
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Bıçak Sırtı
kitabın ilk elli sayfasını okuyunca kapagını kapatıp bir daha yazarına baktım. tess tarafından bu kadar acemi bir roman beklemiyordum cünkü. romandaki olay hızı hem hızlı hemde cok tatsızdı. kitap tıbbı gerilim degil askı gerilim tarzındaydı üstelik.. sonra biraz arastırınca bu romanın meshur rizzoli- isles serisinin ilk kitabı olan cerrahtan tam 11 yıl önce 1990 yılında yazılmıs oldugu ögrendim. yıllar gercekten tess e cok sey katmıs. bundan sonra cerrahtan daha önce basımı yapılan bir kitabını okumayı düşünmüyorum. bu arada tess in ilk kitaplarından biri olan bu kitapta da adli tıp doktoru olan "kadın"ın yaptıgı işin sogukluguna ragmen ofisi cok renkli ve sıcaktı..(yıllar gecse isimler degişsede adli tabip karakterleri hep aynı)
Baskı: Şeytanı Uyandırma (Dave Gurney, #3)
on yıl önce cözülmemiş bir cinayet yeni yetme yetme bir kıza ilham olur ve hala tam olarak anlam veremediğim bir sebeple gurney bu olaya danısman olur. olurda danısmanlıktan öteye gecip cinayeti cözme peşine düşer. hatta bu ugurda ailesinin vede kendinin hayatını riske atar. o kadar kafaya takar yani. tabi kitabın sonunda giz çözülür ve gurney kahraman olur. bence john verdon polis emeklisi gurneyi özel dedektif yapmalı. böylece herhangi bir seri cinayet olayına girmek için bin dereden su getirme telasına girmekten kurtulur kanımca. birde bu kadar sehir betimlemesi bana fazla geliyor nerde oldugumuzu sasırıyorum. ama hersey bir yana anlatım ve gizi saklamakta basarılı yazar. seriyi okumaya devam. not: (spolier) olaylar çözüldü de ahırı kim kundakladı o gümbürtüye gitti sanki :))
Baskı: Böğürtlen Kışı
yazarın yeşilçamla bir baglantısının olup olmadıgını düşünmeme sebep olan roman.. (spolier) zengin oğlan ve fakir kız, her kızın hayallerini süsleyen kendine aşık yakısıklı merhametli ve zengin erkek, masumiyetini yitirmemiş fakir ama gururlu güzel kız, bu evliliği istemeyen zengin aile, seksen yıl sonra birkaç gün ve ziyaretle çözülüveren 'büyük' sır.. (çözülmesi niye bu kadar uzun yıllar aldıgını algılayamadıgım) yıllar sonra tekrar eden enteresan bir hava olayı (böğürtlen kısı), ve acaba aldatıldı mı altatılmadı mı karar veremediğim gazateci.. eger vaktiniz cok ve siz cerezlik birsey arıyorsanız bu roman tavsiye olunabilir. dili akıcı. yalnız gizemin çözülmesi an meselesi, olay sonuna kalmadan tahmin ediveriyorsunuz...
Baskı: Siliniş (Rizzoli & Isles, #5)
Serinin diğer kitaplarına göre daha az kan vardi bu kitapta, bir seri katil değil gücü elinde tutmuş bi zalim vardı, polis karısını cok seven bir ajan vardı, iki farklı final vardi rehinden önce ve sonra diye ayirip yogunlasabilecegin, her zamanki gibi merak uyandıran anlatımı vardı. Seviyorum tess okumayi..
Baskı: Ustam Ve Ben
popülerlik uğruna tarih oyuncak edilmiş. keske tarih degilde tamemen kurgular imporotorlugunu kullansaydı..okuyamadım....
Baskı: İkiz Bedenler (Rizzoli & Isles, #4)
harika bir kurgu, kitabın baslangıcındaki hikaye ile merakla sarılıyor ve ayrıntıları incelikle düşünülmüş bir olayın içinde buluveriyorsunuz kendinizi..öyle ki heyacan sonuna kadar devam ediyor., bir cok farklı olayın birden baslayıp sonuna kadar hiç bir şey netlesmiyor. basrolde dr. ısles, ölümünden sonra varlıgı ögrenilen bir ikiz kardes, 8 aylık hamile rizzoli ( aslında bir bunu sevemedim), kıskanc sevgililer, gizemini koruyan aile, kayıp hamile kadınlar, psikobat bir katil... okurken sadece bu romandan ne güzel bir film olur diye gecirdim içimden. olsa da izlesek..
