toplumun devamlığını kadınların doğurdukları çocuklar ile sürüyordu. Kadın doğurgan olduğu için saygı gördüğü gibi toplumda aktif rol alıyordu. Kadınlar ata biniyor, silah kuşanıyor, sürü güdüyor, savaşıyordu, bunun dışında ev için de üretim yapıyordu. Kadın erkek ile eşitti, hatta daha üstündü. Kadınlar erkek meclislerinde yer alıyordu. Erkekler ise kadınlara saygıdan saç uzatırlardı. Türkler Müslüman olduktan sonra bile kadının toplumdaki saygınlığı devam etti. Ancak, göçerlikten yerleşik düzene geçiş kadın hakları açısında felaket oldu. Osmanlı ordusunda bile Bacı Bey gibi kadınlara ait makamlar vardı. Zamanla bu tür makamlar Arapların İslamiyet öncesi uygulamalarının İslamiyet gibi algılanması nedeni ye yok oldu. Hala yaşlı kadınların görüşlerine toplumda değer verilir. Hatta “Ana sözü” çiğnenmez. Bu o zamanlardan kalma bir gelenek. İslamiyet öncesi Türk Devletlerinde Hakanlarının emirleri okunurken Hakanın ve Hatunun buyruğudur diye ilan edilirdi. Eğitimli ve ülkücü biri olan bu kişilerin Şaman geleneğini okumuş ve kadına saygıyı görüşünü paylaşmış olmalıydılar. Bu karakterlerin hiçbir şeyden haberleri yok o zaman. Yazar bunları bilmeyince romanda ipe sapa gelmez oluyor. Kadına saygı ve kadının toplumsallığı Türk-Alevi Bektaşi toplumunda hala gözlemleniyor. Kadın erkek karışık oturuluyor, kimse kimseden rahatsız olmuyor, erkelerde kadınları taciz etmiyor. Bu Şaman inancının sürdürülen bir öğesidir. Adıyaman’daki Nemrut Dağındaki timülüs ve heykelleri, sapık seri katil Azer Akarca’nın Adıyamanlı olması ile kitaba dahil etmiş. Ama Turancılık nerede Adıyaman nerede, hele Kommagena Krallığı nerede bağlantıyı anlayamadım gitti. Herhalde Kommagena Krallığı’nı bir kenar süsü yani tarihsel zenginlik olarak ekleme gereği duymuş.

Baskı: Senden Önce Ben (Senden Önce Ben, #1)

Bir insanın gelişimi, aşk nedir, hayat ne zaman yaşamaya değerdir, insanlar niçin yaşar gibi sorulara cevap arayan bir kitaptı.

Baskı: Küçük Mucizeler Dükkanı (Blossom Street Serisi 1)

Kitabı okurken hep mutluluk duydum. Hiç gerilmeden, sevgi, ümit ve mutlulukla okudum, huzursuz olmadım. Debbie Macomber'ın bu umut dolu, hayatın bir şekilde işleri yoluna koyan dünyasını çok sevdim. Bu tarzı sevenlere rahatlamak isteyenlere tavsiye ederim.

Ölüm Büyüsü
8/1017.11.2013

Baskı: Ölüm Büyüsü

Agatha Christie doğup büyüdüğü Kraliçe Victoria ve V. George dönemlerine takılı kalmadan değişen zamana, gelişen teknolojiye kitapların nasıl uydurduğunu gösteren bir kitap.

Baskı: Beyoğlu'nun En Güzel Abisi

Gezi parkı olaylarını arka plana alan romanda Başkomiser Nevzat'ın geçmişinden de bir şeyler öğrendik. Olayları Gezi parkı olaylarından 6-7 Eylül olaylarına bağlamış Ahmet Ümit. İstanbul'un rant uğruna parçalanmasını anlatmak için o olaylara değinmiş. 6-7 Eylül olayları olmasa da durum aynı olacaktı. Tüm yerleşim yerlerinde ir zamanlar yükselen yerler sonradan sürünüyor. İnsanoğlu yeniliğin peşinde koşarak eskiyi yok ediyor. Bu insanın içgüdüsü. Acı olsa da gerçek bu. Katil konusunda ise hiç şaşırmadım. Yazarı kitabın içinde bir karakter olarak görmek, karakterleri ile tanıştırmak ilginç bir kurgu olmuş. Özellikle kitabın sonu bana Sofie'nin Dünyası'nı hatırlattı.

Baskı: Şeytan Ayrıntıda Gizlidir

Ahmet Ümit'in yazdığı 18 polisiye öyküden oluşuyor kitap. İlk kez bu öykülerle tanıştım Başkomiser Nevzat ile. Okunması kolay, bizden öykülerden oluşan bir polisiye. Nasıl Agatha Christie romanları 1 İngiltereyi ve toplumunu anlatırsa Ahmet Ümit'de Türkiye ve toplumunu anlatan hikayeler kurgulamış. Okumayanlara tavsiye ederim

Baskı: Yıldız Parşömeni (Ejderha Prens, #2)

Sıkıcı, ağır anlatımlı bir seri.

