MH
@mhmtsydn

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Yitik Adanın Öyküsü

Cehenneme giden yolun iyi niyet taşlarıyla döşeli olduğunu hatırlatan kitapta, cehennemin kapısında bekleyen köpeğin eşlik ettiği insanların çevresinde gelişen bir hikaye anlatılıyor. İnsanların yüzyıllardır geliştirdiği mitlerdeki olaylar aslında günlük hayatta karşılaştığımız şeyler ve cehennemlik olduğunu sandığımız olayların kahramanları da aslında hepimiz kadar masum insanlar.

Korku ve Arkadaşı
9/1012.10.2020

Baskı: Korku ve Arkadaşı

Hikâyelerdeki gerçek üstü şeyler, gerçek addettiğimiz olaylarla öylesine iç içe girmiş ki hangisi gerçek, hangisi hayal ayırt etmek zorlaşıyor. Kim bilir, belki de bizim gerçek sandıklarımız, tamamıyla zihnimizin bize oynadığı birer hayaldir de rüyalarımız bizim gerçekliğimizdir. Olamaz mı yani? Öyleyse, sizi bu kitabı okumaya davet ediyorum, bakalım okuduktan sonra da aynı kalacak mı düşünceleriniz.

Baskı: Mavi Köpeğin Gözleri

Modern insan, ilk ölümünü ona çizilen ölçülerde bir tabutun içinde sürdürdüğü hayata başlamasıyla yaşar aslında. Yaşadığı ölümden kaynaklanan kokuşmuş bir et yığınından farksız beden içinde günlük rutininde sabah kalkıp ayna karşısında biraz zaman geçirip olabildiğince hızlı bir kahvaltı ve duşun ardından alelacele işe koşar. Ancak aynaya yansıyan görüntüsünde görür kişiliğini, gerçekten kim olduğunu ya da ertesi sabah unutacağı rüyasında. Diğer insanların ona garip bakışları altında, ne olduğunu anlamadığı ki düşünse bile hatırlayamayacağı olayları yaşayarak, birinin gelip onu kurtaracağı ikinci ölümünü bekler, madden ölümünü. İlk ölümden daha az korkutucudur bu esasında. Çünkü diğerlerinin olmadığı bir yaşamdır bir bakıma bu. Tüm hikâyeleri bir araya gelince tüm bu düşünceler çıkıyor ortaya. Marquez’in yaşamını bilenlerin, karşılaştığı şeyleri tüm insanlığın bir problemi olarak görünen bu hikâyelerle anlattığını fark edecektir.

Bakmak
10/1019.06.2020

Baskı: Bakmak

Ateşten Gömlek
10/1010.04.2020

Baskı: Ateşten Gömlek

Milli mücadele döneminin gerçek olamayacak kadar insanlık dışı olan, kabus gibi gerçekliğiyle anlatıldığı müthiş bir eser.

Baltasar Ve Blimunda
10/1030.03.2020

Baskı: Baltasar Ve Blimunda

Bir yerde, otoritenin isteğiyle dinin de kullanılarak yapılan önemli bir çalışmada yer alan kişilerin, otoritenin değişmesiyle cezasız kalmadığı olaylar dizisi. Hiçbir başarı cezasız kalmaz sözünü doğrularken, Türkiye'de yaşanmış hissi yaşatıyor. "Dünya cehennemin bekleme odasıdır, kimi zaman oraya varıldığında zaten ölünmüştür, kimi zaman ise canlı varılır ve ölüm sonradan gelir, şu an için hala hayattayız, yarın ölmüş olacağız. " "Akıllılar da biraz delidir, birazcık akılları kaldığı için." "Her zaman için bir sıfatı olur kişinin, çünkü her şey olması imkansızdır ve üstelik hiç olmak da imkansızdır. Çünkü kısacası, her şeyden kaçabiliriz, kendimiz hariç."

