
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Böyle Buyurdu Zerdüşt
Kendi arkadaşlarının deyimiyle 'mastürbasyon yapmaktan beyni çürümüş kişi'.Zerdüştü lise yıllarında okumuştum.Serde gençlik var.O zamanlar anlayamadım övülen göklere çıkarılan bu eseri şimdilerde yeniden okuma kararı aldım.Ancak değişen bir şey yok.Bu kitap ilk basıldığında zaten 20 tane basılmış onu da kendi arkadaşları almış(ayıp olmasın diye). Kutsal kitap havasında yazılmış.İnsanlığa kutsal kitaplar gibi seslenmek istemiş(Defol ey haşere,ey zehirli soluncan); ancak bilmesini isterdim ki Popol Vuh bile daha heyecanlı bir kitaptı.Havariler,semboller gibi dini simgeler bolca var.Zerdüşt Ateist bir peygamberdir.Tanrı kavramı ona göre şair uydurmasıdır.Zerdüşt'e göre insan eşit değil,olmamalı da;eşit olursak üst insana ulaşamazmışız.Biz insanlık oturup üst insan olsun diye çabalamalıyız.Hatta bu faşist domuza göre aramızda savaş olmalı.Nietzsche seven kadınları da bir türlü anlayamamışımdır.'''Ay'ın kadın olduğunu düşünmek bile zoruna gidiyormuş'''erkek olarak düşünmek daha cazipmiş,kadını ruhça züğürt olarak görür,kadınlara giderken elinizden kırbacı eksik etmeyin der eksik kişilik.Sanırım anne sevgisi eksikliği,Salome'nin red cevabı bu hale gelmesine neden oldu.Kitabın son çeyreğinde kadını damızlık olarak gördüğünü açıkça göstermiş.Hatta haykırmış; 'henüz çocuk yapmak istediğim kadını bulamadım' sadece bu mısrayı 7 paragrafın sonunda da 7 kez tekrar etmiştir. Bu arada Nietzsche'nin insan üstüne çok merak salmayın zaten onun insanüstü dediği şeye bizler şeytan diyormuşuz. Yıllardır övülen eserde tek bir şeye katılıyorum ki 3 fena şey vardır;şehvet,hükmetme isteği,bencillik.
Baskı: Sosyalizm Kemalizm ve Din
Laissez Faire! Demokrasi=kapitalizm gibi uyduruk söylemlere kapılmama gereğini vurgulayan kitap kapitalizmin güncel manda olduğuna değiniyor.Özellikle kapitalizmi küresel totalitarizm ile birleştiren ve örneklendiren kısımları dikkate değer.Serbest piyasa ekonomisi denen şeyin aslında olmadığını anlatırken Marks ve Lenin'in ekonomi modellerini açıklamış. 12 Eylül'ün (Kemalizm'e en büyük darbe) çarpıklığından,Pinochetçiliğinden tutun,fundamentalistleri kızdıracak haklı deşifrelerine dek bir çok örnek mevcut. Örneklemeler açısından sadece bağnazlığa değinmemiş.Sosyalizmin dünya örneklerinden(Almanya'da Spartakisler,Macaristan Bela Kun,Kızılordu),Atatürk'ü dinsiz gösterme çabalarından ve bunları yapan kişilerin kişiliksizliğinden,Atatürk'ün Kuran çevirilerinden(M.Akif,İbrahim Hakkı,Hamdi Elmalılı) bahsediyor. Ve her uyduruk hikaye ardında Emine Şenlikoğlunu görmeye alışkın olduğum için bu eserde de ona yer verilmiş. Bir çoğumuz hatırlarız.Hani senaryosunu yazdığı Bize nasıl kıydılar filmi vardı ya.(Kemahlı Hoca hacı İbrahim Efendi'nin cesedi filmde istiklal mahkemesi kararı ile mezarından çıkarılıp astırılmıştı,hatta film İtalya'da film festivalinde ödül almıştı.Bu ciddi finans ve organizasyon isteyen film).İbrahim Efendi'nin kızlarınca dava edildi.Ve tazminat davası kazanıldı.Nedeni;Atatürk'le kader birliği yapmış babaları hakkında anlatılan tamamı uyduruk hikaye.
