
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Bin Bela Bir Karanfil
Çakma Sherlock Holmes iş başında.. Bu kitabı okurken bu kadar eğleneceğimi biri söyleseydi, inanmazdım. Ece Nehar Arslan, ne yapsam da ailemi kalpten götürsem, diye uğraşsa bu kadar olur. Nehar nam-ı değer Karanfil başına açtığı büyük beladan tek başına kurtulmak isterken; kendini bir anda dört kişilik bir ekibin içinde buluyor. Bu dörtlüyü okurken çok eğlendim. Kesinlikle moral bozukluğuna ilaç gibi gelen bir kitap oldu. Kesinlikle tavsiye ederim. ------ “Bunu nasıl yaptığını çözmemiz lazım.” dedim Feza’yı kast ederek. “Her seferinde nasıl oluyor da kimseye anlatmadığımız şeyleri bilebiliyor?” Azra gözlerini kısarak başını iki yana salladı. “Sanırım gizli güçleri var.” “Tek gizli gücü sinir bozmak.” diye araya girdi Ateş. “Onun dışında muhtemelen kapılarınızı falan dinliyordur.” “Azra’yla aynı anda hıhladık. “Bizi amatör mü zannediyorsun Ateşciğim?” dedi Azra. “Kapıları olan yerlerde konuşmayız gizli işlerimizi.” diye araya girdim. “Mesajlaşmayız, günlük tutmayız, hakkında konuştuğumuz insanların gerçek isimlerini kullanmayız…” ****** Birini bana uzatıp, “Azra ile odanızın anahtarı.” Dedi. “Bizim odanın hemen yanındasınız.” Ben anahtarı alırken Feza dehşete düşmüş bir sesle, “Bizim odanın derken?” diye sordu. “Oda tekil mi Ateş? Bizim odalarımız demek istemedin mi?” Ateş cevap vermedi ve asansöre doğru yürümeye başladı.
Baskı: Skandallar Kraliçesi (Hell's Belles, #1)
Temmuz ayına historical roman ile giriş yaptım. Uzun bir süredir historical okumamıştım. Bu kitap ilaç gibi geldi. Dört kitaplık bir serinin ilk kitabını okurken çok eğlendim. Skandallar Kraliçesi Sesily’nin, yeni ve hep bir öncekinden daha da ses getiren bir skandala imza atmak için her an hazırda beklemesini, tüm kısıtlamalara karşı olağanca gücüyle karşı koymasını okurken Sesily’e hayran kaldım. Bu kitapta az çok fikir sahibi olduğumuz Sesily’nin de içinde bulunduğu grupta yer alan gizemli kadınların hikayelerini de merakla bekliyorum. ****** “Bekleseydim içeri girmeme izin verir miydin?” “Tabii ki vermezdim.” “Siz erkekler çok komiksiniz.” “Güvende olmanı istediğimiz için mi?” “Asıl tehlikenin siz olmadığınıza inandığınız için.”
Baskı: Ten ve Ateş Krallığı - Kan ve Kül 2
Uzun zamandır okuduğum kitapların içinden vaaoov diyebileceğim bir kitap çıkmamıştı. İlk kitaptan çok ama çok daha iyiydi.. Her sayfası su gibi aktı, 600 sayfalık kitabı iki güne bitirdim. Poppy’nin yaşadığı tüm kötü şeylere rağmen güçlü durmasına hayran kaldım. Bir esaretten başka bir esarete girmek zorunda kalan Poppy’nin gizemi kitap boyunca en merak ettiğim bölüm oldu. Ve final bölümü bazı sorularım yanıt buldu derken; o da ne kitap bitmiş.. Şimdi bekle ki üçüncü kitap çıksın.. Umarım sevgili @dexyayınevi fazla bekletmez. #alıntı “Yüce Tanrılar, ona kendi atını mı verdin? Yakında bizi bıçaklamak yerine atıyla ezip geçecek.” Gözlerim kısıldı. “Tanışmamı istediğin kişi bu muydu?” diye sordum. “Bunu fark edip etmediğinden emin değilim, ama onun kim olduğunu çok iyi biliyorum.” Casteel kahkaha atarak yanıma geldi. “Tanışmanı istediğim kişi o değil.” #alıntı “Gerçekten de çok güzel görünüyorsun, Penellaphe.” “Teşekkür ederim,” dedim. “Peki, ya ben?” diye sordu Casteel ve arkasındaki Naill iç çekti. “Fena değilsin.” “Bu çok kabaydı,” diye yanıtladı. “Gidip gölgede oturmak ve incinen duygularınla ilgilenmek ister misin? Tıpkı küçükken inanılmaz derecede aptalca bir şey yaparken kendini yaraladığın zamanlarda yaptığın gibi?”