Çatıdaki Pencere
10/1019.12.2019

Baskı: Çatıdaki Pencere

Çatıdaki pencere, Saramago’nun bu pencereden bütün evlerin içini gördüğü bir kitap olarak yazılmış. Birden çok toplumsal düşünceye acımasızca saldırıyor yazar çatı penceresinden gördükleriyle. İnsanlar için iyilik ve kötülük var, her bir insanoğlu için farklı olan ve hür iradeyle seçilen. Peki, gerçekten öyle midir, yoksa koyulan kurallar çerçevesinde kendi düşüncelerimizi herkesten farklı, özel ve biricik mi zannediyoruz? Yani demek istiyorum ki, yasa koyucular tarafından belirlenen şeylere göre mi iyi ve kötü olduğunu sandıklarımız hakkında yorum yapıyoruz? Tıpkı bizim başkalarının düşündüğü şey için sıradan bir düşünce olarak nitelendirdiğimiz gibi başkaları da bizim düşüncelerimizi basit, kokuşmuş bir düşünce olarak mı görüyor? Biz de diğerlerini, kalabalığı oluşturan sıradan bir insan gibi görürken biz de o yığını oluşturan alelade bir varlığız aslında. Bir karaktere göre, bunun üstesinden başkalarını severek, başkalarına faydalı olarak gelebiliriz. Yani kendi deneyimlerimiz ancak bir başkasına faydalı olursa bunu aşabiliriz ve toplumu birbirinden ayıran, her güzel şey için savaşmaya sarılan toplumdan aydınlığa doğru bir çıkış yolu bulabiliriz. Ancak bunu nasıl başarabiliriz ki? Bunun için mücadele ederken bile, güçlülerin diğer insanlarla eğlenmek adına oluşturduğu sevgiden yararlanmaya çalışmak, onlara biraz daha yardım etmek olabilir mi? Belki de bizim için bir oyun alanı açmak istediler? En basitinden, bir iftiraya yalan olduğunu bile bile boyun eğmek ne demektir? Hele bir de toplumu bu kural koyuculardan kurtarmak isteyenlerce bu yapılırsa, insan kime güvenebilir ki? İnsanın, ebeveynine bile sırf her gün görüp alıştığı ve onun için bazı şeyleri yapıp yapmadığı için sevgi beslemesi en masum insanın bile günahı değil midir? Kimse kimseyi o olduğu için değil de yaptıkları için sevmeye ya da nefret etmeye alışması nedir? Hem zaten kim bir insanı gerçekten tanıyabilir ki? Bir insanın kendi isteklerine bile anlam veremediği, kendini anlayamadığı dünyada, bu gerçek anlamda imkânsıza yakın bir şeydir. Yazarın mutlulukla ilgili yazdıklarının bende bıraktığı etkiyle bitirmek istiyorum. İnsan her ne zaman mutlu olmaya çalışsa, mutluluğu yakalayamaz; çünkü mutluluk onu düşünmeye başladığın an kaybolur. Gerçekten mutlu olmak için, bir varlığa içten gelen ölesiye bir sevgi yeterlidir bazen. Saramago’yu anlamak için çatıdaki pencereden derinlere doğru inmeye başlanabilir.

