kitapsevinci
@kitapsevinci

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Ölü Gömme Törenleri

Kitabın adı ve de konusu pek iç açıcı olmasa da kurgusu, akıcılığı, kendinizi tam da olayların içinde hissettiren betimlemeleri çok iyi! Ve bir idam mahkumunun duyguları, gelgitleri, aklıyla ölümü kabullenmesine rağmen gönlünde müthiş bir yaşama arzusu duyması çok etkileyici bir biçimde yansıtılmış... http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2016/01/olu-gomme-torenleri-hannah-kent.html

Mücella
9/1008.01.2016

Baskı: Mücella

Nar Ağacı'na kıyasla hem dil, hem anlatım, hem de hikaye olarak daha sade bir roman olsa da Nazan Bekiroğlu farkını ortaya koymuş ve sizi ta en başından içine çeken ve bittiğinde kendinizi boşlukta hissetmenize neden olan bir roman çıkarmış... http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2016/01/mucella-nazan-bekiroglu.html

Baskı: Kekeme Çocuklar Korosu

altını çizdiğim bir çok cümle, hatta paragraf oldu ki hepsini buraya almadım ama yazarın tanımladığı gibi "1990-2000 yılları arasında İslamcılık söyleminin bir tarafında yer tutmuş kuşağın içinde biriktirdiklerini "dikkafalı" bir söylemle dışavurumu" olarak göremedim ben kitabı. Tamam buna ilişkin bölümler de vardı ama kitabın bütününe baktığımda şizofrenik bir karakterin kendiyle, insanlarla, hayatla hesaplaşmasını ve bunları kafasında anlamlandırmaya ilişkin çabasını gördüm ben. Kitap kötü değil, yine doğru tespitler, güzel ifadeler var ancak bir kafa karışıklığı da var... Tarık Tufan okumalarına başlamak için iyi bir tercih değil bence.. http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2015/12/kekeme-cocuklar-korosu-tark-tufan.html

Uzak Tepeler
9/1019.12.2015

Baskı: Uzak Tepeler

"Ben giriş, gelişme ve sonucu severim, her şey açıkça anlatılmalı ve bir nedene, sonuca bağlanmalı" diyenlerdenseniz bu kitap size göre değil. Zira çeşitli olasılıklar ve bilinmezlerle baş başa bırakıyor yazar sizi. Ama eğer "Aman canııım her şey de önümüze hazır mı konsun yani, azcık da ben kafa yorayım" diyorsanız kaçırmayın bu kitabı;) http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2015/12/uzak-tepeler-kazuo-ishiguro.html

Hayal Meyal
9/1009.12.2015

Baskı: Hayal Meyal

Kitap 3 ana bölümden oluşuyor, bunların altında da kısa kısa yazılmış bölümler var ve her bölümün başlangıcında (tanıtım yazısındaki gibi) çok hoş yazılar var... Kitap, kahramanımızın kanser olduğunu öğrenmesiyle başlıyor. Henüz 34 yaşındadır ve bu gerçeği kabullenmesi oldukça zor olur, gel-gitler yaşar, gerçeğiyle yüzleşmeye çalışır, bundan sonra yapacaklarına ilişkin planlar geliştirir ve birden kendini geçmişi düşünürken bulur. Ailesinin yanına, çocukluğunun, gençliğinin geçtiği mahalleye yeniden taşınmaya karar verir. Tabi bu arada mahalleden mecburi nedenlerle ayrılış hikayesini de bizlerle paylaşır. İkinci bölüm ise kahramanımızın mahalleye yeniden dönüşüyle başlıyor. Mahalleye döner dönmez hemen huzur bulduğu Nefes Saatçisi'ne uğruyor. Dükkanın sahibi Nurettin Efendi, yıllar önce eşi ve kayınvalidesiyle mahalleyi kimselere haber vermeksizin terk etmiş ama bir müddet sonra tek başına, yine kimselere bir açıklama yapmaksızın dönmüştür ve bu dükkanı açmıştır. Bir saat hariç dükkanındaki bütün saatler 18:10'u göstermektedir. Onun hikayesini de merak ettiniz değil mi?:) Yazar bizi merakta bırakmıyor neyseki;) Valla ne yalan söyleyeyim Nurettin Amca'yla (hatta dikkat ettiyseniz "Efendi" bile demiyorum öyle kanım kaynadı kendisine!:)) ben de oturup çay içmek, sohbet etmek istedim bu bölümde. Son bölümü anlatmıyorum affınıza sığınarak:) Zira son bölüm kısacık ve bütün taşlar yerine oturuyor;) Yazarın üslubunu, anlatımını çok sevdim!:) Betimlemeler öyle güzel ki! Tam da benim düşündüğümü, hissettiğimi anlatmış ama ben neden böyle güzel anlatamıyorum diye sinir olabilirsiniz uyarayım, zira ben pek sinir oldum!:) http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2015/12/hayal-meyal-tark-tufan.html