Baskı: Tanrıya Karşı Söylev
Sade'nin değindiği gibi kendi kendine devinim içinde olan doğada Tanrı'nın varlığı doğaya motor takmaktan başka bir şey değildir. Bizim inancımız,ritüellerimiz,sabrımız,bağnazlığımız yalnızca bir avuç bürokrat işine yaramakta.Tanrı'nın acımasızlığı(inançlı insanların gözünden),ondan boşa beklenen adalet ve tapınma gayretine parmak basan eseri önyargısız okumanızı tavsiye ederim.Özellikle rahip ile ölmek üzere olan kişi arasındaki konuşmalar dikkate değer.
Baskı: Böl ve Yut!
Kifaya! Kerkük'ün kürtleştirilme çabasını,Musulun kaybını,Erbil'i anlatıyor.Çarşılarında kara çarçaflı barbie bebek simgeli çocuk eşyalarını... Ürdün'ü anlatıyor. Mısır'ı anlatıyor.Atatürk hayranı Abdülnasırı ve Nasır'dan sonraki IMF'li Mısır'ı... Lübnan'ı anlatıyor... Küresel güçlerin politika laboratuarını.Mahalle mahalle birbirinden ayrılmış ve birbirleriyle savaşan Beyrut'u.Kimdensiniz?8 Martçı mısın?yoksa 14 Martçı mı? (8 martçılar batı ve İsrail karşıtları-14 martçılar batıcı lübnanlılar) Suriye'yi anlatıyor.Amerika'nın terörist devlet dediği Suriye.Sırf İsrail enerji ihtiyacını karşılasın diye Musul-Hayfa boru hattını nasıl da bahane ettiğini... İran'ı anlatıyor.ABD'nin sert savaş söylemleri yanında batılı sivil toplum örgütlerinin yumuşak giriş söylemlerini... (Yumuşak giriş bir ülkenin kültürel anlamda yozlaştırılması,asimile edilmesi ki bunu 300 Spartalı filminde de görmüştük.Nasıl da savaşıyordu asil,onurlu 300 yunan askeri,barbar ve adi Pers Ordusuna karşı)(!) Rusya'yı anlatıyor.Oligarklarını,Putinli Medvedevli Rusya'yı... Amerika ve Rusya arasında kalan Abhazya'yı,Gül devrimini,7 parçaya bölünen Yugoslavya'yı,artı 2 parçaya bölünen Kosova'yı.Bir zamanlar Osmanlı'nın hakim olduğu topraklarda nasıl da düşman gözü ile bakılıyor aynı imparatorluğa.Halk kahramanları ise İskender Beg(Osmanlı'ya karşı direşçi),Çok övündükleri Gonca Boyacıoğlu namı diğer Azize Theresa... Malezya'yı,Darfur'u ve en son bankacılar cenneti,ordusu İsrailce kurulmuş,1965'den beri aynı partinin yönetimde olduğu,çanak antenin bile yasak olduğu Singapur'u anlatıyor. Ve anlatılan bir çok ülkede ortak sorunlara değiniyor.
Baskı: Mantık Al-Tayr
Bildiğiniz Simurg hikayesi ile açılışı yapar.Bir nevi vahdet-i vücut yanlısıdır fikirleri.ki Simurg hikayesi de özünde buna değinir. Kitabı okurken bir mesnevi olsun elinizde.İş bankası yayınları ile başlamışsanız kitaba arkasındaki açıklamalar yeterli olmuyor.Mahşer günü tüm diller kaybolur yalnız arapça konuşulur diyerek saçmaladığını düşünsem de genel anlamda dini içerikli bir eser.Farklı bir oluşum beklemeyiniz.Bilindik şahıslara övgü var.(Halifeler gibi) Tavsiyem rastgele elinize alıp okumaya kalkmayınız.Her kitap okunmaya değerdir.Ancak bu gibi eserler vakti geldiğinde okunmalı.
