mucdem
@mucdem

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Merhametli Ölüm
8/1006.05.2018

Baskı: Merhametli Ölüm

Yazarın bizdeki ilk kitabı ve umarım serinin devamı da tez zamanda çevrilir. Genelde yeni bir seriye başlarken korkarak başlıyor ama yine de vazgeçemiyoruz. Goodreads'ten araştırdığım kadarıyla serinin 4 kitabı çıkmış 5. de yeni çıkacak tabi biz ikincisini ne zaman okuruz bilemiyorum. Kitap ilk çıktığında konusu bana Nora Roberts'in serisini hatırlattı açıkçası o nedenle okumak istedim, tabi bir Eve Dallas ile Roarke değiller ama onları severek okuduğum gibi FBI özel ajanı Mercy Kilpatrick ile polis şefi Truman Daly de bir o kadar severek okudum. Yorumuma geçiyorum; çocukluğundan itibaren bir kıyamet hazırlıkçısı olan Mercy, Oregon’un kırsal bir bölgesi olan Eagle’s Nest’te yaşamıştır. Ta ki, başlarına gelen bir trajedi, ailesini parçalayana ve Mercy’nin evi terk etmesine neden olana kadar. Mağara adamı olarak adlandırılan bir cani Mercy’nin kasabasında yaşayan kıyamet hazırlıkçılarını hedef almakta, onları evlerinde öldürmekte, yıllar boyunca depoladıkları silahlarını çalmaktadır. FBI tarafından, yerel emniyet güçlerine yardım etmek için görevlendirilen Mercy, onu dışlayan ve görünüşte yasalara uyan ailesi ile yüzleşmek üzere Eagle’s Nest’e döner. Burada amcası, mağara adamının kurbanlarından biri olan polis şefi Truman Daly ile tanışır. Yaşanan cinayetlerin gizemini çözmek için birlikte çalışmaları on beş yıl önce yaşanılanlar üzerindeki sır perdesini aralıyor. Ben Truman ve Mercy ikilisini sevdim. Nora Roberts, Lena Diaz'ın yazdığı polisiyeleri sevdiyseniz Kendra Elliot da seveceğinize inanıyorum. Bir şans vermenizi tavsiye ederim. -------------------------- "Anlayabileceğini sanmıyorum," dedi Mercy yavaşça. Benim gibi yetiştirilmenin ne demek olduğunu sen bilmezsin. İlk günden itibaren, bir felakete karşı hazırlıklı olmak kafama kazındı. Bundan kurutulamıyorum. Her ne kadar bunun bir gün olabileceğine inanmak istemesem de gerçekleşme ihtimaline karşı bu mekanı hazır tutmak zorundayım."

Aramızdaki Uçurum
6/1029.04.2018

Baskı: Aramızdaki Uçurum

Yorumum İçin: https://birumuthayal.blogspot.com.tr/2018/04/samantha-young-aramzdaki-ucurum.html#more

Baskı: Gül & Hançer (The Wrath and the Dawn #2)

Yorumum için : https://birumuthayal.blogspot.com.tr/2018/04/renee-ahdieh-gul-hancer.html#more

Ateşle Oynama
10/1015.04.2018

Baskı: Ateşle Oynama

Yazarın kalemini her seferinde çok severek okuyorum. Ve bu kitabını da bir o kadar severek okudum. Konusuna geçmeden önce belirtmek isterim ki kitap cildiyle kapağıyla, iç sayfaların tasarımı ile bir görsel şölen sunuyor. Devamı için : https://birumuthayal.blogspot.com.tr/2018/04/asude-atesle-oynama.html#more