Baskı: Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1984)

Öyle bir gelecek hayal edin ki, Tek parti olsun ve bu partinin başında da "Büyük Birader" adında, her tarafta yer alan posterleri dışında cismine rastlanılmamış, esasında yaşadığı bile şüpheli olan bir lider olsun, İnsanların evlerinde hiç kapanmayan ve sürekli partinin öğretilerini, tasvip ettiği yaşam biçimini dayatan yayınların yer aldığı ve yaşamınızı 24 saat gözetleyebilme imkanına sahip olan tele ekranlar olsun, Bir erkekle bir kadının birbirinden hoşlanma ihtimali bile büyük bir tehdit oluştursun ve iğrenç bir şey gibi kınansın, Yaşamınız kaçınılmaz olarak diken üstünde hissetmenize yol açacak şekilde mercek altında olsun, Hal ve hareketlerinizin standart ölçülere uymamasının aleyhinize delil olarak kullanılmasının yanı sıra olmadık bir anda gözünüzün seğirmesi, hoşnutsuz bir ifadenin yüzünüze yerleşmesi, sebepsiz yere yanaklarınızın kızarması gibi şeyler bile şüpheleri üzerinize çeksin ve artık beyninizin, düşüncelerinizin de parti tarafından izlendiği, denetlendiği ve olmaması gereken düşüncelerin aklınızdan geçmesi halinde bile mutlaka cezalandırılacağınız hissi sürekli içinizde olsun, Cezalandırma da günümüzde bildiğimiz anlamda hapis cezası, para cezası, uyarı, kınama gibi şeyler değil; buharlaştırma olsun yani ölmekle kalmayın bir zamanlar yaşamış olduğunuza dair hiç bir kanıt da kalmasın sizden geriye, ne bir fotoğraf, ne bir yazı... Partiyi her zaman doğru ve haklı göstermek adına gazeteler, kitaplar sürekli olarak güncellensin (!) kısacası tarih sil baştan yeniden yazılsın, Yenisöylem adı altında yeni bir dil yaratılmaya çalışılsın, bir çok sözcük sözlükten atılarak dilin gücü zayıflatılsın ki insanlar çok düşünmesin, duygularını zengin bir dil aracılığıyla detaylı bir şekilde ifade edip de düşünce suçu işlemesinler... Lütfen ama lütfen ertelemeyin bu kitabı! http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2015/12/1984-george-orwell.html