Baskı: Gecenin Çağrısı
Serinin tüm kitaplarını severek okumuştum. Ama serinin üçüncü ve dördüncü kitabında biraz tempo düşük gibi hissetmiş ve heyecanım sönmüştü. Ama serinin beşinci kitabıyla tempo öyle bir arttı ki, kitap nasıl bitti anlamadım. Birden fazla olayın olduğu, dostluğun, aşkın ve ailenin ön planda olduğu aksiyonu bol bir kitaptı. Yeni müttefiklere, arkadaşlıklara şaşıracağımız bir kitaptı. Olayların içeriğinden bahsedip spoiler vermek istemiyorum (her ne kadar uzun uzun anlatmak istesem de..). Ayrıca şunu belirtmeden geçemeyeceğim: Michael’ı sevdim gibi.. ------------ “Dawson, sen cellatsın. İntihar meraklıları haricinde kimse sana güvenmiyor.” “Ve bu aklı başında olan herkesi hayatta tutar. Demek ki işimi düzgün yapıyorum,” dedi Dawson. ******** Dawson, kollarını dizlerine yaslayarak öne eğildi. “Peratha seni dinliyor. Ne kadar konuşacağın umurumda değil. Burada zor durumdayım.” “İlk defa böyle dediğini duyuyorum,” dedi Murat keyifli bir sesle. “Çünkü ilk defa böyle bir şey yaşıyorum.” ******** Dawson, onun önüne geçip elini salladı. “Bu yaptığın işe yaramayacak. Beni dövmeden rahatlamayacaksın.” “Seni dövemem.” “Neden?” “Bilmiyorum. Çünkü kocamsın falan,” dedi Ada. Nefesi kesildiğinde öksürerek kendini rahatlatmaya çalıştı. Ada uzaklaşmak için döndüğünde, Dawson yeniden önüne çıktı. “Karşılık vermeyeceğim. Ya da bu daha çok hoşuna giderse karşılık da veririm.” ********* Lanston, onu kolundan tutup onu içeri çektikten sonra kapıları ayağıyla itti. “Ne yapıyorsun?” “Uyandırdığım için üzgünüm ama çok zamanım yok.” “Uyumuyordum,” dedi Lanston. Üzerinde sadece pijama altı olsa da gözleri netti. Uyumaya çalışmış, pek başarılı olamamıştı. Elini masaya doğru salladı. “Gidip ne yapıyorsan yap. Lütfen sessiz ve hızlı ol.” “Teşekkür ederim. Burada olduğumu unutacaksın.” “Pek ihtimal vermiyorum.”