Kutsal
10/1004.04.2018

Baskı: Kutsal

Kutsal, her okuduğumda içimdeki en derin yerlere dokunan, en derin duyguları hissettiren, okurken yaşatan bir kitap. Hakim, o ne güzel seviyor; karşılıksız, saf, almadan sadece veren bir sevgi.. Kutsal, kendi küçük yüreği geniş küçük adam, en büyük eksiği öyle güzel tamamlanıyor ki okurken içine sokası geliyor küçük adamı. Mehveş, Hakim’in meneviş gözlüsü, aşkın vücut bulmuş hali ve anneliğin masumiyeti,simgesi.. Hayat bu üç kişinin yüreğini Kutsal’da birleştiriyor. Kutsal’ın her babası demesi ile içim titredi. O kadar söylenecek kelime var ki ama sanki her söylenen kelime eksik anlatacakmış gibi geliyor. Yazarın kalemini ilk Edebi Yansıma kitabının daha basılmamış hali ile yayınlanan sitede (wattpad değil) okumuştum. Yazarımız böylece takip listemde yer almaya başladı. Ama doyamadım; Kutsal’ın ve Aytun’un kendi sevdalarının vurgununu yaşayacağı bir kitaba asla “Hayır” demem kesinlikle.. &&&&&&&&&&&&&&&& Küçük bir el adamın sakallı yüzüne uzandı. Titrek gözbebekleriyle gözlerine baktı ve kaderin en büyük savaşında ilk taarruza geçti. “Babası…” Dünya döner, asla durmazdı. Ama Hakim için o an dünya durdu. --------------------------- Hakim koluna yatırılan küçük bedeni hafifçe yukarı doğru kaldırarak yanağına ulaştı. Dudaklarını alnına değdirirken Kutsal’ın küçük eli Hâkim’in yanağındaki gamzenin üzerine kapandı. Mehveş o anda bir elini kalbine diğer elini dudaklarına götürdü, içinden yükselen hıçkırığı bastırmak için.

Kara Duvak
8/1002.04.2018

Baskı: Kara Duvak

Yazarın yayınlanan tüm kitaplarını severek okudum. Ayrıca wattpadde yayınlanan henüz basılı olmayanları da severek okuyorum; Kara Duvak kitabı da onlardan biriydi ve şimdi basılı haliyle okumak ayrı bir güzel ama. Ömer Asaf Arıkan, ailesi tarafından yalnızlığa itildiğinden kalbini sert bir kabuğun içinde hapsetmiş ama sevdiğinde ise onu korumak için her şeyi yapmaya hazır bir adam. Melek Aksoy, Benim Küçük Gelinim kitabından hatırladığımız Asude ile Sedat’ın kızı, ailesi tarafından çok sevilen, ailesinin gözbebeği, bir gün başına gelen talihsiz bir kaza yüzünden kendisini bir anda annesinin kaderini yaşarken buluyor. Kitapta Asaf’a kızdığım yerler olduğu kadar, Melek’e bile ileri derece fedakâr olmasından dolayı kızdığım yerler oldu. Ve bana hala sanki Asaf Melek’e olan aşkını tam anlatamamış gibi geliyor. Yaptıklarını düşününce hele de kitaptaki bir sahne var ki (okuyunca anlarsınız) o sahneden sonra daha da öfkeliyim Asaf Bey’e. Ayrıca Gözde ile Hakan kardeşleri Vural amcayı çok sevdim. Gözde ile Hakan kardeşlerin de kitabı olacak mı acaba çok merak ediyorum. Yazarın kalemini, oluşturduğu kurguyu seviyorum. Başta kitabın kalınlığı göz korkutsa da kelimeler su gibi akıp gitti. &&&&&&&&&&&& “Benden izin aldın mı yüzük takarken, bu uzuv bana ait!” dediğinde Asaf imalı bir şekilde genç kıza yaklaştı. “Çık… Yanlış… Unutuyorsun, karıcım, senin de isteğinle her uzvun bana ait!” dediğinde genç kızı şoka sokarak yanından ayrıldı.

İçimdeki Sen
10/1001.04.2018

Baskı: İçimdeki Sen

Amy ile Matty’nin bu muhteşem dostluğu, sevgisi ve aşkını okurken etkilendim. Yorumum için : http://birumuthayal.blogspot.com.tr/2018/04/susanna-ernst-icimdeki-sen.html#more

Ben Ölürsem
8/1026.03.2018

Baskı: Ben Ölürsem

Yorumum için : http://birumuthayal.blogspot.com.tr/2018/03/bn-toler-ben-olursem.html#more

