mucdem
@mucdem

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Kya'nın Şarkı Söylediği Yer

Yorumum için: https://birumuthayal.blogspot.com/2019/11/delia-owens-kyann-sark-soyledigi-yer.html#more

Sina İsyan
10/1023.11.2019

Baskı: Sina İsyan

Yazarın kalemini ilk wattpad adlı sosyal platformda okudum ve çok beğendim. O yüzden düzenli takipçisiyim artık. Yazarın Sina adlı kitabını okumadan önce “Bukalemun” ve “Anka” hikayelerini okudum. Ve hepsinde özellikle sevdiğim bir durum var ki ( genelde okuduğum kitaplarda erkek karakterler her zaman güçlü ve ne istediğini bilen; kadın karakterler ise daha naif yazılıyor) kadın karakterleri de en az erkek karakterleri kadar güçlü, ne istediğini bilen zor ve gerçekçi yazması yazarın kalemini daha çok sevmemi sağladı. Geçirdiği bir rahatsızlık nedeniyle hiçbir zaman anne olamayacağını öğrenen Sina, kaderin onu getirdiği noktaya isyan edercesine tek bir geceyi kendi seçtiği kişiyle bitirmek ve acısını çıkarmak ister. Karan, çevresindeki kimseyi umursamadan hayatı uçlarda yaşayan, yaşamı boyunca hiç sevilmemiş kuralsız bir adam. İkisini de okurken hiç sıkılmayacaksınız; yer yer çok eğlenceli, aksiyonu bol ve ikisi de ailelerinden yara almış. ------------- #alıntı İbo gülmeye devam ederken Sina Karan’a çevirdi bakışlarını. Yüzünde dingin, umursamaz ifade vardı genç adamın. Genelde tüm pislikleri yapan adam, iki yaşlı adamın kalbi kırılmasın diye hem hileye göz yummuş, hem de kendisi hilesiz oynayıp kazanmıştı ama umursamıyordu. Yumuşak, sevgiyle bakan gözlerini Karan’dan alamıyordu Sina. En kötü şeyleri yapmaya ant içmiş bir adamın, nasıl bu derece ince düşünceli olabildiğini merak etti. Karan’ın bu yönünü yeni yeni keşfediyordu aslında. Karan’ın içinde kendisinin bile bilmediği yumuşak kalpli, iyi bir adam vardı. Ancak Karan onu dışarıya göstermiyordu. Kendisini iyi biri olarak da görmüyordu.

Zalim ve Güzel
5/1019.11.2019

Baskı: Zalim ve Güzel

Kitabı okurken tereddüte düştüm biraz da beklentimi yüksek tuttum ama umduğumu bulamayacağım fikri de aklımın bir köşesinde takılı kaldı. Yorumum için: https://birumuthayal.blogspot.com/2019/11/rosamund-hodge-zalim-ve-guzel.html#more

Gölge - Doğa Ana
8/1019.11.2019

Baskı: Gölge - Doğa Ana

Kasım ayının ilk kitabını okuduğum gibi yorumladığım için çok mesudum. Kitabı okurken bu kadar çok seveceğim aklıma gelmezdi. Yazarın diğer kitaplarını da severek okumuştum. Ama diğer kitaplarından farklı türde olan bu kitabını başka sevdim. Bazı kısımlarını özellikle de diyaloglardan bana basit gelen bazı yerlerde vardı ama genel itibariyle çok sevdim. Kitabın konusu hakkında bir şeyler eklemiyorum. Yazarımız kitabın arka kapağında konusundan bahsetmeyip gizemli davranmış bende bozmayayım dedim. Okuduğum fantastik kitapları birbiriyle harmanlayıp yeni bir tür ortaya çıkarmış yazar. Fantastik kitapları seviyorsanız, mitolojiye ilgi duyuyorsanız kesinlikle yazarın şu ana kadar yazdığı kitaplardan farklı olan bu kitabına şans verin derim. Ben de bu arada bu serinin ikinci kitabını sabırsızlıkla beklemeye başladım.