Baskı: En Çılgın Takıntı (Made Serisi #2)
Bu yıl @martıyayınları nın hızına yetişemiyorum. Umarım böyle de devam eder. Made serisinin ikinci kitabı Gianna ile Christian’ın gizemli ve takıntılı ilişkisini konu alıyor. İkisi ne kadar birbirine zıt karakter de olsa birbirlerine çekilmelerini okuyoruz. Çok keyif aldığım tutku dolu bir kitap okudum. ----------- #alıntı “O iki hafta boyunca Moskova’daydım. Ama bilseydim, durdururdum. Evliliğini durdururdum.” Mezarlığa, kocamın tabutunun bulunduğu yere baktı. “Bunların hepsini durdururdum.” Ciğerlerim sıkıştı. “Beni kurtarmak senin sorumluluğun değildi.” Bakışları kendinden emindi. “Yine de kurtarırdım.” **** #alıntı2 “Ölürsem mezarımı ziyaret eder misin? diye sordum. Gözleri koyulaştı. “Sen mezara girmeden ben de ölürdüm, malyshka.” Sahiplenici yönünü seviyordum. Ve karanlık yönünü de seviyordum. **** #alıntı3 “Duymadın mı? Aşk bir takıntıdır. Hatta bazılarına göre… En çılgın takıntıdır.”
Baskı: 10 Doğruluk 1 Cesaret
Çok ama çok keyif aldığım, hoş vakit geçirmelik bir kitaptı. Başarılı bir okul hayatına sahip Olivia’nın mezuniyetine bir hafta kala yaşanan küçük bir aksilik nedeniyle mezuniyetinin tehlikeye girmesiyle olaylar başlıyor. Çok keyifli bir kitaptı, Olivia’nın aynı zamanda farklı iki mekanda olması gerektiğini bu süreçte de Efsane Dörtlü’nün verdiği desteği okuyoruz. ***** “Sen burada boy gösterdiğinde bu haftanın neye benzeyeceğinden emin değildim. Sana o mesajı attığımda görevliler beni olanlar hakkında bilgilendirmemişti ve kaytardığını düşünmüştüm. Ve itiraf etmem lazım ki küplere binmiştim. Ama olanları öğrendiğimde, golfün en temel ilkesini sonunda anladığını fark ettim: Dürüstlük. Bu oyunda, tüm oyuncuların kendi puanlarını sayması ve kendi cezalarını talep etmesi gerekir. Bu en önemli prensiptir. Bu olmadan gerisinin hiç değeri yoktur. Senin mecbur olmadığın halde kendini riske atarak ne yaptığını, neyi itiraf ettiğini duyduğumda şunu düşündüm: Sonunda anladı!”
Baskı: Asi Çakıltaşı 1. Perde
Yazarın kitap tanıtımlarını her gördüğümde gerek kapağı gerek konusuyla ilgimi çekmesine rağmen şimdiye kadar tedarik edip okumayı düşünmemiştim. Ta ki instagramda Karan ile ilgili etkileyici alıntıları okuyana kadar… İşte o zaman hiç vakit kaybetmeden serinin ilk kitabının siparişini verdim ve gelir gelmez okumaya başladım. Kitabı bitireli neredeyse iki hafta oldu ama ne yorum yapacağıma karar veremediğim için ancak şimdi azda olsa bir şeyler yazmak istedim. Karakterler genelde acıyla yoğrulmuş, geçmişleri yalnızlık, sevgisizlik ile dolu.. Aslında ne yazsam eksik kalacakmış gibi geliyor. Serinin diğer kitapları şuan elimde değil. En kısa sürede seriyi tamamlayıp okumak için şimdiden sabırsızlanıyorum. ***** “Kuş uçmaktan vazgeçse bile gökyüzü her zaman olduğu yerde duracak,” dedi, gözleri dudaklarından ayrılıp gözlerine çıktı. Kuzguni siyahı gözlerinin içi alev alevdi. “Sen yeter ki vazgeçme.”