Aramızdaki Mesafe
8/1023.03.2018

Baskı: Aramızdaki Mesafe

Çok eğlendim kitabı okurken. Caymen ile Xander, ikisi de güçlü karakterler. Daha çok gençlere hitap eden, tadımlık aşk hikayesi diyeceğim ama aşk kısmı hafiften hissetmeme rağmen eğlenceli ve sürükleyici bir kitaptı. On yedi yaşındaki Caymen, annesin porselen bebek dükkânında çalışırken, yakışıklı ve zengin Xander ile tanışır. Ama kızımızın zengin insanlara karşı ön yargılı düşünceleri nedeniyle uzun bir zaman sadece arkadaş olarak takılıyorlar. Ayrıca kitabı okurken ne kadar eğlensem de sanki sonu havada kalmış gibi hissetim. Kitap seri değil anladığım kadarıyla, yalnız Caymen’in aile durumu ile ilgili kendimi çok tatminkâr hissetmedim. ------------------------------ “Peki, sizce ihtiyar bir kadın bunlardan hangisini beğenir?” “Hepsini.” Çene kasları seğirince birden bana döndü. Gözlerinde şaşkınlık gördüm, karşısında daha yaşlı bir kadın bulmayı bekliyormuş gibi. Bu iltifatı, normalden biraz daha kalın olan ve genizden gelen sesime borçluydum ancak bu, onu çoktan ağzından çıkmaya başlayan cümleyi sarf etmekten alıkoymadı: “Siz hangisini beğeniyorsunuz?” Hiçbirini demeye hakkım var mıydı? Kaçınılmaz geleceğimde ileride bu dükkanı işletmek olsa da, dükkan benim değil, annemin hayatının aşkıydı. “Ben hiç durmadan ciyaklayanları tercih ediyorum.”

Son Pişmanlık
8/1020.03.2018

Baskı: Son Pişmanlık

Serinin ilk kitabı benim de yazara ait okuduğum ilk kitap. Hep satış sitelerinde gördüğüm ama sevebileceğimi düşünmediğim için pas geçtiğim bir kitap, daha doğrusu yazarın tüm kitaplarını bu sebeple pas geçtim. Tesadüf eseri “İçimdeki Sen” kitabını okuyunca ne kadar ön yargıyla yaklaştığımı gördüm. Devamı için: http://birumuthayal.blogspot.com.tr/2018/03/al-jackson-son-pismanlk.html#more

On İki Gün
8/1016.03.2018

Baskı: On İki Gün

http://birumuthayal.blogspot.com.tr/2018/03/debbie-macomber-on-iki-gun.html#more Yazarın adını görmem bile kitabı okumam için yeterli bir etken. Özellikle de son zamanlarda yayınevlerinin eskiden peş peşe çıkardığı kitapları özlemle anarken ilaç gibi geldi Debbie’nin kitabı. Mağazada satış elemanı olarak çalışan Julia, hayatının tek düzeliğinden sıkıldığında kendisine yeni bir uğraş olarak blog yazmaya başlar ve konu olarak da kendisine, on iki gün kalan noele kadar suratsız komşusu Cain’i noel ruhuna kavuşturmayı seçer. Cain ise bu suratsız, yalnız halinden o kadar memnun ki sinir bozucu derecede her an neşeli olan komşusu Julia’dan olabildiğince kaçmak için çabalar. Kitapta en çok büyükbaba Bernie’yi sevdim. Aslında klasik kaçan kovalanır tarzı bir kitap olsa da okurken çok eğlendiğim de bir gerçek. ------------------- “Hala bir torun haberi alamadım. Ben ve büyükannen bu işleri yavaşlatmakta haklıydık ama siz neyi bekliyorsunuz?” dedi. “Büyükbaba, evleneli daha altı ay oldu. Bize biraz zaman ver,” dediler. Bernie başını sallayarak, “Köpek yavrularını alıyorsunuz ama bir bebek için bekliyorsunuz” dedi. “Ne yaptığınızdan eminsiniz, değil mi evlat?” diye sorunca Julia gülmeye başladı.

Sadakatin Rengi
2/1015.03.2018

Baskı: Sadakatin Rengi

Okuduğum diğer kitaplarına göre benim için çok vasattı.

