
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Küçük Kara Balık
Kesinlikle vakit kaybı. Kurgu zaten saçma sapan, finali de yok bence. Küçük Prensle karşılaştırılamaz bile.
Baskı: Çocuk Geliyor
Yine kaybeden gençler. 80lerde Kore de bizden pek farklı değilmiş. Gwangju ayaklanmasını duymamıştım gerçekten çok acı. Kitabın gerçekliği beni epey yaraladı. Dünya hiç rahat gün görmemiş, görmüyor da.
Baskı: Lâ: Sonsuzluk Hecesi
Konu çok güzel olsa da sürekli şiir havasında gitmesi beni çok zorladı okurken. Atlayarak tamamladım diyebilirim.
Baskı: Davam
Dolu dolu bir kitap. Emperyalist zulmünden fazlasıyla bahsetmiş. Müslüman olarak nerede durmamız ne yapmamız gerektiğinden de. Hedefler çok isabetli. Savunma sanayide umut vaadetsek de adil düzen maarif ve maneviyatta patlamış durumdayız. Düşünce kitapları bir başka. Çok güzeldi.
Baskı: Şeffaflık Toplumu
Kısa olmasına rağmen oldukça yoğun bir kitaptı. Felsefik. Güzel noktalara değinmişti ama odak gerektiren bir kitap.
Baskı: Jakob von Gunten
Öğrenci bir gencin günlüğü. Okul arkadaşlarını anlatması Çocuk Kalbi'ni, rüya ve hayal kısımları da tarz olarak Amak-ı Hayal'i anımsattı bana. Anlatımı değişik ve biraz karışık geldi esasen ama güzel detayları da vardı.
Baskı: Bilinmeyen Sular
Hoş, akıp giden hikayeler. "Tüm odalara girip çıktığımızda tekrar sofaya geliyoruz. Ardından da kapının önüne. Bavulumun yanında duruyor. Neredeyse aynı boyutta olmaları Suzi'nin de bir bavul gibi içine bir sürü hatıra doldurup bir başka yere götüreceğini getiriyor aklıma."
Baskı: Büyük Erdemler Risalesi
Yarı aktı yarı sıktı sonunda bitti. Epeyce yerini not aldım.Yiğitlikten nezakete cömertlikten sevgiye pek çok değeri işlemiş ayrı ayrı. Felsefi açılımlar bolca filozof atıflarıyla dolu bir kitap.
Baskı: Uğultulu Tepeler
450 sayfa resmen içim şişti ama son 50 sayfa rahatlattı beni yine. Ne desem bilemedim. Sünepe, şımarık ve aptal karakterlerine bolca öfkelendim kendimi yedim. Hepsi ayrı ayrı zopalıktı gerçekten. Allah yardım etsin okurken :D Bir kara sevda hikayesi..
Baskı: Unutulacak Şeyler
"İnsanın kaderidir bu: Haddini aşabilme yeteneği bahşedilmiş tek canlıdır ve ne yana doğru aşacağına karar verme hürriyetine de sahiptir. Çocuklarımıza ezbere dikte ettirdiğimiz dinden, mezhepten, ideolojiden, milliyetten ve gelenekten önce 'insanlığı' öğretmeden de bu hürriyeti adam gibi kullanmayı beceremeyeceğiz." "İslam inancında insan fertlerinin 'a'la-yı illiyyin' (yükseklerin en yükseği) ile 'esfeli safilin' (aşağıların en aşağısı) arasında salınan bir sarkaç misali olması, her şeyin yaratıcısı olan Allah'ın muradıdır. Bu muradın tecellisi olarak insan, iki aşırı uç arasında salınan bir sarkaç gibidir."
Baskı: İnsan Olmak
"Sahip olma eğilimi insan doğasının kalıtsal bir parçasıdır, ama insan sahip olduğu şeylerle 'birlikte yaşayarak' bunu bir sürece dönüştürebilir. Oysa bazı insanlar sahip oldukları şeylerle ya da diğer insanlarla birlikte yaşayacakları yerde onları seyrederler. Kiminin evinde yıllardır kullanılmayan ve vitrinde saklanan fincan ya da tabak takımları bulunur, kimiyse beraberliklerinde diğer insanları yalnızca izler, katılmaz ve katmaz. Dünyada iki tür insan vardır; yaşayan ve yaşayanları seyredip eleştirenler. Seyretmek ölümü, katılmak ise yaşamı simgeler." Bu ve bunun gibi pek çok yeri not alsam da epey 'teknik' bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Öyle keyif kitabı değil, odak istiyor. Daha iç dünyaya ilişkin, derince düşündüren bir şeyler bekleyenlere didaktik kalmış. İlgilisi için güzel bir kaynak.
Baskı: Ben Buradan Okuyorum
"...Okurken daha çok ara veriyor, giderek daha sık durup tekrar başlıyoruz, başka yerlerden daha fazla girdi, zihnin yerleşebileceği daha az sığınak mevcut. Mesele bölünmekten ibaret değil, bölünmeye meyilli oluşumuz. Dolayısıyla bir kitapla, özellikle uzun ve karmaşık bir kitapla temas halinde kalabilmek için giderek daha fazla enerjiye ihtiyaç var..." Adını hiç duymadığım yazarlar ve kitaplarının karşılaştırmalarına boğulmuş bir kitaptı. Edebiyatla alakalı işi olan kimseler için ideal bir kitap olmuş, benim gibiler içinse fazla akademik. Yine de ara ara güzel tespitler yakalamadım değil.
Baskı: Oblomov
"Hayır, insan istediği gibi yaşayamaz, doğrudur. Yoksa insan en derin zekanın bile içinden çıkamayacağı bir çelişmeler karanlığına düşer. Bir gün bir şeyi istersin, ertesi gün tutkuyla, ölesiye ona bağlanırsın, daha ertesi gün onu istediğinden utanırsın, arzun yerine geldiği için hayata lanet edersin. İşte insan hayatta kendi isteğinin peşinden serbestçe giderse böyle olur. Bastığımız yeri yoklayarak yürümeliyiz; bazı şeylerden gözlerimizi çevirmeliyiz, mutluluk hülyalarına kapılmamalıyız, mutluluk elimizden kaçarsa isyan etmemeliyiz; hayat budur işte... Kim demiş hayat zevk ve mutluluktur. Ne saçma düşünce! Hayat hayattır, bir ödevdir, ödev dediğin de çetin bir iştir. O halde ödevimizi yapalım."