İnsan Ne İle Yaşar
9/1012.11.2013

Baskı: İnsan Ne İle Yaşar?

Yazılmış belkide ilk kişisel gelişim kitabı. Her insanın ihtiyacı olan onsuz, mutsuz, hasta ve eksik olduğumuz duygu ,Sevgi'yi anlatıyor. Tolstoy inançlı bir insandı, iyilik, sevgi ve inanç ile örülü bir eser.

Kehanet
8/1010.11.2013

Baskı: Kehanet

Her şey göründüğü gibimidir. Televizyonda duyduklarınızın ne kadarı gerçek ne kadarı size empoze edilendir sorularını çok değişik bir akış açısı ile cevaplıyor. 11 Eylül 2001 tarihinde düzenlenen saldırılarına çok başka gözle bakmanıza neden olacak bir kitap. İngiliz Haber Alma servisi Camileri bombalayan teröristlerin gerçeğine ulaştığında o kadar dehşet verici ya da o kadar tahmin edilebilir bir gerçek ile yüzyüze geliyor ki o gerçeğin üstünü örtmeyi tercih ediyor. Tavsiye ederim.

Asi Melekler
7/1009.11.2013

Baskı: Asi Melekler

Yazar iyi bir mantıksal yapı kurmuş, Kendi içinde tutarlı bir konusu var. Ala kitap akıcı değil. İnsana uzun sayfalar boyunca sıkıntı içinde bekliyor ne olacak diye. Finali ilginçti.

Kara Panter
6/1009.11.2013

Baskı: Kara Panter

Reenkarnasyon üzerine bir aşk romanı. İlginç bulmuştum ilk okuduğumda.

Baskı: Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi

Filminin çekilmesi sırasında alıp okumuştum. Çok ilgi çekici bir eser. Kitap filmden bir çok yönden farklı. Çok ince ve okunması kolay bir kitap. Okumayanlara tavsiye ederim.

Eroin
9/1005.11.2013

Baskı: Eroin

16-17 yaşımda iken okumuştum bu kitabı. Sevgisizliğin, ilgisizliğin insanları nasıl bağımlılığa ve felakete götürdüğünü görmüş içim titremişti. Çok üzücü ama gerçek bir hikaye. Bence her ergene okutulması gereken bir kitap.

Baskı: Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği

1968 yılı Ocak ayında başlayan ve Çekoslovakya'nın politik olarak liberalleşmeye çalıştığı bir dönem olan Prag Baharı'nın önünde bir adamın hikayesi anlatılır. Prag Baharı dışında fazla espirisi olmayan, bir kadına bile bağlı kalamayan zavallı bir adamın hikayesi olduğu için benim çok ilgimi çekmedi.

Baskı: Çiçeklerimi Rüzgara Verdim (Blossom Street Serisi 8)

Debbie Macomber'ın kitaplarını genelde rahatlamak istediğimde okurum. Ama bu kitabı okurken sinir oldum. Bethanne karakterini daha önce tanımasam, onun çektiği acıları, yaşadığı sorunları görmeseydim eski kocası Grant'e sempati duyabilirdim. Hatta Bethanne'i de anlayabilirdim. Grant, genç bir kadın için karısı ve çocuklarını en güç şartlarda terk edip gitmişti. Bethanne, altı yol içinde işini kurup, çalışıp, çocukların okuttu, hayatını yeniden kurdu hem de esik kocasının hiç katkısı olmadan. Grant eğer yeni karısı ile mutlu olsa ne Bethanne'i ne de çocuklarını hatırlamayacakmktı. Ama yeni karısının onunla menfat için beraber olduğunu öğrenip, bir de boşanınca Bethanne'e geri dönmeye kalkıştı. Bethanne ise geçen yıllar hatırına Grant ile beraber olmayı düşünmesine sinir oldum. Derlerki "Aynı nehirde iki kere yıkanılmaz." Çünkü yıkandığın su akıp gitmiştir. Tekrar girdiğinizde nehirde başka su vardır. Zaten geçen 6 yılda hem Bethanne hem Grant değiştiler, dönüştüler. O yüzden hiç bir şey eskisi gibi olamaz. Hem Grant'e tekrar güvenmek büyük bir risk almak demek. Bethanne karşısına Max gibi sevdiklerine bağlı, ölümlerinden yıllar sonra bile yasların tutacak kadar güvenilir bir adam çıkmışken kendini Grant'e güvenmek istemesi bence kendi kötüm, elin iyisinden daha iyidir, en azından onun ne yapacağını biliyorum gibi saçma bir inançtan geliyor sanırım. Kitap boyu bırak şu Grant'i demekten yoruldum. Ruth'un ikinci hayatının ne olacağına merakım ve Max karakteri olmasa kitabı bırakacaktım. Eğer sonunda Bethanne, Grant'i seçse kitabı camdan dışarı atardım.

ÖncekiSayfa 4 / 6Sonraki