Biz
10/1014.03.2018

Baskı: Biz

Demir ve Süheyla çiftinden sonra Çiğdem ile Çelik çifti ile şenlendim. Çiğdem geçmişinden kaçarken Çiğdemin deyimiyle egosu tavan yapmış Çelik Mızrak ile yolları kesişiyor. Süheyla ile Çiğdem, Mızrak kardeşleri hem çileden çıkaran hem de onların vazgeçilmezi olmayı başaran iki deli kadın :D Çelik Mızrak, Sen kitabında ilgimi çeken ve hikayesini çok merak ettiğim bir karakterdi. Etkilendiği kadına kendinden ödün vermeden ama o kadının gönlünde yer etmesini sağlayacak şekilde kur yapan bir Çelik Mızrak okumak çok tatlı geldi bana. Adamın hayatında gördüğü kadınlar gibi değil ki ama adam ne yapsın  Tabii aksiyon olmazsa olmazımız Çiğdemin geçmişi ummadık bir anda ortaya çıkarak bir anda tansiyonu yükseltti. Severek okudum kitabı. Çoğu yerde kahkahalarımı tutamadığım eğlenceli bir kitaptı. Yazarın her kitabı birbirinden daha güzel ve karakterleri de bir o kadar eğlenceli. ------------------- “Kalabalıktan nefret ederim!” “Yarın aktivitemizi birlikte belirleriz!” “Yarına hasta olmayı planlıyorum!” Çiğdem, hafifçe gülmeye başladı. Adam da gülümsüyordu. “O zaman ben de çorba yaparım!” “İstediğini her zaman alıyorsun, değil mi?” “Her zaman…”

Baskı: Cellat'ın Kalbi (Kırmızı Başlıklı Kız #2)

Yazarın kalemini çok seviyorum wattpaddeki hikayeleri dışında basılı olan kitaplarını da düzenli takip eden biri olarak bunu söyleyebilirim. Türk yazarlardan en iyi fantastik kurgu yazarı benim için. Serinin ilk kitabı “Av Dönencesi” nde Ada, ailesinin ve nişanlısının kurtlar tarafından öldürülmesiyle kendisini bir anda kurtların dünyasında buluyor. Bilmediği bir dünyaya ayak uydurmaya çalışırken hiç ummadığı birine aşık oluyor. Kitabın finalinde Dawson’ı zincirlenmiş ve yaralı bir halde bırakıp Aleut’a dönüyordu. “Cellat’ın Kalbi” ile Ada ve Dawson özlemim bir nebze giderildi. İkisini okumayı özlemişim. Uzun bir ayrılığın sonunda Ada’nın sonunda dönüşüm geçirmesiyle türünün ne olduğu gizemi çözülüyor. Bu seriyi sürekli tekrar okusam sıkılmam. Ve şimdi bu güzellik de kütüphanemde yerini aldı. Kitap kapağının tasarımı, iç sayfaların tasarımı da bir o kadar mükemmeldi. Sonu öyle bir yerde bitti ki devamını şimdiden çok merak etmeye başladım. ------------------------ “Aşk her zaman tehlikeli bulmuştum. Birçok bakımdan hiç bana uygun değildi. Fazla hassas, fazla iki kişilikti. Ama anlıyorum ki aslında bu iki kişilik değil, hatta parçaları oluşturmak bile değil. Kendinden olanın bir başkasına dönüşmesinde.” “Dawson,” dedi Ada hayret içinde gülümseyerek fısıldarken. “Aşkı sadece sen böyle tanımlayabilirdin.”