Baskı: Takunyalı Führer
Atmasyon yok, iftira yok. Kanıtları ile başbakanın ağzından dökülenler ve görmezden gelinenler,gelenler.““We further hope and pray that the brave young men and women return home with the lowest possible casualties...”Wall Street Journal’dan Tayyip’in sözleridir bunlar. Nedir anlamı? Kahraman çocuklarımızın anavatana en az kayıpla dönmesini umuyor ve dua ediyoruz.Yazar çoğu yerde yorum bile katmamış sadece olanı olduğu gibi vermiş. Ancak birileri bundan rahatsız olmuş. Biz savaşa katılmazsak daha çok ABD'li ölür ve Amerikalılar bunu hiç unutmaz Dönemin Dış işleri bakanı Yaşar Yakış’ın sözleri değil mi bunlar? Başbakan Hizbullah liderini davet etmedi mi ülkemize? Tabi Hasan Nasrallah da İsrail korkusuna gelememişti ayrı bir mevzu inanmayanlar için bknz; http://www.aksam.com.tr/2010/06/27/haber/dunya/5598/turkiye_ucak_vermeyince_gelmedi.html Ardından ; http://www.birebir.net/goster.asp?d=%23709303 ( İBDA-C nin taraf dergisi içeriğine göz atmanızı sonrada Sivas katliamı Kemalist işidir diyen ilginç şahısların görüşlerini yeniden gözden geçirmesini umut ediyorum) Birebir bir taraf dergisi yazısı için başlık ise ilgi çekici Şanlı Sivas Kıyımı. http://www.psakd.org/seriatcilarin_sivas_yorumu.html Mehmet Metiner’i anlatıyor kitap(hani RTE nin belediye başkanlığı döneminde danışmanı olan İslamcı yazar varya, Pkk’nın militan kazanma şubesi olan Hadep’in genel başkan yardımcılığında bulunmuş, pkk yayın organı Demokrasi ve 2000’de yeni gündem adlı gazetelerde yayın danışma kurulu ve köşe yazarı olan kişi) ‘İktidar olabilmek için gerekirse papaz elbisesi bile giyerim’ diyen kim idi?(inkar da etmişti ya) (ayrıca giymiştir çok da yakışmıştır orası da ayrı mevzu); http://www.hakancem.com/YAZILARIM/SIMGELER/tayyipcubbe.jpg http://www.milliyet.com.tr/2002/05/30/siyaset/siy07.html Karısının yıldırım aşkı ile tutulduk,aşk evliliği yaptık sözlerine karşı görücü usulü ile evlendik 16 yıldır evliyim ancak hiç aşık olmadım diyen başbakanı yazıyor. Necip Fazıl’ın Menderesten örtülü ödenekten aldığı payı yazıyor.Atatürk’ün sağlığında bile daha Atatürkçü olduğunu yazıyor.Ne diyor peki; İrticaya karşı kendini kale gibi tanımlıyor.Menemen olayı sonrasında Hakimiyet-i Milliye gazetesinde irticayı ‘zift ruhlu zehir’ olarak tanımlıyor.Menemen olayını lanetliyor;İrtica yatağımızın başucundaki bir bardak suya karıştırılan zehirdir… ’Ve Büyük Doğu Dergisi’nde Atatürk’ün ölmediğini bir gün mutlaka geri döneceğini yazıyor ve şunları söylüyordu; Evet lâf ve hayâl, yâhut fikir ve remz âleminde değil, doğrudan doğruya madde ve hakikât dünyasında Atatürk hayata dönecektir.… Bir gün onu, kâfuriden yontulmuş asil ve parmaklarıyla kılıcın kabzasıbı kavramış zarif ve ince edâsıyla bir masaya eğilmiş ve gök gözleriyle dünya haritasını süzmeye başlamış olarak olarak göreceğiz”. Tabi menderes hükümeti Amerika ile ilişkileri üst düzeye çıkarınca neler oluyor? ‘Amerikan politikasını korumakla mükellefiz.Amerikan siyasetini tutmak biricik yol.’diyor Fadime Şahin Müslüm Gündüz rezaletini Ergenekon yaptı diyenler ne hikmetse bu rezilliğin yaşandığı evin sahibinin vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez olduğunu görmezden geliyorlar. Ağustos 2009 yılında ABD’deki Bijan mağazası vitrinine ünlü müşterilerinin adını yazıyor.Erdoğan listede başı çekiyor.