Baskı: En Tatlı Kaçış
Eğlenceli, keyif aldığım bir kitaptı. Başlarda karakterlerin bazı davranışlarına sinir olsam da genel anlamda sevdiğim bir kitap oldu. En çok da Nico’yu sevdim. Ama en çok ilgimi çeken gizemli Christian oldu. Serinin ikinci kitabında Christian’ı okuyacağız. Sabırsızlıkla devam kitabını bekliyorum. ****** “Senin hakkında çok şey duydum, Elena Abelli. Beklediğim gibi olduğunu söyleyemem.” Bu adamın benim hakkımda ne duyduğunu bilmek bile istemiyordum. Popüler bir konu gibi görünüyordum ve bunun, iyi yönden olduğuna da inanmıyordum. “Varsayımların seni ölüme götüreceğini duymadın mı sen?” “Kulağa Ace’in el kitabından fırlamış bir söz gibi geliyor,” dedi alayla.
Baskı: Tahtın Köpeği
Yazarın “Hava Uyanıyor” serisinden tanıdığımız Prens Baldair ve altın muhafızlarının başlangıcına iniyoruz. Jax Wendyll, hatırlamak istemediği suçların cezası olarak ömür boyu tahta hizmet etmeye mahkum edilmiştir. Hem arkadaşları hem muhafızları olan Erion’unda saraya gelmesiyle, üçü de gizemli ve ünlü korsan Adela’nın ve kayıp hazinenin peşine düşüyor. Maceraya atılan bu üçlüyü okurken her sayfası ayrı bir gizeme ayrı bir heyecana sürükledi. Prens Baldair’in arkadaşlarına verdiği değer ise hiç ummadığım ama hoşuma giden bir durumdu. Özellikle de belli etmeden Jax’in üzerine düşmeleri, sahip çıkmaları çok ama çok hoştu. Serinin ikinci kitabını fazla beklemeyiz umarım.
Baskı: Fable
Başlarda durağan ilerlese de, ilerledikçe kitap kendine daha çok bağlıyor. Küçük yaşta hırsızlarla dolu bir adada terk edilen Fable, hayatta kalmak için dört yıl boyunca, babasının öğrettikleri ve annesinden aldığı yeteneğiyle, denizin dibine dalıp çıkardığı mücevherler sayesinde hapsolduğu adadan kurtulmaya bir adım daha yaklaşıyor. Serinin ilk kitabı olarak çok sevdim. Kitap öyle bir yerde bitti ki; şimdiden devam kitabı için fazla beklemeyiz diye umuyorum. -------- “Senden neden hiç hoşlanmadım, biliyor musun?” Ben de ona sırıttım. “Neden?” “Yalancı olduğundan değil. Bu adada herkes yalancıdır. Senin sorunun, Fable, iyi bir yalancı olman.” “Yani, seni oldum olası sevmişimdir, Koy.” Yelkeni çekerken güldü ve kayık yavaşladı. “Gördün mü? Az kalsın inanıyordum.”
Baskı: Pervane
Yıllarca kadınlar için mücadele eden, kadına şiddete karşı sesini çıkarmaktan geri durmayan Eser, ummadığı bir gün o sesi çıkmayan kadınlardan biri olacağını düşünmemiştir. Ailesinin koruyabilmek için benliğinden, ideallerinden vazgeçmiş bir kadın Eser.. Tek bir gecede hayatı değişen Eser’in dostlarının desteğiyle yeniden ayağa kalkmasını, sevmeyi sevilmeyi öğrenmesini okuyoruz. Kısa tadımlık bir hikayeydi. Bazı kısımlarda olayların hızlı geliştiğini, içeriğinin daha doldurulabileceğini düşünsem de hikaye çok dokunaklı ve yazar maalesef hayatın bir parçası olan kadına olan hem fiziki hem de psikolojik şiddeti, Eser’in içinde bulunduğu çaresizliği çok güzel yansıtmış.