Leyla Fırtınası
10/1011.03.2018

Baskı: Leyla Fırtınası

Gizemli adamımız Menderes Vardar’ın hikayesi içlerinde en merak ettiğim, bir an önce okuyup gizemini satır satır çözmek istediğim adam. Kitaba dün gece başladım, yavaş yavaş, içime çeke çeke okuyayım dedim ama; kitap dört saat sonra bitmişti. Menderes Vardar, mücevher tasarımı yapan başarılı bir iş adamı. Aynı zamanda sırları olan ve onları korumak için de attığı her adıma dikkat eden bir adam. Ta ki karanlık bir gecede hayatının ortasına bir bomba misali düşen Leyla Artunç’a kadar. Leyla Artunç, babasının ölümünden sonra peşine düşen beladan kurtulmak için ülkesine dönmek zorunda kalır. Kendini bir andan hiç tanımadığı bir adamın evinde, onun koruması altında bulur. Leyla ile Menderes arasındaki tutku, ihtiras, aşk ve nefret o kadar güçlü, o kadar derin ki okuyanı etkisi altına alıyor. Menderes ailesi, ailem dediği dostları ile sevdiği kadın arasında bir seçime maruz kalmamak için iki tarafı da elinden geldiğince dış tehlikelerden korumaya çalışıyor. Ama ben en çok Menderes’in duygularından kaçmadan ne hissettiğini bilen ve istediğini almadan da vazgeçmeyen tavrını çok sevdim. Uras ile Ahunun hikayesinin merak etmeye başladım, tabi Başar’ın hikayesini de ayrı bir merak etmekteyim. ------------------------ “Bu hayatta en büyük hata, hakkında hiçbir şey bilmediğin birini pervazsızca yargılamaktır.” “Yalan mı?” Menderes keyifsiz ve tehlikeli bir gülüşle ona doğru biraz daha eğildi. “Bir de, Leyla… İstediğini elde etmek için beni kışkırtmana gerek yok. Fazla zahmetli bir yol. Neden basit olanı seçmiyorsun?” “Ne elde etmeye çalışıyormuşum?” Cılız sesi kulaklarına yabancıydı. “Bahsettiğiniz yolla neyi kastettiğinizi de anlamış değilim.” Titrek ve kısık tonla sorulmuş olan soru karşısında, Menderes’in gözlerinde ışıldayan ve eğlendiğini gösteren bir ifade belirdi. Leyla’yı adı gibi bir karanlığa hızla çekerken, tenlerinin alevler içinde kaldığının farkındaydı. “Sıcak, ıslak ve tutkulu bir öpücük istiyorsun.” Kelimeleri boğuklaşmış, ikisini de büyülü bir geceye hapsetmişti. “Şimdi söyle bana. Merakını gidermeye cesaretin var mı?”

Baskı: İskoç Esareti (Campbell Trilogy #3)

Aksiyonu bol polisiye kitapları peş peşe okuduktan sonra onlara ara verip araya İskoçları ekleyeyim dedim. Uzun bir süredir İskoç ve historical kitaplara özlem duyuyoruz, yayınevleri sağ olsun. O yüzden ilaç gibi geldi bu kitap. Serinin üçüncü kitabı çok merak ettiğim Duncan Campbell’in hikayesini konu alıyor. İşlemediği bir suç yüzünden sürgüne giden Duncan Campbell on yıl sonra geri dönüp adalet arayışına giriyor. Jeannie Gordon ise on yıl önce kalbini Duncan Campbell’e kaptırıyor. Ama babası ile sevdiği adam arasında kalıp Duncan’ın vatana ihanetle suçlanmasına dolaylı yoldan sebep olması nedeniyle güven ve sadakatin sarsılmasıyla iki aşığın tekrar karşı karşıya gelmesi on yılı buluyor. Aşkın, tutkunun, İskoç ateşinin tüm gücüyle hissedildiği bir kitaptı. Seriyi bitiriyoruz bu kitapla anladığım kadarıyla. Umarım yazarın yarım kalan diğer kitapları da erkenden tamamlanır. #alıntı Ozanların şiirlerinde, aşkın bir yıldırımı andırabileceğini duymuş ve bunun romantik bir abartı olduğunu düşünmüştü. Şimdi bundan pek de emin olamıyordu.

Baskı: Altıncı Adam (Sean King & Michelle Maxwell, #5)

Yazarın kitaplarını okumaya başladıktan sonra en azından elimdekileri bitirene kadar araya başka bir yazarın kitabını hiç almadım. Bağımlısı oldum ki genelde bu tür okumayan biriyim. Altıncı Adam serinin beşinci kitabı. Duvar adı verilen bir istihbarat programında çalışan ve dünyanın bilinen en zeki insanı Edgar Roy’un evinin bahçesinde altı ceset bulunur ve Edgar Roy seri katil olduğu iddiasıyla tutuklanıyor. Ve King ile Maxwell dedektiflerimizin atıldığı yeni macerası daha karışık, daha tehlikeli bir hal alıyor. Serinin son kitabının çevrilmesini de sabırsızlıkla bekliyorum. #alntı Kullanılmamaktan dolayı çatallanmış bir ses yükseldi. “Sean?” Sean tekrar başını kaldırdı ve bakışları havada buluştu. Ağlıyordu. İkisi de. “Buradayım Michelle. Buradayım.” Mucizesi onu bulmuştu.