Baskı: 444 Basamak (Komiser Sensi ve Dr. Claps, #4)

Yorumum için: https://birumuthayal.blogspot.com/2019/11/mario-mazzanti-444-basamak.html#more

Baskı: Tehlikeli Anlaşma

Yorumum için: https://birumuthayal.blogspot.com/2019/09/sarah-maclean-tehlikeli-anlasma.html#more

Baskı: Yüksek Gerilim (Ateş #10)

Kitap elimde bir hafta süründü neredeyse ama okumaya başlayana kadar. Ondan sonra nasıl bitti anlamadım gitti. Serinin tüm kitaplarını okudum ama nedense bu kitabı daha çok sevdim acaba serinin diğer kitaplarını kendimi vererek okumadım mı??? Seriyi bir daha baştan okumayı düşünüyorum o yüzden. Kitabın konusundan kısaca bahsetmem gerekirse; Dani O’Malley, sadist Rowena tarafından acımasız bir katile dönüştürüldüğünde dokuz yaşında. Yıllar boyunca duygularını maskelemeyi öğrenmiş, kendi kurallarına göre yaşıyordu. Dünya’ya verilen zararı iyileştirmek için Yaradılış Şarkısı kullanılınca hiç kimsenin tahmin edemeyeceği bazı kötücül sonuçları da oldu. Ve bu sefer ki savaşta Dani her ne kadar yalnız görülüyorsa da bence Ryodan ile müthiş ikili oldular. Ryodan’a hayran oldum bu kitapta ama daha çok Dani’ye olan sevgisine, tutkusuna hayran oldum. Ve tabiki Dani’nin sır dolu ama tatlı mı tatlı tepkileri olan cehennem kedisi Shazam’ı unutmamak lazım. Dani ile Sahazam’ın iletişimini çok sevdim. #alıntı “Belki onu ben öldürebilirim. Ama bir daha ki sefere tam gözünden vurmalıyım.” “Hayır,” diye tısladı Ryodan. “Olmaz,” dedi Kat. “Evet, olmaz,” diye atıldı Enyo. Gözlerimi kırpıştırdım. “Bana bir bakar mısınız lütfen? Görmüyor musunuz, artık dokunulmazım! Dünyayı kurtarmak yerine elim kolum bağlı oturabileceğime cidden inanıyor musunuz? Daha ne kadar batabilirim ki?” Aslında bu sorunun cevabını biliyordum. İnsanlıktan çıkabilirdim. Ama onlar bilmediği sürece problem yoktu. Ryodan gözlerini bana dikti. Bırak bu sefer de düşmanla başkaları uğraşsın, diye hırladı. Sen elinden gelenin fazlasını yaptın. Hızla başını çevirirken ekledi. Tanrı aşkına, benimle biraz daha kal, kadın. Kalabildiğin kadar.

Baskı: Küçük Tatlı Yalanlar (Heartbreaker Bay #1)

Eylül ayını Jill Shalvis kitabıyla açtım. San Francisco’da kıyı turları düzenleyen bir geminin kaptanı olan Pru ile şehrin en popüler mekânlarından birini işleten Finn O’Riley’in hikayesi okurken eğlendim ama Pru’ya çoğu yerde kızdığım da bir gerçekti (tabi bu yerleri burada bir bir yazıp spoiler vermeyeyim dedim). Pru’nun Finn’den sakladığı ve öğrenince taşları yerinden oynatacak büyük bir sırrı var. Bence en başta Finn’e anlatması gerekirdi bu büyük sırrı ama maalesef klasik bir şekilde ilişkileri ileri boyutlara geçtiğinde öğrenmiş oldu. Tabi benim en çok takıldığım nokta Pru, Finn ile ilişkisinde duyguları ve vicdanı arasında çok kaldığından dolayı olaylar birbirini tekrarlıyormuş hissinden kurtulamadım. Ama yine de sıkılmadan keyifli bir şekilde okudum.