Baskı: Ya Yarın Yoksa
Kitapla ilgili olumlu olduğu kadar olumsuz yorumlar bir hayli fazlaydı. Ama yazarın ismi kitaba ön yargıyla başlamama mani oldu ve çok da iyi oldu. Diğer kitaplarıyla kıyaslayınca ortalama bir kitap da olsa ben beğendim. Lise son sınıfa giden Lena, geleceğe dair planlarını bir gece verdiği yanlış bir karar ile mahvedince, içindeki pişmanlıkla, keşkelerle yaşamaya çabalıyor. Ve bu süreçte Sebastian’ın dostluğu bir an bile Lena’yı yalnız bırakmıyor. Yapılan yanlış bir tercihin, anlık bir dalgınlığın nelere sebep olabileceğini ve bunun sonucunda Lena’nın yaşadığı pişmanlığı, acabalarını okuyoruz. Dram ağırlıklı bir kitaptı.
Baskı: İlk Aşk Kurabiye Kulübü
Çok güzel, okurken içimizi sımsıcak eden bir aşk hikayesiydi. On beş yaşında ilk aşkı tarafından ciddiye alınmayıp hüsrana uğrayan Sarah Collier’in yıllar sonra bir yetişkin olarak Twilight Kasabasına dönmesi ile hikayemiz başlıyor. Çok sevimli bir hikayeydi. Ben çok beğendim. Özellikle de Jazzy’i çok sevdim. ------- “Twilight benim evim değil,” diye itiraz etti Sarah, temsilcisi onu bileğinden tutup asansöre yönlendirirken. “Coğrafi olarak evin olmayabilir ama kalbinde öyle, bunu biliyorum.” Asansöre bindiler ve Benny zemin katın düğmesine bastı.
Baskı: Bir Küçük Aşk Hikayesi
Sevimli bir hikayeydi. Yayınevi yazarın kitaplarını peş peşe çıkartınca hayal kırıklığına uğrama ihtimaline karşı ilk başta kitap kapaklarıyla ilgimi çekti. Adeline, geçici olarak aile işinin başına geçmek zorunda kalıyor. Pek istenilen başarıyı gösteremese de çabalamaktan, yardıma ihtiyaç duyan kişilerin yanında yer almaktan geri durmuyordu. Sinclair ie yıllar sonra eskiden yaşadığı kasabaya geçici süreliğine geri dönmek zorunda kalıyor. Bu ikili ailelerinin sorunlarıyla uğraşırken aynı zamanda da aralarındaki çekimi anlamlandırmaya çalışıyorlar. Ben çok sevdim chick lit türünde keyifli bir kitaptı. Yazarın diğer kitaplarını da en kısa sürede temin edip, okuyacağım. ----------- “Hiç çaba sarf etmeden annemi kızdırabilirim,” diye yanıtladı Adeline. “Yapmaya çalıştığım şey annemi bir an önce buradan çıkarmak ve bir makas bulup kendimi bu…” derken elbiseyi yoluyordu, “şeyden kurtulmaktı.” “Elbisenin içine mi sıkıştın?” derken içinde bir kahkaha kaynıyor gibi hissetti. Adeline, “Sıkışmak oldukça kişisel bir tanımlama, Sinclair,” dedi ve aceleyle çalışma odasına gidip makas bulabilmek için masanın üzerini talan etti. “Ben, kırılmış bir fermuardan ötürü geçici bir sorun yaşadığımı söylemeyi tercih ederdim.”
Baskı: Kemik Evler
Son zamanlarda büyük beklentiyle başladığım kitaplar hayal kırıklığıyla son bulduğu için; kitaba başlarken beklentimi minimumda tutmaya çalıştım. Ama çok beğendim, değişik bir konusu vardı. “The Walking Dead” dizisini hiç izlemedim ama kemik evler, aklıma ilk bu diziyi getirdi. Konusundan bahsedip gizemini kaldırmak istemiyorum. Ama şunu söylemeliyim ki gizemli Ellis’in hikayede böyle bir rolü olacağını tahmin edememiştim. Ryn ile Ellis’in Kemik Evler ile olan mücadelesini okurken kitabın nasıl bittiğini anlamadım. ---------- Kemik evler böyle yenilgiye uğratılmıştı. Fısıldanan bir isimle.