Fahrenheit 451
10/1023.11.2015

Baskı: Fahrenheit 451

Kahramanımız Guy Montag, geleceğin dünyasında, yangın söndürme görevini tamamen unutup kendine kitapları yakmayı misyon edinmiş itfaiye merkezinde çalışan bir itfaiyecidir. İşini sorgulamadan gönül rahatlığıyla yapan Guy, karısıyla mutsuz bir evliliği olmasına rağmen mutlu olup olmadığını dahi düşünmeden her şeyin normal olduğuna ikna olmuş bir şekilde yaşayıp gitmektedir. Bir akşam işten çıkıp evine doğru giderken yeni taşınan komşularının 17 yaşındaki kızları Clarisse ile tanışır. Esasında Clarisse tuhaf bir kızdır, yürüyüş yapmayı, doğayı seyretmeyi, düşünmeyi, sorgulamayı ve sohbet etmeyi sever! Guy ile yaptıkları kısa sohbetlerde de Guy'ın içine şüphe tohumları eker ve hayatını, işini, evliliğini sorgulamasına neden olur. Guy, gerçekten mutlu mudur acaba? Her şey olması gerektiği gibi midir? Kitabı okurken, salon duvarlarında yer alan dev ekranlar ve itfaiye merkezinin, hedefi parçalamaya programlı köpeği "mekanik tazı" olmasa geleceğin dünyasını okuduğumu unutacaktım nerdeyse. Şu anda 1984'ü okuduğumdan onunla kıyaslayınca 1984'te gelecekte olduğumu hissettim ama bu kitapta tam anlamıyla o duyguyu yaşayamadım. Gerçi düşününce, kitapların yakılmasının yanında, halihazırda TV'lerde yer alan "ömrümü yedin" dizilerinin salonumun duvarlarında, bir de interaktif olarak hayatıma dahil olma düşüncesi yeterince korkunç aslında!!:) http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2015/11/fahrenheit-451-ray-bradbury.html

Sandık Lekesi
10/1016.11.2015

Baskı: Sandık Lekesi

Kitapta kısa kısa yazılmış toplam 13 öykü var. Ve öykülerin, bir tanesi hariç hepsinde hüzünlü bir taraf var. Baktığınızda konular gayet sıradan esasında... Örneğin, Selametle Kalın Hanımefendi'de dar bir sokağa girmeye çalışan bir kamyonu, Sarhoştuk Yıldızların Altında'da iki eski dostun bir meyhanede demlendikten sonra eve dönüşlerini, Yülerzik'te bir bitki tasvirini okuyoruz ama Kaygusuz'un kalemiyle bir dantel misali örülüyor öyküler...Sanırım ustalık bu olsa gerek basit bir durumdan masalsı bir şeyler yaratmak... Çoğu öyküde boşluklar vardı, duruma ilişkin her ayrıntı, bilgi verilmemiş okura, amma velakin anlatılmamış detaylar, söylenmemiş sözler de kalbinize değiyor, ciğerinizi yakıyor... Kitabın şiir gibi akmasına rağmen bazı cümleleri hatta bazı öyküleri tekrar tekrar okuma gereği duydum, sindirdim...Zaten ince kitaplara ihtiyatla yaklaşıyorum ne zamandır:) Son olarak Sandık Lekesi 2000 yılında Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü'nü de almış efendim, bilginize:) http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2015/11/sandik-lekesi-sema-kaygusuz.html

Dövüş Kulübü
10/1014.11.2015

Baskı: Dövüş Kulübü

Tüketim toplumunun mükemmel bir eleştirisi Dövüş Kulübü! " Kaç kuşaktır insanlar nefret ettikleri işlerde çalışıyorlar; neden? Gerçekte ihtiyaç duymadıkları şeyleri satın alabilmek için." Bu tespitle, gerçekler, bir tokat gibi çarpılıyor yüzümüze... Sistemin yarattığı "ihtiyaçlar" ve sistemin çarklarının dönmesini sağlayan insancıklar... Tükettikçe var olduğunu, sınıf atladığını zanneden, daha çok tüketme ve daha doyumsuz olma eğiliminde olan insanların bir zaman sonra artık kendilerine yabancılaşma hali... Tyler'in vücut yağlarından yaptığı ve kalıbını 20 dolara sattığı sabunları da mükemmel bir ironi olmuş bu bağlamda! http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2015/11/dovus-kulubu-chuck-palahniuk.html