Hukuk
10/1001.03.2018

Baskı: Hukuk

Baskı: Sefiller- 5 Kitap Kutulu

Sefiller, dünya edebiyatının kült eserlerinden… Bu ölümsüz eser birçok noktada okuru sorgulamaya sevk ediyor. Kim bu sefiller? Veba çağında yaşamış insanlar mı, köle olarak alınıp satılmış insanlar mı yoksa ikinci sınıf olarak görülmüş siyahiler mi? Cevap hem hepsi hem hiçbiri aslında; nitekim tüm insanlıktır sefiller. İşlenen suçun cezasını çekmek suçlu için bir ödül ya da bir bencillik midir? Normal hayatında pek çok insana yardım eden bir durumdayken, cezasını çekmek için adalete teslim olmak bir bencillik olarak mı nitelendirilmeli, yoksa adalet olarak mı? Hele bir de işin içinde adaletin elde ettiği bir yasal suçlu varsa işler daha da karışıyor. Eğer suçunu itiraf ederse, o kişiye iyilik yapacak ve kendisi de huzur bulacak cezasını çektiği için. Öte yandan yardım edebileceği insanlar için bu bir yıkıma dönüşecek ve hepsi sefil olacak. Dolayısıyla işlenen suçun bedelini sefiller ödemiş oluyor. Bu durum suç ve cezadaki, bir insana karşılık bütün bir insanlığın kurtulması düşüncesine benziyor biraz. Burada ne yapmalı insan, insanlığı mı kurtarmalı, kendini ve yasal suçluyu mu kurtarmalı? Bu noktada Hugo “Adalet nedir?” sorusunu yöneltiyor okura. “Toplumun suçlu bireye karşı işlediği o suçtan daha büyük bir suç ve kendi çıkarına dokunulduğunda gösterdiği öfkeli bir yüz.” olarak tanımlıyor yazar bunu. Adalet sistemi güçlünün meşru bir yola dayanarak güçsüze karşı kullandığı bir silah olabilir mi adalet, toplumun sadece giyimine bakarak bir bireyi suçlayabileceği bir içgüdü mü yoksa? Adaletin bir amacının da suçluyu topluma kazandırmak olması gerektiği yerde, verdiği cezayla bireyi topluma karşı bilemesinden kim sorumlu olacak? Bu büyük suçu kim yargılayacak? “Umutsuzluktan başka bir şey tanımayan çocuğun umut beslemesi” Peki, vicdan nedir? Topluma pek çok faydası dokunan, taparcasına sevilen bir kişinin, nedeni bilinmeden sadece suçlu olduğunun öğrenilmesi karşısında toplum vicdanı ne demelidir? Beklenen şey, en azından suçu öğrenilinceye kadar masum olduğuna inanılmasıdır; ancak, sadece birkaç saat içinde dünyanın en kötü insanı olarak suçlanabilir ortada hiçbir geçerli neden olmadan. İşte adalet de bu toplumun yarattığı bir şeydir. Peki ya küçük Fantine’ e yaşatılanlar? Ruhsuzca davranılmasına rağmen, bir de minnet duyulmasını beklemek de nedir? Her türlü şarlatanlığı yapma hakkını kendinde görüp buna bir de meşru sebep uydurmaya çalışmak ve iyi niyetli görünmeye çalışmak, işte toplum vicdanı olarak adlandırılan şey de bundan başkası olamaz. Şimdi soruyorum size, gerçek sefiller kim diye: en ufak umut, şans verilmeyen bu bireyler mi yoksa bu hastalıklı toplum mu?

Bakire
6/1020.09.2017

Baskı: Bakire

Baskı: Üç Örnek Öykü ve Bir Önsöz

Unamuno’nun bir başka düşündürten yapıtı. İlk yarattığı kadını ön sözünde açıklamış sanki biraz. Çocuğu olmasını isteyen kadının yaptıkları yazarın gerçekliği içinde olacak şeyler. Yazar bu nasıl olabilir diye düşüneceğimiz şeyi başta belirtmiş aslında. Bu karakter var olmak istediği için Tanrı’sı Unamuno tarafından yazılmıştır. Bu hikâyede dikkat çeken bir detay olarak kadının ölümün bir tercih olduğunu söylemesinden sonra hikayenin başından beri beni öldüreceksin diyen adam onun yüzünden ölüyor. Bu hikâyede kadın istediği şey için sonuna kadar gitmiş ama son hikâyede adam karakterinde sonuna kadar gidememiş. İki güçlü âşıktan birisi kibrini sevgilisinin sonuna kadar korurken diğeri koruyamıyor. Ama ikisi de Unamuno’nun bir parçası. Kısacası değişik tatlar bırakan ve hikâyelerde akla takılacak şeylerin ön sözde cevaplandığı bir kitap.

Nutuk (Söylev)
10/1016.07.2017

Baskı: Nutuk

Faust
9/1006.07.2017

Baskı: Faust

Modern insandır Faust kimi filozoflara göre. Öğrenir bir şeyleri ta ki o şeyin ona güç katmadığını öğrenene kadar. Bir profesör düşünün ki doktora önlüğü giyer bildiği anlaşılsın diye ve sonrasında ilmi bırakır kendisine şan şöhret vermediği için. Şeytanla anlaşma yapar modern insan imzaların kanla atıldığı. Onu emellerine ulaştıran bu kanlı anlaşmada her yol mubahtır. Bu insan çalar, yakar, yıkar bu yolda ve sonrasında bağış yapar bir yerlere yağmayla elde edilen bu servetle. Ve bağışlanır bu insan sırf bir şeylere yardım ediyor diye. Ama sorulmaz ona güç katan bu yardım neden diye? Zorbalıkla başa gelir ve fazlasıyla mal edinir. Bu kralın kötü olması gerekir normalde ancak değildir günümüz dünyasında çünkü herkesi susturacak bir şeylere sahiptir kral. Bu kralın bir de din desteği vardır arkasında çünkü o da bir metadır artık onun için. Modern insanın sürekli savaşı dalgalara benzetilmiş Goethe tarafından. Ne güzel bir eğretileme değil mi? Dalgalar yüz binlerce yıldır kıyıya varıp geri dönüyor ve her bir yeni dalga bir öncekinin üzerine çıkıyor amaçsızca sonunda aynı şeyin tekrarlanmaya devam edeceğini bile bile. Sözün özü günümüz her günümüz insanının kendinden bir şeyler bulacağı, okunması, okutturulması gereken bir baş yapıt.