Baskı: Korsan - Lodos’un Oğulları

Lodosun Oğulları Barut Reis’ten sonra Korsan’ın hikayesini çok merak etmiştim. Ve ilk yayınlandığı sosyal platform olan wattpad de okudum. Ama kitap olarak basılınca da vakit kaybetmeden alıp tekrar aynı zevkle, heyecanla okudum. Asuman’ın karşılık beklemeden platonik başlayan saf aşkı… Asu’nun yoğun tutkulu aşkı.. Nam-ı değer Korsan’ın Fatih’in hem geçmişe hem de geleceğe olan öfkesi, nefreti, duyguları arasındaki gelgitleri.. Kitapta karakterlerin hissettikleri tüm duygular öyle güzel işlenmişti ki nasıl bitti anlamadım. Spoiler olmasın diye içeriğinden bahsetmiyorum; ama kesinlikle okumayı düşünenlere, merak edenlere okumanızı tavsiye ederim. Karakterlerin, kitabın başından sonuna kadar kendini bulma hikayesiydi bence. Kitabı okuyalı bir ay olacak ama ben tembellik yaptığımdan dolayı yeni yorumluyorum. Yirmi günlük tatilim sona erip eve döndüğüme göre umarım üzerimdeki tembellikten kurtulurum tez vakitte. #alıntı1 “Tanıştı yani mürettebatla?” “Hıı. Hepsini pek sevdi.” “Sevdi?” Bu soruya Murat çapkın çapkın sırıtarak cevap verdi. “Sevilmeyecek gibi miyiz ya? Maşallahımız var.” Fatih, Murat’ın rengini attırmakta gecikmedi. “Seni sevmemi ister misin Filinta?” “Eee, şimdi bir düşündüm de. Yok abi. Sevme sen beni, tipim değilsin. Bu nedir arkadaş ya. Reisi, makinisti bana yürüyor. Of ulan, yarın Trieste’deki manitayı ziyaret edeyim de gözüm gönlüm açılsın.” #alıntı2 Dişlerini sıkarak tısladı. “Gelmeyin demiştim.” Fatih’in kısık sesli homurtusuna Mustafa daha yüksek sesle cevap verdi. “Ne zamandan beri makinistler reislere emir verir oldu Korsan Efendi?” “Başmakinist Reis, Başmakinist.” Jandarmaların kolunda bekleme odasına giren Fatih’in arkasından bakan Mustafa homurdanarak başını salladı. “Bu herifin bu dik burnunu kıraçam bir gün. Unutursam hatırlatın.”

Aşkın Ateşi
7/1022.08.2019

Baskı: Aşkın Ateşi

Yazarın kalemini düzenli olarak hem wattpad adlı sosyal platformdan hem de her yeni bastırdığı kitaplardan da ayrı ayrı takip ediyorum. Masal ile Kadir hikayesini okurken eğlendiğim kadar ikisine de ön yargıları için ayrı ayrı kızdım. Pastanede çalışan Masal’ın yolu bir gece hırsızlık vakasıyla beraber Kadir Ertürk ile kesişir. Ve ilk görüşte etkilenir Kadir Ertürk ise; kızımızın tam tersi huysuz, sert ve ruhsuz (daha doğrusu öfke dışındaki duygularını çok ama çok iyi gizleyebilen) olduğundan dolayı Masal bayağı çekti. Ama sonunda aşkın ateşinde kavruldular. Kitapta sadece aşk yoktu; birlik, dostluk ve aile çok güzel harmanlamıştı. Özellikle de Masal’ın aile geçmişi ile ilgili bilinmeyenlerin ortaya çıktığı kısmı çok sevdim. Ve Turan abimizle Hande’nin hikayesini çok merak ediyorum.

Ölüm Sanrısı
8/1021.07.2019

Baskı: Ölüm Sanrısı

Eve Dallas serisinin okuyucusu ve serinin devamını bekleyen kişi sayısı gördüğüm kadarıyla fazla olsa da maalesef hem serinin devam kitaplarının ülkemizde uzun aralıklarla çıkarılası hem de serinin sırasıyla değil de bir baştan bir sondan çıkması nedeniyle seriye fazla önem verilmediğini düşünüyorum. Özellikle de en son 2016 yılında çıkarılan serinin 17.kitabından sonra direk 35. kitabı çıkarmaları maalesef fazla yoruma yer bırakmıyor.. Gelelim kitaba; kalabalık bir barda sadece on iki dakika da gerçekleştiği düşünülen vahşetin tekrarlanmaması için, Teğmen Dallas ve ekibi - ki tam bir işbirliği içinde çok güzel organize olmuşlardı – çok ama çok seri bir şekilde çalıştılar. Kurgu çok güzeldi, fazla detaylandırmak istemiyorum. Ama bu seriyi okumayanlar varsa hala kesinlikle tavsiye ederim. Bir Eve Dallas klasiği olarak elimden bırakmak istemeyeceğim soluksuz okuduğum bir kitaptı; Amaaa burada kocaman bir ama var en başta kadro anlamadığım bir şekilde kalabalıklaşmış, serinin çevrilmeyen kitaplarında geçen davadan ve etkilerinden fazlasıyla bahsedilmesi meraklandırıcı bir şekilde kafa karıştırıcı bir etken.. yani kitap ne kadar sürükleyici olsa da saydığım eksi yönleri nedeniyle pek tatmin edici bulamadım. Hayır, yayınevi seri aralıklarını 3 yıldan kısa tutsa ve seri bir şekilde beklenilen serileri sırasıyla çıkartsa diyorum bir umut ama olmayacak olsa da umut işte..