(tabi mağazadaki en düşük takım elbise fiyatı 30 bin dolar) Ama tok açın halinden anlamaz demişti değil mi RTE?Zaten hepimiz wikipedia’yı biliriz.Oradan da mal varlığı,soyu sopu,girip çıktığı dergahlar tarikatleri öğrenebiliriz; http://tr.wikipedia.org/wiki/Recep_Tayyip_Erdo%C4%9Fan suriye'yi lübnan'dan çıkardıkları gibi, bizi de kıbrıs'tan çıkartırlar. Birileri bize çık der, kuzu kuzu çıkarız Kimindi bu söz? Milli Piyango zulümdür(Hürriyet 1994) diyen başbakan ve okul arkadaşını Timurtaş hocanın oğlu Bekir Yunus Uçar yakın zamanda Spor toto teşkilatı Müdürü olmadı mı? Fahri Topçu,Türkiye Görme Engelliler Konfederasyonu Başkanı Turhan İçli,Gülnur Erengül,Alper Ateş,Sezen Baki,Sevim Tanürek bu isimleri bir arayın tarayın.Neler bulacaksınız? Basın özgürlüğünü yazmış Sayın Poyraz;’İşte tanıklar.beni Akşam’dan sen kovdurdun Tayyip Bey’ diyen Sebahattin Önkibar’ın sözlerine yer vererek. Tayyip onun için “Benim idolüm” diyordu.Aynı zamanda dünürü.(Sadık Albayrak)Ve yine bu Sadık Albayrak ne diyor bir kitabında; “…İki paralık Mustafa Kemal kuvvetinin baskısına boyun eğerek İngilizlerin, Fransızların ve sair devletlerin İstanbul’dan çekilip gitmelerini ancak Kemalistlerin idam ettiği Türk aklı kabul edebilir…” Homoseksüel haham yamağı Tuncay Güney ve Emine Şenlikoğlu arasında geçenler yazıyor. Şimdi bunların ne ilgisi var kardeşim diyeceksiniz kitapla.Hepsi kitabın içerisinde mevcut. Burada yazdıklarım sadece içerisinden bir kısımdır,küçük bir parçadır.Kitabın içerisinde daha neler var.Ancak tek bir şey yok.İftira.(Çünkü her şey kanıt ve belgeleriyle var)
Baskı: Haliç'te Yaşayan Simonlar
Kitabın ilk sayfaları otobiyografi niteliğinde.İleri kısımlarında dikkate alınması gereken kişisel görüşlere yer verilmiş.Bazı soruların cevapları bulunmakta;pkk neden şehir eylemleri yapmakta?pkk kamplarının içeriği,kamp kuralları vs Polis teşkilatı içerisindeki bilgisizlikten yakınma hali ile karışık bazı etiketçi ifadeler var.Marksistler,felsefenin temel ilkelerini okuyan insanlar teröre eğilimli,chpliler içki içerler,mhp liler mafyacı gibi. Ancaaak asıl fırtına kitabın ortasından itibaren kopuyor; Devsol,tikko,pkk eylemlerine yönelik mücadeleler, Jitem gerçeği ve Cem Ersever olayı, Atatürkçülük hakkında (s.333) önemli bilgiler, Hatta öngörüde bulunarak Öcalanın 10 yıl içinde içeriden çıkacağını ve bunun için demokratik açılıma borçlu olduğunu,demokratik açılım ne kadar başarılı olursa içeriden çıkma şansının o denli artacağını anlatmış. Sonlara doğru; Emin Arslan(emniyet içerisindeki cemaatçi,fetullahçı yapılanmayı dosyalayan polis),Mustafa Gülcü(Fetullahçı örgütlenmeye şiddetle karşı çıkan polis) neden içeri alındı? Danıştay olayını Ergenekon üzerine yıkmaya çalışan Ankara polisi diğer yandan bu olayın failinin Şeyh Salih Kurter olduğunu söyleyen İstanbul polisi, Cihaner'in usulüne uygun yürütmediği soruşturma ile çalışmalarının nasıl da çarpıtılarak,abartılarak içeri alındığı(hatırlanılırsa ismailağacılar ve fetullahçılar ile ilgili çalışmaları vardı), Tuncay Özkan'ın çelişkili ifadeleri, Ve son bombası Ahmet Şahinalp(cemaatin İmamı)nın çantasından fetullaha postalanmak üzere çıkan belgeler. Okunuz okutturunuz. Binaenaleyh Yılmaz Özdilin köşe yazısını da ardından okumak idrak yollarınızı açacaktır; http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=15911917&yazarid=249&tarih=2010-10-01
Baskı: Salome`nin Kız Kardeşleri
Bu bildiğimiz Salome değil yalnız. İncilde anlatılan yaftizci yahyanın başını isteyip dudaklarına öpücük konduran Salome. Ancak kitap bu hikayeyi anlatmıyor.İrlandalı eşcinsel yazar Oscar Wilde ın Salome yapıtının,tarihteki cesaret dolu ilginç kadınlarca uyarlanışını sergilenişini anlatmakta.Meraklısı için ilginç bir eser ancak pek de iç açıcı değil.Yine de striptiz için modern bir yazı olmuş.