Baskı: Çırak (Rizzoli & Isles, #2)
rizzolinin rizzoli oldugu kitap.. cerrah kitabında ki bir sürü ana karakterden biri olan j. rizzoli çırakta resmen ilk sıraya oturmuş. ve seriye adını veren dr. ısles hikayeye dahil olmuş. kitaptaki seri katil ise bence cerrahtan daha güçlü çünkü geçmişi cok daha kanlı. ama nedense o cerrahın çırağı olarak görülüyor. kurgu yine ilgi çekici bir sonraki bölüme soluk almadan geçiyorsunuz. ama betimlemelerdeki cinsel sapkınlık ve dahi kan bazı bazı igrenme hissi verebiliyor. kitabı bitirdiğimde yazarın hayal gücü ve iç dünyası hakkında hayrete düşmeden edemedim.
Baskı: Cerrah (Rizzoli & Isles, #1)
bir dahiliye uzmanı tarafından yazılan hikaye nasıl olur diye merak etmistim kitabı ilk elime aldığımda. bol kanamalı, nesterli, ameliyatlı dolayısıyla kanlı bir o kadar da sürükleyici bir hikaye oluvermiş. yazar uzmanlık alanındaki bilgilerini gergef misali islemiş kitaba. sahsen cogu betimleme sonrasında benden cerrah olmazmıs dedim. kurguya gelince, kitabın sonuna kadar gecen isimler arasından süpriz bir katil aradım. ama sandıgımın aksine yazar katili süpriz yapmadan sunuverdi ellerime. gerek işlenen konu, gerekse kitabın ana karakterlerinden rizzoli'nin mesleki hikayesi sayesinde yazar bolca toplumsal mesaj vermeyide ihmal etmemiş. hayatın akısına küçük ve heycanlı bir mola vermek isteyenlere tavsiye edilebilir.
Baskı: Bir Psikiyatristin Gizli Defteri (En Sıradışı Vakalar)
ismi cok merak uyandırmıstı bende çok farklı bir kitap oldugunu düşündüm. fakat kitap ilerledikce sıradan bir kitap oldugu kanısına vardım. yazar bana kitapta da sıkca bahsettigi narsistler gibi geldi. basarı övülmeye layık olsa da bu kitapta daha fazlası var. 15- 20 yıl öncesini anlatırken verdiği ilginc ayrıntıların amacını pek anlamadım. sanırım kitabın ikinci yazarı olan karısının emegi.. ama psikolojik destek almanın normal bir durum oldugunu utanılmaması gerektiği fikrini iyi vermiş. bilimsellik bir kenara bırakılıp degerlendirildiğinde kafa dagıtma, kelime hazneni geliştirme ve topluma mesaj verme konusunda gayet basarılı. faklı bir deneyim oldu benim için.
Baskı: Beyoğlu'nun En Güzel Abisi
tarlabaşında işlenen bir cinayet fonunda bir cok sey anlatmak istemiş yazar. gezi parkı, 6- 7 eylül olayları, rant kavgası, mafya babalarının gecmiş hikayeleri, 3lü ask hikayeleri, sokak cocukları ve hatta kendisi.. vermek istediği sosyal mesajlarda o kadar fazla ki keske diyor insan birine yogunlasaymıs yazar. ve sonu öyle bi yere cıkıyor ki neden bu kadar hikaye anlattıgını anlayamıyorsunuz. biraz güncel olaylarla ilgilendirmek için aceleye gelmiş gibi geldi bana..
Baskı: Bir Çift Yürek
acaba gercekten yaşandı mı sorusunu içimde kitap boyunca taşıdığım kitap.. nette yeterli bilgi yok. ama vikipedi yazarın gercek olmadıgını yıllar sonra acıkladıgını yazmıs. eger gercekten yasanmıssa muhtesem bir hayat deneyimi.. yasanmamıssa muhtesem bir kurgu.. insan Avustralya yı, o insanları görmek istiyor. belki hikayenin gercek olduguna inanmak istememdendir. zaten vikipedi deki yorumdan sonra hayal kırıklıgına ugramıs olabilirim..
Baskı: Puslu Kıtalar Atlası
Fantastik ve felsefenin bi araya geldiği düş içinde bir düş olmus puslu kıtalar atlası.. yazar hayal gücünün nasıl korkusuzca içinden geldiği gibi kağıda dökülebileceğini göstermiş. mantık sınırlarını çoktan aşan kurgusu ile masalsı anlatımın buluşması hayal dünyasının derinliklerine sürüklüyor okuyucuları. kitaptan bir karakterle başlanılan yolculuk bir anda yazarda bitiveriyor. üstelik bu yolculuk varolusun felsefi bakıs acısıyla ansızın oluveriyor. genel olarak cok begenerek okudum romanı. sadece ne kadar kurgusal olursa olsun kültürün bazı noktalarda ihmal edildigini düşündüm ve puanı ondan kırdım biraz. ama yazarın diger kitaplarını okuma listeme ekledim. farklı bir tarzda masalsı bir anlatımla hayal dünyasında yolculuk yapmak istiyorsanız dogru adrestesiniz..
