
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Zafer Vaat Etmeyen Topraklar
Ankara savaşında Timur'a esir düşen Yıldırım Bayezıt'ın hikayesinden bahsediliyor.Mükemmel bir kurgu ve sade bir dille anlatılan bu eserde 'gerçekten öyle miydi?' diyebileceğiniz bir çok olay var. Çoğumuz Bayezıt'ın Timur'a esir düşmesini kendine yediremediği için intihar ettiğini biliyoruz. Ancak gerçekten öyle mi? Veya neden Timur esir aldığı Bayezıt'ı öldürmemiştir? Bir devleti ayakta tutan nedir?Ne olmalı yahut olmamalı gibi sorulara cevap da bulabilirsiniz.
Baskı: Çivisi Çıkmış Dünya: Uygarlıklarımız Tükendiğinde
Çok da uzun sayılmayan bir kitapta bunca bilgiye nasıl yer verdi hala şaşıyorum. Atatürk,Amanullah,Doktor Musaddık,Nasır'dan tutun Saddam Hüseyin'e dek bilgiler içeriyor.Sadece kişilerle kalmamış. Arap israil savaşından Vietnam savaşına dek bir kaç önemli olaya da yer vermekte. Hepsinden de önemlisi objektif gözlemler ve yorumlar içermesi. Altı çizilesi yorumlar ve tespitler barındıran kitabın sadece bir kere değil ara ara okunmasında yarar var. Tabi ki fikren katılmadığım yerler var.Ancak bu kitabı okutmayı engellemiyor. Kısaca Dünya'nın çivisinin çıkma durumu.
Baskı: Cumhuriyet: Türk Mucizesi
Üçlemenin son kitabının ilk cildidir. İsmet Paşa'nın Lozan'da neler çektiğini daha iyi anlayabilmeniz için kaynakça ile hazırlanmış muhteşem bir yapıt. Sadece Lozan'dan bahsetmiyor.O dönemde iktisadi anlamda neler planlandığını,kadın erkek eşitliği için Atatürk'ün nasıl çabaladığını,dönemin yazar ve aydınlarının milli mücadeleye katkılarını (veya zararlarını),hatta yine o dönemde yapılan futbol maçını anlatıyor. Şiddetle okumanızı tavsiye ederim.
Baskı: Çiçeklerin Tanrısı
Oidipus komleksi eşiklerinde gördüm sizi.Kahramanlarının kafayı sıyırdığı romanları severim.Ama bu kadar olacağını sanmıyordum.Açık,içten (kısaca çok da tın okuyucu çok da umrumda değil:Etiklerini ve değerlerini umursamıyorum şeklinde) yazılmış. Açıkçası Çiçeklerin Tanrısı ismini sevdiğim için okumaya karar verdim,içinden aşk hikayesi çıktı. Bunalım,bunalım,bunalım... İlk sayfalarından medet ummayın;ancak ilerledikçe sizde iz bırakacağına inanıyorum. 'Ağlarsın geçer,ağlayış geçer gider,ağladığını da unutursun,ağlamayı da unutursun.Hep ağlayamazsın,hep hatırlayamazsın,acı yorar'
Baskı: Gargantua
bu kitabı okuyan okur dostlar atın içinizden her türlü kuşkuyu okurken de irkilmeyin sakın ne kötülük var içinde ne muzurluk doğrusu güldürmeden başka da bir hüner bulamayacaksınız pek başka yola gidemiyor gönlüm sizleri dertler içinde görürken gülen kitap yeğdir ağlayan kitaptan gülmektir çünkü insanı insan eden Diyerek başlar.Bolca skatolojiye yer vermiş.Sembolik anlatım ile fransız halkı aşağılanmış.Şarabı çok seven bir dev olan Gargantua'nın doğumu,eğitimi,savaşları ve kurduğu tapınak anlatılmıştır.Dipnotlar yüzünden konsantrasyonunuz bozulabilir. (Abartıldığı kadar olmasa da) güzel bir taşlama örneği.
Baskı: Hipnozcu
Büyük puntolu yazılar,etrafında önermeler görmeye başlamış,matrix ağına düşmüş pilot neo.Başkahramanda bir süre sonra kişilik bölünmesi bile sezinleyebilirsiniz.Ancak kitabın finali güzeldi. Tabi Martı neredeee,Hipnozcu neredee?