Yuvana Hoş Geldin
7/1017.07.2019

Baskı: Yuvana Hoş Geldin

Temmuz ayının ilk kitabı, aybaşında okuyup bitirmiş olsam da ancak yeni yorumlayabiliyorum. Nedense bu ay üzerime bir rehavet çöktü, bir tembellik var üzerimde. Kitaba gelirsek; yazarın şu ana kadar okuduğum kitaplarından farklıydı kurgusu. Üç kitaplık bir serinin; ilk kitabı güzel ve akıcıydı. Üç kız kardeş Cassie, Karen ve Nichole … Liseden sonra Cassie’nin evden kaçmasıyla bu üç kız kardeşin arasındaki bağ da kopar. Cassie şimdi otuz bir yaşındadır ve kızıyla Seattle’da yaşamaktadır. Tek isteği, geçmişi geride bırakmaktır. Kâbus gibi bir evlilikten sonra kendi ayaklarının üstünde durmayı başarır ve zor da olsa hayatını düzene koyar. Cassie bir gün yıllardır konuşmadığı kardeşi Karen’dan bir mektup alır ve bunun aralarında yeniden bağ kurulması için bir şans olduğuna inanır. Kızı ile kendine iyi bir gelecek verebilmek için hayatın önüne çıkardığı engellere, maddi durumundaki olumsuzluklara karşı gösterdiği çaba Cassie’nin ne kadar güçlü bir kadın olduğunu ya da daha doğrusu kendi seçimleri sonucu yaşadığı hayatın Cassie’yi nasıl güçlü bir kadın yaptığını okuyoruz.

Kayıp
6/1002.07.2019

Baskı: Kayıp

Haziran ayının son kitabı. Okuyalı bir haftayı geçti ancak yeni yorumlayabildim. Yazarın çevrilen kitaplarını düzenli olarak takip ediyorum. Yalnız okuduklarım içinde en çok beğendiğim başka bir yayınevinden 2008 yılında çıkartılmış The Arcane Society serisinin üçüncü kitabı (malum serileri genelde ortadan başlanıyor) ve sevgili @eksikparça yayınlarından ricam lütfen yazarın bu serisini de yayın çizginize alır mısınız……..? Gelelim şu an ki elimde olan kitabına; kitap o kadar gizemli gelmedi, merak duygusu da oluşmadı. Katil kurgunun başından beri belliydi sadece neyin tetiklediği konusu sonlara doğru ortaya kendini gösterdi. Ama yine de akıcı bir şekilde sıkılmadan okudu ve nasıl bitti anlayamadım.

Şahzade
10/1023.06.2019

Baskı: Şahzade

Ahhh takip ettiğim muhteşem hikayelerden birinin daha kitap kokusuyla buluşmasına çok ama çok sevindim. Vakit kaybetmeden alıp artık ezberlediğim sahneleri bir de basılı olarak bir solukta okudum. Haksızlığa tahammül edemeyen Ömür Doğan, mahallesine musallat olan çeteye karşı tek başına müdahale etmeye kalkmasıyla başına gelmeyen kalmıyor. Ailem dediği insanlar da kendisine sırt çeviriyor. Ve yanlışlıkla kaçırılmasıyla yeşil gözlü Şah’ımızla yolları kesişiyor. O bir bordo bereli, sevdiği, hayatındaki kadınların hep düşmanları tarafından kullanmasından dolayı hayatında bir kadına yer yoktu. Ta kii Mavi bir Kelebekle karşılaşana kadar. Aslında kitapla ilgili anlatacak daha o kadar şey var ki ama anlatıp spoiler vermek istemiyorum. Ama şunu diyebilirim ki Şah’ımız ile Kelebeğimizin aşkı çok ama çok güzeldi. Keşke yazarımız bir Şahzade serisi çıkarsa; özellikle de Emirhan’ın hikayesini ve Emre’nin hikayesini okumayı çok ama çok isterim. ----------------------- “Biliyorsun ben özel görevdeyim, hiçbir zaman al bayrağa sarılı tabutum gelmeyecek önüne. Eğer ölüm haberim geldiğinde ağlamayacaksan evlen benimle Kelebek.” Birkaç dakikalık dil tutulmasının ardından nihayet sesimi bulabilmiştim. Böyle bir teklif beklemiyordum. Her şeyi duymayı bekliyordum ama bu kelimeleri hayır. Bir an onun olmadığını düşündüm. Sadece bir iki saniyelik. O an ciğerim dağlanmış gibi dayanılmaz bir acı hissettim. Onun olmadığı bir dünyada yaşamak…. Asla! Kendimi toparlayarak yanaklarını avuçladım. Zihnimi zehirleyen saçma sapan düşünceleri itekleyerek kendimden uzaklaştırdım. “Sırtımda bedeninin sıcaklığını, ensemde nefesini hissetmeden uyumak istemiyorum.” Dedim cevap olarak.