Hayvan Çiftliği
10/1004.11.2015

Baskı: Hayvan Çiftliği

Kahramanlar değişse de hikaye gayet tanıdık aslında... Bay Jones'un çiftliğinde (Beylik Çiftliği) hayvanlar az yemekle çok çalıştırılmakta, kötü muamele görmektedir. Yaşlı domuzlardan biri olan Koca Reis, bu düzenin böyle gitmeyeceğini, hayvanların birlik olarak bu köleliğe dur demeleri gerektiğini ateşli bir söylevle anlatır. Bir gün, bir fırsatını bulan hayvanlar, ayaklanmayı gerçekleştirirler. Bay Jones'u ve karısını kovmuş, özgürlüklerini ilan etmişlerdir. Artık çiftlik onlarındır! Bayraklarını dikerler ve 7 emiri bütün hayvanların görebileceği şekilde duvara yazarlar: 1. İki ayak üstünde yürüyen herkesi düşman bileceksin. 2. Dört ayak üstünde yürüyen yada kanatları olan herkesi dost bileceksin. 3. Hiç bir hayvan giysi giymeyecek. 4. Hiç bir hayvan yatakta yatmayacak. 5. Hiç bir hayvan içki içmeyecek. 6. Hiç bir hayvan başka bir hayvanı öldürmeyecek. 7. Bütün hayvanlar eşittir. Hayvanların en akıllısı olan domuzlar, idareyi ellerine alır ve çiftliğin işleyişine, hayvanların arasında yapılması gereken iş bölümüne ilişkin esasları belirlerler. Ancak yapılan devrim zamanla amacından sapar, 7 emir usulca değiştirilir ve ortaya baskıcı bir rejim çıkar! Hayvanlar bir şeylerin ters gittiğini, Jones'un zamanındakinden de kötü bir durumda olduklarını düşünseler de her defasında domuz Squealer "emirleri yanlış hatırladıklarına, domuz Napoleon'un onların iyiliği için çalıştığına, her şeyin iyi bir şekilde yürüdüğüne ve daha da güzel olacağına" ikna eder! Hem mazallah Napoleon ve diğer akıllı domuzlar görevlerini yerine getirmezse, bu düzeni korumazlarsa Bay Jones geri gelir! Kitabın anlatımı gayet yalın ancak bir o kadar da çarpıcı! Çevirisi de mükemmeldi, emeğine sağlık Celal Üster'in! Üster'in önsözünü de okumanızı tavsiye ederim zira kitaba ve Orwell'e ilişkin ilginç bilgiler mevcut! Son olarak Celal Üster'in de dediği gibi: "Bütün kitaplar eşittir ama bazı kitaplar öbürlerinden daha eşittir"!;) http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2015/11/hayvan-ciftligi-george-orwell.html

Günübirlik Hayatlar
7/1029.10.2015

Baskı: Günübirlik Hayatlar

ölüm gerçeğiyle yüzleşme fikrine aşina olduğumdan mı, Yalom'dan daha yüksek bir beklentim olduğundan mı bilmiyorum ama derinden etkilenmedim kitaptan. Ölüm temalı olduğundan az biraz kasvetli olsa da kolay okunan bir kitap ama. http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2015/10/gunubirlik-hayatlar-irvin-yalom.html

Deli Öyküler
9/1022.10.2015

Baskı: Deli Öyküler

Çocukken mahallemizin delisini her gördüğümde içim ezilirdi, üzülürdüm; başka çocukların yaptığı gibi onu kızdırmak veya onunla alay etmek aklımdan geçmezdi. Kim öyle bir durumda olmak isterdi ki? O da isteyerek o hale gelmemişti elbette... Peki nasıl olurdu, deli olmak için ne gerekiyordu? Hangi aşamalardan geçer ve "deli" rütbesine ulaşırdı insan? Yıllar geçti, büyüdüm... Mahalleler değişti, insanlar değişti...Eskiden olduğu gibi bir deli ve onu koruyan mahalleli yoktu artık... Herkes kendi kabuğuna çekilmiş ve herkes bir parça delirmişti... Bu kitabı görünce de deliliğin nasıl bişi olduğunu tam olarak anlayamasam da (gerçi memlekette delirmek an meselesi, çok da uzak bir şey değil yani:)) kıyısında dolaşmak hoş olabilir dedim. Beklentim, kahramanı deli bir karakter olan ya da deliliği konu alan öykülerdi ki bu gayet mantıklı:) Tam da tahmin ettiğim gibi bu öyküler var kitapta amma velakin arka kapak yazısında da belirtildiği gibi öykünün kendisi de deli olur muymuş?! Vallahi olurmuş!:) http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2015/10/deli-oykuler.html