Baskı: İtiraz (The Legal Briefs #1)
Yeni bir serinin ilk kitabı, boş zamanlarda, okuyacak bir kitap olmadığında okunacak, akıcı, çerezlik bir kitaptı. Çekici, başarılı avukat Stanton Shaw, lise aşkı olan kızının annesinin başkasıyla evleneceğini öğreneceği an tek bir hedefe odaklanıyor: Düğünü iptal ettirmek. Ayni şirkette çalışan ceza avukatı Sofia Santos, arkadaşı Stanton yardımını istediğinde, isteksiz de olsa hedefe giden yolda yardımcı olmayı kabul ediyor. Beklediğim kadar güzel değildi ortalama bir kitaptı.
Baskı: Şiddetli̇ Hazlar
Büyük bir beklentiyle başladım ama başlarda hayal kırıklığına uğradım. En başta belirtmem gerekir ki kitap akıcı değildi, kitabın konusu ağır işlenmişti. Neredeyse yarıda bırakacaktım ama şimdi iyi ki de bırakmamışım diyorum. Sonlara doğru heyecan doruğa çıktı. 1926 yılı Şangay’da kaos hakim.. Rekabet halinde olan kan davalı iki çete.. Kızıl Çete ile Beyaz Çiçekler Çetesi.. Çete üyeleri sebebi bilinmeksizin kendi boğazlarını parçalamaya başladığında aralarındaki düşmanlığı bir kenara bırakıyorlar. Kızıl Çete’nin varisi Juliette ile Beyaz Çiçekler’in varisi Roma Montagov, yaşanan bu deliliğin, katliamın sebebini öğrenmek ve çözümünü bulmak için beraber çalışmak zorunda kalıyorlar. Kitap başlarda hiç ama hiç akıcı değildi ama kitabı ikinci yarısı çok iyiydi. Özellikle o son bölüm serinin ikinci kitabının bir an önce çıkması gerektiğini söylüyor. Umarım @martıyayınları serinin ikinci kitabı için bizi fazla bekletmez.
Baskı: Milat
Yazarın ismi bile kitaplarını alıp okumam için yetiyor. Milat ile de ilk çıktığı an ilgimi çekti. İki yıldır yaşadığım hayatın yansımasını daha kurgusal bir şekilde okuyoruz. İskoçya’daki çiftlik evinde bir araya gelen McLeod ailesi, avlanmaya çıktıklarında vurulan bir kuş önlemez bir virüsün fitilini ateşliyor. Bizim de başlarda birebir yaşadığımız hayatımızın vazgeçilmezi haline gelen cerrahi maske, eldiven, temizlik malzemeleri ve dezenfektan satışlarında artış başlıyor. Milyonları aşan ölümler, tedavisi bulunamayan virüs, paniğe kapılan halk.. Virüs kimini öldürürken bağışıklığı olanlara da doğaüstü güçler kazandırıyor. Yaşadıklarımızı kurgusal bir şekilde okuyoruz. Açıkçası üç kitaplık bir serinin ilk kitabı olarak bana biraz karışık geldi. Ama serinin diğer kitaplarından yana daha da umutluyum. ****** “Şimdi zamanın doğumu ve ölümünde, uzun bir uykunun ardından hem karanlık hem de aydınlık güçler yükselecek. Şimdi aralarında kanın gövdeyi götürdüğü bir savaş başlayacak. Bir annenin doğum sancısı ve çakan şimşeklerle birlikte, kılıcı savuracak olan Seçilmiş Kişi gelecek. Nice mezarın içinde, seninki ilki olacak. Sonu yazılmamış olan savaş uzun olacak.”