Yazmira
7/1018.06.2019

Baskı: Yazmira

Yazarın kalemini severek takip ediyorum wattpad adlı platformda hikayelerini sürekli takip ediyorum. Yazmira da o hikayelerin başında geliyordu benim için. Ve kitap kokusuyla buluşmasına çok ama çok sevindim. Vakit kaybetmeden temin edip bir solukta okudum. Doktor Deniz Akdoğan, Amerika’dan Yazmira için çağrılmıştır. Yazmira Mimaroğlu, hiç kimse geçmişte ne yaşadığını bilmiyor. Ela gözlü erkeklere karşı verdiği tepki, bileğe takılan herhangi bir aksesuarlardan nefret etmesi; geçmişi tam bir sır olan Yazmira için bilinen genel bilgiler.. Okudukça Deniz ile Yazmira’nın geçmişlerinin birbirine bağlı ve kaderlerinin bir olduğunu yazarımız o kadar güzel işlemiş ki iç bir kopukluk yoktu aralarında. Tabi bu süreçte babasına ise çok kızdım ne kadar haklı sebepler olsa da nedense ben Yazmira kadar affedici olamadım. ************* “Sen gökyüzünün değil, benim en parlak yıldızımsın, Yazmira. Sen bana öyle bir zamanda ışık oldun ki ben sayende yolumu buldum ve adını bu yüzden Yazmira koydum.”

Bahar Kokusu
9/1016.06.2019

Baskı: Bahar Kokusu

Yazarımızın kalemini özlemişim. Bir solukta okutan eğlenceli, heyecanı bol bir kitaptı Bahar Kokusu. Tarihi aşk romanlarında yerli yazarlarımız arasında kitabını almam için ismini duymam bile yeterli. Alison Taylor, fırtınalı bir gecede hayatı ummadığı bir şekilde yön değiştirir. Geçmişini sır gibi saklayan Alison bir yandan da gerçek kimliğini ortaya çıkaracak etkinliklerden kaçınmak için çabalarken uzun bir aradan sonra yolu ikinci kez Tristan Talbot ile kesişiyor. Kitabı bir bütün olarak çok sevmemin yanı sıra en çok Oscar’ı sevdimm. Papağanımız tam bir erkek;) Nasıl bitti anlamadım kitap akıp gitti.. Ve tabi kitabın sonlarına doğru, sanki yazarımız Tristan’ın kardeşi Damien’ın da kitabını da çıkarabilir gibi bir umut doğdu içime. Ve uzun bir alıntı ile yorumumu sonlandırıyorum: “Oscar?” Sandığın arkasından önce kırmızı bir gaga, sonra parlak mavi bir kafa göründü. “Alison, sevgilim gelmiş.” Papağan Alison’ın demir yatak başına konup, kızın saç telleri arasında bir şeyler aramaya koyuldu. “Ve çok başım ağırıyor. Seni kafese koymamı ister misin?” Oscar uzun ve manidar bir ıslık öttürdükten sonra Alison’ın omzuna inip kızın boynunu didiklemeye başladı. “Alison, aşkım. Gel buraya.” Alison kıkırdayıp uzaklaşmaya çalıştı ama sahiplenmek konusunda fazla ihtiraslı olan Oscar kabarttığı parlak tüyleriyle kızın boynunu edepsizce okşuyordu. “Gıdıklanıyorum, uzak dur benden Oscar.” Oscar önce oralı olmadı ama sonra yatağa atlayıp başını sağa sola oynatarak Alison’ın kitabını incelemeye koyuldu. “Tristan aptal, erkeklerin hepsi aptal. Ben hariç, Oscar müthiş.” Oscar’ın kendini överken kullandığı erkek sesi gerçeğe ürkütücü derecede benziyordu.