Baskı: Binbir Çiçekli Bahçe
Atatürk için şiir yazdım. Atatürk öldüğünde ben ortaokul 2'deydim.Çok üzüldüm bir de şiir yazdım onun için.Şu an hatırımda değil.O şiiri bir öğretmenim aldı elimden.Çok üzüldüm Atatürk'ün öldüğüne.Aklım ermiyordu onun ne kadar büyük bir insan olduğuna.Büyük bir adamdı,Türkiye'yi bugünkü haline getiren adamdı.Onun kurduğu Türkiye,çok kötü yönetilmesine rağmen hala yıkılmadı.Türkiye'nin Mustafa Kemal olmasaydı ne olacağı belli değildi.Hala Atatürk'ün gücü duruyor bu toplum üzerinde ve o bize güç veriyor.Yoksa Türkiye batmıştı.(282) ...Türk-Kürt savaşının hiç bir anlamı yok.Sebebi de yok.Bu savaşın bir tek sebebi var,o da insanlığın kanseri olan ırkçılık.Yoksa sağcı,ırkçı dergiler kapaklarını,gazeteler sayfalarını,'her ırkın üstünde Türk ırkı' sözleriyle süsleyebilirler miydi?Her ırkın üstünde Türk ırkı sözlerinin kardeşi de 'Ne mutlu Türküm diyene' sözleridir....(37) Ne mutlu Türküm sözleri de ATATÜRK'e aittir.Bu nasıl bir çelişki.Kitabın bir çok yerinde Atatürk övgüleri ile karşılaştım ancak Ne mutlu Türküm diyene sözlerini hazmedememenin verdiği ezikliği anlayabilmiş değilim. Eser Yaşar Kemal'in daha önceden gazetelerde dergilerde yayımladığı röportajlardan,köşe yazılarından oluşmaktadır.Sayesinde yazarlara,dengbejlere,destanlara bunun yanı sıra siyasi geçmişimize onun gözünden bakabildim.Beklediğim kadar güzel olmasa da okunmalı.
Baskı: Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım (Yedinci Gün #1)
Hristiyanlık yıllar önce yapmış olduğu katliamları kalıba sokmak,onları mantığa bürümek konusunda oldukça yetenekli. Tanrıya bir cins olma sıfatını yasak olduğu için hiç veremedik.Ve inadına zihnimizde erkeğimsi canlandı. Sizi çeldirme günahına katlanabilirseniz, bu kitapta tanrının kadın yüzünü görebilirsiniz. Yine de Paulo Coelho'nun eserde değiştiremediğimi bir şey var.Tanrı bir kadın siluetine de sahip ;ancak havarileri her daim erkek! Hallelujah...!
Baskı: Bay Muannit Sahtegi'nin Notları
YİNE öldürgen bir intihar sabahıdır...... Alkolik adamın sarhoş kelimelerini anlayabilmek için eseri iki kere okumak zorunda kalabilirsiniz.En azından ben öyle yaptım. Küçük siyasi dokunuşlar,eldeki maaşı kuruşu kuruşuna hesaplamalar,keyfi pislik bir yaşam. Bay Mua,seni sevmedim.