Baskı: Kozmik Şifre
En zor anda Enki ortaya çıkıp Anunnaki liderlerine şaşırtıcı bir teklifte bulundu.:Gelin dedi bu işi yapabilecek bir ilkel işçi yaratalım!şaşıran tanrılar meclisi böyle yeni bir yara: tığın nasıl oluşturulabileceğini sorduğunda Enki onlara söz konusu yaratığın ‘’zaten mevcut’’ olduğunu açıkladı.:Yer yüzünde evrimleşmiş ama Anunnakilerin evrimsel aşamasına henüz ulaşmamış bir insansı mevcuttu.Tüm yapmamız gereken dedi Enki onların üzerine tanrıların işsaretini basmak;yani Anunnakilere benzemeleri için genetik yapılarıyla oynamak. Yapılan tartışma ve önerilen çözüm Kitab_ı Mukaddeste şu şekilde yankılanır : Ve Elohim dedi: ‘’Suretimizde benzeyişimize göre İnsan yapalım.’’ …Yorucu işlerden kurtulma ihtimalinin çekiciliğine kapılan tanrılar kabul ettiler… …Bu başarılı genetik bileşimi kullanarak yavaş bir –bizim klonlama dediğimiz-kopyalar çıkartma süreci başladı.Anunnaki dişilerinin doğum tanrıçaları olarak hizmet vermesini gerektiren bu üreme sürecinde bu ilkel işçi 7 erkek 7 kadın olarak 2 takım halinde klonlandı. …Klonlama yavaş bir süreçti ve yeni yaratık bir melez olduğu ve kendi başına üreyemediği için doğum tanrıçalarının hizmetini gerektirmekteydi.Böylece Enki bu süreci hızlandırmak için ikinci bir genetik mühendislik becerisi gerçekleştirdi ama bu kez kendi inisifiyatini kullanmıştı.Şimdilerde bizim X ve Y dediğimiz kromozomlarla oynayarak insan ırkının kendi başına üremesini sağladı. …Enlil öfkeden kudurdu.’’Adem’i bizden biri gibi kıldın artık üreyebiliyor bir adım daha atacak olursa yaşam ağacının meyvesine de uzanacak’’ İşte insanoğlu kendi başının çaresine bakmak üzere Aden Bahçesi’nden böyle kovuldu ama azalıp yokolacağına üreyip çoğaldı.
Baskı: Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1984)
Yılın rakamlarını tutturamadın.Sanırım veremle boğuşurken bu kadar oluyor.Sıkı bir komünizm eleştirisidir.Propaganda gibi bir silahın kullanım şekilleri ve sonuçlarına değinmiştir;Cehalet Kuvvettir,Savaş Barıştır gibi. Çeşitli gruplara girebilmek kendinizi kabullendirebilmek için inanmadığınız bir şeyin doğru olduğunu kabullenmek zorunda kalabilirsiniz. Yine de en güzel ütopta Cesur Yeni Dünya.
Baskı: Ulusların Zenginliği Cilt 1
Monte Cristo Kontu filmini hepimiz hatırlarız.Kişi hapse atıldığı sırada bir çok bilgiyi pratik ile öğrenmiş.Hatta bir tanesinde elini su damlalarının arasından hızlıca geçirmişti.Şimdi Adam Smith ile ne alaka? O şahıs bu uygulamaya başlamadan önce bu kitabı okumuştu. Hala anlayamadığım ise bunun dev gibi bir ekonomi eseri ile ne alaka olduğudur. Tamamı sermaye üzerine dayalı kapitalist bir düzeni anlatır.Öyle arz talep eğrileri ile kitabın içinden de çıkılmıyor.Sanırım en uzun süreli elimde kalan eser bu oldu.Dilini tarif etmeme gerek bile yok.Bunu A. Smith'in küçük yaşta çingeneler tarafından kaçırılmasına bağlıyorum. Serbest ticaret,liberal ekonomi ve devlet müdahalesinin sıfıra indirilmesini savunduğu eser merkantilizm karşıtıdır.Görünmez el,paranın ortaya çıkışı ve kullanılışı,rant,ticaret anlaşmaları,sömürgeler,kamu borçları ve bilumum teoriler...! Yine de inadına Keynes.