Kalp Sızım
7/1008.06.2019

Baskı: Kalp Sızım

Yazarın kalemini sosyal bir platform olan wattpadde düzenli olarak takip ediyordum. Ve kitap olarak basılmasına çok sevindim. Arzu Solmaz zor zamanlarından yanında olan dostu Uygar Kartal’ın intikam planında başrol olarak oynamaya hazır şekilde Kenan Barlas’ın hayatına, işine ve kalbine sızıyor. Aşk – Nefret – İntikam bu üç güçlü duygunun da fazlasıyla yer aldığı kitap sürükleyici anlatımıyla bir solukta okuttu kendini

Baskı: Kanatlar ve Küller Sarayı (A Court of Thorns and Roses, #3)

Serinin geneline bakarsam aslında ilk kitap dışında seriyi çok sevdim .. Yorumum için: https://birumuthayal.blogspot.com/2019/06/sarah-j-maas-kanatlar-ve-kuller-saray.html#more

Baskı: Sis ve Öfke Sarayı (A Court of Thorns and Roses, #2)

Haziran ayına güzel bir başlangıç oldu bu kitap. yorumum için : https://birumuthayal.blogspot.com/2019/06/sarah-j-maas-sis-ve-ofke-saray.html#more

Saydam Turp
6/1001.06.2019

Baskı: Saydam Turp

Yorumum için: https://birumuthayal.blogspot.com/2019/05/mo-yan-saydam-turp.html

Cesur
9/1022.05.2019

Baskı: Cesur

Bir seri daha tamamlanmış oldu bu kitapla birlikte. Ama nedense bu seri daha tamamlanmamış devamı gelecekmiş izlenimi verdi son sayfayı okuyup kapattığımda. Serinin ikinci kitabında Ivy, Fae Prensiyle amansız bir mücadeleye girmişti ve prensin eline düşmüştü. Tutkulu bir aşkla bağlı olduğu Ren ile eğlenceli perimiz Tink’in yardımıyla Ivy prensin elinden kaçmıştı. Lanetli üçlemesinin son kitabında ise tetikte bekleyen tehlikeye karşı olabildiğince destek bulup prensle mücadele etmenin ve prensi ait olduğu yere göndermeni yollarını arıyorlar. Kitapta ne arasan vardı: ihanet, fedakarlık, tutku, heyecan, macera.. Umarım ennn kısa sürede Titan serisinin dördüncü kitabının müjdesini sevgili dex yayınlarından duyarız.

Baskı: Dikenler ve Güller Sarayı (A Court of Thorns and Roses, #1)

Yazarın kitapları, kitap kapakları önce ilgimi çekti sonra da konusu ile ilgimi çekmeye devam etti ama seri ile ilgili fazlasıyla çekincelerim olduğundan hiç alasım gelmedi kitabı açıkçası. Yalnız birkaç ay önce ön okumasını okuduktan sonra bir cesaret kitabı aldım.... devamı için: https://birumuthayal.blogspot.com/2019/05/sarah-j-maas-dikenler-ve-guller-saray.html#more

Kusursuz
8/1012.05.2019

Baskı: Kusursuz

Yazarın her kitabı gibi bu kitabı da adı gibi kusursuzdu. Diğer kitaplarından farklı bir kurgusu var. Ünlü estetik cerrahı Aidan McCall’ın, geçmişinde annesi tarafından çirkin olduğu için istenmemesi kendisinde tramvatik derin izler bırakmış. Kusursuz güzelliğin sadece eline aldığın neşterle gerçeğe dönüştüğüne inanan Aidan, karşısına çıkan güzeller güzeli Anna ile birlikte asıl kusursuz güzelliğin ne olduğunu görüyor. Bir solukta okuduğum bir kitap oldu. Ama tabii kitapları arasında en çok sevdiğim ve yeri bambaşka olan kitap “Kutsal” hala yerini korumakta. ------------------- “Çünkü sen kusursuzsun…” Anna’nın cümlesiyle Aidan adeta büyük bir uçurumdan düşmeye başladı. Kalp atışları hızlanmış, nefesini kontrol edememeye başlamıştı. Anna’nın hissederek söylediği cümlenin onda yarattığı etki daha büyüktü. Hayatını bu cümle üzerine kuran Aidan tüm takıntısının, kusursuzluk arayışının esas sebebi bu cümleyi duymak olabilir miydi? Tüm yaşamının, biliçaltının temel taşı bu muydu?

Aşka Tutsak
8/1009.05.2019

Baskı: Aşka Tutsak

Ayın üçüncü kitabı ile devam ediyorum. Yorum için: https://birumuthayal.blogspot.com/2019/05/jennifer-royce-aska-tutsak.html#more

ÖncekiSayfa 20 / 72Sonraki