Peri Gazozu
9/1020.10.2015

Baskı: Peri Gazozu

Yazar kendi hayatından derlediği hikayeleri anlatıyor, gerçekten de o anlatıyor siz dinliyorsunuz... Öyle yalın, öyle içten ifadeler var ki sanki çok sevdiğim bir aile dostumuz karşımda ve ben, durmasa daha çok anlatsa diye gözünün içine bakıyorum! Avanos'ta geçen çocukluk, siyasal macerası, malum karışık dönemler nedeniyle siyasaldan Ege Tıp'a geçiş ve sonra hekimlik yılları... Her bölümün bir konu başlığı var ve bu konu başlığına uygun olarak yazarın hayatının farklı dönemlerinden derlediği hikayeler var. http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2015/10/peri-gazozu-ercan-kesal.html

Baskı: Sol Ayağım (Sol Ayağım, #1)

Kendini ifade etmenin bir yolu olarak sol ayağıyla resimler yapan ve yazılar yazan Christy, yaşadığı buhranı, çaresizliği, normal bir hayata duyduğu özlemi anlatıyor bu kitapta. Christy'nin Lourdes'a yaptığı gezi sırasında kendisinden daha kötü durumda olan insanlarla tanıştığı ve kendi sorununun ona önemsiz geldiğini anlattığı bölümden çok etkilendim. Bazen sahip olduğumuz şeyleri nasıl da küçümsüyoruz... Daha fazlası olsaydı keşke diye hayıflanıyoruz... Silkinmek, hayata farklı bir gözle bakmak için okunmalı! http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2015/10/sol-ayagim-christy-brown.html

Sineklerin Tanrısı
10/1013.10.2015

Baskı: Sineklerin Tanrısı

Savaştan kaçırılarak daha güvenli bir yere yerleştirilmek istenen ve yaşları 6-12 arasında değişen çocukların bulunduğu uçak, ıssız bir adaya düşer. Başlarında hiçbir yetişkin olmaksızın ne yapacakları konusunda ilk etapta panik yaşayan çocuklar, grubun büyüklerinden Ralph'ı lider olarak seçerler. Aralarında iş bölümü yapmak, çocukları yönlendirmek pek de kolay değildir. Hele ki lider ruhlu Jack'in de gün geçtikçe boyunduruk altında olmaktan hoşlanmadığını belli etmesiyle adada gerilim yükselir. Konusu itibariyle kitabın adının, çocuk da olsa insanın içindeki kötülüğü simgelediğini az çok anlamıştım ama tam olarak kaynağının ne olduğunu bilmiyordum. Buna ilişkin kafamdaki soruya da Mina Urgan'ın son sözünde cevap buldum. İngilizlerin Beelzebub dedikleri şeytanın, Kutsal Kitap'taki İbranice adı Sineklerin Tanrısı anlamına gelen Ba-al-z-bub'mış efendim. http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2015/10/sineklerin-tanrisi-william-golding.html

Miramar
8/1007.10.2015

Baskı: Miramar

Yine bildiğimiz Necip Mahfuz tarzı, yine dönemin toplumsal ve siyasal değerlendirmesi çok güzel yapılmakta ama konusundan mıdır bilmem beni çok kendine çekemedi Miramar. Olaylar İskenderiye'de, Miramar adlı eski bir pansiyonda geçmekte. Miramar otelin sahibi, bir dönem gayet gösterişli, hareketli bir hayat yaşamış ancak artık yaşlanmış olan Rum asıllı Mariana'dır. Mariana, pansiyonun temizliği, alışveriş gibi konularda kendisine yardımcı olması için köyünden kaçan genç ve güzel Zühre'yi işe alır. Ve pansiyon sakinleri... Emir Vecdi, Hüsnü Allam, Mansur Bahi, Serhan el Beheri Pansiyona geliş hikayeleri, onları pansiyona atan nedenler her bir kahramanın ağzından ayrı ayrı anlatılmakta. Yalnız bazı kahramanların geçmiş hayatlarına ilişkin yapılan geri dönüşleri kavramakta biraz sıkıntı yaşadım açıkçası. Bu da okumamı biraz yavaşlattı, kitaba bağlanmamı zorlaştırdı. Bence, Necip Mahfuz okumaya başlamak için iyi bir tercih değil Miramar. http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2015/10/miramar-necib-mahfuz.html