Baskı: Sadece Başbakan Okusun
Olması gereken 107 projeden bahseden eleştiri yerine değer katmayı örnekleyen bir paylaşım. Meğer ülkeyi deliler yönetmiş.Bi dondurma parası be abi!
Baskı: Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır
Kitaptan öğrendiğim tek şey İbrahim Tatlıses'in şarkıcılığa inşaat işçisi olarak başlamadığı bilakis babasının Urfa'da orta halli bir aile çocuğu olarak dünyaya geldiğidir. Şimdi ne farkın var ki diğer KGK'lerden? Sevin birbirinizi,aşk dolun,dürüst olun,önemseyin,savaşmayın sevişin,blah blah blah...! So what?
Baskı: Satranç
Meğer Hitler nelere kadirmiş.Öyle ki gerçekte de yazar üzerinde derin acılar bırakmış.Karısı ile intihar etmesine neden olmuştur.Zaten naziler de Stephan Zweig'i sevmezdi.(naziler hangi yahudiyi sevmiştir ki).Filhakika eseri gerek dili gerek sadeliği ile okunmaya değer.
Baskı: Melekler Erkek Olur
Beyni ile libido oranının doğru oranda artması daha doğrusu öyle olduğunu sanması başkahramanı olduğundan daha sefil göstermiş.Sizin empati yeteneğiniz yok sorun bu Murat Bey diyorum.Zira olsa da nöronları iki bacak arası işleyen birinden de empati beklenemez.Hala kendini aklamaya çalışıyorsun.Kırk yaş üstü bir adam,o yaşa gelene dek fedakarlıkta zirve yapmış çocuklarının anası... Evlenme o zaman kardeşim.Evlenirken idrak edemiyor musun bir gün kadın kırışacak,peşinden seni toplarken kendini hırpalayacak sonra karşına üç kuruşluk karakter çıkacak sende kendini aklamaya çalışacaksın.Kabul et işte sen adi adamın birisin. Velhasıl kesinlikle okuyunuz.Üslup konusunda üzerine tanımadığım bir deneyim oldu.Ve okuyucuya ciddi bir sinir bunalımı yaşatır.
Baskı: Saldırı
Bir doktor... Günün birinde eşinin cesedini teşhis etmek zorunda kalır.İntihar eylemcisi bilhassa eşidir.Aklında dönen cevapsız sorular;bu hale nasıl gelindi,nasıl fakedilemedi,neden kimdi? vs... Hangi pencereden bakılması gerektiğini anlayamazsınız.Bu durumlarda hep madalyonun diğer yüzü vardır.Evet patlayıcıları bağlayıp masum insanların ortasına dalarak hayatlara mal olmak kimseye barış getirmez.Peki insanların o duruma nasıl gelebildiği?Kim hayatından vazgeçerek buna razı gelebilir ki? Kitabın sonlarına doğru bu ruh haline yer veriyor.Gerekçelerini sıralayabiliyor.Onurlu bir yaşam.Tek neden bu aslında.
Baskı: İşte İnsan
Ecce Homo (işte insan); Pilatus'un İsa'yı göstererek sarfetmiş olduğu cümle.Bu sözü hep insanın acizliğini göstermek maksadı ile söylediğini düşünmüşümdür. Şimdi Azra Ehat ile ne alaka! Yaşanmış,yaşanacak ne varsa -insana dair- bunu bizlere değişik bakış açıları ile sunmuş.Mitoloji ile bağdaştırmış,Adem ve Havva'dan bahsetmiş,uzmanı olduğu kelime kökleri ve akıcı bir anlatım ile resmen gözümüze sokmaya çalışmıştır.Ama hep bize dair,hep bize ait.
Baskı: Kazanan Yalnızdır
Olağan Paulo anlatımının dışına çıkmakla kalmamış bildiğiniz Agatha Christie romanlarına benzemiş.Hani kötüler kaybederdi?İyiki sonunda İgor'u peygamber ilan etmedi. Bu sefer suçlu yok suç yok gibi bir seyir izleyen roman bilindik üslup ile anlatılmış. Tavsiyem;okuyun ancak asla üçlemenin peşine okumayın.
Baskı: İtiraflarım
Okurken evet işte benim derdimin dermanı bu eserdir dediğim ancak ardından kafamın daha çok karışmasına neden olan eser.Özellikle yaşamı tarif için kullandığı uçurum kenarından sarkma hali anlatımının altın vuruşuydu.Yaşam bundan daha güzel tarif edilemezdi. Ancak şunu anlıyorum ki kendisi Hz. Süleyman ve Schopenhauer düşkünüdür.