Baskı: Örtülü Günahlar (Sean King & Michelle Maxwell, #4 )

Serinin dördüncü kitabı, birinciyi okuduktan sonra iki ve üçüncü kitabını (temin edemediğimden) okumadan direk dördüncü kitaba geçiş yaptım. Yorumum için: https://birumuthayal.blogspot.com.tr/2018/03/david-baldacci-ortulu-gunahlar.html#more

Baskı: Birimiz Yalan Söylüyor

Kitap ön siparişe çıktığı zaman ilgimi çekmiş olsa da genelde okuduğum tür dışından olduğu izlenimine kapıldığım için listeme almamıştım. Ama bir arkadaştan önerebileceği kitap konusunda istediğim tavsiye üzerine aldığım bir kitap oldu. Ve okuduğuma pişman olmadığım sürükleyici, merak uyandırıcı, gizemli bir kitap oldu. Lisede okuyan beş öğrenci tuhaf bir şekilde oyuna gelip ceza alıyorlar. Ve ceza sınıfında bu beş kişi ve bir de başlarında öğretmen dışında kimse yok. Bir anda bu öğrencilerden birinin ölümüyle ise kalan dört öğrencinin hayatı da değişime uğrar. Saklı kalan sırlar bir bir ortaya çıkar, cinayet şüphesi altında hepsi zan altında kalır. Her çıkan sırla birlikte sırasıyla hep birilerinden şüphelendim ama kurgu öyle bir hal aldı ki şaştım kaldım. Hiç tahmin etmediğim bir şekilde gelişti olaylar. Okumayı düşünenlere bekletmeden okumalarını tavsiye ederim kesinlikle.

Baskı: Aşk Fırtınası - Mutluluk - Aşkla Seven Adamlar 6

Mart ayını Mutluluk ile açıyorum. Aşkın, tutkunun, kıskançlığın, ailenin ve dostluğun bir arada olduğu okurken mutlu eden bir kitaptı. Doruk ve İpek geçtikleri acı sınavlardan sonra artık hak ettikleri mutluluğu yaşamaya başlıyorlar. Kitap dopdoluydu. Küçük Hande’nin kıskançlığı İpeğe fazlasıyla çektirdi. Doruk ve İpek okurken ne kadar mutluysam da Kaan’ın hikayesine (biraz bahsedildi kitapta) üzüldüm. Ama Kaan’ın ayrı bir kitap olmasını isterim yazarımızın öyle bir düşüncesi var mı bilmiyorum. Rüya ve Savaş ikilisinin hikayesini de çok merak ediyorum. Özellikle de birbirlerine düşman olacak kadar ne yaşadıklarını öğrenmek için daha çok merak ediyorum. Aşkın bol olduğu, tadında bir kitaptı. #alıntı1 “Doruk artık bıraksan diyorum. Tamam, kimseye saldırmayacağım. Rezil olduk” dediğimde Doruk alaycı bir kahkaha atarak, “Plajda yeterince mahalle kızı gibiydin. Sorun olacağını sanmıyorum” dedi. Çemkirerek, “Hak ettiler ama” diye bağırdım. #alıntı2 “Artık şu çingeneliğe bir son versen ve prenses gibi davransan sence de iyi olmaz mı?” diye sordu. Mira kahkahalara boğulmamı sağlayan bir cevap verdi: “Ben prenses gibi giyiniyorum. Çingene gibi dövüyorum…”

Yoksun
8/1001.03.2018

Baskı: Yoksun

Şubat ayını da “Yoksun” ile kapatmış bulunmaktayım. Hissiz ve Maske kitaplarından sonra Yoksun’u uzun bir zamandır bekliyordum. En çok merak ettiğim Marcus ile Josephine’in hikayesini konu alıyor. Josephine, babasının ölümüyle hayatı altüst oluyor. Ve yaşlı kocasının ölümüyle dul kal Josephine’i yaşadıkları hayata karşı duygusuz olmaya itiyor. Tabi sürekli karşısına çıkan Marcus’a kadar. Aslında ikisinin de geçmiş yaralarla kaplı ve ikisi de farkında olarak ya da olmayarak birbirlerinin ilacı. Aralarındaki tutkuyu ne kadar kabul etmeseler de sonunda kayıtsız kalamamalarını okumak, birbiriyle çekişmelerini okumak keyifliydi. Tabi kitapta Alexander ve Heaven çifti ile Adrian ve Jasmine çiftinden de haberler alıyoruz bu arada. Severek okuduğum bir kitap oldu. --------------------------------- “Güven bana Marcus. Söz veriyorum ben seni incitmeyeceğim…”