Baskı: Semerkant
dört farklı kitaptan olusmus bir roman. hele benim gibi kitaplar arasında okumaya mola vermek zorunda kaldıysanız eger gercekten birbirinden farklı kitaplar okuyormus hissine sebep olabilir. son bölümündeki amerikan hayranlıgını saymazsak eger güzel bir dogu incelemesi. ismini aldıgı semerkanttan sadece tek bölümde bahsetmiş olması entresan ismi daha cok iran olmalıymıs gibi düşündüm ben. hayyam ın hayat felsefesi dünya ya bakısı ilgi cekici ama bi o kadar düsündürücü. tabi nizamımülk ve hasan sabbahıda unutmamak gerek. farklı bir deneyim oldu sahsım adına..
Baskı: Sis ve Gece
türü hem romantik hemde polisiye olan ortaya karısık bir roman. okurken heyecan düzeyi hep aynı seviyede kalıyor. ani yükselişler bulamadım ben. ama yazarın kurgusu güzel tüm parcaları bir bütün haline getirerek romanı sonlandırmıs. içerigine az siyasette serpiştirmeyi ihmal etmemiş Ahmet Ümit. birde aile dramlarını..bu görüslerime akıcılıgını eklememek olmaz, klasik Ahmet Ümit tarzı, okunası...
Baskı: Son Sefarad: Sultan Bayezid'in Savaşı (İmparatorluk, 2)
kitaba baslarken yazarın ilk romanındaki gibi osmanlı merkezli bir romanla karsılasacagımı umuyordum. kapaktaki "sultan beyazıtın savası" sloganıda bu beklentimi artırmıstı. fakat romanın ana kahramanı bizim türk sinemasından alıskın oldugumuz kara murat versiyonundan kara davut cıktı. birde son sefarad musevi david.. endülüsün yıkılan yakılan kültürüne hayıflanırken, Türk islam bilginlerinin üzerleri kapatılarak kazanılan zaferlerin üzerine konulmasına üzücü oldugu kadar bilgilendirici olmus. ayrıca yazar ilk romanında hiç mahreme girmemişken, bu romanında ara ara mahremiyeti yazmıs hep aynı cümleler ile. buda bir okur olarak sasırtı beni hayal kırıklıgına ugrattı. ama davutun elife olan askına imrendim, saf ve inancla olan baglılıgı muhtesem.. keske sultan beyazıttan da daha cok bahsetseydi, topkapı kolidorlarında daha cok dolandırsaydı okuru..
Baskı: Dünyanın İlk Günü (İmparatorluk, #1)
muhtesem! muhtesem! muhtesem! osmanlı ve de fatih hakkında bir romandan fazlasını var bu kitapta. bazen bir belgeseli okuyosun sanki.. ecdada hayran kalıyorsun. gözlerini kapayınca orda olmayı umuyorsun. bilgilendirici, doyurucu, imrendirici bir kitap.. ben kitabı okurken sanki bir bardak suyu kana kana içiyor gibi hissettim. yazarın kalemine ve yüreğine sağlık. yası genc olmasına ragmen böyle büyük bir projenin altından hakkıyla kalkmıs. tebrikler!
Baskı: İstanbul Son Perde
Bir yabancının gözünden İstanbul'u okumak hele bu İstanbul bundan 70 yıl öncesinin İstanbul'u ise, içine az casusculuk, zamansız bir ask, birazda Amerikan, Rus ve Türk milliyetçiliği ekleyelim işte karşınızda İstanbul Son Perde.. Kitap 7 farklı bölümde olusmus, her bölüm sonunda hikaye baska bir yola giriyor buda sonuna kadar hikayenin dinamik kalmasını sağlıyor. diyologların bir kısmını bikaç kez okuyup anlamaya çalıstıgım oldu. 2. dünya savası hakkında önbilgimin az olmasına bağlıyorum bu durumu. aksiyon ve casus hikayeleri ve de tarih sevenlere tavsiye ediyorum...
Baskı: İlber Ortaylı Seyahatnamesi
büyük bir hevesle aldım. fakat okurken bircok seyin havada kaldıgını hissettim. biraz görselliğe önem verilmesi gerekirdi diye düşünüyorum. anlatılan yerlere ait resimler ve haritalar olabilirdi. netten ilgili fotoları araya araya ancak ilk 85 sayfasına gelebildim. ve bir müddet ara vermeye karar verdim. şimdilik yarım bırakıyorum..
Baskı: Fedailerin Kalesi Alamut
kitabı bitirince kitabın 1930larda yazıldıgını öğrendim vede sasırdım cünkü dili günümüz yazarlara cok yakın. bu da cevirmenin basarısını gösteriyor. kitabın konusu ise oldukca enteresan.. basları ve harem muhabbetleri biraz sıkıcı olsada kitabın ana karakteri olan hasan sabbah'ın seytani zekası karsısında adeta ürperiyorsunuz. farklı bir deneyim oldugunu düşünüyorum.