Baskı: On Bir Dakika
Brezilya'dan kalkıp İsviçre'ye gelen,büyük umutlar peşinde koşan ;ancak sonunda hayalkırıklığına uğrayan bir kadının hikayesi.Kitabın dilini ve üslübunu anlatmaya lüzum yok.Bilindik Coelho anlatımı.Diğer kitaplarındaki gibi altı çizilesi sözcükler azınlıkta.Hatta çok büyük bir hevesle başlamama neden olan kitabın giriş kısmına aldanmayınız; birinci ve sonuncu olduğum için hem kutsanan hem aşağılanan benim fahişe ve azizeyim bir erkeğin eşiyim ve bakireyim anneyim ve kızım annemin kollarıyım kısırım ve cocuklarım sayısız evliyim ve bekarım dünyaya getirdim ve hiç doğurmadım dogum sancilarinin ilaciyim hem karıyım hem koca ve beni erkeğim yarattı babamın annesiyim kocamın kız kardeşiyim ve o da benim dölümdür bana hep saygı gösterin çünkü ben, hem kepazeyim hem muhteşem Cesaret gerektiren bir konuyu derinlemesine işlediği için ilginç ancak hayal kırıklığı da yaratmadı değil.Kısaca her şey 11 dakikadan ibaretmiş.
Baskı: Türkan - Tek ve Tek Başına
Mükemmel bir anı-roman. Türkan Saylan ve bilinmeyen yönleri hakkında bilgi sahibi oluyorsunuz aynı zamanda gıpta ile bakmanıza neden oluyor.Çocukluğundan,gençliğine,kariyer yaşamından,özel hayatına,son zamanlarda yaşadığı saygısızlığa dek hepsini bu romanda bulabilirsiniz.
Baskı: Kemalizm ve Din
1997 basımı olan bir eseri okurken o günden bugüne hiçbir şeyin değişmediğini görmek ne acı.Dindar ve dinci arasındaki farkı tümlemeden dönem koşullarını gerek istatistiksel gerek önemsenmesi gereken anektodlarla anlatması,Cumhuriyet Gazetesi,Abece Dergisi,Kemalist Ülkü,Çağdaş Ekin Dergisi yazılarının bir arada olması,kısa ama öz olan kitabı değerli kılmış. 'Efendiler ve ey ulus,iyi biliniz ki,Türkiye Cumhuriyeti asla şeyhler,dervişler,tarikat öğrencileri ve kapılananlar ülkesi olamaz.(...)En doğru,en gerçek tarikat,uygarlık tarikatıdır.(...)her sarıklı adam sanılmamalıdır.Adamlık sarıkla cübbe ile değil,akılla,fikirle olur!.'
Baskı: Kuyucaklı Yusuf
Normal bir insanda tramva yaratması gereken olaylar karşısında fütursuzca hadiseleri benimseyen Yusuf'un hikayesidir. Yalnız bana absürt gelen mevzu ailesinin ölümünden sonra sığındığı evin kızına aşık olması.Yine de Muazzez'in Yusuf'a veya Yusuf'un Muazzez'e karşı hislerini okurken mest olmuştum.Bazı şeyler bu kadar güzel olabilir mi diye düşündürüyor. Yaban'ın çalıntısı söylemini haketmeyen eser.Ancak okurken de aklıma Camus'un Yabancı'sı gelmedi değil.
Baskı: Bin Muhteşem Güneş
Kadın olmak? Kimine göre şans kimine göre lütuf.... Ancak Afganistan'da kadın olmak! Burka içerisinde,özgürlükten yoksun,silik bir yaşama sahip olmak. Erkek egosunun dini değerleri kafasına göre yorumlayarak zirve yaptığı savaş içinde bir ülke. Bin Muhteşem Güneş bize bunu 'kısmen' de olsa gösteriyor.Yazar sade bir anlatım ve kültürel öğelerle taçlandırarak başarılı bir anlatım sergilemiş.Her ne kadar sonlara doğru yine yapacağını yapan yazar Amerika'yı demokrasi bekçisi(!) ilan etse de,bu esere gölge düşürmemiş. Okurken öfkelenebilir,şaşırabilir,gülümseleyebiilir hatta ağlayabilirsiniz de.