Baskı: Ozmos Kronos
Tabutlar,eski ev eşyaları müzelik. Genetik şifrelerin çözüldüğü,tek hücreli canlıların eşyalara dönüştürüldüğü,hücre yenileme ve klonlama ile ölüm ve yaşlanmanın tarihe karıştığı bir dönem. Savaş utanılacak bir olgu halinde. Yıprandıkça kendilerini yenileyen,kirlendikçe temizleyen giysiler,ışığa ve uzaklığa göre kendini ayarlayan canlı lensler,organik evler,yaratılan mitolojik varlıklar.(Şahmeran,Anubis,Pegasus,Sfenks,Janus,Melek,Minotauros). Bellekler dahil her şey yeni bedene(klona) aktarılabiliyor. Bilimsel terimler ağır basıyor kitapta.İnsanlığın geçmiş olduğu aşamaları,evrimleri ve devrimleri anlatıyor. Kitapta altı çizilesi sözcükler var.Üstelik düşündürücü; ...Diyelim ki bilmediğimiz 'salt tin' var.En küçük nitelikleri örneğin sayıları,renkleri bile kavrayabilen beynimiz bu büyük niteliği de kavrayabilmeli. ...Onun varlığını hiçbir beyin yadsımamalıydı.Tek,gerçek bir tanrı olsaydı,insanlık boyunca bazı kafalarda totemler,tanrıaltı tinsel düşler....cirit atmazdı. ....İmparator yanında başka imparator ister mi? ...Kadınlarda bu topluluklarda yaşamları boyunca ard arda gebe bırakıldı.Birer insan fabrikası gibi çalıştırıldı.Öyle ki ekonomi politik terimleriyle kavramlaştırılarak 'araç yapan araçlar' durumunda bulundukları söylenebilir. ...Sözde kutsal saydıkları kadına amaç olma hakkını tanımayacaklardı.Hatta bir peygamber onu mülk sayacaktı.Kadınlar sizin tarlanızdır,onları dilediğiniz gibi ekin diye buyruk çıkaracaktı. ...Organik devrim öncesi emekçiler hafta boyunca araç gibi kullanılacaklardı.Hafta sonunda bu gerçeği unutturmak için ruhları yıkanacaktı.Kendilerine 'patronun değil,tanrının kulu' oldukları anlatılacaktı. ...Mutluluk 'manada diyor,insanları madde ile sınıyorsunuz.Bu dünya cehennemi yaşattığınız uşağınızı,öte dünya cenneti ile avutuyorsunuz. Dinleri,inançları,kutsal değerleri;amaç-araç,neden-sonuç ile sınırlandırıp açıkladığı için yetersizdi. Yine de bu ütopik denemeyi kesinlikle tavsiye ederim.
Baskı: Sosyalizmin Alfabesi
Başlangıç kitabı.Ancak eğer ki sosyalizm hakkında bilginiz varsa okumanızı tavsiye etmiyorum.Zaten bilindik fikirleri tekrar ediyor. Adamın(!) birinin hayatını değiştirecek kadar aman aman bir kitap nasıl olabilmiş şaşıyorum.Sanırım sosyalizm özürlüsü... http://www.okul.gencliginsesi.net/klasikler/sosyalizminalfabesi.htm Bu linkten çok rahat okunabilir.
Baskı: Mavi Saçlı Kız
Sevgili Gons... Gerçek bir hikaye olsada,pek de etkileyici bulmadım.Zaten kitap uzun bir süre kızın çıktığı erkeklerden,beğendiklerinden,hayallerinden(Amerika'da yaşamak,artist olmak,tanınmak vs vs...) bahsediyor. 'Sabahları hasta uyanmanı istiyorum Hastaysan eğer yaşıyorsun demektir.'
Baskı: Anneme Reklamcı olduğumu Söylemeyin... O Beni Bir Genelevde Piyanist Sanıyor!
Başarısız bir reklamcının kaynak bulma çabaları ile başlar.Yeni fikirler üretmeye çalışır.Ancak başarılı da olamaz.Sanırım genelevde piyanist olmak fikri kulağa daha hoş geliyor.