Kızım Olmadan Asla
9/1030.09.2015

Baskı: Kızım Olmadan Asla

Bir zamanlar sevdiğin ve tanıdığını sandığın adamın, bir yabancıya dönüşmesi, şiddet uygulaması ve buna katlanmak zorunda olmak... Betty, İran'da, kat kat kalın kıyafetlerin, çadorun (bir çeşit çarşaf) altında tacize de uğrar, öldüresiye dayak da yer kocasından, çorabı düştüğü gerekçesiyle pasdarlar (devrim muhafızlarına verilen ad, kadınların giyim kuşamlarına, iyice örtünüp örtünmediklerine dikkat eden muhafızlar) tarafından da durdurulur... Kızının elinden alınacağı korkusunu iliklerinde hisseder... Her kadının okuması gereken, ne kadar şanslı olduğumuzu bir kez daha gözler önüne seren önemli bir kitap... http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2015/09/kizim-olmadan-asla-betty-mahmudi.html

Bin Muhteşem Güneş
10/1029.09.2015

Baskı: Bin Muhteşem Güneş

Allah'ım bu nasıl bi kitaptır yaa! Kitabı okurken hop oturup hop kalktım, "yaaaa olamaz" dedim sinirlendim, kapattım az öteye bıraktım. Dayanamadım, geri aldım, "tamam" dedim "uzlaşabiliriz". Okudukça içim acıdı, allak bullak oldum, yüreğime öküz oturdu... Romanın baş kahramanları iki kadın...Meryem ve Leyla... Birbirinden ayrı gibi görünen ancak bir şekilde kesişen hayatlar... Aynı acılar, aynı çaresizlik, aynı kabulleniş... Özetle, Afganistan'da kadın olmanın ağırlığı, dinin arkasına sığınarak yapılan zulümler, savaşın çirkin yüzü, hayata sarılabilmek, umut edebilmek uğruna doğduğun, büyüdüğün toprakları bırakmak zorunda olmak... Her ne kadar bu kahramanlar kurgu olsalar da aynı kaderi yaşayan binlerce insanın var olduğunu bilmenin ağırlığıyla baş başa bırakıyor yazar sizi... http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2015/09/bin-muhtesem-gunes-khaled-hosseini.html

Baskı: Hanımların Dikkatine

Ceylan Yürüyüşü, Fesleğen, Promosyon Kuralları Etiketin Arkasındadır, Ev Hali, Bikini Bölgesi, Dumansız Hava Sahası, Pencere Kenarı, Pamuk Prenses ve Avcı, Kısa Metraj Rüyalar Limited Şirketi olmak üzere 9 öykü var kitapta. Öyküler hep aldatılan, sevgilileri tarafından aranmayı bekleyen kadınlara dair...Seray Şahiner'in gözlem yeteneğine hayranım! Küçücük bir detaydan yola çıkarak harikalar yaratıyor bence! http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2015/09/hanimlarin-dikkatine-seray-sahiner.html

Köpek Kalbi
8/1008.07.2015

Baskı: Köpek Kalbi

http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2015/07/kopek-kalbi-mikhail-bulgakov.html

Değişim
10/1024.06.2015

Baskı: Dönüşüm

http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2015/06/donusum-franz-kafka.html

Siyahlı Kadın
9/1015.06.2015

Baskı: Siyahlı Kadın

http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2015/06/siyahli-kadin-susan-hill.html

Baskı: Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında

http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2015/06/sinirin-guneyinde-gunesin-batisinda.html

Fil
8/1030.05.2015

Baskı: Fil

http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2015/05/fil-elio-vittorini.html

ÖncekiSayfa 1 / 3Sonraki