Devlet
10/1025.05.2017

Baskı: Devlet

Madam Bovary
8/1005.04.2017

Baskı: Madam Bovary

İki aşık.. Birisi aşık olmaya aşık, diğeri ona aşık.

Baskı: Kasırga ve Yabanmersinleri

"Benim yalnızlığım, bir patlıcandan iki porsiyon karnıyarık elde edip iki öğünde tüketmektir. Gündüz ile gece arasında." Okuma keyfi sunan bir kitap, okunmaya değer.

Aspidistra
9/1010.03.2017

Baskı: Aspidistra

Aspidistra sadece Gordon’un değil; senin, benim hepimizin hikâyesi. Hangimiz isteriz ki ölü şehrin ölü insanlarından olmayı? Ama zaman devinimini sürdürdükçe biz de sıradanlaşırız herkes gibi. Başlarda onlardan birisi olmayacağını düşünürüz. Yüzüne karşı gösterilen nezaketin en küçük fırsatta canına okunacağı anlamına geldiği ve onlar gibi riyakâr olman gereken bu düzene karşı çıkar ve savaş açarız paranın bu düzenine. Başkalarını zengin etmek, birilerini kandırmak ve tüm bunları tek düze bir şekilde yaparken mutlu gibi görünmek istemezsin. Hayır, kesinlikle bunu yapmayacağım dersin. Yapmazsın da başta ve ayrılırsın böylece kalabalıktan ve o kalabalık haklı da bulur seni ama sadece düşüncede. Çünkü onlara göre hem paranın hüküm sürdüğü bir hayat yaşayıp hem de karşı olabilirsin para tanrısına. Eğer bu düşünceni yaşamaya başlarsan yani ayrı kalırsan onlardan, gülerler sana, ahmak olursun onların gözünde çünkü mutlu bir hayatı elinin tersiyle itip sefaleti seçmişsindir. Hem de ne uğruna kocaman bir hiç, sadece birtakım saçma düşünceler için. İşte böyle olur düşüncelerinin gerçekliğe yansıması, tek başına kalırsın dünyayı karşına almış bir şekilde. Öyle bir an gelir ki o kaçtığın sıradanlık seni de içine alır çünkü çok büyük bir yalandır para-herkesin inanmaktan ya da inanmış görünmekten zevk aldığı yalan-. Sen de hırs ve açgözlülüğün süslenip yüce şeylere dönüştürüldüğü o dünyanın bir parçası olursun. Tüm bu olanlar sen hiç farkına varmadan gerçekleşir çok sinsidir çünkü para tanrısı. Sonunda bir de bakmışsın ki sen de herkes gibi olmuş ve evine bir aspidistra almışsındır.

Dönüş
9/1007.03.2017

Baskı: Dönüş

Öyle zannediyorum ki hepimiz bulunduğumuz yerden çocukluğumuzun geçtiği yere dönmek istemişizdir. Bu kimi zaman orada olmadığımız için kaçırdığımız şeylerden dolayı kimi zamansa geçmişe doğru bir yol açmak içindir. Ancak her şeyin çok hızlı değiştiği günümüzde ardımızda bıraktıklarımızı aynen bulmak mümkün mü? Bu kitapta Vedat yaşadığı onca şeyden sonra hem bir süre kafa dinlemek için hem de bir takım şeyleri karşısına alıp yüzleşmek için doğduğu yere geri dönüyor. Acaba her şey düşünüldüğü gibi oluyor mu? Gerçekten okunası bir kitap.

ÖncekiSayfa 1 / 4Sonraki