Baskı: Alacakaranlık (Alacakaranlık, #1)
Hiç o taraklarda bezim olmaz diyenlerin bile zevkle okuyacabileceği bir kitap. Ablamızın sitesi http://www.stepheniemeyer.com/ Tanrı adam ve sakar kızın hikayesi. Bu arada Debussy'yi kesinlikle tavsiye ederim.Her ne kadar Oblomov'daki Casta diva kadar güzel olmasada piyano sonatı kategorsinde harikadır. http://www.youtube.com/watch?v=LlvUepMa31o Yalnız hikayeyi anlatırken kişilerin konuşmalarındaki hisleri somut olarak anlatmış hatta detaylandırmış.Misal;x kişisi bunu derken yüzünde şöyle bir ifade vardı,y kişisi saklamaya çalışsada sesi onu el veriyordu... Kitabıyla,filminden daha sonra karşılaşma gafletine düştüm.Ancak kitabı filminden çok daha güzeldir.Analar ne vampirler doğuruyor)
Baskı: Uçurtma Avcısı
Kafanızdaki küçük cehennem...Kirli bir dünya tablosu. Anlattığı Afganistan içindi bu betimleme. Okurken merak ettiğim konulardan biri,ne kadarına kendinden bir şeyler katmıştı? Sığınma hakkı alıp Kaliforniya'ya yerleşmeleri mi? Şu anda yazarın Mülteciler Yüksek Komisyonunda çalışmış olması mı? Bunlar bir yana kitapta altı çizilecek kelimeler bulunmakta.Misal; Mollalar ruhumuzu şeytana sattığımızı söylüyor, ruslar ruhumuz olmadığını... Beynimde iblisler at koştururken,algı yeteneğin bir lüks olup çıkar. Çok zordur esasen,okur aklında betimlemeleri tiyatral biçimde var edebilmek. Ancak bunu başarılı bir şekilde kullanmış.Aksiyon ise bolca kullanılmış. Ancak Afganistan ve Rus halkı kötü canlandırılmış.Amerika ise cennet ülke! Taliban bu kitabı okusa ne olurdu aceba?
Baskı: Çıkmaz Sokak
12 Mart'ın demir parmaklıklar ardına hapsettiği insanların söylemlerini,zıtlıklarını,eylemlerini anlatan Uğur Mumcu eseri. Sadece 12 Mart değil,bir çok konuya ışık tutmakta. Bireysel terörizmden,Goşizme,Troçkizmden,proleter yapıya,maoculuktan,cuntacılığa dek... Kişilerin (Ertuğrul Kürkçü,Yusuf Küpeli vs)Milli demokratik devrim hareketi hakkında çok yerinde tespitleri var.Siyasi kumarbazlığın sunmuş olduğu fikir çatışmasının üzerinde çokça durmakta.Zira aynı görüşe sahip olmasalarda kitapta adı geçen şahısların kendi aralarında arbede yaşamaları da bundan. Kitabın iç kısımlarında Sosyalist gençliğin özeleştirisi de bulunmaktadır.Sonlarına doğru dava tutanaklarına da yer verir. Mahir Çayan ve arkadaşlarının Kızıldere felaketi ile başlayan kitap röportaj niteliği taşır.İçerisinde Attila İlhan,Nazım Hikmet;Hasan Hüseyin'den mısralar bulunmaktadır.
Baskı: Anna Karenina (Cilt 1 )
Tarihte ilk kez iç monolog kullanılan bir kitap imiş. Neredeyse kitabın yarısına dek Anna Karenina'yı göremezsiniz.Özellikle Levin'in iç dünyasına yaptığı yolculuğa yer ayırır.Gerek bir rusun dini inançlarını sorgular kafasında,gerekse insan ilişkilerini. Tüm yeteneği,güzelliği,zekası ile bir kadının oğlu,kocası,aşkı ve toplum kuralları arasında kalışını anlatır. Ve toplumun çifte standartlarından da dem vuruyor.Anna Karenina,aldattığı eşinden ayrılıp sevdiği adamla yaşadığında yüksek sosyete tarafından dışlanır.Ancak o günün koşullarında erkek,aynı hadise karşısında daha farklı muamele görür. Tolstoy kendisini bazen Levin olarak mı tanıttı bizlere?;Çünkü Tolstoy'da kardeşinin ölümünü izlemiştir.Hatta Levin'in gözünden abisinin ölümünü okumak yaşanmış bir ölüm anını okumak gibiydi. Yine de kitaba fazla ara vermeden okumanızı tavsiye ederim.Anlatımında herhangi bir sıkıcılık olmasa da bir an önce bitiver dedirtebiliyor.
Baskı: Babasız Evler
Savaş sırası sorunlar ve savaş sonrası ne yapılabilir sorularına cevap aradı Heinrich Böll. Kendisi düşünce özgürlüğünü kısıtlayan her şeye karşı çıkmıştır.Savaş karşıtı olan yazar,esirken yaşadığı acıları da başarılı bir biçimde eserlerine yansıtmıştır.
Baskı: Âdem'le Havva'nın Güncesi ve Seçme Öyküler
Twain en çok Şeytan'ı sevdirdi bize. Ademler hep nefret edilesi varlıklar. Havvalar?