Baskı: Sonra Sen Geldin
Tamamen iki zıt karaktere sahip olan Caleb ile Sadie.. İkisinin de geçmişi sıkıntılarla dolu, ikisi de kendine özel bir savunma mekanizması geliştirmiş. İkisi de aralarındaki çekimin farkında olarak birbirlerini görmezden geliyorlardı; ta ki yağmurlu bir gecede karşılarına çıkan köpeği kurtarıp sahiplenene kadar.. Caleb’in her şeye, herkese yetebilmek için çaba göstermesi ve duygularınım arkasında durması; Sadie’nin ne kadar kabul etmese de sevme ve sevilme arzusu.. İlişkilerine müdahale etmek için sırada bekleye işgüzar aile üyeleri.. Ve iyisiyle kötüsüyle yanlarında olan dostları.. Kitabı genel olarak tanımlarsam okuduktan sonra sizde çok hoş duygular bırakan bir kitaptı. ---------- Saat on birde, Lolipop’u yatağına taşıdı, ona orada kalmasını söyledi ve sonra kendi yatak odasına kaçmaya çalıştı. Lolipop onu takip etti. Caleb onu yatağına geri götürdü ve köpeğin altın rengi kocaman gözlerine baktı. “Burada kal ve evi koru, tamam mı?” Lolipop hafifçe inleyip kuyruğunu bacaklarının arasına aldı. Kahretsin. “Tamam, evi ben korurum. Seninle biraz daha televizyon izleyeceğim…” ******* Sienne onun yüzüne bir kez baktı ve kapıyı arkasından kapattı. “Ne oldu?” Caleb burun kemerini sıkarak derin bir nefes aldı. “Bana nasıl söyleyeceğini bulmaya çalışacağın kadar kötü mü?” diye sordu Sienne. “Hayır, seni öldürüp nasıl paçayı kurtaracağımı bulmaya çalışıyorum.” Sienne takvimine bakıyormuş gibi yaptı. “Üzgünüm. Bugün öldürülecek vaktim yok. Gelecek haftaya ertelemek ister misin?”
Baskı: Aşk Geceleri
Seri ilerledikçe daha heyecan verici olmaya başladı. Serinin her bir kitabı bir öncekinden daha heyecanlı ve romantizmi bol olmaya başladı. Lucas ile Molly’nin ilişkileri, hatırlanmayan bir gecenin meydana getirdiği yanlış anlama sonucu ilginçleşmeye başlıyor. Saha da görev almak için çaba sarf eden Molly aldığı ilk davada Lucas’ın yardım etmesiyle, sürekli birlikte hareket ettikleri için hissettikleri çekime karşı koyamıyor. Bu ikiliyi okumak çok ama çok güzeldi. Sırada Caleb ile Sadie’nin hikayesi var; vakit kaybetmeden ben okumaya gidiyorum. ********** Molly ona şöyle bir baktı. “Kulağa tehlikeli geliyor.” Lucas omuz silkti. Çok daha kötü koşullarda bulunmuştu. Genç kadın ona sadece baktı. “Ne?” diye sordu Lucas. “Seni tehlikeli bir duruma sokuyormuşum gibi hissetmekten hoşlanmıyorum.” Lucas kısık sesle bir kahkaha attı. “Üstlendiğimiz bazı işlerin doğasını biliyorsun. Bu hiçbir şey.” “Yaralanmasan iyi olur. Özellikle de ben görev başındayken…”
Baskı: Düşmüş Varis
Royallerin ortancası Easton Royal, yakışıklı, zengin ve zeki ama onun tek amacı sonunu düşünmeden eğlenmek. Ciddiyet hiç de ona göre bir şey değildi. Ta ki Astor Park’a yeni gelen beladan uzak durmak için çabalayan ama her gittiği yerde belanın onu bulduğu gizemli kızımız Hartley Wright’in Easton Royal’in ilgisini çekene kadar. Her istediğinin şimdiye kadar elde eden Royal, ilk kez hayır cevabıyla karşı karşıya. Klasik kaçan kovalanır taktiğini okuyoruz. Genel olarak güzel bir kitaptı. Kitabın final bölümü Easton Royal için işlerin iyi ya da daha kötü bir şekilde değişeceğini gösteriyor. Serinin devam kitabının bir an önce çıkmasının umut ediyorum. ******* “Sen ne yapıyorsun?” diye sordu Hartley fısıltıyla. “Kısık sesle bağırmak gibi harika bir yeteneğe sahipsin, bunu biliyor muydun?” Kitaplarından birini masama çektim. “Senin de beni delirtmek gibi harika bir yeteneğin var.” “Dünyaya geldiğim andan itibaren bu yeteneğimi mükemmelleştirmek için uğraşıyorum.” Bacaklarımı uzattım. “Annem yumruk atarak doğduğumu söylerdi. Dün gece bana yardım ettiğin için teşekkürler.”