Baskı: Barut - Lodos'un Oğulları

Eveeeeet şimdi geldik aslında çookkk sakin! olan Barut Reisimize. Lodos Gemisinin kaptanı Mustafa namıdeğer Barut Reis çevresindekilere göre en ufak şeye öfkelenen, bağırıp çağıran ama kendisine sorsan en sakin adam! tabii öfkelenmesine sebep vermediğin müddetçe. Birde tabi Barutun meşhur denize gömmelerini de unutmamak lazım. Leyla ise ölümden kaçmak için limanda bulunan sandığın içine girip saklanırken kendisini Lodos Gemisinde Barut Reis ve tayfasının ininde buldu. Leyla’nın Mustafa’ya özel heyecanlandığında, korktuğunda saçmalamalarını okurken çok eğlendim. Ayrıca Lodos’un mürettebatında yer alan Aksak Tayfun, Filinta, Korsan ve süt oğlan da kitaba fazlasıyla renk katmış. Bol kahkaha garantili aksiyonu eksik olmayan bir kitaptı zaten kitap olarak basılmadan önce wattpad de yayınlanmıştı ve oradan okumuştum. Çıktığı gibi de direk alıp kitap hali ile vakit kaybetmeden okudum. Dün gece yarısı başladım okumaya nasıl bitti anlamadım. Yalnız ben korsanın hikayesini daha çok merak etmeye başladım. İnşallah en kısa sürede korsanın kitabını da okuruz. -------------------------- “Ben kimseye işkence etmedim.” “Hıı, evet. Filinta yalan mı söyledi yani? Mustafa öfkeyle Murat’a dönerken, Murat korkuyla iki adım geri gitti. “Valla ben bi’ şey demedim Reis. Leyla yarattığı kaosu fark edemeyecek kadar korktuğu için saçmalamalarına devam etti. “Dedin ya! Süt Oğlan’a anlatmadın mı? Murat kıza iki başı varmış gibi baktı. “Sen nereden duydun anlattığımı?” “Branda ses geçiriyor, hatırlatırım.” Bu söz üstüne Mustafa artık daha fazla dayanamadı. “Güne mi geldik lan? Belli ki kız geminin her yerinde dolaşarak bol bol istihbarat toplamış işte” dedikten sonra kendi kendine hırlar gibi devam etti. “Biriniz çenenizi tutamaz, diğeriniz kıyafetlerine sahip çıkamaz, ötekiniz desen sandıkları baştan boşlamış… Kızın elinde maskara oldunuz.”

Baskı: Cehennem Köşesi (Camel Club, #5)

Yazarın tek kitabını okuduktan diğer kitaplarını da listeme almıştım. Artık gerilim – aksiyon türünün de okurken beni heyecanla yerimden oynattığını söyleyebilirim. “Cehennem Köşesi” serinin son kitabıymış ama ben ilk okumuşum bunu da yeni fark ettim ayrıca. Oliver Stone, zamanında nam yapmış eski bir casus. Şimdi ise sessiz sakin bir hayat sürmektedir. Ama bir gün Beyaz Saraya çağrılıp bizzat başkanın emriyle gizli bir görevle yetkilendirilene kadar.. Başkentin göbeğinde olan Lafayette Parkında bombanın patlamasıyla ise Oliver ve Deve Kulubü bu bombanın arkasındaki kişileri bulmak için çalışıyorlar. Olayların kurgulanışı, yanıltıcı ipuçları ve sürükleyici bir anlatıma sahip kitaptı. Yazarın diğer kitaplarını da en kısa sürede temin edip okuyacağım inşallah ----------------------- “Adamınız iyi görünüyor. Dişi hariç tabi.” “Dayanıklı biridir. Ama seninle çarpışmanın sert bir duvara çarpmak gibi olduğunu söyledi.”

Kukla
9/1022.02.2018

Baskı: Kukla

Gerilim türünde ilk kez bir kitabı okurken heyecan hissettim. Bir sonraki sayfayı büyük bir merak içinde okudum. Yorumum için : http://birumuthayal.blogspot.com.tr/2018/02/daniel-cole-kukla.html#more

ÖncekiSayfa 17 / 21Sonraki