Baskı: Lekeli Taç
Royal ailesinin en merak ettiğim genci Gideon Royal ile Savannah’ın hikayesi.. Ailenin tüm sorumluluğunu yüklenen Gideon, üst üste hatalar yaparak hayatının kadınını kaybediyor. İkisinin yollarının üniversitede tekrar kesişmesiyle; ikinci şansları için Gideon çabalamaya başlıyor. Kısa ama keyifli bir kitaptı.
Baskı: Rakipler
Başlarda biraz sıkıldım, diğer kitaplarına göre pek sevemedim. Kitap ilerledikçe sarmaya başlıyor. Sterling ve Lockwood Aynı kulvarda iş yapan, gençliklerinde dost ve iş ortağı iken aşk uğruna düşman saflarında yer alan iki düşman aile.. Nesilden nesile aktarılan bu düşmanlık, iki aileye miras bırakılan otel ile iyice çıkmaza giriyor. Hem ailelerinin etkisiyle birbirinden nefret etmeleri hem de birbirlerine duyduğu çekime karşı mücadele vermeleri aslında klasikleşmiş bir kurgu olsa da, boş zamanlarda okunabilecek çerezlik bir kitaptı.
Baskı: Av
Beste’nin yerine benim aklım karıştı. Karakterlerin fazlalığı ve her birinde yer alan öfke, intikam arzusunu okumak çok yorucuydu. Beste yine iyi adapte oldu diyebilirim. Yazarın diğer kitaplarını okumamış biri olarak “Av” gerek konusu gerek kitap kapağıyla en başta ilgimi çok çekmişti. Başlarda yukarıda bahsettiğim sebeplerden dolayı aklım karışsa da karakterlere – başta Kuzey, Dolunay ve Efla olmak üzere – Beste’ye davranışları yüzünden kızmam; yazarın karakterlerini yaratırken ne kadar gerçekçi olduğunu gösteriyor. Kitap başlangıç olarak iyiydi; Beste’den saklanan sırların bu kadar derin olabileceğini tahmin etmemiştim. Sanırım bir devam kitabı olacak. Kitap öyle bir yerde bitti ki devamında neler olacak hiç tahmin edemiyorum. En kısa sürede devamını okuma ümidiyle yorumumu burada bitiriyorum. ----------- “En kayıtsız insanların bile içinde hassas noktalar vardır. Yaşamla da ölümle de dalga geçen, tamamen kaybolmuş ruhların bile dalga geçemeyeceği şeyler vardır.” ******* Hepimiz savaş zırhlarımızı kuşanıyorduk. Evde tam bir keşmekeş vardı. Gecenin bir vakti hepimiz tüm nefretimizle hazırlanıyorduk. Silahlar bellere yerleştiriliyor, planların üzerinden geçiliyor, soğuk sessizlik tüm koridorları hızla yalarken herkes korkusuzca kaderine doğru uzun süredir bekledikleri yegane şeyi gerçekleştirmeye gidiyordu.